(navigation image)
Home American Libraries | Canadian Libraries | Universal Library | Community Texts | Project Gutenberg | Children's Library | Biodiversity Heritage Library | Additional Collections
Search: Advanced Search
Anonymous User (login or join us)
Upload
See other formats

Full text of "internet yazilari 2010"

YAZILARIM 




ihramcizade 

Haci ismail Hakki 

ALTUNTA§ 



ISBN: 

ismailhakkialtuntas@gmail.com 
http://ismailhakkialtuntas.com 

Dizgi : H. ismail Hakki Altuntas 

Kapak : 

Baski- Cilt : 

2011 



x / / / / 

internetteki sitemiz http://ismailhakkialtuntas.com/ da 2009-2010 yilannda 
okuyuculanmizla paylastigim yazilan bu kitapta topladim. Yazilarda sira gozetilmedi. Degisik 
konular pes pese yazildi. Bu sekilde okuyan acisindan fazla sikinti olusturmayacagi dusunuldu. 
Tevfik ve inayet Allah Teala'dandir. 

ihramcizade 

ismail Hakki ALTUNTA§ 

Esenler/istanbul 



GERCEK-GERCEKLIK 

Gergek ve gergekligin ne oldugu sorusu, tarih boyunca insanm kafasini en gok kurcalayan 
konulardan biri olmustur. Gergeklik uzerinde ilkgaglardan beri gok tarti§ilmi§ ve felsefenin ana 
sorunlanndan olmus ve gok sayida ve farkh yorum yapilmistir. 

En genel tarifiyle gergek, somut bir sekilde var olandir. Bu somut olarak var olus; insanm 
bilincinden, olaylan ve nesneleri algilayi§mdan bagimsizdir. Bununla birlikte insan, ya§adigi ve 
algiladigi kadanyla yetinmez ve "gergek" olani bulmaya gahsir. 

Gergeklik ise, gergek olarak var olan §eylerin ashm ifade etmektedir. insanm ulasmaya 
gahstigi sey, esasen tek bir "gergek" olgu ya da nesneden ote, bunlann ash yani "gergeklik"t\r. 
Gergegin "ne oldugu" nu agiklamaya gahsan dusunurler, oncelikle gergege "nasil ulasilacagi" 
sorusunu cevaplamaya gahsmislardir. insanlar, yasadiklan olaylan, dunya ve diger insanlar 
hakkmdaki bilgi ve goruslerini baskalanna aktarmak ister. Gergek/gergekligin bulunmasinda 
sorunlar giderilmesinde "inang" mefhumu devreye girerek "olan/olmayan" nin sininni kendi 
tayin ederek birinin gergegini batil, kendi batihni gergek gorur. Bu boylece devam eder gider. 
Bu gergek bilgisi de gelecegi etkileyen faktor olur. Bazilannin gergek kabul ettigi bir zaman 
sonra gergekligini kaybedince gegmis gokuse ugrar. Gegmisi goken gelecekte artik ayakta 
duramaz. 

[islam idealizmi, Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin Mekke'de yasadigi, 
hicretten evvelki yillar esnasinda inen ayetlerin meali iginde gelisti. islam ruhu bu devrede 
dogmustur. 

Hayatin pratik icaplan ile mukemmel dunya adami olmak arzusu iginde dogan muvaffak 
olmus bir gergekgiligin (realizm), sonraki yuzyillarda islam ruhunu hareketten durdurup 
menfaat ve muvaffakiyetlere tabi kildigini goruyoruz, islam aleminin igten yikihsi, boyle bir 
realizmin eseri olmustur.] 1 

Bir donem yukselmenin sebebi olan gergeklik baska bir donem yikilmada etken olmasi 
kinlmanin olmasidir. Mesela haricilerin Allah nzasi anlayisi ile Hz. AN kerreme'llahu vechenin 
Allah nza anlayisindaki gergeklik karsi karsiya gelmistir. Gergek ile gergeklik bir uyusum iginde 
olmayinca kopmalar ve sonugta yikilmalar olur. 

Sonugta bilginin gergek agisindan onemsiz olmasidir. Onemli olan ruhun gegmisten alarak 
gelecege olan yaptinm gucudur. ^unku Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme Kafirun 
suresinde "Sizin dininiz size, benim dinim banadir." 2 emredilmesi bu sebepledir. 

Gergekligin gegmisteki gergegin temeline bagimh olusu ile gelecek kendini gosterir. Bu ise 
gelecege yonelik tahminin isabetli karanna es degerdir. Bu ise iyi ve kotu olmaktan kurtulamaz. 
Bu nedenle katigina haram ve kotuluk kanstiranin bilgisi gelecekte de gergegi bulma ve isabet 
etme durumu olumsuzdur. 

Dusuncesizce yapilan her hareketin bedeli odenmesi mecbur olan borg olur. Bu borg Allah 
Teala ve kul katinda muhakkak tahsil edilecektir. 

Gegmisini (su an gegti) guzellestiren igin gelecegin gulistan olacagini kim inkar edebilir. 



^OPCU Nurettin, Yarmki Tiirkiye; Hzl: Ezel Erverdi-lsmail Kara, ist. 1999, s. 232s. 232 



Kafirun, 6 



ILMI CALI$MALARA ENGEL OLANLARA ITHAFEN 

[ilmin ne kadar degerli oldugunu ve neticesinin kutsalhgini anlamak icin §eyh-i Ekber 
MuhyiddTn Arab! kaddese'llahu sirrahu'l azTzin aciklamasini bu konuda hatirlamak gerekir. 
§6yle ki; 

Cenab-i §eyh-i Ekber kaddese'llahu sirrahu'l-aziz 

"ruh" u Cenab-i Musa aleyhisselama; 

"iblts" i de Fir'avun'a 

"ilm" i de "derya"ya tesbih buyurmustur. Nitekim Firavun askerleriyle Musa aleyhisselami 
Kizildeniz'i sahiline kadar takip etmis ve Cenab-i Musa aleyhisselam asasi ile denize vurup 
kendisine bir yol acilmakla o yola girerek karsi tarafa gecmis ve Fir'avun dahi onu takTben bu 
yola girmis ise de deniz kavusup helak olmustur. Ruh dahi ibITs'in tecavuzu halinde deryayi 
ilimden acilacak bir yola suluk etmesi gerekir. Zira "ilim" riyaset ve kendini begenme 
vereceginden ve Ademoglu'nun helaki riyaset ve kendini begenme sebepleriyle vaki' 
oldugundan seytan Ademoglu'nun ilim tarafina meylini pek ziyade arzu eder ve onu riyaset ve 
ucub sebepleriyle helake dusurmek ister. 

Binaenaleyh sen ilim sahiline gelip acilan tarTka girince dusman dahi arkandan gelir. Taki ilim 
denizinin ortasina gelir, deniz onun uzerine kavusup sesinin dahi cikmasina meydan vermeden 
kolayhkla gark ve helak eder. Ve iste bu hakikate binaen ulemanin bazilan 

"ilmi, Allah'm gayri igin talep ettik; ilim kacindi ve bizi ancak Allah Teala'ya reddeyledi" 
dedi. Yani biz ilmi riyasete nail olmak ve insanlara karsi bu sayede gelir ve dunya refahina vasil 
olmak icin istedik; ilim tahsil ettikce bu maksat bizden cekildi. ilim bizi Allah Teala'nin gayri olan 
bu maksada ulasmaya mani oldu. Nihayet bizim elimizden tutup asil yaratihs maksadi olan 
marifetullaha sevk eyledi. 

ibITs Ademoglunu ilme tesvik edip, onu o ilim sahasinda sasirtmak igin arkasindan gelir. 
Fakat ilmin hassasi neticede insani marifetullaha sevk oldugundan ibITs sasirtma niyetini ifa 
edemez. §erri murat ettigi halde neticede hayir zuhur eder. Nitekim Firavun, Musa 
aleyhisselamm pesinden deryaya dahil oldu ve derya kavusup kendisi helak oldu. Eger derya 
kavusmayip Hz. Musa aleyhisselama yetise idi, onunla harp edecekti... 

Eger dusmanin sana: "ilme falls, ta ki zamanimn insanlan uzerinde yijkselesin! 
Hiikumdarlar senin onijnde egilsinler ve halk sana muhtac bulunsunlar!" derse, sakin bu emr- 
i seytanTdir deyip ilim tahsilinden vazgecme ve cok calls. Zira dusmanin olan ibITs "senin 
hevamn ferahi ve sevinci, ancak senin amelsiz amelin iledir. ilim ise ameli olmayan bir 
ameldir. Yani sen ilim tahsili ile mesgul oldugun vakit, baska turlu amel ile mesgul olmaya 
vaktin miisait olmaz. ButiJn vakitlerini ilim isgal eder. Dusmanlarm seni baska amelden 
ahkoyduklan icin sevinirler." Demeye devam eder. 

Halbuki o zavalhlar bilmezler ki, ilim kendi hakikatinin verdigi seyin gayrinden uzaklastinr. 
Yani ilim oyle bir seydir ki, yukanda izah olundugu uzere neticede marifetullaha ulastinr. Onun 
hakikatinin verdigi sey ancak budur. 

ibITs'in hakikati cehalet ile sasirtmak istemesidir. Halbuki ilmin hakikati dalalete degil, 
hidayete sevk ettigini ibITs dahi bilememektedir. Cunku ibITs'in batinT gozu kordur, hakikate 
nazar edemez. O yalniz zahir gozu vardir. "§eytanm bir gozij kordur" denilmesi bu nedenledir. 
ibITs'in hakikati gormemesinin delillerinden biri de Adem aleyhisselama secde ile emr 
olundukda "Ben Adem'den hayirhyim. Qunkij beni latif olan atesten ve onu koyu ve yogun 



Internet Yazilan 7 



olan topraktan yarattin" deyip ona secdeden kacinmistir. ibITs bu sozunu ilme dayandigini 
zannetti. Halbuki Allah Teala melaikeye secdeyi emir buyurmus ve ibITs dahi melaike arasinda 
bu hitabi duymus idi. HalTfe ise yerine halife koyan ile aynidir. Buna gore muteber olan sey, 
halTfetullah olan Adem aleyhisselamin zahiri degil, batinidir. Melaikenin Adem'e secde ile 
mukellef olmasi, onun hakikatine nazarandir. BatinT gozu kor olan ibITs Adem'in hakikatini 
goremedigi icin, Allah Teala'nin emrine muhalefetle kulluk yolunda uzerinde yuruyemedi. Kibri 
buna da mani' oldu. Fakat Adem aleyhisselam tastan ve topraktan bina olunan Ka'be'ye 
secde ile emr olundugu vakit bu, gayrullaha secde olmakla, caiz degildir, demedi. Kulluk yolu 
uzerinde yiiruyerek Ka'be'ye secde etti. Ve 

"Beni haltfe olarak yarattin; ve sifat-i semaniyye-i ilahiyyenin mazhan kildm. Cansiz 
maddeden ibaret olan Ka'be'nin ash ile benim ashm arasinda fark vardir. Ben ustiiniim o 
basittir. Nicin ona secde edeyim" diyerek serkeslik etmedi. Zira Adem bilir ki, Hak Teala 
hazretleri HakTm'dir. Onun emrine karsi kiyas edepsizliktir. Ubudiyyet kulluk ancak emre 
uymaktir. 

ibITs'in yukandan beri izah olunan hali hep sirf cehalettir, ilim degildir. O ise onun ilim 
oldugunu dusunup hayal etti de, ben Adem'i ilim ile kandirdim zannetti. Bu sebeple 
ademoglunu ilme tesvik eyledi. Halbuki bilmez ki, eger ademoglu ilminde yukselirse, bu ilim 
onun aybini ve cehaletini aciga cikanr. Neticede Ademoglu, dalalete dusmek soyle dursun, 
belki hidayet bulur. 3 

Hz. AN Kerremallahu veche de soyle buyuruyor: "Alim olan kisi geceyi ibadetle gecirip 
uyumayan, giindiiz oruclu ve Allah Teala yolunda cihad edenlerden daha iistiindiir. Bir alim 
olunce islam'da oyle bir gedik acihr ki, onun yerini onun gibi bir alimden baskasi 
dolduramaz." 

Bazi alimler de soyle demislerdir: "Bir alim oldiigii zaman onun icin denizdeki bahklar ve 
havadaki kuslar bile aglar. Bir alim, her ne kadar kendisi bu alemden gayb olsa da yasiyormus 
gibi onun sam daima anihr." 4 ] 

Bu yazilanlardan benim anladigim ilme ve ogretime engel olan, yardim etmeyen kisiler 
seytanin arkadaslan oldugudur. Elinde imkanlan varken, farz edelim bir kitapci, bir 
kutuphaneci, vb. her kimse eger bir insanin ilmT cahsmasina yardim etmeyip sadece dunya 
nimetleri karsihginda yardim ve yaltakhk ediyorsa seytanin kardesleri olmaktan kendini 
kurtarabilir mi? Zengin ogrenciye zekat verebilecegini kabul eden islam dinimizin engelleyiciler 
hakkindaki yorumunu dile getirmek hie istemiyorum. Bu nedenle elinde imkani ve firsati 
bulunup ilmT cahsma yapanlar velev ki bu dunya nimeti icin olsun, onlara yardim etmeyenler 
icin kiyamet gununde Allah Teala'nin buyuk bir azapla muamele edecegine kesin gozuyle 
bakabiliriz. Allah Teala 

"Miiminlerin hepsinin toptan sefere cikmalan dogru degildir. Onlarm her kesiminde bir 
gurup dinde (dint ilimlerde) genis bilgi elde etmek ve kavimleri (savastan) donduklerinde 
onlari ikaz etmek icin geride kalmahdir. Umulur ki sakmirlar." 5 Buyururken cihadin yaninda 
ilmin ne kadar gerekli oldugunu acikca beyan etmistir. 

Dusunun bir kere muhterem bir kisi senelerce kendi gayretleriyle bircok eser toplamis. Daha 



KONUK, Ahmed Avni ,"et-Tedb?ratu'l-ilahiyye fi Islahi Memleketi'l-insaniyye" Terciime ve §erhi, hzl: 
Mustafa TAHRALI, ist. 1992, s. 319-324 

imam Burhaniiddin Ez-ZernucT, Ta'lim ve Muteallim, trc.Y. Vehbi Yavuz, ist, 1993 s.40 
5 Tevbe,122 



8 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



sonra bir kutuphaneye bunlan vakfetmi§tir. Bu ki§i topladigi eserleri vakfederken insanlann 
eserlere ula§masini dilemi§tir. Fakat oyle ki§iler bu eserlerin ba§ina gelmi§ oturmu§ ki, iginde ne 
bir kuru§u, bir gayreti de vardir. Birde bunlan para kar§ihgi ancak kullandinrim demekteymi§! 
Vahim durumu du§unun. 

Sonug olarak aglamasi sizlamasi gok olan milletimizin onunde engel olanlar hakkinda 
Rabbime niyaz ediyorum ki; 

"Ey Allah Teala'm milletimizin cahil kalmamasi igin ne gerekiyorsa acilen yiice 
kudretinden niyaz ediyorum. Biliyorum ki Senin ilk Emrin "OKU" dur. Emrine isyan edenler 
hakkinda yaptigim duami kabul edecegine inamyor ve Zat'ma guveniyorum." 



ALLAH TEALA'NIN EMRETTIGi VE ISTEDIGi §EYLER 

"Eger yerde ve gokte Allah'tan baska tannlar bulunsaydi, yer ve gok, (bunlarm nizami) 
kesinlikle bozulup gitmisti. Demek ki Ars'm Rabbi olan Allah, onlarm yakistirdiklan 
sifatlardan munezzehtir." (Enbiya,22) 

Unutmayahm ki, Allah Teala kullanna idarelerini birakirken basibosluk icerisinde terk 
etmemistir. £unku ayetin isaret ettigi mana bunu gostermektedir. Ayette zahiren ilahlann 
coklugundan bahsedilirken hakikatte ilahhk yansinda olanlar ve yalniz insan oldugunu 
hatirlatmak durumundayiz. Bu mevzuya isaretle, "Sultan Allah Teala'nin yeryuzunde 
golgesidir" sozu bunu teyit eder. 

insanlar, istekler camurunun kurumus seklidir. Ne zaman bir sulu ortama kavusursa icinde 
bir hareketlenme olusur. Bu hareketlenme onun canhhgi olurken biryandan fitnesi olmaktadir. 

"Canhlan sudan yarattik" (Enbiya, 30) 

Eger bu canlanmada bir dengesizlik olma ihtimali "Yeryiiziine, insanlar sarsilmasm diye 
sabit daglar yerlestirdik" (Enbiya, 31) engellenmis olur. 

Bu, Allah Teala'nin kullarmi kullanndan muhafaza etmesi olmasaydi yeryuzu fesada ugrardi, 
manasina yonelir. Dusunun bir kere; insanT istekleri birakin, eger kullann her duasi kabul 
olsaydi, yeryuzunde fesat cikar, kabul eden Allah Teala'da zulmedenlerden olmus olurdu. 
^unku kullar bir seyi isterken "an"ina gore ister. Gelecegi hakikatiyle gormek bir kul igin 
mumkun degildir. "Allah Teala ise her seyi hakkiyla bilen ve gorendir." 

Bizim dusuncemizde Allah Teala'nin emrettiginden gok istedigini bilmek gerekir. 
isteklerimizin O'nun nzasina uygun olup olmadigini bilemek isteyen igin tek faktor "\g\n disa 
uyumu"dur. 

ig=ruh, dis=nefs; 

Bir istek sonugta seytanT ve nefsanT bir emele baglaniyorsa, Allah Teala'nin nzasi olmaz. 
Dusunun ki, temelinde gamurlasmaya donusen bir duygu ancak batakhk zemini olusturur. 

insan hayati oyundan ibarettir. Oyun, oyun kuranin kontrolunde olsa da, her oyunun 
igindeki hedef, bir hile ve heva ile sekteye ugrar. Silsileler igindeki olaylann hesabi ihtimal uzere 
olusturmaktan gok, saglam bir kistasa sahip olmasi daha gergekgi bir duygudur. Saglam 
kistaslar ancak Allah Teala'nin murat ettigi sonuclan dogurur. 

Allah Teala ne dilemisse, o dogrudur. Bunun disindakiler sadece hevesler sinifindan olan 
islerdir. "Sonra yine vay sana! Vay sana. insan samr mi ki, basibos birakilacaktir?" (Kiyame, 
35-36) 

Sonuc olarak insan istemek ile her muradina kavusamaz. Sadece Allah Teala murat ettigi 
vardir. Bazi insanlar yeryuzunde felaketlere sebep olup, kafalanna gore hareket edeceklerini 
saniyorlarsa bilsinler ki, mulkun sahibi "Kahhar" olan Allah Teala'nindir. insan ise mulkun iginde 
"adi anilmayacak" kadar zayif bir varhktir. Hak ve hukuk icinde yasamayi bilmek icin gayret 
gosterelim. isyan etmek, gelisiguzel hareket etmek yalnizca elem getirir. Bir de nesillerimizi 
ipotek altina alan hatalar ise ne korkunc emellerdir. Kardeslerin kardesge kurdugu duzende 
fitne tohumu ekenin samimiyetinden suphe edilir. Mahcup olacagimiz hatalardan siginmah, 
ailemizin huzuru igin elimizden geleni yapmahyiz. Yarm kiyamette kirli camasirlar ortaya 
serildiginde kor olmak tek caremiz olmasin. 

"Allah Teala kolay ve guzel olam sever" 

GUNUNSOZU 



10 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



"Yureklerin fethedilmedigi yerde duygular ve dusunceler ancak fitne unsurudur. Allah 
Teala'nin mulkunde sinirlanmiza tecavuz ederek ancak huzurumuzu kacinnz. Akilh insan 
gelecegi gorenden cok gecmijini cok iyi bilen kijidir. Gecmi? kesin, gelecek ihtimaldir. Gecmi§te 
olmayani talep etmek gelecekte de olmayacak §eyi istemektir. isyan edenin cennet istemesi 
abestir. isyan gecmiste nasil cehennem ise gelecekte de cehennemdir.Cehennemin yakiti ise 
taslar ve insanlardir.Allah Teala'ya sigininz." 



BiLiN£ALTINA ETKI EDENLER (SUBLIMINAL) 

insan, gelisen bir varhktir. Bu geli§imi, hem maddT hem manevT olarak gerceklesir. Ancak bu 
surec, her insanda farkhhk gosterir. Bunu genetik yapisi, hayati, ic ve dis etkenlere maruz 
kalarak olusturur. Bu etkenleri cevre, kulturel ve ictimaT etkilesimler, kultur yapisi ile ilgi alanlar 
gibi durumlarla da beslenerekgelismeye devam eder. 

insanin bilinci dahilinde gerceklesen her cesit unusuru farklanyla birlikte algilarken; 
bilingaltinda gerceklesen hususlan cogunlukla kontrol edememektedir. Bu sebepten dolayi, 
bilincaltini yonetmek de, standartlara sigdirmak pek mumkun olamamaktadir. Mesela, reklam 
dunyasi basta olmak uzere hedef kitle hakkinda ulasilmasi gereken hedefe kavusmak icin 
gizlenen bir mesajin bilincalti ile karsilanmasinin onune gecilmesi icin yapilmasi icin gerekli 
tedbirler hakkinda fazla bilgi bulunmamaktadir. 

Subliminal Mesaj 

Mesajin elestirel bilincli zihnin filtresine takilmadan, dogrudan bilincalti tarafmdan 
algilanmasidir. 

Belli belirsiz algilamayi (subliminal, gizli sekil/imge) "bir kimsenin, uzakhk ya da isik 
yetersizligi nedeniyle bir nesneyi tarn olarak degil hayal meyal fark etmesi". (Larousse 
sozlugu) 

Beynimiz gun boyu sayisiz seyler algilar, cogunu da bilingsizce kaydeder. Mesela; araba 
kullanirken gevremizde gorduklerimizin pek azini bilingli olarak goruruz, gerisi hep bilingdisi 
kayitlardir. isaretginin isaretini bilingdisi algilar, bilingli algilamadan sonra hareketi 
gergeklestiririz. Neticede aliskanhklarimizin ve inanglanmizin kayith oldugu bilingalti zihnimiz, 
davranislanmizi, segimlerimizi ve kaderimizi hayatimiz boyunca etkiler, durur. 

Subliminal mesaj yuzde yuz guvenlidir, insana zarar verebilecek her turlu mesaj otomatik 
olarak bilinga Iti tarafmdan reddedilir, denilse de insanlann bir turlu mesajlardan bir sekilde 
zarar gordugu kesindir. Belki her canhnin biling katmanlan tabiati geregi kendini korumaya 
yonelik olarak programlanmis olsa da gizli etkisi olan bu psikolojik etkilenme durumundan 
kurtulmasi gereklidir. Surekli tekrarlanan bir mesaj ahskanhk yapmaktadir. insanin zayif 
kaldigi yonlerin uyanlmasi ile duygu ve fiiller gizli mesaj karsisinda refleksle hareket ederek 
otekinin istenilen hedefine dogru hareket eder. 

Kapitalist sistemin fikir babalanndan Freud'un ana fikri olan cinselligi, insan hayatinin butun 
alanlannda, yiyecek, igecek, giyecek, vb. seylerde dolayh olaraktan kullanilmak istenilmesi 
tuketim ekonomisinin temel faktorlerinden olmasiyla, bir yiyecek firmasi urunun etkili imaji 
yakalamasi icin cinselligi ima ederken olusacak etkisindeki gizli mesajin guvenilirligi nasil 
olculebilir. 

Mesela, bir filimin hangi mesaja kilitlendigini; bir partinin secim oncesi bir sarkiyi surekli 
dinletirken altinda subliminal mesaj kullanmadigini nasil takdir edebiliriz. Bu gizli mesajin 
icerigini daha sonradan toplumun yargisinda yeni olusmus yargi cumlelerini tespit etmek 
zaman alsa da, bu gizli mesajin bir isareti olmaktadir. 

Bizim burada asil anlatmak istedigimiz, bu mesaj yagmuru altinda nasil korunacagimiz 
olmaktadir. Dinimizin bize ongordugu temel esaslardan biri nifak alameti olan hususlardan uzak 
durmaktir. Bunun basmda "oldugun gibi goriin, gorundugun gibi ol" emri ile munafikhgi kesin 
dille yasaklamasidir. Munafik, kafir olan kisiden daha kotu olup en buyuk manevi cezayi 
gorendir. ^unku aldatma ve hilesi ile insanlan yanhsa sevk etmektedir. 

Nasil korunacagiz? 



12 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Bahsedilen gizli mesajlar karsisinda insani koruyacak bir faktor vardir. da inanci geregi 
olusan ibadetler zinciridir. ibadetler, taabbudi 6 olmasi ile direk bilincaltini uyanci olmaktadir. 
insanin algilama duzeyindeki "Bilinf oncesi", "Bilinf" ve "Bilinfalti" siralamasinda en 
korunaksiz kisim olan "Bilinfalti" ancak akhn sininnda olmayan taabbudi ibadetle 
korunabilmektedir. Bu nedenle Allah Teala kullanna kendisine higbir faydasi dokunmayan 
ibadet emrini verirken, bahsedilen etkinin en az seviyeye inmesini ve yok olmasini murat 
etmistir. Surekli fahsan veya muzik dinleyen bir kisinin algismda etki yapacak subliminal 
mesaj sayisi ve zamam bir namaz vakti ile kesildiginde, beynin temizleme islemi igin ezberden 
okuyacagi bir ayet bilgisayara atilan format etkisi gibi beyine etki eder. Bunu fark etmek isteyen 
kisiler bunu su sekilde deneyebilirler. Namaz igin kalkildiginda ahnan abdest ve namazin fiili 
hareketleri ile degisik bir ortama dahil olup donuldugunde kahnan yerden baslamak yerine 
sifirdan basladigi bir nokta igerisinde oldugunu gorur. Aynca namaz ibadetinde gozun agik 
tutulmasi sebeplerinden biride algilanmis goruntulerin silinme hareketlerinden baska bir sey 
degildir. Allah Teala buyurdu ki; 

"Sana vahyedilen kitabi okuyup teblig et, namazi hakkiyla ifa et! 

Muhakkak ki namaz, insani, ahlak disi davranislardan, mesru olmayan islerden uzak tutar. 
Allah'i namazla anmak, elbette en biiyiik fazilettir. Allah butiin islediklerinizi bilir." 7 

Buna gore namaz etkilenen insani etki alanindan gikanr demektir. Bu sonugla ibadet 
etmeyeninde bir etki igerisinde oldugunu soylemeden de gegemeyiz. 

Tasavvufun, halvet, zikirgibi unsurlan ise ileri seviyede bilingaltina mudahale eden unsurlar 
oldugundan herkese tavsiye edilen bir husus degildir. 

Allah Teala'm senin gergekten ilah olduguna bir daha iman ettim. 



TaabbiidT : "ibadete ait olup emrolundugu igin yapilan. Sebeb ve illeti sadece emir olan, akhn 



muhakemesine bagli olmayan. ibadete ait ve muteallik. 
7 (Ankebut, 45) 



INSAN GERCEKTEN DE , "KUL" OLAMADI! 

insan, dogumundan olumune kadar, hep mutlu olma, hayalindeki isteklerine hep kavusma 
arzusu icerisindedir. Bu istek, insanin hayatinin amaci ve anlamidir. Bu yuzden o, daima 
kendine bu zevki ya§atacak §eyleri arar durur. 

Zamanimizda teknolojinin ve bilimin hizla ilerlemesiyle birlikte insanlann mutlulugunun da 
artacagi dusunulmiJstur. Oysaki teknolojinin ilerlemesi insanin mutlu olmasina vesile olamamis, 
aksine sikintinin, stresin artmasina neden olmustur. Bu ortam icerisinde insan kendisini mutlu 
edecek her yontemi kullanmaya cahsmistir. Bu nedenle kisileri mutluluga goturecek cesitli 
formuller uretilmeye cahsilmis ve bu formullerle ilgili yontemler ve kitaplar turn dunya 
uzerinde ragbet gormustur. 8 

insanin kavusacagi son yetenek de bile, onun bazi seyleri asmaya gucunun yetemeyecegini 
anlamasi noktasina vanldiginda, degisim korkusu icinde yeise dusmus olusu, her kavusulan 
yeni seyin, asil kavusulmak istenilen olmadigini fark etmesiyle, yeni bir derde dusmesidir. 
Olumun bile kendisine aci veren durumundan kurtulmaya cahsirken, sonucta olume varan 
noktaya ulasmada ashnda farkinda bile olmadan gayret gostermesi, insanin kacinilmaz 
kaderiyle acilanndan kurtulamamasidir. 

insan ruhunun ilk ve son istegi Allah Teala'ya kavusmaktir. Cunku ruhun sonsuzluk halleri 
vardir. Kavustugu seyler onu tatmin etmediginden Allah Teala'yi bulmak sevdasi ile ancak 
huzur bulacagini bilir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin buyurdugu; 

"Allah Teala Ademi onun suretinde yaratti" 9 sozu buna isaret etmektedir. 

Goruldugu uzere bu durum karsisinda, mistik hayatin temsilcileri de, bu arayisin iginde 
olmaktan bir sekilde kendilerini kurtaramamis, hedeflerini en yuksek noktaya gikarmislardir. Bu 
ise onlann, Allah olmakla es deger bir tutum igerisine girmek gibi bir durumu da yaninda 
getirmistir. C un kiJ onlar Allah Teala'yi bulmaktaki sonsuz istegin girdabinda cezp edilmis 
dururken, basarmak igin kutsal intiharlanni da zikredip "olmeden once oliin" diyerek cikmaz 
sokaklarda dolasmaktan zevk ve sevk duymuslardir. 

Kur'an-i Kerim'de bu konuyu Allah Teala haber verirken buyurdu ki; 

"Onlar, iman etmis ve kalpleri Allah zikriyle yatismis olanlardir. Evet, iyi bilin ki, kalpler 
Allah'm zikri ile yatisjr." (Rad, 28) 

Hakikatte [baskasiyla degil, ancak Allah'm zikri ile veya Allah'i anmak ve hatirlamakla kalpler 
mutmain olur. Gonuller huzura erer, icsel acilar, sancilar sifa bulur, sukuna kavusur, yatisir. 
Cunku her seyin baslangici ve sonu Allah Teala'ya baghdir. Butunuyle sebepler zinciri Allah 
Teala'dan baslar ve yine donup dolasir O'nda son bulur. Mumkun ve muhtemel olan her seyin 
akisi Allah Teala'da kesilir. Allah Teala, daha ustu ve daha otesi olmayan, sinirdan ve miktardan 
munezzeh olan yuceler yucesi biri oldugundan, gerek dis dunyadaki varhklarda, gerek vicdanda 
O'ndan ilerisi yoktur ki, fazla bir kalb hareketine imkan ve ihtimal bulunsun. Allah deyince, 
dusunceler hareket hedefinin son noktasina erismis, mantiklar durmus, butun duygular, butun 
korkular ve umitler son duragina dayanmis bulunur. Gonuller O'nun disinda hangi dunya 
nimetine meylederse etsin, hangi istege ulasirsa ulassin, onlann hepsinin daha iyisi ve daha 



Bkz:ACABOGA Asiye i Din-Mutluluk ili§kisi [Kitap]. - Kahramanmaras : Sutcu imam Universitesi Sosyal 
Bilimler Enstitusu Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim dah Yuksek Lisans Tezi-204569, Ocak-2007. s. IV 

(ibn Kuteybe hadisin, varsayilan ilk formu ile ilgili bu ameliyeyi kelamcilara izafe etmektedir (TevTIu 
muhtelifi'l-hadTs, Kahire 1908/1326, 277). Krs. KastallanT, BuharT 5erhi, isti'zan, 79/1; NevevT, Muslim 
§erhi, Birr, 45/115.) 



14 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



ustunu, daha otesi bulundugundan, hicbirinde karar kilamaz. Hicbiri ruhun ozlemini gideremez, 
heyecanini doyum noktasina ulastiramaz. Haz ve lezzette daha yuksegine ulasmak ister. Fakat 
kalp ilahT marifetten, Allah Teala'yi zikirden zevk almaya baslayinca, butun maksatlann ve 
butun islerin Allah Teala'ya yonelmis oldugunu anlar ve artik O'ndan yuksek bir makam ve 
merciye, O'nun disinda bir maksuda gecmek mumkun olmaz. Bundan dolayidir ki, 
marifetullah'a yukselemeyen ve Allah Teala'yi zikretmeyen kafir ve gafil kalpler, higbir zaman 
istiraptan kurtulamaz, kalp huzuru, gonul huzuru veya "cemiyyet-i dil" denilen mutlulugu 
tadamaz. Huzur bulamaz, cirpinir da cirpinir durur. Ustelik bu cirpinis bir ask nesvesinin 
uyandirdigi vuslat heyecani da degildir, gecici sebeplerin, bos emellerin sarsihp yikihsindan 
kaynaklanan bir hicran acisidir ki, "Allah" demedikce surekli olarak devam eder gider.] (Elmalih, 
Rad, 28) 

Ancak bu ayetin isaretinden zikrin artisini algilayip Allah Teala'yi cokca zikre cahsan bazi 
kisiler, bir yerden sonra, bulamama, anlayamama ve olamama gercegiyle karsilasinca 
bocalamaya baslamalan yuzunden, uzuntulerini kat kat artirmaktan da oteye gidememistirler. 

insana ne olmustu ki, Allah Teala'yi zikretmekte onu tatmin edemiyor ve bikiyordu. Ashnda 
insan, mutluluga azicik bir §eyle bile kavu§abilirdi. Fakat sevdigi §eyler, sonradan onu sikmaya 
ba§ladi. Yani Allah Teala'da insani sikmaya basladi. ^unku J. Paul Sartre'nin dedigi gibi, "insan 
Tann olmayi ozleyen varliktir" 10 . Girdaba dusmus insan igin bu , "O Olmak veya olamamak 
"ti. 

O Olmak, insana mumkun degildir. Cunku sonradan yaratildi. 

Olamamak ise, insanin yaratihsina ters geliyordu. Cunku insan hep olmak zorunda oldugu 
hissini iginden atamiyordu. 

Oyleyse sonug ne olmah idi; 

Anlasildigi uzere, sonsuz hirs ve istek karsisinda ezilen insan igin tek tatmin yolu, Allah 
Teala'nin elinde oldugu gorulmektedir. Fakat insan, hangi noktadayken bunu fark edip kendine 
dur diyebilecektir. Bu durumu bilmek ise, insanin yaratihsi ile mumkun degildir. Bu konuda 
diyebiliriz ki; insanin yuce kudret sahibinin, insan benligindeki, kendisi igin sonsuzluk algisini 
kendi zatina dogru cezb ederek, ona yardim etmesidir, diyebiliriz. Bunun misali sudur; 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin mirag mucizesi ile ikrama kavusmasidir. (Mirag olayi; 
Hicret'ten bir yil ya da 16 ay once (miladT 621 yih baslannda) recep ayinin 27. gecesi) Eger 
mirac olmasaydi, Efendimiz Allah Teala'ya karsi kazandigi ve buldugu hakikatleri (ibrahim 
aleyhisselamin olulerin diriltilmesi hadisesindeki itmi'nana kavusmasi gibi) anlayip sukuna 
eremeyecekti. Cunku Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, nubuvveti ile baslayan ruh 
alemindeki hizh olan seyrini anlamakta biraz zorluk cekiyordu. Bunun yanmda tic yil suren 
musriklerin boykotu, kiymetli amcasi Hz. Ebu Talip ve seckin hanimi Hz. Hatice (radiyallahu 
anhuma) Hakk'a yurumeleri, Taiflilerin acimasizhgi ile bir seylerin Hak olan islam davasindaki 
yavas seyri benligini sikintiya dusurmekte olunca, ne, neden, nicin benzeri sorulann cevabi 
karsisinda besen kuvvetinde tatmin olma ihtiyaci meydana geldi. iste Miracta gosterilen 
hakikatler ve "kul" olma mujdesiyle bu durum sakinlesip normal halini almis ve dunyaya geri 
donerken bir baska donmustu. Sonraki hayatinda yasanan butun hadiselerde Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem olunmasi gereken makami bulmus ve temkin uzere hareket etmisti. 
Bu sekilde Allah Teala'yi nasil bilmek gerektigini kulluk hakikatiyle kavramisti. 

Bu sozlerden anlasilan o dur ki, "Kul olma" makamina kavusmak, ancak Allah Teala'nin 



10 MURDOCH iris ve Hilav trc: Selahattin Sartre'in Yazarhgi Ve Felsefesi, [Kitap]. - istanbul : [s.n.], 1983,, 
s. 75 



Internet Yazilan 15 



insana ihsan edecegi bir makamdir. Bu makamm hakikati cahsilarak ve gayret edilerek 
kazanilamamaktadir. Bu makama tasavvuf literaturundeki yedinci makam ve "yakla§mayin" 
olarak bahsedilen "Ehadiyyet'iil Cem" makamidir da diyebiliriz. insan-i kamiller bu makamdan 
cokca bahsederler. Fakat bunu bilmeleri ile onlann da buna sahip olduklan manasina gelmedigi 
bilinmelidir. £unku hakiki kul makaminda karar kilabilen yalniz ve yalnizca Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem olmustur. 

Sonuc olarak; insan olarak bize dusen, karsihk beklemeden, Allah Teala'yi zikir yani kulluk 
ederek mutlu olmaya caba gostermemiz gerektigidir. £unku bedeni zevkler, hicbir §ekilde 
insani mutlu etmeye yetmeyecektir. Kendimize munasip ruhanT zevkler ise, gecici bir donem 
bize mutluluk vermekte oldugundan, gayretimizi beklentisiz bir sekilde devam ettirip, 
yasamimiz boyunca Allah Teala'ya kendimizi sevdirmeye cahsmamiz, daha kolay bir yol olan 
seriat dairesi uzerinde az bir sebatla ibadet ve taat uzere olmamiz gerektigi gergegine 
kavu§mamiz lazimdir. 

Allah Teala insanlan yalnizca §eriattan sorumlu tutmu$tur. §eriati olmayanin hakikati 
yoktur. Ornek verecek olursak, namaz kilmayanin bu dunyada Allah'i, ahirette ise varhgi yoktur. 
Kulluk yapmamakla bir insanin kavustugu makam, onun ancak Allah olmasidir. Allah Teala ise 
kendisinden baska ilahlar olmadigini bize bildirdigine ve bunu bizim de kesin olarak bildigimize 
gore, sonucta cehennemine atacaklan ilahlardan olmamak icin, "kul olma" ornegini taklit 
etmekten baska caremiz ve gidecek yerimiz yoktur. O da "Futuhat-i Medeniyye Sahibi 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem" dir. 

Bir kul olarak, sorumlu oldugumuz seyleri terk edip kendimizi perisan etmekten kacinip, 
Allah Teala'yi sevmek ve ona kendimizi sevdirmenin yollanni bulmayi, onun verdigi seylere razi 
olup boyun bukmekten baska caremiz olmadigini anlamamiz ve hie unutmamamiz 
gerekmektedir. 

ibadet gokluguna yok itibar hig 



Kulundan Haliki ho$lanmaymca n 



Kuddusi kaddese'llahu sirrahu'l aztz 



HAS ODA SAKINLERINDEN ABDULKADIR GEYLANI 
KADDESE'LLAHU SIRRAHU'L AZIZIN SIRRI 

Leyla nm mahallesinde cadir kuran adamlar, 
Askm yolunda vanlacak en son yere varanlar! 

Hasan'm soyundamm, "Has Oda"dir makamim, 
Ricalin boyunlan ustundedir ayaklanm! 22 

["Has Oda'dir makamim" sozu, imam GeylanT hazretleri ile cagdasi Seyh Abdur-rahman 
TafsuncT arasmda gecen bir olaya isaret etmektedir. SattanQfT ve YafiT'nin uc yoldan rivayet 
ettikleri bir haberde Seyh TafsuncT soyle der: 

"Ben, Seyh Abdulkadir'in adim ancak yeryiiziinde duydum. Kirk yildir kudret kapismin 
esiklerindeyim, ama onu gormedim!" Bu soylediklerini imam GeylanT hazretlerine iletmek 
uzere, sohbet arkadaslanndan bir grubu Bagdat'a gonderir. Tarn o sirada imam GeylanT 
hazretleri bazi muritlerine soyle buyurur: 

"Tafsunc'a dogru yola cikm. Yolda Seyh Abdurrahman'm gondermis oldugu bir gurup 
goreceksiniz. Onlan da yanmiza alarak Seyh TafsuncT'ye gidin ve deyin ki Abdulkadir sana 
selam soyluyor ve soyle diyor: 

"Sen esiklerdesin! Esiklerde olan kimse huzurda bulunam goremez. Huzurda bulunan da 
Mahda'da/Has Oda'da olani goremez. Ben ise Has Odadayim!" 13 

ibn'ul ArabT, HakTm TirmizT'nin sorulanna vermis oldugu cevapta, imam GeylanT ile §eyh 
Muhammed b. Faid el-EvanT arasmda gecen buna benzer bir olayi anlatir. §eyh EvanT soyle der: 

"Ben huzurda bulunuyordum. Ama Seyh Abdulkadir'i goremedim!" Bu sozler imam 
GeylanT hazretlerine iletildiginde tebessum ederek soyle buyurur: 

"Muhammed dogru soylemis! Lakin ben Has Odada bulunuyordum!" 14 Sufilere gore 
"Mahda" kelimesi, kalbin (veya kutbun) Allah Teala'ya vasil olmus insanlan goremedigi yeri 
ifade eder. 15 ] 

Bu anlattigimiz durumdan cikaracagimiz sonuc sudur. 

Tasavvuf ehlinde birbirini tanimayanlar olduguna gore diger insanlann onlan tanimasi, 
bilmesi ve dusuncelerini kabullenmelerini beklemek hatah olacaktir. Bu nedenle cok seyi 



(Abdulkadir GeylanT, et al., 2005), Kaside-i Hamriyye (Gavsiyye), s. 203 
"Ayaklanm, Allah Teala'nm biitun velilerinin boyunlan ustundedir" sozu, imam GeylanT'nin en meshur 
sozlerinden biri ve belki de en me§hurudur. Bu soz, SattanufT'yi bir taraftan rivayetin isnadini tahkik 
etmek, diger taraftan da bu sozu soyleyenin makamim ispat etmek icin kaleme aldigi Behfetii'l-Esrar ve 
Ma'dinii'l-Envar adli eserini yazmaya tejvik eden sebep olmujtur. 
(Bkz: Behcetu'l-Esrar, 27; Hulasatu'l-Mefahir, yazma, vr.: 92a). 

(Olaym ayrmtilan ve ibn ArabT'nin yaptigi yorum icin, Osman Yahya'mn tahkik ettigi Hatmu'l-Evliya adli 
eserin 224. sayfasma bakiniz). 
15 (Bkz: KasanT, Istilahatu's-Sufiyye, 81). 

Kaynakca 

Abdulkadir GeylanT thk: Yusuf ZEYDAN ve hzl: Mustafa UTKU Abdulkadir GeylanT Divani Kaside Makaleleri 
[Kitap]. - istanbul : Sir, 2005. 



Internet Yazilan 17 



bilmedigimiz agiga gikiyor. Bazen susmak daha hayirhdir. 



OMER BIN FARID (H.576-632) (M. 1180-1234) 

Kahire'de dogdu ve orada Hakk'a yurudu. Mutefekkir ve mutasavvif olup buyuk 
sairlerdendir. Divani vardir. 

"Her guzelin guzelligi kendisi ifin onun cemalinden odun? verilmistir, hatta o biitiin 
giizelliklerin kaynagidir." 16 

"Sevgiliyi anarak bir sarap iftik ki sarap yaratilmadan onunla sarhos olduk." 17 

"Cagdaslarimm nasibi benim artiklarimdir. Benden oncekilerin fazileti varsa, benim 
yammda zaten faziletin degeri yoktur." (Divan, s. 70) 

"Kendisine bakana her defasinda baska turlu tecelli etti. 

Ve onu her gordiigiimde degisik buldum. Onu kah Lubne isminde, kah Busayna isimli ve 

kah Azze isimli bir ayri ayri goriiriim." 

* * * 

Birgece ibnu'l-Farid,ruyasinda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi gorur. Rasulullah saire 
nesebini sorar. O da cevaben dedesinden ogrendigi bilgilerle ona cevap verir. Nesebinin Bent 
Sa'd kabilesinden Rasulullahln sut annesinin mensup oldugu soya kadar uzandigini soyler. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 

"Hayir Sen neseb olarak o kabileye mensup olabilirsin fakat muhabbet olarak benim 
soyumdansin" 18 diye iltifat eder. 0, bu durumu asagida verilen beyitlerle ifade etmistir: 

"Bizim aramizda gontil bagi yolu ile gelen bir neseb anne babadan gelen bir nesebten 
daha yakmdir." 19 



15 (Abduh es-$imalT, Dirasat fTTarih'il-Felsefeti'l-'Arabiyyeti'l-islamiyye, Beyrut, 1979. s. 561) 

17 (Divan, Beyrut, 1879, s. 70) 

18 Divan, Misir, 1290, s. 11-12; Serhu Divani ibni'l-Farid Marseilles, s. 9-10 

19 Divan, Beyrut, 1879, s. 7 



YAHUDI KiMLIGi ICIN GENEL BILGILER 

[Kur'an-i Kenm'e gore Yahudiler bir turlu huzur ve guven zeminine oturtamadiklan 
devletlerine de soyundan geldikleri zatin ismini koyan ve Yahudiligi din olarak benimsemis 
bulunan millet, tarihin akisi idnde edindikleri, nesilden nesile aktardiklan olumsuz vasiflar ve 
seciyeler sebebiyle genellikle diger insanlar ve milletler idn zararh, itici, guvenilmez, egoist ve 
acimasiz olarak bilinmis, boyle degerlendirilmislerdir. 

Bugun dunyada, gifte standart kavraminin en tipik ornegini de bu millet sergilemektedir. 
San'ati ve kitle iletisim aradanni kullanarak, kendilerine, ikinci Dunya Harbi yillannda yapilan 
zulumleri bikmadan, usanmadan gundemde tutan Yahudiler, vatanlanndan, temel hak ve 
hurriyetlerinden yoksun biraktiklan bir toplumun (Filistin halkinin) hak talebini kan ve iskence 
ile bastirmakta, kendilerine yapilan zulum olurken onlann baskalanna yaptiklan hak ve adalet 
(!) sayilmaktadir. Endulus'ten Kuzey Afrika ve Orta Doguya kadar birgok bolgede tarih boyunca 
kendilerini acilardan, iskencelerden, katliamlardan korumus ve kurtarmis, din ve vicdan 
hurriyeti temin etmis Muslumanlan bugun bu millet, bas dusmani olarak Man etmekte, arkasina 
superleri alarak ozellikle Muslumanlara zulmetmektedirler. Butun bu davranislann bir tesaduf 
olmadigini anlayabilmek igin Kur'an-i Kenm'e basvurmak ve tarihleri boyunca Yahudi kimligini 
olusturan bashca nirengi noktalanni buradan tesbit etmek faydah olacaktir. 

Kur'an-i KerTm, Yahudiler icin "Yahud, BenT-israTI, Ehlu'l-Kitab, Ehlu't-Tevrat" gibi isimler 
kullanarak yuzlerce ayet sevk etmekte, bu milletin gecmisini, gelecegini ve ahlakini bize 
tanitmaktadir. Hie suphe yok ki iyi bir toplum icinde kotuler, kotu bir toplum iginde de iyiler 
bulunabilir. Ancak bir toplum hakkinda hukum verirken aza, mustesnalara degil, goga, hakim 
nufusa ve davranisa bakilacaktir: 

"Onlann fogunun, inkar edenlerle dostluk ettiklerini goriirsun. Nefislerinin kendileri ifin 
onceden hazirladigi sey ne kotudur: (Hazirlanan) Allah'm onlara gazap etmesi ve kendilerinin 
azab idnde kahci olmalanndan ibarettir" 20 

"Onlan grup grup yeryiiziinde dagittik. Onlardan iyi kimseler vardir, yine onlardan bundan 
asagida olanlar vardir; belki donerler diye onlan iyilik ve kotiiliiklerle imtihan ettik." 21 

Bu millette gogunlugu teskil eden insan tipinin temsilT resmi Kur'an-i Kenm'e gore soyledir: 

1. NankordiJrler, simanktirlar, iyilige kotulukle mukabele ederler: 

Bakara suresinin ozellikle 40-61. ayetlerinde Allah Teala, israTlogullanna sayisiz nimetler 
bahsettigini, bu cumleden olarak onlan Firavun'un zulmunden kurtardigini, buzagiyi ilah 
edindikleri halde onlan bagisladigini, kendilerine yurt ve yuva verdigini, yerden sular 
fiskirttigini, en guzel yiyecekler ile besledigini... bildirmekte, butun bunlara ragmen onlann 
daima nankorluk ettiklerini, daha fazlasini, yahut kotu de olsa degisik seyleri istediklerini, 
olmayacak seylerin pesine dustuklerini, peygamberlerini uzduklerini ifade buyurmaktadir. 

2. Vefasiz ve sadakatsizdirler, sozlerine guvenilemez: 

"(Tevrat ile amel edeceginize dair) sizden saglam bir soz almis, Tur'u uzerinize kaldirmis 
(sahit tutmus), size verdigimize saglam yapisin, onda bulunanlan daima hatirlaym, umulur ki 
korunursunuz demistik. Ondan sonra sozunuzden donmustunuz..." 22 



20 Maide, 80 

21 A'raf, 168 

22 Bakara, 63-64. 



20 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



YahudTler doneklikleri, vefasizhklan sebebiyle maymuna 23 , esege 24 ve kopege 2 
benzetilmislerdir. 



3. HTIeci ve ikiyuzludurler: 

"Simdi (ey muminler) onlarm (yahudtlerin) size inanacaklarmi mi saniyorsunuz? Oysa ki, 
onlardan bir ziimre Allah'm kelamim isitirler de iyice anladiktan sonra, bile bile onu tahrif 
eder, degistirirlerdi. insanlar ile karsilastiklarmda 'iman ettik' derler. Birbirleri ile yalniz 
kaldiklan vakit ise 'Allah'm size agtiklanni (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katmda sizin 
aleyhinize delil kilmalan icin mi onlara anlatiyorsunuz, bunlan dusimemiyor musunuz?' 
derler." 26 

"Allah'm indirdigi kitaptan bir seyi (Tevrat'ta bulunan, Son rasul ile ilgili bilgiyi) gizleyip 
onu az bir baha karsihginda degisenler yok mu, iste onlarm yiyip de karinlarma doldurduklan, 
atesten baska bir sey degildir" 27 

"YahudTlerden bir kismi, kelimelerin yerlerini degistirirler, dillerini egip biikerek ve dine 
saldirarak (Peygamber'e karsi belli belirsiz) 'isittik ve karsi geldik', 'dinle, dinlemez olasi'... 
derler..." 28 

4. Zalim, astve haindirler: 

"Verdikleri sozden donmeleri sebebiyle onlan lanetledik ve kalblerini katilastirdik. Onlar 
kelimelerin yerlerini degistirirler. Kendilerine ogretilen ahkamin onemli bir bolumunu de 
unuttular. iflerinden pek azi harig onlardan daima bir hainlik gorursun. Yine de sen onlan 
affet ve aldiris etme. Suphesiz Allah iyilik edenleri sever." 29 

Zulum ve isyanlan igin bir-iki ayet meali yeterli degildir, zikredilenlerin tamami buna delalet 
etmektedir. 

5. Baskalarmin zararma aldirmadan haksiz ve olciisuz kazanc pesinde kosarlar, ozellikle 
tefeci ve faizcidirler: 

"Yahudtlerin zulmii sebebiyle, bir de 50k kimseyi Allah yolundan fevirmeleri, 
menedildikleri halde faizi almalan ve haksiz yollar ile insanlarm mallarim yemeleri yuzunden 
kendilerine (daha once) helal kihnmis seyleri haram kildik ve iclerinden inkara sapanlara aci 
bir azap hazirladik." 30 

6. Mu'minlerin en cetin dusmanidirlar: 

"insanlarm iclerinde, iman edenlere dusmanhk bakimmdan en siddetli olarak yahudtler ile 
sirk kosanlan bulacaksm..." 31 

23 Bakara,65; A'raf,166 

24 -. r 

Cuma, 5 

25 A'raf, 176 

26 Bakara: 75-76 

27 Bakara,174 

28 Nisa,46 

29 Maide,13 

30 Nisi, 160-161. 
31 Maide, 82 



Internet Yazilan 21 



7. Kendilerinin ustun bir millet, Allah'in cocuklan, seckin kullari, dunyaya hakim olmak icin 
gonderilmis bir topluluk olduklarma inanir veya boyle gdrijnurler. 32 

8. Karakterleri, yapip ettikleri sebebiyle kalbleri muhurlenmistir, Allah'in lanetine ve 
gadabma ugramislardir, maddt veya manevt bakimdan daima zillet icinde olacaklardir. 33 

9. Kibir ve gururlarma ragmen muminler hakkiyle karsi durur, savasirlarsa yenilirler. 34 

10. Devamh devlet ve hakimiyet sahibi olabilmeleri, kotu huy ve davramslarmdan 
vazgecmelerine baglanmistir; vazgecmedikleri muddetce tekrar tekrar burunlan yere 
surtulecektir: 

"Biz kitapta israilogullarma 'Sizler yeryiizunde iki defa fesat cikaracaksimz ve azginhk 
derecesinde bir kibre kapilacaksimz 1 diye bildirdik. / Bunlardan ilkinin zamani gelince, 
iizerinize guclij kuvvetli kullanmizi gonderdik. Bunlar evlerin arasmda dolasarak sizi aradilar. 
Bu yerine getirilmis bir soz (vaat) idi. / Sonra onlara karsi size tekrar galibiyet ve zafer verdik, 
servet ve ogullarla gucunuzii arttirdik, saymizi daha da cogalttik. / Eger iyilik ederseniz 
kendinize etmis, kotuluk ederseniz yine kendinize etmis olursunuz. Artik diger cezalandirma 
zamani gelince, yiizunuzu kara etsinler, daha once girdikleri gibi yine Mescid-i Aksa'ya 
girsinler ve ellerine gecirdikleri her seyi biisbiitun tahrip etsinler (diye, basimza yine 
dusmanlarmizi musallat kildik.) / Belki Rabbiniz size merhamet eder; fakat siz yine fesatcihga 
donerseniz biz de (cezalandirmaya) doneriz. Biz cehennemi, kafirler icin bir hapishane 
yaptik..." 35 ] 36 

"DECCAL" ve "YAHUDI" BENZE^MESI 

Deccal kelimesi on turlu manaya gelmektedir. Bu sayilan seyler Yahudilerin ozellikleridir. 
Kurduklan ve niyet ettikleri butun seylerde bu ozellikleri bulmak mumkundur. "Siyon 
Liderlerinin Protokolleri" 37 adiyla cikan kitap bu konulan desifre etmektedir. 



32 Bakara, 94; Al'i imran, 24; Maide,18; Cuma,6 
33 Bakara,88 ; AI'iimran / 112 
34 Al'i imran, 111 
35 1'sra, 4-8 
http://www.hayrettinkaraman.net/kitap/meseleler . Erisim: 31 Temmuz 2009 

Siyon Liderlerinin Protokolleri bir kisim, Yahudi liderleri tarafmdan, hi^bir zaman gergeklejmesine 
imkan olmayan dunya uzerinde Yahudi hakimiyeti altmda tek bir devlet kurmak hayalleri ile hazirlanmis 
bir programdir. 

Bu kitabin ilk defa 1902/1903 kisinda bir Moskova gazetesinde tefrika halinde nesredildigi 
samlmaktadir. 1903 yilmda yine Rusya'da diger bir Rusga gazetede tefrika edilmistir. Her iki tefrika da 
Rusya disinda meghul kalmistir. 1905 yihnda Rus papazi Profesor Sergyei Nilus tarafmdan kitap halinde 
bastinlarak nesredilmistir. Sergyei Nilus bahis konusu kitabin bas tarafindaki yazismda, kitabin kendisine 
bir arkadasi tarafmdan el yazmasi halinde verildigini, o arkadasmm bunlan bir kadmdan aldigmi, kadinm 
ise Fransa'daki bir mason cemiyeti toplantisi sonunda bunlan mason cemiyetinin en nufuzlu 
liderlerinden birinden galmis oldugunu beyan etmistir. Sergyei Nilus ayni yazismda bunlarm bir toplanti 
zabitnamesi olmayip toplantida okunan nutuklar oldugunu ve bu protokollerden bir tanesinin kayip 
oldugunun agikga anlasjldigim ifade etmektedir. 

Yukarda bahsedilen Rusga nesriyat komunist ihtilalinden evvel Rusya di§mda meghul kalmi§ ise de 



22 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



komunist ihtilalinden sonra Rusya disma kagabilen bir kisim kimseler tarafmdan Sergyei Nilus'un 
nesrettigi kitap Amerika ve Almanya'ya gbturulmiistur. Bu arada ingiltere'de British Museum 
Kutuphanesi bunlardan bir nusha elde etmistir ve halen o kiitiiphanede 3926. d. 5 numarada kayith olarak 
bulunmaktadir. 

Sergyei Nilus 1917 senesinde, 1905 senesinde nesrettigi kitabin diger bir baskisim hasirlamis fakat bu 
kitap piyasaya gikmadan Yahudi Kerenski tarafmdan ihtilal yapilmis ve iktidara gegen Kerenski bu kitabin 
biitiin nushalarmin toplanarak imha edilmesi igin emir vermistir. Daha sonra Sergyei Nilus komunist gizli 
polis teskilati tarafmdan tevkif edilerek kendisine iskence yapilmis ve Sibirya'ya surulmustur. Bilahare 
Sergyei Nilus orada blmiis veya oldiiriilmiistiir. 

Rusya'da komiinistler iktidara gegince bu kitaba sadece sahip olmayi dahi Oliim cezasmi gerektiren 
bir sug saymislardir. Bu kanun Rusya'da, halen yururluktedir. Rusya'da bu kitabin basilmasi ve satilmasi 
yasak oldugu gibi bu kitaptan bir nushasma sahip olan kimseler de oliim cezasma garptinlmaktadirlar. 
Diger komunist devletlerde de durum aynidir. Komunist olmayan devletlerde ise Guney Afrika Birliginde 
bu kitaba sahip olmak kanunla yasaklanmistir ve bu kitaptan elde eden kimselere oliim cezasi dismda 
agir cezalar verilmekledir. 

Siyon Liderlerinin Protokolleri Rusya'dan kagan bir kisim gogmenler tarafmdan Kuzey Amerika ve 
Almanya'ya gbturiilmesinden bir muddet sonra meshur olmus ve yirminci yuzyilda siyasT sahadaki kitap 
satislannda en 50k satilan kitaplardan birisi haline gelmistir. Yalniz ingilizce niishasi bir milyon adetten 
fasla satilmistir. 

ingiltere'de Rusgadan ilk tercume G. Shanks tarafmdan yapilmis ve 1920 yilmda basilmistir. Amerika 
Birlesik Devletlerinde ilk ingilizce tercumeler 1920 yili sonlannda Boston ve Newyork da yayinlanmistir. 

Almanya ve Fransa'da 1920 yilmdan sonra muteaddit baskilar piyasaya gikanlmistir. 

1925 yilmda Sam'da Arabca bir tercumesinin nesredildigi ve aynca cesitli tarihlerde hemen hemen 
diinyadaki her lisana gevrildigi muhtelif kitaplarda kaydedilmektedir. 

Turkiye'de Sami Sabit Karaman 1943 yilmda Roger Lambelin'in Fransizca terciimesinden Turkceye 
yaptigi terciimeyi ne§retmistir. 

Siyon Liderlerinin Protokoltan'nm Avrupa, Amerika ve diger bircok yerlerde gok miktarlarda basihp 
satildigim gbren Yahudiler biiyuk bir telasa kapilarak bunlarm baski ve satisini bnleme garelerini aramaga 
baslamislardir. Komunist devletlerde ve Giiney Afrika Birligindeki nesretme ve bulundurma yasagmi 
diger devletlerde tatbik ettiremeyince bu kitabin Yahudi olmayan bir kisim kimseler tarafmdan yazildigmi 
ve Yahudiler tarafmdan yazilmis seklinde gbsterildigini iddia etmislerdir. Yahudiler bu iddialarmi bir 
mahkeme karan ile giiya ispat etme carelerini bulmak yolunu denemisler ve bir dava yoluna muracaat 
etmislerdir. 26 Haziran 1933 tarihinde, isvicre Yahudi Cemiyetleri Federasyonu ve Bern Yahudi Cemiyeti, 
isvicre Milli Cephesinin bes iiyesine karsi dava acarak mahkemeden Siyon Liderlerinin Protokolleri'nin 
sahte oldugu hususunda karar verilmesini ve nesrinin yasaklanmasmi istemislerdir. Mahkemedeki 
hakimin muhakeme sirasmda tatbik ettigi usul isvigre'de uygulanan usul kanunlarmin 50k haricine cikmis 
ve onun bu kasdt tutumu isvicre'de biiyiik hayret ve heyecan uyandirmi§tir. Mahkemede durusmayi 
idare eden hakim, davaci tarafm sahit listesinde yazili 16 sahitten hepsini cagirarak dinlemis davalilarm 
§ahit listesinde yazili 40 sahitten ise ancak birinin ifade vermesine miisaade etmistir. Aynca mahkemede 
resmt zabit katibi tarafmdan zabit tutulmasi gerekli iken hakim davaci tarafa iki hususT katip tayin etme 
hususunda miisaade ederek sahitlerin dinlenmesi ve muhakeme celselerinde cereyan eden hadiseleri 
zabit halinde yazmalan igin onlara yetki vermistir. isvigre muhakeme usulii kanunlannda yeri olmayan bu 
ve diger bir takim tutumlan; hakimin davaci taraf lehinde karar verme temayuliinde oldugunu ortaya 
koymustur. 14. 5. 1935 tarihtnde mahkeme Siyon Liderlerinin Protokolleri'nin sahte olduguna dair bir 
karar vermistir. Bu sirada dikkati geken bir hadise daha olmus ve mahkeme kararmin agiklanmasi 
tarihinden evvel Yahudi basmi mahkeme kararmi nesretmistir. 1 Kasim 1937 tarihinde isvigre Federal 
Mahkemesi (isvigre Yargitayi) mahkeme kararmin tiimunii bozmustur. O tarihten sonra Yahudi 
propagandacilar isvigre Federal Mahkemesinin mahalli mahkeme kararmi bozarak hukumden kaldirdigi 
hususuna hig temas etmeden sadece mahalli mahkeme kararmi ileri surerek Siyon Liderlerinin 



Internet Yazilan 23 



Birincisi: Deccal cokyalanci (Kezzab) demektir. Hakki batil ile ortmek manasina gelir. Deccal 
yalanlan ile gercegi gizleyicidir. 38 

ikincisi: Deve uyuz oldugunda katran ile boyanir ve buna "Decl" denir. Deccal de sihri ile 
gercegi adeta katranla kapatirgibi ortecektir. 39 



Protokolleri'nin sahte oldugunun mahkeme karan ile ispat edildigini iddia etmektedirler. Burada, dikkat 
edilecek bir husus da §udur: isvicre'de Siyon Liderlerinin Protokoleri'nin basilmasi, satilmasi, 
bulundurulmasi ve okunmasi halen kanunen serbesttir. 

Ucuncu protokolun bas taraflannda sembolik yilandan bahsedilmektedir. Protokollerin ingilizce 
terciimesinde bu mevzuda yazilanlara gore Yahudilerce, yilanm basi Yahudilerin planlanni tertip eden 
kimseleri, yilanm govdesi ise diger Yahudileri temsil ediyormus. Yilanm basi bir yere girince oradaki 
Yahudi Olmayan giigler ile miicadele ederek onlan ezmege cah§irmi§ ve yilanm basi Kudus'ten hareket 
ederek birgok yerleri isgal edip tekrar Kudiis'e donerek devrini tamamlayacakmis. ingilizce tercumede 
yilanm isgal hedeflerinden Kudusten evvelki son sehrin istanbul oldugu kaydedilmekte ve su not Have 
edilmektedir: "Bu harita Jon Turk hareketinin yani Turkiye'deki Yahudi ihtilalinin vukuundan senelerce 
once cizilmi§tir." 

On dordiincu protokolde Yahudilerin "butiin inanclarm kusurlanni munaka$a edeceklerine fakat 
kendi inanclarmin kendilerinden ba$ka kimseler tarafmdan tarn olarak bilinmemesi sebebi ile onlan 
kimsenin munaka§a, edemeyecegine" dair bir nazariye yuriitiilmektedir. Yahudilerin bu nazariyeleri 
kendi inanglarma kendilerinin de itimatlan olmadigimn tarn bir tezahuriidur. Aynca onlarm inanclarma 
dair bilinen kisimlar gerekli seyleri soylemek icin yeterlidir. islamiyet'te ise higbir kusur mevcut 
olmadigma gore, islamiyet dusmanlarinm daima ya iftira yoluna basvurma veya dogru seyleri kusur gibi 
gostermege calisma metodu takip ettikleri bilinen hususlardir. 

Dikkat edilecek bir nokta da Sosyalizm, Anarsizm ve Komunizmin Yahudilerce desteklenip 
yiirutuldugiiniin ucuncu protokolde acikga beyan edilmis olmasidir. 

Protokollerde rastlanan Yahudi Olmayanlar ibaresinin, yerine gore Yahudi Olmayanlarm hepsini veya 
bir kismini hedef aldigi anlasilmaktadir. 

Protokolleri okuyanlar bunlann iicceyrek yiizyil kadar evvel yazilmif olduklanni hatirda 
tutmahdirlar. 

Siyon liderlerinin Protokollerindeki her fikri ayn miitalaa etmek ve her biri igin ayn hukiim vermek 
gerekir. 

"Uzerine basacagimiz topragi daima gok ihtiyatli bir sekilde yoklayarak boyle metodlar sayesinde 
zaman zaman icap eden sekilde vakialan veya onlann tekziplerini iyi veya kotu karsilanacaklanna gore 
kah gergek kah yalan olarak nesrederek siyasT meseleler iizerinde halkin zihnini heyecanlandiracak veya 
sakinlestirecek, ikna edecek veya kanstiracak bir durumda olacagiz. Biz muhaliflerimiz iizerinde kesin bir 
zafer kazanacagiz. £unku yukarda bahsedilen basmla ugrasma metodlan sebebiyle onlar temayiillerinin 
goru§lerini tam ve kesin olarak ifade edecekleri basin organlarma sahip olmayacaklardir. Hatta bizim 
onlan sathT istisnalar dismda tekzip etmege bile ihtiyacimiz olmayacaktir." (Protokol: 12) 

Bize gok huzursuzluk verebilecek kimseleri siyasT meselelerin miinakasalarindan baska tarafa gevirmek 
igin simdi siyasette yeni meseleleri yani sanayi meselelerini ileri suriiyoruz. Birakin bu sahada kendi 
kendilerine budalaca munakasalar yapsinlar. Kitleler siyasT faaliyet zannettikleri islere kan§maya 
razidirlar (ki bu faaliyet sahasmda biz onlan Yahudi Olmayan hukumetlere karsi savas vasitalan olarak 
kullanmak igin hazirlamis bulunuyoruz). Ancak su sartla ki galisacak yeni isler bulsunlar. Bu islerde biz 
onlan ayni siyasT mevzulara benzeyen seylerle ugrastinyoruz. Kitleler kendi bulunduklan durumlan 
anlamasmlar diye biz onlan aynca zevkler, oyunlar, eglenceler, tutkular, halka mahsus eglence yerleri ile 
de baska yonlere gekecegiz. Pek yakmda her gesit sanat ve spor miisabakalan yapilmasmi basin vasitasi 
ile teklif edecegiz. Bu alakalar nihayet onlarm zihinlerini bizim onlarla miicadeleye mecbur kalacagimiz 
meselelerden baska tarafa gekecektir. Halkin bizzat kendi diisuncelerini teskil etmege ve aksettirmege 
ah§ik olmayijlan gittikge biiyuyecek ve bizimle dayanisma halinde bulundugu hususunda siiphe 



24 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



UcuncusiJ: "Adam yeryuzunun etrafini dola§tigi zaman; "deceler raculu" derler." 40 
Dorduncusii: Ortmek manasinadir. §uphesiz o yeryuzunu kalabahk kitlesi ile ortecektir. 41 

gekmeyecek kimseler vasitasi ile halka yalniz biz yeni dusiince istikametleri arzetmemiz sebebiyle onlar 
bizim ile ayni tonda konusmaga baslayacaklardir. 

Liberallerin ve utopik hayalcilerin rolii bizim hukiimetimiz tamndigi zaman nihayet bitmis olacaktir. O 
zamana kadar onlar bize faydali hizmette bulunmaga devam edeceklerdir. Bundan dolayi onlann 
zihinlerini her gesit yeni ve giiya ilerici bos telakkiler ve tuhaf nazariyeler ile yonetmege devam edecegiz. 
Biz butun basanmizi, ilerleme kelimesi ile Yahudi Olmayanlann beyinsiz kafalanm dondurerek 
kazanmadik mi? Yahudi Olmayanlar arasmda bu kelimenin altmda yatan ve iginde maddt icadlara ait bir 
mesele bulunmayan, hakikattan her hali ile ayn olan manayi, hakikatin bTr oldugunu ve hakikatin iginde 
ilerleme igin yer olmadigim fark edecek bir dimag bile yoktur, ilerleme, Allah'm segtigi kavim olan 
bizlerden baskasi bilmesin dTye hakikati gizlemege hizmet eden aldatici bir fikirdir. 

Beseriyeti lutufkar idaremiz altma almak gayesiyle onu altust etmis bulunan biiyuk meseleleri, 
kralhgimizi kurdugumuz zaman konusmacilanmiz agiklayacaklardir. 

Butun bu halklan yuzyillar boyunca kimsenin kesfedemedigi bir siyasT plana gore bizim kademe 
kademe aldattigimizdan o zaman kim §uphe edebilir?" (Protokol: 13) 

Biz para borsalarmin yerine hiikumetin muhtesem kredi miiesseselerini gegirecegiz. Bunlann gayesi, 
hiikumet gbrumlerine gore sanayi degerlerinin fiyatlarmi sabit tutmak olacaktir. Bu miiesseseler 
piyasaya bir gunde bes yuz milyon sanayi senedi siirecek veya ayni miktann tumunu satin alacak bir 
durumda olacaktir. Bu suretle butun sanayi tesebbiisleri bize bagh hale gelecektir. Onunla kendimiz igin 
ne muazzam bir kuvvet temin edecegimizi kendiniz tasavvur edebilirsiniz. (Protokol: 21) 

Bizim kontrolumuz olmadan bTr tek teblig bile halka ulasmayacaktir. Hatta butun haberlerin, 
biirolannda Dunyanm her tarafindan haber toplanan birkac ajans tarafindan alinmasi sebebiyle §imdi 
bile bu neticeyi zaten elde etmi§ bulunmaktayiz. Bu ajanslar bilahare tamamen bizim olacak ve sadece 
bizim kendilerine dikte ettiklerimizi yayacaklardir. (Protokol: 13) 

Otoritenin itiban igin en blduriicu zehir olan gizli polis tejkilatinm siki tedbirlerini daha 
kuvvetlendirmek bizim icin zaruri hale geldigi zaman biz, taklit kansjkliklar duzenliyecegiz veya guzel 
konusan konu§macilarm i§birliginde ifadesini bulan bazi ho§nutsuzluk gosterilerinde bulunacagiz. Bu 
konujmacilarm etrafmda onlann sozlerine yakmlik duyan herkes toplanacaktir. Bu durum Yahudi 
Olmayanlann polis teskilati arasmda bulunan hizmetkarlanmiz vasitasi ile bize evlerde arama yapma ve 
gozaltmda tutma bahaneleri verecektir. 

Konusmacilann gogu eglence sevgisi ve konusma ugruna hareket ettiklerinden aciktan agiga bir 
davranislan olmadikga onlara dokunmayacagiz. Sadece onlann arasma gbzetleyici elemanlar sokacagiz. 
Hatirlanmahdir ki eger kendisine karsi sik sik suikastler meydana gikanrsa o otoritenin itiban azahr. Bu 
durum onun zaafiyeti ve daha kbtusii adaletsizligi fikrini hatira getirir. Biliyorsunuz ki bizim koyun 
suriimuzun kdr koyunlan olan ajanlanmiz vasitasi ile Yahudi Olmayan krallann hayatlanna kar§i sik sik 
suikastlar yaparak onlann niifuzunu kirdik. O ajanlar ki birkag liberal cumle onlan kolayca curum 
islemege sevkeder. Yeter ki o cumleler politik renklerle boyanmi§ olsun. Biz hiikumdarlan gizli polis 
teskilatinm tedbirlerini agikga ilan etmekle zaafiyetlerini kabule icbar etmekteyiz ve bu suretle de 
otoriteyi yikima surukleyecegiz. 

Bizim hukumdanmiz sadece ufak bir muhafiz birligi tarafindan gizlice korunacaktir. Cunki biz 
kendisinin miicadele etmege kuvvetinin yetmeyecegi veya saklanmaga mecbur kalacagi sekilde 
kendisine karsi bir ayaklanma olabilecegi dusuncesini kabul etmeyecegiz. 

Yahudi Olmayanlann yaptigi ve yapmakta oldugu gibi eger biz de bu diisunceyi kabul edersek 
hiikumdanmiz igin olmasa bile uzak olmayan bir tarihte onun hanedani igin bu sebepten dolayi bir oltim 
htikmii imza etmis olurduk. 

Bizim hiikumdanmiz titizlikle uygulanan dis goriinusune gore iktidanni sadece milletin menfaatina 
kullanacak, kendisinin ve hanedaninm gikarmi diisunmeyecektir. Bundan dolayi bu durumun musahadesi 
ile onun otoritesi bizzat teb'asi tarafindan hiirmet gorecek ve korunacaktir. 



Internet Yazilan 25 



Be§incisi: Yeryuzunu kat ettigi (her yerini dola§tigi) icin bu isim verilmistir. Mekke ve 
Medine haricindeki butun beldelere girecektir. 

Altmcisi: insanlan §erri ile kanstinp, degistirmesidir. 42 

Yedincisi: Deccal; yalan uyduran demektir. §u ayetteki gibi "Ve bilgisizce ona ogullar ve 
kizlar uydurdular. O onlarm vasfetmekte olduklarmdan miinezzeh ve 50k yucedir." 
Manasi; "onlar boyle yapmakla yalan soylediler, iftira ettiler, kufrettiler" demektir. 44 



Bu sekilde bir agiktan agiga koruma onun kuvvetinin teskilatlanmasmdaki zaafiyeti isbat eder. 

Hukumdanmiz daima halk arasmda zahiren merakh goriinen erkek ve kadmlardan te§ekkul eden bir 
kitle tarafmdan kusatilacaktir. Bunlar onun etrafmda goriinuste bir tesaduf neticesi imis gibi on saflan 
isgal edecekler ve saygisiz bir §ekilde olan diger saflan geride tutarak iyi bir diizen iginde gibi 
gostereceklerdir. Bu durum diger saflar iginde de intizamh durma numunesi olacaktir. Eger bir dilekge 
sahibi halk arasmda gorunup saflar arasindan yol agmaga galisarak dilekgesini hukumdarm eline vermek 
isterse on saftakiler bu dilekgeyi alarak dilekge sahibinin gozlerinin onunde ona vermelidirler ki herkes 
verilen seyin yerine ulastigmi ve bunun neticesi olarak da bizzat hukumdarm kontrola tabi oldugunu 
bilsin. iktidar halesinin mevcudiyeti halkm «kral bundan haberdar olsaydi» veya «kral bunu isitecek» 
diyebilmesini gerekli kilar. 

ResmT gizli polis teskilatinm kurulmasi ile otoritenin mistik itiban kaybolur, muayyen bir cur'et 
meydana gelir ve herkes kendini onun efendisi sayar. Hiikumete karsi serkeslik satan kimseler otoritenin 
kuvvetinin farkindadirlar ve ne zaman bir firsat cikarsa otoriteye karsi suikast yapacaklan am gozlerler. 
Biz Yahudi Olmayanlara baska seyler telkin ettik. Fakat her hadise gizli polis teskilatinm onlan nerelere 
gotiirdugunu gormemizi mumkun kildi. 

Bize karsi sue isleyenler ciddT bir temele istinad etsin veya etmesin ilk siipheler iirerine evkif 
edileceklerdir. SiyasT bir kabahat veya curiim islediginden siiphelenilen bir sahsa muhtemel bir hata 
yapma korkusu ile kagma firsati verilmesine musaade edilemez, £unki bu mevzularda biz tarn manasi ile 
merhametsiz olacagiz. Eger musamaha gostererek basit curiimlerde sugun saik ve sebepleri uzerinde 
durmayi kabul etmek mumkun olsa bile hiikiimetten baska kimsenin bir sey anlamayacagi meselelerle 
mesgul olan kimseler igin affedilme imkani yoktur ve higbir hukiimet de gergek siyaseti anlayamamistir. 
(Protokol: 18) 

Bir zaman igin Diinyadaki butun Yahudi Olmayanlann bir koalisyonu bizimle belki basanli bir sekilde 
mucadele edebilirdi. Fakat onlarm aralannda mevcud ve kokleri §imdi asla kopanlip gikanlmayacak 
derecede derine atilmis olan anlajmazhklar sebebiyle bu tehlikeye karsi emniyette bulunmaktayiz. Biz, 
Yahudi Olmayanlann sahsi ve kavmi hesaplarim, son yirmi yuzyil boyunca besleyip gok geli§tirdigimiz dini 
ve irki kinlerini birbirlerinin karsisma gikardik. Bu sebepledir ki bize karsi kolunu kaldiran herhangi bir 
yerdeki bir devlet destek gormeyecektir. Onlarm herbiri hatirlannda tutmahdir ki, bize karsi herhangi bir 
anlasma kendisi igin faydasiz olacaktir. Biz gok kuvvetliyiz. Bizim kuvvetimizden kurtulus yoktur. iginde 
bizim esrarh elimiz bulunmadikga milletler onemsiz bir hususi anlasma bile yapamazlar. (Protokol: 5) 
43 En'am; 100 

Yoneticiligimizin en muhim amaci, §u husulan ihtiva eder: Halkm zihnini tenkid ile bozmak, onu 
mukavemet uyandiran ciddi dusuncelerden uzaklastirmak, zihni kuvvetleri bos nutuklann sahte savasi ile 
mesgul etmek. 

Her gagda dunya halklan da fertler gibi sozleri is seklinde kabul etmi§lerdir. Ciinku onlar genel 
araneda ki gosteri ile tatmin olurlar ve va'dleri icraatin takip edip etmedigine nadiren dikkat ederler. 
Bundan dolayi biz halka soz ile hitap edilecek muesseseler kuracagiz ve bu muesseseler gelismeye olan 
faydalann belig delilini vereceklerdir. 

Her ydndeki butun partilerin serbest dis goriiniislerini zahiren kabullenecegiz ve bu dis gorunuslere 
nutuklarda ses verecegiz. Nutuk veren kimseler o kadar konusacaklar ki dinleyicilerin sabrmi tuketecek 
ve bu nutka karsi bir nefret hasil edeceklerdir. 



26 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



Sekizincisi: Deccal; yaldizlayan demektir. 45 

Dokuzuncusu: Deccal; faydasiz bir seyi altin suyu ile guzel gostermeye cahsmak demektir. 
i§te DeccaTde boylece batih guzel gostereceginden bu isim verilmistir. 46 

Kamuoyunu avucumuzun icine almak gayesiyle her taraftan birbirlerine zit fikirleri netice gikmayacak 
sekilde kar§i karsiya getirerek, bu kansikhk iginde Yahudi olmayanlann ba|lannin ddnmesini ve her gesit 
siyasi mevzularda higbir fikir sahibi olmamanm en iyi hal oldugu kanaatine varmalan igin, yeterli bir 
zaman boyunca gali§arak onlan saskm hale getirmeliyiz. Halkin siyasi mevzulan anlamamasi 
gerekmektedir. Ciinku o mevzular yalniz halki idare edenler tarafindan anlasilir. iste bu birinci sirdir. 
(Protokol: 5) 

Halkin iginden kabiliyetleri ve kolece itaatlerine gore titiz bir dikkatle segecegimiz idareciler, idare 
etme sanatmda egitim gormemis kimselerden olacak ve bundan dolayi kendilerinin musavirleri ve 
uzmanlan olan ve gocukluklarmdan beri butun dunya islerini idare etmek igin yetistirilen bilgi ve zeka 
sahibi kimselerin ellerinde oyuncak olacaklardir. iyice bildiginiz gibi bizim bu uzmanlanmiz idare 
hususunda ihtiyac duyduklan malumati bizim siyasi planlanmizdan, tarih derslerinden ve her an gegen 
hadiselerin miisahedesinden gikarmislardir. Yahudi Olmayanlar pesin hukumsiiz tarih miisahedelerinin 
tatbikati ile yonetilmezler. Onlar neticelerden tenkidi bir goriis gikarmayan nazari usule alisiktirlar. 
Bundan dolayi bizim onlan hesaba katmaya ihtiyacimiz yoktur. Birakin onlar vakti gelinceye kadar 
kendilerini eglendirsinler veya girisken mazilerinin yeni sekillerinin umidi iginde ve zevklerinin hayalleri 
ile yasasinlar. Birakin; bizim onlan ilmin emirleri diye kandirdigimiz oyunlarm basrolunu oynasmlar. Bu 
maksatla devamli olarak basimmiz vasitasi ile bu nazariyelere korii koriine itimad uyandinyoruz. Yahudi 
Olmayanlann bilim adamlan bilgileri ile boburlenecek ve ilimden elde edecegi butun malumati makul bir 
sekilde dogrulugunu ispat etmeden tatbik mevkiine koyacaktir. Halbuki bizim uzman ajan kadromuz 
onlann kafalanni bizim arzu ettigimiz istikamette egitmek igin bunlan kurnazhkla tertip etmislerdir. 

Bir an bile bu ifadelerimi bos sozler sanmayin. Bizim tertip ettigimiz Darwinizm, Marxism, 
Nietzcheism'in basanlanni dikkatle diisuniin. Biz Yahudiler igin bu direktiflerin Yahudi Olmayanlann 
fikirleri iizerinde nasil bir bolucu etki yaptigmi gormek herhalde zor olmayacaktir. (Protokol: 2) 

Yahudi Olmayanlara dusunme ve farkma varma hususunda vakit birakmamak igin onlann aklini 
sanayi ve ticarete gevirmelidir. Boylece butun milletler kar pesinde ve yansinda butun butun 
yutulacaklar ve miisterek dusmanlarmi fark etmeyeceklerdir. Fakat yine de hurriyetin Yahudi 
Olmayanlann toplumlanni pargalayip yikmasi igin sanayiyi spekulatif temele oturtmaliyiz. Netice olarak 
sanayi ile topraktan ne gikanlmis ise onlann ellerinden kayarak spekulasyona yani bizim siniflanmiza 
gegecektir. 

Ustun gelmek igin yapilan siddetli miicadele ve ekonomik hayata yayilacak sarsmtilar hareketi, soguk 
ve merhametsiz toplumlar meydana getirecektir ve simdiden getirmistir de. Bu toplumlar yiiksek 
siyasete ve dine karsi kuvvetli bir nefret besleyeceklerdir. Onlann yegane kilavuzu kar yani altm'dir, 
onunla elde edecekleri maddi zevklerden dolayi ona tapacaklardir. Sonra vakti gelince Yahudi 
Olmayanlann asagi tabaklan, iyiyi elde etmek igin degil, hatta server kazanmak igin degil, fakat sadece 
imtiyazlilara karsi kinlerinden dolayi, bizim iktidar rakiplerimiz olan Yahudi Olmayanlann alimlerine karsi 
bizi takip edeceklerdir. (Protokol: 4) 

£ok eski zamanlarda "hiirriyet, esitlik, karde§lik" kelimelerini halk kitleleri arasinda ilk defa biz 
bagirdik. O gunlerden beri her taraftan gelip bu oltaya takilan budala papaganlar tarafindan bu kelimeler 
gok defalar tekrar edildi. Bunlarla, evvelce avamm baskisma karsi gok guzel muhafaza edilen diinyamn 
refahmi ve ferdin hakiki hurriyeti giderildi. Yahudi Olmayanlann sozde zeki insanlan, ilim sahipleri, bu 
mucerred kelimelerin hakiki manalarim anlayamadilar. Bunlann manalarmin ve karsihkh 
miinasebetlerinin gelismesine dikkat etmediler. Gormediler ki mahlukat arasinda esitlik yoktur ve 
hurriyet olamaz. Yaratihstan akil, seciye ve kabiliyetler e§it degildir. Diisunmediler ki avam tabakasi 
kordur. Onlann arasmdan segilip yonetimi uzerlerine alan sonradan gormeler de siyaset mevzuunda 
avam tabakasmm kendisi gibi kordiirler. Yetismis bir kimse bir budala da olsa yine hukmedebilir. Halbuki 
yetismemis kimse gok zeki olsa da siyasetten birsey anlamaz. Biitun bu husulara Yahudi Olmayanlar 



Internet Yazilan 27 



Onuncusu: Deccal; kihc suslemek demektir. 4 



YAHUDIYI TANIMAK ICIN SEYREDILMESI GEREKEN FILM VE OYUN 

Venedik Taciri, unlu ingiliz oyun yazan ve ozan William Shakespeare'nin taninmis 
bir oyunudur. 

Oyun, bir komedi olmakla birlikte ciddi bolumler de icerir. Bazi edebiyat tarihcilerine gore 
Venedik Taciri Shakespeare'in tragedyaya en cokyaklasan oyunudur. 

Oyundaki kotu adam, Yahudi tefeci Shylock'tur. Butun gemileri acik denizlerde dolasan ve 
nakit sikintisinda olan Antonio, Venedik'teki itibanni kullanarak, arkadasi Bassanio'yu sevgilisi 
Portia'ya gonderebilmek icin bir vakitler hakaretler yagdirdigi Yahudi tefeci Shylock'tan uc bin 
duka bore ahr. Shylock ise Antonio'nun borcu odeyememesi halinde, vucudunun neresinden 
isterse oradan, bir pound (yakla§ik 450 gr) eti kesecegini senedin sonuna sart olarak ekletir. 

Zamanla, Antonio'nun gemilerinin teker teker battiklan haberleri ulasmaya baslar. Soylu 
tuccar borcunu odeyemez ve Shylock kizinin kacmasinin da gerginligiyle Hristiyanlara olan 
nefretini Antonio'ya kusar. Venedik'te "Hakkimi isterim, senette ne yaziyorsa onu isterim!" diye 
bagirmaya, yeminler savurmaya baslar. 

Durusma sirasinda Shylock, dramatik yapinin "sevilmeyen adam" rolunu zedeleyici sozler 
sarfeder fakat hakh oldugunu elbette ispatlayamaz. Shylock'un acgozlulukle bicagini biledigi 
gerilimli bir durusmadan sonra Antonio kendisini savunan gene bir avukatin zekasi sayesinde 
kurtulur. Avukat ise, kihk degistirerek mahkemeye katilan Bassanio'nun sevgilisi ve miras sahibi 
bir gene kiz olan Portia'dir. Senette sadece et yazildigini, kan yazilmadigini savunur. O halde 

dikkat atfetmedi. Oysa ki her zaman hanedan hiikumdarliklan bu fikre dayanmi§tir. Ciinku baba, siyasi 
isjere dair bilgileri ogula naklederdi. Bu suretle bunlan hanedan ailesinden ba§ka kimse bilmez ve kimse 
onlan yonetilenlere ifsa etmezdi. Zaman gectikge siyasi islerin gercek pozisyonu olan hanedan icindeki 
intikal, manasmi kaybetti ve bu durum davamizin bajansma yardimci oldu. 

Diinyanm her ko§esinde "hiirriyet, e§itlik, kardeslik" kelimeleri §uursuz ajanlanmiz sayesinde, bizim 
sancagimizi cojkunlukla ta5iyan gok sayida kimseleri saflanmiza soktu. Bu kelimeler daima Yahudi 
Olmayanlann refahmi kemiren, her tarafta sulhu, sukuneti, dayani§mayi yok eden, Yahudi Olmayan 
devletlerin butun muesseselerini tahrip eden mahvedici kurtcuklar oldular. ilerde goreceginiz gibi bu 
durum bize zaferimiz igin yardim etmektedir. Bu, diger §eyler meyaninda en kuvvetli imkani, yani 
imtiyazlan yikma, ba§ka bir ifade ile Yahudi Olmayanlann aristokrasisinin turn mevcudiyetini yok etme 
imkamm elimize gecirmeye bizi muktedir kildi. Bu sinif, haklann ve memleketlerin bize karsj sahip 
olduklan yegane mudafaa vasitasi idi. Yahudi Olmayanlann normal ve soya dayanan aristokrasisinin 
yikintilan ustunde biz para aristokrasisinin onderliginde bizim tahsil gormu§ tabakamizin aristokrasisini 
kurduk. Bize bagli olan serveti ve bizim Siyon Liderlerimizin tertip ettigi tahrik kuvveti olan bilgiyi bu 
aristokrasinin §artlan olarak tesis ettik. 

ihtiyacimiz olan insanlarla munasebetlerimizde daima be§er dusuncesinin en hassas duygulan, para 
hesabi, tamah ve insanin maddi ihtiyaclan hususundaki acgozluluk uzerinde islemek suretiyle zaferimiz 
kolayla§tinlmi§ bulunmaktadir. Bu be§eri zafiyetlerin her biri tek basina ele almmca §ahsi tesebbusu felce 
ugratmaya yeterlidir. Cunku insanlann temayullerine gore istedikleri verilerek faaliyetleri satin almmi§tir. 

Hurriyetin miicerretligi, her memlekette avami; hiikumetlerin, memleketin sahipleri olan halkm 
kahyasi olmaktan ba§ka bir §ey olmadiklan ve kahyanm ise eskimi§ bir eldiven gibi degi§tirilebilecegi 
fikrine inandirmaya bizi muktedir kildi. (Protokol: 1) 
47 (ERDOGMUS, 2002), s. 13-15 



28 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Shylock, tek damla kan akitmadan senete gore hakki sayilan eti almahdir. Eger kan akarsa, bir 
Hristiyan'in kanini akittigi icin Shylock'un turn mal ve mulku musadere edilecektir, kanun 
boyledir. 

Sonuc olarak Shylock, senete dayanan hakkmdan vazgecer. Fakat bu sefer de bir Hnstiyanin 
canina dolayh yoldan kasdetmekten mallanna el konur, hayati ise Antonio'nun merhametine 
birakihr. Antonio ise Shylock'u Hristiyan olmasi sartiyla bagislar. 

"Heva ve hevesini tanri edinen, bilgisi oldugu halde Allah'm sasirttigi, kulagini ve kalbini 
muhurledigi, gozunii perdeledigi kimseyi gordiin mu? Onu Allah'tan baska kim dogru yola 
eristirebilir? Ey insanlar! Anlamaz mismiz?" 48 

CINLERE KARI$MAK. 

Konu ile ilgili olarak Ebu Yusuf isimli bir cinin havas ile ugrasan kisiye anlattiklan nasihati 
burada hatirlatmak uygundur. 

"Simdi soylediklerimi iyi dinle ve durum ne olursa olsun asla akhndan cikarma. Cin dedigin 
varhklar, yani bizler, nefislerine son derece duskun varhklanz. Turn yasamimiz ona kolelikle 
geciyor. icimizde gercekten bazi seyleri kesfetmis olanlar haric, hayatimiz kufur icinde geciyor. 
Bizlerden size dost olmaz. Bizden fayda yerine ancak zarar gorursun. Bizlere inanip ona gore 
hareket etmek buyuk bir gaflettir. Sana dogru bilgi asla aktarmazlar. Her ne kadar iyi niyetlerle 
baslasan da, bir sure sonra nefisleri agir basmaya baslayacak ve seni kiskanip, seni zor duruma 
sokmaya cahsacaklardir ki, onu da yapiyorlar zaten. Musluman olup Allah Teala'yi kabul 
edenlerle iletisimin bu minval uzere olur. Onlardan aldigin yardimlar kasigin ucuyla ahp sapiyla 
gozunu gikarmak misali gibidir. 

Dogru bilgi alabileceklerin de var tabi aramizda. Ancak onlarm da temel amaci araniza nifak 
sokup insanlan birbirine dusurmeye cahsmaktir. Buradan, sizlerden, onlarla iletisim kurmus 
olan kisilere, sizin dunyaniza gore mucize sayilabilecek birtakim ozellikler ve yetiler tanirlar. 
Ancak bunun bir karsihgi vardir. Seni kendilerine kole ederler ve kendilerini Allah olarak 
gormelerini isterler. Hatta kendilerine tapmani isteyeceklerdir. 

Bunun karsihginda da sana, herkesin acikagizla seni izleyecegi, toplumunuzca olagandisi 
gorulen birtakim ozellikler verilir. Seytana usakhk eden bu varhklarla beraber oldugunda turn 
hayatin kufur uzerinde gecer ve karsihginda dunya hayatini yuceltirler. Senin ukbadaki hayatini 
rezil ettikleri gibi, sana gelip yardim isteyen insanlann da hem bu dunyasini hem de ahiretini 
mahvederler. 

Sana verdikleri olagandisi bilgilerle cevrendeki insanlan sana mahkum ederler. Herkes sana 
inanir ve inanmak zorunda kahr. Sonucta turn toplum senin kulun olmus olur. insanlar senin 
karsinda ezilip buzulurler. Bir evliya gormuscesine kafalanni nereye sokacaklanni sasinrlar. Bu 
davranislan gizli bir sirktir ashnda. Meydana gelen olaylann senin elinle geldigini sanirlar ve 
boylece de Allah Teala'ya olan imanlanni kaybederler. Buna ek olarak soyledikleri dogrulara 
ekleyecekleri yalanlarla sana inanan insanlan bir cikmazin icine sokarak, bunahma iterler. 
Bunun ornekleri sayilamayacak kadar coktur. Bu konular hakkmda hocandan (nasihat ettigi 
kisinin hocasi) kismen de olsa bilgi almistin. 

Sonuc olarak su soylenebilir ki; bizim dunyamizdaki varhklardan sana dost olmaz. Bunu 
hicbir zaman unutma. Onlan kullanabilecegin ya da yonetebilecegin gibi bir fikre sakin kapilma. 
Sana bu hissi verseler de, hatta bunu dogrulayacak davranislarda bulunsalar da itibar etme. 



48 r- ■ -<-> 

Casiye, 23 



Internet Yazilan 29 



Onlar hicbir zaman senin kontrolun altina girmezler. Higbir kimsenin boyle bir yetkisi ve etkisi 
yoktur. Hocaniz bile buna yeltenmemistir. £unku olmayacagini bilirdi. Ona cok yakin olmamiza 
ve hayati boyunca ona yalan soylememis olmamiza karsin bizim sozlerimize salt dogru gozuyle 
bakmazdi. Sozlerimizi akhyla kiyaslardi ve oyle karar verirdi. En son danisacagi yer kalbi olurdu. 
Senin bu duzeyde manevT bir ruh halin yok. insallah Allah Teala kismet ederse olur, olmasini 
temenni ederim fakat olmayacagini var sayarak soyluyorum, bizlere itibar etme. 

Seytana kulluk eden, nefsinin kolesi olmuslarla birlikte olup onlann sundugu sahte 
cennetlere aldanma. Onlann sunduklan sana cok hos gelir. insanlann, sendeki olaganustu 
ozellikleri gorunce, ortaya koyduklan tapinma davranislan, gururunu oksayacaktir. Fakat 
unutma ki, bu seni gercekte mahvetmeye hazirlanmis bir melek goruntusudur. Elbisenin 
disindan bir melek oldugunu sanirsin; soyundugunda ise, bir seytanla karsi karsiya oldugunun 
farkina vanrsin ancak is isten gecmis olur. 

Bu nedenle de dunyaya tapma. Musluman olmus olanlardan alabilecegin yardim da oldukca 
sinirhdir. Hangi konuda olursa olsun, sana verdikleri bilgileri akhnla test edip ikna olmadikca, 
itibar etme ve bunlara inanma. Onlardan, sana sunduklan bilgileri ispat edecek kanitlar iste. 
Eger mumkunse bu ispati bizzat kendin, akhnla yapmaya calls. Onlan hicbir zaman ovme, bu 
onlann nefislerinin azmasina yol acacaktir. Allah Teala'ya dua et ve onlarla zaman zaman yalniz 
kaldiginda, sohbet ederek, dint bilgilerini guclendirmeye calls. 

Senin bilgilerin onlara kiyas edilemeyecek olcude fazladir. Fakat sen bunun farkinda degilsin. 
Onlara gorebildigin hakikati ve dogrulan anlatmaya calls. Ancak bu sekilde hem kendini, hem 
de onlann kendilerini mahvetmesini engellemis olursun. 

ilimden asla uzaklasma. ilimsiz bu yola cikanlann son duragi seytan olur; bu genel kaidedir. 
Bunun disina cikmak mumkun degildir Cenab-i Hakk bir mucizeyle olaylara mudahale etmedigi 
surece. ilmT akil, olaylann dogrusunu algilayabilmene yardimci olacak en buyuk faktordur. ilmin 
yuksek olursa, onlann da sana saygi duymasini saglamis olursun. Bu sayede hem kendini hem 
de onlan kurtarmis olursun. 

Bu isi yapmaya basladigin gunlerden itibaren cevrende bircok insan taniyacaksin. 
Gorduklerinden dolayi belki isini birakmak isteyebilecegin zamanlar olacaktir. Yolunda, emin 
adimlarla ve akhn rehber alarak hareket eder ve sapmamak icin Allah Teala'dan yardim 
istersen, butun pisliklerin icinde, temiz kalabilirsin. Aksi takdirde yok olursun. 

Sana son olarak soyleyecegim seyler de sunlardir: Diline hakim ol ve cok konusma. Saltanat 
heveslisi olma. Dunya icin calls ama ona kole olma. Haram yeme ve bu dunyanin guzelliklerine 
sakin kapilma. Dunya saltanatini seversen ileride gorecegin bazi insanlar gibi seytanin usagi 
olursun. Akhnm kabul etmedigi bir seyi hie kimseye bildirme. Hatta dogru oldugunu akhn kabul 
etse bile kendi icinde sakla. 

Bu yol cok tehlikelidir. Sonuc itibariyle bu sadece bir meslek degildir. Ugrastigin konu, 
imanin sinirlanni da kapsamaktadir. Bu dunya icin de ahiret icin de son derece cetin bir smav- 
dan gececeksin. Ya basindayken birak, ya da kendine mukayyet ol. Baska soracagin bir konu var 
mi?" (TOPKARA, Cevat, Bir Gergegin itirafi, istanbul,2005, s.119-122) 



KU£UK SUYUN BUYUK MACERASI 

Ben kuguk bir suyum. 

Sert kayanin iginden gikarken gektigim acilar, benim ileriye donuk ne kadar heyecan dolu bir 
hayatimin olacaginin da haberlerini veriyor olsa da, seker bile benim tathhgimi kendine ornek 
ahyordu. 

Ne oldu bana ki, ustume ususen tozlar, pis seyler, igimde bulanikhgimi artinp, kendimden 
dahi beni tiksindirtmeye basladi. 

Bu kirli halimden usandim. 

Eski halimi bulmak igin basvurmadigim gare ve yer kalmamisti. Basimi taslardan taslara 
vuruyor, bir ttirlu kendime gelemiyordum. Arada birde baska sular igime kansinca, busbutun 
daha igreng, bakildiginda korkung, igildiginde zehirgibi aci olan birsu olmustum. 

Her gun "ne olur kurtarm beni" diye bu igine dustugum halden kurtulmak igin etrafima 
seslensem de, kimse bana ne yaklasmak istiyor, ne de ilgileniyordu. Birde garesizlik iginde 
gogahp buyumusum. Ashnda sevinilecek bir sey gibi gorunse de sonugta buyuk bir su olmustum 
ve kendimi kontrol edemez hale de gelmistim. 

Sorunlanm iste bu buyumeden sonra baslamisti. 

Bir gun basimda segilmis iki insan oturmus, okyanuslardan bahsederek konusuyorlardi. Ben 
dediklerini yeni duymus ve sanki sarhos olmustum. Okyanus varmis ve benim gibi bir su imis, 
fakat daha buyuk bir su... 

O an karar verdim, kurtulus garemi belki orada bulurum diye. Okyanusa kavusma 
yolculuguma basladim. 

Yolculuk... 

Yolculuk, ashnda oyle gorundugu gibi kolay bir sey degildir. Basina bin bir ttirlu hal getirir. 

Ben suyum ya, en buyuk sikintim ustumde dikilen gunes olmustu. 

Gunesi hig sevemedim, beni de surekli rahatsiz etti. Bana her zaman, 

"Gel yerlerde siiriinup ne duruyorsun, benim yammda yer alan bulutlar gibi ol" diyordu. 
Hani dusunmuyor da degildim. Bulutlann hali hig imrenilmeyecek kadar kotu degildi. Fakat 
sonlan yoktu. f^unku bir zaman sonra, hayatim tekrar basa donecek, eski halime tekrar 
donusun baslangici olacakti. 

"Sen bana tekrar eski giizelligimi geri vereceksin belki ama ben sonunda bu dleleri geken 
su olmaktan kurtulmayacagim." 

"Benim idn bu 50k da iyi bir durum degil. Benim okyanusa ulasmam, sana karsi guglij 
olmami da saglayacaktir." dedim ve yola koyuldum. 

Yolculugumda basimdan neler gegmedi ki; igimi ezen, yakan ve aci veren butun duygulan en 
nihayetiyle yasamistim. Neticede cihzlasmis bir su akintisi haline gelerek okyanusa 
varabilmistim. ?ol< sevingliydim. Ancak onemli bir sey olmustu. Olan sey beni benden almis, 
artik ben eski ben degildim. Kuguk su diye bir sey kalmamisti. 

Bundan boyle okyanus vardi. Ne buyuk okyanus. Kuguk su kaybolmus okyanus iginde yok 
olmustu. 

Ne olmustu? 

iyi bir sey mi? 

Bunu bile diyemedim. Cunku bende ne konusacak, ne dusunecek ne de anlatacak bir varhk 
olmaktan ayn bir hale dusurulmustum. 

Soruyorum; "benim durumumu o zaman bana kim bildirecek?" , "hani kim var?" 



Internet Yazilan 31 



Bu sorulan soracak bir varhgim bile kalmadi. Oyle ya, bu sevdama, uzuleyim, sevineyim? 

Ben igimdeki beni kurtarmak isterken, benligimde kalmami§ti. 

Olan ve olduran igin soz nasil soylenir. 

Okyanus yerinde; kugtik su ise, anilmayacak bir §ey olarak kaybolup gitmi§ti... 



BIRDE TESLIM OLDUM DIYORSUN! 

"Salik baslangigta inancini tarn teslimiyetle bir pTre teslim edip her emrine itaat ve hizmet ve 
ihtimam ile gah§irsa yolu Hakk'a gider. Lakin otuz, kirk gunde pTrim himmetiyle irsad olurum 
deyip azm ile zikri ve fikir ile gahsir ve gonlu acele ile Hakk'tan tecellT-i cemal umit eder. Lakin 
istedigi gibi, nefsin muradi hasil olmayip zamanla zikr ve fikrini terk eder, sonra seyhine 
gucenip birkag gun bu hale sabir edemeyip seyhin mahremlerine ve hadimlerine seyhten 
sikayet ettikte, o -azTze onun sikayetinden haber verdiklerinde tebessum edip cevap vermez. 
Sonra bir zaman gegtikten sonra seyhinden yuz dondurup ahbaplanna, akrabasina ve akranina 
soyler ki, 

"Bizim seyhimizi ben tasarruf sahibi bir mursid-i kamil zannederdim. Lakin zannim gibi 
degil imi§. Bende bu Him, fazilet ve ciddi gahsma, amel ve kabiliyet var iken, beni terbiye edip 
insan-i kamil edemedi. 

$imdi bildim ve anladim ki, onlar dahi benim gibi aciz ve zayif imi§. Bos yere zahmet verip 
gonlumuze agirlik verdiler" dedikte, onun kustahligina nazar etmeyip yine onun islahina husn-i 
teveccuh olurlar. Bu esnada o murit, seyhi ziyaretine vardikta, onun bu makama ugradigini 
bildiginden dolayi lutf ile muamele edip nasihat ile nza makamina delil olup Hakk yoluna ragbet 
ettirip ve bazi hizmet teklif edip onu imtihan eder. Ama o salik kulagina girmeyip nasihati kabul 
etmez ve hizmetini gorup nzasinda bulunmaz. Huzurunda ve arkasindan kustahhk edip seyhe 
itiraz ve atma tutma yapip akIT deliller ve nakIT ile -azTzi tohmet altinda birakmaya gahsir. 0, 
onun halini ilham-i rabbaniyle bildikte, Hakk'in izni ile onun terbiyesinden farig olup gonlunden 
gikanp nefret eder. O salik meclisten gidip evvelki fitne ve fesadina kosarak nefsine tabi olup 
gider. 49 

Hasan SezaT kaddese'llahii sirrahu'l aztzin Mektubat-inda buyurdu ki; 

"Saadet sahibi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ortaya gikisinda, Ashab-i Kiram 
Hazretleri radiyallahu anhum birlikleri tam ve noksansiz idi. Ama nubuvvet kemal buldukga 
hepsinde kalplere kabiliyetler geldi. Birbirine rekabet lazim geldi. Aralannda neler neler oldu. 
Siyer kitaplannda bunlar yazihdir. Okuyanlar durumu bilirler. Ug ve belki de dortte biri aynT mu- 
min. Digerleri munafikhga dustuler. Benzetme olmasin da, bizim de bugunku halimiz boyle. Her 
gun fukara (dervisler) arasinda uydurma, duzme ve yalan sozler zuhur etmektedir ki, isiten 
hayrette kahr. Hala igimde gizli olan, tekkede olanlann hepsini def edip, disandan gorevle bir 
imam ve muezzin tedarik ederek ve avam seklinde bir hizmetkar bulmak. Hakki arayanlar da, 
ruyasi ve derdi oldugunda gelsin; haberini alsin; gitsin. Baska garesini bulamadim. 

Kime gonul baghyayim?" 50 

"Ne haldir bilinmez. Zamane muridleri kendi hallerini ve gayretlerini bilmeyip, murid iken 
mursid gibi davramrlar, batintve manevtzevkimiz yokderler. 

Subhanallah! 

Hastasin; hastahk sifati, illetle meydana gelir. Hastahk olmasa, hasta olma hali nasil be- 
lirirdi? 

Behey deli! 

Akilhyim dersin, mursidin islerine tarizde, itirazlarda bulunursun. Ya Hazret-i Allah Teala'dan 



49 — A§gi ibrahim Dede, A§gi Dede'nin Hatiralan, hzl. Mustafa KOC-Eyub TANRIVERDi, istanbul, 2006, c. II, 
s.667 

50 — YARAR, Cezair, Mektubat-i Hasan Sezai, istanbul, 2001. s.92, 48. mektup 



Internet Yazilan 33 



utanip, evliyaullahtan haya etmez misin? 

Halife-i zatT, isinde kimseye bagh degildir. Dogru yanhs sorulmaz. O'nun isi zatini ilgilendirir. 
Soru ve cevap kendisinden kendinedir. £unku rnund oldun. ihtiyan olum tahsil et. Bu suretle 
nefsini bilip, siddik sifatiyla nitelenmis ol. Yoksa mecazT hayatta ne yola cikarsin; 

Behey gafil! Adin Ahmed, Mehmed; Mustafa diye onurlanirsin. isin ise, gafil isi. Utanmaz 
misin? Gaflet sahiplerinin yaninda ne soylersin? Onlar hayn serri bilmezler, ihtiyan olum 
(Olmeden evvel olunuz hadis-i serifine isaret ediyor.) sahibi olup, bu mecazT varhktan kurtulup, 
gafletten uyanmamislardir. Uykuda konusan, sayiklar. Onun sozune itibar olunur mu? Uyanik 
(kahp gozu agik) olanlar, sagma sapan sozler soyleyenlere gulerler. Uyanikhk kihgina burun- 
mussun. Hakikaten uyanik olanlara merhamet etmez misin? Bu halini arif-i billah olanlar gorup: 

"Ta§ atan bizden, attiran bizden degil" demisler." 51 



YARAR, Cezair, a.g.e,s.90, 47. mektup 



MILLIYETgi TOPLUMLAR 

Milliyetgilik hem bir duyguyu hem bir igtimai hareketi hem de bir ideolojiyi anlatmak igin 
kullanilan bir kelimedir. Milliyetgilik kavrami ise millet gergeginden hareket eden bir fikir akimi 
ile gagimizda da gegerli bir sosyal politika prensiplerinden olmustur. 

Milliyetgilik tanimi millet taniminda oldugu gibi tartismah bir konu olarak karsimiza 
gikmaktadir. Her milletin milliyetgilik anlayisi farkh oldugundan dunyada ne kadar 
milliyetgilik akimi varsa o kadar milliyetgilik anlayisi vardir. Degisik igeriklere burunen 
milliyetgilik akimlanni bigimlendiren kistaslar; sosyal bunye, gelenek, kulturel tarihiyle 
toplumun cografi yonu milli karakteridir. Bu nedenle Milliyetgilik hakkinda ilmT agidan 
uzerinde fikir birligine varilmamistir. 

Milliyetgiligi inceleyen bilim adamlannin soz birligine vardiklan tek nokta ise milliyetgiligin 
dogasinin karmasikhgi ve milliyetgiligi tanimlamanin guglugudur. 

Milliyetgiligin tarih suuru uzerinde yukselen bir olgu olmasi ise onun surekliligini ve her daim 
guclu bir konuma sahip olusunu gostermektedir. Milliyetgilik ve milli devlet kendilerini tarihi 
gegmis uzerine insa etmis olmakla beraber asil onemlerini modern gag ile birlikte 
kazanmislardir. Fransiz ihtilali ile ortaya gikmis milliyetgilikler varhklanni gunumuze kadar 
tasidiklan gibi, kapitalizmin, endustriyalizmin, burokrasinin, kitle iletisiminin ve dunyaya ait 
sartlann birer urunu olmaktan da kurtulamamislardir. Milliyetgilik ideolojisini, bir duygu ve 
inang birikimi olarak milletlerin olusum surecine ve hatta tarihin en derinliklerinde yasanmis ilk 
biz ve oteki ayinmina kadar goturulmustur. Bugun ise dunyanin pek gok yerinde gatismalar 
kimlik mefhumu uzerinde dugumlenip kalmistir. Bu da gatismalan, kulturel, siyasal kimlik gibi 
mefhumlan agiga gikarmis mill? dengeleri bozmaya baslamistir. Gegmiste bir yerlerdeki saf, 
bozulmamis bir kulturel oze atifta bulunarak kendilerini kabul ettirmek sikintisina dusulerek 
insanlara dayatmalarda mecburi olarak ortaya gikmistir. Kimligin dussel gekiciligi ideolojik ve 
siyasal bolunmeleri anlamsizlasinca da kaos kendiliginden ortaya gikmistir. Pek gok insan 
dunyanin dort bir yaninda patlak veren etnik gatismalar ve milliyetgilik karsisinda saskina 
donmus durumdadir. Oysa onlar etnisite 52 ve milliyetgiliklerin hizla yok olacagma 
inanihyordu. Fakat oyle olmadigi gorulmektedir. Etnik gatismalann, milletlerarasi savaslann, 
soykirimlann yasandigi bir dunyada milliyetgiligin sonunun gelmedigi gokagikga gorulmektedir. 
Huzursuzluklar bas gosterince mill? devletler kendilerini hem gok-kulturluluk ve kuresellesmeye 
hem de yerel direnglere ve kulturel milliyetgilige karsi savunmak zorunda kalmislardir. Bu da 
sonugta milli kimligin her zamankinden daha savunmaci bir hal almasina ve milliyetgiligin mill? 
devlet sathinda populerleserek kendini yeniden uretmesine yol agmasina sebep olmustur. 

Millet ve tarih arasindaki iliski onemlidir. Bir milleti olusturanlar ortak bir tarih iginden 
gelmis olmasalar bile kendilerini ortak bir tarihe sahip olarak gorebilirler veya gergekten ortak 
bir tarihe sahip olsalar bile gruplar kendilerini birbirlerinden ayn sayabilirler. Oznel anlamiyla 
tarih-millet iliskisine "tarih §uuru" da denilebilir. Tarih suuru milleti olusturan bireylerin kendi 
tarihleri hakkmdaki fikirleridir. Bu fikirler bazen gergek tarihle uyusabilir veya bazen gergek 
tarihle uyusmayabilir. Fakat milleti olusturan bireylerin milli bilince sahip olabilmeleri, tarih 
suuruna sahip olmalarma baghdir. 



Etnisite: Etnisite ya da etnik grup kavrami, sosyolojide belirsiz bir kavramdir. Nathan Glazer ve Daniel 
Moynihan tarafmdan ortaya atilmi§tir. |rk terimine kar§i etnisite daha genis bir kavramdir. Bir igtimai 
yapidaki ozelligi, bireylerin bir ozel grupla 6zdesle§mesini, grup siyasalligmi, bireylerin gruba aidiyetini 
ifade etmek uzere ortaya atilmistir, ancak irk teriminin brtmecesi yapilmakla da suflanmistir. 



Internet Yazilan 35 



Kisaca bugun iginde yasadigimiz Dunya'da kuresellesmenin yarattigi donusumun ve 
degisimin etkisiyle, etnik, irkT, dint, cinsT, sinifh, kulturel farklihklann alti daha kahn gizgilerle 
gizildiginden toplumlar ve bireyler ozgunluklerini ve ozgurluklerini korumak igin gok daha fazla 
gaba harcamak zorunda kalmaktadirlar. 

Farklihklann altmm bu denli kahn gizgilerle gizildigi, biz ve oteki ayirimmm eskisinden gok 
daha derm ve siddetli bir bigimde hissedildigi bugunlerde milliyetgilik kendisini diger 
ideolojilerden gok daha fazla hissettirerek one gikar. Neticede, milliyetgilik sininni asarak her 
seyin uzerine giktigi zaman olumsuzluklarda olu§turur. Allah Teala "Muhakkak ki Allah 
yanmda en degerli olanmiz, O'ndan en gok korkanimzdir." 53 buyurarak asil degerin Allah 
Teala'yi bilmek ve onun dininin emirlerine tabi olmak oldugunu bildirmi§tir. Bu nedenle 
milliyetgiligin getirilerinin pek olumlu olacagi, yalniz milliyetgilik ile iktifa edilerek hareket 
edilmesinin de yanh§lan doguracagi kesindir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Veda Hutbesinde buyurdu ki; 

"E y insanlar! 

Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem'in gocuklansmiz, Adem ise topraktandir. 
Arabm Arap olmayana, Arap olmayanm da Arap uzerine ustunlugti olmadigi gibi; kirmizi 
tenlinin siyah uzerine, siyahm da kirmizi tenli uzerinde bir ustiinlugu yoktur. Ustunluk ancak 
takvada, Allah 'tan korkmaktadir. Allah yanmda en kiymetli olanmiz O'ndan en gok 
korkanimzdir. Azasi kesik siyaht bir kole ba§miza amir olarak tayin edilse, sizi Allah 'in kitabi 
ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. Kimse kendi sugundan ba§kasi ile suglanamaz. 
Baba, oglunun sugu uzerine, oglu da babasmm sugu uzerine suglanamaz." 



53 Hucurat, 13 

Kaynakfa 

SJMSEK Fatma Popiiler Milliyetgilik [Kitap].- Ankara : Gazi Universitesi Sosyal Bilimler Enstitusu Kamu 

Yonetimi Anabilim Dah Sosyoloji Bilim Dah Master Tezi-186844, 2006 . 



IMTIHAN SIRRI ve FITNE 

Gelecegi bilmek gaybi ilimler arasinda olunca, bu yonuyle gelecek imtihan konulan arasinda 
bulunmaktadir. 

insan dunyaya gelmekle imtihan igin sozlesmeye imza atan birey olmustur. Onun igin her 
§ey bir imtihan vesilesidir ve kurtulu§u da yoktur. Kur'an-i Kerim'de dunya hayatinin bir 
deneme veya imtihan yeri oldugunu sikga tekrar ettigi temalanndan biridir. Ayetlerde de 
gorulecegi gibi kainatin insanhk igin imtihan yeri oldugudur. 

insanin dunya hayatinin yegane gayesi imtihandir. "imtihan insan hayatinin ozudur. insan 
hayatma anlam ve varligma gaye kazandmr." 54 

"Allah, hanginizin ameli, hal ve hareketlerinin daha giizel olacagi hususunda sizi imtihan 
etmek igin gokleri ve yeri alti giinde yaratti." 55 

"O, hanginizin daha giizel is yapacagmizi denemek igin oliimii ve hayati yaratti. O, 
iistundiir, bagislayandir." 56 

" Her nefis olumu tadacaktir. Sizi bir imtihan olarak kotiiluk ve iyilikle deneyecegiz. 
Hepiniz de sonunda bize dondiiriileceksiniz," 57 

imtihan konusunda insanlann iyi ve kotu ile ayirt edilmediginin bilinmesi ilahi bir emir 
olmasi nedeniyle kaginilmaz hakikattir. 

"insanlar, imtihandan gegirilmeden sadece "iman ettik" demeleriyie birakilivereceklerini 
mi sandilar? 

Andolsun ki, biz onlardan oncekileri de imtihandan gegirmisizdir. Elbette Allah, dogrulan 
ortaya gikaracak, y a Ian a Ian da mutlaka ortaya koyacaktir." 58 

"Biz sizi, garesiz, biraz korku, biraz aglik, biraz da mallardan, canlardan ve urunlerden 
eksiltme ile imtihan edecegiz. Mujdele o sabredenleril" 59 

"Biz hangi ulkeye bir peygamber gonderdiysek, onun halkmi -yalvarip yakarsmlar diye 
mutlaka yoksulluk ve darhkla sikmisizdir." 60 

"Basmiza gelen herhangi bir musibet ellerinizle islediklerinizden oturudur. O, yinede 
gogunu affeder." 61 

imtihan konusunun Kur'an-i Kerim'de fitne olarak bahsedilmesi de, bu ilmin kendi igerisinde 
sikintilann bulunmasi yaninda yanh§ algi ile sapmalann ve hata ihtimallerini artirmasindandir. 

Kur'an-i Kerim'de "Sizi bir fitne olmak uzere serle de hayirla da deneyip smariz" S2 
buyrulmaktadir. 

Fitne insanin sinanmasi anlamina kullanildiginda hem olumlu, hem de olumsuz sonug 
vermesi ihtimal oldugu igin her iki sekilde sonuglanan olaylara da isim olarak verilir. Hz. Omer 
radiyallahu anh, fitnelerden Allah Teala'ya siginan bir kisiyi gordugunde: 



Muhammed Kutup, Tarihe Baki§imiz, (trc. Talip Ozde§), istanbul, 1990, s.76 

55 Hud, 7 

56 Miilk, 2 
Enbiya, 35 

58 Ankebut, 2-3 

59 Bakara, 155 

60 Araf, 94 

61 Sura, 30 
Enbiya, 35 



Internet Yazilan 37 



"Allah'm sana evlat ve mal vermemesini mi istiyorsun?" der. 63 Yani hayattan kopmak mi 
istiyorsun diye sorgulamaktadir. 

Gelecegimiz hakkinda yorum yapmak hata payinin en du§uk duzeye dusurulmesi icin gayret 
gostermek icindir. Gelecek, Allah Teala'ya ait olup cok az bir pay, insanlara isaretler ve ilham 
yoluyla vehbT olarak ihsan edilmistir. 

Rivayetlerde belirtildigine gore bir defasinda da Hz. Omer radiyallahu anh, yanindakilere: 

"Hz. Rasulullah sallallahu a ley hi ve sellemin bildirdigi fitneleri hanginiz biliyor?" diye 
sormus, mecliste bulunanlardan Hz. Huzeyfe radiyallahu anh (v. 36/656), aile, evlat, mal ve 
komsu yuzunden maruz kalman fitnelerden bahsetmis, Hz. Omer radiyallahu anh, 

"Hayir, bu fitneleri elegit, deniz dalgalan gibi dalgalanacak olan fitneleri kastediyorum" 64 
demistir. ibn-i Omer de kendisine soruldugunda, 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin doneminde sadece musriklerle savastiklarmi ve 
onlarm dinine girmeyi fitne saydiklarmi, simdi ise insanlarm iktidar ugruna birbirleri He 
savastiklarmi" 65 soylemi§tir. 

Muslumanlann bu bahsedilen imtihan ve fitnelerin onbilgisinin gecmi§te bilmelerine 
ragmen gelecekte kurtulamayi§lan belki kader divanlanndaki yazilann tecellisinin 
engellenemez bir durumlannin varhgindan mi yoksa, ba§ka bir gelecegin gegmi§i olacak 
durumlann geregi oldugunu anlamak mumkun olamamaktadir. 

Yine ayni soru akla gelmektedir. 

Gefmis mi gelecegi etkiliyor? Yoksa gelecek mi gecmisi etkiliyor? 

Burada zaman, bilgi, irade ve fiil dortlusunun sonsuz blanketleri 66 sarmalar durur. Bu 
durumlann tek sonuclandincisi da muhakkak Allah Teala olacagi icin insanhk acisindan zatina 
karsi haddi asanlardan olmamak gerekir. Dusunun bir defa "Ben Kahhar'im, bu sifatim He 
tecelli ettigimde kim bana mani olacak?" emri ilahisi karsisinda beseriyetin konusmasi soz 
konusu olabilir mi? 

"O gun onlar meydana gikarlar; onlarm hicbir seyi Allah'a gizli kalmaz. "Bugtin hukumranlik 
kimindir?" denir; hepsi: "Gucii herseye yeten tekAllah'mdir" derler." 67 



63 ibnii'l-Esir, en-Nihaye fi gartbi'l-hadts ve'l-eser, Kahire 1963,s. 111,411. 

Buhari, Fiten, 17; TirmizT, Fiten, 60. 
65 Buhari, Fiten, 16. 
65 Endless blanket: sonsuz blanket 

Endless: s. sonsuz, daimi, bitmek bilmeyen, ebedi, ugsuz bucaksiz, olumsiiz, bitmez tukenmez 
Blanket: i. battaniye. f. sanp sarmalamak. 
57 Mumin, 16 



SU£ FiiLl KUTSILESMEDEN ISLENEMEZ! 

Sug, cihansumul bir gergektir. 

Su?, toplumlarda insanlar arasi iliskileri bozan, dayanismayi zayiflatan ve sosyal yapiyi 
temelinden sarsarak bozan bir problem olarak gikmis, tarihin ilk donemlerinden itibaren, 
dikkatleri uzerine gekmistir. insanlar neden sug islerler? sorusu, yuzyillar boyu dusunurleri, 
yoneticileri, sosyologlan, hukukgulan, bilim adamlanni yakindan ilgilendirmis ve hala da 
ilgilendirmeye devam etmektedir. 

Toplumlann gelisimi incelendiginde, her turlu sosyal olusumun iginde sug niteligi tasiyan 
eylemlerin gesitli sekillerde her zaman mevcut oldugu gorulur. Butun insanhgi ilgilendirmesi 
yaninda, sugu olusturan fiiller, toplumdan topluma ya da ayni toplum iginde zaman icpersinde 
farkhhklar gosterebilirler. Bir toplumda sug olarak kabul edilen bir davranis, baska bir toplumda 
sucp olarak tanimlanmayabilir. Bu ise sugun tarif edilemezligini gagnstinr. 

E. Durkheim'e gore suf, normal bir sosyolojik olaydir ve kendisine ozgu bir agikhk ve enerji 
belirten kolektif duygulan ihlal etmektedir. 

Ona gore sugun tig onemli ozelligi vardir. 

Birincisi, su( normaldir, giinku iginde sug islenmeyen bir toplum imkansizdir. 

ikincisi, sug mecburidir, gunku suglarm ihlal etmekte oldugu duygular, butiin kisilerin 
vicdanlarmda vardir ve bunun tersi olan duygularm kisilerin vicdanmda yerlesmesine imkan 
yoktur. Boyle bir durum gergeklesmis olsaydi, sugluluk ortadan kalkmaz, sadece bigim 
degistirmis olurdu. 

UgunciJ ve son olarak da su? yararhdir, gunku sucpun bulunmadigi bir toplumda, mutlak bir 
durgunluk var olacak ve o toplumlar olduklan yerde ve halde kalacaklardir. "Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: 

"Nefsim kudret elinde olan Zat'a yemin ederim ki, eger siz hig: giinah islemeseniz, Allah sizi 
toptan helak eder; giinah isleyen, arkadan da istigfar eden bir kavim yaratir ve onlari 
magfiret ederdi." 68 

Bu ozelliginden oturu sug, en onemli sosyal degisim araci ve kagamadigi bir kaderidir. 69 

Gelisen toplumlarda kaldinlmasi mumkun gorulmeyen ozellik olarak karsimiza gikan sug 
kavrami igin onemli olan nedir, diye dusunecek olursak, "Sugun kendisinin mi, yoksa islenme 
sebebinin miihim oldugu" sorusunu cevaplamamiz gerekecektir. 

Suga giden sebeplerin basinda, toplumda islenilme sikhgi ve inang mefhumun olumlulugu 
olgusu vardir. Yani bir insan birini oldururken her zaman tahrik olarak bu fiili islemeyebilir. Oyle 
olur ki bazen bunu idealize ettigi bir faktore adapte ederek de eylemine geger. Bunun 
sonucunda da inancinin dogurdugu etik duygularla yaptigi bu eylemi ona huzur verir. Neticenin 
ne oldugu onu gok fazla ilgilendirmez, artik yapilmasi mecbur bir is halini almistir. Ornek olarak 
Hz. AN kerremallahu vecheyi sehit eden haricinin yapacagi eylemin idealize edilmis inanci fiile 
donusturmesidir. 



Muslim, Tevbe 9, (2748) Reztn su ziyadede bulundu: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: 
"Nefsim elinde bulunan Zat-i Zulcelal'e yemin olsun ki, giinah islemediginiz takdirde ondan daha 
biiyiik olan ueb'e duseceginizden korkanm." (Bu rivayet, MiinzirT'nin et-TergTb ve't-TerhTb'inde 
kaydedilmistir (4, 20).) 

Bkz:ESENTUR Ugur Devlet Aleyhine Sug isleyen Teroristlerin Sosyoekonomik Ozellikleri - [Kitap]. - 
Ankara : Ankara Universitesi Saglik Bilimleri Enstitusu -Disiplinler Arasi Adli Tip Ana Bilim Dali Yuksek 
Lisans Tezi-193835, 2007. 



Internet Yazilan 39 



insan yaratihsi icabi, sucu kabullenmede, inkar edici olarak yaratildigindan dolayi yaptigi 
eyleminde "yanh§ yapiyorum" dusuncesini hicbir zaman benliginde bulundurmaz. Bu sebeple 
sucu onun kutsah olmustur. 

[Gunumuzde ise insanlan oyle karmasik anlayis icinde olduruyoruz ve zulmumuzun 
sonuclan bizden oylesine titizlikle saklaniyor ki bu eylemin vahsiligine hicbir sinirlama gelmiyor. 
Bazilannin digerlerine zulmu ise, esine rastlanmadik boyutlara ulasincaya dek devam edecek, 
oldugu gorulmektedir. 

Zalim Neron'un bile girisemeyecegi bir ise girisen siradan bir mutesebbis, cokbilmis 
doktorlannin tavsiyesine kanan hastahkh zenginlerin banyo yapmasi icin insan kaniyla dolu bir 
havuz yapmak isteseydi, kabul gordugu ve uygun usullere riayet gosterdigi takdirde hicbir 
engele karsilasmadan bunu yapabilirdi. Ama bunu, insanlan dogrudan kanlanndan vazgecmeye 
zorlayarak degil, istenileni yapmadiklan takdirde hayatlannin tehlikeye girdigi ihsas ederek ya- 
pardi. 

Bugunun dunyasinin insanlan, on dokuzuncu yuzyil teknolojisinin goz ahci, esine 
rastlanmadik ve muazzam basanlanna ragmen hayatlanndan lezzet alamiyor. §uphesiz ki 
tarihin hicbir doneminde on dokuzuncu yuzyildaki kadar maddi basanya (mesela, insan 
tabiatinin kuvvetlerinin fethi gibi) ulasilamadi. Fakat yine suphesiz ki, tarihin hicbir doneminde, 
giderek canavarlasan simdiki dunyamizdaki kadar ahlaksiz, insanin hayvani ihtiraslanna hicbir 
kisitlamanin getirilmedigi bir hayat yasanmadi. On dokuzuncu yuzyilda ulasilan maddi ilerleme 
gercekten muazzam; fakat bu ilerleme, Atilla, Cengiz Han veya Neron'un zamaninda bile sahit 
olunmayan sekilde ahlakin en temel sartlanni ihmal etme pahasma satin ahndi ve halen de 
satin ahniyor.] 70 

insanhgin temelinde bulunan fitratin, gecerli temellerini tahrip eden ikna edici dusunceler 
olmasa idi, sue hicbir zaman olgunlasmaz ve islenilmezdi. Bu nedenle inancin temelinde 
bulunan ikna, aldanma ve mecburiyetin harmaninda yogrulmus bireyin fiillerini yorumlayip 
islerken sebep-sonuc ilkesinin hangi temele dayandiracagini bizim bilmemizde ise sonsuz 
kriterler ortaya cikacaktir. Sue, isleyen acisindan gunah olarak dusunulmezken, karsi tarafin 
kistaslannda olan umdeler onu yererek cezah duruma dusurur. Ancak dogan etkilesimdeki 
denge ise kuvvetlinin tarafma dogru egilim gostermektedir. Neticede eylem iki etki arasmda 
sue veya dogruluk olarak tespit edilir. Bu ise sonsuz donguden ve baskalasimindan baska bir 
sey degildir. Hakikatte eylemin insanhk aynasina dususundeki neticesine bakmahyiz. Cunku 
umumi ahlak sucun alanini daraltmaktadir. Allah Teala gondermis oldugu son kitap Kur'an-i 
Kerim'de sue olarak kabul ettigi eylemlerin sinirh olusu ve guzel ahlakin genis bir bolum tutmasi 
da yapilan islerin vicdana olan etkiyi on plana cikanr ki, bu "ilahT kuvvet" in tecellisidir. Eger 
insan Allah Teala'yi severse, yaraticinin yarattigi her seye karsi merhamet duyacagindan, 
eylemlerindeki karsi taraf sendromuyla karsilasmayacagini bilmemiz lazimdir. 

Mehmet Akif Ersoy bir siirinde bu konuyu su sekilde degerlendiriyor. 

Ne irfandir veren ahlaka yukseklik ne vicdandir 
Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandir 
Yureklerden $ekilmi§ farz edilsin Havfi Yezdan'm 



70 TOLSTOY trc. Zeynep GULE^ Din Nedir? [Kitap]. - Istanbul : [s.n.], 2005. , s. 30 



40 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Ne irfanm kalir te'siri katiyen ne vicdanm 

Hulasa ki§i yaptigi i§in dogulugundan cok, sonuclanni kar§i taraf ile degerlendirmesi, 
fiillerindeki sue olacak unsurlann azalmasina neden olacagi kesindir. (Empati) insan ancak bu 
§ekilde ahlakT cephedeki olgunluga kavu§up kiyamet gunu mahcup olacagi durumlardan 
kurtulmu§ olur. Bu durum Allah Teala'nin insana bagijladigi buyuk lutuflardan biridir. Allah 
Teala bir kula eger azap kapisini acarsa, o kul butun fiillerinden huzur ve mutluluk duymasini 
artinr ki, bu o kulun helak oldugunun i§aretidir. ^unku mahlukatin isyandan dolayi murekkep 
olan bir camuru vardir. Bu durumdan da Allah Teala'ya sigininz. 



FITRATI KURBAN ETME 

Allah Teala'nin ongordugu ve bizden istedigi dini hayatin makro sekilde ya§anildigi bir 
gelecek icin tedbirler almamiz ve bazi tavsiyelere uymamiz gerekmektedir. Bu tavsiyeler 
sayesinde, gelecegimiz hakkinda olumlu sonuclar elde etmemize imkan saglanacaktir. 

Anlasihyor ki, geleceklerin temeli simdiki ve gecmisteki kavramlandir; ancak ihtimaller 
"ge/eceg/n" gelecekteki simgelenisini de kapsarlar. Gelecege dair temeller her ne kadar §imdiki 
temelden farkhysa da mevcut temelle ili§kilidir. Dolayisiyla gelecekteki ihtimaller sadece hayal 
edilen seyler olmak yerine gelecek icin anlam tasiyan temelleri icinde banndiracaktir. O halde 
temelin bugunku durumu gelecekteki ihtimallerin bir on §arti da olmayabilir. Bilindigi gibi 
insanlar mevcut olani, gecmisle karsilastirma aracihgiyla, kendilerini ve hayatlanni kiyaslarlar. 
Bu surec de hem olumlu hem de olumsuz nitelikli "ihtimaller geleceklerin" olusmasina katki 
saglayabilir. Buna gore, bugun basina gelen herhangi bir sey ile yann kendisinin ba§ina ne 
gelebilecegini dusunebilir ve kurtulus careleri aranir. Sonucta kurtulan da kaybeden de birdir. 
£unku zaman gecmistir. Zamanin gelecegine ve gecmisine ne turlu yolculuk yapihrsa yapilsin 
cikar yolun olmadigi gorulecektir. Bu nedenle kurtulusun temelleri Allah Teala'nin gosterdigi 
hedefler ile kazanihr. Bu hedefleri bulmak ise tic seyle gerceklesecektir. 

a- Allah Teala'nin ihsani ve devamidir. 

b- insanm dogru bilgiye ulasmasi ve nubuvvet nuruyla aydmlanmasidir. 

c- Kurtulusu talep eden insanm kendi iradesidir. 

Bunlarla birlikte bunlann olmasi icin kulun hazirlanmasi gerekir. Allah Teala'nin ihsani ile 
iman nimetine kavusan kulun, ilahT lutfun bir yansimasi olarak gonderilen rasullere ve onlann 
getirdikleri vahye muhalefet etmemesi ve bunun gereklerini yerine getirmesi gerekir. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme ve onun Allah Teala katindan getirdigi kesin olarak 
bilinen her seye, gonulden baghhk gostermesi esastir. Bu esaslara yardim edecek tavsiyelere de 
uymakta gerekebilir. Kavustugu veya buldugu tavsiyelerin yapilmasi ve yapilmamasi da cok bir 
anlam ifade etmeyecegidir. Ne garip tecellidir ki, cok dogrulan zamaninda yanhs anlayarak 
hukum verdigimiz olmustur ve olacaktir. Bu konuda en onemli olan hususlardan biri fitrati esas 
almaktir. Yani, Allah Teala'yi da kabul etmektir. Allah Teala insanlara son rasiilunu gondermis 
ve fitratin kemalini beyan etmi§tir. Eger bir anlasilamayan durum zuhur ederse, bu manada 
kesinlesmis bilgiler ve gecmisin tecrubeleri ile kendimizi sapkin ve dalalet yollanndan imtina 
ederek muhafaza etmemiz gerekmektedir. f^ok seyde istenilen seviyede bir cozum olamaymca, 
gecmis hayatin isareti ile gune 151k tutmakta ayn sorunlar ortaya cikarmaktadir. Yani bugunu 
gecmiste yasamak demektir ki, gelecegin sikismasina sebep olur. Sikintilarm ve meselelerin 
cozumij icin gecmi$e gidilmesi yamna gecmi$i bugune getirmek en uygun olamdir. Bu nedenle 
sorunlan cozmek icin, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem donemine gitmek degil, O'nu bu 
doneme getirmek gerekir. 

Bugun Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz nasil hareket ederdi, diye diisiiniip 
hareket edilmelidir. Fakat gunumuz icin tehlikeler arz eden teknoloji cilginhginda insan 
fitratinin bogulmasina engel olmayi unutmamak gerekir. £unku manevT acidan zayif kalmamiz, 
hirslann urunu olan teknolojik nimetlere insan fitratinin kolay uyum saglayamamasi ile bircok 
sorunlan beraberinde getirmektedir. Bu nedenle hirslanna yetismekte zorlanan insanlar, 
hastahkh sinifina gecmektedir. £unku fitrati, hayata ve kavusma hirsina yenilince nevrozlu bir 
hale donusmus olacaktir. C a l imiz da ise somurgeci gucler ve sapik ideolojiler, kimliklerin 
kontrolunu saglamak icin, bol bol uyusturucu imal etmis, hashas tarlalan acmis ya da olur 



42 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



olmaz sebeplerden sava§lann gikmasini saglayarak hedeflerine ula§maya <pali§mi§lardir. 

Sonug olarak artik kontrol edilmesi imkansiz durumlar gikmi§tir. En kolay kontrol etme 
yontemi ise kaos meydana getirecek unsurlan uretmektir ki, bu her gun kihf ve kiyafet 
degi§tirerek tekrarlanmaktadir. 

iyi bir gelecek igin fitrati bozmamak gerekmektedir. Fitrata uymayan hayatin gelecegi 
kurban olmaktir. 



MILLETLERIN YIKILI§I NE ZAMAN BA$LAR? 

Millet ve devlet canh organizmalar gibi dogar, buyur ve sonra heybetli bir cinann yikihsi gibi 
gocer gider. Dogmasi ve buyumesi ilimle olurken yikihsinda ise ilmi terk edisi vardir. Eger bir 
milletin ilmi alanmda fitne basladiysa o yikilacak demektir. isterse bu yikih§ yillan alsm. 
Muhakkak o yikimi birinci nesil gormese de ikinci nesil acisiyla tadacak ve donulmez yolun 
yolculan olacaktir. Bu durumun vahim seklini Osmanh imparatorlugunda gorebiliriz. Bizans'sin 
muhtesem devlet mirasi uzerinde Fatih Sultan Mehmet'in temelini saglamlastirdigi devlet, 
onun dunyayi terk etmesiyle tekrar yikilma egilimine gecmistir. Bircok tarihginin yukselme devri 
olarak bahsettikleri Kanuni'ye kadar olan donem, ashnda duraklama donemidir. Yukselme 
Fatih'le baslamis ve bitmistir. Ondan sonraki her sey gizliden bir yikihsin hazirhk asamalanni 
tasimaktadir. 

Osmanhda yikihsin baslamasina sebep olan, ilmi hayatin dejenere olmasidir. Baslangici da 
Molla Lutfi (hyt. 1494)'nin idamidir. Bir idam ki sebebi incelendiginde, ici doldurulamayacak 
kadar kof ve kudret sahibi ilmiye taifesinin, verdigi zararlar yuzunden devletin kurtlanisidir. 
Avamin yillar yih basaramadigi seyi, ulema kisa zamanda harekete gedrmekte hie zorluk 
cekmemistir. Bu idam ile, ilmiyede telafisi mumkun olmayan hasarlar meydana gelmis binlerce 
yilhk emek heba olup gitmistir. iste, Molla LutfT kaddese'llahu sirrahu'l-aziz (hyt. 1494) Sahn 
muderrisliginden idam sehpasina giden yolda bir "kiskanfhk kurbani" 71 olurken onun 
yardimina yetismeyen kisilerdeki noksanligm ne oldugunu 50k iyi dusunmek gerekir. 

Eger -resmen zindik ve mulhid ilan edilmedigi ve bu sebeple hukum giymedigi igin- Seyh 
BedreddTn'i saymazsak, Osmanh ilmiye gelenegi iginde 15. yuzyilda resmen zindikhk ve 
mulhidlik ile suglanarak idam edilen ilk ilmi sahsiyet, Molla LutfT'dir. Ama o Seyh 
BedreddTn'den farkh olarak, sufi gevrelerle iliskisi ve yakinhgi olmasina ragmen onlardan 
herhangi birine mensup degildir. 

Yasadigi donemde meslektaslan arasinda "Deli Lutfi" diye meshur olduguna bakihrsa, 
kahplasmis Osmanh ulema tipinin oldukga dismda bir karakter gizen Molla Lutfi once Medrese-i 
Sabi'de, sonra Medrese-i Samin'de muderrislik yaptigi anlasihyor. Ancak, onun bilgisini 
dagitmak icin kendisini aramakta ve beklemekte olan ogrencilerine ve ogrenmek isteyenlere 
her gittiginde, bindigi hayvanini kapmin halkasina kendisi baglayacak, onune yemini kendisi 
koyacak kadar tabii; kihk-kiyafetinden bir ayncahk beklemeyecek kadar gosteristen uzak, 
zavahire karsi umursuz olmasi arkadaslanni cileden cikanyordu. Sahn muderrisliginin, Osmanh 
yuksek ilmiyesinin hiyerarsik sisteminde, onemli burokratik mevkilere gecis makami ve bu 
makamin o devirde sekiz kisjlik dar bir kontenjam oldugunu bilmek, Molla Lutff'nin rakiplerine 
karsi hareket ve davranislanni, kendisine karsi tutumlanni ve nihayet basina gelenleri anlamak 
bakimindan cok onemlidir. Molla LutfT, Sahn'daki meslektaslanni kiJcumsemektedir. Ustelik bu 
konudaki hissiyatini onlann giyabma veya yuzlerine karsi soylemekten de geri durmamaktadir. 
Bu mizaci sebebiyle kaynaklann "LaubalT-ves ve meczub-naks ve melamT-tislub tekelluf- 
meslub", "LaiJbalT ve §unde-reng" diye niteledikleri, biraz kihk kiyafetine olan ilgisizligi ve 
pejmurdeligi, fakat daha cok igneleyici dili, herkesin icinde yaptigi kaba sakalan yuzunden, 
"beyne'l-meval? Deli LutfT dimekle ma'ruf Molla LutfT, hie suphesiz ki bu tavirlanni yalniz 
meslektaslanna degil, bazi devlet adamlanna karsi da sergiliyor ve onlan da yildinyordu. 
Ozellikle Sahn'daki meslektaslan -ve tabii ayni zamanda rakipleri- Molla Arap, Molla izandiye 



71 (OCAK, 1998), s. 205-227; (GOKYAY, 1987), s. 1-15 



44 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



meshur Kasim-i Germiyam, Molla Ahaveyn lakabiyla taninan Molla MuhyiddTn b. Mehmed, 
Hatipzade Molla MuhyiddTn Mehmed ve kisaca Efdalzade olarak bilinen Molla Ham'idedd'in 
gibi ulemanin yazdigi eserler hakkinda asagilayici ve kucumseyici ifadeleri, onlan cileden 
cikanyor ve Molla Lutft'ye dis biliyorlardi. £unku q, Fatih Sultan Mehmet ve II. Sultan 
Bayezit'in, meclislerinde, sarayin bir gelenegi olarak toplanan ve sectikleri konular uzerinde, 
huzurlannda kendilerine tartismalar yaptirdiklan bilginler arasindaydi. Kutuphanesinin basmda 
bulundugu zamanlarda olsun, daha sonralan olsun, Fatih'le iki arkadas gibi sakalasmalan, 
zekasinin nasil kivilcimlar sactigini gostermektedir. O, kisiligini daha onceki bilginlerin, 
sonradan gelenlerce tek el-kitabi bilinen, dokunulmaz sayilan eserlerinde yanhslar bulacak 
kadar derin bilgisiyle, bunlan ortaya koyacak cesareti de gosterecektir. O, bu yanh§lari dogru 
saymayi, gormezden gelmeyi nefsine yediremedigi igin, aciklamadan edememistir. 

Ancak onun sehid olmasina sebep olacak bir olayi bulmak cekemeyenleri tarafindan zor da 
olmamistir. Her zaman oldugu gibi Molla Lutfi, dersini verdikten sonra Seyh Ebu Vefa 
Zaviyesine gider ve ikindi namazini kildiktan sonra orada aksam namazina kadar Sahih-i 
Buhari'den hadisler okur ve onlan agiklardi. Sahih-i Buhari'yi agtigi zaman gozyaslanni tutamaz, 
bunlar kitabin uzerine iner ve kitap bitinceye kadar aglardi. Yine bir gun, her gun ikindi nama- 
zindan sonra yaptigi gibi, Seyh Vefa tekkesinde BuharT naklederken Hazret-i AN kerreme'llahu 
vecheye ait bir hikaye gikti. 

Hz. Ali kerreme'llahu veche, gazvelerinden birinde vucuduna ok saplanmis, savas bitmeden 
ok kinlmis ve temren 72 vucudunda kalmistir; temrenin iztirabi cigerine islemistir. Acilan yara 
basina isler acmistir. Hazret-i Ali kerreme'llahu veche canmdan usanip bu tur bir bitmez, 
dayamlmaz derde ugradigmdan iyice dertlenmistir. O kanh hirsizi gizlendigi yerden cerrahlar 
Cikanp ele gecirmek istedikce Hazret dayanamayip inlemektedir. Cerrahi mudahalenin acisina 
dayanamayacagini anlayan Hz. Ali kerremellahu veche, cerraha namaza durmak istedigini 
bildirmis ve boylece ok ancak o namazda iken gkarilabilmistir. Bunun sebebi, Hz. Ali 
kerreme'llahu vechenin namazda kendini tamamiyla Allah Teala'ya vermesi, husu icinde ibadet 
etmesi dolayisiyla cerrahi mudahalenin acisini duymamasidir. Mevlana Lutfi bu kissayi 
anlattiktan sonra aglaya aglaya 

"Hakikat-i hal salat budur. Yoksa bizim kilduqimiz amel kuru kiyam ve inhinadir. 7i Anda 
fayide yoktur" (i$te asil namaz budur; yoksa bizim kildigimiz kuru kalkip egilmedir, onda faide 



yoktur), buyurmustur, 



74 



Ancak bu derste hazir olan ve hocalarma kin besleyen bir kisim talebe, bu sozunu "vaki'-i 



75 



hale muhalif nakl" deyip bu sozii firsat bildiler. Arap Molla, Hatipzade, Izari bunu bir iftira 
sekline soktular. Zamanin vezirlerinden iskender Pasa'nin 76 gonlu de Molla Lutfi'ye kink 
olmasindan dolayi, "Molla Lutfi dall ve mudilidir, viicudu din-i mubini muhilldir" diye 



Temren: Oklann ucuna demir veya sandan takilan pargaya verilen addir. Menzil oklanna maden yerine 
kemik takilir ve ona da "soya" adi verilirdi. Temren ile soyanm takilisjnda fark vardi. Temren oka; ok ise 
soyaya takilirdi. 

inhina: Egilme, munhani olma, yay bicimine girme, kavislenme. 

74 Hoca SadeddTn, II, 548; Huseyin, II, 400b. 
Muderrisler 

75 iskender Pasa: Fatih Sultan Mehmed'in yakm adamlarmdandir. 880/1475'de Bosna beyi, 
885/1480'de Bosna Beylerbeyisi olup 888/1483'de vezir oldu.890/1485'de tekrar Bosna valisi 
894/1488'de tekrar vezir oldu. 904/1498'de ucuncu defa Bosna valisi olup 912/1506'da 6lmu§tur. Cesur, 
gah§kan, vazifesine du5kun bir vezirdi. 



Internet Yazilan 45 



padisaha teftis olunmasini arz eder. Padisah kendisine bu uydurma iftira anlatihnca bozulup 
'bu, uydurulmu$ bir iftiradan ba§ka bir §ey degildir deyip 'hayir, bu haber dogru degildir; bu 
sozun ve bu konunun dogru olmasi ihtimalden uzaktir. Bu husus gorulsun' deye ferman 
etmistir. 

Neticede alimlerin en bilginlerinden Hatipzade, Efdaliiddin, Mevlana Ahaveyn ve baska ileri 
gelenlerden meclis kurdular. Molla Lutfi'nin dersinde hazir bulunan ders arkadaslan, Molla 
Lutfi'yi tefti§e geldiklerinde ve o mahut mecliste 'namaz dedikleri kuru kalkip egilmedir, ona 
itibar yoktur' dedi diye, Molla Lutfi'nin sozunu gercege aykin olarak anlattilar. Meclis kurulup 
da Molla Lutfi'yi getirdiklerinde kendisine dediler ki: 

"Sen Allah'm bu kadar lutfuna mazhar o/mtvs bir ki$isin. Igin faziletlerle dopdolu bir bilgi 
hazinesi oldugu halde, hidayet yolundan gikip dalalet yoluna ydnelmi§sin." 

Molla Lutfi, "hazihi firye-i bila mirye" 77 deyip soyle dedi: 

"Benim Allah Teala tarafmdan gelen imamm ve dogrulugum, Allah Teala'nm bunda yazih 
olan emirler ve nehiyler hakkmda imamm muhakkaktir. Ben esasta islam dinindenim, yedi 
kat gokler gibi hicbir bozuk yamm yoktur ve benim giizel itikadimm giinesi, zeval bulmaktan 
yucedir. Benim dindarligimm tadi ilhad zehriyle acilanmamistir; benim itikadimm sukrii zeval 
bulmaktan uzaktir. Benim icin bu hususta soylenenler yalan ve bos laftir. Hasa bende kufur 
ve ilhad olsun, bu kiifrii kafirlerden baska isleyenler yoktur" diye sozunu bitirdi. 

Bu mecliste iki yuz kadar kimse vardi. Her biri bir madde nakl edup "hakikaten o Hak He 
batih ayirt eden kafi bir sozdiir; o, bir §aka degildir", diye gercekmis gibi Molla'nin ilhadma 
sehadet eylediler. Molla Lutfi, o sahitlerin yalanlan meydanda olan sehadetlerine karsi 
"onlarin, bu soyledikleri hakkmda hicbir bilgileri yoktur" diye yalan sehadetlerini ileri 
surduyse de orada bulunan ve onu mahkum etmek uzere toplanmis olan ulema(!) "bu sahitle- 
rin §ehadetleri §eriatga makbul ve bizim yanimizda gegerlidir" deyip geregini yapip imzaladilar... 
Bu ulema takimmdan Hatipzade, Mevlana izari, hie duraklamadan katline karar verip kaninin 
dokulmesinin mubah olduguna hukmettiler. Lakin Mevlana Efdaliiddin, Mevlana Ahaveyn 
tereddut edip cekinmeden idam edilmesine ve oldurulmesine hukmetmeye curet etmeyerek 
haksiz yere oldurulmesinden cekindiler. Sonra Ahaveyn de birincilere katildi. Bu husus 
padisaha arz olundukta, ttirlu arastirmalardan sonra, ulemanin ittifakiyla hukmun yerine 
getirilmesine ruhsat verilmistir. 

iskender Pasa kol 78 oldu Molla Lutfi'yi ondokuz gun hapsetti. Kendisine gucenmis olan 
bilginlerden Qdmlekcizade Kemal Qelebi ve arkadaslan baska seyleri arz edip bazi hususlara 
dahi sehadet ederler. Sultan Bayezit da katline bir sey diyemeyerek nza gosterir. 

Lamii ^elebi bu durum icin su kit'ayi soylemistir: 

Mulkun adaletli padigahi Sultan Bayezid ki onun kahrmdan fitne ko§eye sinmigtir. 

Zindana Lutfi'yi habs etti ki ilhad He su$lanmi§ti, onun tutuklanmasma Hak tarafmdan §u 
tarih eri$mi$tir: 

Dogru yoldan gikmi$ olan Lutfi zindana atildi. 79 



"Bu bir yalan sozdiir." 



Kolagasi: Eskiden mevcut olan yiizba§i ile binba§i arasmdaki rutbe. 

A§ik £elebi, 106a. Asli Farscadir. 
GOKYAY Orhan Saik Molla Lutfi [Kitap]. - Ankara : Kultur Bakanhgi, 1987. 
OCAK Ahmet Yasar Zmdiklar ve Mulhidler [Kitap]. - istanbul : Tarih Vakfi ve Yurt Yaymlan, 1998. 



46 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Molla Lutfi, 1494 rebiyulahinnin yirmi besind sail gunu sehid edilip Ebu Eyyiib-Ensari 
radiyallahii anh gevresinde ve defterdar merhum Mahmut ^elebi'nin mescidi yakininda defn 
edildi. 

Molla Lutfi, oldurulecegi yere giderken yolun iki tarafinda duran Muslumanlar onun tekrar 
tekrar kelime-i sehadet getirerek Muslumanhgini ve imanini dogrulamistir. Hatta rivayet olunur 
ki oldurulup de can verirken mubarek basi topraga dusunce temiz dilinden Allah Teala'nin 
birligine sehadet getirmistir. 

Molla Lutfi'nin idamina fetva veren Hatipzade ile onun siddetli aleyhtarlanndan izari de 
onun olumunden sonra cok gegmeden olmuslerdir. Hatipzade Molla Lutfi'nin katline fetva 
verip de aksam evine geldigi zaman yanhslanni meydana cikaracagini isittigi Ha$iye-i Tecrid adh 
kitabini kastederek "kitabimi elinden kurtardim" demistir. Oysa Hatipzade kat'iyyen 
gucenmeyecegine yemin ederek Molla Lutfi'den cekinmeden yanhslanni gostermesini istemis; 
o da bu kitaba bir reddiyye yazmistir. §eyhulislam Efdaluddin'in Molla Lutfi'nin idamini 
gerektirecek bir sue bulunmadigini soyleyerek heyetten cekilmesi uzerine; Hatipzade'nin 
heyetin basina nigin geldigi ve Lutfi'nin katline neden fetva verdigi, 'kitabimi kurtardim 1 demesi 
ile agikga anlasilmaktadir. 

Birileri kitabini kurtanrken gelecek nesillere attigi korkakhk, gergegi soylemeden gekinen, 
hakikati haykirmak soyle dursun, yaltakgi tiplerin dogmasinin da ilk temelini atiyordu. Bir olay 
umuma mal oldugunda onun gizli yaptirimlarmi tespit etmek mumkiin degildir. Bu tur 
olaylarm bilingaltlanna attigi etkileri gormek soyle dursun geri doniisii olmayan binlerce 
husrani da vardir. Dusunulecek olursa yuksek mevkideki ilmiye sinifi sahsiyetlerinden kag 
tanesi bu turlu bir tehdidin karsisinda gergegi soyleyebilirdi. Bu olaydan gunumuze gelirsek, 
ilmiyenin olur olmaz meselelerle yipratilmasi Molla Lutfi'nin idamini ve neticelerini 
hatirlatmaktadir. Lutuf eli orakla kesilirse, fekic orse vurmaktan kendini alamayacaktir. ilmiye 
ile ugrasmanin tek sonucu filmleri gekilen uyduruk kurgulamalara sermaye olan senaryo 
olmaktan baska bir seyi dogurmayacak olmasidir. Sonrada "biz bir zamanlar neydik...." 
soyleyene "bugijn filmin ^ekiliyor" derler. Eger bir millet ebed davasinda ise ilmiyesini, 
filmiyeye gevirmekten kendini kurtarmah, bulanik olmaktan sakinmahdir. Mantigin egri 
duzlemde de dogru sonudan vardir. Onemli olan devlet ve millet sevgisini cigere kadar 
indirmektir. Fakat cigersiz ve duygusuz birgok insan, sirf egolanni tatmin etme ve zarar verici 
seyler uretmekten geri durmaktadirlar. 

Allah Teala'ya bu turlu hallerden siginmak ise hepimize dusen gorevdir. 



FIKIR ADAMI (DU£UNUR) 

Fikir, toplumlar ve insanhk icin kiymet bicilemeyecek degerleri ifade etmektedir. Ancak asil 
gaye, fikrin hayata gecirilebilip, uygulanabilir nitelikte olmasi gerektigidir. Fikir "insan basini 
fare kafasmdan ayiran tek hassa" 80 dir. Necip Fazil Kisakurek, fikirlerinin genis bir kitleye tesir 
etmesi amaciyla kendisinin ifadesiyle "fikir ofkesi" ne ihtiyactan bahseder. insan ve cemiyet 
hayatmda bir anlam ifade etmeyen fikirleri, "zarim yirtmamis bir tohum" 81 gormektedir. O 
zaman itiban ile kabul gormemesi nedeniyle zayi edilmemesi gerekir. Fikrinde cilesini de 
beraberinde cekmeye razi olmak, kuvvet bulunmasina yardimci olmak gerekir. "Ofkesi 
olmayan fikir de, tufegi olmayan asker" 82 gibi zamanla yipranmakta, herturlu taarruza maruz 
kalmaktadir. Fakat zamanimizda fikirler para etmez hale getirilmistir. Dusunen kisiler ezilmesi 
icin bazi gugler surekli baski yapmaktadir. Bu gucler emperyalist guglerin dusunen insanlara 
karsi hazirladigi entrikalardir. Bugun oyle bir hale gelinmistir ki Finansal Kurumlar bile bu 
cetelere destek olmaktadirlar. Mesela kitap okumamn artmasi icin parasal destekler 
verilmezken eglence turij etkinliklere ise paralar su gibi akitilmaktadir. Ucan havai fisekler 
sanki toz olan fikirlerin son cighklandir. Bu nedenle ucan her havai fisegin karsihginda, 
egitimde bir katki yoksa o kisi ya da kurumlara sorumlu olduklan hatirlatilmah ve sermaye 
sahiplerinin kazancinin seviyesine gore siyasi, egitim, kultijr, sanat, edebiyat felsefe vb. 
konulan iceren eserlerin insanlara ulasilmasini saglamak mecburiyeti getirilmelidir. 

Hali hazirda zengin ve elit tabaka teknolojiyi kontrol etmek amaciyla actigi ozel okullarda 
dusunceyi ele alan egitimden cok teknoloji hedef almistirlar. Yani, dusunme, fikir uretme 
unutturulursa kontrol edilmesi ve ele gecirilmesi kolay bir nesil kolay bir lokma olacaktir. 
Teknoloji egitimi pahahdir. Bu egitimin yakinina dahi yaklasamayan diger guruplar ise fakir 
kahr, gegim kaygisi yuzunden dusunmeye firsat dahi bulamayinca, sahsiyeti olumsuz yonde 
geliserek, potansiyel suclu olma yolunda aktif eleman olur. Sonucta bu kisilerin hedef kitlesin 
de, yine refah seviyesi yuksek olan insan, millet ve devlet olmasi da onemli degildir. Varhgini 
bulamayan, bu yuzden olgunlasamayanin kaybedecegi bir sey olmayacagi gibi, arzulanna 
kavusmada ise ilkel tavn olan hayvam yonu harekete gececektir. ^ un l< u dusunme 
unutturulunca, hayvam sahsiyet, ruhanT ve ulvT gercegi baski altina alacaktir. Parcalanmis bir 
nesil sendromu ile yillarca basibos vahsiler gibi etkilendigi ve emelini duydugu bir seyi 
kalmaymcaya kadar, karamsar duygulan ile rasullerine isyan eden, yillarca col hayatina 
mahkum olan Yahudiler, kinle, nefretle, yogrulmus topluluklar haline gelip dunyanin basina 
bela olmuslardir. [Yahudilerin yetmis yilhk Babil esareti, insanhgin ebedi kalacak cilesinin 
baslangici olmustur. Bu esaretin kiyamete kadar intikamini almaya soz veren, vicdani azapsiz 
kavim, madde dunyasinda oldugu kadar ruh ve dusunce dunyasinda da insanhga yapabilecegi 
butun zulmu yapiyor.] 83 

Fikir adami sayisi dusen milletlerin, yikilma kaderlerini gormek icin kehanete luzum yoktur. 
Bu nedenle millet olarak kendimizi sorgulamaya biran evvel baslamamiz lazimdir. Ne var ki 
mukallitleri dahi sahte olan bir donemin icindeyiz. Zamanimizda inanchnin riyakar olmasi 
mantiken olumlu gorunurken, inancsizlar, davasizlar da mukallit olunca insan hayiflanmadan 



80 iman ve Aksiyon, Bedir Yayinlan, istanbul,1964, s. 8. 

81 "1001 Cerceveden", Buyuk Dogu, istanbul,1944, s. 30, s.2; 

iman ve Aksiyon, Bedir Yayinlan, istanbul,1964, s. 8; Aynca bkz. Akif Emre, "BiiyCik Dogu ve Gelecek 
Tasavvuru", Hece Dergisi Necip Fazil Ozel Sayisi, s. 52. 
83 Nurettin TOPfU: Ahlak Nizami (istanbul,1999), s. 205 



48 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



kendini alamiyor. 

insan igin sonucta tek care kaderi olan cahsmaktir. Allah Teala bile her an bir yaratma icinde 
olup hareket halinde olunca, insanin tembellik yapmak gibi bir hakka sahip degildir. Mehmet 
Akif ERSOYdiyorki, 



"Masiva bir sey midir? Bos durmuyor Halik bile; 
Bak tecelli eyliyor, bin se'n-i gunagun ile." 84 



Allah Teala'nin di§mdaki varhklar, zaten cahsiyor. Halik bile bo§ durmuyor, Yaratici dahi devamh 
gali§iyor, ihtiyaci yokken gali§iyor; sen sikilmazsan otur. Allah Teala her an yarattigi bin bir gesjt 
yaratilmi§ ile tecelli ediyor diyor. 



GECMI$IMIZ GELECEGIMIZDIR 

Gecmisi olmayan gelecegin varhgi, kaybolmaktan ote gecemez! "Kaybolmak" , atese 
dusmus odun kullerinin tekrar donusumu icin gececek haller ile tasarruf ve tesaduf 
ihtimallerinin hesabi kadar zordur. Gecmis, gelecegin guc kaynagi durumunda oldugundan, bu 
kaynak kurutulunca, ucuncij nesil icin hedefsiz olmaktan ba§ka cikar yol birakmaz. 

[§ahsiyet, mutlak manada butun maziyi, mazi olaylannin muhtesem sentezini kaybettigi 
zaman, i§te bu insanlan timarhane kliniklerinde buluyoruz. Hafizasiz fert olmadigi gibi, 
hafizasiz millet de olmaz. Mazide bir milleti kurmus olan ve millet hafizasinin butun servetini 
teskil eden yaratici kuvvetler elde tutuldukca o millet kendi sahsiyetine burunmustur. Ancak o 
millet, ruhen istiklaline sahip sayihr. Mazinin bu ulvT mirasina mukaddesat denir. Buyuk 
milletler muhtesem mazilerinin sahibi olduklan icin, daima buyuktur.] 85 

[Fatih'in, alninda Ronesanslar panldayan simasina bakin. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin emelini gerceklestirmek icin gemilerini dagdan a§iran hukumdar, kafalardan kule 
yaptiran Cengiz'lerin torunu degildir. Varna'da ve ikinci Kosova'da dusmanlan tarumar etmek 
uzere Manisa'daki cilehaneden cikip gelen bir dervisin ogludur. Dunyanin en buyuk zaferlerine 
muhteris olan Yildinm gibi bir kumandan, kahpe dusmani arkadan vurmaya tenezzul 
etmeyerek, sonunda sekiz ay bir demir kafesin icerisindeki iskencelere katlanan ve kendisi gibi 
nice millet buyuklerinin dayanilmaz istiraplanna onder olmu? bir Turk buyugudur. 

Bizans bir takim avare kihclara mi teslim olmujtur? Topkapi Sarayi'nda gorulen, bir tarih ve 
bir milletin simasi degil midir? Bu §ehrin, bir milletin §ehri, belki de bir milletin beyni oldugunu 
ispat eden, cihana ilan eden yuzlerce minare degil midir? 

Her ko§esinde bir devlet harikasi, bir millet zaferi yukselen bu toprak, bu vakfen Fatih'lerin 
bize emanetidir. Ve bu topraklarin ustunde yasayan insan, e§ref-i mahlukattir. Bu millet, bu 
vatan cocuklannin insanhk sahnesinde onderi, buyuk Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemdir. 
Onlar seherden geceye kadar vakit vakit O'nu hatirlar, O'na olan sevgilerini tazeler. AhlakT 
yapisi insanhga ornek olacak insanlar tarafindan kurulan mill? birlik, ulu devletimizin en kuvvetli 
temelini teskil ediyordu. Altiyuz yil bu millet, kendi sinesinde parca parca, firka firka aynhk 
nedir bilmedi. Fatih'in anlayis ve alicenaphk tasiran kalbi. Bizans'in Rum halkini da birligimize 
hayran bir baghhkla fethetmistir. Vatan bir aile ocagi haline gelmisti.] 86 

Milletimizin son yuzyilda verdigi istiklal Mucadelesinin temellerini de olustururken, Gazi 
Mustafa Kemal'e destek veren insanlar, bu kuvvetini yine dinden almis ve onunla ayni 
paydalan paylasmistir. Bu sikintih donemde de, milletimiz, icindeki cevheri bir sekilde disan 
cikanp, gelecege yon vermek icin harekete gecirmistir. Dunya, eger bir inkilap bekliyorsa, bunu 
basaracak olan yine milletimizin birlik ve beraberliginden alacagi kuvvet olacaktir. Bu kuvvet 
hicbir zaman kaybolmadi ve kaybolmayacaktir da. ..Gelecege umutlu bakanlann, gecmislerinde 
zulum ve kan yoktur. Tarih bu acidan bakildiginda, milletimiz icin bu aci durumlan hie 
yasatmadi. Bazen bir sekilde bazi oyunlar oynansa da, kuvvetli inane ve mill? degerlerimizle 
bunun ustesinden gelmeyi basarmis, milletimizin onemini ve ne kadar gerekli oldugunu, dunya 
ve tarih her zaman itiraf etmek mecburiyetinde kalacaktir. 



TOP^U Nurettin Hazirlayanlar: Ezel Erverdi-ismail Kara Yannki Tiirkiye [Kitap]. - istanbul : Dergah 
Yaymlan, 1999., s. 154-155 
85 Nurettin TOPCU: Buyuk Fetih (istanbul, 2003), 16-17. 



BiZ NICIN ILIMDE GERI KALIYORUZ? 

ilimde geri kalmanin sebepleri halk degil alim gecinen kimselerdir. Halk denilen avam 
tabakasi ne verilirse muhakkak onu kabul temeye hazirdir. Halk bir sekilde bazi seylere 
kavusamamistir. Fakat bir konuda ihtisas yapmis kisi ise isin inceligine vakif oldugundan istedigi 
§ekilde kar§i tarafi yonlendirebilir. £ok zaman kisiler der ki "biz ilim konusunda geri kaldik". 
Bunu diyenleryine ilim ehli olan kisilerdir. £unku halk neyin gerisinde kaldigini nereden bilecek 
ki? Elinde mihengi olmayanin taklidi asabilen sozu olabilir mi? 

Bu konuyu biraz acahm. 

YOK'un idaresinde olan TEZ TARAMA sitesi vardir. Bir kere olsun izinli tezlerini gordunuz 
mu? Ben surekli bir konuda yazi yazacak olsam oncelikle fedakar devletimin bu sitesine 
bakmadan edemem. Nicin mi derseniz? 

Cunku bir konuda yapilmis en kuciJk arastirma en azindan yuzlerce kitabin karistinlmasi ile 
olusmaktadir. isin garip tarafi burada baslamaktadir. izinli tezlerin buyuk cogunlugu veya hepsi 
denecek sekildeki kismi YUKSEK USANS TEZidir. Doktoralardan okunmaya izin verimis olanlar 
%2yi bile gecmiyor. Hani derler ya "insanimiz cahil, kitap okumuyor" bence kitaplar 
okutturulmuyor denilse daha revadir. Bazi doktora yapmis olanlara soruyorum niye 
insanlarimizi, devlet imkanlanyla hazirladigimz ve yaparken maas aldigimz tezinizi 
payla§maktan gekiniyorsunuz veya imtina ediyorsunuz. Zaten bu tezin olu$masmda devlet 
size imakanlan sunmadi mi, millete borcunuz yok mu? 

Cevap gogu zaman cevap susmak oldu. 

-Gegenlerde Murat Bardakgi Beyefendi bir televizyon programinda kendi kitabinin bir tez 
seklinde intihalinden bahsedince anladim ki, birileri uretmedigi fikir ve arastirmayi kendilerine 
mal edince foyalannin gkmasindan korkuyorlar. Ashnda niye korkuluyor ki, kaynagini gosterip 
bir sahsiyeti kendinden once bu isi basarmis veya bulmus demek insani aptal yerine mi koyar? 

- Bir ilim ehli icin vatanini ve milletini sevmek milletini dusunmek yerine ikinci plana atmak 
gizli bir sadakatsizligin isareti midir? 

-Tezleri kitap olarak basilan kisilere yayin evlerinin telif haklannda bu turlu verilmis izinleri 
ticari kaygiyla iptal ettirmeleri midir? 

-Unvan almis kisilerin birileri tarafindan alacagi elestirlere tahammul guclerinin olmamasi 
midir? 

Bu dusuncelere cok sey ilave edebilirsiniz. 

Bence devletimizin imkanlan ile yapilmis arastirmalann ve tezlerin milletimizle paylasmak 
butun egitim camiamizin boynunun borcudur. Bugune kadar yapilmis bu arastirmalarda 
yetimin hakki oldugunu dusunerek kaygilardan uzaklasip milletin hakkmi millete odemek icin 
once ilim ehline duser. Zannediyorum ki yann kiyamet gununde Allah Teala milletin bu hakkmi 
talep edecektir. Cunku cahil birakilmis bir millette en buyuk vebal ilim ehline duser. Her seyin 
zekati vardir. ilmin zekati ise paylasmaktir. Eger bunu basaramazsak yann uygar 
devletlerarasinda bizim olmamiz mumkun degildir. Aynca eger bir alim insanlar arasmda 
anilmak istiyorsa onun eserlerini halka ulasmasinda fedakar olmasindan baska caresi yoktur. 
Halk garip ve bicare gorunur. Fakat deger verdigine yillarca sahip cikar. Halka mal olmus kisileri 
yillar yok edemez. Bu kisilerin tek ozelligi vardir. O da nefislerine milletini tercih etmeleridir. 



GUNAH VE TOVBE ILi^KISi 

UzuntiJ duyma ile ceza verme kavramlannin ayni seyler olmadigi bilinmedir. Bu nedenle, 
dogruluk adina yapilan hareketlerde dahi, bu aynma dikkat etmek gerekir. Tekrarlanmasi 
istenmeyen bir davranisin engellenmesi amaciyla, bilinen tepki ile karsihk verilmesi cezayi, 
bilinmeyen sonuclar ise uzuntuyu meydana getirir. 

Ceza ve mukafat kelimelerinin esdeger kullanildigi yerler vardir. Uzuntude bulanikhk hali 
mevcutken, cezada acikhk hali daha belirgindir. Cezanin karsihginda karamsarhk hali 
bulunmazken uztintu de karamsarhk durumu vardir. Bu nedenle her cezah duruma dusen 
uzulmez. Uzulen kisi ise, hem cezasinin karsihgini, hem de eziyetini beraberinde ceker. 

Terbiye metodunda, cezanin uzuntuye sebep ve ikilem olusturdugundan insan hata ve 
gunaha bakarken olumsuz yonden degil, olumlu yani yapilabilir acisindan goz atmahdir. Bu 
gune kadar insanlara tovbeyi anlatanlar, kurtulus yerine kaosu ve agir teklifleri beraberinde 
yukleyerek, insanlan cikmaza goturmuslerdir. Cogu zamanda bicare durumuna dusmus insani, 
daha cok bicare durumuna getirerek, onu acimasiz bir ilah ile bas basa birakmislardir. ilahT 
dinlerde tovbe anlayisina bakarsak; 

islamiyet'te kisinin isledigi gunahtan dolayi pismanhk duymasi, tovbe edilen gunahi 
kesinlikle terk etmesi ve gunaha kesinlikle geri donmeme hali, 

Yahudilik'te kisinin tovbesi yeterli olmayip Allah Teala'nin veya magdurun affetmesi, 

Hiristiyanhk'ta suctan dolayi pismanhk duyulmasi, gunah cikanlmasi vardir. 

Yahudilikteki tovbe inanci, islamiyet'teki kul hakki ile ortusmektedir. Yahudilik ve 
islamiyet'te pismanhk, bagislanma gok onemli yer tutarken, Hiristiyanhkta ise merhamet ve 
sevgi on planda oldugu gorulmektedir. 

Uc dindeki anlayis farkhhklariyla, toplumlarda surekli uyusamazhk bas gostermesine sebep 
olmakta, tovbe fonksiyonu da yeterince etkisiz hale getirilerek, hukmetmek isteyenlerin 
etkileme araci haline donusturulmektedir. Yahudilerin, genellikle magdur olduklanni ileri 
surerek insanhgi suclamalan, haksizhklanni surekli hakhhga cikarma gayretleri altinda yatan 
gercek neden tovbe inanclanndaki saplantilandir. Yahudilikteki irkci anlayisin sekillendirdigi 
tovbe inanci ile hicbir zaman surgunlerin ve katliamlann magdurlan tarafindan 
affedilmeyeceginden, Yahudilerden kin ve nefret duygulanni silmelerini beklemek mumkun 
degildir. 

En mantikh olan, Tovbe etmenin Allah Teala'nin bir emri oldugunu bilmemiz sebebiyle, 
insanin bunu hem gecmisi hem de gelecegi ile yorumlamasi ve dogru gorulene donus saglamasi 
gerekir. Cunku yapilan ve gerceklesen seylerin geriye donuk telafisi mumkun olamadigi 
hallerde, akil ve mantik cercevesinden hareketle, muspet ve insanhk icin gerekli dogruyu en 
nihayetinde bulmak zorundayiz. Bu da dinimiz islam'in geregidir. insanhgin hata ve dogruluk 
cizgisinde tovbe denge unsuru olunca, tahterevallinin hangi tarafinda oldugumuz o kadar 
onemli olmasa gerek. inisli cikish bir hayati olan insanin, surekli emir babinda olan tovbeyi 
kullanarak, kendini emniyete almasi daha munasip olacaktir. Cunku ["Tubu ilallah" 87 ayet-i 
kenmesinde hem isaret vardir, hem mujde vardir. Eger kabul etmeyeler idi. Emretmezler idi. 
Emir kabule delildir. Hatayi gormekle bile.] 

Ey gunahkar kisi gecmisine bakip uzulerek kendine ceza vermek yerine, Rahman olan Allah 



"Rabbinizden magfiret dileyin; O'na tevbe edin; dogrusu Rabbim merhamet eder ve 50k sever. 1 

(Hud, 90) 



52 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Teala'nin emirlerine itaat edip, salih kullar ile hemhal olup gelecegini duzenlemeye ve 
dogrultmaya <pah§. Umulur ki tovbe edenlere kar§i Rabbimiz magfiret sahibidir. 

"Kim haksiz davram§indan sonra tovbe eder ve durumunu diizeltirse §uphesiz Allah onun 
tovbesini kabul eder. Allah Teala 50k bagi§layici ve esirgeyicidir." 88 



Maide, 34 



AGORA FiLMININ DU^UNDURDUKLERIYLE "KADIN" 

Agora... Eski Yunancada "sehir merkezi" anlamina gelir. Sehrin, sosyal, ticaret ve politik, 
toplanma yeri anlamlannda da kullanildigi gibi §ehirdeki segimler, duyurular bu meydanlarda 
yapihr. 

Film, 4. Yuzyilda yasamis, bilinen ilk iskenderiyeli kadin matematikgi, filozof ve astronom 
olan Hypatia'nin (370-415) gok az sey bilinen hayatini isleyip, Roma imparatorlugu 
hakimiyetindeki iskenderiye kentini ve yasadigi dramatik olaylan anlatmaktadir. 

Hypatia, o donemde iskenderiye Kutuphanesi'nin bilinen son yoneticisi ve matematikgisi 
Theon'un kizi ve kutuphanede her dinden ogrencisine Batlamyus (Ptolemy), Oklid ve 
Diophantus etkisinde felsefe ve matematik dersleri veren bir pagan bilim insanidir. 

iskenderiye kutuphanesinin Roma imparatoru Julius Sezar tarafindan, M.6 48 yihnda 
yakilmasindan sonra, tekrar toparlandigi ve eski ihtisamina kavustugu dusunulen gunlerde, 
iskenderiye'de ki sorunlu politik yapiyi, Hiristiyanlar, Yahudiler ve Paganlar arasindaki dini 
karmasa ortami islenmektedir. Hiristiyanhgin, turn imparatorluk igine hizla yayilmaya devam 
ediyor olmasi, bu yayilmamn sinirimn, kendilerinden olmayan kimselerin bile tahammulun 
kalmadigi noktaya vanncaya kadar, Hypatia'yi bir kag agidan iyice zor durumda kalmasina 
neden olmaktadir. Var oldugu dunyayi sorgulayan ve gergegi arayan bir kisilik olarak, her hangi 
bir dogma ya da dogmatik fikri kabullenmeyen kadin olarak sergiledigi durustaki kararhhgi ile 
ashnda, erkege karsi bir ustunlugun sergilenisi gosterilmektedir. igindeki aski, bir erkekle 
paylasamayacagi kadar buyuk olup, bunun yerine gokyuzundeki yildizlar ve gunese karsi ilgi 
gostermektedir. Hypatia, bir yandan ihmh Hiristiyan yonetimi ile, diger yandan gerektiginde 
siddet kullanmaktan gekinmeyen fanatik ve bagnaz Hiristiyanlar arasindaki, gug kavgasinin tarn 
ortasinda kalmasina ragmen, ateist inancindan asla vazgegmiyor. Sehrin valisi ise Hypatia'nin 
gosterdigi gucu kendinde bulamaz. 

Bizde bu filmde islenen tema ile inandann durumundan gok, kadininin durumuna goz 
atmak istiyoruz. f^unku birgok buyuk olayin genellikle kadin merkezli olarak giktigi ihtimalini 
hatirlamamiz ve dusunmemiz gerekir. Erkek gucun temsilcisidir. Kadin ise o gucun kanalize 
edilecegi mecradir. Genellikle mazlum durumunda olmak kadma kalsa da, sonunda olaylar hep 
kadinin istedigi sekilde neticelenmistir. 

[Allah Teala, Kur'an-i Kerim'de mahlukati gift yarattigini belirtmekte olup bu baglamda 
ayetlerde Hz. Adem aleyhisselam'in sonrasinda ona es olmak uzere yaratilan birisinden de 
bahsetmektedir: 

"Kaynasmamz idn size kendi (dnsi)nizden esleryaratip aramzda sevgi ve merhamet peyda 
etmesi de O'nun (varligimn) delillerindendir" 89 

Kaynaklarda, bu kisinin Hz. Havva oldugu ve onun Hz. Adem'in kaburga kemiginden 
yaratildigi rivayet edilir. Buradan Hz. Havva'nin farkh bir sekilde-canhnin bedeninden yaratildigi 
anlasilmaktadir. 

Baska bir ifadeyle Adem aleyhisselami topraktan yaratmaya kadir olan Allah Teala, Havva'yi 
topraktan yaratmayarak her turlii yaratihs gucune sahip oldugunu gostermistir. Yani kadin 
baska bir yaratihstandir. 

RazT (hyt. 606/1209), Hz. Adem aleyhisselam ve Hz. Havva'nin yaratihsiyla ilgili "Sizi bir tek 



89 Rum, 21 



54 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



nefisten yaratan, ondan da yamnda hazir bulunsun diye esini yaratan O'dur." 90 Anlamma 
gelen ayetin yorumunu yaparken su hususa dikkat gekmistir: 

insani bir tek kemikten yaratabilen Allah Teala'nin, onu ilkin yaratmayla da yaratabilecegini 
vurgulamistir. Bu ayetteki (min)-edatiyla ise Hz. Adem aleyhisselamin kendi turunden ona es 
olarak birisinin yaratildigi kastedilmistir. Soz konusu ayetin tefsiriyle ilgili MatundT (hyt. 
333/944), turn erkeklerin Hz. Adem aleyhisselamdan ve turn kadinlarm da Hz. Havva'dan 
yaratildigma dikkat (ekerek kendi donemine kadar iddia edilenlerden farkh bir yorum 
yapmistir. 91 

MaturidT'ye gore kadinlarm yaratihsi eslerine izafe edildiginde ise kadinlarm erkeklerden 
yaratilmis olmasi soz konusudur. 92 Yine ayni mealde olan Rum suresinin 21. ayetinin tefsirin 
yaparken MatundT (hyt. 333/944), Hz. Havva'nin yaratihsiyla ilgili rivayetlerden ote, buradaki 
"enfusikijm" kelimesi uzerinde durarak insan igin baska bir canhdan degil de ayni cins veya 
turden bir es ve varhk yaratilmasina isaret edildigini belirtmistir. 93 Bu ayetin oncesinde insanin 
topraktan yaratihsi, sonrasinda ise goklerin ve yerin yaratihsinin Allah Teala'nin varhginin 
delillerinden olusu ifade edilmistir. Bu anlamda Hz. Adem'in yaratihsinin yam sira Hz. Havva'nin 
yaratihsinin da Allah Teala'nin delillerinden oldugunu ifade eden Kur'an-i Kerim, insanin 
insandan yaratilmasi hadisesini ahiretin imkani baglaminda ele almistir.] 94 

Havva'nin, Adem aleyhisselamdan yaratildigini kabul edersek, yani Kur'an-i Kerim'de 95 
"ondan da e§ini yaratti" ifadesiyle ilk dogurganin erkek oldugu manasi gikar ki, bu beseriyette 
erkege verilmemis bir ozelliktir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme atfedilen hadisi 
seriflerde de ege kemiginden yaratildi ibaresi israili haberdir. £unku bu konu Allah Teala 
tarafindan gizli tutulmustur. Kadm bahsedilen ayetin isareti ve "sizi bir tek nefisten yaratti, 
e§ini de ondan yapti..." 96 ile Adem aleyhisselamin nefsinin karsi kopyasini yaratti demek daha 
uygun olacaktir. £unku ayetin devaminda 

"..gonlu buna ismsm. Onun ifin esine yaklasinca o hafif bir yukle hamile kaldi, bir muddet 
boyle gefti, derken yiikii agirlasti. O vakit ikisi birden kendilerini yetistiren Allah'a soyle dua 
ettiler: 'Bize salih yarasikh 97 bir focuk ihsan edersen, yemin ederiz ki, kesinlikle sukreden 
kullarmdan oluruz!' .." 98 denilmesi, bize Adem aleyhisselamin yalnizhk psikozuna 99 dustugunu, 
ureme bilgisine haiz olup bunun da kendi iginden (nefsinden) olacaginin bilgisine sahip 
oldugunu anlatiyor 

Bu nedenle kadm topraktan degil de nefs, nefes ve hava cinsinden yaratildigi ifin Havva 
(canh sey; yasayan; hayat) adi verilmesi de yine buna isaret etmektedir. 

Hadislerde (Ege kemiginden yaratilmasi) olarak bahsedilmesi belki akcigerlerin nefes ile 



90 A'raf , 189; Nisa, 1; el-En'am,98; Zumer, 6 



Havas Kitaplannda rukye tariflerinde bu ifadeyi destekleyen cumleler bulunur. "...BenT Adem ve 
Benati Havva.." (Ademin ogullan ve Havva'nin Kizlari..." olararak gegen bu ifadeler kadm ve erkek 
yaratih§indaki bir lediinnT bir farkhligi gostermektedir. 

MatundT, Te'vilatu ehli's-siinne, II, 317 

93 MatundT, a.g.e., IV, 40; Elmalili, Hak din Kur'an dili, IV, 167 vd. 

94 (ABUZAROVA, 2007), s. 65-66 

95 Nisa, 1 

95 A'raf, 189 

Yara§ik: isim; Yarasma, uyma, uygunluk. Atasozu, yara§ik almak 
98 A'raf, 189 

Psikoz, ruhsal denge bozuklugu 



Internet Yazilan 55 



olan irtibati nedeniyledir. Bu baglamda kadin asIT olarak topraktan yaratilmayip tebdil olmus 
toprakolan Adem aleyhisselamin nefsinden-nefesinden yaratilmistir. 

[Zira insanin nefesi, metafizik ilahT duzeyde nefesiJ'r-Rahman seklinde isimlendirilen 
mananin bir suretinden ibarettir.] 10 ° 

Adem aleyhisselamin yaratihsinda meleklerin tesviyesi 101 bulunurken Hz. Havva'yi Allah 
Teala Adem aleyhisselamin nefesinden (kaburga kemigi denilmesi) yarattigindan, kadin yaratihs 
yonunden erkekten daha ustun ve latif yaratilmistir. 

Onun igin beser neslinin devaminda yeni bir canh igin uygunluk gosterme ozelligine sahip 
olmustur. Eger bu hal olmamis olsaydi erkek kadina karsi meyletmekte zorlanabilirdi. Hz. 
Mevlana Celaleddin Rumtkaddese'llahu sirrahu'l aztz buyurdu ki; 

"Sen bizim esimizsin; islerin basarilmasi ifin eslerin aym huyda olmalan lazimdir. Eslerin 
birbirine benzemesi lazim. Ayakkabi ve mestin fiftlerine bir bak! Ayakkabimn bir teki ayaga 
biraz dar gelirse ikisi de isine yaramaz. Kapi kanadimn biri kiifiik, digeri buyuk olur mu? 
Ormandaki aslana kurdun gift oldugunu b\g gordiin mu? 102 

Sufi dedi; 'Biz fakir, zavalh ve diiskuniiz; hatunun ailesi mal sahibi ve hasmetli. 
Evlenmelerinde bu denklik nasil olur? Bir kapi kanadi tahtadan, bir kapi kanadi fildisinden. 
IMikahta her iki giftin denk olmasi gerekir. Yoksa darhk olur, rahathk kalmaz." 103 

Aliyyu'l-Havvas kuddise sirruhu'l-azTz de bu konu hakkinda buyurdular ki; 

"Kan ve kocamn ahlakim inceleyince, kadinimn ahlak ve davranisi erkeginki gibidir. Qunkij 
kadin ondan yaratilmistir. Bir kimse kendi huyundan habersiz ise, kendi esinin huy ve 
ahlakma bakmahdir. O zaman kendi huy ve ahlakim aynada gdrmiis gibi, kendisine goz kirpip 
baktigmi gorur." 

Kur'an-i Kerim'de kadin igin ogretilmesi tavsiye edilen sure Nur olarak geger. "Nur" un 
meleklerin yaratihs mayasi olmasi kadina verilen degerin isaretidir. Bu nedenle kadin ve 
erkegin etkilesimi ve muhabbetleri artti. [Kadina baglanan ve aci gekenlerin, sevgi ve 
izdivacm kelepgeleri bileklerinin etlerine gomijlenlerin, kadina sanlarak ellerindeki 
avuglarmdakini yitirenlerin, o giizelim isimlerini, san ve sohretlerini, saghklarim, yasanmaya 
deger camm hayatlarim, Allah Teala'da, oz-ben'de var olmayi elden (ikaranlarm da ken- 
dilerine gore olacaktir cevaplan. Bu kisiler soyle haykiracaklardir: 

Kadin, yijcelerden fekip aldi bizi!] 104 

100 (gAKMAKLIOGLU, 2005), s. 185 

Tesviye: Seviyelendirme. Diizleme. Beraber etme. iki jeyi miisavi etme. * Bir neticeye baglama 

102 Mevlana, Mesnevi, II, Beyit:2308-2311 

103 Mevlana, Mesnevi, IV, Beyit: 190-195. 

104 (GRABER, et al., 1998), s. 9 

KAYNAKCA 

ABUZAROVA Ulker Ahiret inancmin DinT-FelsefT Temelleri [Kitap]. - istanbul, : Marmara Universitesi 

Sosyal Bilimler Enstitusu ilahiyat Anabilim Dali Kelam Bilim Dali 208646 (Doktora Tezi), 2007. 

ALTUNTAS ismail Hakki Havvanm Kizlan [Kitap]. - istanbul : Gozde Matbaacilik, 2009. 

CAKMAKLIOGLU M. Mustafa Muhyiddin ibnu'l-Arabi'ye Gore Dil-Hakikat iliskisi Marifetin ifadesi Sorunu 

[Kitap]. - Ankara : Ankara Universitesi Sosyal Bilimler Enstitusu Temel islam Bilimleri (Tasavvuf) Anabilim 

Dali, 2005. - DoktoraTezi,. 

GRABER Gustav Hans ve trc:Kamuran SJPAL Kadin Psikolojisi [Kitap]. - istanbul : Cem, 1998. 



56 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Sonugta anladigimiz kadanyla kadm <pok gugludur. Olumune de olsa davasmdan 
vazgegmeme konusunda erkek ile her zaman boy olgusur. Cok zamanda gegtigini unutmamak 
gerekir. Siyasetin gegmis manzaralannda kadin ile ilgili konular surekli degisimlerin ana temasi 
olmustur. Bu konuya en guzel ornek askeri ve siyasTdeha olan Gazi Mustafa Kemal Ataturk'tur. 
O devrimleri uygulamada erkekler hakkinda yaptinmlara giderken kadmlara tavsiye sinifindan 
modern hayati yasamalanni istedi. Cunku biliyordu ki bir kadin ancak dogruyu kendisi ikna 
olunca yapardi. Ataturk §apka Kanunu ilan ederken kadinlann garsaflanna dokunmamis ve 
kendi istekleri ile birakmalanni istemistir. Kadinlarda Avrupai yasam tarzini benimsemislerdir. 
Bu cihetle dusunuldijgunde siyasetgilerin kendilerine ve miletimize Ataturk'u ornek almalan 
gerekmektedir. 

Hypatia ateist bile olsan, durusun, erkeklere unutulmaz bir ornek oldu. 



ALDATMAK GER£EKTEN KARLI MIDIR? 

insanlar, iglerindeki bencil arzulan tatmin edildiginde mutlu olurlarken, ayni zamanda da 
uslu cocuklar haline donusurler. Bu sebeple, butun dunyayi saran, tuketen insan modeli 
meydana gelmistir. Biliyoruz ki, duygu ve isteklerimizi bir sekilde bastinp kontrol edemezsek, 
cok tehlikeli sonuclar doguracaktir. Psikanaliz "bilincdisi" dedigimiz zihnin gizli kalmis 
bolumunu kesfetmek icin, bircok yontem bulmaya cahsirken, beynimizin bilincli bolumunden 
dahi bir sekilde haberimizin olamamasi, insanin bilmece olmasina sebep olmaktadir. 

insanlar, iclerindeki ilkel guclerini aciga cikarmakta sorun yasamazken, bu gucleri nasil 
durduracagini bilmekte, bir o kadar zor oldugu gorulmektedir. insanlann icinde gizli kalmis 
irrasyonel gucler, fikrT bircok unsuru etkilemektedir. Onun icin surekli birileri, insanlan kontrol 
altinda tutmak, somurmek icin bilincalti dedigimiz, irrasyonel duygulan, bilincli duygulanmizi 
etkilemekteki teknikleri, acimazsizca kullanmaktadirlar. istedikleri seye ulasabilmek icin, her 
yolu kullanmak ve benimsemek, onlar icin bir hosgoru olmaktan da geri kalmaz. £unku sonucta 
ondan bir kazanclan vardir. Mesela televizyonda bir program seyrediyorsunuz... Konusmanin 
tarn ortasinda bir konuya tarn kendinizi vermisken bir "Reklam" pathyor veya ekranda yanip 
sonuyor. GozumuziJn muhtesem algisiyla fotografi gekiliyor, sesi kulaklardan beyine ve kalbe 
ulasip, benligimize dogru hareketle, kisa surede iginde bilingdisina gidiyor. Burada 
hatirlamamiz gereken bu islerin ne kadannin etik oldugudur. 

iste "Gizli ikna Ediciler" de diyecegimiz bu unsurlann hedefi insanlar olup, onlan birer 
kuklalara gevirmeleridir. insan hayatini, maddT ve manevi boyutu ile beraber dusunecek 
olursak, "gizli ve agik ikna ediciler" ' i sorun olmaktan cikarmak, yine insanlann kendi ellerinde 
olacaktir. Allah Teala, cok comert oldugu igin, murat edilen her seyi yaratmakta asla cimrilik 
gostermez, boyle bir ihtimal dahi yoktur. Muhakkak serrin cezasini dunyada yada ahirette 
verecektir. Fakat murat edilen fiillerin meydana gelmesinde zati asla acizlik gostermez. Bu 
nedenle insanlann cogu aldanirlar. "Her yaptigimiz oluyor, Allah Teala bir sey demiyor, Allah 
Teala bunun neresinde?" gibi aldanacagi durumlar karsisinda dahi maalesef bir tepki 
gosterememektedirler. 

insanlann maddT boyutundaki olan bu durumun manevTalanda da olacagini unutmamahyiz. 
Bu ahsverisin manevi boyutu ise daha acikhdir. f^unku ruhun etkilenmesinin, geri donusumu 
cok daha zor olmaktadir. Bu nedenle, manevi boyuttaki duygulan harekete gecirenlerin, hedef 
olarak kabul ettigi mesut ve dindar bir hayatin olusmasinda, rastgele atislar yapan kor avci gibi 
olmamalan ve her isi onceden iyice hesap etmeleri gerektigini, bastan kabul etmemizin daha iyi 
olacagini ifade edebiliriz. 

"Bir kisi insanlann dindar olmasini istiyor", diye dusunelim, 

Temiz kalpli adayini ilk etapta, dini kimlige uydurmaya cahsirken, cogu zaman engelleri 
asabilmek icin, insanlara onerdiginiz dint unsurun tayininde, zamanlama ve olgunlasma 
faktorunu unutursak, sonucta onu kaybedecegimizi bilmemiz gerekir. Bu ise kazanayim derken, 
degisik bir tuketilen olma durumunu aciga cikanr. Bu sebepledir ki bircok kisi, dini hayata 
yonelmis iken, tepkileri olusturan nedenlerden oturu, bir daha donmemecesine tuketilmis 
olarak eritilir ve kaybedilir. 

Bilincin etkilerden kurtulmasini dusunmek yanhstir. Fakat bilincin, yonlendirici ve ikna 
edicilerden korunmasini saglamak amaciyla tedbir almanin ise cok zor oldugu gorulmektedir. 
Gerceklerin ortustugu paylasimlan korumak, yine insanlan ve insanhgi sevmekten gectigini 
hicbir zaman unutmamamiz gerekir. 



58 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Her sey, tuketicilik kavrami altina girince, bir fakirlesme olacagi akhmiza hig gelmemelidir. 
Maddiyatini bitiren zengin, yoksullasinca ve dine guvenini insanlar kaybedince, ortaya 
gikabilecek tek sonug, nevrozlu bir kisilige burunmek oldugu gorulecektir. Surekli harcama ve 
kazang ilkesi ile dusunenler, bastan bireylerini kaybederek, milletlerin sonunu kiyamete 
hazirlamakta olduklanni rahathkla soyleyebiliriz. Bu sonugla ise, dengesiz ve ulasilmaz 
idealistligin etkisini bugunden gormek mumkundur. 

Hulasa, insani bir marketgi zihniyeti ile somurmek yerine, onun omrunun mutlu kismini 
uzatmaya gahsmak, devlet ve millet uzerine borgtur. Tuketen insanlardan olusan toplumlann, 
gokusu mutlaka bir yerden baslayacaktir. insanlann istemedigi veya ihtiyaci olmadigi bir §eyi 
aldirmak, gok kolay §ekilde cennete girme yollarini vaad edip, basit islerle buyuk sonuglara 
gidilebilecegini umarak, Allah Teala'nin nzasina kavusma hayallerinin bedellerini, bir kisim 
insanlar oderlerken, suglunun kim oldugunu bulmak ise gok gugtur. 

Aynca Allah Teala'nin dahi kullanni rabligi ile tuketmedigi yani ibadetler ve istekler 
yumagina gevirmedigi, yeri geldigi zaman tovbesini kabul ettigi insana, saygi duymayanlann 
akibetlerini insanhgin gegmisine bakinca gok daha iyi anlasihr. Tuketilen insanlar aldatildiklan 
igin zalimlere karsi kendi elleri ile teslim olduklan igin savunacak bir mazeretleri dahi yoktur. 
Onun igin mazlum denilince akla gelenlerin igine tuketilen insanlan basa koymak belki en dogru 
sonugtur. 

Allah Teala'm insanlan aldatanlardan mazlumlann haklanni almani niyaz ediyoruz. 



REKLAMIN SINIRSIZLIGI 

Ticarette, girdilerin ucuz olarak elde edilmesinin saglanmasi ve kar marjini baslangic 
noktasmda yukanya cikartilmasi cok onemlidir. Bunu yapabilmek icin cok akilh ve becerikli 
olmak, tedbir ve onlem almak gerekir. Ancak bunun zor bir is olmasi nedeniyle, insanlann zayif 
ve irrasyonel yonlerini kullanarak, hedeflerine elde edip ulasmayi dusunenler de cikmaktadir. 
Bu §ekilde, ticareti hem etkileyip hem de yonlendirirmis olabilirsiniz. Mesela; insanlann gunluk 
dinlemek ve bilmek zorunda oldugu haber programlan yani sira dizi, magazin, spor ya da 
yansma programlanni takip eden buytik bir izleyici kitlesi bulunmaktadir. 

Haberlerle ilgili programmda kendi reklaminizi yapmak istiyor musunuz? 

Cunku bu en ucuz reklam ve bilgilendirme cesididir. 

Yasadigimiz zaman icersinde bunun en guzel sekli, bir sekilde uygulanabildi. C^ok buytik 
paralar ile basaramayacaginiz bir reklami, birileri butun kanallarda ayni saatte vizyona 
koyabilmek imkanini bulabildiler. 

Bu tur reklamlann Freud modeli sinifina girdigini belki duymussunuzdur. Haberlerde bir 
hirsizhktan bahsediliyor. Hem de olmayacak bir yerde. Birde goruyorsunuz ki, herkes o yer ve 
fuardan haberdar oluyor. 

Burada psikanaliz ilminin verileri ortaya cikiyor. Yani, kazanma hirsi icinde olanlann, 
irrasyonel duygulan kullanarak, insanlann bilincaltlanni harekete gecirmelerinin bir yolunu 
bulduklanni goruyoruz. 

Kazanma hirsi, insanlarda dogasi geregi oldukca fazladir. Fakat bu kadannin da, cok fazla 
oldugunu dusunebiliriz. 

Ancak, bunu dusunmek yerine, getirdigi zararlan dusununce, "kazanmak icin her sey mubah 
mi? " sorusunu sormak icimizden de gelmiyor degil... 

Ashnda insanlan ellerine ahp, bozuk para gibi evirip cevirenler, sinirlanni zorlayinca, 
kendilerini yok eden bakteriler gibi olacagini unutuyorlar. Asilmasi zaman ve ihtiyac gereken 
herhangi bir seyi, vaktinden once elde edenler, hormonlu meyveler gibi zararh olacaklanni 
nicin unuturlar? ^unku zayifhk insam bir ozellik olup, surekli kullanilan bir sey olmaktan kendini 
hicbir zaman kurtaramamistir. 

Sonucta; ister dunya ister ahiret icin olsun, her ticaretin gayesi kazanctir. Ancak haksizhklar 
sonucu elde edilen karlann, sonunda ziyan getirecegini unutmamak gerekir. 

insanlann gecim sikintilannin arttigi bir donemde, haber kanallannda, mucevher reklami 
yapmak icin, akla hayale gelmez sacma sapan islere tevessul edenler, acaba ekmegin hesabini 
yapan insanlardan ozur dilemeleri gerektigini dusunmeleri icin ne yapilmasi gerektigini, onlara 
anlatabilmek icin soz dahi bulamiyoruz... 

Hepimizin gayesi, insanlan zengin-fakir demeden mutlu edebilmek icin her alanda cahsmak 
ve gayret etmek olmahdir. insanlann zayif yonlerini kullanarak daha cok zengin olmak yerine, 
onlara nasil daha faydah olabilecegimiz hususunda dusunmemiz, bu amac dogrultusunda 
hizmet ve mal uretmemiz halinde, toplumumuzun daha guzel ve mesut olmasini saglayacaktir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Bizi aldatan bizden degildir." 



RASULULLAH SALLALLAHU ALEYHI VE SELLEME SALAT U 
SELAM VE FAZILETLERI 

Allah Teala, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin serefini ve yikeligini belirtmek igin, 
bizzat kendisi O'na salat etmis, meleklere ve muminlere de O'na salat etmelerini emretmistir. 
Nitekim Allah Teala Kur'an-i Kenm de buyurmustur ki; 

"Muhakkak ki Allah Teala ve melekleri, Nebi'ye salat ederler. Ey Tman edenler! Siz de ona 
salat edin ve tarn bir iftenlikle selam verin" 105 

Salat; "salla" fiilinden mastar olup, mastar makaminda kullanilan bir isimdir. 

Lugat manasi, hayir ifin edilen duadir. 

Istilah manalan ise; biri, belirli vakitlerde belirli zikirler ve ozel rukunlerden olusan namazdir. 
ikincisi butun islam ulemasinin hemen hemen ayni fikirde oldugu gorus ise; "Salat; Allah 
Teala'dan rahmet, meleklerden dua ve istigfar, muminlerden ise dua" manasmdadir. Ancak 
genellikle Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme yapilan salat hatira gelir. Muslumanlar salat u 
selam ile Allah Teala'dan, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi dunya ve ahirette yuceltmesini 
talep etmektir. 

Salat, izafe edildigi kisilere gore farkh anlamlar kazamr: 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme salatin anlami; O'nu ta'zTmdir. Buna gore 
"Allahumme sail i ala Muhammed" (Ey Allah Teala'm, Muhammed'e salat et) sozunun anlami; 
"Muhammed'i buyuk kil" demektir. Buyuk kihnmasi, hem dunyada hem ahirettedir. Dunyada 
buyuk kihnmasi ismi anilarak yuceltilmesi, dininin izhan ve senatinin devamiyla gergeklesir. 
Ahirette buyuk kihnmasi ise, sevabin bol olmasi, ummetine sefaatgi yapilmasi, Makam-i 
Mahmud'la fazTletinin ebedTlestirilmesiyle olur." 

Selamin Anlami 

Selam; selamet, esenlik, emniyet anlamlanna gelir. Bu kelime teslim ve butun afetlerden, 
noksanhklardan, kerTh gorulen seylerden selamet bulma, emin olma, kurtulus manasinda 
"selleme" fiilinden mastardir. Selam ayni zamanda Allah Teala'nin bir ismidir. Selamin Allah 
Teala'dan olmasi ise, "Allah Teala, rahmeti seni korumayi, gozetlemeyi iizerine almistir, 
kefildir." demektir. Selamin bir de itaat etme ve sulh igerisinde bulunma anlami vardir. 

Istilah manasi ise, Allah Teala'dan dunya ve ahirette, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
nzasina ve yuce kadrine muhalif olabilecek afet ve noksanlardan O'nu uzak eylemesini talep 
etmek demektir." 

Salat ii Selamin Hiikmii 

Allah Teala'nin Kur'an'da emrettigi en onemli konulardan biri de, muslumanlann rasullerine 
karsi sorumluluklan arasinda yer alan ve rasul sevgisinin izhan olan salat u selamdir. Bunu 
emreden Kur'an-i Kerim ayeti soyledir: 

"Muhakkak Allah Teala ve melekleri Nebi iizerine salat ederler. Ey Tman edenler! Siz de 
O'na salat edin ve tarn bir teslimiyetle selam verin." we Bu ayetteki emir baglayicidir, emrin 
yerine getirilmesi gereklidir. Baska bir deyisle her muslumanin Rasulullah sallallahu aleyhi ve 

105 Ahzab, 56 
106 Ahzab,56 



Internet Yazilan 61 



selleme salat u selam getirmesi farzdir. Ancak bunun zamani, sekli, mekani ve sayisi konusunda 
aciklama yapilmadigi icin ulema farkh yorumlar yapmistir. Allah Teala emrinde, bir defa veya 
bircok kez diye bir kayit ve sinir getirmemistir. 

Sifa-i SerTf muellifi Kadi iyaz, konu ile ilgili olarak, bir vakitle sinirh olmaksizin Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve selleme salat ve selam getirilmesinin vacip oldugunu, Allah Teala'nin 
Kur'an'da bunu emrettigini, muctehid imamlann ve diger alimlerin bu emrin vucub ifade ettigi 
hususunda birlestiklerini soylemistir. Fakat alimler salat u selamin vaktinde ihtilaf etmislerdir. 
imam Malik ve Haneffalimleri, 

"Her miisliimanm omrunde bir kez salat u selam getirmesi farzdir." derken, §afiT ulemasi 
ise, "Farz olan salat ii selam, namazda okunandir. Bunun dismdakiler farz degildir" 
demislerdir. imam Ahmed b. Hanbel de, imam §afiT'nin bu gorusune katilmistir. 

Kitaplann baslangicinda salavata yer verme (salvele) adeti de Harun ResTd zamaninda H.181 
yihnda baslamistir. isminin her gectigi yerde salavati okumak ve yazmak ise daha sonra, 
muhtemelen hicn IV. Asirda hadisciler tarafindan adet haline getirilmistir. 

Bu agklamalardan sonra salat u selamin hukmu hususunda ulemanin goruslerini asagidaki 
sekilde ozetlemek mumkundur: 

1. Taben'ye gore, mustehaptir. 

2. ibnu'l-Kassar'in nakline gore, "vaciptir ve bu hukumde icma edilmistir." 

3. Omrunde bir kere salat u selam okumak vaciptir. Namazda da olsa namaz dismda da olsa 
vacib yerine gelir. Tipki kelime-i tevhTd gibi. Haneftlerden Ebu Bekr er-RazT, ibn Hazm bu 
gorustedir. KurtubT de onlann gorusune katilmis, yalniz "salat mijekked siinnetler gibidir, 
onlarm vacib oldugu zamanlar salat ii selam da vaciptir." diye Have etmistir 

4. Namazda son oturusta tesehhudle, namazdan cikis selami arasinda vaciptir. §afiT ve 
kendisine tabi olanlar bu gorustedir. 

5. Tesehhutte salat okunmasi, imami §afiT ve Ahmed b. Hanbel'e gore farz iken, §a'bT ve 
ishak'a gore vacip, imam Malik, HanefTler ve cumhura gore sunnettir. Farz diyenlere gore 
salavat terk edilecek olsa, namaz iptal olur, yeniden kihnmasi gerekir. Bu gorusunden dolayi 
§afiT tenkid edilmistir. 

6. Ebu Cafer el-Bakir: "Tesehhud diye bir kayit koyulmadan, salat u selamin, namazin 
herhangi bir yerinde okunmasi vaciptir" derken, Ebu Bekr ibn Bekr el-MalikT, "Sayi ile 
simrlanmadan cokca okunmasi vaciptir" demistir. 

7. Bir kisim HanefTler, bir kisim §afiTler, TahavT, HalTmT, ZemahserT ve MalikTIerden ibnu'l- 
Arab'i: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ismi gectikce, hatirlandikca salat u selam 
getirilmelidir. Boyle yapmak ihtiyata uygun olandir" demislerdir. 

8. ZemahserT'nin naklettigine gore, "Bir mecliste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
ismi bircok kez geese de, bir kere salat ii selam getirilmesi yeterlidir, her seferinde salat ii 
selam getirilmesi ise mustehaptir." 

Butun bu hukumlerden anlasildigi uzere, ulema, salat u selamin vacib oldugu hususunda 
ihtilaf etmemistir. Hangi sartlarda vacib oldugunda ihtilaf varsa da en uygunu, Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin ismi gectikce salat u selamin getirilmesidir. 

Haktki Salat ii Selam Okumanm Anlami 

Allah Teala kelTme-i sehadette musluman olmanin ilk ve temel sarti olarak, Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin admin kendi adiyla birlikte zikredilmesini emretmistir. Allah Teala 
kendisine karsi yapilmasini istedigi itaati, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme itaat 



62 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



edilmesine ve kendisine gosterilmesi gereken sevgiyi, O'nun sevgisine baglamistir. Nitekim 
Allah Teala Kur'an-i Kerim'de: 

"(Rasulum) De ki: Eger Allah'i seviyorsamz bana uyunuz ki, Allah Teala da sizi sevsin ve 
gunahlannizi bagislasm. Allah Teala 50k bagislayici, 50k esirgeyicidir." 107 ve 

"Kim Rasul'e itaat ederse, muhakkak Allah Teala'ya itaat etmi§ olur" 108 diyerek bunu 
agikga ifade etmistir. 

Bu ayetlerken anlasildigi uzere, Allah Teala kendisine itaatten hemen sonra Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve selleme itaat etmek vaciptir. 

Salat u Selamin Faydalan 

Alimler ve mutasavviflar salat u selamin, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin seref ve 
makamini yucelten ve Allah Teala'nin indindeki kadr u kiymetini belirten bir ibadet oldugunu 
beyan etmis, bu yuzden salat u selamla mesgul olan kisiye birgok nimetin ihsan olunacagini 
ifade etmislerdir. Bu sayede Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin bereketiyle, dualar kabul 
olur, ihtiyaglar giderilir, aci ve huzunler giderilir, kul ilahT rahmete nail olur, dunyada ve ahirette 
maksadina ulasir. 

Bircpok ulema eserlerinde salat u selam getirmekle elde edilecek faydalardan bahsetmistir. 
Bu cumleden olmak uzere asagidaki maddeleri ozet olarak soyle siralayabiliriz: 

1. Kul Allah Teala'nin emrini yerine getirmis olur. 

2. Salavatta, Allah Teala ve muminler muvafakat etmis olur. 

3. Salavatta melekler ve muminler muvafakat etmis olur. 

4. Bir defa salat u selam getirene Allah Teala on defa salat (rahmet) eder. 

5. Allah Teala'nin ve meleklerin kendisine salat etmelerini hak eder. 

6. Allah Teala'nin rahmetine nail olur. 

7. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sefaatine nail olur. 

8. Salat u selamina mukabil, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemde ona salat eder. 

9. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme duydugu sevgi artarak devam eder. 

10. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem tarafindan sevilmeyi hak eder. 

11. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin gesitli ikramlanna nail olur. 

12. Salat u selam getiren muminin ismi Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme arz edilir. 

13. Salat u selam, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ummeti uzerindeki hakkmi ve O'nu 
ummetine bahseden Allah Teala'ya karsi vazifesini en aziyla da olsa eda etmeye vesile olur. 

14. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ornek kisiliginden etkilenmeye ve O'nun 
kisiligiyle aynTlesmeye vesile olur. 

15. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi ruyada gorebilmeye vesile olur. 

16. Kiyamet gununde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemle musafaha etmesine vesile olur. 

17. Muminin kiyamette Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme yakin olmasina vesile olur. 

18. ManevT suluka baslayan murTd igin en onemli vird ve seyhi olmayanin seyhi olur. 

19. Kulun hidayetine ve kalbinin hayat bulmasina vesile olur. 

20. Salat u selam ehl-i sunnetin siandir. 

21. Salat u selam okuyana on hasene yazihr, on gunahi silinir ve on derece yukseltilir. 

22. Duanin basinda ortasinda ve sonunda okunursa kabulune vesile olur. 

107 AI-i imran, 31 
108 Nisa, 80 



Internet Yazilan 63 



23. Gunahlann affina ve ayiplann kapanmasina vesile olur. 

24. Olmeden once kulun cennetle mujdelenmesine vesile olur. 

25. Fakirlikten kurtulmaya vesile olur. 

26. Sirat koprusunde muminin nuru olur. 

27. Salat u selam, muminin omrunun uzamasina, islerinin bereketlenmesine ve arzulannin 
gerceklesmesine vesile olur. 

28. Ayaklann kaymasini onleyerek sirat koprusunden rahat gecmeye vesile olur. 

29. Rizik elde etme yollannin kolaylasmasina vesile olur. 

30- Husn-i hatime (guzel bir son)'yi elde etmeye vesile olur. Goruldugu gibi salat u selam, 
dunya ve ahirette kisiye sayisiz nTmetler saglamaktadir. 

Salat u Selamin Sirlari 

Salat u selam, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme duyulan muhabbetin, baghhgin, 
samimiyet ve sadakatin ifadesidir. Bu acidan bircok sirlari banndirmaktadir. Nitekim ibn Ferhun 
el-KurtubT "Hadaiku'l-envar fi's-salati ve's-selam ale'n-Nebiyyi'l-Muhtar" adh eserinde, salat u 
selamdaki sirlari kafiyeli bir anlatimla soyle ifade etmistir: 

"Salatu'l-Meliki'l-Cebbar 
Sefaatij'n-Nebiyyi'l-Muhtar 
El-iktidau bil-Melaiketi'l 
Muhalefetii'l-miinafikTne ve'l-kijffar 
Mahvu'l-hataya ve'l-ezvar 
Avnu ala kazai'l-havaici ve'l-evtar 
Tenviru'z-zevahiri ve'l-esrar 
En-necatu min dari'l-bevar 
Duhulu dari'l-karar 
Selamu'r-RahTmi'l-Gaffar" 

AgiKLAMASI 

1. Salatu'l-Meliki'l-Cebbar: Salat u selam getiren kimse, her seyi emri altinda tutan ve butun 
kainatin hakimi olan Allah Teala'nin salatina nail olur. ZTra Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, 
bir hadTs-i senflerinde: 

"Kim bana bir defa salat u selam getirirse, buna karsihk Allah Teala da ona on misli salat 
eder" 109 buyurmuslardir. 

2. Sefaatu'n-Nebiyyi'l-Muhtar: Salat u selam getiren kimse, Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin sefaatine nail olur. Ebu'd-Derda radiyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemden soyle rivayet etmistir: 

"Kim, sabah aksam bana on defa salavat getirirse, kiyamet gunii sefaatim ona ulasir." 110 



109 Muslim, Salat, 7; Ebu Davud, Vitir, 26; TirmTzT, Vitir, 21; NesaT, Ezan, 37, Sehv, 55. 

HeysemT, Mecmau'z-zevaid, X, 120; MunavT, Feyzu'l-kadJr, VI, 169; en-Neysabun, §erefu'l-Mustafa, V, 
77;. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ezan isittigi zaman, "Allahiimme Rabbe hazihi da'veti't- 
tamme..." duasmi okuyan kimsenin §efaatine nail olacagmi buyurmu§tur. Muminlerin bu duada O'nun 



64 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



3. el-iktidau bi'l-Melaiketi'l-Ebrar: Her an ibadet ve taatle mesgul olan meleklere uymus 
olur. Nitekim Allah Teala Kur'an'i Kenm'de: 

"Siiphesiz ki Allah Teala ve melekleri o rasule salat ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na 
salat edin; tarn bir tesltmiyetle selam verin" 111 buyurmustur. 

4. Muhalefetii'l-miinafikme ve'l-kiiffar: Munafik ve kafirlere muhalefet etmis olur. £unku 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme salavat okumalan konusunda muminler muhatap 
ahnarak, "Ey Tman edenler" denilmistir. SahTh olan goruse gore, islam'in furuatiyla muhatap 
olmalanna ragmen kafirler bu emrin disinda tutulmuslardir. £unku Hz. Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve selleme salavat okumak Allah Teala'ya yakin olma sebeplerindendir. Bunun icin 
kafirler bu yakinhga layik gorulmeyip sadece muminler layik gorulmuslerdir. Huzeyfe 
radiyallahu anhdan rivayet edildigine gore, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem soyle 
buyurmuslardir: 

"Cumartesi gunij bana gokfa salat ii selam getirin. Qunkij Yahudiler o gun bana fokfa 
soverler. Kim cumartesi giinii bana 100 defa salat u selam getirirse nefsini cehennemden 
azad etmis olur, sefaatim ona gerekli olur ve sevdiklerinden dilediklerine sefaat eder. Pazar 
giinii de Rumlara muhalefet edin." Sahab'iler: 

"Ya Rasulallah! Rumlara nasil muhalefet edebiliriz?" diye sorunca, Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem, soyle dedi: 

"O gun kiliselerine girip salibe taparlar ve bana soverler. Kim Pazar giinii sabah namazim 
kildiktan sonra oturup giines doguncaya kadar Allah Teala'yi tesbth eder sonra da iki rek'at 
namaz kihp bana yedi defa salat ii selam getirir ise, anne babasi da bagislanir. Dua ederse 
Allah Teala duasmi kabul eder, bir sey isterse istedigini verir." 112 

5. Mahvu'l-hataya ve'l-ezvar: Salat u selam, kisinin hata ve gunahlannin silinip, 
affedilmesine vesile olur. Nitekim Obey b. Ka'b radiyallahu anh'dan rivayet edildigine gore; 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem gecenin dortte biri gecince kalkar ve soyle derdi: 

"Ey insanlar, Allah Teala'yi zikredin! Sarsmti gelecek, arkasmdan onu diger bir sarsmti 
izleyecek; dliim biitiin hasmetiyle gelecek, oliim biitiin hasmetiyle gelecek" Obey b. Ka'b 
diyor ki: 

" Ya Rasulallah! Sana cok salat ii selam getirmek istiyorum, duamm ne kadarmi buna 
ayirayim," dedim. Rasulullah: 

"Ne kadar dilersen" buyurdu. Ben: 

"Dortte biri olur mu?" dedim. Rasulullah: 

"Ne kadar dilersen, fakat daha fazla yaparsan senin icin daha iyi olur" buyurdu. Ben, 

"Yarisi olsa nasil olur?" dedim. Rasulullah: 

"Ne kadar dilersen, fakat daha fazla yaparsan senin icin daha iyi olur" buyurdu. Ben: 

"Ucte ikisi kadar olsa" dedim. Rasulullah: 

"Ne kadar dilersen, fakat daha fazla yaparsan senin icin daha iyi olur" buyurdu. Ben: 

"O zaman duamm hepsini sana salat ii selam getirmeye ayirayim" dedim. Rasulullah: 

ifin istedigi "vestle" Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sefaatgi kilinmasimn talebidir. (Buhari, Ezan, 
8; Ebu Davud, salat, 28,; Tirmizt, salat 157; NesaT, Ezan, 38, (2,26); ibn Mace, Ezan, 4. 
m Ahzab, 56 

SehavT, el-Kavlu'l-bedi'fi's-salat'i ala HabTbi's-sef?', thk. Muhammed Avvame, Beyrut, 2002, s. 384. 



Internet Yazilan 65 



"O zaman isteklerin ifin {salat u selam) sana kafi gelir ve gunahlarm bagislamr." buyurdu. 

113 

6. Avnu ala kazai'l-havaici ve'l-evtar: Salat u selam getiren kimse, onemli ihtiyaglannin 
giderilmesinde Allah Teala'nin yardimina nail olur. CabTr radiyallahu anhdan rivayet edildigine 
gore, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem soyle buyurmustur: 

"Kim bana giinde 100 defa salat ii selam getirirse, Allah Teala onun 70 tanesini ahirete, 
30 tanesi diinyaya ait olan 100 ihtiyacim karsilar." 114 

7. TenvTru'z-zevahiri ve'l-esrar: Salat u selam getiren kimse, hem zahirini hem batinini 
nurlandirmis olur. Ebu'l-Muzaffer soyle demistir: 

"Bir gun Ka'b'in magarasina girdim. Yolumu sasirdim. Birden bir adam gordum. O bana soyle 
dedi: 

"Yanimda yurii" Onunla beraberyurudum. Kendi kendime: 

"Bu adam belki de Hizir'dir" dedim. O'na 

"ismin nedir?" diye sordum. O da: 

"Hizir" dedi. Onunla beraber bir arkadasini daha gordum. Ona da 

"Senin ismin nedir?" diye sordum. 

"ilyasibn Sam" dedi. 

"Allah Teala size merhamet etsin, siz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi gordiiniiz 
mij?" dedim. 

"Evet" dediler. Ben de: 

"Allah Teala'nin giif kuvveti askina, bana O'ndan bir haber verin ki, onu sizden rivayet 
edeyim." dedim. 

"Biz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin "Muhammed aleyhissalatu vesselama salat 
getiren bir miiminin kalbini, Allah Teala o salat sebebiyle, bastret sahibi yapar ve nurlandinr" 
buyurdugunu isittik dediler." 115 

8. en-Necatu min dari'l-bevar: Salat u selam getiren kimse helak edici cehennem 
yurdundan kendini kurtarmis olur. Enes b. Malik tarafindan rivayet edilen bir hadTste Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem soyle buyurmustur: 

"Kim bana bir defa salat ii selam getirirse Allah Teala ona on defa salat eder, on defa 
getirene yuz defa salat eder. Kim de bana yuz defa salat ii selam getirirse, Allah Teala onun 
iki gozunun arasma nifaktan ve atesten kurtulus berati yazar ve kiyamet gunijnde sehTdlerle 
birlikte iskan eder." 116 

9. Duhulii dari'l-karar: Salat u selam getiren kimse, devamh kalacagi cennet yurduna girer. 
Nitekim Ebu Hafs radiyallahu anh, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin soyle buyurdugunu 
rivayet etmistir: 



113 Ahmed b. Hanbel, Musned, V, 136; BeyhakT, Suabu'l-Jman, II, 187; HeysemT, Mecmau'z-zevaid, X,160; 

BeyhakT, §uabu'l-?man, III, 111; es-SehavT, a.g.e., s. 271 

Bkz. FiruzabadT, es-silatu ve'l-bu§er, s. 84, no:112; Ayni eserin Turkge trc. igin, bkz. H. Hafiz Mustafa 
Demirkan, H. Hafiz ismail Tavman, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Uzerine Salavat-i §erife 
Getirmek, Konya 1998, s. 71-72. 
116 NesaT, I, 385 (No: 1220), VI, 98 (No: 10194); Ahmed b. Hanbel, Musned, III, 120. 



66 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



"Bir kimse, bana gunde 100 kez salavat-i §er?fe getirirse, cennetteki makammi gormeden 

SIM,.. Wll7 

olmez. 

10. Selamu'r-RahTmi'l-Gaffar: Salat u selam getiren kimse, gunahlan bagislayan ve 
merhametli olan Allah Teala'nin selamina nail olur. Nitkim Ebu Talha radiyallahu anh dedi ki: 

"Bir gun, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem yuzunde bir sevinc oldugu halde geldi. 
Kendisine: 

"Ya Rasulallah! Yuzunuz de bir sevinc goruyoruz, dedik. Buyurdular ki: 

"Bana Melek geldi ve su mujdeyi verdi: "Ey Muhammed! Rabbin diyor ki: Sana salat 
okuyan herkese, benim on rahmette bulunmam, selam okuyan herkese de benim on selam 
okumam, sana (ikram olarak) yetmez mi?" 118 

Bu hususlardan anlasihyor ki, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme getirilen salat u 
selamlar, gercek sirn tarn bilinmese de bircok mujdeyi banndirmaktadir. Butun bu sirlann, salat 
u selam getiren kimseye dunya ve ahiret saadetini mujdeledigi anlasilmaktadir. 

Salat u Selamin Diger ibadetlerde Bulunmayan Hikmetleri 

Salat u selam, diger ibadetlere nisbetle Allah Teala'nin katindaki en sevimli ibadet olmasi 
hasebiyle, onda diger ibadetlerde olmayan bir takim hikmetler bulunmaktadir. 

1. Salat u selam okuyan kimse "O'na yaklasmaya yol arayin" 119 ayetinin emri geregince 
Allah Teala'ya vasil olmada en buyuk vesile olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi 
kendisine vesile yapmis olur. Allah Teala katinda ise O'ndan daha muhterem ve kiymetli bir 
vesile ve vasita yoktur. 

2. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin serefini yuceltmek ve O'nu ta'zTm etmek icin nazil 
olan "Ey Tman edenler! Siz de O'na salat edin ve tarn bir tesltmiyetle selam verin" 120 ayetinde 
gegen bu ilahT emre tab! olmakla iki cihan saadeti elde edilir. ZTra rivayet edildigine gore, Hz. 
Musa aleyhisselama Allah Teala soyle buyurmustur: 

"Ya Musa! Senin sdziin diline, kalbt dusuncelerin kalbine, ruhun cesedine ve gozunun 
nuru gozune ne kadar yakinsa, ben sana daha yakm olayim ister misin?" Hz. Musa cevaben: 

"Evet ya RabbTisterim" demesi uzerine Allah Teala: 

"O zaman Muhammed uzerine ?ok salat u selam oku" demistir. 121 Bundan Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin Allah Teala indindeki kadr u kiymetinin ne derece buyuk oldugu ve 
O'na salat u selam getirmenin ne kadar matlub-i ilahT oldugu anlasilmaktadir. Ayni sekilde 
yukandaki rivayetten salat u selamin Allah Teala'ya yakm (kurbiyyet) olmaya vesile oldugu 
anlasilmaktadir. 

3. Bizzat Allah Teala ve melekleri, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme salat ettikleri igin, 
muminlerin de Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme sevgilerini belirtmek ve O'nu yuceltmek 
maksadiyla Allah Teala ve meleklerine ittiba edip, salat u selam getirmekle nail olacaklan 
iktidar baska hicbir ibadette yoktur. ZTra Allah Teala'nin bizzat yaptigi bir isi, kuluna da 



117 Tergib ve Terhib, Hikmet Yayinlan, 1984/1986, c. Ill, s. 518, No:22; FiruzabadT, es-Silatu ve'l-bu$er fi's- 
salati aid hayri'l-be$er, Beyrut 1985, s. 49, no: 20; TCirkge trc. icin bkz, H. Hafiz Mustafa Demirkan, H. 
Hafiz ismail Tavman a.g.e., s. 31. 

118 NesaT, Sehv 55, (3, 50) 

119 Maide, 35 
120 Ahzab, 56 

121 Metaliu'l-meserrat, s.14; el-Mesleku'l-kavt, s. 97. 



Internet Yazilan 67 



yapmasini emretmesi ve o kulun da bu ilahT emri yerine getirmesiyle kavusacagi nza-i ilahT 
higbir ibadette yoktur. 

4. Salat u selamla mesgul olan kimsenin, Allah Teala'nin nzasina, nice bereketlere, biiyiik 
miikafatlara ve gunahlann afvina nail olacagina dair Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden 
bircok hadTs rivayet olunmustur. Baska higbir ibadetin fazTletine dair bu kadar hadTs rivayet 
olunmamistir. 

5. Muminlerin dunyada yaratilmalanndan itibaren ahirette cennete girinceye kadar vasil 
olacaklan butun ilahT nimetlere vasita ve vesile olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme salat 
u selam getirmeleri, O'nun sayesinde nail olduklan ilahi Itituf ve ihsanlara bir sukran ifadesidir. 
Bu sukran da baska bir ibadetle Tfa olunamadigindan, salat u selamin iistiinliigiine baska higbir 
ibadet denk olamaz. 

6. Ruh terbiyesinde ciddT tesirinin tecrube edildigi salat u selam hususunda butun Ehlullah 
ittifakla soyle soylemislerdir: 

"Salat ii selam, miirsid-i kamil bulamayan kimselerin irsad ve terbiyesi icin, miirsid-i kamil 
makamma kaim olur." 

7. Bir kimse salat u selamla mesgul olursa o kimsenin kemal ve tekemmiJlune bir i'tidal 
hasil olur ki, bu i'tidal yalniz salat u selama mahsus bir "sirr-i mektum" oldugundan, baska bir 
ibadette yoktur. ZTra mursidsiz yapilan diger ibadet, vird ve zikirlere cokca devam edildiginde 
elde edilen nuraniyyet ve levami', salikin besen sifatinda inhiraf ve siddetli bir hararet peyda 
eder. Halbuki salat u selam hem zikrullahi hem de dua ile beraber zikr-i Rasulu kapsadigindan, 
ne kadar cok okunursa okunsun, letaife ma-i lezTz gibi oldugundan, tankat makamlanndan 
hasil olan hayret, inhiraf ve siddetli hararet gibi halleri serinletip dindirmekle beraber, salikin 
nufusunu guglendirip, soz konusu olumsuzluklann duzelmesinde ona yardim eder. Salat u 
selam kendine mahsus olan bu ozelliginden dolayi, mursid-i kamil bulamayanlann irsad ve 
terbiyesinde mursid-i kamil makamma kaim olur. 

Salat ii Selamin Degeri 

Allah Teala'nin bizzat kendisi ve melekleri, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme salat 
etmektedirler. Bu yuzden muminlerin Allah Teala'ya ve meleklerine ittiba edip, Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemi sevmek ve yuceltmek maksadiyla getirdikleri salat u selamdan 
dolayi elde edecekleri feyiz ve bereketin baska bir ibadette bulunmadigi ulema tarafindan 
bildirilmistir. ZTra Allah Teala'nin bizzat yaptigi bir isi, kuluna da yapmasini emretmesi ve o 
kulun da bu emre ittiba etmesiyle elde edecegi nza-i ilahTnin tahmin ve tasavvuru mumkun 
degildir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme salat u selam getiren kisi salatla, Allah Teala'yi 
zikretmis, nimetlerine sukretmis, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin adini anmis ve O'nun 
icin Allah Teala'dan mukafat istemis olmaktadir. Bunun igin salat u selam, Allah Teala'nin 
varhgini ikrar, ilmini, kudretini ve iradesini tasdik etmis olmak demektir. Diger bir ifade ile salat 
ii selam getiren miimin, amellerin efdalini ve Tmanin tiimiinii kapsayan bir ibadeti icra 
etmistir. 122 

Ebu'l-leys es-SemerkandT, salat ii selamin diger ibadetlerden daha fazTletli oldugunun 
anlasilmasi icin, Ahzab 56. ayete bakilmasinin yeterli olacagini soylemistir. Nitekim ayete 
bakildiginda dikkat geken husus sudur ki; Allah Teala diger ibadetleri yapmalan icin kullanna 



ibnii'l- Kayyim el-Cevziyye, Cilau'l-efham s. 310; KastalanT, Mesaliku'l-hunefa, s. 208-209; NebhanT, 
Efdalu's-salavat ala seyyidi's-sadat, s. 52; en-Nebhant, Saadetu'd-dareyn, s. 46; 



68 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



emrederken, salat u selam da once kendisinden baglamaktadir. Sonra salati meleklere sonra da 
muminlere emretmektedir. Bu durum ise, salat u selamin degerini acikca ortaya koymaktadir. 

Ashnda Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme yapilan salat, O'nun ashnda salata olan 
ihtiyacmdan dolayi degildir. £unku Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme, Allah Teala salat 
etmistir. Allah Teala'nin salat ettigi bir kimsenin, meleklerin ve muminlerin salatina ihtiyaci 
yoktur. Salat u selam ancak O'na duyulan saygiyi, hurmeti, baghhgi ifade etmek icindir. Nitekim 
Allah Teala, hie ihtiyaci olmadigi halde kullanna, kendisini cokca anmalanni farz kilmistir. Salat, 
ancak Allah Teala'nin kullanna bundan dolayi mukafat vermesi, sefkat ve merhamet 
gostermesi ve kullannin da, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme olan saygilanni ortaya 
koymalan icindir. Bunun yaninda Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme salavat getirmek, Allah 
Teala ve melekler ile ayni iste birlesmek demektir. Bu da kul icin fevkalade heyecan verici bir 
birlikteliktir. Ummet icinse en buyuk sereftir. 

Salat u Selamin Kabulii Meselesi 

Rasulullah ve ummet iliskisinde muslumanlann nasil bir yol izlemeleri gerektigi Kur'an-i 
Kenm'in muhtelif ayetlerinde beyan edilmistir. Bu iliski cercevesinde, Kur'an'da beyan edilen 
hususlardan biri de ummetin Rasulullaha salat u selam getirmesidir. Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve selleme getirilen salat u selamin kabulu hususunda bazi ulema; Allah Teala'ya, O'nun 
emrine ve meleklerine iktida etmek, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sanini yuceltmek 
ve nza-i ilahT'ye nail olmak gibi halis bir niyetle getirilen salat u selamin Allah Teala'nin indinde 
mutlaka kabul olacagi (kabulu kat'T) gorusunu savunmuslardir. Yani bu gorusu kabul eden 
alimlere gore, salat u selam getiren kimse, konuyla ilgili Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
sahTh hadTslerinde rivayet olunan mujdeye, mutlaka nail olacagini soylemislerdir. Bazi ulema 
ise, galib-i zann ile kabulu zanmdir diyerek salat u selam getiren kimsenin hadTslerde gecen 
mujdeye nail olmasinin, olmamasindan daha kuvvetli olacagi gorusunu benimsemislerdir. 

Ebu Suleyman ed-DaranT, bir kimsenin Allah Teala'dan bir sey isteyecegi zaman, Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve selleme salat u selamini artirmasini sonra istegini Allah Teala'ya arz 
etmesini ve duasini salat u selam getirerek tamamlamasini tavsiye etmistir. ZTra ona gore, Allah 
Teala iki salat u selam arasinda yapilan duayi kabul buyurur. Bu gorusune binaen, 

"Allah Teala kerem sahibidir. iki makbul salat u selamin arasinda makbul olmayan bir sey 
birakmaz" 123 demistir. Nitekim Hz. AN kerremallahu vecheden rivayet edildigine gore 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 

"Hicbir dua yoktur ki, sema ile arasinda bir perde olmasm. Taki Hz. Muhammed'e salat ii 
selam getirinceye kadar. Bunu yapinca perde yirtihp dua (gdge) cikar. Salat ii selam 
getirmeyince dua geri doner." 124 Buyurmustur. Abdullah bin Mubarek'in naklettigine gore, 
seyhi Abdulaziz Debbag, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme salat u selam getiren herkesin 
salat u selaminin kesin olarak kabul olunacagmi iddia edenlerle, ayni goruste degildir. Seyh 
Abdulaziz Debbag'a gore, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme getirilen salat u selam, 
amellerin en ustunudur. Aynca salat u selam cennetin etrafindaki meleklerin zikridir. Melekler 
her salat u selam getirdiklerinde cennet artip genislemektedir. Bu salat u selamin bereketiyle 
olmaktadir. Fakat ona gore, getirilen her salat u selamin mutlaka kabul olunacagi kestirilemez. 
ZTra salat u selam temiz bir zattan temiz bir kalpten ciktiginda makbuldur. £unku temiz bir 
zattan cikan salat u selam, gosteris ve kendini begenmislik gibi hastahklardan uzak olarak 



ibn Kayyim el-Cevziyye, Cilau'l-efham, s. 291; AclunT, Ketfu'l-hafa, 2/39 
DeylemT, el-Firdevs, IV, 47. 



Internet Yazilan 69 



soylenmektedir. 125 

Salat u selam, eger sahibinden Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme sevgiyle getirilirse o 
takdirde, salat u selamin kesinlikle kabul olundugu soylenilebilir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Yikeligi ve Salat u Selam 

Allah Teala, insanhgin baslangiciyla birlikte degisik donemlerde yeryuzune kendi mesajlanni 
ulastiracak rasuller gondermis, rahmeti ve hikmeti geregi bu nebileri insanlar icinden secmistir. 
Dolayisiyla bu goreve secilen nebiler, insanlardan farkh konumda olmuslardir. Hatta 
yeryuzunun vahye muhatap olmus bu gorevlileri, kendi aralannda bile Allah Teala tarafindan 
farkh derecelerde kihnmislardir. Nitekim 

"Biz nebtlerden bazisim bazisma iistun kildik..." 126 , 

"iste biz o rasiillerden birini kiminden iistun kildik. Allah onlardan kimi ile konustu; kimini 
de derecelerle yijkseltti..." 127 Ayetleri bu gercegi gostermektedir. Mufessirler, Allah Teala'nin, 
"kimini de derecelerle yiikseltti" sozu ile Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kastedildigini 
soylemislerdir. £unku O, beyaz siyah butun insanhga gonderilmistir. O'na ganTmetler helal 
kihnmistir. O'nun eliyle bircok mucizeler ortaya cikmistir. O'na verilen fazTlet ve ustunluk hicbir 
rasule verilmemistir. Butun insanhga, alemlere rahmet olarak gonderilen, son rasulun ustunluk 
bakimindan farkh bir konumda oldugu, Kur'an'in ifadelerinden anlasilmaktadir. O'na, diger nebi 
ve rasullere verilmeyen birtakim ozellikler verilmistir. Son nebi olmasi, risaletinin evrenselligi, 
risaletinin cinleri de kapsamasi, yuce bir ahlak uzere olmasi, Allah Teala'nin uzerindeki lutfunun 
buyuk olmasi, hanimlannin muminlerin anneleri olmasi, gecmis gelecek gunahlannin 
affedilmesi, kendisine inanilmasi noktasinda nebi ve rasullerden soz ahnmasi, Kevser'in 
verilmesi, ganTmetlerin helal kihnmasi, alemlere rahmet olmasi, ozelliklerinin ehl-i kitap 
tarafindan bilinmesi, getirdigi dTnin korunmasi teminatinin verilmesi, isra ve Mi'rac'in O'na has 
olmasi, cesitli zamanlarda meleklerin yardim etmesi, ismiyle hitap edilmemesi, kendisine 
itaatin ayni zamanda Allah Teala'ya itaat olmasi, ahirette sahit olmasi, kendisine Makam-i 
Mahmud'un verilmesi, ummetinin en hayirh ummet olmasi, hayatina ve beldesine yemin 
edilmesi, bin aydan daha hayirh olan Kadir Gecesi'nin lutfedilmesi gibi hususlar bunlardan 
bazilandir. Bu yuzden muminlerin Allah Teala'ya karsi birtakim gorevleri oldugu gibi, O'nun 
elcisi Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme karsi da bazi gorevleri oldugunu Kur'an'in 
ifadelerinden anlamak mumkundur. Kur'an-i KerTm bu gorevleri, O'na inanmak, itaat etmek, 
O'nu geregi gibi sevmek, O'na salat u selam getirmek seklinde ifade etmektedir. 

"Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebi'ye salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat 
edin ve tarn bir ictenlikle selam verin." 128 

Bu ayetle Allah Teala rasulune salat ettigini bildirmekle once mele-i ala sakinleri arasmda 
rasulunu overek kadrini yuceltmis ve onlann da, nebinin kadrini yuceltmeleri icin salat u selam 
getirmelerini emretmistir. Daha sonra da yeryuzu sakinleri arasmda Rasulullah sallallahu aleyhi 



Abdulaziz Debbag, XII. asir Fas bolgesinde yetismis biiyuk bir alim ve tasavvuf buyugiidtir. Ahmet bin 
Mubarek, 5eyhi Abdulaziz Debbag'dan isittiklerini el-ibrfz (2 cilt) adli eserinde anlatan yazardir. bkz. 
FiruzabadT, a.g.e., trc. H. Hafiz Mustafa Demirkan, H. Hafiz ismail Tavman, s. 103. bkz. FiruzabadT, a.g.e., 
trc. H. Hafiz Mustafa Demirkan, H. Hafiz ismail Tavman, ayni yer. s. 102- 103. 

Isra, 55 

Bakara, 253 
128 Ahzab, 56 



70 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



ve sellemin kadrinin yuceltilmesini arzu etmis, onlann da salat u selam getirmelerini 
emretmistir. Boylece hem ulvT alem hem de suf IT alem arasinda Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin kadrinin yuce tutulmasini istedigini bildirmistir. 

Ayette salat emrinin muzari sigasiyla (gelecek-simdiki zaman) olmasi sureklilige isaret 
etmektedir. Yani Allah'in ve meleklerin kesintisiz bir sekilde Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem uzerine salat ettiklerini bildirmektedir. Bundan daha buyuk bir seref ve deger tasavvur 
edilemez. ZTra gelmis gecmis butun mahlukatin arzusu Allah Teala tarafindan olan bir salata 
nail olmaktir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ise, her an her lahza bu rahmete nail 
olmaktadir. O'nun disinda higbir nebi boyle bir meziyete sahip olamamistir. Bu durum sadece 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme ait bir ozelliktir. Allah Teala bu ayetle Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve selleme bahsettigi seref Hz. Adem aleyhisselama meleklerin secde 
etmelerini emrettigi ayetle verdigi sereften daha buyuk ve daha kapsamhdir. £unku Adem 
aleyhisselama olan secde tesnfinde Allah Teala'nin var olmasi mumkun degildir. Halbuki Allah 
Teala, rasulune salat ettigini ve meleklerin de salat ettiklerini haber vermis oldugundan, 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme olan tesnfi, Adem aleyhisselama olan tesnfinden daha 
fazladir. Ayette Allah Teala'nin isimlerinden lafzatullah tercTh edilmistir. Bunun hikmeti 
lafzatullahin Allah Teala'nin butun isimlerini bunyesinde toplamasi ve ism-i a'zam olmasidir. 
Lafzatullahin nebiler arasinda sadece Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hakkinda kullanilmis 
olmasi da, sadece O'na ait bir ozellik olmasindandir. Diger nebilere Ya Adem, Ya Nuh, Ya 
ibrahim, Ya Yahya seklinde isimleriyle hitap edilirken bu ayette "ala Muhammed" denilerek, 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin admin zikredilmemesi fakat "ale'n- NebT" denilmesi, 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin diger rasullere karsi ustun oldugunu ve Allah Teala 
katinda ki degerini gostermektedir. 

Salatta, "AllahiJmme" lafzi secilmistir. "Ya RabbT" veya "Ya Rahman" denilmemistir. ^unku 
"AllahiJmme" lafzi uluhiyyete delalet eden ve "La ilahe illallah" sozu gibi islam'in 
alametlerinden olan kapsamh bir isimdir. Bu yuzden ulemaya gore, Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve selleme salat getirildigi vakit, "AllahiJmme" yi soylemenin daha uygun oldugu rivayet 
edilmistir. f^unku Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem butun kemal sifatlara sahiptir. Cemal 
ve Celal sifatmin sirlarma samildir. Yine salatta, "Muhammed" ismi secilmistir. C ur| ku 
"Muhammed" isminin manasi, "mahmud olan" (surekli ovijlen) demektir. Dolayisiyla da 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem medh u sena makamina en layik kisidir, ve alemlere 
rahmet olarak gonderilmistir. Dolaysiyla O, kafirler icin yalniz dunyada, muminler icin dunya ve 
ahirette rahmet ve buyuk bir nimettir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kafirler icin 
dunyada buyuk bir nimet olmasi, diger nebilerin kafir ummetlerine gelen umumT azabtan 
kurtulmalanna sebep oldugu icindir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin muminler icin 
buyuk nimet olmasi ise; dunya ve ahirette haddi ve hesabi olmayan nimetleri elde 
edebilmelerinde en buyuk vasita ve vesile O oldugu icindir. f^unku muminlerin dunyada iman 
ve hidayetlerine, ahirette ise kurtulusa ermelerine en cok ozen gosteren O'dur. 

Netice itibariyle, Allah Teala katinda kadr u kiymeti bu kadar yuce olan Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve selleme ummet olmak buyuk bir sereftir. Bu yuzden Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem, cokca salat u selam getirilmeye layik ve mustahaktir. 

Salat ii Selamdaki Bulunan TesekkiJr Manasi 

Salat u selam, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme duyulan sukran borcunun Tfa edilmesi 
demektir. Muminlerin salat u selam getirmeleri, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin onlann 



Internet Yazilan 71 



uzerindeki haklanna bir nevT tesekkurle mukabele etme ve O'nu yuceltme, sevgi ve 
baghhklarini dillendirme imkanlandir. Bu ise Allah Teala'nin muminlere ozel bir lutfudur. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ummetinin her ferdinin mutlulugunda payi olan, 
onlann dertleriyle dertlenen bir rasuldur. O, sinirsiz saadet ve kemalat mertebelerine sahip 
olmakla beraber, ummetinin fertlerinin mutlulugunu hasretle arzu etmektedir. Gunah 
islemelerinden dolayi da mahzun olan bir nebi olarak, elbetteki sinirsiz salavata, duaya ve 
rahmete layiktir. el-Mesleku'l-kavT 'nin kaynak eserlerinden Metaliu'l-meserrat muellifi 
Muhammed MehdT el-FasT'ye gore, Allah Teala'nin nimetlerine sukretmek gerektigi gibi, bu 
nimetlere vesile ve vasita olana da tesekkur etmek gerekir. Ahp verilen her nefeste, Allah 
Teala'nin nimetlerine sukretmek muminlerin uzerine gerekli bir gorev oldugu gibi, bu 
nimetlerin elde edilmesine vesile olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme de tesekkur 
mukabilinde salat u selam getirmek de, muminler uzerine gerekli olan bir vazTfedir. 

Ruhu'l-beyan muellifi BursevT, Salavatta, "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin en 
ustun insan oldugu ve ummetinin de boyle bir rasulijn iimmeti olmalarmdan dolayi 
Siikrettikleri" anlami vardir demektedir. 

Bu tesekkur vazTfesi de baska bir ibadetle yerine getirilemeyecegi igin, salat u selamin 
fazTletine baska higbir ibadet denk olamaz. Ummetinin kurtulusu igin dunyada gektigi 
zahmetlere ve ahirette onlara gosterecegi ihtimamina karsihk, muminlerin omurlerinin her 
anini zikrullahdan sonra, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem uzerine salat u selamla 
gegirseler bile, O'na olan sukran borcunu hakkiyla yerine getirebilmis olamayacaklardir. 

Salat u selam, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem in ummetinin uzerindeki hakkini, O'nu 
ummetine bahseden Allah Teala'ya karsi sukurlerini, en aziyla da olsa eda etmelerine vesiledir. 
Allah Teala kullarma maddT ve manevT nimetlerini bolca ihsan etmistir. Bu hakTkate isaret eden 
bir ayette Allah Teala soyle buyurmaktadir: 

"Gdrmijyor musunuz? suphesiz Allah Teala, goklerde ve yerde olanlan emrinize amade 
kilmis ve zahirT ve batint nimetlerini genisletip tamamlamistir." 129 

Bu nimetlerin en buyugu suphesiz ki, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
gonderilmesidir. O'nun sayesinde nail olunan nimetler kemmiyyet ve keyfiyyet olarak 
degerlendirilip takdTr edilmesi mumkun degildir. Muminlerin Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
selleme getirdikleri salat u selamlar, bu nimetlere karsi bir tesekkurdur. Muminlere karsi son 
derece duskun olan ve onlara dunya ve ahiret saadetinin yolunu gosteren Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve selleme karsi, salat u selam getirmek hem bir vefa hem de sadakat borcu olmanin 
otesinde bir ilahT emirdir. ZTra Allah Teala muminlere, butun nimetlere vasita ve vesile olan 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme salat ve selam etmelerini emretmistir. Her hayir 
hakTkatte Allah Teala'dan ise de, o nimete vesile olanlara da tesekkur etmek mumin olmanin 
geregidir. Suphe yok ki, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem turn dint, ve dunyevT haynn 
vesilesi ve vasitasidir. 

Sonug olarak, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ummetinden herhangi bir ferdinin 
cennetlik olmasindan mutlu olurken, cehenneme gitmesinden muteessir olmaktadir. Kendisi 
igin higbir kaygisi olmamasina ragmen ummeti igin ugrasmakta, onlann kurtulusu igin Allah 
Teala'ya dua etmekte ve onlara sefaatgi olmaktadir. iste getirilen salat u selamlar, hem bu 
ugrasa karsi bir sukran hem de Allah Teala katinda ummetinin affi igin bir vesile olmaktadir. 
Kim ne kadar salavat getirirse o nisbette Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme yaklasmis, 



Lokman, 20. 



72 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



ummeti oldugunu ifade etmis ve kendisi icin sefaat imkanini o derece hazirlamistir. 

Salat u Selam ile Yakmlasma 

Allah Teala Teala: "Kullanm beni sana sorarlar. Ben, onlara yakmim"" , 

"Biz, ona, yani insanogluna sah damarmdan daha yakmiz" 131 ayetleriyle kullarma 
yakinhgini bildirmekte ve 

"O'na yaklasmaya vesile araym" 132 ayetiyle de kullannin da kendisine yaklasmada bir vesile 
aramalanni emretmektedir. Allah Teala'ya yaklasmada en buytik vesile Rasulullah sallallah u 
aleyhi ve sellemdir. Nitekim Allah Teala Teala, 

"De ki: Eger Allah Teala'yi seviyorsamz bana tabi olunuz ki, Allah Teala da sizi sevsin ve 
gunahlarmizi magfiret etsin" 133 buyurmaktadir. Bu ayetten de anlasildigi uzere Allah Teala 
sevgisinin yolu, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme tabi olmaktan gecer. O' na tabi olmak 
ise, O'nu sevmekten gecer. Salat u selam ise, O' na duyulan muhabbetin izhandir. ZTra 

"£ok seven 50k anar" denilmistir. Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bir 
hadisinde ise salavatla alakah bir gercegi dile getirir: 

"Kiyamet gunu bana insanlann en yakmi, bana en 50k salavat okuyandir" 134 buyurmustur. 
Bu baglamda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, getirilen salat u selamlann kendisine 
sunuldugunu 135 , ve yeryuzunde Allah Teala'nin seyyah meleklerinin oldugunu ve ummetinin 
selamlanni kendisine ulastirdiklanni beyan etmistir. Salat u selam getirenlerin isimlerinin ve 
yuzlerinin kendisine sunuldugunu bu yuzden salat u selamin guzel bir sekilde yapilmasini 
buyurmustur. Yine Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Teala'nin, mahlukatin 
isimlerini kendisine verdigi bir melegin bulundugunu ve vefat ettigi zaman o melegin kabrinin 
basmda duracagini ve salat u selam getiren herkesi isimleriyle kendisine haber verecegini 136 
buyurmustur. FiruzabadT, es-Silatu ve'l-bij§er adh eserinde, Ahmet ZevavT'den duydugu su 
sozleri nakleder: 

"Bizim yolumuz, yiice Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme, fokfa salat u selam 
getirmektir. Bu sayede Rasulullah, meclisimize yakaza halinde seref verir, ashab-i kiram gibi 
kendisiyle sohbet eder, dtnimizin kapah yonlerini, supheli ve zayif olarak anlatilan hadtslerin 
dogruluk derecelerini kendisinden sorar, tavsiyeleriyle amel ederiz. Fazlaca salat ii selam 
getirmemizle bu imkana kavusuruz. Kendisini meclisimizde gormedigimiz takdirde, 
yaptigimiz salat u selamlann 90k olmadigmi anlamis oluruz." 137 

Salat ii Selam ve Muhabbet 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi sevmenin gerekli olduguna ve O'nun bu sevgiye layik 
oldugu konusunda Allah Teala Teala soyle buyurmustur: 

"De ki: Eger babalarimz, ogullanniz, kiz kardesleriniz, esleriniz, hisim akrabamz, 
kazandigmiz mallar, durgun gitmesinden korktugunuz ticaretiniz, hoslandigmiz meskenler 



130 Bakara, 186 

131 Klf, 16 

132 Maide, 35 

133 Al-i imran, 31 
TirmizT, Salat, 357 

Ebu Davud, Salat 201, Vitr, 26; NesaT, Cum'a 5; ibn Mace, ikamet, 79, Cenaiz, 65. 
HeysemT, Mecmau'z-zevaid, X, 162; Bezzar, Miisned, IV, s. 255. 
FiruzabadT, a.g.e., Turkce trc. a.g.e., s. 21-22. 



Internet Yazilan 73 



size Allah Teala'dan, Rasuliinden ve Allah Teala yolunda savasmaktan daha sevgili ise, o 
halde Allah Teala hiikmiinii icra edinceye kadar bekleyin. Allah Teala, fasik kimseleri dogru 
yola eristirmez." 138 Bu ayet, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi sevmenin gerekli olduguna 
tesvik, tenbTh ve delTI olarak yeterlidir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kadrinin 
yikeligini belirten bu ayet, ayni zamanda bu sevgiye mustahak oldugunu da acikca ortaya 
koymaktadir. Nitekim Allah Teala Teala, 

"Allah Teala hiikmiinii icra edinceye kadar bekleyin." buyurarak, mail, akrabasi, coluk 
cocugu kendisine Allah Teala'dan ve Resulunden daha sevimli olanlann azaba mustahak 
olduklanni ve dogru yola giremeyeceklerini bildirmistir. 139 

Asagidaki hadis-i senfler de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kisinin nefsi dahil her 
seyden daha sevgili olmasi gerektiginin delilleridir. 

"Kimde su iic haslet bulunursa imamn tadim bulur: 

1. Allah Teala ve Rasuliinii her seyden daha cok sevmek 

2. Sevdigini sirf Allah Teala icin sevmek 

3. Kiifiirden kurtulduktan sonra, atese atilmaktan korkar gibi, kiifre diismekten 
korkmak." 140 

Hz. Omer, birgun Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte oturuyorlardi. Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Omer'in elini, elinin icine aldi. Bunun uzerine Hz. Omer: 

"Allah Teala'ya and olsun ki, nefsim haric, sen bana her seyden daha sevgilisin" diyerek 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme olan sevgisini gosterdi. Bunun uzerine Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem "Ben sana camndan da sevgili olmadikca Tmanm kemale ermis 
sayilmaz" buyurdu. Hz. Omer'de: 

"Seni Kur'an'la gonderen Allah Teala'ya andolsun ki, sen bana simdi 6z nefsimden daha 
sevgilisin" deyince, O: 

"Ya Omer simdi Tmanm kemale erdi" buyurdu. 141 
Bundan dolayidir ki, sufiler eserlerinde O'nu sevmenin alametleri uzerinde durmus ve konu 
ile ilgili genis aciklamalarda bulunmuslardir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi Sevmenin Bazi Alametleri 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi gercekten seven bir muminde bulunmasi gereken bazi 
alametler vardir. Nitekim bir kimse sevdigi seyi daTma tercih eder, ona uygun davranir, ona 
ters dusmez. Aksi takdirde sevgisinde sadik olmaz ve sevgisi de bir iddiadan ibaret kahr. Allah 
Teala Rasul'une olan sevgisinde sadik olan kimse bu sevgisinin belirtilerini gosterir. Bunlan 
soyle siralayabiliriz: 

1. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme olan sevginin ilk gostergesi O'na uymak, sunneti ile 
amel etmek, soz ve fiillerine tabi olmak, emirlerine uymak, yasaklanndan kacinmak, O'nun 
edebleriyle edeblenmek, huylanyla bezenmek, rahathkta olsun, sikinti aninda olsun, ofkeli veya 
huzurlu halde olsun O'nun adabina uygun davranmaktir. 

2. O'nun emirlerini, nefsinin arzu ve isteklerine tercih etmesidir. Allah Teala Teala buyurdu 
ki; 

"Daha onceden MedTne'yi yurt edinip Tmana sanlanlar, kendilerine goc edip gelenleri 
severler ve onlara verilenlerden otiirii iclerinde bir kaygi duymazlar. Kendilerinin ihtiyaclari 



138 Tevbe, 24 

Kadi iyaz, §ifa-i §er?f, trc. Suat Cebeci, s. 309. 

NesaT, Tman, 2-4; ibn Mace, Fiten, 23. 

BuharT, Eyman ve'n-nuzur, 3; Ahmet b. Hanbel, Musned, 5/293. 



74 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



olsa dahi onlan kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliginden korunursa iste onlar 
umduklarma erenlerdir." 142 

3. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sozunu kabul edip, hukmune razi olmaktir. Allah 
Teala Teala buyurdu ki; 

"Miimin bir erkek ve kadm igin, Allah Teala ve Rasul'u bir ise hukum verdigi zaman, artik 
onlar icin hicbir tercih hakki yoktur..."^ 3 

4. O'nu seven O'na indirilmis Kur'an'i da sever, £unku O, Kur'an'la insanlan dogru yola 
iletmis, kendisi onunla dogru yolu bulmus ve onun ahlaki ile ahlaklanmistir. Kur'an'i sevmek 
ise; onu okumak, onunla amel etmek, manasini bilmektir. ibn-i Mes'ud radiyallahu anh soyle 
demistir: "Kendi iyilik ve kotulugunij ogrenmek isteyen Kur'an'i dlcii alsin. Eger Kur'an'i 
seviyorsa Allah Teala'yi ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi seviyor demektir." 144 

5. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme uyma hususunda insanlann ofke ve kinamasina 
aldirmayip Allah Teala'nin nzasini tercih etmektir. 

6. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi sevmek O'nu cok hatirlamaktir. Bir kimse sevdigi 
seyi hatinndan cikarmaz. 

7. O'nu seven, konustugunda O'nu soylemeli, sustugunda O'nu dusunmeli, ameli ve isi 
O'nun yaptiklanna uygun olmahdir. 

8. O'nu seven hadTslerini okur. ZTra kimin kalbinde iman varsa Allah Teala'nin kelami veya 
Rasul'unun sozlerinden birini isitince onunla ruhunu, kalbini ve nefsini doldurur. Boylece onun 
her seyi bu kelimeler olur. Her hissettigi ondan duyduklan olur. Ondan aldigi her zerre ile 
gorur. Her seyi onlarla isitir, her seyi onlarla gorur. 

9. O'nu sevmek, O'na kavusmayi arzulamaktir. ZTra her seven sevdigine kavusmayi arzu 
eder. Hatta soyle denir: Muhabbet, sevgiliye kavusma arzusudur. Bilal radiyallahu anh vefat 
edecegi zaman hanimi: 

"Onun hasreti cigerimi dagladi" demistir. Bilal radiyallahu anh ise: 

"Ben yarin sevdigim Muhammed'e kavusacagim, hasret bitecek" demistir. 145 

10. O'nu sevmek, O'nun sevdigi kimseleri, ehl-i beytinden ve soyundan olanlan, ensar ve 
muhacirlerden olusan ashabini sevmektir. ^unku bir kimseyi seven O'nun sevdiklerini de sever. 

11. O'nu sevmek, Allah Teala'ya ve Rasulune bugz edenlere bugz etmek ve dusman olanlara 
dusman olmaktir. Allah Teala buyurdu ki; 

"Allah Teala'ya ve ahiret giiniine inananlann, babalan, ogullan, kardesleri veya 
akrabalan bile olsa, Allah'a ve rasiile karsi gelenlere sevgi beslediklerini goremezsin." 146 

12. O'nu sevmek, O'nun ummetine sefkat duymak, onlann iyiligi icin kosturmak, sikintilanni 
ortadan kaldirmak icin gayret etmek ve onlara nasihat edip nasihatlerini dinlemektir. 

13. O'nu sevmek, O'nu cokca zikretmektir. Cunku soyle denilmistir: 

"Bir jeyi cok seven onu cok anar." 147 Hatta "Sevgi, sevdigini devamh zikretmektir." 
denmistir. Bu yuzden O'nu sevmenin yolu, O'nu anmaktan O'na selam gondermekten gecer. 
MuhasibT der ki: Sevenlerin alameti, sevdigini devamh olarak cokca, kesintisiz, bikmadan 



142 Hasr,9 
143 Ahzab, 36 

Kadi iyaz, a.g.e., trc. Suat Cebeci, s. 316. 

ibni KTran, Tayyib b. Abdiilmecid, Serhu's-salati'l-mesJsiyye, thk. Bessam Muhammed Barud, el- 
Mecmau's-sekafT, Abu Dabi 1999, s. 154. 
146 Mucadele, 22 

Suyuti, Camiu's-sagJr, 11/478 (hadis no: (8312); Aynca bkz. §erhu's-salati'l-me$?$iyye, s. 153. 



Internet Yazilan 75 



usanmadan zikretmektir. Sevenlerin kalbinde sevilen daima hatirlanir. Ona higbir seyi bedel 
kabul etmezler. Onu hatirlamaktan bir an uzak kalmayi istemezler. Sayet sevdiklerini 
hatirlamaktan bir an uzak dursalar hayatlan alt ust olur. Muhabbet ehline sevdiklerini 
anmaktan daha lezzetli bir sey olmaz. Goruldugu gibi mutasawiflar ve alimler salat u selam ve 
muhabbet arasinda siki bir irtibatin oldugu uzerinde durmuslardir. El-FasT, Metaliu'l- 
meserat'ta, muhabbeti olmayanin Tmaninin olmayacagini, Rasulullah'a muhabbetin de Tmanin 
ruknu oldugunu soylerken, BursevT, Ruhii'l-Beyan'da salat u selamin, muhabbetin izhan 
oldugunu beyan etmistir. 

ibn Kayyim el-Cevziyye, Cilau'l-efham'da genis bir sekilde isledigi bu konuya su gorusuyle 
acikhk getirmistir: 

"Madem ki bir seyi 50k anmak muhabbetin devami igin gereklidir, o zaman onu anmamak 
da muhabbetin yok olmasma veya azalmasma sebeptir. Aynca Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
selleme salat u selam getirmek o kulun O'na muhabbetinin artmasma vesile oldugu gibi, 
O'nun da salat ii selam getiren o kula muhabbet etmesine vesile olur." 148 

Salat ii Selam ile Seyr u Suluk 

Tasavvuf ve tankatlardaki egitim ve terbiye isine verilen genel ad seyr u suluktur. Yani 
Hakk'a vasil olmadir. Tasavvuf istilahinda seyr, cehaletten ilme kotu huylardan guzel ahlaka, 
kulun fan! varhgindan Hakk'in varhgina yonelmektir. Suluk ise manevTyola girmis kisiyi Hakk'a 
vasil olmaya hazirlayan ahlakT egitimdir. Seyr'in basi suluk, sonu vusuldur. Yani Hakk'a vuslattir 
Bu alemde gergek maksad, Allah Teala Teala'dir. insanoglu varhginm baslangicindan itibaren, 
bu yuce gayaye goturen yollan aramistir. Bu arayis insanogluna O'na yaklasmada birgok 
yollann bulundugunu gostermistir. ZTra Allah Teala, Kur'an-i Kerim'de: "O'na yaklasmaya vesile 
(yol) arayin" 149 buyurmustur. Bu ayetle Allah Teala, butun muminlere kendisine yaklasmada bir 
vesile, bir yol aramalanni emretmistir. 

Mutasawiflar, "Allah Teala'ya goturen yollar yaratiklarm nefesleri sayismcadir" 
demislerdir. Buna gore kainattaki hikmetleri ve ilahT kemalati tefekkur, taat, ibadet, nefs 
mucadelesi, kalb tasfiyesi, tehzTb-i ahlak bu yollardan bazilandir. Ancak ona gore en saglam yol, 
-ayette de gegtigi uzere- kulun vesile ve vasita taleb etmesidir. vesilenin ise, mursid-i 
kamildir. Mursidin vasitasiyla, en buyuk vesile olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
senatine ittiba ile Allah Teala'ya yaklasmanin ve vusulun hasil olacaktir. Ancak Mursid-i kamil 
bulunmaz ise, geriye kalan yollar arasinda, salat ii selami, en saglam yol Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemdir. Dogrudan dogruya salat u selamin vasitasiyla Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve selleme yaklasilacagi icin, O'nun ruhaniyyetinin irsadiyla da Allah Teala'ya yaklasilabilir. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme ittiba ve itaat ile yaklasanlar, Allah Teala'ya vusul icin 
bulunan diger vesile ve vasitalann hepsini kazanmis ve muhabbet-i Rasul vasitasiyla 
muhabbetullahi elde etmis olur. ZTra, 

"De ki: Eger Allah Teala'yi seviyorsamz bana uyun ki, Allah Teala'da sizi sevsin" 150 ayet-i 
kenmesi buna delTldir. Buna gore, arifbillah olanlar Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme 
salavat ile yaklasmislardir. Vasil olanlarm hepsi (vasiltn), ariflerin hepsi (ariftn), sevenlerin 
hepsi (muhibbtn), sevilenlerin hepsi (mahbubm) hep salavat ile vasil olmuslardir. Herhangi bir 
makama ulasanlann hepsi O'na cokca salat u selam getirmekle bu makamlan elde etmislerdir. 



ibnu'l-Kayyim el-Cevziyye, Cilau'l-efham, Daru'l-kiitub'l-ilmiyye, Beyrutts., s. 248-251 
149 Maide, 35 
150 AI-i I'mran, 31 



76 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem uzerine cokca salat u selam getirmek, o kimsenin 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile bire bir tanismasina ve O'nun tarafindan bilinmesine 
sebep olur. "Siiphesiz, seven sevdigine itaat eder" sozu geregince, salat u selam kulun O'na 
itaat etmesine ve teslim olmasina, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin de ona muhabbet ve 
sefaat etmesine sebep olur. §uphesiz cokca salat u selam getiren kimsenin ismi o nisbette 
O'nun huzurunda zikrolunur ve o kimseye ruhaniyyet-i nebevT, uyku ve yakaza hallerinde 
mursid-i kamil makamina kaim olur. ZTra kisi Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme acizane 
olarak gucu yettigi kadar salat u selam getirdiginde, Allah Teala'da Rabb olmasi hasebiyle o 
kula salat u selam eder ki, bu yuce mertebeye baska higbir ibadetle vasil olunmaz. Ve bu hal o 
kiside devam ettikce dunyevT ve uhrevT arzulan icin murside ihtiyaci kalmaz. Yani salat ii selam 
ona miir§id-i kamil makamina kaim olur. Boylece bir hususu kesf ve Tzah veya suluk 
makamlanna lazim olan irsad ve terbiyeyi almak icin dogrudan dogruya ruhaniyyet-i 
muhammediyye'den istimdad (yardim isteme) eder. Boylece sikintiya dustugu hususlan O'na 
sorup tavsiyeleriyle amel eder. Bu sekilde terbiye olup, Allah Teala'ya vasil olur. Ve 
rdhaniyyetten terbiye alan bu kimselere, -ister dogrudan dogruya ruhaniyyet-i Rasul'den olsun, 
ister ahirete intikal eden gecmis evliyalann ruhaniyyetinden olsun- "UveysT" denilir. Nitekim 
mutasavviflann beyanatina gore gecmis evliyalann ruhaniyyetinden terbiye alan bircok zevat 
vardir. 

Sufflere gore cismanT sohbet oldugu gibi ruhanT sohbet de vardir. Fakat bu, cok zor olup 
nadir kisilere nasip olan bir durumdur. ZTra ile berzah aleminde kurulacak dostluk, ancak 
dupduru bir gonulle mumkun olur. Boylece kul, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile kalbT 
rabita kurmaya elverisli hale gelir. Kimin aciga cikmasi durumunda hem dunyada hem de 
ahirette utanc duyacagi bir gizli gunahi varsa, onun Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile 
dostluga elverisli olmadigi soylenmistir. Bu yuzden; salat u selam kisinin kemale ermesinde ve 
terbiye olmasinda mursid-i kamil gibidir." denilmektedir. Buna gore, salat u selam, kulun 
kemale erismesi ve eksikliklerini tamamlamasi ve i'tidal uzere yurumesi yonunde butun sirlan 
bunyesinde banndiran bir vasitadir. Cunku salat u selamda Allah Teala ve Resulu birlikte 
zikredilir. Bundan dolayi, sirf zikre devam etmede israrci olmak i'tidalden sapmaya (inhiraf) 
sebeb olur. Aynca evsafi tutusturan nuraniyyeti beraberinde getirir. ZTra sadece zikrullahm 
kisinin tabiatmda var olan hararetin yukselmesine sebep oldugunu, salat u selamin ise 
tabiatmda zikrullahla tutusan bu harareti giderdigini belirtir. Nefsi ve ruhu takviye ettigini ve bir 
su vazifesi gordugunu soyler. Bu acidan bakildigmda salat u selamin seyhin terbiye makami 
yerine kaimdir. ZTra mursidsiz yapilan diger ibadet ve zikirlere cokca devam edildiginde elde 
edilen nuraniyyetin salikin besen sifatmda inhiraf (sapma) ve tabiatmda siddetli bir hararet 
olusturdugunu belirtmistir. Salat u selamin ise bu inhiraf ve harareti gidermekle beraber, 
salikin nufusunu guclendirdigini soylemistir. Kendine mahsus olan bu ozelliginden dolayi salat u 
selamin, mursid-i kamil bulamayanlann irsad ve terbiyesinde mursid-i kamil makamina kaimdir. 

imam SenusT'ye gore yuce makamlann elde edilmesinde en yuce vesile, Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve selleme muhabbet, tevessul ve cokca salat u selam getirmektir. Salat ii 
selam getiren kimseye Allah Teala'nm on kere salat ii selam getirmesinin faztleti o kimse icin 
yeterlidir. Tasavvuf ehlinin buyuklerinden birkac zatin kitaplannda, "Kim ki, terbiye ve irjad 
seyhleri olan miirsid-i kamilleri bulamazsa, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem uzerine 
cokca salat ii selam getirsin. O kimse maksuduna vasil olur. Yani Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellemin ruhaniyyeti miirsid olup onu terbiye ve irsad eder" ifadelerini gordugunu 
soylemistir. Onlann bu goruslerinin delTIi de Ebu Hureyre'den rivayet edilen hadTs-i senftir. Ebu 



Internet Yazilan 77 



Hureyre radiyallahu anh giku olcusunde butun vakitlerini salat u selamla gecirmeye niyet ettigi 
vakit, bunu Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem e arz etmis, Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemde ona: 

"Bu takdirde (dunyev? ve uhrevt) diledigin kabul edilir, giinahin affedilir" 151 diye 
buyurmustur. Bu yuzden, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme gucu nisbetinde cokca salat u 
selam getiren kimse, niyet ettigi maksatlara ulasir. Aynca salat u selamin kulun hidayetine, 
kalbinin hayat bulmasina sebep oldugu anlasilmaktadir. £unku kisi Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve selleme salat u selami cogaltirsa kalbini O'nun muhabbeti istila eder. Boylece onun kalbinde 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin emirleriyle catisan hicbir sey kalmaz. O'na gelen hicbir 
seyden suphe etmedigi gibi O'nun getirdigi her sey kalbine yazihr. Boylece O'ndan elde ettigi 
cesitli ilimlerle felah ve hidayeti yakalar. Her ne zaman bu konudaki basTreti artip marifeti 
guclenirse O'na olan salati da artar. Bunun icindir ki, ariftnden olan ehl-i ilmin salati, O'nun 
sunnetine yapismakla olmus ve O'na tab! olanlann hidayetteki sebatlanyla neticelenmistir. 

Yanyahzade Muhammed Abdulkerim kaddese'llahu sirrahu'l azTzin el-Meslekii'l-Kav? 
risalesinde yaptigi agiklamalardan sonra saliki dunya ve ahirette maksuduna ulastiracak ve 
adina "tank-i makbul" dedigi yolu alti maddede soyle ozetler: 

1. SahTh biri'tikad, 

2. Salih amel islemek, haram ve mekruhlardan kaginmak, 

3. Farz, vacib ve sunnet-i muekkedeleri eda etmek, 

4. Helal nzkin pesinde olmaktahnmen mekruh bile olsa haramdan kacinmak, 

5. Gayr-i muekked bile olsa sunnetleri terk etmemek, bid'atlerden kacinmak ve bu hal uzere 
devam etmek, 

6. Bunlara devam ederken niyetin Allah Teala rizasi icin olmasi. 152 

Bu zikredilen hususlann yaninda cogu zaman yahut Cenab-i Hakk kuvvet verirse her zaman, 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme salat u selamla mesgul olan kimse, dunya ve ahirette 
arzuladigi seye kavusur. Bu ehlullah tarafmdan bildirilmistir. Salik olanlarca da tecrube edilip, 
maksatlannin gerceklestigi sabittir. Bu hale devam eden kimseye, evliyada gorulen vecd ve 
keramet gibi haller olmasa bile, bunun keramet olarak yeterli olacagini beyan eden 
Yanyahzade, su tavsiyede de bulunmaktan geri durmamistir: 

"HakTki zevk ve felahi elde etmek icin sadece isiten olmayip bu tank-i makbule salik olan 
kutlu zijmreye girmek gerekir." 

Netice olarak, salat u selam, suluka girmis bir murTd icin, yapacagi diger zikirler icerisinde, 
Hakk'a kurbiyyeti saglayan en onemli virdi ve Allah Teala'ya giden hidayet kapismin anahtandir. 
^unku Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, salik ile Allah Teala arasinda bir vasita, Allah 



Teala'yi tanitan bir rehberdir. 153 ] 154 



TirmizT, Kiyamet, 24. 

YanyavT, Muhammed Abdulkerim b. Celaleddin, el-Mesleku'l-kavT li-tahsTli't-tanki'lUveysT, 22 Mayis m. 
1332. Yazma Eser, Fotokopi Niisha, Mahmud Erol Kilig'in ozel kiituphanesi., s. 94-95. 

en-NebhanT, Saadetu'd-dareyn fi's-salati aid seyyidi'l-kevneyn, Beyrut 2002, s. 463. 

Geni§ bilgi icin bkz: ERKUL ihsan Yanyalizade'nm El-Meslekii'l-Kav? Li TahsTli't-Tartki'l-Uveyst Risalesi 
Ve Tasavvufta UveysTlik, [Kitap]. - istanbul: Marmara Universitesi Sosyal Bilimler Enstitiisu ilahiyat 
Anabilim Dali Tasavvuf Bilim Dali 207307- Yuksek Lisans Tezi , 2006,s.47-110 



YETi$TiRMEK ZOR MU? 

Gozumuzden bircok seyden sakindigimiz yavrulanmiz, okul, dershane ve ev ucgeninde eriyip 
gidiyorlar. Hepsi hipodrumda yan§a cikan atlar olmus. Kimisi ebeveyni, kimisi ogretmeni, 
kimiside arkadasi ile carpilarak buyuyorlar. 

Herkesin dilinde "hayati ya$amak zorla$ti". Zorlasan hayat mi, yoksa bizim kendimizce 
olusturdugumuz hirslanmizin, bir mecra bulamayinca, zayif birey olan cocuklanmizi hedef 
alarak mi daha kolay geliyor. 

Hepimiz bir zaman cocuktu. Sonra buyudugumuzij zannettik. Hayir. Buyumek 
olgunlasmaktir. Zamanimizda kimse buyumek istemiyor gibi. 

Niye buyumek istesin ki, hata cocuk icin bagislanacak cagdir. 

Her ne sekilde olursa olsun, bir gocugun anne, babasi ve ailesi her §eyden once gelmelidir. 
Zannetmiyorum ki; hicbir ebeveynin gocugu icin kotu bir niyeti olacagini; 

Cocuklarimiz okula bajladigi zaman ba§ka bir dunyanin insani oluyorlar. Hepsi hirslann 
elinde mahkum olmus, patlamaya hazir bomba gibiler. 

Nerede hata yapihyor? 

Cocuklanmiz igin ne yapilabilecegi hakkinda dusunursek, sozune itibar edilen olgun 
buyuklerin sohbetlerine muhtag oldugumuz gorulecektir. Tecrubelerini anlatacak ortamlar 
olusturularak, duygulanni ve hirslanni dizginleyecek konferanslann baslatilmasi gerekiyor. 

insan yapisinda nasihat dinleme ozelligi vardir. Okullanmiz ilkokul seviyesinden baslayarak 
kisisel gelisim igin bu programlara el atmahdir. 

Yoksa cocuklar buyumeyecek ve cocuk kalacaklardir. 

Onumuzdeki yillarda yasi ilerlemis cocuklarla hayatm daha da cok zorlasacagini 
zannediyorum. 

Hayat sartlanna uyum saglamak cok zordur. §artlan hazirlayan evin disindakiler oldugunu 
dusunmek komplo uretmektir. Butun sikintilan kendi elimizle olusturmuyor muyuz? 

Sonucta hirslann kurban olmak herkesin kaderi olmamahdir. 



DOMUZ GRIBI YOK, DOMUZ HASTALIGI VAR 

Domuz eti, Allah Teala'nin Kuran'da haram olarak bildirdigi yiyecekler arasmdadir. 

"Olti eti, kan, domuz eti, Allah'tan baskasi adina kesilen, bogulmus, vurulmus, yiiksek bir 
yerden dusmiis, boynuzlanmis yirtici hayvan tarafmdan yenmis, -(henijz canhyken yetisip) 
kestikleriniz haric,- dikili taslar iizerine bogazlanan (hayvanlar) ve fal oklanyla kismet 
aramamz size haram kihndi. Bunlar fisktir (gijnahla yoldan sapmadir.) BugiJn inkara sapanlar, 
sizin dininizden (dininizi yikmaktan) umut kesmislerdir. Bugiin size dininizi kemale erdirdim, 
uzerinizdeki nimetimi tamamladim ve size din olarak islam'i secip-begendim..." 155 

Gundem domuzlastinlmaya baslandi. Herkes bu hayvani hie agzina almazken iki lafin biri bu 
oldu. Domuz gribi. 

Bu hastahgin ulkemizde gorunme ihtimali az olacagi bir gercektir. Ancak bu hastahk 
yurdumuza girdi. 

Eger bir kisi bu ete direk ulasmiyorsa (cunku dolayh yollardan insanlara bunu yedirenler var) 
Allah Teala yemeyenleri bu hastahktan koruyacaktir. Ancak gorunen durum su ki bu hastahk 
yurdumuzu sarmaya baslamistir. 

Asisi hakkinda bircok spekulasyon var. Her sey soylenebiliyor. 

Bizlerin basit ve kolay onlemler ile bu hastahga karsi alabilecegimiz tedbirler ne olabilir. 

Bahsedilen gribin bulasmasinda yemek yolu ve genclerde etkili olmasindan bahsedilmesi; bu 
hastahgin grip degil de sanki yeni bir bulasici hastahk gorunumu veriyor. 

§u an icin tarn ifade edilmese de domuz ciftliklerinin kapatilmasindan baska care olmadigi 
anlasilacaktir. Kus gribinde tavuklann cektiklerini dusunursek, onlann kaderini domuzlarda 
yasayacak. Ancak bunun zaman alacagini saniyoruz. Sigara oldurur yazisini paketleri uzerine 
yazanlar, domuzlar icinde harekete gecmeleri icin en az iki sene var. Fakat bizim ulkemiz 
acisindan bunun uzerine hemen harekete gecmeliyiz. 

Kisa tedbir olarak yemek ahskanhklanmizi degistirmekten baska caremiz de yoktur. Bu 
nedenle Allah Teala'nin tavsiyelerini uygulamaya gecirmeliyiz. 

Bir tavsiye olarak evlerimizde sofralanmizda unutulan katik sirkeyi tekrar misafir etmeliyiz. 

Hz. Cabir (radiyallahu anh) anlatiyor: 

" Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ailesine katik sormustu. 

"Yammizda sirkeden ba§ka bir §ey yok!" dediler. Aleyhissalatu vesselam onu istedi ve 
gelince yemeye basladi. Hem yiyor, hem de: 

"Sirke ne iyi katik! Sirke ne iyi katik! Sirke ne iy'i katik!" diyordu." 156 

Bazi rivayetlerde "sirke giren eve seytan girmez" i de hatirlayinca seytanin tavsiye ettigi 
sarap ve domuz insanhgin dusmani oldugu hatirlanmahdir. 

Sonsoz olarak domuz gribi yok " DOMUZ HASTALIGI" var. Ona gore yediklerinize dikkat 
edin. 



155 (Maide Suresi, 3) 

156 Muslim, Esribe 166, (2052); Ebu Davud, Et'ime 40, (3820, 3821); TirmizT, Et'ime 35, (1843); NesaT 
Eyman 21, (7, 14) 



80 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



BULANIK MANTIK ILE KADER 

Gecmis mantikla gelecekte su sonuclan olacak demek artik tarn dogru olmuyor. Belki iki 
sonuc arasinda gelip gidebiliyor. Bu kader faktorunun araya girmesi midir? 

[Modern bilim, 2000 yildan bu yana, mutlakhklar ve kesinlikler uzerine kuruludur. Kainattaki 
gerceklikler cogu zaman gri olsalar da, bilim, yaptigi kesin tanimlamalanyla onlan siyaha ve 
beyaza boyar. Ashnda uc degerler arasinda dereceli degerlerin var oldugu her devirde bilinen 
bir gercektir. Fakat bu gercegi kabullenmek ve ilmT saymak genellikle pek cok bilim insani 
tarafindan kolay olmamaktadir. 

Aristo mantigi olarak bilinen iki degerli klasik mantik, 1920'lerden itibaren filozof ve teorik 
matematikcilerin urettikleri paradokslan aciklamakta yetersiz kalmistir. £unku Aristo mantigi 
gergek dtinyayi butunuyle tasvir etmekten uzaktir. Tabiattaki her olusumun bir meydana 
gelme derecesi vardir. Bu anlamda herhangi bir onermenin yalnizca dogru ya da yalnizca 
yanhs olmasi gerekliligi, ikili mantigin geliserek cok degerli mantiga donusmesine sebep 
olmustur. £ok degerli mantigin en ilkel hali olan uc degerli mantik, onermelerin {0, 1} 
degerlerinin yaninda, {0.5} degerini de almasini saglamistir ve boylece deger kumesi {0, 0.5, 1} 
olarak gelistirilmistir. Deger kumesindeki {0} ogesi onermenin kesinlikle yanhs oldugunu, {0.5} 
ogesi belirsiz oldugunu ve {1} ogesi de kesinlikle dogru oldugunu ifade etmektedir. 

1930'lann basinda Polonyah mantik bilimcisi Lukasiewicz, tic degerli mantiktan yola cikarak 
mantigi butunuyle ele almistir ve sonsuz degerli mantigi gelistirmistir. 1965'te Lotfi Zadeh, o 
zaman kadar yapilan turn mantiksal yaklasimlan toplu bir sekilde ele alarak yorumlamis ve 
ulastigi bu cikanmlarla bulanik mantigi kesfeden kisi olmustur. Gunumuzde bulanik mantik, 
Zadeh ile birlikte anilmaktadir. Bulanik mantikta onermeler [0, 1] araligmda sonsuz deger 
alabilirler. Dolayisiyla ikili mantik, bulanik mantigin ozel (indirgenmis) bir halidir. 

Klasik mantikta dogru veya yanhs olma durumu dismda baska herhangi bir durumun 
gergeklesmesi imkansiz olarak varsayihr ve genellikle boyle durumlarm paradoks olduklan 
kabul edilir. Halbuki boylesi durumlar bulanik mantik acisindan son derece dogaldir. Hatta {0, 
1} dismda sadece iicuncii bir durumla yetinilmez, bunun diginda [0, 11 araligmda deger 
alabilecek sonsuz durum gerceklegebilmektedir. 

Tarih icinde degisen ve gelisen mantik sistemleri icinde, insan zekasmi en kapsamh olarak 
ele ahp analiz edebilen, yani insan beyni gibi dusunebilen en gelismis mantik sistemi bulanik 
mantiktir. Sonsuz deger alabilme gibi ozellikleri sayesinde insani yargilan oldugu gibi 
kavrayarak yaklasik dusunebilmeyi mumkun kilmaktadir. Zadeh'e gore bulanik mantik, 
kelimelerle hesap yapmaktir. 

Kelimeler nesneleri temsil eder. Araba kelimesi pek cok arabanin yerine kullanihr ve herkes 
icin farkh dusunceler cagnstinr. Gunluk konusmalanmizda genellikle hepimiz ayni kelimeleri 
kullanmamiza ragmen ayni seyleri dusunmeyiz. Soylemlerimiz, dusunduklerimizin yansimasidir. 
Fakat bu yansimalar belirsizliklerle doludur. Bulanik mantik bu belirsizlikleri ustaca ele ahr. 
Bunu yaparken her olaya bir meydana gelme derecesi atar ve boylece onermelerin iki degerli 
sinirh kahbini kirarak, sonsuz degerli olabilmelerini saglar. Bulanik mantik ashnda tabiatta var 
olan, fakat ilmT oldugu, hatta olmasi gerektigi sonradan anlasilan, ayn bir ogreti gibi varhgini 
caglar boyu surdurmustur. Kimi zaman paradokslar, kimi zaman tic degerli, kimi zaman cok 
degerli mantik olarak karsimiza cikmis, nihayet Zadeh'in tanimlamalanyla gercek kimligini 



Internet Yazilan 81 



kazanmistir.] 157 

Bulanmis mantiktan soz agisimiz, ateistlerin Allah Teala'nin varhgi ile kotulugun olmamasi 
gerektigi yonunde fikirlerinden dolayidir. Onlar diyorlar ki 

"eger Allah Teala varsa ve her §eye giicii yetiyorsa bu kotuluk nereden geliyor." 

Aristo mantigi ile bunun olmamasi gerekir. ilmT gergekler ve evrimciler; Allah Teala'yi kabul 
etmektense her seyi kendi basina birakmayi daha uygun gorunce, tesadufler, rastlasmalar ile 
olusan bir hayati kabul etmek ile gelecegin tekamulunde ihtimaller ile segiciligi yalnizca 
varhklara birakmayi uygun gormektedirler. Bu sekilde Allah Teala'nin hukmu ve gergegi goz ardi 
ediliyor. 

Ashnda her olan seyin bir tek sonucu yoktur. 

Sonug olarak; kader agisindan bulanik mantigin gegerli oldugu gorulmektedir. Her ne sekilde 
olursa olsun bu mantik ile higbir sonug isabetsiz kalmamis olur. Butun ihtimaller ile kotulugun 
bulunmasi Allah Teala'nin yokluguna degil, sonsuz kudretinin varhgina isarettir. 

Olasi ihtimaller arttikga kainat ve duzendeki ahengin bozulmasinda hizh bir seyrin olmayisi 
bunun en bariz delilidir. Dengenin bozulmaya baslamasi ile her gegen an ve zaman itibanyla kat 
kat olmasi dusunulurse, kainata mudahale eden varhgin kudret ve azameti sonsuz demektir. 
ilmT verilerin sonuclan gok zaman bunu gozmekte ve anlamakta zorlanmaktadir. Mesela 
garpma ihtimali hesaplanmis bir yildizin dunyaya garpmadan gidisini nasil agiklayacagiz. 

Gug ve kudret yalniz Allah Teala'ya mahsustur. 



157 i$Bil_EN YUCEL, "Bulanik Regresyon: Turkiye'de 1980-2004 Doneminde Kayit Di§i Ekonominin Bulanik 
Yontemlerle Tahminine iliskin Bir Uygulama", istanbul Universitesi Sosyal Bilimler Enstitusu Ekonometri 
Anabilim Dali Yuksek Lisans Tezi-217283; 2005; s.4-5 



GELECEGIMIZIN TAHMINI 

Gelecegimiz igin tahminler yaptigimizda, gercekve gercekligin suzgecinde goreceli olacagini 
gormekteyiz. Gelecek olaylar hakkinda bir tesir, isabetli olabilmek ve dogruya yakm tahmin 
yapabilmek cok onemlidir. 

[Tahmin: karar alma ve sonuca varma surecinin onemli bir alt bolumudur. 

Tahmin, insan icin her zaman ve her yerde hemen hemen soludugu hava kadar onemli 
olmustur. Tahmin, kisinin yalniz kendi kararlan icin degil, ayni zamanda baskalanna oneride 
bulunanlar ve igtimai planda onemli kararlar alacaklann da yolunu aydinlatir. Ancak sonraki 
donemlerde olmasi muhtemel olaylann olusumunda etken olan faktorlerin, olaya etki, yon ve 
derecesinin onceden tarn olarak bilinebilmesi mumkun degildir. Bunun nedeni, gelecegin 
belirsiz olusudur.] 158 

[Tahminde su sonuclarin etkisi muhakkak bulunur. 

Genel anlamiyla tahmin, gecmisin goruntusunun gelecek uzerindeki etkisi olarak 
tammlanabilir. 

Gelecek insan icin belirsizdir. 

Gelecegin belirsizligini tumden yok edemeyiz ancak bu belirsizligi azaltabiliriz. ] 159 

Sonug olarak; Tahminler gelecegin gecmi§teki goruntustinu fark etmekten ba§ka bir §ey 
degildir. Gecmi§ surekli olarak gelecege gebe kaldigindan ve bakildiginda isabet §artlan ile 
uygulamadaki olumsuz ihtimallerin en aza indirilmesi onemlidir. Bir misal verelim; 

"Ardmda ve oniinde insanoglunu takip edenler vardir; Allah'm emriyle onu gozetirler. Bir 
millet kendini bozmadikca Allah onlarm durumunu degistirmez. Allah bir milletin fenahgmi 
dileyince artik onun on One gecilmez. Onlar icin Allah 'tan baska ha mi de bulunmaz." 160 

"Bir millet kendini bozmadikca" §arti ile tahmin edilecek sonuc 

"Allah Teala onlarm durumunu degistirmez." Sonucu tahmin edilecektir. Bu tahminin 
gercekle§me sureci ve olma zamani ise gelecegin gecmi§ine gorecelidir. Cok ki§i icin kader 
bazinda uzuntu sahibi olmak yerine olacak ihtimallerin sonsuzlugunda Allah Teala'ya guvenip 
caresizligin olu§tugu yerlerde kurtanci umutlan olu§turmasi lazimdir. Bunu ba§armaninda 
ancak Allah Teala'nm yakinhgi ile olacagini surekli gormekteyiz. 

Allah Teala ne guzel vekil ve yardimcidir. 



TOKER, Ayhan; Gelecek Tahmini, istanbul Universitesi Sosyal Bilimler Enstitusu iktisat Fakultesi 
Ekonometri Ana Bilim Dah Yiiksek Lisans Tezi-86/633, Ekim-1989, s. 5-8 

159 . -, 

a.g.e.,s. 13 
150 Rad, 11 



HZ. $EMS'IN MEVLANA'DAN AYRILIGI ILE ZUHUR EDEN ETME 

siiRi 



Duydum ki 

bizi birakmaya azmediyorsun 

etme 

Baska bir yar 

baska birdosta meylediyorsun 

etme 

Sen yad eller dunyasinda 

ne anyorsun yabanci 

Hangi hasta gonullijyu kasdediyorsun 

etme 

Calma bizi 
bizden bizi 
gitme o ellere dogru 
Cahnmis baskalanna 
nazar ediyorsun 
etme 

Ey ay felek 

harab olmus 

alt ust olmus senin igin 

Bizi oyle harab 

oyle alt ust ediyorsun 

etme 

Ey makami var 

ve yokun uzerinde olan kisi 

Sen varhk sahasini 

oyle terk ediyorsun 

etme 

Sen 

yuz gevirecek olsan 

ay kapkara olur gamdan 

Ayin da evini yikmayi kastediyorsun 

etme 

Bizim dudagimiz kurur 
sen kuruyacak olsan 
Gozlerimizi 



84 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



oyle yas dolu ediyorsun 
etme 

Asiklarla 

basa gikacak gucun 

yoksa eger 

Aska oyleyse 

ne diye hayret ediyorsun 

etme 

Ey cennetin cehennemin 

elinde oldugu kisi 

Bize cenneti 

oyle cehennem ediyorsun 

etme 

Sekerliginin iginde 

zehir zarar vermez bize 

O zehiri 

o sekerle sen bir ediyorsun 

etme 

Bizi sevindiriyorsun 
huzurumuz kagar oyle 
Huzurumu bozuyorsun 
sen mahvediyorsun 
etme 

Harama bulasan gozum 
guzelliginin hirsizi 
Ey hirsizhga da degen 
hirsizhk ediyorsun 
etme 

isyan et ey arkadasim 
soz soyleyecek an degil 
Askin bayginhgiyla 
ne mesk ediyorsun 
etme 



Seven sevilen arasinda tek kalan hatira asklanndan baska bir sey degildir. 
Eger bir gun seversen; 

Sevdigin terk edince, agit yakacagin sana haber verilse, ki oyledir, 
Niye sevdigini kendine sor. 



Internet Yazilan 85 



Sevdigin, seni niye terk edecek diye. 

Hakikatte vasil olanlann destani hig yok. 

Ashnda Hz. §ems bu aynhgi ile kendine buytik ikramda bulunmu§tur. Cunku asil terk eden 
Mevlana idi. 

Mevlana o hale gelmi§ti ki uzayinda §ems'in gune§inin i§iklan artik sonen yildizlara 
donmu§tu. Vefah dostun tek yapacagi §ey sonmu§ yildizin kaybolmasindan ba§ka bir §ey 
olmayacagi idi. 

Yanan da o, yandiranda o, hepsi Hz. Mevlana olmu§tu. 



FATIMA OLAYI ve 2012 FILMI 

[13 Mayis 1917'de Portekiz'in Fatima kentinde dunya tarihini etkileyecek bir olay 
gerceklesti. Fatima sehrinin yakinlannda bulunan Cova da Iria bolgesinde cobanhk yapan uc 
cocuk aniden gok gurultusune benzeyen bir ses duydular. §im§ege benzeyen patlamanin 
ardmdan parlak giysili beyaz bir kadin gorundu. Beyaz elbiseli kadin cocuklara kendisinden 
korkmamalan gerektigini ve her ayin on ucunde o anda bulunduklan yere gelerek dua etmeleri 
ve kendisiyle konusmalan gerektigini soyledi. Bu olay zamanla butun bolgede duyuldu ve 
insanlar buraya akin etmeye ba§ladilar. Yalniz bu uc cocuktan baska kimse bu varhgi goremiyor 
ve duyamiyordu ama orada bulunan binlerce kisi, nedenini bilemedikleri bir sekilde 
kendilerinden geciyorlardi. Beyaz giyimli kadin cocuklarla konusmalan esnasinda, ikisini yanina 
alacagini soylemisti. Bu soze uygun olarak Francisco 1919'da, Jacinta'da 1920 yihnda olduler. 
Lucia ise gorunum hadiselerinde basrolde olan kisiydi ve hayatinin geri kalan kismini Vatikan 
kontrolunde manastirda gecirdi. Hicbir zaman kilisenin izni olmaksizin kimseyle konusmadi. 
Lucia 1917 yihnda mayis ve ekim aylan arasinda kendisine gorunen Meryem aracihgiyla aldigini 
iddia ettigi sirlan, 1941 yihna kadar herhangi bir kisi ya da kuruma ulastirmadi. Daha sonra 
mesajm ilk bolumunu 1941 yihnda papa"ya ozel olarak ulastinlmasi icin yazdi ve mesaj sadece 
Papa'ya ulastinldi (Papa Pius); mesajm ucuncij bolumunu 1943 yihnda yazdi. Ancak yazdigi bu 
ucuncu bolumle ilgili olarak, "daha iyi anlasilabilecegi icin 1960 yihnda aciklanmasi dogru 
olur..." diye bir sart one surdu. Bu tarihten itibaren bircok papa bu sirlan okudu ve bu sirlann 
sikintisini yasadi. 

Uzun yillar sonra aciklandiginda ise bu sirlann Meryem tarafindan verilen sirlar olmadigi, 
kilisenin gercek sirlan aciklamaktan cekinerek kendi istekleri dogrultusunda farkh bir sir 
acikladigi konusundaki tartismalar hala surmektedir. ^unku bazi yazarlar tarafindan verilen 
gercek sirlann, kilisenin yasayacagi sikintilarla ilgili oldugu igin bunlann aciklanmayip yerlerine 
kilise ideolojisine uygun sirlann aciklandigi belirtilmektedir. 

Fatima olayinda verilen sirlar sadece apokaliptik bilgiler mahiyetinde degil ashnda dunyanin 
gecirmis oldugu olumsuz surecle baglantih olarak da degerlendirilmelidir. 2 f^unku Fransiz 
ihtilal inden sonra baslayan, dinin ortadan kaldinlarak yerine insan akh ve vicdaninm konulmasi 
gerektigi anlayisina gore din bilimsel gelismeler sonucunda belirli bir zaman icinde insanlann 
zihnindeki ve hayatindaki yerini kaybedecekti. Ancak gunumuzde yasanan surece baktigimizda 
dunyada dine karsi degil dine dogru bir yonelis oldugunu fark ediyoruz. insanlar artik 
hayatlannda var olan manevi boslugun dinle doldurulmasi gerektigi dusuncesini kabul ettiler ve 
bu dusunce cercevesinde hayatin dini olmayan olaylanndan bile dini bir takim alametler 
aramaya basladilar. Yasanan bu surec esnasinda insanlann hayatmda bircok dini figurler ortaya 
cikmaya baslamistir. Meryem Hiristiyanhk tarihi boyunca insanlann hayatmda onemli bir yere 
sahip olmustur. Ancak modern donem boyunca insanlann zihnindeki yeri biraz daha 
saglamlasmistir. Gunumuzde insanlar artik dini hayatin her kisminda aramaktadir demistik. iste 
bu duygulan tatmin edebilme ihtiyaciyla birlikte Meryem ana kultu tekrar gundeme gelmistir. 
insanlar dunyevi hayatlannda yasadiklan sikintilan asabilme amaciyla bir anne olarak 
yaklastiklan Hz.Meryem'den yardim istemektedirler. Gorunumlerin tarihi incelendiginde 
Meryem kultunun populerligindeki en onemli etken, kirsal bolgelerde zor durumda bulunan 
insanlara cozum onerileri sunmasidir. insanlann gorunum hadiselerinin pesinden gitmeye 
baslamasi sonucu dunyada dini bir hareketlenme meydana gelmistir. Modern bilimler bu 
gorunumleri insanlann yasadiklan halisunasyonlar olarak degerlendirse de onlar hala bu 



Internet Yazilan 87 



metafizik hadisesin arkasindan gitmeye devam etmektedirler. Giinumuz toplumunda ruhsuz bir 
sekilde umutsuzluga itilmis insanoglunun Marx'in tabiriyle "kalpsiz bir dunyanin kalbi" olarak 
tanimlanan dine yonelerek huzur bulma arayislannin en onemli gostergesi Meryem ana kultu 
olmustur. Modern dusuncenin butun alanlarda ortaya gikan gelismeler sonucunda dini 
dusuncenin ortadan kalkacagi anlayisina ragmen, ulkemizde meydana gelen bir olay bu 
durumun tam tersini yansitmaktadir. 

21 Agustos 2006 gunu izmir'in Selcuk ilcesinde bir orman yangini meydana gelmis bu orman 
yangin bu bolgede bulunan Meryem ana evinin yakinlanna kadar gelmis ve sonmustur. Bu 
durum insanlar tarafindan "ilahi bir mucize" olarak nitelenmistir. Bu ornekten de anlasildigi 
gibi modern bilim dunyamizi ne kadar bilimsel yontemlerle aciklamaya cahssa da insanlann 
dogaustune olan ilgileri ve yonelisleri artarak devam etmektedir. Modernitenin getirmis oldugu 
manevi bosluk duygusu bati insaninin daha fazla dine yonelmesini saglamistir. insanlar 
yasamak istedikleri dini duygu ve pratikleri toplumsal alanda hac ibadeti seklinde ortaya 
koymaya baslamistir. 

Fatima bolgesi dunyanin gecirmis oldugu buyuk donusum sureci icersinde tarihi 
etkileyebilecek bir surec yaratmistir. Bunlar birkac bashk altinda siralanabilir. 

Birincisi, gorunumlerin gerceklestigi donem dunyadaki dini surecin olumsuz nitelemelere 
maruz kaldigi bir donemdir. Yirminci yuzyihn basindan itibaren dunya dini boyuttan bilimsel 
boyuta bir donusum yasamistir. insanlann dunyaya ait agiklamalan dini temelli olmaktan gikip 
bilimsel agiklamalara yonelmistir. Dine karsi baslatilan bu saldinlar kutsalm dunyadaki 
temsilcileri olan dini kurumlar tarafindan fazla zarar gormeden atlatilmaya gahsilmistir. 

ikincisi, modern suregteki dini uyanisa olan katkisidir. Meryem'in ug kuguk gocuga verdigi 
mesajlar da dunyanin dini durumu ve bu bozulma surecinde insanlann tannnin isteklerini 
yapmamalan halinde baslanna gelebilecek olumsuz durumlara dair agiklamalar vardir. Meryem 
insanlan yaptiklannin sonuglan konusunda uyarmis ve onlardan Allah Teala'yi kizdirmamalanni 
istemistir. UguncusiJ, verdigi politik mesajla ilgilidir. Verilen sirlann birisi gorunumlerin 
gergeklestigi donemde dine karsi olan tutumun en sert yasandigi yerlerden Rusya ile ilgili 
agiklama yapilarak Rusya'nin Hiristiyanhga donmesi gerektigi ve insanlann bunun igin topluca 
dua etmeleri istenmistir. Rusya bu suregte Katolik Kilisesinin karsisinda yer aldigindan Katolik 
kilisesi Fatima olaymi dunyadaki uyanisi kendi gorusleri dogrultusunda yonlendirebilme 
istegiyle oldukga etkili bir sekilde destekleyerek kullanmistir. Bu olay bati dunyasinin Rusya 
karsisinda kullanabilecegi bir koz haline getirilmistir. Olayi onemli kilan sebeplerden birisi de 
verilen sirlann gergek olup olmadigi uzerinden yapilan tartismalarla ilgilidir. Sirlar kilise 
tarafindan degisik tarihlerde agiklanmistir. Fakat agiklanan sirlar din adamlan yazarlar ve halki 
pek tatmin etmemistir. C un kiJ ozellikle uguncu sir 2000 yihnda agiklandiginda saskinhk 
yaratmistir. Kilise uguncu sirnn 1981 yihnda Papa II. Jean Paul'e Mehmet AN AGCA tarafindan 
gergeklestirilen suikast oldugunu agiklamis ve papa kilise tarihi agisindan gok onemli bir 
konuma yukseltilmistir. Bati dunyasinda bazi yazarlar ise bu sirnn suikast ile ilgili degil de 
kilisenin sonu ile ilgili bilgi verdigi kanaatindedir. Kilisenin kendi sonu ile ilgili gergekleri 
agklayamamasindan dolayi boyle biryola basvurdugu iddia edilmektedir.] 161 

Kiyametin kopusu ile olan bilgi Allah Teala'ya aittir. Bu bilgi higbir kula ozel olarak dahi 
verilmemistir. "Gelecek" gibi gok genis ve henuz tecrube edilmemis bir alanda soz soyleme, bu 
tur bilgileri dogru sayip uzerlerine hukum bina etme zor ve iddiah bir husustur. Cunku gelecekle 



161 KIR, Muhammet; DiNLER TARlHi AgiSINDAN FATIMA OLAYI; Sakarya Universitesi Sosyal Bilimler 
Enstitusu -Felsefe Ve Din Bilimleri Enstitu Bilim Dali Yuksek Lisans Tezi-210602 Eylul - 2007; s.1-4 



88 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



ilgili bilgilerin sinin yoktur. Her alanda onceden verilen veya verildigi iddia edilen bilgi bu 
kapsama girer. 

Kur'an-i Kerim, gaybi bilmeyi Allah Teala'nin yuce sifatlarmdan biri olarak kabul etmektedir. 
"Gaybi bilen" nitelemesi sadece Allah Teala'ya nisbet edilebilir. 162 imam Maturid? bu ilme 
sahip olmayi Rabb, ondan mahrumiyeti de yaratilmis (merbub) olmanin bir alameti olarak 
ifade etmektedir. 163 

Kur'an-i Kerim bir taraftan, gaybi bilmenin Cenab-i Hakk'in kontrolunde oldugunu beyan 
ederken ote yandan Allah Teala'nin resullerinden dilediklerine gayptan bilgi verecegini ifade 
etmektedir. 164 Bu demektir ki insanoglu gayptan beseri ozellikleri ile degil, ancak Allah Teala'in 
bildirmesi (vahiy) ile veya ilham etmesi ile bilgi sahibi olabilir. 

Allah Teala, Kur'an-i Kerim'de "Yuce Allah'm, resullerinden dilediklerine gayptan haber 
verecegi" bildirmektedir. 165 Enbiya Allah Teala'nin "elcileri" olduklarina gore zaman zaman 
vahiy yoluyla gaybi haberler alabilirler. Bu durum istisna olup onlann butun hayatlan icin 
genellestirilemez. Nitekim Kur'an-i Kerim'de 

"Hicbir insanm, yarm ne yapacagmi ve nerede olecegini bilemeyecegi" 166 seklinde butun 
insanlan kapsayan genel hukumler belirtilmistir. Bu umumi hukmu bircok rasulun agzindan 
teyid etmektedir. Mesela; Hz. Nuh aleyhisselam kavmine; 

"...Size Allah'm hazineleri yammdadir, demiyorum. Ben gaybi da bilmem..." 167 dedigi, 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleminde 

"...Benim ve sizin basmiza gelecek olanlan bilmiyorum. Ben ancak bana vahyolunana 
uymaktayim..." 168 diye soyledigi buyrulmaktadir. 

Kur'an-i Kerim'in bakisina gore gaybi haber Allah Teala'ya ait yani ilahi kaynakhdir. Be§erin 
kendi imkanlan ile gayptan haber vermesi mumkijn degildir. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve selleme vahiy yoluyla bazi gayp haberlerinin bildirildigi Kur'an-i Kerim'de yer almistir 169 . 
Ona gonderilen gayr-i metluv vahiyler Kur'an-i Kerim'de yer almadigina gore 170 , bir kisminin da 



152 Maide,109; En'am,73; Tevbe,94; Ra'd,9; Sebe',48 
163 Kitabu't-tevhid, s. 21. 
154 AI-i imran,179;Cin,26 
165 Al-i imran, 179; Cin, 26. 

Lokman, 34. 
167 Hud, 31. 
158 Ahkaf,9 

159 Nur: 24/11-16; Muhammed: 47/16; el-Hasr: 59/11-12; et-Tahnm: 66/3. 
170 Gayr-i Metluv Vahiy 

Oryantalistlerin ba§lattigi ve bazi miislumanlarca da kabul goren "Kur'an-i Kerim di$mda vahiy 
olmadigi ve sunnetin vahiy olmadigi" belli bir mesafe kat etmi§ ve muslumanlann du§iincelerini 
bulandirmi§tir. Sunneti hafife alan veya inkar eden bu kimselerin itirazlarma bakacak olursak, biitun 
meselenin goziim noktasmin "Kur'an-i Kerim'den ba§ka vahyin" Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme 
inip inmedigidir. Bunu Kur'an-i Kerim su sekilde agiklar. 

"Nebi, eslerinden birine gizlice bir soz soylemisti. O bunu nebinin diger bir esine haber verince, 
Allah da bu durumu nebiye bildirmisti, o da bir kismmi yiiziine vurmus bir kismini da yuziine vurmadi. 
Nebi bunu ona haber verince esi "Bunu sana kim soyledi?" dedi. Nebi, "Bilen, her seyden haberi olan 
Allah Teala bana soyledi" dedi." (Tahrim, 3) 

Tefsirlerde beyan edildigine gore Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem gizli tutmak kaydiyla esi 
Hafsa'ya bir soz soylemis; ancak o, bu sozu saklayamayip Hz. Aise'ye soylemistir. Bunun uzerine Allah 
Teala durumu Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bildirmis, o da Hafsa'ya anlatmistir. Hafsa, 



Internet Yazilan 89 



bu sekilde bildirilmis olabilecegi ve bu haberlerin de hadis kitaplannda yer almis olabilecegi 
tabii karsilanabilir. 

Sunnetten de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin gaybi bilmedigini ifade eden bircok 
misal gostermek mumkundur. Mesela Hz. Ai§e radiyallahu anha "... Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin gelecekte olacaklan, bildigini iddia eden Allah Teala'ya iftira etmis olur" 
171 demekte, mahserde ummetinin affedilmesini isteyen Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme 

"Sen, onlarm senden sonra neler yaptiklarmi bilmiyorsun" 172 denilecegi haber verilmekte, 
ashaptan Osman b. Ma'zun hakkinda 

"Allah'm sana ikramda bulunacagma sehadet ederim" diyen Ummu'l-A'la'ya (v.6/627), 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin "Ben Allah'm elgisi oldugum halde ne muamele 
gorecegimi bilmiyorum" 173 dedigi bildirilmektedir. 

Gayb bilgisinin Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme bildirildigi muhakkaktir. Fakat bilginin 
zaman, mekan, sahislar hakkindaki kapah ve imah ifadelerinden dolayi, gerceklesene kadar 
cogu zaman gizli kalmasi nedeniyle istismar edildigi, uydurulmaya musait olmasi acisindan 
supheli kisma da girer. Adi uzerinde oldugu gibi "gaybi" kelimesi "hazirda olmayan; 
gorunmeyenlere ait; hazir olmayanlara ait; baska alemdekilere ait; ahirete ait; gayba ait ve 
muteallik" demek olunca kabul etmemeksorunu ile karsilasinz. Dinin temeli de "gayb" uzerine 
kurulu olduguna gore bilgilerin ret ve kabul asamasindaki dikkatin ne olacagi daha aciktir. 

Anlasildigma gore gaybi bilgide sinirlamayi kaldirmak, insanlan takintilardan kurtulmalanyla 
donukluk igine dusmelerine mani olmak igin, vahyin bir kismmda okunmayan vahyin gelisi 
(gayr-i metluv) ile sorumluluk sinirlannin genislemesine Allah Teala engel olmustur. Fakat 
hadislerde gelen gaybi haberler ile belki Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem dusunce alaninda 
ongoru sahibi olunmanin temellerini atarak sebep ve sonug iliskisinin gozumleme ile gelecek 
igin gegmisin yorumlanmasi ve gelecekte olusacak kirilmalann onune gecilmesi ve ibret 
ahnacak derslerin cikmasi istenilmistir. 

Hz. AN kerremallahu veche gelecek icin bircok bilgiyi kendisinden sonra geleceklere 
bildirmistir. Fakat bu bilme ve bildirmeler ile gelecekte olacak olaylarda bir degisme 
olmamistir. (Kerbela) Olacak olaylann sonsuz orgusu kendi icindeki sarmah nasil olmakta 
oldugudur. 

Sonuc olarak Fatima olayini hatirladiktan sonra 2012 filmi ile ne ilgisi var oldugunu 
dusunebilirsiniz. Fatima olayinda degindigimiz gibi bazi bilgilere ulasanlar, insanlan olmasi 
ihtimal olaylar icin, onceden ahstinlmasi ile elde edecekleri onemli husus, sunulmus bilgi 
sayesinde, kaos, tepkisiz hale getirmek veya daha az bir zarar ile olacak hadisenin etkisini 



Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme bunu kimin haber verdigini sormu§, O da Allah Teala'nm 
bildirdigini soylemistir. Ancak Kur'an'da bu bildirimin kendisi yer almiyor. Demek ki bu bildirim Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve selleme gayr-i metluv vahiyle bildirilmistir. 

Kur'an-i Kerim'de buna benzer birgok ayette (Ahzab, 37; Bakara, 144; Hasr, 5; Fetih, 15; Sura, 21; 
Hakka 44,47; Yunus; 15; Enfal, 5; Nur, 62; Enfal, 9) gayr-i metluv vahyin olduguna i§aretler mevcuttur. 
iste bu hakikati ifade ederek Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem soyle buyuruyor: "Dikkat edin bana 
Kur-an ve benzeri verildi." (Ebu Davut, 6) Bu nedenle Resul, bu iki kaynagi insanlara ula§tirmakla 
mesuldiir. (Maide, 67) 

Muslim, iman, 77; TirmizT, Tefsir, 7. 
172 BuharT, Fiten, 1. 

BuharT, Cenaiz, 3. 



90 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



azaltmaktir. 

insanlarm her turlu krizde katlanma ve dayanma sayisi smirhdir. A§in etki ve tepki 
kontrolsuzlugu gagnjtiracagindan onlem paketleri iginde bu tur filmlerin yapilmasi normaldir. 
Ancak bize gore bu film Fatima olayinin uguncu sirnnin ortaya giki§ina i§aret olacaktir, diye 
du§unuyoruz. 

Bekleyelim de gorelim. 



NEFIS MERTEBELERINDE RUYA TABIRLERI 

(Gorulen ruyalar ve tabirler, durumunu bilmek isteyen karde$lerimiz ig'm ozet §ekilde ve 
alfabetik konumda hazirlanmi$tir.) 

Nefis mertebeleri yedidir 

1-Nefs-i Emmare: Kafir, seytan, munafik ve fasiklann, 

2-Nefs-i Levvame: Gunahkar mu'minlerin, 

3-Nefs-i Mulhime: Alimlerin, 

4-Nefs-i Mutmainne: ilmiyle amel eden kisiler 

5-Nefs-i Radiyye: Evliyalann 

6-Nefs-i Mardiyye: Ariflerin 

7- Nefsi Safiyye: Nebilerve rasullerin -aleyhimu's-selam- nefislerinin makamidir. (Muminler 
bu makamin hallerine kavusabilir.) 

Not: Ruyayi salih kisilere ta'bir ettirmek imkani bulmayanlar bu gizelgeden faydalanabilirler. 



RUYA 


YORUMU 


MERTEBESi 


Alem 


§eytanT vesveselerin zayif sifatidir, 
bunlara galip olundugunu gosterir 


Nefs-i 
Mutmainne 


Alimler 


Vucut azalanni Allah Teala'nin emrine 
tabi' kilmaya isarettir. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Anne ve babaya 
sanlmak, onlara 
itaat etmek 


Rizalanni kazanmak ve gonullerini 
alarak onlarla iyi geginmeye 


Nefs-i 
Levvame 


Din ve mezheble 
alakali birtakim 
meselelerde 
muhalif olan 
kimseleri 
mukaddes 
mekanlarda goren 


Bu mekanlar, kalb ile tabir 
olundugundan dolayi - niyetini 
duzeltmelidir. 


Nefs-i 
Mulhime 


Emirler (yonetici) 


Akilda olgunluga erme ve maksuda 
yaklasmaya, 


Nefs-i 
Mutmainne 


Evler (harabe) 


Nefse itaatle ruha itaatin esit olmasi 


Nefs-i 
Levvame 


Firm 


Nefsin gafleti 


Nefs-i 
Levvame 


Gozeler 


Kalbin tamamen fani ve istedigine 
vasil olmasi sifatidir. 


Nefs-i 
Safiye 


HaramT 


ibadetini saklamaya. 


Nefs-i 
Mulhime 


Hatipler 


Vucut azalanni Allah Teala'nin emrine 
tabi' kilmaya isarettir. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Hayir ve hasenat 


Ruhun nefis uzerine galibiyeti 


Nefs-i 



92 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 







Mulhime 


iyi ve hos fiiiler 


Bu fiiiler gerek davranis, gerek soz, 
gerek vasif ve gerek esya olsun 
durumlanna gore Nefs-i Mutmainne 
ile ta'bir edilir 


Nefs-i 
Mutmainne 


Kan aldirmak 


Nefsi islaha 


Nefs-i 
Levvame 


Kavuncu 


Amel kazanmaya 


Nefs-i 
Mulhime 


Tellal 


Yalancihga, 


Nefs-i 
Mulhime 


Tenha fdllerde 
yalmzhk 


Allah Teala'dan baska her seyi terk 
etmeye isarettir. 


Nefs-i 
Mardiyye 


Tohum safmak 


Hayra yakin olmak 


Nefs-i 
Mulhime 


Yaglar 


Kar elde etmek ve ruha biraz kuvvet, 
vermek 


Nefs-i 
Levvame 


Yalanci 


ibadeti terk edip harama 
yakinlasmaya. 


Nefs-i 
Mulhime 


Zavalh gormek 


ibadeti terk edip harama 
yakinlasmaya. 


Nefs-i 
Mulhime 


Abdest ve gusul; 


Gunahlardan temizlenmeye, 


Nefs-i 
Mulhime 


Agaf dikmek 


Hayra yakin olmak 


Nefs-i 
Mulhime 


Agaflar 


Salih amel ve ihlasa sahib olmak 


Nefs-i 
Levvame 


Akreb 


Lisan ile azab etme seklinde ta'bir 
olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Alevli ate; ve 
yanan seyler 
gormek 


Kalbin bulanikhgini tamamiyla izale 
etmeye. 


Nefs-i 
Mardiyye 


Alevsiz ates, ates 
dumam, 


NefsanT arzulara tabi olup ahiret 
amellerinde ihlasin olmamasi 


Nefs-i 
Emmare 


Ama-kor 


Hakki gorup de gormezlikten gelmek. 


Nefs-i 
Mulhime 


Arab 


Baskasinin aybini yuzune vurmak veya 
suratle maksada ulasmak 


Nefs-i 
Mulhime 


Arslan 


Kisiye gore, nefsin galebesi 


Nefs-i 
Levvame 


Arslan 


Dinde ciddiyet 


Nefs-i 
Levvame 


Arzm hareketini 
gormek 


Allah Teala'nin yardimiyla, vucut 
ikliminde tarn manasiyla tasarrufa ehil 
olmaya, 


Nefs-i 
Mardiyye 



Internet Yazilan 93 



At ve beygir; 


Azgm olmazsa sadakatle, azgm olursa 
nefsin ustun gelmesi 


Nefs-i 
Levvame 


Ateste yanmakla 
zarar gormeyip 
huzur icinde olmak 


Nefs-i radiyyenin galebesine, kalbte 
ma'rifet tahsiliyle meydana gelen 
kesafetin/bulanikhgin yok olmasina. 
Kalbin letafet (incelik, nuranTlik) 
kazanmasina isarettir 


Nefs-i 
Radiyye 


Avam 


Onlann hallerine meyletmekle 


Nefs-i 
Mulhime 


Avci 


Eger ehil olursa insafsizhga ve 
sefkatsizlige, ehil olmazsa amel-i salih 
icin gayret etmeye isarettir. 


Nefs-i 
Mulhime 


Ayi oynaticisi 


Nefsin, hiddet, ofke ve hirsta olan 
asinhgina. 


Nefs-i 
Mulhime 


Ayi: 


Gadab (hiddet, ofke, darginhk, 
kizginhk) ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Azgm deve 


§ehvet, hirs ve kin ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Azgm okijz 


Cimrilik ve emre itaatsizlik ile ta'bir 
olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Bal arisi 


Guzel ahlak sahibi olmak 


Nefs-i 
Levvame 


Balci 


ilm-i ledun ve tath kelam isitmek 


Nefs-i 
Mulhime 


Bahk 


Helal mal ve nzik kazanmak 


Nefs-i 
Levvame 


Ballar 


Kar elde etmek ve ruha biraz kuvvet, 
vermek 


Nefs-i 
Levvame 


Beyaz renk 


Nefsi Mulhime'nin galebesine, 


Nefs-i 
Mulhime 


Bicak 


§eytanT vesveselerin zayif sifatidir, 
bunlara galip olundugunu gosterir 


Nefs-i 
Mutmainne 


Bit ve pire 


Mekruh olan fiileri isleme ile ta'bir 
olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Bulanik sel sulari 


NefsanT arzulara tabi olup ahiret 
amellerinde ihlasin olmamasi 


Nefs-i 
Emmare 


Burak 


Akhn kemali, Allah'a yaklasmak ve 
marifet ilmi tahsil etmekle ta'bir 
olunur. 


Nefs-i 
Radiyye 


Biitiin ahiret 
makamlarma nail 
olmak ve aydmlik 
gormek 


Nefs-i radiyyenin galebesine, kalbte 
ma'rifet tahsiliyle meydana gelen 
kesafetin/bulanikhgin yok olmasina; 
Kalbin letafet (incelik, nuranTlik) 
kazanmasina isarettir 


Nefs-i 
Radiyye 



94 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Butiin eti 
yenilebilen vahsi 
hayvanlar, 


Eger ele gecirilebilirse, salih amel 
sahibi olmakla, ele gecirilemezse, 
amel-i salih kazanmak icin gayret 
etmekle 


Nefs-i 
Levvame 


Cahil 


Onlann hallerine meyletmekle 


Nefs-i 
Mulhime 


Camiler 


Kalbin temizligiyle tabir olunur. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Cehennem azabi, 


NefsanT arzulara tabi olup ahiret 
amellerinde ihlasin olmamasi 


Nefs-i 
Emmare 


Cennet 


Akhn kemali, Allah'a yaklasmak ve 
marifet ilmi tahsil etmekle ta'bir 
olunur. 


Nefs-i 
Radiyye 


Cennet kiyafetleri 


Akhn kemali, Allah'a yaklasmak ve 
marifet ilmi tahsil etmekle ta'bir 
olunur. 


Nefs-i 
Radiyye 


Cesmeler 


Kalbin tamamen fani ve istedigine 
vasil olmasi sifatidir. 


Nefs-i 
Safiye 


Qiplak bir kisi 
gormek 


Amelsizlige; 


Nefs-i 
Mulhime 


Qiplakhk, 
keyifsizlik, gig et, 
camura dusmek, 
lezzet, sehvet ve 
dijnyaliga dair 
seylerin 


NefsanT arzulara tabi olup ahiret 
amellerinde ihlasin olmamasi 


Nefs-i 
Emmare 


Qocuklar 


Akhn kemali, Allah'a yaklasmak ve 
marifet ilmi tahsil etmekle ta'bir 
olunur. 


Nefs-i 
Radiyye 


Qoplerin 

sijpurulup atildigi 
yer ve benzeri 
necisolan yerler 


Dunya, zevk u sefa ve nefsin 
sehvetlerine uymak 


Nefs-i 
Emmare 


Daglarda yalniz 
kalmak 


Allah Teala'dan baska her seyi terk 
etmeye isarettir. 


Nefs-i 
Mardiyye 


Deprem 


Allah Teala'nin yardimiyla, vucut 
ikliminde tarn manasiyla tasarrufa ehil 
olmaya, 


Nefs-i 
Mardiyye 


Dershane 


Kalbin temizligiyle tabir olunur. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Deryalar 


Kalbin tamamen fani ve istedigine 
vasil olmasi sifatidir. 


Nefs-i 
Safiye 


Deve 


Yuklu olursa, ruha sikinti vermekle, 
yuksuz olursa ruha meyletmek 


Nefs-i 
Levvame 


Dilsizlik 


Hakki soylememek. 


Nefs-i 



Internet Yazilan 95 







Mulhime 


Dtntkitaplar 


Amelde kemale, 


Nefs-i 
Mutmainne 


Dis gektirmek 


Ruha agirgelen seyi gidermek 


Nefs-i 
Levvame 


Doktorlar gormek 


Nefsinin isyan hastahgini ameli salih 
ile tedavi etmeye, 


Nefs-i 
Mutmainne 


Dolu gormek; 
esrarm zevkinde 
mubalagadir. 




Nefs-i 
Safiye 


Dosemeli yer 


Nefsin sukunete kavusmasi 


Nefs-i 
Levvame 


Dukkanlar 


Nefsin sukunete kavusmasi 


Nefs-i 
Levvame 


Eger bu 
muhalifleri bu 
yerlerden 
fikardigini 
gorurse, 


Nefsini terbiyeye ve akaidini 
temizlemeye gayret ettigi; gikarmaya 
gahsmazsa, nefsinin ve hevasinin 
galebesi seklinde ta'bir edilir. 


Nefs-i 
Levvame 


Ehl-i Sunnetten 
olmayanlar 


Farz namazlarda tembellige veya Ehl-i 
Sunnet'in haricinde bir i'tikadT 
mezhebe meyletmeye 


Nefs-i 
Mulhime 


Ekmekler 


Nefsin sukunete kavusmasi 


Nefs-i 
Levvame 


Elbise giymek, 


Salih amel-i islenilmesi 


Nefs-i 
Levvame 


Erkek focugu 


Salih ameli 


Nefs-i 
Mulhime 


Esek ansi ve sanca 
an 


Fasid fikirler ve faydasiz 


Nefs-i 
Emmare 


E§ek 


Nefsin sehvetlerine gokfazla tabi' 
olmak ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Eskiya 


Nefsin azginhgina isarettir. 


Nefs-i 
Mulhime 


Eti yenilen ve eti 
yenilmeyen 
hayvanlann hepsi, 


Azgin olanlan da dahil olmak uzere, 
durumlanna, buyuklukve 
kugukluklerine gore nefs-i emmare'nin 
itaatsizligi ve sehveti ile ta'bir 


Nefs-i 
Emmare 


Evler (ma'mur) 


Nefse itaatle ruha itaatin esit olmasi 


Nefs-i 
Levvame 


Fare 


Nefsle alakah olup, halktan gizli ve 
Hakk'a agik olan seylere merakh olma 
ve su-i zan ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 



96 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Fasik kisileri, kitap 
dolu raflarm 
yaninda, 
mescTdlerde, 
medreselerde, 
tekke ve 

ziyaretgahlarda ve 
sair miibarek 
yerlerdegorijrse 


Mezhebine ve tarikatine uygun 
olmayan islerde olmak 


Nefs-i 
Levvame 


Fiil, soz, yiyecek, 
icecek, giysi ve 
esyalardan haram 
ve yasakolani 
islemek 


Yapilmasi veya yapilmamasi gunah 
olan herhangi birseyi isledigini 
gormek, haram ve yasak olan 
davranislarda bulunmak ve yaklasmayi 
dusunmek 


Nefs-i 
Emmare 


Fil 


Kibir ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Gayr-i muslim 


Dunyaya meyle ve diride tembellige 
isarettir 


Nefs-i 
Mulhime 


Gemiler 


Nefsin sukdnete kavusmasi 


Nefs-i 
Levvame 


Gemiye binip 
sulardan gecmek 


Nefs-i radiyyenin galebesine, kalbte 
ma'rifet tahsiliyle meydana gelen 
kesafetin/bulanikhgin yok olmasina; 
Kalbin letafet (incelik, nuranTlik) 
kazanmasina isarettir 


Nefs-i 
Radiyye 


Gokgiirlemesi 


Allah Teala'nin yardimiyla, vucut 
ikliminde tarn manasiyla tasarrufa ehil 
olmaya, 


Nefs-i 
Mardiyye 


Goklerin 
gorijlmesi 


Daima Hakk tarafma nazar etmeye, 


Nefs-i 
Mardiyye 


Goriilen pismis 
etler, yiyecekler ve 
mubah icecekler, 


Nefsin kolayca ve az bir emekle ruha 
tabi simasi 


Nefs-i 
Levvame 


Giines 


Fikrin aydinhgma. 


Nefs-i 
Mardiyye 


GiJvercinci 


Nefsin gunahtan temizlenme 
kabiliyetine ulasmasi 


Nefs-i 
Mulhime 


Hattathk 


Amelin cok olmasi icin gayret etmeye. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Havalarda ucmak 


Nefs-i radiyyenin galebesine, kalbte 
ma'rifet tahsiliyle meydana gelen 
kesafetin/bulanikhgin yok olmasina; 
Kalbin letafet (incelik, nuranTlik) 
kazanmasina isarettir 


Nefs-i 
Radiyye 


Hayirh amelden 


Hakyolu birakip batil yola girmekle, 


Nefs-i 



Internet Yazilan 97 



donmek 




Mulhime 


Hinzir 


Haram ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Hizmetkar 


itaatte devamh olmaya 


Nefs-i 
Mulhime 


Hokkabaz 


ibadeti terk edip harama 
yakinlasmaya. 


Nefs-i 
Mulhime 


Huriler 


Akhn kemali, Allah'a yaklasmak ve 
marifet ilmi tahsil etmekle ta'bir 
olunur. 


Nefs-i 
Radiyye 


Irmaklar 


Kalbin tamamen fani ve istedigine 
vasil olmasi sifatidir. 


Nefs-i 
Safiye 


imamlar 


Vucut azalanni Allah Teala'nin emrine 
tabi' kilmaya isarettir. 


Nefs-i 
Mutmainne 


islam askerleri 


Akhn kemali, Allah'a yaklasmak ve 
marifet ilmi tahsil etmekle ta'bir 
olunur. 


Nefs-i 
Radiyye 


Kadilar 


Allah Teala'nin hukumlerini, kalbe ve 
vucut azasina hakim kilmak 


Nefs-i 
Mutmainne 


Kadm 


Tedbirde noksanhga ve dunyaya 
meyletme, hatta belki de daha algak 
bir seviyededir. 


Nefs-i 
Mulhime 


Kama 


SeytanT vesveselerin zayif sifatidir, 
bunlara galip olundugunu gosterir 


Nefs-i 
Mutmainne 


Kaplan: 


Kibir ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Kar 


Akhn aydinhgina 


Nefs-i 
Mardiyye 


Kar 


Merhamette mubalagadir. 


Nefs-i 
Safiye 


Kannca: 


Hirs ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Karpuzcu 


Bilgi ve marifet kazanmaya isarettir. 


Nefs-i 
Mulhime 


Kasap 


Merhametli olmamak 


Nefs-i 
Mulhime 


Katir 


Emre itaat etmemek ve amelde ihlas 
bulunmamak ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Kavga ve fekisme 


Ruh ile nefsin gegimsizligine 


Nefs-i 
Mulhime 


Kedi 


§eytanin vesvesesi ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Kendi iizerinden 
veya baska bir 
yerden herhangi 


Harami terk etmek 


Nefs-i 
Levvame 



98 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



bir necaseti 
temizlemek, 






Kevser gormek 


Akhn kemali, Allah'a yaklasmak ve 
marifet ilmi tahsil etmekle ta'bir 
olunur. 


Nefs-i 
Radiyye 


Kibleden yuz 
fevirmek 


Hayirdan serre donmeye 


Nefs-i 
Mulhime 


Kibleye tevecciih 
(yonelmek) 


islerde istikamete 


Nefs-i 
Mulhime 


Kill? 


§eytanT vesveselerin zayif sifatidir, 
bunlara galip olundugunu gosterir 


Nefs-i 
Mutmainne 


Kiz focugu; 


Dunya'ya yeni yeni meyletmeye 


Nefs-i 
Mulhime 


Korkulu, yiiklii, 
sikintih ve eziyetli 
ruyalar 


Ruhu zahmete sokup nefse tabi olmak 


Nefs-i 
Emmare 


Koyun, kefi, sigir 


Helal nzikve menfaat 


Nefs-i 
Levvame 


Kopek 


Hiddet, ofke, darginhk, kizginhkve 
kotuluk ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Koselik 


Sunneti terk eden bir kisi olmak 


Nefs-i 
Mulhime 


Kotij ameli 

islerken 

vazgefmek 


Batih birakip Hakk'a donmek 


Nefs-i 
Mulhime 


Kotiiliik ve zulum 


Nefsin ruh uzerine galip olmasi 


Nefs-i 
Mulhime 


Koturum 


Hak olan nesneye varmamak. 


Nefs-i 
Mulhime 


Kudus-i§erTf 


Kalbin temizligiyle tabir olunur. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Kur'an-i KerTm 
gormek ve 
okumak 


Kalbi tasfiye ve istenilen seylere 
ulasmaya ve muvaffakiyete isarettir 


Nefs-i 
Mutmainne 


Kurbaga 


Ruhun nefsden nefreti 


Nefs-i 
Levvame 


Kurt: 


Hased (kiskanghk) ve ibadetleri eksik 
yapma ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Kutsal mekanlar 


Ancak kisinin kalbiyle ta'bir edilir. 


Nefs-i 
Levvame 


Kuyular 


Kalbin tamamen fani ve istedigine 
vasil olmasi sifatidir. 


Nefs-i 
Safiye 


Kiitiiphane 


Kalbin temizligiyle tabir olunur. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Maymun 


Nefsin laf tasimak ve asm istekli 


Nefs-i 



Internet Yazilan 99 



oynaticisi 


olmasma, 


Mulhime 


Maymun 


Nemmamhk (dedikoduculuk) ile ta'bir 
olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


MedTne-i 
Munevvere 


Kalbin temizligiyle tabir olunur. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Medreseler 


Kalbin temizligiyle tabir olunur. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Mekke-i 
Mukerreme 


Kalbin temizligiyle tabir olunur. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Mektepler, 
okullar 


Kalbin temizligiyle tabir olunur. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Melekler 


Akhn kemali, Allah'a yaklasmak ve 
marifet ilmi tahsil etmekle ta'bir 
olunur. 


Nefs-i 
Radiyye 


Mescidler 


Kalbin temizligiyle tabir olunur. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Mevsimindemeyv 
e koparma amelde 


ihlassizhga ve samimiyetsizlige 
isarettir. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Mevsiminin 
dismda her tur 
yesil meyveyi 
agacmdan 
koparmak 


Ameldeki ihlassizhgi izale etmek ve 
ihlasa ve samiyete meyletmeye ve 
istekli olmaya. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Meyhane, 
bozahane, 
kahvehane 


Gormek ve icine girmek kalbi ve 
dusunceleri fesada (bozukluk ve 
fenahga) sarf etmekle, dunya, zevk u 
sefa ve nefsin sehvetlerine uymakla 
ta'bir edilir. Korkulu, yuklu, sikintih ve 
eziyetli ruyalar gorulmesi, ruhu 
zahmete sokup nefse tabi olmakla 
ta'bir edilir. 


Nefs-i 
Emmare 


Meyveli 


Salih amel ve ihlasa sahib olmak 


Nefs-i 
Levvame 


Mubah olan 
seyleri satanlar 


Sattiklan sey cinsinden - her birinin 
hallerine gore ta'bir olunur 


Nefs-i 
Mulhime 


Muftu 


Hayirh nefse, 


Nefs-i 
Mutmainne 


Mulhid ve 

dinsizler 


Nasihat kabul etmemek 


Nefs-i 
Mulhime 


Namaz 


Vera ve takva 


Nefs-i 
Mulhime 


NebTler ve resuller 
gormek 


islam Dini'nde kuvvete ve nebiye tabi' 
olmaya isarettir. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Nefsin arzu ettigi 
bir seyi gorup de 


Dunyaya meyli terk etmek 


Nefs-i 
Mulhime 



100 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



reddetmek, 






Nefsin arzu ettigi 
bir seyi gormek 
istemek; 


Dunyayi istemekle, 


Nefs-i 
Mulhime 


Ok 


SeytanT vesveselerin zayif sifatidir, 
bunlara galip olundugunu gosterir 


Nefs-i 
Mutmainne 


Olgunlasmis 
meyveler gormek 


Salih amel ve ihlasa sahib olmak 


Nefs-i 
Levvame 


Padisah gormek 


Vucut ikliminde tasarrufa, 


Nefs-i 
Mutmainne 


Padisaha yakin 
olan kimseleri 
gormek; 


Akilda olgunluga erme ve maksuda 
yaklasmaya, 


Nefs-i 
Mutmainne 


Pars: 


Gadab (kizginhk) ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Pazarlar 


Nefsin sukunete kavusmasi 


Nefs-i 
Levvame 


Sagir 


Hakki isitip onunla amel etmemek. 


Nefs-i 
Mulhime 


Sakah kesilmis ve 
tiraslanmis 


Seriatta noksanhga isarettir. 


Nefs-i 
Mulhime 


Salih zatlann 
tijrbeleri 


Kalbin temizligiyle tabir olunur. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Salihler 


Vucut azalanni Allah Teala'nin emrine 
tabi' kilmaya isarettir. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Salihierin 
meskenleri, 


Kalbin temizligiyle tabir olunur. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Sancak 


SeytanT vesveselerin zayif sifatidir, 
bunlara galip olundugunu gosterir 


Nefs-i 
Mutmainne 


Sancak 


SeytanT vesveselerin zayif sifatidir, 
bunlara galip olundugunu gosterir 


Nefs-i 
Mutmainne 


Sansar: 


Gaflet (dikkatsizlik, endisesizlik, 
vurdumduymazhk) ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Saraylar 


Nefsin sukunete kavusmasi 


Nefs-i 
Levvame 


Sarhos 


Ask-i mecaziden vazgegmemek ve 
noksanhgina 


Nefs-i 
Mulhime 


Sarhosluk veren 
seyleri ifmek 


Haram fiil islemekle, gorup de igmese, 
harama yaklasmayi dusunup nefse 
tabi' olmakla ve bunlann emsali olan 
maddeler kullanildiginda durumlanna 
gore girkin isler yapmakla ta'bir edilir. 


Nefs-i 
Emmare 


San renk 


Nefs-i Levvame'nin galebe sifatidir. 


Nefs-i 
Levvame 


Sevgili 


Ruhun safasina(temizlik, safhk, 


Nefs-i 



Internet Yazilan 101 





tatminlik). 


Mulhime 


Sicaklik, sogukluk, 
karanliklar, siyah 
renk, 


NefsanT arzulara tabi olup ahiret 
amellerinde ihlasin olmamasi 


Nefs-i 
Emmare 


Soytari 


ibadeti terk edip harama 
yakinlasmaya. 


Nefs-i 
Mulhime 


Sulari yuzup 
gecmek 


Nefs-i radiyyenin galebesine, kalbte 
ma'rifet tahsiliyle meydana gelen 
kesafetin/bulanikhgin yok olmasina; 
Kalbin letafet (incelik, nuranTlik) 
kazanmasina isarettir 


Nefs-i 
Radiyye 


Sure 


Okunan sureye gore de gore ta'bir 
degisir. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Susuz kalmak 


Allah Teala'dan baska her seyi terk 
etmeye isarettir. 


Nefs-i 
Mardiyye 


Siipriintiiliik 


Dunya, zevk u sefa ve nefsin 
sehvetlerine uymak 


Nefs-i 
Emmare 


Sarki dinlemek 


Ask-i mecaziden vazgecmemek ve 
noksanhgina 


Nefs-i 
Mulhime 


Sasi insan 


Hakyolu birakip batil yola girmekle, 


Nefs-i 
Mulhime 


Sehidler 


Vucut azalanni Allah Teala'nin emrine 
tabi' kilmaya isarettir. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Seyhler gormek 


Nefsini irsada. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Seytan 


§eytana tabi' olmaktir. Eger seytani 
reddederse bu, cok iyidir. 


Nefs-i 
Mulhime 


Tavsancil kusu: 


Cehalet ve hirs ile ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Tavuk ve giivercin 
ve sair eti yenilir 
kuslar 


Helal mala hirsh olmak 


Nefs-i 
Levvame 


Tekkeler 


Kalbin temizligiyle tabir olunur. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Tellak; 


Bakislanni haramdan sakinmadigina 


Nefs-i 
Mulhime 


TesbTh 


istenilen seye ulasmaya. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Tilki 


Hile, yalan - dolan, arabozuculuk ile 
ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Top silahi 


§eytanT vesveselerin zayif sifatidir, 
bunlara galip olundugunu gosterir 


Nefs-i 
Mutmainne 


Topal 


Hakyolda az hizmette bulunmak. 


Nefs-i 
Mulhime 


Tras olmak ve 


Ruhun nurunun artmasina isarettir. 


Nefs-i 



102 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



benzeri 




Levvame 


Tuzcu 


Nefsin salih (fazTletli) olmasina, 


Nefs-i 
Mulhime 


Tufek 


SeytanT vesveselerin zayif sifatidir, 
bunlara galip olundugunu gosterir 


Nefs-i 
Mutmainne 


Vahsi kuslar 


Salih amele gayret etmek ve ele 
gegirilmesi ve gekilen zorluklar, nefs-i 
levvamenin mesakkatine katlanarak, 
amel-i salih kazanmakla, mesakkat 
gekerek amele gayret gostermeye 
isaret eder. 


Nefs-i 
Levvame 


Vekiller 


Akilda olgunluga erme ve maksuda 
yaklasmaya, 


Nefs-i 
Mutmainne 


Veliler gormek 


Korktugundan emin olmaya ve 
umduguna nail olmaya, 


Nefs-i 
Mutmainne 


Vezirler 


Akilda olgunluga erme ve maksuda 
yaklasmaya, 


Nefs-i 
Mutmainne 


Yabanci kadinla 
kucaklasmak 


Nefsin ruha itaatsizligine isarettir. 


Nefs-i 
Levvame 


Yagmur 


ilahT rahmettir. 


Nefs-i 
Safiye 


Yanmamij 
mumlar 


Nefsin gafleti 


Nefs-i 
Levvame 


Yay 


§eytanT vesveselerin zayif sifatidir, 
bunlara galip olundugunu gosterir 


Nefs-i 
Mutmainne 


Yemek 

(Hububattan helal 
olan seyleri) 


Nafile ibadetlere ehemmiyet 
gostermeye isarettir. 


Nefs-i 
Levvame 


Yesil fayirlar 


Salih amel ve ihlasa sahib olmak 


Nefs-i 
Levvame 


Ye§il renk 


Nefs-i Mutmainne'nin galebesine. 


Nefs-i 
Mutmainne 


Yilan 


Eza (sikinti, eziyet, zulum) ve cefa ile 
ta'bir olunur. 


Nefs-i 
Emmare 


Yildinm 


istenilen seye suratle vasil olmaya, 


Nefs-i 
Mardiyye 


Yildiz 


Nefsin aydinhgina. 


Nefs-i 
Mardiyye 


Zevceye sanlmak 


Nefsin ruha tabi olmasina; 


Nefs-i 
Levvame 


Ziyaretyerleri ve 
bunlarm benzeri 
kutsal yerler 


Kalbin temizligiyle tabir olunur. 


Nefs-i 
Mutmainne 



Internet Yazilan 103 



GORULDUKLERI GUNLERE GORE RUYALARIN TABIRLERI 



GUN 


YORUMU 


1 


Hayirh haber seving ve mutluluktur. 


2 


Ug gun sonra meydana gikacak olan buyuk sevingtir. 


3 


Ruya iyi degildir. Sadaka vermek lazimdir. 


4 


Mai ve nimete, isaret eder. 


5 


Ruya yolculuga, mal ve nimetin meydana gelmesini temenni 
etmeye isaret eder. 


6 


Yola gikmaya. 


7 


Niza ve mucadeleye, 


8 


Kaybolan seylerin tekrar bulunmasina alamettir. 


9 


Sevince, 


10 


Seving ve senlige, 


11 


Ne hayra ne de serre isaret eder. 


12 


Saadet, mal ve nimete i§aret eder. 


13 


Gorulen ruya iyi degildir. Sadaka vermek gerekir. 


14 


Hayirh haber alarak sevinmeye i§arettir. 


15 


Yine hayirh haberle sevinmeye isaret eder. 


16 


Dost ve ahbaplardan birinin vefat haberiyle uzulme 
kederlenmeye isaret eder. 


17 


istirahat ve saadete, sayisiz mal ve nimete isaret eder. 


18 


Seving ve mujdeye isaret eder. 


19 


iyi degildir. 


20 


Buyuk bir adamla dostluga, 


21 


Seref ve vakara, 



104 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



22 


Sevince 




23 


Korku, izdirap ve sakinmaya 


24 


Ayiplama ve kinamaya isaret eder. 


25 


Buyuk sevince, 


26 


Kudsiyyete. 


27 


Bitmeyen bir sevince, 


28 


Sevinc ve mujdeye isaret eder. 


29 


iyi degildir, sakinmak ve tevbe etmek gerekir 


30 


Sevdigi bir erkek veya sevdigi bir kadini gormekle 
isaret eder. 


sevinmeye 



Kaynakca 

Cizelge icin daha genis bilgilere bu kaynaklardan ulasabilirsiniz. 

Hafiz Hulusi Efendi hzl: Abdurrahman ACER, Mizanu'n- Nufus (Ruyalar Isiginda Nefis 
Mertebeleri) [Kitap]. - istanbul : Sebil, 2006. 

Hafiz Hulusi Efendi Mizannu'n Nufus [Kitap]. - istanbul : Huseyin Remzi Matbaasi, 1305. 



DIN VE MUTLULUK 

Din tapinma dilidir, inanan kisinin bilgisine kilavuzluk eden, onu guvenilir kilan, canh tutan, 
imani akhna uygun yapan tapinma fiilleridir. 

[insan, dogumundan olumune kadar hep mutlu olmak arzusu igerisindedir. Mutluluk insanin 
hayatmin amaci ve anlamidir. Bu yuzden o, daima ona mutlulugu yasatacak §eyi arar durur. 

Modern dunyada teknolojinin ve bilimin ilerlemesi ile insanin mutlulugunun artacagi 
dusunulmustiJr. Oysaki teknolojinin ilerlemesi insanin mutlu olmasina vesile olmamis, aksine 
kayginin, sikintinin, stresin artmasina neden olmustur. Bu ortam icerisinde insan kendisini 
mutlu edecek her yontemi kullanmaya cahsmistir. Ki§iLERi MUTLULUGA GOTURECEK CE§iTU 
FORMULLER URETiLMEYE gAU§ILMI§ VE BU FORMULLERLE iLGiU YONTEMLER VE KiTAPLAR 
TUM DUNYA UZERJNDE RAGBET GORMU§TUR. 

Baslangicini insanhgin baslangic tarihi olarak gosterebilecegimiz dinler de kisilerin 
mutlulugunu hedeflediklerini, amaclannin insana dunya ve ahiret mutlulugunu kazandirmak 
oldugunu ifade etmislerdir. Oyleyse mutlulugu arzulayan insan icin dinler olumlu bir katkida 
bulanabilir. Cunku dinler, insanin yaratihsina uygun formuller ileri surer ve iddia ederler. Bu 
yuzden bir dine inanma nasil insanin dogasinda yer ahyorsa, inandigi dinin ona mutlulugu 
getirecegi dusuncesine sahip olmak da kisilerin zihninde yer alabilir. Bu durumda din ile 
mutluluk arasmda anlamh bir iliskinin var oldugu soylenilebilir.] 174 

[Ancak modern donemin burjuvazi kesimi, geleneksel din kavramini kokten degistirerek 
yerine kusursuz evren duzenegini yaratan "iyi ve Adil Saat Yapimcisi", herkesi ayni duzeyde 
seven, onlara gunah isleme ya da gunahtan kaginma ozgurlugu veren, sadece gok buyuk 
gunahlari cezalandiran yeni bir Tann koydu. Allah Teala'yi mantikT onermelerle ispatlanmasini 
rasyonel bir soyleme gegirdiler ve iNANCI Ki§iSEL BJR SECiM saydilar. ] 175 Bu sekilde insan akh 
kansti. Birgok uydurma ve benzeri hayale gelmeyen kurgular ile olur olmaz felseft, ideolojTk 
turevler iginde dinleri ve manevT hayatlan zayiflamaya basladi. Hakikatte din zayiflamaz, dint 
ya§ayi§ zayiflar. UrkuntiJler iginde her gegen gununde insan garesizlilerini gidermek ve mutlu 
olmak igin gayret gosterse de sonu?ta uzulen ve oldugunde dunyaya gelip ve gelmedigi 
kimseler tarafindan hatirlanmayan birey olarak kalmaktadir. 

insan mutluluga azicik bir seyle kavusur. Fakat sevdigi sey bir zaman sonra onu sikmaya 
baslar. 

Sonsuz hirs ve istek karsisinda ezilen insan igin ancak Allah Teala'nin tatmin edebilecegini 
gormekteyiz. Sonsuzluk ancak Allah Teala'da olunca baska bir seyden mutlu olunacagini 
sanmak yanhs olabilmektir. Allah Teala dahi insanin fitratinda usanc oldugunu bildigi icin 
ibadetleri cesitlendirdi. Her zaman ibadet etmeyi degil, bazi zamanlarda ibadeti emretti. 
Mesela, namazi kilmak degil namazi yerine getirmek niyetinde olursa namaz seni sikmaz. Zira 
her namaz kilmakla namazi gercekle kilmis degildir. Eger oyle olmus olsa idi, mutsuz insanlan 
namaz kilanlar icinde gormezdik. 

Sonuc olarak bedeni zevkler hicbir sekilde insani mutlu etmiyor. RuhanT zevkler ise gecici bir 
donem mutluk veriyor. Onun icin tek kurtulus din sahibi olmak degil, Allah Teala'yi sevmek ve 



ACABOGA Asiye, Din-Mutluluk ili5kisi. - Kahramanmara§ : Siitcu imam Universitesi Sosyal Bilimler 
Enstitusu Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim dah Yuksek Lisans Tezi-204569, Ocak-2007, s. IV 

ER, Filiz, Ontolojinin Dint Tasavvurlann icerigine Etkisi (Dogal Teoloji). - Bursa : Uludag Universitesi 
Sosyal Bilimler Enstitusu Felsefe Ve Din Bilimleri Anabilim Dah Din Felsefesi Bilim Dah Yuksek Lisans Tezi 
204782, 2006. , s. 82-85 



106 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



ona kendimizi sevdirmenin yollanni bulmaktir. 

ibadet fokluguna yok itibar b\g 
Kulundan Haliki ho§lanmaymca 176 



Kuddusi kaddese'llahu sirrahu'l azTz 



IYiLiKLERIN KOTULUGE DONU^MESI 

Bir seyin yok edilmesinin prensibi, ya dogrudan ya da dolayh yollardan mudahaleden gegtigi 
herkes tarafindan bilinmektedir. Dogrudan mudahalenin karsisinda tepkiler her zaman 
olmustur. Ancak dolayh mudahalenin ne tepkisi, ne de bir uyancisi vardir. Genellikle dolayhnin 
gelis yonu hep olumlu taraftan gozukup bu sekilde de algilanmis olmasi ashnda illuzyondan 
baska bir sey degildir. Bu durumu aciklayabilmek icin, Osmanhnin yikihs politikalanndaki iyi 
insanlann rolunu ornek olarak anlatacagiz. 

iyi insanlar, iyilik namina bir seylerden bahsederken, sonucta yikimin onculeri olmuslar ve 
bunda kendilerinin bir payi olabilecegini hie dusunmemislerdir. Bu konuda, nasihat turunden 
yazilmis siyasetnameleri soyleyebiliriz. Bu kitaplar, ashnda hep iyi olmanin ve tecrubelerin bir 
kazanimi sonucu olarak yazilmis olmalan acisindan gercekten guzel ve faydahdirlar. Ancak 
verdikleri etkinin tepkisi ise, hicte dusunuldugij kadar iyi olmamistir. 

Osmanh imparatorlugunda, XVI. yuzyihn ikinci yansindan sonra bas gosteren bunahmlar, 
donemin dusunurlerini ve devlet yonetiminde deneyimi olanlan, careler aramaya yoneltmistir. 
Eflatun'un "Politia"sindan ilham alan, bu tur siyaset kitaplanni yazma geregini dusunenler 
"siyasetname" olarak isimlendirilen eserleri ile yazildiklan doneme 151k tutmaya gahsmislardir. 
Ancak bu tur ve benzeri kitaplann, ortaya koydugu kotulesme durumlan, insanlann bakisini 
olumsuz etkileyecek bir yapiya maalesef donuserek, gergekte her bahsedilen durumun, ayni 
sekilde cereyan edip etmedigi de belli olmayan bu bilgiler yuzunden, umumun psikolojik 
yapisinda aksi tesirler meydana getirmistir. Bu kitaplann ortaya koyduklan problemlerin, ne 
sinirda oldugu da kesinlik bildirmekte yeterli olamamistir 

Bahsedilen kitaplar, iyi olmanin kutsal citasini yuksek tutarak ulasilamayacak seviyeye 
cikarmis olmalan sebebiyle, insanlann hem kendilerine hem de digerlerine karsi guvenlerini 
yitirmelerine sebep olmuslardir. Burada hatirlanmasi gereken asil konu, Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin, islam'i teblig ederken, karsisindaki insanlann anlayisini bloklama taktigi 
yapmadan, en onemli ibadetimiz olan namaz hakkinda "Benim nasil namaz kildigimi 
gordiiyseniz, oyle namaz kihn." (Buhari) buyurmasi bir gercegi haber vermektedir. Yani 
insanlann terbiye edilmesinde nasihat edilirken ornekleme yapilmahdir. Mesela "yonetici 
sabirh olmahdir." Yerine "filan devlet adimi sabirla hareket ettigi icin tebaasmi su 
sikintilardan kurtardi" demek arasinda algilayis yonunden cok fark vardir. ^unku okuyan veya 
duyan kisinin, musahhas bir kisi ile orneklenmesi, onun hayal dunyasmda butun insanlan 
kapsamaktan cikartacaktir. Sadece ornege bakar ki, bu durumda diger insanlar hakkinda 
tohmet etmekten de kurtulmus olur. 

Bahsettigimiz gibi Osmanh imparatorlugunu yikan sebepler icinde sadece insan faktoru 
olmayip, dunya uzerindeki ekonomik yeni olusumlann getirileri de var oldugu anmak isteriz. 

Sonuc olarak nasihat kitaplan yazanlann, faydayi celp eden durumlan muhakkak vardir. 
Ancak zarar verici taraflannin da oldugunu aciklamis bulunmaktayiz. Bu nedenle, ornek insan 
yetistirmenin daha onemli oldugu ortaya cikmaktadir. Mesela; Muhammed Bican Efendi, 
yazdigi Muhammediyye'yi, hocasi Haci Bayram-i Veil kaddese'llahu sirrahu'l azTze takdim 
ettiginde; 

"Ey Muhammed! Bu kitabi yazacagma, kalbinin nurlanmasi icin cah$san, nefsini terbiye 
etmek icin ugrasip onu yola getirseydin daha iyi olmaz miydi?" buyurdugunda, Muhammed 
BTcan bir "Ann!" cekti ki, o anda kitabm acik olan sahifeleri "Ann" atesinden karanp simsiyah 
oldu. 



108 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Bize, milletimize ve devletimize dusen en onemli gorev "adem yeti§tirmek" davasini tekrar 
canlandirmak ve bunun onundeki engelleri ortadan kaldirmaktir. Adam sayisinin arttigi 
yerlerde, ademler aza duserse, hangi tedbiri ahrsak alahm sonug daima olumsuz olacaktir. Bir 
toplulukta, ornek gosterecegimiz, sozune fiiline itibar edebilecegimiz ki§ilerin az ya da hig 
olmamasi, ne kadar aci ve tizuntu verecek bir durum olabilecegini soylemeye gerek yoktur. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, islam dini yasayarak teblig edip, insanlara ogretti. 
Bizde konusanlardan <pok, yasayanlan ornek alahm. Konusmak kolay, islemek ve uygulamak ise 
zordur. 



MURITLERDEN ONCE $EYHLERI TERBIYE EDELIM 

Zamanimizda, nefis ve ruh iliskilerini, ferdiyet temelinde cozumleye gah§an, eskiye donuk 
merkezli aciklamalar, hem seyhlerden hem de muritlerden yogun ele§tiriler almis olmasma 
ragmen, cogu zaman oturmus bir metodolojiye sahip tasavvuf kavrami, insanlann hayatlan 
boyunca en gudu bir bicimde varhgini ve etkisini surdurmeye devam ettirmektedir. Ancak 
tasavvuf? yaklasimin, insanlar arasi iliskiler, kurumlar, fikirler ve usuller cercevesindeki 
cozumleme anlayisi, gunumuzdeki teskilatlanmis tarikatlann, kendi amaclan dogrultusunda 
kullanma imkanlan henuz ortadan kaldirmadigi gibi, surekli bir doktrin olarak zayiflayip guc 
kaybetmeye yuz tutmaktadir. Bazi kesimlerden cikan duzeltici yaklasimlar, tasavvuf sistemini 
ve cemaat kavramini one ahp, insanlar arasi iliskilere getirdigi yeni aciklamalann, buyuk bir ilgi 
gormesine ragmen, son yillarda iletisim teknolojisi sayesinde ulasilan gerceklerle, daha 
onceden anlatilan bircok seyin gorundugu gibi olmadigini gostermektedir. 

Tasavvufi temellerin catirdamasinda, butunuyle insan yasamin zor sartlarla idamesi 
temelinden bagimsizlasma egilimini gostermesiyle, yeni degiskenler ve kategorilerin ortaya 
gkmasina sebep olmustur. Bu meyanda cemaatlerin bijyume amafh hareketleri, \ge kapamk 
olmak veya olmamak arasinda kalmistir. Bu durum ise usulde zayiflama ve igerik bosalmasina 
engel de olamamistir. insanlar arasmdaki bagimhhk arttikfa, insamn yalnizlasmasi artik 
mumkun degildir. Halbuki cemaatlesmenin bugunku duzeyi dikkate ahndiginda, henuz sozu 
edilen bu degisimlerin yeterince olgunlasmadigi gorulmektedir. 

Cemiyetlesme surecinin ileri boyutlara varmasi yaninda gunumuzde, insanin kendi 
hayatinda ferdilesmesi ve istikrar arayislannin, onceki zamanlara nazaran arttigini gormekteyiz. 
Buna ragmen, tarikatlann kendi kendilerini yeni duruma gore disipline etmeyi gereksiz gorup, 
adapte olamamalan sebebiyle, dunya hayati ve ekonomik politikalann olusturacagi yeni duzen, 
daha sert ve baski kisitlamalanni tarikatlara dayatarak, giderek artan bir olgude, onlan igine 
gekmeye veya yok etmeye gahsacaktir. Bu sebeple, tasavvufi hayatta yeni bir yenileyici ve 
devrim olmasi gerekmektedir. Eger bu basanlamazsa, insanlann yuzyillar oncesinde uyum 
saglayarak basanh oldugu bu sistemi kaybetmesiyle, toplum buyuk bir deger kaybma ugramis 
olacaktir. Bu ise gelecekte meydana gelebilecek tehlikeli durumlann olusmasina sebep teskil 
edebilir. 

Tasavvufun temelinde, beseri katmalar gok oldugundan, dinin akideleri gibi saglamhgini 
korumasi mumkun degildir. Genellikle sapik firkalann, tasavvuf kulturleri igerisinde olma 
nedeni budur diyebiliriz. Onun igin, su an seyh adi ile geginenler, kendilerine geki duzen 
vermelerinin gerekliligi onemli noktaya gelmistir. ^unku uzun bir gelecek insanhgi 
beklemektedir. §6yle bir dusunun, istanbul'da yasayan bir insana, "Eski Topkapi garaji, bir 
zaman sonra bir uzay istasyonu olacak" denilse hi? inanabilir mi acaba? §u anki sartlar, tabiT ki 
bunu hayalden oteye goturemeyecektir. Fakat byle oldugu zaman da "..bak adam nasil 
bilmis..." gibi cumleler de hevai olacaktir. Buradan bahsetmek istedigimiz, tasavvufi terbiyede 
unutulmus olan "hedef sunmak usuliinii" hatirlatmak icindir. Bu usulu, Rasulullah sallallah u 
aleyhi ve sellem kullanmistir. Arabistan collerinde, dunyanin bircok yerinden habersiz olanlara, 
konstantiniye'yi (istanbul'u) hedef gosterirken, hedeflenen sey ile dunya imannin, maddT ve 
manevTtemel dinamiklerini ortaya cikanp tespit etmesidir. 

Bir rivayette sudur. Hafiz Ebu Nuaym ve Yahya bin Said-til UmevT; Kelbi'ye dayanarak 
diyorlar ki, bir defasinda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Beni Bekr bin Vail'e gitti ve 
onlarla sohbet ederken "savas durumunuz nasil" diye sordu. Onlar dediler ki : 



110 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



"Biz ne iran'la savasacak durumdayiz, ne de iran'a kar§i kimseyi koruyabiliriz." Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem soyle dedi: 

"Bir gun gelecek, siz onlarm menzillerine ineceksiniz, onlarm kadmlariyla evleneceksiniz 
ve onlarm evlatlarim esir alacaksmiz." Bu gorusmeden sonra, Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem oradan aynldi ve oraya Ebu Leheb geldi ve halka soyle dedi: 

"Bu adam eskiden 50k iyi idi, ama simdi akhni kacirmistir." Bent Bekr bin Vail'e mensup 
olanlar da dediler ki: 

"Evet, iranhlardan bahsedince, onun akli dengesinin yerinde olmadigma kanaat getirdik.". 
Bu vak'a gosteriyor ki, o siralarda higbir Arap, Araplann iran gibi muazzam bir saltanati yerle bir 
edip, butun iran'a hakim olacaklarim, akillannin uclanna bile getiremiyordu. Boyle bir sey 
onlarca, sadece deli divane bir kisi tarafindan soyleyenebilirdi. Fakat aradan 15-16 sene 
gecmedi kT, ayni adamlar Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin soylediklerinin harfiyen 
gerceklestigine sahit oldular.] 177 

Bugun, hala Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin mucizesi ve ikrami olan [Diyarbakir en 
eski ismi Asur kaynaklannda Amid olarak gecmektedir. Diyarbekir ismi ise, Arabistan'dan goc 
eden bir kabTleden ortaya cikmistir. Arabistan'dan gelen Beni Bekr KabTlesi Dicle civanna 
yerlestiler. Bolgeye "Bekrlerin Diyan" manasina gelen Diyar-i Bekr ismi verildi. Zamanla bu isim 
Diyarbekir olarak soylenmeye baslandi. 1937 senesinde Bakanlar Kurulu karanyla Diyarbakir 
olarak degistirildi.] 178 

Sonucta, kabugunu kinp icinden cikamayan civciv blur. Tarikatlar, ferdin ahlakini terbiye 
etmeyi dusunurken, cemaat terbiyesine, dolayisiyla toplumun icine acilmaya, onlan kendileri 
ile bulusturmaya ve bedevi olmaktan kendilerini kurtaramaya yoneltmelidir. Bu nedenle ilk 
yapilacak sey, (her ne kadar yasak olsa bile) §eyh, ijstad... adi ile unlenmis kisilerin, ilk once 
egitimden gecirilmesi gerektigidir. Muritler sinifi, ruzgar onunde ucan gazeller gibidir. Nerede 
bir ruzgar bulursa, onun elinden kendini kurtaramaz. Osmanh imparatorlugu'nun yikihsina 
sebep seyler arasinda, bu seyh taifesini gorulunce, Meclisi Mesayihi kurmaya mecbur kalmis ve 
bu isin basibos birakilmayacagini anlamistir. Ancak ne var ki, bu tedbirin vakti gecmis oldugu 
icin, cokta etkili de olmamistir. Daha sonra 1925 te tekkelerin kapatilmasi ile bu durum basibos 
bir hal altinda, kismT ve gizli devam etmistir. Ancak, siyasilerin cikar amach goz yummalan ile 
yeniden (sosyal bir gercek olan) cemaatler olusmustur. Fakat bu seferde, amaci ve istikameti 
belirsiz, toplumda icinde bulunan veya ne oldugu belirsiz bir hal almistir. Bizim burada demek 
istedigimiz, bu basiboslugun onune gecmek ve bezirganvari hareketleri onlemektir. Gercek ve 
mecburiyet arz eden bu durumu, yok etmektense, kontrol altinda tutmak ve ilerisi icin tedbir 
almak, toplumun yikilmamasi ve ayakta durabilmesine yardimci olunmasi acisindan, milletimiz 
icin hayati bir onem arz etmektedir. 



Mevdudi trc: Nairn ASRAR Tarih Boyunca Tevhid Mucadelesi ve Hz.Peygamber [Kitap]. - Ankara 
Pmar, 1984. s.580 
Rehber Ansiklopedisi 



THE STONING OF SORAYA M. (SUREYYA'YI TASLAMAK) 

ROMAN: Freidoune Sahebjam 

YONETMEN:Cyrus Nowrasteh 

SENARYO: Cyrus Nowrasteh, Betsy Nowrasteh 

OYUNCULAR: James Caviezel (The Passion Of The Christ, Pay It Forward), Shohreh 
Aghdashloo (House Of Sand And Fog, X Men: The Last Stand) , Mozhan Marno , Navid 
Negahban (24) 

YAPIMCILAR: Stephen McEveety, John Shepherd, Todd Burns 

YAPIM YIU: 2009 

TUR: Dram, Gercek Hikaye 

FILMIN HIKAYESI 

Sureyya Manutchehri, 35 yasinda yedi cocuk annesi bir kadin. Kendi deyimiyle "zahmetsiz 
bir es" 13 yasindayken degis tokus olarak planlanan bir evlilikle, kuciJk suclardan sabikah, 20 
yasindaki AN ile evlendirilir. Sureyya 22 yilhk evlilikte dokuz kez hamile kahr. 

Kocasinin dayaklanndan dolayi iki bebegi olu dogar. Sadece dayak degil, hakaretleri ve 
fahiselerle dusup kalkmalan da vardir. Ama en kotusu en buyuk iki oglunu surekli annelerine 
karsi kiskirtir. Ashnda AN adi bir suclu degildir. O dinciligi maske olarak kullanan sadist ve 
acimasiz bir adamdir. Komsu kasabada gardiyan olarak calisir. Orada tanidigi idamlik doktorun 
14 yasindaki bir kizina (Mehri) goz koyar. Onunla mutlaka evlenmelidir. iran'da cok eslilik 
serbest olmasina ragmen AN, hem iki ailenin bakimi ustlenmek, hem de ilk kansi Sureyya yi 
bosayip nafaka vermek istemez. Bu durumda ilk kansini nasil basindan def edecektir? 

Kocasi AN tarafindan tezgah kurulur. Kansi olen Hasim'in yanina yardim etme ve para 
kazanmasi bahanesiyle Sureyya tuzaga cekilir. 

Sadakatsizlikle sugla, kurtul! 

Kocasinin hicbir seyi kendi gozleriyle gormesi ya da Sureyya 'nin tamamen masum olmasi 
onemli degildir. Bu iftiranin sadece Ali'nin kuzeni tarafindan onaylanmasi, ustelik "orada bir 
guliimseme", "§urada bir el degmesi" "Yatakta uyuma" gibi anlamsiz suclamalarla 
onaylanmasi yeterlidir. Adli makamlar bu uyduruk iftiralan "delil" olarak kabul eder mi? Ancak 
seriat kanunlan uygulayanlann basmda, Sah yonetimi zamaninda cocuk tacizciliginden hapse 
atihp, daha sonra gardiyan AN tarafindan sucu ve ahlaksizligi ortbas edilip "saygideger" bir 
molla olan ahlaksiz (Hasan) varsa, deliller tamdir ve gecerlidir. 

Sureyya sadakatsizdir! Sureyya sucludur! Cezasi olumdur! 

15 Agustos 1986 recm cezasi ile dunya hayatina veda eder. 

Kocasi AN Doktorun kiziyla evlenemez. Muhtar ibrahim oyuna geldigi icin pisman olur. 
Hasim yalanci sahitlik yaptigini itiraf eder. Ancak Sureyya olmustur. 

FILMIN YORUMU 

Filmin islam'i kotuleme kasti ile cekilmis olmasi dusunulebilir. Bilgisiz ve orta derecede bilgi 
sahibi olan insanlan etkileyecek tarzda cekilmis. Fakat filmin hatalarla dolu olusu filmin 
kiskirtici sinifinda kalmasina sebep olmaktadir. Bu nedenle bir zaman sonra unutulup gidecek 
tarzdadir. Filmin senaryo kaynagi olan kitabi ne kadanyla aksettirdigi hakkinda fazla bilgimiz 
yok. Ancak "recm" uygulamasinin yasanilmis bir olay olarak aksettirildigi durum uzere 



112 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



soylenecek tek bir soz vardir. O da cehaletin acimasiz pencelerinde eziyet ceken iyi ve kotu 
insanlar. 

Film cehaletle kotulerin daha cok kotu olabilecegi ve iyilerinde kotuler karsisinda ezilerek 
yapmayacagi seyleri yapmaya nasil sevk olabilecegini gostermektedir. 

KuciJk bir koy yerinde iktidarsiz muhtar, hirsh koca ve cahil din adami ucgeninde halkin 
aldatilmasi ve oyuncak olmus bir dini hayatin acikh durumu insani gercekten cok uzuyor. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin nubuvveti doneminde de bu bedevi takimindan ne 
kadar eziyet cektigini bilmekteyiz. Onun "Medine" diyerek ba§lattigi sehirlesme ve 
medenilesme hareketi bu tur on yargi ve adalet adina yapilmis adaletsizlikleri onleme 
projesidir. 

Filmde mollanin "Bu olup bitenler simrlarimiz iginde kalmah" demesiyle din adina bir seyin 
yapilmadiginin itiraf edilisi ne kadar uziku bir durumdur. 

Zalimler eline dusmus yalanci sahit (Hasim) in itirafinin da bir §eyi degistirememesi Jyilere 
"vaktinde yapilmayan §eylerin" ne kadar gecersiz olusunu aksettirmektedir. £unku Sureyya 
rahmeti rahmana kavusmus sadece acisi kalmistir. 

Aynca filmde recm icin gerekli dort §ahidin yerine iki sahitle bu duzmeceyi hazirlamak ise 
din kisvesi altinda islenen zulmu ve dinin yanli§ anlasilmasina neden olmaktadir ki bu da aynca 
gunahtir. 

Sonuc olarak Sureyya gercegi ve sonuclanyla bir acinin itirafidir. Hak ve hakikat olan i§lerin 
uygulamadaki zorlugunu bu film bize gostermektedir. Onun icindir ki, tarihte usuliine ve 
sartlanna uygun recm cok az denecek kadar uygulanmistir. 179 Bu sebeple islam Dini recmi 
uygulamaktan cok caydinci etki fonksiyonu ile ele aldigi bir ceza olarak gormustur. ^unku Allah 
Teala bu cezanin uygulanisindan daha onemsiz olanlan Kur'an-i Kerim'de aciklarken bundan 
bahsetmemesi bu durumun en acik ornegidir. Bu acik kapida Allah Teala'nin gunahkar kuluna 
dahi merhametinin isaretidir. Yeri geldigi zaman ruhsatlann uygulanmasini murat ettigine recm 
uygulamasi ornek sayilabilir. 

Konu uzerinde burada size sunacagim yazilmis bir makale ozetini okudugunuz zaman acikca 
goreceksiniz ki, recm vardir, fakat hakiki manada uygulamak cok zor ve mumkun 
goriinmemektedir. 

ISLAM HUKUKUNDA RECM CEZASI 

Doc. Dr. Osman KASIKg 
Erzincan Universitesi Hukuk Fakultesi Ogretim Uyesi. 



"Osmanh'da 1 kez uygulandi " Recm cezasi, alti asir devam eden Osmanli devletinde sadece bir defa, 
1680'de, Dorduncu Mehmed'in saltanati sirasmda uygulandi. Yahudi bir erkekle ili§kiye giren Musliiman 
bir kadm, Sultanahmet Meydani'nda taslanarak recm edildi. Kadm, evliydi ve baska bir erkekle basilmisti. 
Rumeli Kazaskeri Beyazizade Ahmet Efendi, zina eden gifti yargiladi ve kadmm ta§lanarak oldurulmesine, 
erkegin de kafasimn kesilmesine hukmetti. Turk hukuk sisteminde o zamana kadar gortilmemis olan bu 
karar, sarayda ve yonetim gevrelerinde tepkiyle karsilandi. Bazi yiiksek burokratlar karan geri almasi 
veya bir baska infaz bicimi uygulatmasi icin Beyazizade'yi siki§tirdilar, ancak baskilar ters sonug verdi. 
infaz gunii, mahkumlar, Sultanahmet Camii'nin hemen karsismda bulunan burmali tasin onune 
getirildiler. Ortada iri ta§lardan olusan bir yigin vardi. Kadm, burada onceden kazilmis olan gukura beline 
kadar gomuldii ve infaz basladi. ilk tasi, recm hiikmunu vermi§ olan Rumeli Kazaskeri Beyazizade Ahmed 
Efendi atti ve bunu diger taslar takip etti. Kanlar icinde kalan kadmm can vermesinden sonra , erkegin de 
kiligla boynu vuruldu (Murat Bardakci) 



Internet Yazilan 113 



I- Genel Olarak 

Recm, birine tas atma, tasa tutma, tasla oldurme, sovme, lanet etme, kovma, birinin 
namusuna iftira etme, kotu zanda bulunma anlamlanna gelen bir kelimedir 180 . Ayni kokten 
"radm"; recm olunan, taslanan, kovulan ve lanetlenen anlamindadir. Kur'an-i Kerim'de bir 

■l 01 -l 01 

konu hakkinda bilmeden konusmak ve seytanlan taslamak anlaminda kullamlmistir. Terim 
olarak recm zina eden muhsan kadin veya erkegi taslayarak oldurmek demektir. 

Zina edenlere recm veya baska §ekilde olum cezasi verilmesi islam'a has bir uygulama 
degildir . Gerek dint gerekse besen hukuk sistemlerinde zina eden kimselere genellikle 
surgunden olume kadar agir cezalar verildigi bilinmektedir. 

Mesela Hammurabi Yasasma gore zina edenler suda bogularak oldurulurlerdi. Eski 
Yunanda da evli kadinla zina eden erkek oldurulurdu 183 . Diger taraftan Tevrat'ta, zina eden 
evli kimselere recm cezasi verilecegi hukum altma almmigtir 184 . incil'de ise, Hz. isa'ya zina 
etmis bir kadmin recmedilmek iizere getirildiginden soz edilmektedir 185 . 

Il-Kur'an'da Recm 

Kur'an'da zina edenlere hapis , eziyet ve celde (sopa) cezasi verilecegini ongoren uc 
ayet vardir. "Zina eden erkek ve zina eden kadmin her birine yuz degnek vurun" seklindeki 
celde ayetinde, evli-bekar aynmi yapmamistir. Aynca celde ayeti bu konuda en son indigi icin 
digerlerini hukumden kaldirdigi(neshettigi) genellikle kabul edilmektedir. Bununla birlikte hapis 
ayetinin lezbiyen kadmlar, eza ayetinin livata yapan erkekler ve nihayet celde ayetinin de zina 
eden kadin ve erkek icin oldugunu da ileri surenler de olmustur 189 . Goriildiigii iizere Kur'an'da 
zina cezasi olarak recm yoktur. Bununla birlikte hadis kitaplannda Hz. Omer radiyallahu anhin 

"ihtiyar erkekle (es-seyhu) ihtiyar kadin (ve's-seyhatu) zina ederlerse, onlan recmedin" 
seklinde bir ayet oldugu, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ve kendilerinin recmi 
uyguladiklan, ileride bazi kimselerin "Biz Allah'm kitabinda recmi bulamiyoruz" diyerek 
sapitacaklanni, "Eger insanlar, Omer Allah'm Kitabma ilave yapti demeyecek olsalar, bu ayeti 
Mushaf'a yazardim" dedigi rivayet edilmektedir 190 . Ancak Hz. Omer'den bu olayi aktaran 
ravilerden bir kismi cerh ve tadil alimlerince zayif kabul edilmistir 191 . Aynca rivayetlerin bir 
kisminda recm ayetinin metni yok, olanlarda da birlik soz konusu degildir. Yine bu rivayetlerde 
recm ayetinin mensuh, hukmunun ise baki olduguna iliskin bir degerlendirme de 
bulunmamaktadir. Yine kullamlan ifadeye bakihrsa gene evlilere recm uygulanmayacagi 
sonucu cikanlabilir. Dolayisiyla bu rivayetlere dayanilarak, Kur'an-i Kerim'de recm ayeti oldugu 
ve daha sonra da lafzinin nesh edildigi, fakat hukmunun baki kaldigi iddia edilemez. Diger 



180 I'bn Manzur, Lisanu'l-Arap, C. XII, Beyrut Ty. s. 226. 

181 Kehf, 18/22. 

182 Mulk, 67/5. 

183 Sadri M. Arsal, Umumi Hukuk Tarihi, istanbul 1944, s. 128. 

184 Levililer, 20/10; Tensiye, 22/23. 

185 Yuhanna, 8/3-11. 
185 Nisa, 4/15 

187 Nisa, 4/16. 

188 Nur, 24/2. 

189 Alusi, 11,236; Resit Riza, Tefsiru'l-Menar, IV, 1973, s. 435. 

190 Muslim, Hudud, 15; ibn Mace, Hudud, 9; ibn Hanbel, I, 55-56; Malik, Hudud, 10 

191 Tirmizi, Hudud, 7; ibn Ebi Hatim, Kitabu'l-Cerh ve't-Tadil, IX, Beyrut 1953, s. 265; Hakim, Mustedrek, 
IV, 360 



114 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



taraftan Kur'an'in cem'i sirasinda Hz. Omer'in bu ayeti getirdigi ve baska sahit bulamadigi icin 
Kur'an'a yazilmadigina 192 iliskin gorus de tarihi gerceklerle bagdasmamaktadir. Yine Allah size 
oncekilerin (dogru) hayat tarzlanm gostermek istiyor..." 193 hukmunden kastin Kitab-i 
Mukaddes oldugu, iki kitap arasinda zina gibi cinsel suclarda buyuk benzerlikler 
bulundugundan recmin, Kur'an'da kaynaginin bulundugu gorusune de katilmak mumkun 
degildir 194 . Zira aym esaslar cercevesinde Kur'an'da zina igin ongorulen ceza ile Tevrat ve 
incil'deki recm hiikmiiniin neshedildigi sonucuna da varanlar da olmustur 19S . 

Ill- Sunnette Recm 

Sunnette recm ile ilgili su hadisleri goruyoruz: 

"... Musluman bir kimsenin kanini (akitmak) su uc seyden biri disinda helal olmaz: Zina eden 
evli kimse..." 196 . 

"Dulun dul ile zinasinda recm vardir" 197 . 

Hapis ayetinin 198 nuzulunun hemen akabinde, ayette gecen "sebil" kavraminin izah edildigi 
ve Ubade b. Samit'in rivayet ettigi hadiste de Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "zina 
eden evlilere yuz sopa ve recm, bekarlara ise yuz sopa ve bir yil surgun" 199 cezasi verilecegini 
ifade etmistir. 

Diger taraftan Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in birkac kez recmi uyguladigi da 
rivayet edilmektedir. 

Bunlardan ilki zina eden iki Yahudi'nin recmidir 20 °. Bu recmin hicretin hemen akabinde 
uvgulandigi ve zina edenler Yahudi oldugundan veva Kuran'da zina cezasi bulunmadigindan 
Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in Tevrat ile amel ettigi genellikle kabul 
edilmektedir 201 . 



Yine Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme, Maiz b. Malik el-Eslemi isminde birisi gelip: 
"beni temizle" diyerek zina ettigini dort defa ikrar etmis, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem de akli melekesini, sarhos olup olmadigini ve medeni halini sorduktan sonra onu 
recmettirmistir. Recmedilirken kacmaya tesebbus eden Maiz icin Hz. Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem 

"Keske biraksaydimz! Belki tovbe eder de Allah Teala tovbesini kabul ederdi" demistir. 
Aynca Maiz'i kendisine gonderen kisiye de 

"Ya Hezzal, Maiz'i elbisenle ortseydin, senin icin daha hayirh olurdu." tavsiyesinde 
bulunmustur 202 . 

Maiz hadisi, ifadeleri farkh olsa da yaklasik 15 sahabe tarafindan nakledilmistir ve hadis 



192 Suyuti, itkan, I, istanbul 1978, s. 78. 

193 Nisi, 4/26. 

194 Muhammed Hamidullah, Aziz Kur'an(f;ev. Abdulaziz Hatip- Mahmut Kanik, istanbul 2003, s. 229. 
Abdulaziz Baymdir, Dogru Bildigimiz Yanli§lar, istanbul 2006, s. 245. 

Buhari, Diyat, 6; Muslim, Kasame, 25, 26; Tirmizi, Diyat, 10; ibn Mace, Hudud, 1; Nesai, Kasame, 5, 6; 



Ibn Hanbel, I, 382. 
Muslim, Hi 
Nisa, 4/15. 



197 Muslim, Hudud, 12; Ebu Davud, Hudud, 23; Tirmizi, Hudud, 8. 



199 Buhari, Tefsir, 4; Muslim, Hudud, 12; ibn Mace, Hudud, 7; Ebu Davud, Hudud, 23; Tirmizi, Hudud, 8; 
ibn Hanbel, V, 317. 

200 Buhari, Hudud, 24,37; Muslim, Hudud, 26. 

201 Serahsi, IX, 40; Resit Riza, V, 25; Zuhayli, VI, 42. 

202 Buhari, Hudud, 25; Muslim, Hudud, 22; Ebu Davud, Hudud, 23; Hakim, Mustedrek, VI, 363; ibn 
Hanbel, V, 217. 



Internet Yazilan 115 



kriterleri acisindan da sahih kabul edilmistir. Ancak hie birisinde Maiz'in ne zaman 
recmedildigine yer verilmemi§tir. Oysa hukuk kurallannin zaman bakimindan yururlugu son 
derece onemlidir. Safii, Maiz'in hicretin ilk yillannda recmedildigi kanaatindedir 203 . Diger 
taraftan rivayetlerde Maiz'in recmine sahit oldugu anlasilan Nasr b. Dehr, hicretin yedinci 
yihndaki Hayber savasinda sehit olmustur. O zaman bu olay hicri yedinci yildan once 
gerceklesmis olmahdir. Celde ayeti ise hakim olan goruse gore hicretin altinci yihnda gelmistir. 
Bu durumda recm olayi ile celde ayetinin inisi birbirine yakin olmakla birlikte hangisinin once 
oldugunu tarn olarak tespit etmek mumkun degildir. Bununla birlikte Maiz'in recmini rivayet 
edenlerden birisinin hicretin dokuzuncu yihnda Medine'ye gelen ibn Abbas radiyallahu anh 
olmasi da dikkat cekicidir. Ancak onun da baskasmdan duydugu halde kendi ifadesi gibi 
nakletme ihtimali vardir. 

Yine Cuheyne kabilesinden bir kadin zinadan hamile olarak Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve selleme gelmis ve kendisine haddi uygulamasini istemistir. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellem onu geri cevirerek tovbe ve istigfar etmesini istemistir. 

Kadin daha sonra tekrar gelip yine geri cevrilince Maiz gibi kendisini de geri cevirmemesini 
istemistir. Kadinin dul oldugu anlasihnca Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 

"Git doguruncaya kadar bekle" demistir. Bu arada Ensardan bir adam kadinin bakimini 
ustlenmistir. £ocuk dogunca kadin Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme tekrar gelmisse 
de bu defa da cocugu sutten kesinceye kadar emzirmesi istenmistir. Kadin cocugu sutten 
kestikten sonra getirdiginde de Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 

"Bu durumda kadmi recmederek cocugu kimsesiz birakmayiz" diyerek onu geri cevirmistir. 
Bunun uzerine Ensardan bir adam cocugun bakimini ustlenince Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellem kadinin gogsune kadar cukur kazilmasini ve kadinin elbiselerinin uzerine 
baglanmasini istemis sonra da onu recmetmelerini soylemistir. Recmden sora kadmi cukurdan 
fikartmis ve cenaze namazim kildirmistir 204 . (Sureyya filminde ise gomulmeyip dere kenanna 
birakilmasi seklindeki uygulama cehaletin derecesini daha guzel gostermektedir.) 

Cuheyneli (Gamidli) kadinin ne zaman recmedildigini de kesin olarak bilemiyoruz. Ancak 
kadinin "Beni de Maiz gibi geri cevirmek mi istiyorsun" ifadesi bu olayin Maiz'in recminden 
sonra oldugunu gostermektedir. Aynca rivayetlerde ismi gecen imran b. Husayn hicri yedinci 
yilda, kadmi recmedenler arasinda zikredilen Halit b. Velid ise hicri sekizinci yilda Musluman 
olmustur. Tarihciler de bu recmi hicri dokuzuncu yil olaylan arasinda zikretmislerdir 205 . 
Dolayisiyla soz konusu recmin celde ayetinden sonra uygulandigi anlasilmaktadir. 

Yine Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid'in rivayet ettigi bir hadiste de isvereninin esiyle zina eden 
bekar isci(Asif)ye yuz degnek ve bir yil surgun, kadina ise recm cezasi uygulanmistir 206 . Soz 
konusu olayin da ne zaman cereyan ettigi de belli degildir. Ebu Hureyre olayin sahidi olarak ravi 
olduguna ve hicri yedinci yilda Musluman olduguna 207 gore en azindan bu tarihten ve 
dolayisiyla celde ayetinden sonra oldugu anlasilmaktadir. 

Hadis kitaplannda yukanda soz konusu edilen recm uygulamalanndan baska Ebu Zer, Leclac, 
Vail el-Kindi, Cabir b. Abdillah ve Huzeyme b. Mamer'den de rivayetler vardir 208 . Dolayisiyla 



203 Beyhaki, VIM, 225. 

204 Muslim, Hudud, 22; ibn Mace, Diyat, 36; Malik, Hudud, 2; ibn Hanbel V, 348. 

205 Diyarbekri, II, 139. 

206 BuharT, Hudud, 30, 34, 38; Muslim, Hudud, 25; Malik Hudud, 6. 
207 Ayni, XXII, 291. 

208 Ebu Davud, Hudud, 23; Tirmizi, Hudud, 22; ibn Hanbel, V, 179. 



116 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



recm konusu, ahad degil, mutevatir derecesindeki hadislerle sabittir. Ancak bu rivayetlerde 
zaman verilmemesi dikkat gekicidir. 

IV- Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden Sonra Recm Cezasi 

Recm uygulamalan, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem donemi ile sinirh olmayip rasit 
halifeler, tabiin ve sonraki donemlerde de devam etmistir 209 . Kuran'da recm hukmunu 
goremiyoruz diyen Haricilere, Omer b. Abdulaziz, farz namazlann vakit ve rekatlannin sayisinin, 
zekatin kimlere farz oldugunun, miktannin ve nisabinin da Kuran'da olmadigini bu hususlan Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yaptigini ondan sonra da Muslumanlarin uygulamaya 
devam ettiklerini, recmin de ayni sekilde oldugunu belirtmistir 21C . 

Osmanh kanunnamelerinde de recm cezasi duzenlenmistir. Kanuni donemine ait bir 
kanunnamede zina icin ongorulen para cezasindan once "lakin ala vechi'§-§er recm kilmah 
olmasa" 2n ifadesinden recm yapilamadigi durumlarda para cezasinin verilecegi 
anlasilmaktadir. Ayni sekilde ser'iye sicilleri 212 ve seyhulislam fetvalannda 213 da zina eden 
muhsanlann 214 recmedilecegi ifade edilmektedir. 

V- Recm Cezasinin Mesruiyetine iliskin Goriisler 

Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve daha sonraki uygulamalar, Kur'an-i Kerim'deki 
zina icin ongorulen ceza ile ortusmeyince ilim adamlan bu hususta farkh fikirler ileri 
surmuslerdir. 

A- Recmi Kabul Etmeyenler ve Gerekceleri 

Recm cezasini kabul etmeyenler birden fazla gerekce ileri surmuslerdir. Hariciler ile bir kisim 
Mutezile ve bazi Siiler recm cezasini, Kuran'da olmadigi gerekcesi ile reddetmislerdir 215 . 
Haricilere gore, Allah Teala'nin Kitabi, yalan olmasi muhtemel olan ahad haberlerle terk 
edilemez 216 . 



Diger bir kisim muellife gore ise, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in recm 
uygulamalan, celde ayetinden oncedir ve bu ayetle soz konusu uygulama kaldinlmistir 217 . 
Aynca eger recm cezasi kabul edilecek olursa Kuran'da zina eden cariyelere uygulanacagi 
belirtilen, "zina eden bekar-hijr kadmlara uygulanamn yarisi" 218 , ifadesi nasil anlasilacaktir. 

Recmin yarisi olmayacagma gore recm diye bir ceza da soz konusu olamaz. 



209 Buhari, Hudud, 21; Beyhaki, Sunen, VIII, 215; Malik, Hudud, 9, 11; Safii, Omm, VI, 167; ibn Ebi Seybe, 
Musannef, X, Bombay 1401, s. 89. 

210 ibn Kuteybe, Tevilu Muhtelifi'l-Hadis, C. XII, Beyrut 1972, s. 310. 

Uriel Heyd, Studies in Old Ottoman Criminal Law, Oxford 1973, s. 56, dpn.6. 

Zanilerin ikran ile sabit olan brnek igin bkz. Akgunduz, §er'iye Sicilleri, II, 104; sahadetle sabit olup 

uygulanan recm cezasi igin bkz. Erdem Yucel, Osmanh imp. ilk ve Son Recm, Hayat Tarih Mecmuasi, S. 

7, istanbul 1970, s. 88. 
213 Abdurrahim Efendi, Fetevay-i Abdurrahim, C. I, istanbul 1827, s.99; AM Efendi, Fetevay-i AN Efendi, 

istanbul 1893, s. 134. 

Muhsan: Fik: Akil. Bulug. islamiyet. Hiirriyet. Nikah-i sahih ile teehhul vasiflarmi cami olan kimse. 
215 ibn Hacer, XII, 98. 

ibn Kudame, Mugni, XII, Kahire 1986, s. 309. Bu elestirilere recmin ahad degil, mutevatir haberle sabit 

oldugu ve ayetin mutevatir haberle tahsis edildigi, kaldi ki haber-i vahid ile de ayetin tahsisinin de 

mumkiin oldugu seklinde cevap verilmistir. Aynca Haricilerin, recm gibi hususlarda, siinnete tabi 

olmayi reddettikleri igin sapittiklan da ileri suriilmiistur (Razi, XXIII, 134; Sabuni, II, 23; ibn Teymiye, 

Mecmu'ul-Feteva, XIII, Kahire 1404, s. 208. 

Siileyman Ates, Kur'an-i Kerim Tefsiri, II, istanbul 1995, s. 577; Bayindir, 242. 
218 Nisa, 4/25. 



Internet Yazilan 117 



Yine Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin hanimlanna uygulanacak cezanin da recmle 
bagdastinlmasi soz konusu olmaz. £unku onlar eger zina edecek olursa normal kadinlann iki 
kati 219 cezalandinlacagi hukme baglanmistir 220 . Recmin iki kati nasil olamayacagina gore recm 
de yoktur. Dolayisiyla recmin ne yansi ne de iki kati uygulanamayacagindan zina cezasinda 
evli-bekar aynmi yapilamaz 221 . 

Recmi reddedenlere gore, recm ile ilgili rivayetler, Tevrat vasitasi ile islam'a girmistir 222 . 
Aynca nakillerde ifade edilen uslup ve ilahi kelam acisindan da islam'da recmin varhgini kabul 
etmek mumkun degildir. Hz. Omer'e atfedilen recm ile ilgili bir ayet oldugu iddialanna ne nakil, 
ne akil ne de Kur'an'da kullanilan usluba uygunluk acisindan katilmak mumkun degildir. 
Nakilde gecen ifadeye bakihrsa gene evlilere veya dullara recm uygulanamaz. Aynca hirsizhk, 
sarhosluk, kazf gibi hadleri acikca belirleyen ilahi iradenin onlardan daha agir olan recmi Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e birakmasi kabul edilemez 223 . Dahasi bir ayetin lafzi ile 
hukmu aynlmaz bir butundur. Lafzi mensuh olan ayetin hukmunun de mensuh olmasi gerekir 

224 

Sonuc olarak recmle ilgili ilk donem uygulamalanna iliskin rivayetler tamamen uydurma 
olup recm cezasi. ozel sartlar nedeni ile Hz. Omer tarafindan ihdas edilmistir __. 
B- Recmi Kabul Edenler ve Gerekceleri 

islam hukukunda recm cezasi oldugunu ileri surenler de goruslerini birden fazla gerekceye 
dayandirmislardir. Her seyden once Hz. Omer'in sozunu ettigi recm ayetinin lafzi mensuh olsa 
dahi hukmu bakidir 22S . Aynca Hz. Omer'in minberde recm ayeti ile ilgili konusmasma 
sahabeden bir itiraz gelmediginden bu hususta siikuti icma olusmustur 227 . 

ikincisi, Hanefi, Safii, Maliki, Hanbeli ve Sii hukukculann cogunluguna gore recm, Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sozu, fiili ve tevature yakin haberlerle sabittir. Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sunneti ile Kuran'in bir hukmu tahsis edilmistir. Aynca 
ashap ve tabiin de bu konuda icma etmistir 228 . Gercekten Kuran'da pek cok hukum genel 
(amm) olarak gelmistir. Daha sonra bu hukumler sunnetle tahsis veya takyit edilmistir. Mesela 
hirsizin elinin Kuran'a gore en kucuk bir sey caldiginda dahi kesilmesi gerekirken sunnet bunu 
takyit ederek miktanni belirlemistir. Yine namazin vakitleri, rekatlan, zekatin hangi maldan ne 
kadar verilecegi, olu hayvan eti yemenin yasakhginin kara hayvanlanna tahsisi hep Hz. 



219 Ahzab 33/30. 

Peygamber ejleri ile ilgili cezanin ahirete yonelik oldugu da ileri siirulmu§tur. Bkz. Kurtubi, Cami', XIV, 
176; Taberi, Camiul-Beyan, XXI, 101; Yazir, VI, 309. 

221 Derveze, et-Tefsiru'l-Hadis (Terc. Mustafa Altmkaya), C. VI, istanbul 1998, s. 310. 

222 Schacht, islam Hukuka Giris, Ankara 1977, s. 26; Ucok, 133; Oztiirk, 608. 

223 Ali Mansur, Nizamu't-Tecrim, Medine 1976, s. 179. 

224 I'bn Hacer, Feth, XII, 120. 

Fazlurrahman, islam Geleneginde Saglik ve Tip (Trc. Adnan Biilent Baloglu) Ankara 1997, s. 78. 
ibn Kuteybe, 314; ibn Hacer, XII, 143; Suyuti, II, 34. Ancak Kur'an'da nesh ayetinde "biz bir §eyi 
nesheder ya da unutturursak daha iyisini veya benzerini getiririz(Bakara 2/106)denmektedir. 
Dolayisiyla bu sekildeki nesh anlayisjmn Kur'an'm hukmune uygun oldugu soylenemez. 
Nevevi, XI, 191. Vakia o sirada btitun muctehit sahabelerin orada olduguna ili§kin bir bilgimiz 
yoktur(Baberti, V, 230). 
228 Merginani, 11,96, Baberti V,230; ibn Kudame,XII,309, §irbini, Mugni'l-Muhtac, C. IV, Beyrut 1933, s. 
146, ibn Hazm, el-Muhalla, C. XI, Kahire Ty., s. 231; ibn Rust, Bidayetu'l-Mugtehid, II, Kahire 1406, s. 
628; Hilli, Muhtasaru'n-Nafi, MisirTy., s. 215; ibn Abidin, VI, 13; Ebu Zehra, Ukube, 97; Udeh, II, 383; 
Zuhayli, VI, 23; Keskin, 131. 



118 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in tahsis ve takyit yetkisi cercevesinde konulan 
hukumlerdir. Bu durumda genel olarak zina edenlere sopa cezasi verilecegini hukme baglayan 
ayet, bekarlara tahsis edilmis, evlilere ise recm uygulanacagi Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellem tarafindan hem ifade edilmis hem de uygulanmistir 229 . 

Yine §afii'ye gore de celde ayetinden sonra Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
Allah'tan aldigi bir emir (vahy-i gayn metluv) ile zina eden evlilere recmi uygulamistir 230 . Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in zina eden Yahudilere Tevrat'in hukmu olarak recmi 
uyguladigi dogru olmakla birlikte daha sonra zina eden muhsan Muslumanlara kendi ictihadi ile 
recm uygulamistir. ikisi de ilahi olan dinlerin hukumleri arasinda bu tur benzerliklerin olmasi 
tabiidir 231 . Su kadar var ki birisinde kitaba giren husus digerinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin soz ve uygulamasi ile sabit olmustur. Dogrusu degisen bir sey oldugu soylenemez. 

Sahabi ravilerin recmi bizzat gorerek naklettikleri anlasildigindan Maiz, Gamidli kadin ve 
Asifin recminin celde ayetinden sonra oldugunun anlasilmasi ve sahabe ile tabiinin recmi 
uygulamaya devam etmeleri recmin celde ayetinden sonra da uygulandigi hususundaki kanaati 
guclendirmektedir. Bu sebeple recmin celde ayetinden once mi sonra mi oldugu hususunda 
herhangi bir suphe kalmamistir 232 . 

Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den "zina eden evlilere yiiz sopa ve recm, 
bekarlara ise yiiz sopa ve bir yil siirgiin" 233 cezasi verilecegine iliskin rivayetten hareketle Hz. 
AN kerremallahu veche zina eden evli bir kadma once sopa vurup sonra da recmettikten sonra 

"Allah'in kitabma gore sopaladim, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sunnetine 
gore de recmettim" 234 demesinden hareketle islam hukukculan recmle birlikte sopa vurulup 
vurulmayacagi hususunda farkh fikirler ileri surmuslerdir. ibn Abbas, ibn Mes'ud, Obey b. Ka'b, 
Ebu Zer, Hasan Basri, ishak b. Rahuye, ibn Hanbel ve Davud ez-Zahiri de once sopa sonra recm 
cezasi verilir 235 . Cumhura gore ise, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, soz konusu hadise 
ragmen sadece recm uygulamistir. Bu nedenle aynca sopaya gerek yoktur 236 . islam tarihi 
boyunca da cumhurun gorusu uygulanmistir. 

Diger taraftan recmin had degil, ta'zir oldugu da ileri suriJlmustur 237 . Devlet baskaninin 
ta'ziren olum (siyaseten kalt) cezasi verebilecegi islam hukukculan tarafindan kabul 
edilmektedir 238 . Ancak recm, ta'zir cezasi olsaydi tarih boyunca farkh uygulanir ve Hz 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu cezayi hafifletmeye herkesten daha fazla hak sahibi 
oldugundan hafifletirdi 239 . Nitekim Gamidli kadma recm uygulamamak icin adeta elinden 



229 Mursafi, Ehadisii'r-Recm, Beyrut 1994, s. 63-64; Mevdudi, III, 459. 
230 er-Risale, 147. 

E. Bugra Ekinci, islam Hukuku ve Onceki Seriatlar, istanbul 2003, s. 176. 

Seybani'nin, Abdullah b. Ebi Evfa'ya Hz. Peygamber'in recm uygulayip uygulamadigini sormasi, onun 

da uyguladigini ancak celde ayetinden once mi sonra mi oldugunu bilmedigini (Buhari, Hudud, 21) 

soylemesi ferdi bir durumdur. 

233 Muslim, Hudud, 12; ibn Hanbel, V, 317. 

234 Buhari, Hudud, 21. 

235 Cassas, Ahkamu'l-Kur'an, III, Beyrut 1986 s. 225; ibn Kudame, XII/313; Ferra, 264. 
ibn Rust, 11/629; Omer Nasuhi Bilmen, Hukuk-i islamiyye, III, istanbul Ty., s. 225. 

Mustafa Zerka, Feteva, Dimask 1999, s. 392; Karaman-f^aginci-Donmez-Gumus, Kur'an Yolu Turkce 
Meal, C. II, Ankara 2004, s. 24; Mustafa Avci, Osmanli Hukukunda Suclar ve Cezalar, istanbul 2004, 
s.199. 

238 ibn Abidin, IV/62. 

239 Mursafi, 75. 



Internet Yazilan 119 



geleni yapmis, once cocugu dogurmasi sonra emzirmesi daha sonra da cocugu yalniz 
birakamayiz diyerek kadmi geri cevirmij ama kadin israr edince recmi uygulamak zorunda 
kalmistir. Nitekim Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in tahsisleri genelde agirlastirma 
degil, hirsizhkta nisap, olu hayvan etinin haramhginin kara hayvanlanna tahsisi gibi hafifletme 
seklindedir. Diger taraftan zina kamuya yonelik (hakkullah) suclardan oldugundan normal 
cezayi uygulayip gerisini Allah Teala'ya birakmak asil olmasi gerekirken Hz. Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin ta'ziren cezayi artirmasi mantikh degildir. Aynca Hz. Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellemin recm uygulamalan hep ikrar ile sabit olmus, dolayisiyla kamu duzeni recm 
gibi agir bir cezayi uygulayacak kadar bozulmamis hatta olaylar suyu dahi bulmamistir. 

Yine Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin, Maiz'in recm esnasinda kactigi kendisine 
anlatihnca "Ke§ke biraksaydiniz!" demesinden de ta'zir hukmu cikanlamaz. Zira zina, ikrar ile 
sabit olmus ise, recmden kacma ikranndan rucu' olarak kabul edilir ve had duser 240 . 

VI- Recmin Uygulanabilmesinin Sartlan 

A- ispat Edilmis Bir Zina Olmahdir 

Zina eden kimsenin recmedilebilmesi icin ikrar veya dort erkek sahit gerekir. Zina ikrannda 
bulunan kisi akilh ve ergen olmah, zorlama altinda bulunmamahdir. $afit ve Malikiler'e gore bir 
ikrar yeterli ise de Hanefi ve HanbelTler'e gore ikrar dort ayn mecliste yapilmahdir. $afii 
disindaki hukukculara gore ikrar sozle yapilmahdir. Yazi ve isaretler ikrar sayilmaz. Aynca ikrar, 
hakim ya da devlet baskaninm huzurunda olmah ve yapan sarhos olmamahdir. Zanilerden biri 
ikrar, digeri inkar ederse, ikrar edene recm uygulanir. Ebu Hanife, ibn Hanbel ve Safii'ye gore 
recm esnasinda kacan kimse ikranndan rucu etmis sayihr. 241 . 

Zinanin dort sahitle ispati icin sahitlik yapanlann akilh, ergen, hiir, Musluman, en az dort 
erkek, adil, ayni olaya, bir mecliste ve mazeretsiz olarak aradan uzun zaman gecmeden sahitlik 
yapmalan gerekir. Aynca sahitlerin "kihcin kinina girdigi gibi" gorduklerini acikca beyan 
etmeleri gerekir. Birlikte, oynasirken, ayni yatakta gormek yeterli degildir. 

Zahirilerin disindaki hukukculara gore dort sahidin de erkek olmasi gerekir. 

§afii, Maliki ve Hanbelilere gore zina eden kadinin kocasi dort sahitten biri olamaz. 

Hanefi, Zahiri ve Zeydi hukukculara gore ise koca dort sahitten biri olabilir. §ahit sayisi 
dortten az olur veya dorduncu sahit "sadece bunlari bir yorgan altinda gordiim" gibi kapah 
beyanda bulunursa, Hanefi, Maliki ve Zeydilere gore, diger tic sahide "zina iftirasi" cezasi 
uygulanir ve recm cezasi duser. Zahirilere gore kazf ayn bir sue oldugundan sahitlerin dortten 
az olmasi veya diger sebeplerle kendilerine had-i kazf vurulmaz. 

Ebu Yusufa gore sahitlerden biri tas atmaktan kacinir veya sahitlikten rucu' ederse recm 
cezasi uygulanmaz. Recm'den sonra sahitler sahadetten rucu ederlerse sahitlere kazf cezasi 
uygulanir ve her biri dortte bir diyete mahkum edilir 242 .(Sureyya filminde bu turlu bir sey 
yoktur. Yani hatah uygulama ornegidir.) 

B- Zina Edenlerin Belirli §artlan Tasimasi Gerekir 

1. Zina edenler ergen ve akilh olmahdir. Taraflardan birisi akilh ve ergen olmazsa diger taraf 
recmedilir. 

2- iradi bir cinsel temas olmahdir. Cinsel temasin, Ebu Hanife'ye gore onden, imameyn ve 
diger tic mezhebe gore ise on veya arkadan olmasi fark etmez. Malikilere gore olu ile cinsel 



240 Zuhayli,VI, 56. 

241 1'bn Kudame, VIII, 191; Zuhayli, VI, 53,56. 

242 Serahsi, IX, 37; Muhammed Ebu Zehra, Cerime, Kahire 1976, s. 71; Behnesi, el-Medhalii'l-Fikhiyyu'l- 
Cinaiyyi'l-I'slami Kahire 1983, s. 56; Udeh, II, 411; Zuhayli, VI, 49. 



120 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



iliski de zina sayihr. Yine §afii, Hanbeli ve Zeydiler ile imameyne gore hayvanla iliski de zina 
hukmundedir. 

3. Zina eden kisi muhsan olmahdir. Muhsan olmak icin evlenmis, hur ve Musluman olmak 
gerekir. 

a) Evlilik: islam hukukculannin cogunluguna gore evliligin kisiyi muhsan kilmasi icin halen 
veya daha once sahih nikahla evlenmis ve bu nikah devam ederken, kadinin hayizh, ihramh ve 
itikafta olmadigi bir donemde bir defa da olsa cinsel temasta bulunmus olmak gerekir. Buna 
gore batil veya fasit nikahla evlenmek kisiyi muhsan kilmaz. Gunumuz hukukculannin bir kismi 
aksi kanaatte olmakla birlikte 243 , sahih evliligin kisiyi muhsan kilmasi icin zina ettigi sirada 
evliligin devam ediyor olmasi gerekmez. Caferilere gore ise daimi olmadigindan mut'a nikahi ile 
evlenen, sahih evliligi sona eren, esinden uzak veya esi hapiste olan kimse muhsan sayilmaz 244 . 

b) Hiirriyet: Kisinin muhsan sayilmasi icin hur olmasi gerektiginden kole ve cariyeler evli ve 
Musluman dahi olsalar muhsan kabul edilmezler. Hatta evlilikte taraflardan biri hur olmazsa 
hur olan taraf bu evlilik sebebi ile muhsan olmaz. Caferilere gore ise, cariyesiyle cinsel iliskide 
bulunan kimse muhsan olur 245 . 

c) Miisliimanlik: Hanefi, Maliki ve Zeydilere gore bir kimsenin muhsan sayilmasi icin 
Musluman olmasi sarttir. Buna mukabil §afiT, ibn Hanbel ve Ebu Yusuf'a gore Muslumanlik 
muhsan olmanin sarti degildir. Zina eden zimmi ceza infaz edilmeden Musluman olsa muhsan 
olmayacagi gibi zina ettikten sonra Muslumanin irtidat etmesi de muhsanhginin kaybina sebep 
olmaz 246 . Zina edenlerden birisi muhsan olur, digeri olmazsa sadece muhsan olana recm 
uygulanir. 

4. Taraflar arasinda akit veya akit suphesi olmamahdir: Zahiriler disindaki hukukculara 
gore, mut'a, sigar, bir kadini tic talakla bosayan kocasma helal kilmak icin yapilan nikah, velisiz, 
sahitsiz, talak-i bainle bosadigi kadinin kardes vs. ile nikah, talak-i bainle bosadigi dorduncu 
kadin iddetinde iken baska birisi ile evlenenin nikahmda oldugu gibi fasit veya hukmu tartismah 
nikahlardan sonra yapilan iliskilere suphe nedeni ile recm uygulanmaz. Buna karsihk Ebu Hanife 
disindaki islam hukukculannin cogunluguna gore, amca, teyze gibi evlenilmesi haram olan 
kisilerle veya besinci bir kadmla, baska birisi ile evli bir kadinla, uc talaktan sonra hulle 
yapilmadan ayni kadinla evlenen kimsenin nikahi batil oldugundan bu kadmlarla yapilan akit ve 
sonrasindaki iliski recme mani degildir 247 . Yine para karsihginda zina, bir mehir karsihginda 
nikah akdine benzediginden bu kisilere, Ebu Hanife'ye gore, had cezasi uygulanmasa da Ebu 
Yusuf ve imam Muhammed'e gore uygulanir 248 . Bir kimse zina ettigi kadinla sonradan evlense 
veya o cariyeyi satin alsa da, Ebu Hanife disindaki hukukculara gore, bu durum recme engel 
teskil etmez 249 . 

5. Zina islam iilkesinde islenmis olmahdir. 
VII- Recmin infazma Engel Olan Haller 

ikrarda bulunan kisi infazdan once veya infaz esnasinda ikranndan donerse, her ne sebeple 
olursa olsun sahit sayisi dortten asagi duserse ve zina eden kisi dilsiz olursa recm cezasi 



243 Resit Riza, V, 21; Ebu Zehre, Ukube, 101; Avva, 226. 

244 I'bn Miinzir, icma, Misir 1402, s. 112. 

245 Necefi, XLI, 277. 

245 I'bn Abidin, IV, 16; Zuhayli, VI, 44. 
247 Behnesi, 62; Udeh, II, 56. 
248 Bilmen, 111,205. 
249 Kasani, VII, 62. 



Internet Yazilan 121 



uygulanmaz. Aynca Ebu Hanife'ye gore, infazdan once taraflardan birinin evli olduklanni iddia 
etmesi, sahitlerin sahadet ehliyetini yitirmesi, hadd-i kazfa mahkum olmasi, sahitlerden 
birisinin olmesi veya gaib olmasi halinde de recm cezasi uygulanmaz. Ebu Yusufa gore zina 
eden erkek ile kadin infazdan once evlenirlerse recm duser. Hamilelik cocugun sutten 
kesilmesine kadar recmin tehirine sebep olur 250 . 

VII- Recmin infazi 

Zina ikrarla sabit olmussa, recmi hakim ve halk yerine getirir. Zina sahitle sabit olmus ise, 
Hanefi ve Malikilere gore, infazda sahitlerin tamaminin hazir bulunmasi ve ilk tasi onlann 
atmasi, sonra hakim ve nihayet halkin taslamasi gerekir. Hanbeli ve §afilere gore sahitlerin 
recm mahalline gelmeleri gerekmez, infaza da hakim baslar 251 . Ebu Hanife ve ibn Hanbel'e 
gore recm esnasinda hakimin hazir olmasi gerekirse de imam Malik ve Safiye gore gerekmez 

252 

Recm cezasi, herkesin gorebilecegi bir meydanda, mumkun oldugu kadar cok kisinin katihmi 
ile erkek ayakta, Ebu Hanife, ibn Hanbel ve Malik'e gore cukur kazmaya gerek olmaksizin, imam 
Safi'ye gore, sadece kadin icin gogsune kadar, Ebu Yusufa gore ise hem kadin hem de erkek 
icin cukur kazilarak o cukura indirilir ve olunceye kadar kucuk taslar atilmak suretiyle infaz edilir 

253 

islam hukukcularmin cogunluguna gore recmle oldurulen kimse yikanir, kefenlenir, cenaze 
namazi kill n ir ve defnedilir. imam Malik'e gore ise had tatbik edilen kimsenin cenaze namazi 
kihnmaz 254 . 

Sonuc Recm cezasi, Kur'an-i Kerim'de yoktur. 

Kur'an-i Kerim'in zina eden evli-bekarlar icin belirledigi nihai ceza yuz sopadir. 

Ancak soz konusu ayetten sonra da Hz. Rasuliillah sallallahu aleyhi ve sellem ve sonraki 
donemlerde uygulandigi icin recm sunnet ve icma ile sabit olmustur. 

Bununla birlikte recm icin, zina edenlerde, sahitlerde ve olaym gerceklesmesinde cok agir 
sartlar aranmistir. 

Ozellikle zinanm sahitle ispatmda en az dort erkek gahid in zina halinde bizzat gdrmesinin 
sart kosulmasi, sahitlerin daha az olmasi veya birinin riicuu halinde digerlerine kazf 
cezasmm 255 uygulanmasi, boylece sahitlerin mumkun oldugu kadar olayi gizlemelerinin 
istenmesi adeta bu fiilin aleni islenmesi anlamma gelmektedir ki, toplum duzenini bu kadar 
bozan bir fiil icin recm gibi agir ceza ongorulmustur. 

Aynca zinanm ikrar ile sabit olmasi halinde kisinin ikranndan recm esnasinda dahi kacarak 
donebilmesi gibi durumlar sebebiyle recm, adeta sembolik bir ceza haline gelmistir. Bu 
sebeple tarih boyu uygulanan recm cezasi bir kaci gecmemi§tir. Burada recm cezasmdan bir 
sapma degil, sartlardaki agirhgm uygulamayi imkansiz olmasa da zor hale getirmesi soz 
konusudur. (Makale Bitti) 

Allah Teala'm bizleri gunah islemekten koru. Oyle gunahlar var ki onlann cezasini 
uygulamak, insanlara ne kadar agir ve zor gelecegi gibi, yillarca sineleri yakan aci olarak 



250 ibn Abidin, IV, 11; Udeh, II, 454. 
251 Behnesi, 69. 

252 ibn Kudame, XII, 312. 

253 Serahsi, IX, 51; Zeylai, Nasbii'r-Raye, C. Ill, Kahire 1938, s. 325. 

254 ibn Kudame, XII, 320. 

Kazf: Atmak. iftira atmak. Ehl-i namus bir kadma zina isnad etmek. Buna "kazf-i muhsenat" da denir. 



122 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



kalacagi gorulmektedir. Bizleri bizlerden muhafaza kilman igin niyaz ediyoruz. 



ANLA§ILMA MESELESI 

Gunluk hayatimizda kendisinin anlasilamayisindan yakinan birgok insan tipine rastlamamiz 
mumkundur. "Anla§ilamama" kavrammi, baskalan hakkinda ise "anla§ilamadi" olarak yine 
kullanmaktayiz. 

Anlasilamamak gergekten bir sikinti ve ayni zamanda derttir. Ancak bu konuda ortamm 
koydugu engellerden gok, bazi seylerin o §ekilde cereyan etmesi igin, sanki uzerimizdeki "ilahT 
iradenin" mudahalesi mi var? sorusunu da akhmiza ister istemez getirmektedir. insanlann 
birgok ortak paydasi oldugu halde, anlayi§taki bu sikintinin gergekteki asil yuzunu aralamakta 
ayni zamanda bir o kadar zordur. Cunku yanhs anlamalann, anlayislanni kabul ettigimiz deger- 
lerdeki hakikati ogrenecek kadar da maalesef hig birimiz cesur degiliz. Belki insanlann arzu 
ettigi gibi anlasilmasi mumkun olsaydi, sonug da acaba ne olurdu diye bu konuda hig dusunen 
yoktur. 

Anlasilma kavrami kriterlerinde ki sonsuz paradokslar, bu meselenin hakiki cephesini de 
kilitleyince, mutlak manada anlasmanin olamayacagi boylece ortaya gikmis olmaktadir. Bu 
nedenle butun bunlan dusundugumuzde hatinmiza geliyor ki, anlamak, anlamamak ve 
anlasilmak, anlasilamamak ashnda hepsi kaderin pargalandir. Kader ise gozumu yapilamamis, 
uzerine gidilememis ayn bir muammadir. Dibi gorunmeyen denizde yuzmenin, karh bir is 
olmadigini dusununce, sadece kendimizin kendimizi anlamasindan baska gikar yolumuz 
bulunmamaktadir. Ne yazik ki, insanlar kendilerini dahi anlayamiyorlar. Bazen bu o kadar ileri 
gider ki, iyilik adina ashnda kotu oldugumuz iyiliklerimiz vardir. Kotu hep kotu, iyi hep iyi midir ? 
pek anlasilamaz olmustur. Bu ise dunya gergegidir. 

Anlasilma meselesindeki agmazlan gorebilme isaretini, higbir zaman tarn anlamiyla 
bulamayacagimiz gok agik ve net oldugunu soyleyebiliriz. O zaman iyi nedir, kotu nedir? 
sorusunun cevabini bulmak zor olur. Bunun cevabi, sadece beser olarak bize gorunen kismidir. 
§eytanin varhgi ile olan durumda bunu hatirlatir. §eytan kotudur, olmamasi gerekirdi. Ancak 
daha sonra dusunuldugunde, luzumsuz olsaydi Allah Teala seytani yaratmazdi, deriz. 

Buradan bizim anlayacagimiz, insanin tarafini segerken verilmis iradesini onemsemesidir. 
Belki iradenin yonelimi, sonugta anlama ve anlasilma meselesinde, kotu seyin olmasina sebep 
olurken, niyetin gizli perdesindeki asil hakikat Allah Teala'nin kabul ettigi sey olacaktir. 
Rasulullah sa llallahu aleyhi ve sellem bu nedenle "ameller niyetlere goredir" buyurmasi ile 
karsisindakinin ne sekilde anlamasi onemli olmayip, kisinin durumu ve hareketi ele ahnacaktir. 
Yoksa karsi tarafin, birgok seyi anlamasinda sonu gelmez problemleri vardir. 



NASIL £EYH OLUNUR? 

Bir kimse hangi yoldan ve nasil seyh olur? 

Bu soruya verilecek tek bir cevap yoktur. £unku tarih boyunca cesitli yollardan ve cesitli 
§ekillerde irsat makamina ulasanlar olmus, zamanla kendiliginden tabii bir §ekilde irsat ve 
rehberlik mevkiine gelme faaliyeti, daha sonra bir takim kurallara, sartlara ve merasimlere 
baglanmistir. 



Sufilik, Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem-Sahabe iliskisinden kaynaklandigindan, 
once bu noktaya bakmak gerekir. Mu'min olarak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi goren, 
sohbetinde bulunup O'ndan feyz alanlara sahabe/ashab denilmesi islam! anlamda ruhani ve 
manevT hayatin cemaat halinde Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sohbetlerinde 
yasanmis olmasindandir. 

Buna islam sirnligi /mistisizmi ve batintligi/ esoterizmi demekte bir sakinca yoktur. Hz. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin sohbetinde bulunanlar O'nun vahiy ahrken gecirdigi 
vecd ve istigrak hallerini goruyor, burcu burcu manevTyat ve rdhaniyet kokan heyecanh ve 
etkileyici konusmalanni can kulagi ile dinliyor, hatta bazen bir bedevi, bazen Dihyetu'l-Kelb? 
adindaki bir gene suretine burunerek Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme gelen Vahiy 
Melegi Hz. Cebrail aleyhisselami goruyor, bu ve benzeri hallerden derin bir sekilde etkileniyor, 
hisleniyor, heyecanlaniyor, adeta kendilerinden geciyor, bu suretle Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellemin yasadigi sirrT ve manevT hayata katihyor ve bundan nasib/feyz ahyorlardi. 

Bu hayati bu sekilde yasayarak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem tarafindan talim ve 
irsatla gorevlendiriliyor, kabileler arasina gonderiliyorlardi. Bu sahabeler bulunduklan 
meclislerde, katildiklan sohbetlerde veya gonderildikleri kavim ve kabileler arasinda Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin huzurunda yasadiklan manevi hayati yasamaya ve yasatmaya 
gayret ediyor, bu suretle dint hisler ve heyecanlar Muslumanlar arasinda dalga dalga 
yayihyordu. 

Bazi hadislerde ilim meclislerinin yaninda zikir meclislerinin bulundugundan bahsedilir. Bazi 
hadislerde Allah Teala'yi zikr etmek uzere toplanan cemaat uzerine meleklerin gelip kanatlanni 
gerdiklerinden bahsedilir. Bu ve benzeri hadisler baslangictan beri Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellem brnek almarak muminlerin dint sohbetler duzenlediklerini, bu suretle dint his ve 
heyecanlan yogun, derin ve dolu dolu yasamaya gayret ettiklerini, sahabeden sonra bu 
gelenegin ve uygulamanin tabiine, onlardan da Etbau't-Tabiine intikal ettigini gostermektedir. 

Sufilerin sohbet meclisleri iste bu gelenegin bir devami, acihmi ve sartlara gore gelistirilmis 
bir seklidir. Soz konusu sohbetlere katilanlar arasinda; takva, ilim, kiraat, hitabet ve taat 
itibariyle digerlerine nazaran biraz daha onde olan, biraz daha fazla goze carpan, cemaatin 
onderi ve temsilcisi seklinde ortaya cikiyor; Hoca, alim ve delil olarak goruluyorlardi. Bunlann 
bir rehber ve cemaat onderleri seklinde belirmeleri baska birinden aldiklan icazete ve hilafete 
degil, tamamiyla kendi dindarhklarma, takvalanna, ihlaslarma, hayirseverliklerine ilimlerine, 
sahsT erdem ve yeteneklerine dayaniyordu. "Allah katinda en degerli olaniniz takvaca en onde 
olanmizdir." mealindeki ayet ve benzeri diger ayetler cemaat icinde boyle bir onderin ortaya 
cikmasina yol aciyordu. Siyasi alanda halifelerde aranan nitelik, ehliyet ve erdem anlayisi 
suphesiz ki dindar cemaatlere yansiyordu. 

ilk donem Muslumanlar arasinda cemaat onderleri bahsedilen tarzda tamamiyla serbest, dogal 



Internet Yazilan 125 



ve kendiliginden ortaya cikiyor, onderlerin kim olacagini onun kisisel meziyet ve yetenekleri 
belirliyordu. Bu durumu ilk sufiler arasinda acik olarak gormek mumkundur. Bu donemde belli 
bir cevrede ve belli mesrepte olanlar arasinda kabul goren, saygi goren ve ornek ahnan zatlar 
vardir. Bunlara bazen iistat, bazen imam, bazen delil, bazen sufi, bazen fakir, bazen arif, bazen 
da §eyh denirdi. Muhasibiye diye bilinen bir sufiler cemaatinin onderi olan Haris-i Muhasibi 
vefat ettiginde (Bkz ibn Hallikan, vefeatu'l - ayan II, 58) buna ragmen o unlu bir seyhti, ibn 
Hafif, tasavvuf yolunda uyulmasi gereken bes kisiden biri olarak O'nu goruyor ve baskalanna 
O'nu tavsiye ediyordu. Genellikle Tayfuriye, Hakimiyye, Kassariye, Sehliye vb. tasavvufi 
hareketlerve bunlann onderleri de boyle idi. 

IV / XI. Asirdan sonra tarikat teskilati ve tekke muessesesi belirgin bir sekilde ortaya 
ciktiktan sonra muritlik ve seyhlik de buna bagh olarak degismeye, belli kurallara baglanmaya 
basladi. Kurallannin artmasi ve onem kazanmasi neticesinde belli sistemler ve gelenekler 
olustu. Sonugta sekilcilikten ve merasimlerden miimkun mertebe uzak kalmasi gereken seyh 
- murid iliskisi sekilcilige ve merasimcilige donusmeye basladi. Bir dereceye kadar zahircilige, 
lafizcihga, kuralcihga, sekilcilige ve merasimlere tepki olarak ortaya cikan ve oyle olmasi 
mahiyetinin de geregi olan tasavvufi hayatm kendi icinde olusturdugu kurallara ve 
merasimlere donmesi onu oziinden uzaklastirmaya sebep oldu. Daha sonraki donemlerde 
hakh sikayetlere ve elestirilere maruz kalan tasavvuftaki sekilcilik ve merasimcilik boyle basladi. 
imam Rabbani kaddese'llahu sirrahu'l azTz son donem seyhlik anlayisindan yakmir. Son donem 
seyhleri bir seyhe baglanan bir mijrid baska seyhlerin sohbetinde bulunamaz, onlardan 
faydalanamaz, der. Bunu da fatal kazik yere batmaz, sozuyle dogrulamaya cah$irlar.(!) 
imam Rabbani diyor ki: 

"Bu yolda seyhlik - muritlik kiilah / hirka ve secere / silsile ile degil, yolu ogretmek ve 
ogrenmekle olur. Oysa hirka ve silsile mesayihm cogu nezdinde uyulmasi gereken bir kural 
haline gelmistir. Hatta son seyhlerin de Seyhlik - muritlik hirka ve silsileden ibaret bundan 
dolayi da onlar bir muridin birden fazla seyhi olmasmi caiz gormemekte, tarikat esaslarim 
ogretenlere seyh degil, miirsit demekte, seyhlere gosterdikleri saygiyi ve baghhgi tarn olarak 
miirsitlere gostermemektedirler. Bu da onlarin koyu bir cehaletin icinde bulunmalarmin ve 
akilsizhklarinin sonucudur. Bu cahil ve akilsizlar seyhlerinin talim seyhine de, sohbet seyhine 
de seyh dendigini bilmiyorlar. O buyiik seyhler bir muridin birden fazla seyhi olmasmi caiz 
gorurlerdi hatta onlar su kanaatte idiler: 

Talip, manevi gelismesi icin diger bir seyhin daha uygun oldugu kanaatine varirsa, onceki 
seyhi hayatta iken bile soz konusu kisiyi seyh edinmesi caizdir. Ve bu yijzden elestirilemez. 
Hace Naksibend bunun caiz oldugu konusunda Buhara ulemasmdan saglam bir fetva almisti. 
Bir murit luzum gorurse hirkayi irade seyhinden giyer, tarikati baska bir seyhten ogrenir, 
ijcuncij birini de sohbet seyhi edinebilir. Ama hirka seyhi ona bu iicunii birden verebilecekse 
en buyiik devlet bu olur. Talibin tarikati birden fazla seyhten ogrenmesi de birden fazla 
seyhin sohbetinde bulunmasi da caizdir. (Mektubat I, 199; istanbul, 1963) 

Oyle seyhler vardir ki kendilerine sadakatle bagh olan zeki ve yetenekli muritlerine: 
"Evladim, benim sana verecegim bu kadar, daha fazlasi bende yok. Sen daha fazlasma 
ehilsin, baska bir §eyhe git, yolun acik olsun." derler ve yetenekli muritlerin onunu acarlar. 
(Simdi bu turlu seyhe ornek vermek cok nadir ve yoktur.) 

BU DONEMDE SEYH OLMANIN BASLICA YOLLARI DA SUNLARDI: 

1-Eskiden oldugu gibi ibadet ve taate duskun ahlakh, edepli ihlash ve yetenekli dindar ve 
erdemli muminlerin, herhangi bir merasime bagh olmadan dogustan gelen yetenekleri ve 



126 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



nitelikleri sebebiyle kendiliginden rehber konumuna gelme gelenegi devam etti. Giderek alani 
daralan bu gelenek her zaman varhgini korumustur. 

2-Vefat eden seyh saghginda olumunden sonra yerine kimin gececegini acik bir sekilde tayin 
etmediginden muritler vefat eden seyhlerinin saghgindaki tavir ve hallerini dikkate alarak yeni 
§eyhlerini secerler. Bu secim usuludtir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin halifesini acik bir 
§ekilde tayin etmemis olmasi, sahabenin Hz. Ebubekir radiyallahu anhi halife secip kendisine 
biat etmis olmalan buna ornekti. 

3-istihlaf / tahlif usiilii. §eyh, hayatta iken yerine muritlerinden kimin halifesi olacagini 
sozlu yada yazih, agik veya isaret yoluyla belirler. §eyhin vefatindan sonra bu zat onun yerine 
gecer. Hz. Ebubekir radiyallahu anhin yerine Hz. Omer'i halife tayin etmesi buna ornektir. 

4-Cogu zaman seyh, yetenekli ve yetiskin muritleri arasinda sectikleri bazi kisileri saghginda 
irsatla gorevlendirerek uzak yerlerdeki muritlerine halifesi olarak gonderir. Bunlar mursitleri 
hayatta iken gittikleri yerlerde seyhleri adina irsat gorevlerini yuruturler. Bu anlamdaki halife 
eger bir tane ise seyh vefat edince yerine o gecer. §ayet halifeler birden fazla ise seyhlerinin 
vefatindan sonra bunlar bir araya gelerek iclerinden birini seyhin yerine gecirirler. Hz. Osman 
radiyallahu anhin sura usulu ile halife tayin edilmesine benzer, bu durum. Fakat bazi hallerde 
seyh adayi olan halifeler kimin halife olmasi lazim geldigi konusunda ya anlasamadiklanndan 
veya her biri bulundugu yerde bagimsiz bir seyh olarak irsat gorevini surdurmeyi tercih 
ettiginden, halifelerin bir birinden uzak bolgelerde ikamet etmeleri de bunu gerektirdiginden 
birden gok seyhler ortaya gikabilir. Bunlar kolbasi adi verilir. Bu durumda bir tarikat gesitli 
subelere - kollara aynlmis demektir. 

5-Veraset usulu vefat eden seyhin yerine oglunun veya kardesinin veya damadinin gegtigi 
de olur. Boylece seyhlik babadan ogula miras kahr. Hz. AN kerremallahu vecheden sonra oglu 
Hz. Hasan radiyallahu anhin halife olmasi da buna ornekgosterilir. 

6-Memluklerde ve son donemde Osmanhlarda oldugu gibi bazi hallerde ozellikle tekke 
seyhliklerine devletge resmen bazi ki§iler §eyh olarak atanabilmistir. Bu da tekkelerin ve 
seyhlerin devletlestirilmesi ve devlet memuru haline gelmeleri anlamina gelir. 

7-RiJyada irsatla gorevlendirilme: Ruyada gordukleri Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
veya gok onceleri vefat etmis ulu bir seyh tarafindan irsatla gorevlendirildiklerine inanilan 
seyhler vardir. Ciineyd Bagdadi'nin irsat gorevini ruyada gordugu Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemden aldigi rivayet edilir. (Attar, Tezkiretul-Evliya, 422) 

Muritlerin seyhlerini bulmalannda ruya gok onemlidir. 

8-Uveysilik: Veysel Karani, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemle gorusmedigi halde 
manevi ve ruhani yoldan O'nun tarafindan irsat edilmistir, diye kabul edilir. Ayni sekilde Cafer-i 
Sadik, Bayezid-i Bistami'yi, Bayezid-i Bistami Ebu'l Hasan Harakani'yi o da Ebu Said Ebu'l - 
Hayr'i ruhani yoldan terbiye etmistir diye inanihr. irsada baslamada ruhani ve manevi bulusma 
onemlidir. Gerek ruya gerekse uveysilik yoluyla irsada baslayanlar daha evvel hayatta bulunan 
pek gok seyhin sohbetinde bulunup onlardan feyz almislardir. Cok onceleri vefat eden ulu bir 
velinin ruhaniyetleri vasitasiyla terbiye gormeleri ve irsada baslamalalan sulukun son halkasi 
olarak kabul edilir. 

Seyhlik ehliyetine ve niteligine sahip olmadigi halde herhangi bir sebeple samimi suretle 
seyh olduguna inamp irsad gorevine koyulanlar az degildir. Cuneyd Bagdadi kaddese'llahu 
sirrahu'l aziz, iki yijzden fazla seyhe hizmet ettim, bunlarm icinde ornek almma ve rehber 
edinme niteligine sahip olanlann sayisi yediden fazla degildi, demistir. (Attar, Tezkiretul- 
Evliya, 420) 



Internet Yazilan 127 



ibn Hafif, "§eyhlerimizden besini ornek / rehber edininiz, geri kalanlan halleriyle bas basa 
birakiniz" demistir. (Kuseyri, Risale, 73) 

Yeni seyhlik yapan veya seyh olarak kabul edilen pek gok kisi gorebilirsiniz, bunlar evliyadan 
da olabilir ama baskalanna delil ve rehber olma ehliyetine ve niteligine sahip olmayabilirler. 
§eyh / rehber baska, evliya baskadir. Her miirsid evliyadandir ama her evliya mursid degildir. 

Vefat eden seyhin yerine yenilerinin gegmesi her zaman gurultusuz patirtisiz gergeklesmez. 
Halifeler arasinda ihtilaflann gikmasi, gekisme, kavga, darginhk ve kirginhk eksik olmaz. Post 
kavgalan adi verilen ihtilaflar nesiller boyunca surebilir ve bolunmelere sebep olur. Kemal 
sahibi faziletli zevat arasinda bu tur ihtilaflar ve kavgalann ortaya gikmasi yadirganabilir. Fakat 
bu tur hak iddialan ve ardindan gelen gekismelerin sebep oldugu hiziplesmeler bazi hallerde 
insan tabiatinin icabi olarak ortaya gikmaktadir. Onun igin sufiler: 

"Siddiklarm zihninden en son fikan kotu huy bas olma sevdasidir." demislerdir. (Cami, 
Nefehat, trc. 312) 

Bas olma konusunda zahit olmak altma / gumuse karsi zahit olmaktan daha zordur. 
(Kuseyri, risale, 285) 

Bu sebeple bir insan evliya, arif veya siddik da olsa onda baskan olma arzusu, bazi 
hallerde hevesi, hatta hirsi bulunabilir. Post kavgalan, her insanda az 50k bulunan bu 
duygudan kaynaklanir. Hz. AN kerremallahu veche ile Aise, Talha, Zubeyr ve Muaviye 
(radiyallahu anhum) arasinda cereyan eden savaslar da bu duygunun etkisi vardir. Sahabe 
iktidar igin mucadele edebilmistir. Mesayihin post kavgalan da buna benzer. 

En ergin ve erdemli insanlar bile hubb-i cah ve hubb-i riyaset denilen bu arzunun zararh 
sekillerinden kendilerini kolay kolay koruyamazlar. 256 

PROF. DR. Suleyman ULUDAG 



Gunumuzde cemaati olan jeyhler durumlarmi gozden gegirip, dunyadan gogtiiklerinde miiritlerine 
kaynayan kazan gibi bir ortam birakmalan yerine onlann sakin ve salim olmalarmi saglayacak tedbirleri 
almalan gerekli oldugudur. ^unkii fitne belasmin galmadigi kapi yoktur. iyi ve kotuyu aramaz, hepsine 
zaran dokunur. 

"Bir de oyle bir fitneden sakinin ki o, ignizden sadece zulmedenlere erismekle kalmaz (umuma 
sirayet ve hepsini perisan eder). Biliniz ki, Allah'm azabi siddetlidir." (Enfal, 25) 



HAKIKATI GORMEK NE KADAR ZOR 

Vaktiyle valinin biri azlolunmus, hayli zaman acikta kalmis. Bir gun usagi: Efendi, demis, filan 
agac kovugunda bir zat oturur herkes gidip onun duasini ahr, buytik bir zattir. Haydi, biz de 
gidelim de senin icin dua isteyelim! 

Efendi de usagin sozunu dinleyerek kalkar ve beraberce o zata giderler. Elini opup 
hacetlerini soylerler. O zat da: 

"Yd Rabbt, der, ne kadar hayir sahipleri ne kadar salihler, dsiklar varsa onlarm yiizii suyu 
hurmetine bu adama yakmda bir memuriyet ihsan eti" 

Bu duayi aldiktan sonra Efendi ve usak evlerine donerler. Biraz sonra da bir yaver gelerek 
filan yere vali tayin oldugunu bildirir. Aradan bes on sene gectikten sonra vali tekrar azlolunur. 
Yine usagin teklifi uzerine agac kavugundaki zata gidip yeniden dua isterler. Ama bu defa o zat: 

Yd RabbJ, ne kadar meyhaneci, edepsiz, katil, hirsiz kullarm varsa onlarm yiizii suyu 
hurmetine bu adama bir memuriyet ver," diye dua eder. Bu turlu bir niyaz beklemeyen valinin 
hayreti karsisinda: 

"Merak etme oglum, tecelli devir devirdir bu da hak, o da hak... Sen isine bak tayin 
olunursun," diye cevap verir. Gercekten de uc gun sonra tekrar bir tayin cikarak adamcagiz yeni 
isine gider. 

Bazi kimseler goruyorsun, Hak yolunda olduklan halde bircok maddT mahrumiyetler ve 
elemler icindedirler. Fakat onlarm icinde bulunduklan ateste ne gulistanlar gizlidir. Allah 
Teala'dan uzak kalan bir kimse ise, ne kadar zevk ve safa iginde de olsa yine atesin igindedir. 
Cunku ash atestir neticede de yine atese munkalip olur. 

Fakat bu iki ates arasinda azTm farklar vardir. Biri ates gorunur igi gulistandir. Biri gulistan 
gorunur \g\ atestir. Fark bu.." 257 

imam-i Azam'in da bulundugu bir mecliste birisi soyle bir soru sordu: 

"Bir adam ki, cenneti istemez, cehennemden korkmaz, olii eti yer, riikusuz secdesiz namaz 
kilar, gormedigine sahitlik eder, fitneyi sever, hakki istemez, bu adam kafir midir, mumin 
mi?" 

Mecliste bulunanlar agiz birligi etmiscesine 

"Bunlar kafirin sifatlandir, boyle bir adam kafirin ta kendisidir." dediler. imam-i Azam 
susuyordu: 

"Ya imam sen ne dersin?" dediler. imam-i Azam, 

"Bunlar muminin sifatidir, boyle biri miiminin ta kendisidir" dedi. itiraz ettiler: 

"Ya imam nasil olur, mumin cenneti istemez mi, cehennemden korkmaz mi?.." diye. imam 
tek tek acikladi: 

"Gercek mumin cenneti istemez, sahibini (Allah Teala'yi) ister, cehennemden korkmaz, 
sahibinden korkar, olu eti dediginiz bahktir, gormedigine sahitlik eder, cunku Allah Teala'yi 
gormez ama kesin inamr, riikusuz secdesiz kildigi namaz cenaze namazidir, fitneyi sever, 
cunku fitneden maksat mal ve evladdir, (Kur'an-i Kerim'de mal ve evladin muminler icin fitne - 
imtihan- oldugu belirtilmistir); hakki istemez, cunkij haktan kasit olumdur, mumin de olsa 
olumu temenni etmez." 



257 Ken'an RifaT, Sohbetler, hzl: Samiha Ayverdi, ist, 2000 s. 160 



ANALIZIN ANALIZI 

Tarih: 01 Nisan 2010 

Konu: Le Monde muhabiri Turkiye Analizi 

LE MONDE TURKIYE MUHABIRI GUILLAUME PERRIER'DEN "TURKIYE 
ANALIZi!" 

[Turkiye, son ve buyuk bir hesaplasmaya dogru gidiyor. Bu ulke korkuldugu gibi, irka ya da 
dine dayah bir bolunme yasamadi. Daha korkunc ve daha temel bir bolunmeye gidiyor. 
Cumhuriyet boyunca suren "kulturel bolunme". Bu artik iyice keskinlesti. 

Simdi bir yanda, ayakkabilanni sokak kapisi onunde cikaran, kadinlan basi ortulu, erkekleri 
sokaga pijamayla da cikabilen, erkek cocuklan kahveye giden, kiz cocuklan tarn bir baski 
altinda yasayan, turku ile arabesk arasi bir muzikten hoslanan, futbol izleyen, belki de hie kitap 
okumamis, hie dans etmemis, hie kari koca birlikte yemege gitmemis, hi? tiyatro 
seyretmemis, iyi egitim alamamis, dini inanclan kuvvetli, kalabahk, bir kitle var. 

Diger yanda ise kiz lisesi-Kolej yelpazesinde egitim gormus, en azmdan bir dugun 
salonunda ya da kolej partisinde dans etmis, sinemaya giden, cok fazla olmasa da kitap 
okuyan, muzik zevki pop sarkilarla, klasik muzik arasinda dolasan, evi nispeten daha zevkli 
dosenmis, kizlannin flortune goz yuman, Kadinlan modern gorunumlu, Sarabin kalitesinden 
pek anlamasa da, kadin erkek bir arada icki igebilen, gazetelere bakan, magazin haberlerini 
izleyen, kendini birinci gruba kiyasla gok gelismis hisseden, entelektuel duzeyi gok yuksek 
olmasa da, Bati standartlarma yakin bir grup var. Bu iki grubun yasam tarzi birbirinden kopuk. 

Onlan, Bati'daki siniflar arasinda ortak zevk alanlan yaratan, muzik, resim, heykel tiyatro ve 
sanatgibi, birlestirici kulturel zeminleryok. Hayatlan, zevkleri, inanislan birbirinden gok farkh. 

Hatta birbirine dusmanca. 

Birinci grup Cumhuriyet boyunca horlanmis, asagilanmis, itilip kakilmis. 
Simdi bu grup siyasal olarak orgutlendi. Kalabahklar. Ve her secimi kazanacak siyasi bir gucleri 
var artik. 

ikinci grup ise azmhkta. Ve artik bir daha secim kazanma ihtimalleri yok. 
Bu noktada da tarihi bir paradoks ortaya cikiyor. 

Daha Batih olan "ikinci grup", Bati'nin siyasi degerlerini kabul ederse, bir daha asla iktidan 
ele geciremeyecegini bildigi igin, git gide Bati'ya ve Bati'nin demokratik degerlerine dusman 
oluyor. 

Yasam tarzi olarak Bati'ya dusman olan birinci kesim ise, iktidan ancak Bati'nin kriterlerini 
kabul ederek ele gecirebilecegini bildigi icin, Bati'yla iliskileri gelistirmek ve demokrasiyi 
kabullenmek istiyor. 

Bu kulturel parcalanmada "ordu" onemli bir role sahip. Eger, birinci grubu desteklerse ve 
bati'nin demokrasisi burada kabul gorurse, ordu da iktidanni kaybedecek. 

Ashnda birinci grubun cocuklanndan olusan ordu, kendi iktidanni surdurebilmek icin, 
kendisine benzemeyen ikinci grupla isbirligi yapiyor. Bir anlamda kendi koklerine ihanet 
ediyor. Bu iki grup, siyasi iktidar icin son kez carpismak uzere hareketlenmis gozukuyorlar. 
Birinci grup ekonomik olarak da guclu artik, Anadolu'da uretim yapiyor, mahni dis dunyaya 
satiyor. Para kazaniyor. Siyasi orgutunu destekliyor. ikinci grup ise parasal olarak da kuvvetli 
degil artik. Mevcut iktidann da baskisiyla giderek ekonomik kazanclanni kaybediyor. Dis 



130 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



dunyayla is yapan, disaridan borclanan buyuk burjuvazi, Turkiye'nin ancak demokrasiyle 
normallesebilecegine inanan entelektuel kesim, devletin yapisinin degismesi ve dunyayla 
butunlesmesi gerektigini dusunen birgrup burokrat, birinci grubun destekcileri. 

Yargi, ordu, burokrasinin onemli bir kismi, ikinci grubun arkasinda. Ve bu ikinci grup, 
siyasetle demokrasiyle, iktidan elinde tutmasinin mumkun olmadigini kavradigindan, simdi 
siyaset ve demokrasi disinda bir cozumun pesinde. 

Cumhurbaskani secimi; kavganin keskinligini ve iki tarafin niyetlerini acikca ortaya koydu. 

Ordu destekli ikinci grup artik secim de istemiyor. Ve darbe soylentileri gittikce artiyor. 
Cuntalardan soz ediliyor. Peki, darbe olursa ne olur? 

Yasam tarzi Bati'ya daha yakin olan ikinci grup, orduyla birlikte iktidara gelir ve Bati'nin 
destegini kaybeder. Avrupa buna kesinlikle karsi cikar. Amerika her zamanki pragmatizmiyle, 
Kuzey Irak ve Ortadogu politikalarini, desteklemesi karsihginda darbeyi kabullenebilir 
ashnda. Ama Amerika'nin onunde de ciddi bir engel var. "Demokrasi getirecegim" diye Irak'i 
isgal eden bir ulke, dunyaya ve kendi kamuoyuna Turkiye'deki "darbeyi" niye destekledigini 
aciklayamaz. Ve Irak faciasindan sonra ikinci bir "zorlamayi" gerceklestirecek gucu yok. istese 
de istemese de darbeye karsi cikacak. Silahini ve parasini Bati'dan alan bir ordu ve ulke, 
Bati'dan koptugunda ne yapacak? Saninm uzun zamandir bunu dusunuyorlar ve korkanm 
bunun cevabini buldular. Turkiye'de darbe olursa! Dunya, tarihte bugune kadar hie 
gerceklesmemis, yeni bir olusumla karsilasacak. TiJrkiye, olasi bir darbeden sonra, Rusya ve 
iranla ortakhk kurmak isteyecek. Silahi, enerjiyi ve parayi bu iki ulkeden alacak. Rusya'yla 
iran'in elindeki dogal gaz, petrol ve nukleer guc, Turkiye'yi ayakta tutmaya yeter. Ama Rusya- 
Turkiye- iran Bloku. Dunyanin butun dengelerini degistirir. Ortadogu'nun kontrolunu tumuyle 
ele gecirir. Avrupa'yi kucuk kitasina hapseder. Kafkaslan, Afganistan'i, Pakistan 'i kendi gucune 
katar. Musluman dunyayla yakin bir iliski kurar. Petrol kaynaklanna egemen olur. 

Cin'le isbirligi yapabilir. Bu gelisme, Avrupa, Amerika ve biraz da Japonya'dan olusan "Bati" 
nin, dunyadaki etkinligini inanilmaz bir bicimde azaltir. Yeni blok asker, enerji ve para acisindan 
cok guclenir. Boylece, Turkiye'deki catlama dunyada buyuk bir catlamaya yol acar. Eger 
UcunciJ Dunya Savasi cikacaksa, saninm, bu catlamadan cikar. "Asia boyle bir §ey olmaz" 
diyebilirsiniz. Niye olmayacagina dair elinizde cok kuvvetli veriler varsa, soyleyin. Ama ya 
olursa... Ki. Bana cok mumkun geliyor. O zaman ne yapacaksiniz? Bugun Turkiye'de kamplasan 
ve bolunen insanlann da... 

Turkiye'yi Avrupa disina itmeye cahsan, Eski bir imparatorluk olmanin bir yaniyla; cok gorkemli, 
bir yaniyla; cok zayif mirasina sahip olan bir ulkeye kustahca davranan, isbirligi yerine 
"basogretmenlik" yapmaya kalkan Avrupa'nin da...Turkiye politikasinda "ikili" oynayip, 
kurnazhk ettigini sanan Amerika'nin da...Bu senaryoyu bir dusunmesini isterim dogrusu. 
Turkiye'de yaklastigi gorulen kanh bir catismanm, butun dunyayi yakmasi sandiginiz kadar uzak 
bir ihtimal degil. 

Hie unutmayin ki ilk dunya savasi tek bir tabancanin patlamasiyla baslamisti.] 

Buraya kadar okudugumuz analizin ilk bolumu, kismi olarak dogru olabilir ama ikinci bolumu 
ise olmayacak bir safsatadan bahsetmektedir. Yani "Tiirkiye, olasi bir darbeden sonra, Rusya 
ve iran'la ortakhk kurmak isteyecek." Sonucunun olmasi hicbir zaman dusunulemez! 

iran, tarih boyunca islam dunyasinda hep ayn bir bas cekmistir. Mezhebiyle, durusuyla, hep 
ayn konumda ve ayn bir karakteri vardir. Onlar Perslerin devami olmayi her zaman 
surdurmusler ve bu halden kendilerini kurtaramamislardir. Cunku Persler, dunya uzerinde 



Internet Yazilan 131 



imparatorluk kurmus medeniyetlerden biridir. Bu ozelliklerini de cabuk kaybetmelerini de 
dusunmek aptalhk olur. 

"Rusya ile olan ortakhk olur" sozu ise, bunun asla mumkun olmayacagina dair hem tarih 
hem de kesfi bilgiler mevcuttur. Buna en guzel ornek, komunizmin catirdayip nihayetinde 
cokusudur. £unku Ruslann temel dusuncelerinde zulum vardir. Akittiklan masum insan kanlan, 
hep onlan bogmustur. Kurtulus savasinda dahi, bize onemli yardimlan olan Ruslarla hicbir 
zaman kader bagimizin olmamasi yine kaderin bir geregi olmustur. Allah Teala bu birlikteligi 
higbir zaman gerceklestirmeyecektir. 

Bahsettigimiz hususlardan dolayi Turkiye, bu iki yerle higbir zaman blok olamayacagi 
kesindir. Bu sebepledir ki Turkiye'nin batiya agihmi, sadece bugunun bazinda olan bir sey 
olmadigi herkesce malumdur. Her yeni kurulan Turk devleti, sartlar geregi biraz batiya 
yoneliktir. Bunu hepimizin bilmemiz gerekir. 

Gelecek yuzyillar da olmasi muhtemel gorulen savaslarda, Ortadogu'nun merkez ahnmasi, 
din savaslanndan oturudur. Bu savaslann cikis sebebi, Hiristiyanlar ile Musevilerin birbirleri ile 
olan dusmanhklari ve dolayisiyla muslumanlann buna bir sekilde dahil olmalandir. Mesela 
gelecekte cikacak olan Hatay savasi, gorulecektir ki, Hiristiyan ve Musevi savasidir. Filistin'deki 
durumda bilindigi uzere, ingilizlerin yillar once stratejik amach attiklan tohumlann neticesidir. 
Osmanhdan aynlan bu topraklar uzerinde, Yahudi inancinin istismar edilerek, yani vaat edilmis 
topraklar projesi ile kaynayan kazana cevirmeleridir. C ur| ku nerede bir huzursuzluk ba§ 
gosterirse, orayi yonetmek daha kolaydir. Bu her zaman ki uygulanan bir durumdur. ingilizler 
de, bunu surekli yapmaktadirlar. 

Bahsedilen analize tekrar goz attigimizda, Turkiye'de iki guruptan bahsedilmesi gorunu§te 
dogru gibi gozukse de gercek de oldukca yanli§ bir tespittir. Var olan ictimai farkhhgi, dujmanca 
gostermek cok buyuk bir hatadir. £unku bu §ekilde bir durum asla yoktur. Son donemde ise bu 
daha iyi anlasilmaktadir. Analizi yapanm, bazi seyleri oldugundan daha fazla buyuterek 
huzursuzluk ilkesini canlandirmak amacinda oldugu bariz bir sekilde ortadadir. Bir seyin 
farkinda olunmasi, hastahgin teshisini ve tedavisini daha cok kolaylastinr. Bu analizde ise bize 
hastanin, olumunden haber veriliyor. Buda art niyetli olustan baska bir sey degildir. Bunu 
nereden anladiniz derseniz; 

Seytan insana vesvese verirken, onun hatah oldugu durumdan vesvese vermez. Yani 
dogru seylerinden vesvese verir. Bu seytanT ilkedir. Turkiye parcalanmis da birbirine dusman 

guruplar varmis da, ordu soyle boyle imiste bunlar sadece ictimai akhn kansarak bulanmasi 

icin yapilan komplo teorilerdir. 

Bu teoriyi atan icin nicin bu varsayimlan uretiyor diye sorarsaniz, zannimca gordugu cok 
onemli bir sey vardir o da, Turkiye ileri gidiyor, nasil engel olabilirizden baska bir sey degildir... 

Sonuc olarak bir sey soyleyebiliriz, bizim batiyla dost olmamiz mumkundur. Fakat ne iran, 
ne de Rusya ile olacak bir blogumuzun olma ihtimali yok denecek kadar azdir. Tarihte bunun en 
guzel delilidir. 

Kiyamet, batidan gunes dogmadan kopmayacaktir. Bizim derdimiz islam'in gunesini batidan 
dogdurmaktir. Doguyu ise, ancak batidan sonra bulmak kaderimizdir. Bu, dogu kulturunden 
iliskileri tamamen kesmek demek degildir. Bu, bizim kendimize guvenip, yine kendimizden ve 
dinimizden aldigimiz gucle hareket etmektir. Bizi bizden, benligimizden koparacak butun 
engellere karsi, daima daha tedbirli ve uyanik olmamiz gerekmektedir. Buna bir ornek verecek 



132 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



olarak Seyh Serafeddin 258 kaddese'llahu sirrahu'l azTzin bir hatirasini nakletmek uygundur. 

"Yunan Harbi sirasinda, memleketin harb hali ve harbin sonu, islamiyet'in durumu sohbet 
konusuydu. Seyh Efendi'ye: 

- Muslumanlann ve memleketin sonu ne olacak, hazret? diye sordum. Seyh Serafeddin Hz. 
bana, Hz. AN kerremallahu vecheden bir kissa anlatti ve buyurdu ki: 

- Bir gun, Hz. AN Kerremallahu veche Hazretleri'ne kendisi ile birlikte muharebe edenlerden 
biri bu muharebe esnasinda, 

"Boyle fitne icinde bu i§in sonu ne olacak?" diye sormus. O da: 

"Din kiyamete kadar bakidir." dedikten sonra bir muddet basini onune egmis, bylece 
kalmis. Etrafindakiler uyudu zannetmisler. Neden sonra Hz. AN kerremallahu veche basini 
kaldirip 

"Nigme'l-Etrak, Nigme'l-Etrak" yani "Din TiJrkler elinde kalacak, Tiirkler ile yijcelecek ve 
kiyamete kadar baki kalacak", demis. 

Bununla Seyh Serafeddin kaddese'llahu sirrahu'l azTz istiklal Harbin sonunun galibiyetimizle 
sona erecegini mujdelemis oluyordu." (AN Usta'nin Hatiralan kitabindan) 

Sonuc olarak, bu turden analizlere kanip, yanlis hareketlere dusmekten, Allah Teala'ya 
siginmaliyiz. 



2S8 ZEYNEL ABiDl'N §ERAFEDDIN DAGISTAM kaddese'llahu sirrah'ul aztz 

HicrT 1292 - MiladT 1875 * HicrT 1355 - MiladT 1936 

Serafeddin Zeynel Abidin DagistanT, HicrT 1292 - MiladT 1875 yili, Zilkade aymin iicuncu Pazartesi 
gecesi Dagistan'm Temirhan-Sura vilayeti, Gunip kazasinm Kikuni koyunde, diinyaya geldi. Babasi 
Abdurrasid Efendi, annesi Emine Sara Hatundur. Anne ve babasmin her ikisinin de kabirleri, Yalova 
Guneykoy'deki kabristandadir. Yalova ilinin Re§adiye ( bugunku Giineykdy ) koyunde HicrT 1355 - MiladT 
1936 yili Cemaziyel evvel aymin yirmiyedinci pazar gunii, koyunde (hicri takvime gore) altmi§ ug yajmda 
iken vefat etmi§tir. Son yuzyilm en segkin tasavvuf buyiiklerinden olan Serafeddin Zeynel Abidin 
DagistanT, "Ebu'l-Fukara" lakabi ile de amlir. 



TEROR BELASI 

Teror ve terorizm konulannda farkh yaklasimlar sergilenmekte ve birgok §ekilde 
tanimlanmaktadir.. 

"Teror; baski, cebir ve siddet, korkutma, yildirma, sindirme veya tehdit yontemlerinden 
biriyle, devletin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, ekonomik duzenini degistirmek, devletin 
ulkesi ve milleti He bolunmez butunlugunu bozmak, varhgini tehlikeye diisurmek, devlet 
otoritesini zaafa ugratmak veya yikmak veya ele gegirmek, temel hak ve hurriyetleri yok 
etmek, devletin ig ve dis guvenligini, kamu duzenini veya genel saghgi bozmak amaciyla bir 
orgute mensup kisi veya kisiler tarafmdan girisilecek her turlu eylemlerdir" 

Teror, tarih boyunca var olan bir gegektir. Terorizmin gunumuz sartlannda sicak savaslann 
yerini aldigi bir gergektir. Muhtemelen gelecek yuzyillarda da varhgini hissettirir bir sekilde 
surdurecektir. Bu nedenle terore goz yummayi ve teroru beslemeyi degil, terore karsi daha siki 
tedbirler almayi gerektirir. Dunya'nin soguk savas sonrasi tek kutuplu bir hale burunmesi, 
Amerikan emperyalizminin ve somurgeci Avrupa zihniyetinin 3. Dunya ulkeleri uzerinde 
yarattigi baski ve bunahm teror faaliyetlerini koruklemistir. 

Teknolojinin son yuzyildaki inanilmaz gelisimi ile adini ve amadanni duyurmak isteyen teror 
orgutleri, kitle iletisim araglannin da sagladigi yuksek imkanlar sayesinde dunyanin herhangi bir 
yerinde kanh faaliyetlerini gergeklestirebilmektedirler. Ancak terorizmin dis kaynaklardan 
beslenmeden varhgini surduremeyecegi de apagik ortadadir. Bu durumda devletlerin teror 
orgutlerini siyasi amadan idn kullanmaktan vazgegip kararhhkla mucadele etmesi 
gerekmektedir. Bu, bir veya iki devletin verebilecegi bir savas degildir. Uluslar arasi anlasmalar, 
isbirlikleri sadece yazi ustunde degil fiiliyatta da kendini gostermelidir. Aksi takdirde teror 
orgutlerinin yontem ve hedeflerine bakildiginda, tesiri <pok daha yuksek saldinlann ve onune 
gedlemez bir kiyimin kaginilmaz oldugu gorulmektedir. 

Bu nedenle kotuluk gagnsimi yapan seylerin husran ve azap tehdidi insanoglu idn faydayi 
gerekli kilan bir ozelligi de yoktur. Yani teror ile muvaffak olacagini sananlann kazandan ilk 
anda bir getiri sunsa da sona dogru maglubiyetten baska bir gikanmi olmamaktadir. 

[Terorizm kavrami, teror yontemlerinin siyasi bir amada orgutlu, sistemli ve surekli bir 
sekilde kullanilmasini benimseyen bir strateji olarak teror kavramindan aynlmaktadir. Teror 
terimi, dehset ve korkuyu belirtirken terorizm, bu kavrama sureklilik ve siyasal igerik 
katmaktadir. Buradan hareketle terorizm, 

"Sava§ ve diplomasi ile kazamlmayan sonuglan elde etmek, korkutmak ve itaat ettirmek 
igin bir teoriye, felsefeye ve ideolojiye dayamlarak siyasi maksatlarla, iradi olarak teror ve 
siddetin sistemli ve hesaph bir sekilde kullamlmasidir" 

Terorizmin temel amaci, bir davaya veya siyasal anlasmazhga dikkat gekilmesidir. Bu "dikkat 
gekme" siddet eylemleri neticesinde toplumda olusturulan korku ve dehset havasi ile 
saglanmaktadir. Kitle iletisim aradannin sagladigi imkanlardan da yararlanan terorizm, yarattigi 
korku ve dehset ile bir bakima topluma; "Benden yana mism, degil misin?", "benden degilsen 
dusmanimsm", "dusmammsan hedefimsin", "senin yasama hakkm yoktur." seklinde 
belirtilebilecek "taraf olma" gagnsmda bulunmaktadir. 

Terorizm, bu dramatik gagnlar ile insanlara tarafsiz olma hakkini yasaklamakta, onlann 
zihinsel ve duygusal masumiyetini yok etmekte, siddet ortamina gekmekte ve toplumun siddet 
yoluyla siyasallasmasina, kutuplasmasina yol agmaktadir. Toplumdaki kutuplasmalar da zihinsel 
ve duygusal yonden bolunmus "gatisan taraflan" ortaya gikarmaktadir. (ptisan taraflann ise 



134 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



toplumun birlik ve butunlugunij bozacagi, dolayisiyla terorun amacina hizmet edecegi aciktir. 
Terorizmin benimsedigi bir diger amac, kargasa yaratarak toplumun direnme gucunu kirmak, 
yerle§ik sosyal ve siyasal duzenin arkasindaki halk destegini §iddet yoluyla zayiflatmaktir. 

Terorizmin bazi gucler tarafindan birtakim siyasi ve ekonomik cikarlar saglamanin da araci 
olarak kullanildigi dikkate ahndiginda amac oldukca farkhlasmaktadir. Bu gibi durumlarda 
terorizmin amaci, bir kazanim elde etmek maksadiyla hedef ahnan ulke ve toplumda belirli 
ortamlann olusmasina aracihk etmektir. 

Stratejik oneme sahip ulkelerin teror ortaminda tutulmasinda, hedef olarak secmis devletler 
ve birtakim guglerin cikarlan acisindan zaruret bulundugu, terorun amacinin da sadece bu 
ortamin devamini saglamak oldugu degerlendirilmektedir. Bu nedenle terorizm, bir siyasi 
mucadele araci olmaktan cikip, bir ulkenin bir basket ulkeyi zayiflatmak ve 
istikrarsizlastirmak icin kullandiai bir arac haline qelmektedir. 6te yandan terorizm kitlelere 
yonelik hedef gozetmeyen siddet eylemleriyle, toplumun guven duygusunu ortadan kaldirarak, 
halkin can derdine dusmesini ve olaylara tepkisiz kalmasini amaclar. Boylece kitleler terorizme 
kar§i duyarhhklarini yitirir, terore ahsir ve devletle toplum arasinda guven acisindan buyuk bir 
ucurum olujur. 

Terorizmin bir ba§ka amaci da; ba§ egdirmek, itaat ettirmektir. 

Terorizmin bu turu, terorist orgutlerce kendi uyelerine ve etkilemek istedikleri halk 
kesitlerine uygulanabilmektedir. Terorist gruplarca amaclanan; yandaslar kadar "seyircilerin" 
de itirazsiz bas egmeleri, "hedef kitlenin" emredileni yapmasidir. Etkilenmesi amaclanan 
bireylere ikinci defa dusunecek zaman ve aksine davranabilecekleri alan birakilmaz. Amac, 
"hedef kitleyi" y\\d\rmak, yonlendirmek ve yonetmektir. 

Bu nedenle vurgulanmasi gereken, terorizm ile mucadelenin, bu tehditlerle karsi karsiya 
kalan ulkelerin tek basina gerceklestirecegi cabalarla tarn ve surekli bir basanya 
ulasamayacagidir. Bu sorunlarla etkin bir mucadele yurutmek icin demokratik ulkeler arasinda 
genis kapsamh bir isbirligi ve dayanismaya ihtiyac bulunmaktadir.] 259 

Aciklamasini yaptigimiz terimlerden cikan gelecekte icinde olmasi en dehsetli korkung ve 
ilkel olani da teror ve savaslar icinde gececek yillardir. Bu anlatilmasi ve yasanmasi en sikintih 
olan donem olacaktir. Onun igin gegmiste tedbir almak ve egitim ile onune gegilmesi 
ongorulmektedir. Ancak siyasi, jeopolitik ve stratejik farkhhgi olan ulkeler icin kacinilmaz 
gelecek olmaktan ayn kalmadigi bilinmelidir. Ortadogu tarih boyunca ve gelecekte bu savas, 
sue, kotuluk ve terorle beraber olacagidir. Allah Teala'nin Kur'an-i Kerim'de bildirdigi 
rasullerinin gogunlugunu buraya gondermesi de bu gelecek sendromun acik isaretidir. Her ne 
sekilde olursa olsun insani dehsete dusuren bu zulum subelerinden sakinmak gerekir. Ornek 
verecek olursak teknolojik yonden ileri bir seviyede olan Hz. Suleyman aleyhisselamin Sebe 
Ulkesi ile olan iliskisinin aktanldigi ayetlerde, savastan ziyade diplomatik yollara basvurdugu 
gorulmektedir. Zaferlerini, askeri guc kullanmadan, anlasma ve bans yollanyla, masa basmda 
elde etmektedir. Elciler ve mektuplar gondererek uzlasi yollan aramaktadir. 

Sebe Melikesi'nin, aldigi bu onemli mektup hakkinda hemen yanindaki yoneticilere 
fikirlerini sormasi, onun yasadigi sistemin diktatorluk degil, bir meclise sahip demokratik vasifta 
bir yonetim oldugunu gostermektedir. Melike, onde gelenlerden fikir sormakta, onlann 
tecrubelerinden faydalanmaktadir. 



ESENTUR Ugur Devlet Aleyhine Sug i§leyen Teroristlerin Sosyoekonomik Ozellikleri - [Kitap]. - Ankara 
: Ankara Universitesi Saghk Bilimleri Enstitusii -Disiplinler Arasi Adli Tip Ana Bilim Dah Yuksek Lisans Tezi- 
193835, 2007. s.9-20 



Internet Yazilan 135 



"Dediler ki: "Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savasgilanz. is konusunda karar senindir, artik 
sen bak, neyi emredersen (biz uygulanz)" 26 ° 

Bu ayette Sebe Melikesi'nin Hz. Suleyman aleyhisselamdan gelen mektup konusunda ne 
yapilmasi gerektigini ileri gelenlerden ve askerlerden olusan bir meclis ile istisare ettigi 
anlasilmaktadir. Askerlerin verdigi cevapta ise soz konusu meclisin Sebe Melikesi'nin tam yetki 
ve emri altinda hareket ettigi anlasilmaktadir. 

"Dedi ki: "Gercekten hukumdarlar bir ulkeye girdikleri zaman, orasim bozguna ugratirlar 
ve halkmdan onursahibi olanlan hor ve asagilik kilarlar; iste onlar, boyle yaparlar." 261 

Burada Sebe Melikesi'nin Hz. Suleyman aleyhisselamin karsi konulamaz gucunu 50k iyi 
tanidigi tekrar anlasilmaktadir. Suleyman aleyhisselamdan gelen gagn karsisinda teslim 
olmaktan baska garesi olmadigini anlamakta ve bunu ifade etmektedir. 

Hulasa, zorlugun ve acimasizhgin neticesi husrandir. Zulum ile zayif ile abad olunmadigi 
gibi, kuvvetliyi de yok eder. Mulkun Allah Teala'ya ait oldugu dunyada yasayanlann birbirlerini 
sevmeden baska garesi yoktur. Her sey gecicidir. Baki olan Allah Teala'ya kulluk edip, 
yarattiklanna merhamet etmek ve merhameti bulmak amacimiz olmahdir. Gayesi mutluluk 
olan insanin mutsuz ederek ve edilerek mutlu olma sonucu kimseye verilmemis bir haktir. 
Sonugta Adem aleyhisselamin ogullanni ornek vererek Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
buyurdu ki; 

"Kiyametten hemen once karanlik gecenin parcalan gibi fitneler var. Kisi o fitnelerde 
mumin olarak sabaha erer, aksama kafir olur; mu'min olarak aksama erer, sabaha kafir 
cikar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayirlidir. Yuriiyen kosandan hayirlidir. Oyleyse 
yaylannizi kmn, kirisierinizi parcalaym, kiliclannizi da tasa vurun. Sizden birinin evine 
girerlerse Hz. Adem'in iki oglundan hayirlisi olsun (olen olsun, olduren degil)" 262 

Devletini, milletini sevenleri Allah Teala'da sever. Dogruluktan ve guzellikten aynlmamak ve 
dinimizin gereklerinden olan yaratilmislara sefkat etmek uzerimize yazilmis bir gorevdir. 



250 Neml,33 
261 Neml, 34 
252 Ebu Davud, Fiten 2, (4259, 4262); Tirmiz?, Fiten 33, (2205) 



EL CAHIZ'IDA UNUTMAMAK GEREKIR? 

El-Cahiz: gergek ismi ve tarn kunyesi Ebu Osman Amr bin Bahrel-Kinani el-Fukaimi el-Basri 
(d. Yakla§ik 781-6. Arahk 868 veya Ocak 869) olan, Basra dogumlu Arap bilim adami. Etnik 
agidan Dogu Afrika kokenli bir Afro-Arap olduguna inanihr. Taninmis bir Arapga nesir yazan 
oldugu gibi birgok Arapga edebT, bilimsel, (Mu'tezilT) teolojik, siyasal-dini polemik ve erken 
donem islam felsefesini konu alan eserler vermistir. Bilimsel eserlerinde biyoloji, zooloji, tarih 
ve islam! psikoloji gibi dallara deginmistir. 

Gengliginde filoloji, sozlukguluk (leksikografi) ve siir konulu derslere katilmistir. Egitimine 
uzun sure devam eden El-Cahiz teoloji ile de ugrasmis, Kur'an-i Kerim ve hadis uzerine 
gahsmistir. Ek olarak basta Aristo olmak uzere birgok Yunan filozofun eserlerinin tercumelerini 
okumustu. Yazin hayati oldukga verimli geger el-El Cahiz yasami boyunca 200 kadar kitap 
yazmistir. Eserleri <pok gesitli konulara sahipti: Arapga gramer, zooloji, siir, retorik ve leksikografi 
gibi... 

El-Cahiz 816 yihnda donemin Abbasi baskenti olan Bagdat'a tasinmistir. Bagdat'ta elli yil 
kadar kaldiktan sonra Basra'ya donmustur. Yaklasik 869 yihnda ise Basra'da, 93 yasinda, vefat 
etmistir. 

El-Cahiz; butun bilinen dogrulara supheyle yaklasmis, kendi dogrusunu bulmada ise 
deneme ve akil yiiriitme yontemini kullanmistir. Aristo'dan akhna uyam almis, nakletmis, 
uymayam ise siddetle elestirmis hatta alay etmistir. Hadis alimlerine bile yiiklenmis ve onlari 
akillarmi kullanmamakla suglamistir. Hatta Hacer'iil Esved'in zamamnda beyaz oldugunu ama 
insanlar iman etmedikleri igin karardigim nakledenleri elestirmis hatta alayla soyle demistir: 

"Oyleyse insanlar iman ettikten ve islami segtikten sonra Hacerul Esved neden 
beyazlasmamistir?" 

Sahabelerin insanlann ustunde olduklarim savunan ve sahabelerin asla elestirilmemesi 
gerektigini iddia eden biitun alimleri reddetmistir. Onlardan sonra gelenlerin onlari akil 
olgusuyle ele almalan gerektigini savunmus ve sahabelerin de herkes gibi beser oldugunu ve 
hatasiz olmalarimn imkansiz oldugunu soylemistir. §u soz ona aittir: 

"Bu insanlar melek olmadiklanna gore, sirf Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile olan 
arkadashklan yuzunden bu kadar yuce bir hurmete layik goruluyorlarsa, hata yaptiklannda da 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte olduklan halde nasil bu hatayi yaptilar diye de 
siddetle elestirilmeleri ve kinanmalan gerekir." 

Sultanlara hakaret etmenin ve lanetlemenin bidat oldugunu savunan herkese karsi 
siddetle karsi gikan El Cahiz hayretle soyle der: 

"Bir mumini kasten oldureni lanetleyip cezalandinyorsak ya da siddetle ona hakaret 
ediyorsak, bir mumini olduren zalim sultani neden lanetlemeyip onun aleyhinde 
konusmuyoruz?" 

El Cahiz'in bilgi felsefesini kelamT agidan onemli kilan husus; onun bilgi ile inang arasinda 
kurdugu iliskidir. El Cahiz'in, kendilerine davetin ulasmadigi kisiler ve topluluklarla ilgili yaptigi 
degerlendirme dikkat gekicidir. 

"Ona gore kendilerine dini davet ulasmayanlar, inanmadiklarmdan dolayi 
cezalandinlmayacaklardir. Aym sekilde kendilerine dini davet ulasip da iman etmek igin 
yeterli delil ve nazara sahip olmayanlar da sorumlu olmayacaklardir. Sadece kendilerine 
davet ulastiktan sonra, yeterli bir delile sahip oldugu halde bilingli olarak inadi dolayisiyla 



Internet Yazilan 137 



inanmayanlar cezaya mustahak olurlar." 263 

El Cahiz, bu du§uncesini, "Allah, kuluna gucunun yetmedigini yuklemez." 264 Ayetine 
dayandirmaktadir. 



Bkz: Ahmed Emin, Duha'l-islam, III, 133.Cimriler [Kitap]/yaz. El Cahiz trc:Zehra Guney Gokdemir. 
istanbul : §ule, 2008, s. 11 
254 Bakara, 2,286. 



KE£ECiZADE MEHMED FUAD PA$A 

1815-1869 yillan arasinda yasayan Kegecizade Mehmed Fuad Pasa Tanzimat devrinin unlu 
devlet adami ve sadrazamlanndan birisidir. Tibbiye'de okuyan daha sonra Tercume Odasi 
vasitasiyla diplomasiye gegis yapan Fuad Pasa bu arada Fransizcasini ilerletme imkanina da 
kavusmustur. 1840 yilmda Londra Sefareti katipligiyle Avrupa ile tanisan Fuad Pasa daha sonra 
ispanya ve Portekiz baskentlerinde de fevkalade elgi olarak bulunmustur. Bu ilk gorevlerini 
basanyla tamamladiktan sonra 1848 yilmda Eflak-Bogdan'da gikan isyani bastinp bu sirada 
ortaya gikan Multeciler Meselesi'ni de basanyla gozume kavusturarak buyuk bir tin 
kazanmistir. Bu tarihten sonra problem goziku bir rol ustlenen Fuad Pasa ayni basanyi Yanya- 
Tirhala ile Lubnan ve Suriye'de de gostermistir. Bu gorevlerinde hem asken harekati hem de 
diplomatik iliskileri basanyla yuruturken devletine onemli hizmetlerde bulunmustur. Bu arada 
Misir'a giderek Tanzimat'in uygulanmasi basta olmak uzere problem teskil eden konulan da 
gozume kavusturan Fuad Pasa vergi miktanni artirarak devlete gelir saglamayi da basarmistir. 
Sultan Abdulaziz'e Misir ve Avrupa seyahatlerinde eslik ederek bu seyahatlerin yukunu 
gekerken, padisahin ve devletin itibanni korumak igin de elinden geleni yapmistir. 

Bes kez hariciye nazirhgi, iki kez de sadrazamhk yapan Fuad Pasa birinci sadaretinde devletin 
mali durumuyla da yakmdan ilgilenmis ve kaimeyi kaldirmistir. Meclis-i Tanzimat ve Meclis-i 
Vala-yi Ahkam-i Adliyye baskanhklan da yapan Fuad Pasa sivil bir kisi olmasina ragmen 
seraskerlik gorevini de yurutmustur. Osmanh tarihinde ilk defa "yaver-i ekrem" unvanini alan 
Fuad Pasa pek gok nisanin da sahibi olmustur. Sirket-i Hayriye Nizamnamesi, Tuna Vilayet 
Nizamnamesi ve Sura-yi Devlet gibi idan duzenlemelerle de ilgilenen Fuad Pasa egitime de ayn 
bir onem vermistir. Encumen-i Danis ve Cemiyet-i ilmiye-i Osmaniye gibi ilmT cemiyetlerin uyesi 
oldugu gibi Darulfunun agihsi igin gahsmis, burada verilen konferanslara katilmis ve Galatasaray 
Lisesi'nin de kuruculanndan birisi olmustur. 

Mustafa Resit Pasa ve AIT Pasa ile birlikte "Tanzimatin u<p ruknunden biri" olarak kabul 
edilen, AIT Pasa ile birlikte "ikinci Kusak Tanzimatgi" sayilan Fuad Pasa devlet adamhgi, farkh 
kisiligi ve nukteleri ile admdan sikga bahsettirmistir. Giyim-kusam tarzi, bahgesindeki heykeller, 
yahsinda verdigi partiler ve rahathkla yaptigi espriler ile gok fazla elestiriler alan Fuad Pasa bu 
elestirilere de ustahkla cevap vermesini bilmistir. Sahsinda Tanzimat'in yeniligini temsil 
ederken devletin birlik ve butunlugunu korumak igin de elinden geleni yapmistir. Diplomathgi 
ve zekice karsihklar vermesi ile Avrupahlan bile kendisine hayran birakan Fuad Pasa Osmanh 
tarihinde ilging bir sadrazam portresi gizmistir. 

KE£ECiZADE MEHMED FUAD PA$A'NIN SIYASI VASIYETNAMESI 

Hasmetmeab Efendimiz: 

Sunda yasayabilecegim ya birkag gun ya da birkag saat kalmistir ki onlan kutsal bir gorevin 
yerine getirilmesine hasretmek, uzun yillarm ve 50k aci tecriibelerin semeresi olan son fikir ve 
goruslerimi dile getirerek ayaklarimz onune sermek isterim. Elimdeki yazi sizin goz 
gezdirmeniz igin sunuldukta, ben bu alemi terk etmis olacagimdan, arz edecegim hususlan tarn 
birguven ile degerlendirebilirsiniz. 

Mezar derinliklerinden yukselen ses, sadece sadakatten soz agar. Cenab-i Hakk sizi onurlu 
oldugu kadar da tehlikeli olan bir gbrevle yukumlendirmistir. Bu gorevi hakkiyla yerine 
getirmek igin Osmanh Devleti'nin tehlikede oldugu aci fakat onemli gergegini etrafh olarak 
mutlaka dusunmelisiniz. Komsularimizm hizh gelismeleri ve atalarimizm akil erdirilemeyecek 



Internet Yazilan 139 



hatalan, bugiin su son derece vahim durumda bulunmahgimiza yol agmakla, boyle dehsetli 
bir tehlikeden korunmak ifin Zat-i §ahanenizin ge^mis ile ilgiyi keserek, bizi yeni gelisme 
ufuklarma yoneltmeniz zorunludur. 

Vatansever gegnen bazi cahiller, eski usullerle de Osmanh'nin gecmisteki heybetinin 
canlandinlmasinin mumkun olabilecegine sizi inandirmak isterler. Affolunmaz bir hatah 
gorusun bir sonucudur bu diisiince. 

Gerci komsulanmiz, atalanmizin zamanindaki durumda bulunsalardi, eski usullerimiz Zat-i 
Sahanenizin butun Avrupa'ya sozunu dinletebilmesine yeterdi. Ne yazik ki komsulanmiz 
bundan iki yuzyil onceki durumlanndan pek cok ileri gidip, gelismisler ve hepsi de bizi geride 
birakmislardir. 

Gercpi biz de ilerledik. §u anda hukumetimiz atalanmizinkinden daha fazla kaynaga sahip ve 
gelismeye agiktir. Ancak bu goreli ustunluk, yuzyihmizin gereksinimleri karsisinda hig 
hukmunde kahr. Bugunku gunde Avrupa'da soz sahibi olarak yasayabilmemiz igin gereken sey, 
seleflerimizin duzeyini tutturmak ya da onlardan ileri gitmek degil, gelisme yolunda simdiki 
komsulanmiza yetismek ve onlarla bu yolda gururla yansmaktir. Dusuncemi geregince 
agiklayabilmek igin soyle soyleyeyim: 

iHMALLERYUZUNDEN MAHVOLMA FELAKETJNDEN KURTULABiLMELiGiMiZ, 

JNGiLTERE KADAR PARAYA, 

FRANSA KADAR BJLGJ AYDINLIGINA ve 

RUSYA KADAR ASKERE SAHJP OLMAKUGIMIZA BAGUDIR. 

Bizim igin artik onemli olan fok terakki etmek degil, fakat kesin olarak Avrupa'nm oteki 
ulkeleri kadar terakki etmektir. Gorkemli ulkeniz, herhangi bir Avrupa devletinden ileri 
gitmeligimizi saglayacak butun gerekli unsurlara sahiptir. Ama boyle ilerlemek igin bir sey, 
butun siyasi ve idari kurumlanmizi degistirmek mutlaka gereklidir. Gefmis yillarda yararlan 
gorulmus bir^ok yasa ve duzenlemeler, bugunku durumumuzda toplum igin zararh 
olmaktadir. Yaradihstan kendini asmak egiliminde olan insan, kendi eserini kusursuzlastirmak 
uzere surekli gaba harcamak ihtiyacindadir. 

Ne mutlu ki insan tabiatinin su belirttigim ozelligi, Muslumanhk dininin ozuyle tarn bir uyum 
igerisindedir. £unku dinimiz dunyanin ilerlemesini ve insanhgin kusursuzlasmasini amadayan 
butun akideleri igermektedir. 

TOPLUMUMUZUN GELi§ME YOLUNDA iLERLEMESJNi iSLAMiYET ADINA ENGELLEMEYE 
KALKI§ANLAR, MUSLUMANUKTAN Hig NASJBJNi ALMAMI§, ANLAYI§SIZ, BiLiNCSl'Z 
CAHiLLERDiR. 

Butun oteki dinler insan kafasinin gelismesini engelleyici bir yigin dogma ve degistirilmez 
kurallar ile baghdir. Esrarh perdeler ve kilisenin yanilmazhgi kavrami gibi bukagilardan annmis 
olmakla, yalniz islamhk, bize akhmizi iyi kullanip dunyanin terakkisi yolunda ilerlemeliligimizi 
emretmekte ve degil Arabistan'da ve Musluman ulkelerde, hatta yabanci yerlerde, £in'de, 
dunyanin en irak koselerinde bile bilim ve beceri isigini aramaya bizi yoneltmektedir. 

islam'm emrettigi bilim, baskalarmin tahsil ettigi bilimden farkhdir sanilmasm. Katiyen. 
Bilim tektir. Akil ve idrak diinyasim her yerde aym gunes isitir ve isitir. Ve madem bizim 
inandanmizca islamhk, evrensel ger^ekdlik ve bilginin bir ifadesidir, o halde yararh bir bulus, 
yeni bir bilgi kaynagi, nerede bulunmus olursa olsun, ister putperest ister. Musluman 
arasinda, ister Medine ister Paris'te olsun, her zaman islam'a aittir. 

Dolayisiyla, Avrupa'nm bulusu olan yeni yasa ve gelisme araglanni bizim de 
benimsemeligimize bir engel gorulemez. Dinimizi gercpek ozunu kavrayacak derecede iyi bilirim. 



140 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Bilincim de dile getirdigim dusunceleri tartacak kadar yerinde ve berrak. Evrenin Mutlak 
Hakimi'nin kutsal huzuruna cikmak uzere olumlu dunyayi terk etmekte oldugum bir zamanda 
padisahima, ulkeme ve dinime karsi nankorluk etmeye kalkismayacagim apaciktir. Bu 
bakimdan, sozlerime itimat buyurunuz: 

AVRUPA'DAN ORNEK ALDIGIMIZ KURUMLARIN HiCBiRJNDE DJNilVliZiN OZUNE AYKIRI 
GORULEBiLECEK HERHANGi BiR YAN KATiYEN YOKTUR. Sizi yeminle temin ederim ki, herhangi 
bir devletin artik Avrupa'da varhgim siirdiirebilmesi icin gerekli ve zorunlu olan bu onemli 
kurumlan islamhgin guvenligi icin bir an once mutlaka benimsemeliyiz. §unu da yeminle ederek 
eklerim ki, Devlet'inizin yonetimini bu dogrultuda degistirerek islahla dinimizin kutsalhgina 
aykin bir sey yapmis olmayacagimiz bir yana, butun Muslumanlara simdiye kadar en sanh 
atalanmizin duslerinde bile akillanndan gecmemis, en yasal ve adaletli, en ovguye yarasir ve 
onurlu bir hizmette bulunmus olacaksiniz. Boyle yeniden hayat bulmamiz gibi buyuk bir is, 
bircok sorunu icerir. Bunlar ustunde aynntih olarak durmaya ne gucum ne de yasamak icin 
kalan zamanim yeter. Ama kendisiyle dost ve kardes olarak yasadigim buyuk bir adam sizin 
yaninizda olacaktir. Cenab-i Hakkonu size bagislasin! 

Osmanh Devleti'nin guvenlik ve refahina hizmet edecek butun yollan herkesten iyi bilir. Ben, 
once onun sayisiz tecrubelerinden kaynaklanan olgun bilgi ve dirayetine basvurarak emin 
olmaksizin Zat-i Humayununuz'a hicbir oneri ve ogutte bulunmamisimdir. Sizden rica 
ediyorum, Efendim, ondan guveninizi esirgemeyiniz. Guveniniz mutlak olsun, cunku buyuk 
nazirlann devlet islerindeki ustun basanlan, Buyuk hukumdarlan kesin itimatlan sayesinde 
gerceklesir. Zat-i §ahaneniz'e vermeye kalkistigim ogut o sadik bendeleriniz Devlet'in ihtiyaci 
olan hizmetleri yerine getirirken, essiz yeteneklerinin cahil meslektaslarca sekteye 
ugratilmasina firsat vermemenizdir. Onun emek ve cabalanna en cok zaran dokunacak sey, 
kendisini anlamaktan aciz birtakim adamlarla beraber cahsmak zorunlulugunda kalmasi 
olacaktir. 

§iMDi DE Dl§ iLi§KiLERiMiZ HAKKINDA BiR IKJ SOZ SOYLEMEK iSTERJM. ESAS BU BABDA 
(KONUDA) DEVLET'iMiziN i§i BUSBUTUN GUCTUR. Dijjmanlarimizi kendi ba§imiza 
uzaklastirmaya iktidanmiz yetmediginden, disandan dost ve muttefik aramaga mecburuz. 
Dusmanlanmizin haksiz ve kasith bircok cikarlannin agir baskisi altinda tarihi imkansiz bir zor 
yere sikistik. Haklanmizin en onemsizini bile korumak icin atalanmizin ulkeler fethine sarf 
ettiklerinden fazla guc, beceri ve cesaret gostermemiz gerekiyor. 

Yabanci muttefiklerimiz icinde en onemlisi iNGiLTERE'dir. 

D15 politika ve dostlugu, siyasT kurumlan denli metindir. ingiltere'nin bize cok buyuk hizmet 
ve yardimlan dokundugu gibi, bundan boyle yapacagi yardimlardan da vazgecemeyiz. Her ne 
olursa olsun, dunyamn en sabirh ve metin milleti olan ingilizler, bizim en onde gelen ve en son 
vazgececegimiz muttefiklerimiz olacaklardir. Bendenizce, Bab-i Ali'yi ingiltere'nin dostlugundan 
mahrum gormektense birkac vilayetimizi elden cikmis gormek daha iyidir. 

FRANSA, son derece iyi idare etmeye zorunlu oldugumuz bir muttefiktir. Bu zorunluluk, 
Fransa'nin etkin destegini saglamaktan cok, varhgimizin devamini tehlikeye koyabilecek 
iktidara sahip bulunmasmdandir. Bu sovalye ruhlu millette duygusalhk ince hesaptan fazla 
oldugundan, diismanlannda bile olsa, gelisme istegi tasiyan ve hasmetli fikirlere karsi sevgi 
ve saygi duyarlar. Bu gonlu yuce insanlann dostlugunu korumak icin onlann fikirlerinden geri 
kalmayarak, hem hayal guclerine hem de ozbenliklerine (esprit) hitab eden gelisme 
girisimlerinde bulunulmah. Fransa, hakkimizdaki olumlu gorus ve umutlann bosa ciktigini 
gordugu gun, bizi zararh cikartacak ve sonumuza sebep olacak birtakim duzenlemelere bizzat 



Internet Yazilan 141 



kalkisacaktir. 

AVUSTURYA, Avrupa'daki ozel gikarlan yuzunden dustugu gug durum karsisinda Dogu 
siyasetinde olgulu davranmak zorunda kalmistir. Kinm Savasi sirasinda isledigi buyuk hatanin 
ve Almanya'dan surulup gikanlmasinin sonucunda, kendisine yoneltilecek tedbirlerin bundan 
boyle Kuzey'den gelecegini gormektedir. Ayni tehlike hig kuskusuz bizi de tehdit ettiginden, 
Viyana'ca akilh ve uzak goruslu bir politika izlendigi surece Avusturya, Bab-i Ali'nin dogal bir 
muttefiki olarak kalacaktir. Bir yuzyildan askin Dogu'da asayi§i ihlal edip duran bu buyuk bir 
tehlikenin tam olarak ortadan kaldinlmasi, Bab-i AN ile Avusturya'nin ittifaki ve bu ittifakin da 
butun Batih muttefiklerimizce desteklenmesine baghdir. 

PRUSYA'ya gelince, simdiye kadar Dogu sorunlanna karsi kayitsiz durmussa da, Alman 
birligini gergeklestirme siyaseti geregince bizi feda edivermesi hig de olanak disi degildir. Ama 
bu birligi bir kere sagladiktan sonra, Almanya'nin kendisinin de en az oteki buyuk Avrupa 
devletlerinin ki kadar dogu Sorunu'yla yakindan ilgili gikarlan oldugunu anlamakta 
gecikmeyecegi muhakkaktir. Yine de Cenab-i Hak muhafaza buyursun, Almanya, Avusturya 
topraklanni Avrupa vilayetlerimize dusmanlanmizin el koymasina goz yummak karsihginda zapt 
etmis olmasin. 

Sonunda, RUSYA'ya, Devletimizin israrh du§mamna geldi soz. RUSYA'NIN DOGU'YA DOGRU 
YAYILMASI MOSKOVA'NIN KADERiNiN KACINILMAZ BiR YASASI. Bendeniz de bir Rus nazin 
olsam istanbul'u zapt igin dunyayi altust ederdim. Dolayisiyla, Rusya'nin saldirgan hareketleri 
karsisinda ne saskinhga dusmeli ne de sikayetgi olmahyiz. Bugun aleyhimize ilerliyorsa, bu bir 
zamanlar bizim Bizans'a karsi hareketimize benzer, aradaki bicimsel aynhga ragmen. Bu 
bakimdan, Moskova istilasina karsi salt mevcut haklanmiza dayanmaya kalkmak gocukga bir is 
olur, bize gerekli olan hak, kuvvettir. Yeniden canlandirmaya bosuna gabalayacagimiz eski, 
tarihT kuvvetimiz degil, fakat gagdas bilim ve fikirlerin butun Avrupa halklarma bahsettigi o 
dayanilmaz kuvvettir. Buyuk Petro'dan beri Rusya muazzam bir gelisme kaydetti, pek yakinda 
demiryollan sayesinde giicu bir kat daha artacak. Ama beni en 50k iirkiiten sey, Rusya'nin 
yayilmaci siyasetine karsi Avrupa'da kitlelerin giderek takmdigi teslimiyet ve umursamazhk 
havasidir. ORTA ASYA OLAYLARI KAR§ISINDA iNGiLTERE'NJN KAYITSIZUGI BENi HAM 
§A§IRTIYOR, HEM DE KORKUTUYOR. Ama beni daha da telaslandiran husus, Kafkas isyaninm 
bastinlmasiyla Rusya'nin durumunda ortaya gikan degisikliktir. Hig kuskum kalmadi; ilerde bir 
gatisma koptugunda Ruslann en siddetli saldinlan Anadolu ustune yonelecektir. Bu bakimdan 
Hasmetmeab, silahh kuvvetlerimizi duzenlemeye arahksiz gayret gostermelisiniz. Belki 
muttefiklerimiz yardimimiza zamaninda yetisebilmek igin serbest bulunamazlar Avrupa'da bir ig 
mucadele, ya da Rusya'da bir Bismac'in ortaya gikmasi dunyanin gehresini degistirebilir. 

Butun devletlerin isleyebilecekleri birgok budalaca hata dusunebiliyorum; hatta boyle 
hatalar islemek bir bakima onlann hakkidir. Ama dunyanin en korkung baski duzeninin, yuz 
milyar barbann basina gegip, onlan uygarhgin butun imkanlanyla silahlandirarak, her adimda 
Fransa genisliginde iller ve ulkeler yutmasina ve bir yanda Asya'yi silahlanyla kusatip, 
Panslavizm aracihgiyla Avrupa'yi sinsi sinsi zayiflatirken, ilkinin biri bans sevgisi namina giristigi 
protestolarla ve artik gergekten yeni fetihlere kalkismayacagina dair verdigi kesin karar ve 
sozlerle ileriye atilmasina, son derece garip bir kayitsizhkla goz yuman devletlerin hangi ince 
akla hizmet ettiklerini itiraf ederim ki tam olarak anlayabilmis degilim. 

Rusya'dan agilan soz beni iRAN'dan da biraz bahsetmeye getiriyor. Surekli karga§alik icinde 
Sitlik taassubu pencesinde bulunan bu ulkenin hukumeti, her zaman bizim dugmanlanmizla 
birlik ve anlagma halinde olmugtur. Kinm Savasi sirasinda dahi Rusya'yla anlasip, amag birligi 



142 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



yapti. Dusmanca hesaplanni gerceklestirememesi, Bati'nin ihtiyath ve uyanik diplomasisi 
sayesindedir. Bugunku gunde §ah hukumeti Petersburg kabinesinin dumen suyundadir. Bab-i 
AN, bir yerde mesgul olmadigi surece acz ve bilgisizlik icinde bulunan ve kendi basina bir ise 
kalkisamayacak olan itibarsiz iran hukumeti bizimle dalasmaya cesaret edemez. Ne var ki, 
Rusya ile ilk catismamizda, butun tedbirli ve daha onemlisi, kor kiskanchgi yuzunden bu 
uzlasmaz dusmanlanmiz sirasinda yerini alacaktir. Bereket versin, Bab-i AN, maddT kaynaklanna 
ek olarak, boyle barbar bir istibdadin altinda ezilen, bir suru hukumet buhranlanyla karsi 
karsiya ve her yandan SunnT'lerle cevrilmis bulunan bir ulkeye haddini astirmayacak manevT 
imkanlara da sahiptir.Bu konudaki gikarlanmizi etkileyen, ama tamamiyla ihmal etmis 
oldugumuz bircok karmasik sorun var. Bunlar hakkinda yalniz AN Pasa, Zat-i §ahanenize bilgi 
verebilir. 

YUNANiSTAN'i da unutmamahyiz. Gerci kendi basina kalsa onemsiz bir iilkedir, ama 
kuvvetli bir dusman elinde fesat aleti haline gelir. AvrupaN sairler, bu kralhk hulyasina 
yattiklan turkulerle bundan iki bin yil once yok olmus bir ulusu yeniden canlandirmayi umdular. 
Homer ve Aristo'nun ulkesini canlandirahm derken, sadece bir anarsi, fesat ve haydutluk ocagi 
tutusturmus oldular. BAB-I AU, RUMLAR ARASINDA DiRAYETLi MEMURLAR BULABiUR, AMA 
YUNANLILIK RUHU OZUNDE HER ZAMAN BiziM DAVAMIZA DU§MAN KALACAKTIR. §anh bir 
tarihin anilan, bizim bugunku Rumlanmizla arasinda yuzyillarca surmus, yozlasmislik, bilgisizlik 
ve asalaklik da olsa, bu bencil irkin icinde daha uzun bir zaman eski Dogu Roma 
imparatorlugu'nu her turlu canbazlik kurma umudunu yasatacaktir; o imparatorluk ki, 
Yunanhlann elinde Bizans imparatorlugu; ya da pek yansan diger adiyla, Asagi imparatorluk 
derekesine dusmustur. Bu icten pazarlikli ve garezkar ulusun girisimlerine en etkin guvencemiz, 
Yunanlann insani tiksindiren bos gurur ve kendini begenmisligi karsisinda Dogulu butun irklann 
giderek artan bir nefret duymalandir. Bizim izlememiz gereken siyaset, Rumlan oteki 
Hiristiyan tebaamizdan mumkiin oldugunca yalitlamaya cah$maktir. Katolik papazlann ya da 
Ruslarm kucagma itmemek kaydiyla, Bulgarian Rum kilisesinin nufuzundan siyirmak ozellikle 
onemlidir. Bab-i AM, Ermenilerin Rus Ortodoks Kilisesi' ne katilmalan yolunda cevrilen 
dolaplara katiyen izin vermemelidir. 

insanlan din adamlannin etkisinden siyirarak birbirleriyle daha uyumlu iliskiler kurmalanni 
mumkun kilan felsefi dusuncelerin Hiristiyan tebaamiz arasinda gelismesini tesvik etmek de 
yararli olabilir. Ama hemen belirtmeliyim ki, BiZiM igiN EN BASiRETLi SiYASET, Hig KU§KUSUZ, 
DEVLET'i NEOLURSAOLSUN BUTUN DiNtSORUNLARIN USTUNDE TUTMAKTIR. 

i^i§LERJMiZE GELJNCE, butun cabalanmizi tek amaca yoneltmek zorundayiz: Ulkemizde 
yasayan ce$itli halklan kaynastirmak. Bu kaynasma gercekle$meksizin Osmanh Devleti'nin 
surdijrulmesi bana gercekten imkansiz goriinmektedir. Bundan boyle, bu buyuk Devlet'i ne 
olursa olsun butun dint sorunlann ustunde tutmaktir. 

Guclij bir Almanya, kirk milyon niifuslu Fransa, cograft konumu itibariyle saglam bir 
guvenlik icindeki ingiltere, butun bu biiyiik milletler daha uzun sure kendi baslarma etkin ve 
yararli bir sekilde surdurebilirler. Ama bir Karadag ya da Sirp Prensligi, veya bir Ermenistan 
Kralhgi, ne kendilerine ne de hie kimseye yaran dokunmayan, insanhgin gelismesine zararh 
ve dunya barismi tehdit eden anlamsiz devletcikler, insanoglunun eski firpinislarmin zavalh 
kalmtilan ve yeni fetihler icin kacmilmaz birer av olmaktan ote gecemezler. 

CAGDA§ DEVLETLERiN §EKJL BULMASINDA KALICI TEK YAKLA§IM, BUYUK BJRLJKLER 
OLU§TURMAKTIR. Bu bakimdan, bizim Devlet'imizin de mahvini onleyecek yegane yol, onu, 
BUTUN iNSAN UNSURLARIMIZI IRK VE DJN AYIRIMI GOZETMEKSJZJN KUCAKLAYAN, GENJ§ VE 



Internet Yazilan 143 



SAGLAM BJR TEMEL USTUNDE YENJDEN BJNA ETMEKTIR. 

iste bu noktada onemli gucluklerle karsilasiyoruz. 

Hiristiyan halklanmiz, kendilerini bize bagimh kilan baglardan birdenbire kurtuluvermis 
olmakla eski efendilerinin yerine gecmeye pek hazir goriinmekteler. Ozellikle Ermeniler 
saldirgan bir tutum takindilar. Heyecanlanni yatistirmak icin, iclerinde Devlet'imizin birlikci 
ilkelerini ictenlikle benimseyecek olanlanna kamu hizmetlerini acmaktan baska care yoktur. 
Bizim butun Hiristiyanlanmizin genellikle biri manevT, oteki siyasT, iki ayn dini vardir. Bunlardan 
manevT olani hukumetimizi hicbir §ekilde ilgilendirmemelidir. Ama siyasT dinleriyle ilgili her 
husus yakindan izlenmelidir, cunku bunlar varhgimizla bagdasmayan, bircok gorusu 
icermektedir. 

BiR PA§A'NIN ALLAH'A MUSA'NIN KOYDUGU KURALLAR CERCEVESiNDE YA DA 
HIRiSTiYANLIK USULUNCE TAPINMASI OLGUSU, ONUN HiZMETLERJNDE, BJLGi VE 
BECERiSiNDEN KENDJMJZi MAHRUM ETMEMJZi HiC GEREKTJRMEZ. AMA AYNI PA§A, 
ULKEMiziN BiRLiGiNi AKUNDAN CIKARIP, BiZANS iMPARATORLUGU HULYALARINA KAPILIR, YA 
DA BiR KiLiKYA KRALUGI KURULMASI EMEUNE KO§ULURSA, O ZAMAN SADIK BJR MEMUR 
OLMAKTAN gKAR VE YERiNDEN ALINMASI ZORUNLU OLUR. 

DEVLETi VE ULKENJN HERKESJN E§iTUGiNE DAYANDIRILAN BJRUGi BENDENiZCE, BUTUN 
KAMU GOREVLiLERiNDEN BEKLENJLMESJ GEREKEN TEK NAS, TEK DOGMA BUDUR. 

Bu bereketli ulkenin urunlerini hakkiyla dev§irebilmek igin, Zat-i §ahaneniz, her §eyden once 
adalet carkinin yeniden duzenlenip islahina himmet buyurmahsiniz. Gug, fakat bir an once 
hareketi gerektiren kacinilmaz bir i§. Butun vatanda§lann can ve mal guvenligi yasal guvence 
altina ahndiktan sonra Hukumet-i Seniyye'nizin vazgecilmez bir gorev saymasi gereken ilk 
tedbir yollanmizin yapimidir. Avrupa ulkeleri kadar demiryollanna sahip oldugumuz gun, Zat-i 
Humayununuz dunyanm en onde gelen bir devletinin ba§inda olmu? olacaksiniz. 

Bunlardan ba§ka, onemini tariften aciz kaldigimiz bir sorun daha var: Kamu Egitimi, yani 
toplumsal geli§menin yegane esasi ve her maddi ve manevT biiyuklugiin tukenmez kaynagi. 
Ordu, donanma, devlet yonetimi, hep aym soruna bagh. Bu esas temel atilmi; olmaksizm, 
ilerisi icin ne giic kazanmak, ne bagimsizhk, ne hukiimet, ne de bir gelecek diJ$unemiyorum. 

Dinimizin son derece aydinhk, yol gosterici ozune ragmen, bizde genel egitim cesitli 
sebeplerden cok geri kaldi. Sayisiz medreselerimiz ve bunlann bir ise yaramadan kullanip 
durduklan nice kaynak, esash bir mill? egitim duzeni kurabilmeligimiz icin gerekli malzemeyi 
bize saghyor. Eger bu guzel dusunceyi ben kendim uygulamaya birturlu girisemediysem, araya 
bircok talihsiz olayin kansip, durmus olmasindandir. Bu girisimi benim yerime gelecek olanlara 
vasiyet ederim; daha yararh ve onurlu olacak bir baska girisim dusunmeleri mumkun degildir. 

Biliyorum, Muslumanlarimizm buyiik cogunlugu beni gavurluk ve din dusmanhgi ile 
suclayacaklardir. Onlan bagislan, zira ne duygularimi ne de konustugum dili anlayabilmezler. 
BJR GUN GELECEK, BENJM, YANi BiR GAVUR VE "DJNSiZ YENiUKCiNiN", BENi TURLU 
SUCLAMALARA BOGAN YOBAZLARDAN DAHA DJNDAR, DAHA GERCEK BJR MUSLUMAN 
OLDUGUMU JDRAK EDECEKLERDJR. Maalesef cok gee olacak, ama onlarm elinde kacinilmaz 
bir felakete suruklenmekte olan din ve devletin kurtulusu ugrunda herhangi bir sehitten 
daha az cabalamamis oldugumu teslim edeceklerdir. 

Dint ve besen butun kurumlar icin gecerli olan birinci yasa, kendini koruma yasasidir. 
Giristigimiz butun islahat hareketlerinde bendeniz islam'in korunmasindan baska neye hizmet 
etmeye cabaladim. Ne var ki, kurtulusu gecmis onyargilara koru korune boyun egmek yerine, 
bizzat Cenab-i Hakk'in islam onunde ve yeryuzunun butun uluslan onunde actigi aydinhk 



144 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



yollarda aradim. Zayif ve titreyen elim artik daha fazla devam etmeme izin vermiyor. 

Sozlerimi tamamlarken, butun insanca zaaflan gergevesinde giku yettigince iyiyi 
gergeklestirmeye gahsmis ve insan kardeslerini her zaman sevmis olup, artik sorumluluklannin 
yuku altinda gokerek, vicdani rahat, dunyayi tarn bir teslimiyetle Musluman olarak terk 
ederken, ruhunu rahman ve rahim olan Yiice Allah'a teslim etmekte bulunan bu sadik 
bendenizin olum do§egindeki son sozlerini, Zat-i §ahanenizin goz onune almak tenezzulunde 
bulunmanizi istirham ederim. 

Fuad, Nis 

3 Ocak 1869 

Kaynak: GUMU§SOY Emine (ATILGAN) Kegecizade Mehmed Fuad Pasa (1815 - 1869) 
[Kitap]. - Ankara : Gazi Universitesi Sosyal Bilimler Enstitusu Yakingag Tarihi Anabilim Dah 
190868-Doktora Tezi, 2006 . 



DERVI$ VE HUKUMDAR 

Bir dervi§ gol kenannda oturmu§ tefekkur ederken, yanindan hukumdar gegti. Bu dunyanin 
endi§e ve dertlerinden kurtulmu§ olan dervi§, ne kafasini kaldirdi, ne de ilgi gosterdi. 
iktidanndan muthi§ gurur duyan hukumdar onun bu ilgisizligi kar§isinda ofkeden deliye dondu 
ve 

"Yamali cubbeleriyle bu dervisler hayvanlardan farksiz" dedi. 

Hukumdann veziri dervi§in yanina gelip onu sorguya gekmeye ba§ladi: 

"Dunyanin buyuk sultani yanindan gegti ve sen ne ayaga kalktin ne de onunde egildin. Bu 
kustahligm sebebi nedir?" 

Dervi§ cevap verdi: 

"Sultanmiza soyleyin, ondan mukafat bekleyenlerin onunde egilmesini beklesin. 

Ona soyleyin, idareciler halklarmi korumak igin vardir. 

insanlar idarecilere itaat etsin diye yaratilmamistir. 

idareci, fakir-fukaranm bekgisidir. 

Koyunlar goban igin var edilmemistir, bilakis goban koyunlara hizmet etmek igin vardir. 
Qevrenize bir bakm. Bir kisi dertsiz-tasasiz safa siirerken, digerleri sikmtiyla geginmeye 
galisiyor. Bir giin gelecek, aptalca dusuncelerle dolu beyinler toprakta guruytip gidecek. 
Kaderin karsi koyulmaz hukmu beyan edildiginde, ortada ne efendi kalacak, ne de kole. 

Kabirleri agin da un ufak olmus kemiklere bakm bakalim. 

Sonra da bana hangisinin zengine, hangisinin fakire ait oldugunu soyleyin. " 

Hukumdar, dervi§in bu sozlerini duyunca derinden etkilendi, utandi. Dervi§e sordu: 

"Ey dervis, dile benden ne dilersen!" 

"Beni bir daha rahatsiz etmemeni istiyorum. " 

"Peki ama, ne olur bana bir nasihatta bulun. " 

"Servet senin elindeyken dikkat et. Qok geg olmadan su hakikati anla: Servet ve saltanat 
kimsede kalmaz, elden ele dolasir, bir kus gibi daldan data konar. " 265 



ilham Oykuler' den ahnmijtir. 



REMIL ILMiNIN DUNU VE TARIHI HUCCETLER (DELILLER) 

Remil ilmi diger bolumler de de bahsettigimiz gibi gelecegin ve gecmisin olaylanni dogruya 
en yakin sonucla bilmemizi saglayan mucizevT bir kehanet ilmidir. Bu ilmin bir peygamber ilmi 
olarak tarihte tezahur etmesi ve bulundugu asra ( MO 605-562) buytik bir damga vurmasi ve 
sonraki asirlarda dunyanin en buyuk imparatorluklannda imparatorlar tarafindan buytik ilgi 
gormesi ve halk arasinda bilgeler vasitasiyla kullanilmasi gunumuze kadar ulasmasmda cok 
onemli unsurlardandir. 

Remil ilmi, bulundugu tarihten itibaren 1800'lu yillara kadar elit devlet sistemi icinde 
ozellikle dogu devletlerinde bircok cikmaza girmis olaylann icinden gikilmasini saglamistir. 
Devlet adamlannin atanmasinda, savasa girilip girilmemesi hakkinda dahi asnn en unlu Remil 
ilmi bilgelerinin (remmallerin) bakimlanndan faydalanilmistir. 

Remil ilmi halk arasinda da buytik ilgi gormustur. Kimi rivayetlerde onemli esyasini bir 
arazide kaybeden kisi zamanin Remil ilmi uzmanlanna basvurdugu ve bulundugu soylenir. 
Baska bir ornekte definelerin aranmasinda Misir'da kullanildigi rivayet edilir. Halk arasinda bu 
kullanimlar disinda hemen hemen hayatin her noktasinda kullanilan ve bozulmaya ugramamis 
yegane kehanet sistemidir. 

1800'lu yillardan sonra gunumuze kadar sanayilesme ve teknolojinin gelismesiyle birlikte 
insanlann ilgi alanlannin degismesi, maddeye bagh bilimlerin gelismesiyle birgok ilim gibi Remil 
sanatida unutulmaya yuz tutmustur. 

Gegim sikintilannin giderek artmasi ve insanlann ihtiyaglannin giderek fazlahk gostermesi 
Remil gibi degerli bir kehanet ilminin unutulmasina ve sadece dunyada gok az temsilcilerinin 
bulunmasina yol agmistir. Gegmis zamanlarda insanlar bir ogreti igin yillanni ayirabiliyorlardi. 
Remil ilmi ogretisinin de uzun yillar olan egitimini maddi bir getiri olmaksizin zamanlanni 
ayirabiliyorlardi. Artik gunumuzde maddi bir getirisi olmayan parapsikolojik bilimlerin 
ilgilenilmesi oldukga zor ve imkansiz hale gelmistir ve artik gunumuzde Remil ilmi igin 8 ile 12 
yil egitim almak hem olanaksiz, hem de sifreli kitaplann olmasi ve bu kitaplara vakif insanlann 
azhgi nedeniyle imkansiz hale gelmistir. 

Logizmo gunumuzde yok olma tehlikesi iginde olan bu mucizevT kehanet bilimini Sn. ibrahim 
Yasar'in degerli katkilanyla tarihin tozlu sayfalanndan gunumuzun modern dunyasina 
kazandirmanin onurunu ve mutlulugunu duyuyoruz. 

$imdi sizlere tarihte yasanmis ve Bazilan net hiiccet olan rivayetleri aktaracagiz 

Yillar yih dilden dile dolasmis bir rivayet: 

Osmanh Padisahi dorduncu Murad (1623-1640), kiyafet degistirerek, halk arasinda 
dolasmaktan cok hoslanirmis. Bir gun yine esnaf kihginda gezerken, Uskudar'dan bir kayiga 
binmis. Kayikci yanina bir musteri daha almis, bogaza acilmislar. Denizin ortasinda Murad, 
yaninda oturan musteriye sormus: 

Senin adin ne? 

- Bana Uskudarh remmal Ahmed Aga derler. 
Padisahin meraki artmis. Tekrar sormus: 

- Ne is yaparsin? 

-Adam, sakin cevap vermis: 
-Remil atarak gaipten haber veririm. 

- Peki, bir remil at da gorelim. Mesela su anda Sultan Murad nerededir? 



Internet Yazilan 147 



Adam, karsisindaki merakh kisinin yuzune soyle bir bakmis, hatinni kirmak istememis, 
remilini atmis. 

-Deniz ustunde gorunuyor. 

- Bir remil daha at bakahm. Bize yakin mi, uzak mi? 
Adam, remilini tekrar atar atmaz gozleri parlamis: 

- Sultan Murad bizimle beraber. Ben remmal Ahmed olduguma gore, devletli Hunkar da 
sizsiniz. 

- Aferin, huner sahibi adammissin. Yalniz, bir remil daha at bakahm. Simdi ben istanbul'un 
hangi kapisindan girecegim. Bilirsen seni ihya ederim. Bilemezsen. 

Remilci, remilini dokmus. Dokmus ama bu sefer soylememis. Bir kagida yazip Padisaha 
uzatmis: 

-Bir sartla Sultanim. Bu kagidi kapidan gectikten sonra okumanizi dilerim. Demi?. Sultan 
Murad kagidi cebine yerlestirerek, kayikciya sahile cekmesini soylemis. Karsisina gelen sur 
bedeninde nobettutan dizdarlardan birine: 

- Ben Padisahim. Tez buradan bir kapi agin, sehre girecegim. 

Padisah fermani bu. Derhal duvan yikarak bir kapi acmislar. Padisah sehre girmis ve 
cebinden remmahn yazdigi kagidi cikarmis. Kagitta §unlar yazih imis: 
"Devleti Hunkanm Yenikapiniz mubarek olsun.". 
O gunden bu gune istanbul'un o semtinin adi YENiKAPI SEMTidir... 

Fatih Sultan Mehmed'e Kesisin Soyledikleri 

Kritovulos, 15. yuzyilda yasamis Bizansh bir tarihcidir. istanbul'un fethini ve diger onemli 
olaylan/savaslan yazip Fatih Sultan Mehmed'e takdim etmistir. Ve Fatih'in takdirini 
kazanmistir. 

Kritovulos'un Fatih donemindeki on yedi yilhk olaylan yazdigi kitabi, Kaknus Yayinlan'ndan, 
istanbul'un Fethi adiyla cikti. Kitabin 107. sayfasini beraber okuyahm: 

Fatih, istanbul'a girip Ayasofya onune geldigi zaman, derinden derine bir inilti isitti. Sesin 
geldigi yone bir adam gonderdi. Sakallan uzamis, perisan durumda bir kesis bulup getirdiler. 
Huzura cikardilar. Korktu, teskin ettiler. Neden zindana atildigini sordular. 

Kesis, Turklerin kusatma hazirhklan sirasinda Kostantin'in kendisini caginp istanbul'u 
Turklerin ahp alamayacagini bildirmek icin remil acmasini soyledigini; remilde istanbul'un 
Turklerin eline gectigini bildirmesi uzerine, Kostantin'in kizarak kendisini zindana attirdigini 
anlatti. Kesis sonra, "demek remilim dogru imis" diye ekledi. 

Bunun uzerine Fatih de istanbul'un kendi elinden cikip cikmayacagma dair remil acmasini ve 
dogruyu soylerse armaganlar verecegini bildirdi. Kesis yeniden, bu defa Fatih icin remil acti. Ve 
remili soyle yorumladi: 

- istanbul, turklerin elinden savas ile cikmayacak. 

Lakin oyle bir zaman gelecek ki ellerindeki emlak ve toprak azalacak, bu suretle istanbul 
turk mah olmaktan cikacak. 

Bu fahn bildirdigi neticeden muteessir olan (uzulen) Fatih Sultan Mehmet ellerini kaldirarak 

"istanbul'da edindigi yerleri ecnebilere (yabancilara) satanlar allah'm gazabma ugrasmlar' 
diye beddua etti." 

Sultan Abdulmecid Han zamaninda istanbul'da Remil ilmi yaygin idi. Padisahin emri ile 
zamanin kutbul ferdi nerede ve kim oldugu arastinlmis, neticede kutb-ul ferdin hazreti Seyyid 
Taha oldugu tespit edilmisti. Bunun uzerine padisah tarafindan Seyyid Taha hazretlerine 



148 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



yazilmis ve istanbul'a davet buyurulmustur. Seyyid hazretleri ise "Remle itimat tahminidir. Bu 
hususta istanbul'a gelmem mumkun degildir. Padisah israr ederlerse, baska bir tarafa hicret 
edecegim." diye kesin cevap vermistir. Zira Mevlana Halid Hazretleri butun halifelerini devlet 
ricali ile gorusmekten men buyurmuslardir. 
ALINTI 



OMURGA VE EKSEN KAYMASI HAKKINDA BIR YAZI 

JBRAHiM KARAGUL 
13.05.2005/ Milli Gazete 

500 DIN ADAMI ABD'DE NE YAPACAK? 

Once 18 Mart 2004'te RAND Carporation'a "Sivil Demokratik islam: Ortaklar, kaynaklar ve 
stratejiler" bashkh bir rapor hazirlattilar. Bu kosede "Sivil demokratik islam ve ABD'nin din 
insasi" bashgi ile tartisilan rapor, ashnda islam dunyasma yonelik derin btr medeniyet 
savasmin izlerini tasiyordu. Amerika icin keskin bir savas plam iceren raporun temel ilkeleri 
su bashklar altinda ozetleniyordu: 

1- Once modernist ve laik Miisliimanlari destekle. 

2- Geleneksel Muslumanlari fundamentalistlere karsi destekle. 

3- Fundamentalistlerle savas. 

4- Secici bir sekilde laikleri destekle. 

5- "Batih islam" tezini destekle. 

6- Sufizmi destekle vegiiclendir. 

Rapor, bu bashklar altinda gruplandinlan Muslumanlar arasmda catisma cikarilmasmi, 
ihtilafin buyutulmesini istiyor ve ozetle; "Anti-emperyalist ve sosyalist dusuncelerinden dolayi 
laiklere guvenilmez. Fundamentalistlere ve geleneksel Muslumanlara da. Fundamentalist ve 
gelenekseller arasmda olusabilecek yakinhk kesinlikle engellenmeli. Hatta birbirleriyle 
savasmalan tesvik edilmeli. ABD ve Avrupa icin guven telkin edilenler sadece, kitleleri 
yonlendirmede Kur'an'i sinirlandiran modernist Muslumanlardir. Bu grup desteklenmelidir. 
Fundamentalistler zayiflatilmah ve yok edilmelidir" diyordu. Daha genel anlamiyla iki amac 
giidiiyordu: 

1-11 Eylul sonrasi ABD talepleri cercevesinde yeni bir islam olusturulmah. 

2- Hem islam dunyasinda hem de Bati'daki Msuluman azinhklar arasmda bolunmeler tesvik 
edilmeli. 

Ardmdan yine RAND Corporation^, "US Strategy in the Muslim World After 9/11" bashkh 
bir ba§ka cahsma daha yaptinldi. "Musluman neo-conlar ve yeni RAND raporu" bashgi ile yine 
bu kosede tartisilan cahsma, islam diinyasimn geleceginde kanh ic savaslarm nasil damga 
vuracagma dair urpertici projeler hakkmda genis bilgiler sunuyor. "Medeniyetler catismasi" 
projesinden sonra neo-con'lann en orijinal kesfi olan "medeniyet ici catisma" tezinin, daha 
dogrusu "islam kendi icinde catisacak" tezinin nasil uygulanacagi bu projede apacik ortaya 
koyuluyor. Dogrudan isgal ve cati$malan ikinci plana iten ve Musliimanlarin dinini, 
kiilturunu, ahskanhklarmi ve hayat tarzim temelden degistirmeyi amaclayan, 
"demokratiklesme" buyusu adi altinda Musluman elitlerin yardimiyla gercekle$tirilmesi 
planlanan proje 15 Arahk 2004'te duyuruldu. 567 sayfahk raporun yazarlan arasmda halen 
"U.S. Institute of Peace"in basmda bulunan siyonist oncijlerden Daniel Pipes da bulunuyor. 

islam dunyasi icin tarn bir kaos senaryosu ongoren rapor, Atlantik'ten Pasifik'e uzanan 
genis cografyada kanh ic savaslara, etnik fatismalara, mezhep savaslarma, iktidar 
fatismalarina yol acacak bir plam ortaya koyuyor. Ne yazik ki, soz konusu plan Musluman 
entelektijeller, akademisyenler, kanaat onderleri, islami cemaatler ve sivil toplum orgiitleri 



150 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



uzerine kurulmus. Ozeti su: 

§ii-Sunni bolunmesi: Muslumanlar'm buyiik cogunlugunun Sunni oldugu, Siiler'in dunya 
Muslumanlarimn yuzde 15'ini teskil ettigi belirtildikten sonra ABD'ye Siiler'le isbirligine gitme 
onerisi yapihyor. Siiler'in bulunduklan bolgelerde iktidara tasmmasi ve siyasi siirece 
katilmalarmin saglanmasi istenerek boylece demokratik kurumlarm daha da yerlesebilecegi 
belirtiliyor. 

Arap-Arap olmayan bolunmesi: islam dunyasi Arap ve Arap olmayan olarak ikiye 
boliiniiyor. Araplar Musluman dunyanm sadece yuzde 20'sini olusturuyor. Oyleyse "islam 
dunyasinin agirhk merkezi Arap olmayan ulkelere kaydinlmah." 

Ozel olarak ABD'nin, genelde ise Bati dunyasinin islam'i, Muslumanlan ve bu cografyayi 
hedef alan kontrol stratejilerinin her gun yeni bir carpik ornegi ile karsilasiyoruz. isgal ve 
somuruye dayanan askeri stratejilerinde oldugu gibi, bu cografyaya yonelik siyasi, kulturel ve 
sosyal calismalarimn hepsi giivenlik eksenli ve aym merkezler tarafindan hazirlaniyor. Sadece 
Muslumanlan donijsturme degil, islam'in temel ilkelerini de degistirmeyi ve yeni bir 
Musluman toplum insa etmeyi ongoren cahsmalarin temel amaci, yasadigimiz bolgeyi, direnc 
merkezlerini yok ederek, kontrole hazir hale getirmek. 

incil, Tevrat ve Kur'an-i Kerim'in kansimindan olusan 77 surelik "Gercek Furkan" adh 
"kutsal kitap" cahsmasindan, Amerikah kadin Profesor Amina Wadud'un New York'taki St. 
John The Divine Katedralinde Cuma namazi kaldirmasina ve yeni bir islam'in dnculugiine 
soyunmasma, Fas'tan Endonezya'ya uzanan her ulkede islam-demokrasi sempozyumlarmin 
yine ABD ve Batih istihbarat kuruluslan tarafindan organize edilmesine kadar, yuzlerce 
ornek, yukanda aktanlan genel stratejinin birer gostergesi oldu. 

Amsterdam'da Pazar gunu acilan, acihsim Misirh Feminist yazar Nevval es-Saadavi'nin 
yaptigi, imamligmi kadinlarm yaptigi, ezam kadinlarm okudugu cami ornegi de bu calismamn 
Avrupa'daki yansimasmi olusturuyor. Hollanda hijkumeti, finanse ettigi bu camiyi "Euro 
islanY'in gostergesi olarak sunuyor. Bu kesimlerin Haccm kaldinlmasi talebini, Bati'nin islam'a 
yonelim medeniyet savasi merkezli yaklasimi acismdan dikkatle degerlendirmek gerekiyor. 

Aym proje cercevesinde, Musluman ulkelerden 500 civannda din adami yakmda 
Washington'a gdtiiruliip egitilecek ve "Amerikan islami" icin seferber edilecekler. Artik Cuma 
hutbeleri ABD tarafindan yakmdan izlenecek. Din derslerinin okullardan kaldinlmasi 
istenecek. El Ezher gibi islam iiniversitelerinin egitim mufredati ABD'li akademisyenler 
dnculijgunde yeniden belirlenecek. 

Yine ABD'de, bugiine kadar Amerikan Muslumanlanm temsil eden orgutleri devreden 
cikarmak icin sayisiz devlet/istihbarat orgutlenmesi yapihyor. "Terorizme Karsi Ozgur 
Muslumanlar", "Kuzey Amerika ilerici (Reformcu) Muslumanlar Birligi" ve "islami Cogulculuk 
Merkezi" bunlardan sadece bir kaci. 

19. yuzyil oryantalizminin yeniden dogusuna tanikhk ediyoruz. islam'in, Muslumanlarm ve 
islam cografyasmin ABD cikarlarina gore diizene sokulmasmi hedefleyen bu siirec, Kur'an-i 
Kerim'in tahrif edilmesine kadar devam edecek. Demokrasi, ozgurluk ve refah hayalleriyle 
isgal guclerinin pesine takilan bireyler, sivil toplum kuruluslan ve toplumlar, bir medeniyet 
savasinin oncu gucleri olduklanni biliyorlar mi? 



FETHULLAH GULEN'IN IHRAMCIZADE ISMAIL HAKKI TOPRAK 
HAKKINDAKI YAZISI 

ALLAHIM, Bizi KENDJMiZE GETiR! 
Sen Beni Zayi Ettin... 

Gorulunce ve haklannda dusunulunce Allahu tealayi hatirlatan, onlara saygi gostermeye ve 
kulluk vazifelerini onlar vesilesiyle yapmaya davet edildigimiz seylere "seair" denir. Allahu 
teala, Kur'an-i Kenm'de mealen buyurur ki: "Bu boyledir. Artik kim Allah'in seairini tazim 
ederse, suphe yok ki bu (hurmet), kalblerin takvasindandir." (Hac, 22/32) Kur'an-i Kenm, Ka'be- 
i muazzama, Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) ve namaz seairin en buyukleridir. 
Seairullahi sevmek demek, Kur'an-i KerTmi, Peygamber Efendimizi (sallallahu teala aleyhi ve 
sellem), Ka'be'yi ve namaz gibi ibadetleri, hatta Allahu tealayi hatirlatan her seyi sevmek 
demektir. Bunlara gosterilen saygi da, onlar hakkindaki kusurlar da, Allah'a karsi yapilmis 
sayihr. 

Evet, Allah'in vaz' ettigi esaslara, o esaslar gergevesinde saygi duyma, ta'zimde bulunma 
kalbin takvasindandir. Allah, neye ne derece ehemmiyet veriyorsa, ona o kadar deger vermek 
kalbin Allah'la irtibatinin emaresidir. Yani, Allah Teala namaza <pok onem vermisse, namazla 
butunlesen, gunde su kadar namaz kilan bir insan hafife alinmamahdir. Cenab-i Hak, Kendisine 
teveccuhe onem veriyorsa, bir kulun surekli ellerini agmasi, kollanni kaldirabildigi kadar kaldinp 
yuregi gatlarcasina Allah'a yalvarmasi <pok onemli bir meseledir. Bir insan, ibadetlerini, suuruna 
misafir etmeden, hissinde agirlamadan, latife-i Rabbaniyesiyle bulusturmadan angarya 
kabilinden, bastan savma veya eda edip iginden siynlma gibi mulahazalarla yerine getiriyorsa 
onun Allah'la munasebeti de o kadar demektir. Oyleyse, Cenab-i Hakk'in onem verdigi seylere 
fevkalade onem vermek muminler igin bir esastir ve onlann Hak karsisindaki derecelerini 
belirleyen bir olgudur. Allah ile munasebetlerimiz, o munasebetlerin lazimi gibi taniyip 
bildigimiz davranislar, araya baska bir seyin girmesine meydan vermeme, ruhT ve kalbT 
hayatimiz itibariyle husuf ve kusuf yasamama.. butun benligimize O'nu duyurma, O'nu 
hissettirme.. dilimiz O'nu anarken, suurumuza da O'nu duyurma, hissimizi de O'nunla 
doyurma.. dis ihsaslanmizla meseleleri if ihtisaslanmiza ulastirma ve akh, fikri, kalbi, ruhu, 
latife-i rabbaniyeyi besleme... iste bunlann hepsi mu'minin Hak karsisindaki derecesini 
belirleyen birer mi'yar, O'nunla munasebet adina birer unvandir. 

Eger bir kul, bunlann bazilanni eksik ve kusurlu yaparsa, mesela; irade planinda Allah'la 
munasebet iginde olur, diler, kasteder ama latife-i Rabbaniyesini hig hesaba katmaz, onu da 
mamur kilmayi dusunmezse, Allah'in huzurunda dururken, latife-i Rabbaniye ufkundan O'nu 
temasa arzusunu akhnin kosesinden bile gegirmezse, belki Allah'in inayetiyle, o da kurtulur; 
fakat, latife-i Rabbaniyenin yaratihs hikmetini ve gayesini de ihmal etmis, vazifelerini kink, gikik 
ve gatlak olarak ortaya koymus olur. Mesela, zannediyorum, namaz ebedi yolculukta ems 
olacak, gokgek yuzlu, boyu posu, edasi endamiyla higbir tarafi tenkit edilemeyecek uhrevi bir 
misalT vucuda sahiptir. Eger onu eda ederken seytanin hirsizhgina mani olamazsaniz, seytani 
rukunuzdan, secdenizden kovamazsaniz, o azgin dusman, namazm bir sagina vurur, bir soluna; 
bir yandan kiyamini goturur, bir yandan kiraatini... namazinizi oyle yaralar ve o hale getirir ki; 
onun misalTvucudu da kink-gikiklara maruz kahr ve ahirette size ne der bilemiyorum. Mutlaka 
diyecegi seyler vardir. "Allah haynni versin beni zayi ettin" mi der, "Sen beni zayi ettin, Allah da 
seni zayi etsin" mi der, bir sey der mutlaka. Oyle bir namaz sakat olur, kor, topal, sagir hale 
gelir. Uzerinizden atiyor gibi alelacele kildiginiz namaz, beraber bulunmaktan nefret 



152 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



duyacaginiz, onunla olmayi istemeyeceginiz, abus gehreli, girkin mi girkin bir varhk olarak 
berzah hayatinda kar§iniza gikacak, ondan tiksinti duysaniz da kabirde, mahserde yaninizdan 
aynlmayacak ve "Beni zayi ettin..." deyip duracaktir. Evet, orada rahatsizhk yasamamak igin 
sizin burada namaza rahatsizhk vermemeniz ve hirsiz elinin ona uzanmasina mani olmaniz 
gerekir. Higbir ruknunden bir sey galdirmamahsiniz. Butun kalbiniz, hissiyatiniz ve letaifinizle 
Allah'a muteveccih olmahsiniz. 

Burada su hususa temas etmekte de yarar goruyorum: islamiyet bir butundur; yani, 
usulunden furuuna kadar onun esaslan hepsi birden eda edildigi zaman, insana vad ettigi 
seyler -dunya ve ukba adina beklenen semereler- elde edilir. Zarunyat, hacTyat ve daha 
berisindeki onlann tekmTliyati, tahsTniyati diyebilecegimiz hususlann bile insanin manevT ve 
ruhT hayati uzerinde gok buyuk tesirleri vardir. Biliyorsunuz, imam Sa'ranT diyor ki; "BTnamaz bir 
adamla yanm saat otursam kirk gun namazimin feyzini duyamiyor, ondan lezzet alamiyorum" 
Simdi bu teferruata ait bir meseledir.. belki gogunuz kendinizi mecbur hissederek, sadece 
bTnamaz degil, iman ve itikatten nasipsiz kimselerle dahi ayni atmosferi paylasmakta bir 
mahsur gormuyorsunuz. Diyorsunuz ki; "Baska turlu nasil emr-i bil-ma'ruf nehy-i anil-munker 
yapanz, nasil Allah'i henuz olmemis her vicdana duyururuz!.." Boyle yuksek bir niyete makrun 
olarak oyle bir ortamda bulunmaniz sozkonusu degilse, dininizi, milli degerlerinizi anlatma gibi 
bir niyete siginarak, bir yonuyle kendinizi o niyetinize emanet ederek oyle bir isin igine 
girmiyorsaniz, fuyuzat hisleriniz gergekten olur gider. Olur gider de, artik namazlan adeta 
gecistirir, basinizdan ativerirsiniz, sabah namazina zor gug kalkarsiniz; Allah'a karsi 
mukellefiyetlerinizi, yeme-igme gibi nefsinizin, arzulannizin, istihalannizin gerektirdigi seyler 
kabilinden eda edemezsiniz, angarya gibi yerine getirirsiniz. Hig farkina varmadan ozunuze 
zarar serarelerle kavrulur gidersiniz. Dusunun, eger furuata ait bir mesele bile fuyuzat hislerini 
o kadar ahp goturuyorsa, gok onemli, gok hayati seylerdeki ihmaller, tekasuller, gaflet veya 
dalaletler insani nasil mahrum hale getirir acaba?!.. 

Evet, dinin esaslan bir butun olarak ele ahnip butun halinde eda edilince semere verir. 
Yoksa kuvve-i inbatiyesi saglam bir gekirdek verimli bir araziye dikilse de, eger gunesle irtibati 
kesilirse, sulanmazsa, musallat olan haserata karsi ilaglanmazsa.. hig agag olamaz, meyveye 
duramaz ki. Onun boy atmasi ve semere vermesi icin gerekli olan sartlar ne ise onlann 
tamamini hazirlamak lazimdir. Aynen oyle de, bir muslumanin hakiki insanhk ufkuna ulasmasi 
igin de dinin belirledigi esaslann butununun birden yerine getirilmesi sarttir. Mesela, eger 
garsi-pazar insanin seccadesindeki havasina, genel durumuna, umumi tavnna omuz 
vermiyorsa; sayet, o insan biryerde dusuyor-kalkiyor, oburyerde de onun acisiyla "uf-puf"larla 
oturup kalkiyorsa, bir yerde kazandigini baska bir yerde kaybedecektir. Bundan dolayi, 
"FTzilalil'Kur'an" sahibinin de dedigi gibi: "Muslumanhgi hakkiyla yasamak ancak islam! bir 
toplum iginde mumkun olur." Yoksa insan, seccadesinde, namazgahinda, mescidinde, yuvasinin 
iginde mustakim yasayabilir. Fakat, sokak ona yardimci degilse, mektep onu desteklemiyorsa, 
ilim dunyasi onun yaninda yer almiyorsa, o insan istikamet uzere yasamakta oldukga 
zorlanacak, belki de gel-gitlere yenik dusecektir. 

Zannediyorum, gunumuzde o tur bosluklan ancak niyet-i haliseyle doldurabiliriz. Yani, 
niyetimiz halis ise, surekli "Ya Rabbi, dunyada Senin icin duruyoruz, Seni anlatmak igin 
yasiyoruz; cirkefin, batakhgin igine orada bogulma durumunda bulunan insanlan kurtararak 
Senin nzani kazanmak igin giriyoruz." diyebilir ve bu niyetimizi hep dipdiri ve dupduru 
tutabilirsek -insaAllah- kurtulabiliriz. 

Diger taraftan, inang sistemimiz, ibadet u taatlerimiz, ahlak anlayisimiz ve sosyal 



Internet Yazilan 153 



munasebetlerimiz biryonuyle bizim kimligimizin tezahurleridir. Biz bunlan eda ettigimiz zaman 
kim oldugumuzu ortaya koymus oluruz. Onlan ihmal ettigimiz, gormezden geldigimiz takdirde, 
biz de butun butun ozumuzden uzaklasir ve kimliksiz hale geliriz. Yani biz, kendimizi bir yerde 
zannetsek, bir dusuncenin temsilcileri gibi gorsek de, eger o yerin ve o dusuncenin geregiyle 
amel etmiyorsak, hie farkina varmadan bizim bos biraktigimiz seylerin yerlerine baska 
dusunceler, baska anlayi§lar, baska kulturler gelip oturuverir.. Allah muhafaza, hie farkina 
varmadan bir kac yuzlu insanlar oluveririz. Gunumuzde bu akibete ugramis nice insan vardir ki, 
onlar bir yonleriyle Hristiyan, bir yonleriyle Yahudi ve diger bir yonleriyle de adeta Budist 
gibidirler. Evet, dini bir butun olarak gormeme ve onun vaz' ettigi esaslan kimligin bir buudu 
olarak kabul etmeme yozlasmayi, ozden uzaklasmayi ve kimliksiz yasamayi da beraberinde 
getirir. 

Hal Dili ve Halimiz 

islam'da esas olan ameldir, davranistir. insanlara tesir eden husus da haldir, tavirlardir. Bana 
gore, insanin, sukutuyla, haliyle, tavirlanyla, davranislanyla, bakislanyla, hatta, kulak 
kabartisiyla, dudaklanni haraket ettirisiyle, yuzundeki ismizazlanyla veya sevinc gizgileriyle 
ifade ettigi, edecegi manalann muglak ve muphem yanlanni acmaya matuf olmanin disinda 
sozlerin hicbir kiymeti yoktur. Hatta bu sozler, gozyaslanyla ve ic dokulerek ifade edilse bile 
kiymetsizdir. Onun icin, velilerde soz yoktur; hak dostlan tavir ve davranislardan hale yururler.. 
marifete hal ile erer, marifete hal ile erdirirler. Onlar ashab-i hal; soz ebeligi yapip kendini laf 
kalabahgina boganlarsa ashab-i akval veya makaldir. 

Baskalarma hak ve hakikatleri ulastirmada kullanilmasi gereken dil de, kalden ziyade 
Muslumanin hal dili olmahdir. MuhtedTlerin islam'a kosmalannin arkasinda pozitif ilimlerin ve 
rasyonalizmin dilinden daha guclu ve tesirli bir beyan, sozden daha guclu bir lisan vardir ki, o da 
islam'in, temsil yoluyla seslendirilen hal besteli, Kur'an ve Sunnet gufteli ruhT hayatidir. 
Malumunuz: Hazreti isa'nin havarileri de Ashab-i Kiram efendilerimiz de, degisik milletlerle 
temasa gectikleri ve onlara hakki, hakikati anlattiklan donemlerde o milletlerin dillerini 
bilmiyorlardi, onlann kulturlerine de yabanciydilar. Fakat, hal, tavir ve davranislanyla, 
materyalizme kilitlenmis gonullere, buyuk olcude maneviyata dayanan, maneviyat kaynakh ve 
maneviyat buudlu hakikatleri anlatmaya muvaffak oldular. Onlerindeki kocaman badireleri 
nasil astilar? insanlann olmeye yuz tutmus gonullerine nasil ulastilar? Nasil oldu da onca insani 
Allah'a iman nuruyla bulusturdular? Bu sorulann cevabi, "iman ve islam'in, hakkiyla inanmis 
gonullere kazandirdigi hal diliyle" olsa gerek. 

Bu acidan, guzel soz soylemek, iyi laf etmek onemli degildir. Dilin bir yararh yam vardir o da, 
halden zuhur eden seylerde bir iglak ve ibham, kapah ve belirsiz ifade varsa onlan acma, 
serhetme vazifesini gormesidir. Oyleyse, halimiz daima dilimizin onunde olmah, tavir ve 
davranislanmiz sozlerimize yon vermelidir ki hem Allah nezninde yalanci olmayahm, hem de 
insanlar nazannda kendi itibanmiza dokunmayahm. Aleme bazi seyleri telkin ederken onun 
berisinde baska haltlar kanstimamamiz, mustakim olmamiz lazim. Evet, mustakim gorunmek 
degil, mustakim olmak lazim. Allah Teala, "Oyleyse ey Resulum, sen beraberinde olup tovbe 
edenlerle birlikte, sana nasil emredilmisse oyle dosdogru hareket et, istikamet uzere ol." (Hud, 
11/112) buyuruyor. "Sadece sozlerinizde mustakim olun, baskalanni ikna edecek sekilde soz 
duzgunlugune bakin." demiyor. "Festekim kema umirte" buyuruyor; yani, "nasil emrolundunsa 
tavir ve davranislannla oyle dosdogru ol" diyor. Evet, dinimizde "olma" onemlidir, gorunme 
degil; yasama ve tatbik etme onemlidir; soyleme ve telkin degil. islam, yeryuzunde "gorunme" 
ve riyakarhgin kokunu kesmek, "olma" ve anlatilanlan yasamayi hasil etmek igin gelmistir. 



154 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Dolayisiyla, muessir olabilmeniz de bir yonuyle anlattiklannizi yasamamza baghdir. Yasarsaniz 
muessir olursunuz, Allah'in izniyle. Cunku, siz kalbleri fethe talipsiniz, gonullere girmek 
istiyorsunuz. O cok zor bir meseledir; zira, kalblerin kilidinin anahtan sadece Allah'in elindedir. 
Oraya nufuz edebilme ancak Allah'in yardimiyla, inayetiyle mumkundur. O kilidi acacak, 
sozlerinizin hedefine ulasmasini saglayacak ve tesiri yaratacak Allah'tir. Siz Allah'in yaninda 
degilseniz, maiyyete mazhar degilseniz, katiyen muessir olamazsiniz. Evet, tesir sozlerde 
degildir; o sozlerin hale tercuman olmasinda ve Allah nzasi gozetilerek soylenmesindedir. 

Kulaklar Doydu, Gozler Ac!.. 

Bir insan dint emirleri ne kadar yerine getiriyor, yasaklardan ne kadar kaciniyorsa, Allah 
nezdinde o kadar kiymeti vardir ve kiymeti olcusunde de muessiriyeti vardir onun. Hal ve kal, 
hakki tutup kaldirma, onu temsil edip anlatma adina cok onemli iki cepheli bir dildir. Bu iki 
gorunumlu tek dil hakikatle gurleyince, onun tesiri muthis olur. Beyan-hal farkhhgina 
dusmeyenlerin ifadeleri iz birakici ve kahcidir. Cenab-i Hakk'in Hazreti isa'ya "Ya isa, once 
nefsine va'z et. Eger o kabul ederse, sonra insanlara nasihatte bulun! Yoksa (nefsinin 
kabullenmedigi seyleri baskalanna anlatma hususunda) benden utan!" sozunde sakhdir yapma 
ve anlatma beraberligindeki sir. O halde insan, inandigi seyleri once yasamah, sonra da 
kendinden tecrid mulahazasi icinde, duygu, dusunce ve ic derinliklerini seslendirmelidir. 
Gecelerini gafletle geciren biri, teheccudden, gece namazindan bahsederken utanmah.. 
namazini husu ve hudu ile kilamiyor, Allah'a karsi saygih davranip gerekli mehabet ve mehafeti 
icinde duyamiyorsa, kamil namazdan dem vurmamah.. adanmis bir gonle sahip degilse, bir tek 
kelime ile dahi "yasatmak icin yasamak"tan katiyen bahis acmamahdir; acmamahdir zira, bir 
hikmete binaen Allah anlatilan hususlann tesir gucunu, anlatanm yasamasina baglamistir. 

Allah (cc), "Ey iman edenler! Nicin yapmadiginiz seyleri soyluyorsunuz? Yapmadiginiz seyleri 
soylemek, Allah'in en cok nefret ettigi seylerdendir."(Saff, 61/2-3) buyurmaktadir. Yanhs 
anlasilmasin, ayet-i kerime, zemm makaminda "niye-nicin" diyerek sorgularken, "Sakin 
yasamadiklannizi anlatmayin" demiyor. "Madem soyluyorsunuz, Hakk'a tercuman oluyorsunuz, 
davranislanniz neden O'na tercuman degil? Bir seyi soyleyip de yapmamak, Allah indinde 
gazaba vesile olacak seylerin en buyuklerindendir, en menfur bir davranistir." diyor. 
Anlattiklanni uygulamayan bir kimsenin hie konusmamasini degil, konusanin, anlattigi hususlan 
uygulama azmi icinde olmasininin luzumunu ifade ediyor. Zira yasamak ayn anlatmak da ayn 
birer ibadettir. ikisini birden yapmayan iki gunah, birini yapmayan da bir gunahla kendini 
tesirsizlige mahkum etmis olur. Mesela, iffetli olma, harama bakmamadan bahsediyorsaniz, 
carsida pazarda sizin isiniz ne? Farz bir vazife olmayinca, gunaha girmenin muhtemel oldugu 
yerlere ne diye gidiyorsunuz? Vacib bir vazife yoksa, sokakta niye dolasiyorsunuz? Evet, 
yapmadiginiz seyleri soylemeniz, daha dogrusu, soylediginiz seyleri uygulamamaniz hem gazab- 
1 ilahiyi celb eder, hem tesir gucunuzij kirar, hem de size olan guveni sarsar, anlattiklanniz 
"kuru bir laf" olarak isitilip unutulur. 

Ben cok sukutT insan tanidim, gegenlerde bir yazida da onlara dair ipuclan vermeye cahstim. 
Konusmalan icab ettigi yerde o insanlann da bazen konustuklan olurdu ama onlann soz ve 
beyanlan daha ziyade hallerinden suzulen manalan acmaya matuf, mubhem hisleri serhetme 
istikametinde ve gozsuzlere kapah hakTkatleri avamTlestirme yonunde olurdu. Onlar halleriyle 
seslendirdikleri sukutT hutbeleriyle herkesi mestederlerdi. Onlann hal ve gonul derinliklerinden 
dolayi, dillerini bilen-bilmeyen hemen herkes ne demek istediklerini rahathkla anlar ve onlara 
buyulenirdi. Onlann yanindayken "duydum, ogrendim ve inandim" yerine "gordum, hissettim 
ve bende oldum" derdik. Konusurken hikmet konusurlardi. Sukut ederken de derin murakabe 



Internet Yazilan 155 



bakislariyla insanin adeta icini delerlerdi. Ook kaynaga ugradim, cok cesmenin basina gittim 
ama heyhat, hicbirinde kovami dolduramadim. Avare dolastim, avare gezdim. Avare gezdigime 
halim sahit degil mi? Ama laf ederken hikmet konusan, sessiz dururken de tefekkur eden o 
sukutTlerin sukutu hala uzerimde tesir icra eder.. onlannki kristallesmis tefekkur, kristallesmis 
murakabedir.. mesela; ihramcizade ismail Efendi ile beraber olmustum. Onca zaman icinde 
belki iki kelime ancak konusmustu. Ama boynunu bir yana kinp boynu egriymis gibi saygiyla 
durusu, diz ustu oturu§u, mahcup tavn ve her haline nufuz eden, Allah'in huzurunda olma 
havasi bana cok tesir etmisti. 

Hani hep deriz ya: "C^ok guzel hutbeler dinledim, buyuk hatiplerin sozlerine kulak verdim. 
Artik kulaklanm doydu. Fakat, gozlerim ac. islamin lafini eden degil, onu yasayan insan gormek 
istiyorum." Maalesef, sozler, soz soyleyenden bTzar. Hutbeler, hatipten bTzar. Va'z u nasihatlar 
vaizden bTzar. Kimse kinlmasin, ben kendimi de dahil ederek soyluyorum. Namaz kilan, Kuran 
okuyan, camide saf tutan insanlann cehrelerinde hasyet gormuyorum. Allah'in huzurunda 
duruyor olusumuz halimize aksetmiyor, hasyet yok durusumuzda. Kalbler olmus adeta. Saflar 
arasinda muteharrik mezarlar gibi kipirdanislar durumumuza tarn uyuyor. Bir cenaze yatiyor, 
kalkiyor, egiliyor ve dogruluyor; cogumuz cenaze gibi Allah huzuruna geliyor ve cenaze gibi 
gidiyor. Ve dolayisiyla da muslumanlar adina iyi bir goruntu olmuyor, halimiz kimseye bir sey 
ifade etmiyor. Bu ifadelerim muminler hakkinda su-i zansa, Rabbimden affimi dilenir, sizden de 
ozur dilerim. Reyhani kadmlan tasladigi bir yerde, "Duyarsa kadinlar taslarlar seni/ Kimisi bilir 
dini imam/ Asiye, Meryem gibi sultana benzer" der halk agiziyla. Aramizda dini-imani iyi bilen, 
Ebu bekir, Omer gibi sultana benzeyen insanlar da vardir. Namaza basladigi andan itibaren, 
onun her saniyesinde suuruna, benligine namazi duyurarak eda eden uc-bes insan da vardir 
mutlaka. Ama genel manzara bende muminlerin bir boslukta donup durdugu hissini uyanyor. 
Nice kimseler var ki, camide de olsalar cok boslar, cok urpertisiz yasiyorlar, cok gafiller. Namazi 
bile esneyerek eda ediyorlar. Namaz hayatlan dosek hayatlanna denk gidiyor. Ama dosek 
hayatlanna, ibadet u taat havasini tasimalan soz konusu degil. Namazda dururken dosegi 
yanlanna getiriyorlar; fakat, dosekte de Cenab-i Hakk'a teveccuh ufkunu yanlanna alamiyorlar. 
Merhum Mehmet Akif diyor ya; 

"Muslumanhk nerede, bizden gecmis insanhk bile; 

Alem aldatmaksa maksat, aldanan yok nafile, 

Kac hakiki Musluman gordumse, hep makberdedir, 

Muslumanhk, bilmem amma, galiba goklerdedir!" 

Allahim, Bizi Kendimize Getir! 

Evet, muessiriyet yolu arastinyorsaniz o halden gecer. iyi sozler ezberlemeye, tumturakh 
ifadeleri ard arda dizmeye cabalamayin sakin. iyi laf etmek icin o turlu sunTliklere temayul 
gostermeyin. Unutmayin ki, Ummet-i Muhammed halde kaybetmesiyle kaybetmistir. Hal insani 
cok azdir gunumuzde. Bu, hal insani kithgi muminleri bitirmistir. Dusunun, hakki yok mu 
vucuduzun zerrelerinin sizinle beraber Allah'i duymaya? Hakki yok mu suurunuzun da O'nunla 
doymaya? Zihniniz O'nunla urpersin, akil ve mantiginiza da O hukmetsin, O'nun hazir ve nazir 
olusu damarlannizda cereyan eden alyuvarlara, akyuvarlara da tesir etsin, butun benliginizde 
bir urperti halinde O hissedilsin.. sizin mahiyet-i cismaniyenizin hakki degil mi butun bunlar? 
Onlar da Allah'i duymah, namazi duymah degiller mi? Oyleyse, yann hesaba cekmezler mi bizi; 
mesela, "Nerede siz, nerede namaz!" diye sormazlar mi?.. Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu 
vesselam) namaz kilarken, bir tencerenin kaynarken cikardigi ses gibi ses gelirdi sinesinden. 
icinde boyunduruk varmis gibi kivranirdi. Gozyaslanyla mubarek sakallanni, seccadesini 



156 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



islatirdi. Hazreti Ustad kivrana kivrana namaz kilardi, "Allahu Ekber" derken, butun benliginde 
duyarak, onun havasini zerrelerine dahi icirerek soylerdi. §imdi bize demezler mi: "Nerede siz, 
nerede namaz!" Sizi ye'se dusurmek, icinize is sacmak, sinelerinizi sikintiya sokmak icin 
soylemiyorum bunlan. Madem isin hakikati Efendimizin, Sahabe-i GuzTnin, Ustadimizin 
gosterdigi, yaptigi gibi; oyleyse, gelin hakikatini bulahm bu isin, kurtulahm sunTliklerden, 
terkedelim formaliteleri ve isin hakikatine yuruyelim. Allah Resulu (aleyhissalatu vesselam): 
"Nice namaz kilanlar vardir ki, nasipleri sadece yorgunluk ve zahmettir." buyuruyor; gelin 
namaz yorgunu olmaktan Allah'a siginahm. Yalvarahm Rabbimize, "Allah'im, bize hakki oldugu 
gibi goster; hakikati kendi cercevesiyle ruhumuza duyur ve hissettir. Bizi ona ittibaya muvaffak 
kil. Batih da kendi cirkin cercevesiyle oldugu gibi goster ve bizi ondan ictinaba muvaffak kil." 
Hakki hak bilip ona hakkiyla ittiba, batih batil bilip ondan da butun butun ictinab" icin 
Rabbimizin yardimini dilenelim. 

Sozlerim sizi ye'se dusurmesin. Mumin igin higbir zaman umitsizlik sozkonusu degildir. Ben 
kendimi girtlagima kadar kusur icinde goruyorum. C°k korkuyorum; bazen yuregim agzima 
geliyor, inanin, pek cok gece uykum kaciyor, uyuyamiyorum; "Eger olmam lazim geldigi gibi 
olamamissam Rabbimin huzuruna nasil cikanm, otede ne olur benim halim?" diyorum. Fakat, 
her seye ragmen, hie ye'se dustugumu hatirlamiyorum. Allah bizim Mevlamizken ye'se nasil 
duserim ki? Sonunda meseleyi getirip yine "inne RahmetT sebakat ala gadabT" hakikatine 
baglayarak, O'nun rahmetinin daima gazabmin onunde oldugunu dusunerek nefes ahyorum; 
"O'nun rahmeti her seyden daha genistir, benim gibileri bile affeder." diyorum. Diyorum ama 
asil yapilmasi gerekenin derlenip toparlanma oldugunun da farkindayim. 6ze donme, 
yenilenme, kendine gelme... Kendinde olmadan yasamaktansa, bence olmek daha iyidir. Artik 
ne diyeyim: "Allah'im, ya bizi kendimize getir veya bizi Kendine al." 



http://tr.fgulen.eom/content/view/12100/9/ 



BIR HIKAYE-BIR HISSE 

Bir yaban domuzuyla bir at, cayirda otluyorlarmis. Yaban domuzu otlan boyuna kokunden 
sokup kurutuyor, suyu da bulandinyormus. At kizmis, ocunu almak icin gitmis bir avci bulmus: 

"Kurtar beni su yaban domuzundan!" demis. Avci: 

"Peki, kurtarayim, kurtarayim, ama ben tek basima o isi ba$aramam ki! Gel, senin agzma 
bir gem vurayim, ustune bineyim, sen de yardim et!" At o kadar 6fkeliymi§ ki hig du§unmeden 
razi olmu§. Avci atin ustune binmis, yaban domuzuna saldirmis; onun hakkindan gelmis ama ati 
da eve goturup ahira baglamis. 

Bircok kimse de ofkelenip dusmanlanndan 6c almaya kalkar, ama kendi baslanni da belaya 
soktuklanni hie dusunmezler. 266 



256 AiSOPOS, t. N. (1998). Masallar. istanbul: MEB. s. 162 



HERESIYOGRAFI 

Bir dinin, "sapkin", "zindik" ve "mulhid" kategorisine giren, o dinin iginde veya disinda duran 
inandar hakkinda incelemeye Heresiyografi denir. 267 Hurafeler dinin vazgedlmezi olunca, buna 
bagh bazi unsurlann olmasi da muhtemeldir. Bilindigi uzere; son ve hak olan din islam'in Allah 
Teala tarafindan kiyamete kadar korunacagi ve "Allah inananlarin dostu" oldugunu 
biliyoruz. Konuyla iliskili olmasi agisindan akhmiza su soru ister istemez geliyor ki, 

"bu dinin itperisinde olmalanna ragmen, iyi ya da kotu niyetleri ile neden bazi insanlar 
sapkinhga dogru yol ahyor? Hakk ve hakikatten uzaklasip, neden sapkin guruplar 
olusturuyorlar? 

Gug ve kudretin Allah Teala'mn olmasma ragmen, bu turlii seylere musaade etmesinin 
hikmeti nedir? diye sorarsaniz; 

Mesela bir kisiyi dusunelim ki, yirmi yasina gelmis ve dini terbiyesi de yuzeysel kalmis olsa, 
bu kisi idn hangi sey yakin gelebilir? 

Salt hakikat mi..? Bulanik yol mu..? 

Devir (ilahT alemden gelis ve donus) nazariyelerinde daire dzimi genelde goktur. Ashnda bu 
degisiminde temsilidir. Donusumun tek bir dzgisi veya kare gibi sert bir ivmesi yoktur. Hareket 
planinda yamuk olan bir dzimin dahi, sahsiyetin kivaminda meyil etkisi olacaktir. Keskinlik ise, 
aynhgin farkini bariz sekilde ortaya koyarken meyil ise bu etkiyi gostermemektedir. Yani 
anlatmaya gahstigimiz sey sudur; 

Cemiyetler igersinde surekli sapkin guruplar, tarikatlar, ideolojik guruplar vb. turlu 
soylemler vardir. Oyle ki, gikisi saglam ve sihhatli bir unsurken, zamanla ilk anlardaki ozellik ve 
safiyetini kaybetmistir. Usulde her ne olursa olsun, batihn batilhgi yaninda, hak igin olan bir 
unsur tasidigi bilinir. ^iinku Allah Teala'mn " Hak geldi; batil yikihp gitti. Zaten batil yikilmaya 
mahkumdur" 270 buyurmasi ile batihn hayatiyet gosteremeyecegi bildirilmektedir. Lakin batihn 
yasamaya devam ettigini gorunce anhyoruz ki bahsedilen hikmete binaen batil igindeki bazi 
hakikatlerin sayesinde canh kalabilmektedir. Bu meselenin ikinci merhalesi ise, batihnda luzum 
ve ihtiyag gosteren hakikat olmasidir. Eger bu sekilde bir kader olmasa idi, guruplar, dinler, 
ideolojiler arasinda hayati bir yerde paylasma unsuru bulunamayacak, nizam ise kaosa 
donecekti. 

Bu meseleyi ibn'ul Arab! kaddese'llahu sirrahu'l azTz Fususu'l Hikemin Nuh Fassinda degisik 
bir terminoloji ile agiklamaktadir. 

Hulasa; bizim igin etrafimizdaki sapkinlara bakip normal hayatimizi gekilmez kilmaktan gok, 
bu durum ve buna mensup kisilerin, gegis donemlerinde gerekli olacak dogru metodlannin 
gelistirilmesi asamasinda, bir yerde olabilmenin gayreti ve duygusu iginde yasamamiz 
gerektigidir. 

Olmasi kaginilmaz olan seyler igin, daha gok yok edici olmaktan ise, hakikate dogru ivme 
kazanmalan hususunda kaygan zeminlerin istikametini gevirmeyi becerebilmek daha gok 
onemlidir. Bu mesele en mahir olanlar, nebiler ve rasuller olmasma ragmen basansiz olanlarda 
olmustur. 

Onlar azgin ve sapik kisileri ikna edip, inanglanni etkisizlestirirken batihn igindeki hakikati 



Heresy: sapiklik, sapmg, aykin diijunce 

"§iiphc yok ki, o Kur'an'i Biz indirdik. Biz; her halde onu muhafaza da edecegiz!" Hicr, 9 

2S9 AI-i imran, 68 
270 Isra, 81 



Internet Yazilan 159 



gorerek, dogru inancin orgusune ba§lami§lardir. Eger zamanimizda bu vasfi ta§iyan ki§iler fazla 
bulunsaydi, daha az sapkinhk gorulecegi du§unulebilirdi. Ne yazik ki §u anda bile, akla hayale 
gelmeyen, §eytanin dahi belki ders aldigi, gizliden gizliye faaliyet gosteren vehimler, hayallerle 
6rgutlenmi§ haince bilgiler ve olu§umlan gormekteyiz. 

Son sbz olarak §unu diyebiliriz, kendi inanci saglam oldugu halde gok ki§iler sapkinhklar 
urettiler. Bu sapkinhklan ileriye donuk onlan da kendi idne aldi. Bu nedenle ba§kalannin 
duru§undan gok kendi duru§umuzun istikameti ile me§gul olahm. Nasil olsa sapik olan bir gun 
hakikate dogru muhakkak donu§ gosterecek, hakikatteyim diyende §artlar ve ihtimaller 
kiskacinda batila dogru egrilecek olma ihtimali vardir. 

Onun igin Allah Teala'nin bizi korumasi idn dua edip Rasulullah sa llallahu aleyhi ve sellemin 
yajayijini ornek almak gerektigini tekrar hatirlatinz. 



MIHLAT KITABINDAN GUNUMUZUN HIKAYELERI 

El-Mihlat Kitabinda Bahauddin el-AmilT (1546-1620) bazen uzerinde dusunulup ders 
ahnmasi icin bazende eglendirmek icin fikralar nakletmektedir. Bu hikayelerin de gunumuzde 
sanki tekrar tekrar yasamldigini gormekteyiz. 

1) Tilki, tavsanin uzerine bir ziplamada yakaladi. 
Tavsan : 

- Sen bunu kudretinden dolayi yapmadin, bilakis benim zayifhgimdan dolayi yakaladm. 

2) Kopek, kasap dukkanin onunde durdu ve israrla havlamaya basladi. 
Kasap: 

- Eger gitmezsen basina su iskembeyi geciririm." dedi. 

Kopek gitmeyip beklemeye devam etti. Kasap bir seylerle ugrasiyordu. Kopek aldins 

etmeyen kasaba: 

-Basima bir sey vurmayacak misin? yoksa gidecegim." dedi. 

3) iki tilki beraberce avlanan iki avci gordu. Gece yansi olunca biri digerine 

- Bir daha ne zaman karsilasinz." dedi. Digeri de: 

- Ucgun sonra kurkcu dukkaninda." dedi. 

4) Kurt bir kemik yuttu. Ancak kemik bogazina takildi. Turna geldi. Kurt turnaya: 

- Bu kemigi gikanrsan sana ucretini veririm." dedi. Turna basini kurdun agzina 
soktu. Kemigi gikardi. Kemigi gikardiktan sonra ucretini istedi. Kurt da ona: 

- Sen basini agzima soktun ve sag salim cikardin bir de benden ucret istiyorsun 
ha!" dedi. 

5) Bir gun aslan, kurt ve tilki avlanmak icin yola ciktilar. Bunlar bir esek bir 
ceylan bir de tavsan avladilar. Asian kurda: 

- Paylastir bakahm dedi. Kurt: 

- Esek efendimizin, ceylan benim, tavsan da tilkinin olsun." dedi. Asian kurda 
tokadi bir indirdi. Kurt yuvarlandi gitti. Asian bu defa tilkiye: 

- Paylastir bakahm." dedi. Tilki: 

- Esek efendimizin sabah yemegi, ceylan aksam yemegi, tavsan da kurtla benim 
olsun." dedi. 

Asian: 

- Bu adaleti nerden ogrendin." dedi. Tilki: 
-Kurta uygulanan adaletten." dedi. 

6) Horozla kopek yolda arkadas olurlar. Yollanna devam ederken aksam olur. 

Bir agaca yonelirler. Adeti uzerine horoz agaca cikar, kopekte agacin dibinde yatar. 
Seher vakti gelince horoz, kanatlanni birkac defa cirptiktan sonra otmeye baslar. Bunu 
duyan tilki hizhca oraya yaklasir. Agacin uzerinde horozu gorunce kafasini kaldinp ona: 
in asagiya da cemaat olup namazimizi kilahm deyince 
Horoz: Tamam ama ben imami beklemek istiyorum, diye cevap verir. 



Internet Yazilan 161 



Tilki, peki imam nerde? 

Horoz: Agacin arkasina bak, orada uyuyor. 

Tilki bir goz gezdirdi ne gorsun aslan gibi bir kopek! 

Bunu goren tilki kagmaya basladi. 

Horoz ona hadi gelsene hani cemaat olacaktik deyince, 

Tilki: Benim abdestim bozuldu. Abdestimizi yenileyelim sonra hazir oluruz 

diyerek kagmaya basladi. 271 



271 ASLAN Abdullah Bahauddin EI-AmilT ve El-Mihlat Kitabi [Kitap]. - Konya : Selguk Universitesi Sosyal 
Bilimler Enstitiisu Temel islam Bilimleri Anabilim Dali Arap Dili Ve Belagati Bilim Dah 211386- Yiiksek 
LisansTezi, 2007, s.56-57 



SUFILERIN FARKLI INAN£LARA BAKI$INDAKI UNUTTURULAN 
INCE MESELE 

Tasavvufun ana kaynaklanndan Kuseyr? Risalesinde Hz, ibrahTm aleyhisselam hakkinda 
zikredilen su anekdot, ashnda, sofilerin diger din mensuplanna bakisi ve ayni zamanda onlann 
bu davranislannin maksadini saninz net bir sekilde yansitmakta ve ozetlemektedir; 

"Hz. ibrahTm aleyhisselama bir yolcu gelir. Kendisini misafir etmesini ister. Hz. ibrahim 
aleyhisselam ona: 

"-Dinini degistirip, tevhidi kabul edersen seni misafir ederim" der. Yolcu teklifi kabul etmez, 
gider. Bunun uzerine Hz. ibrahim aleyhisselama soyle bir hitap gelir: "Biz onu, kafir oldugu 
halde, yetmis yildir beslemekteyiz. Sen, bir gececik, onu inancina bakmadan besleseydin ne 
olurdu?!.." 272 

Diger taraftan, bilhassa ibrahTm b. Edhem aleyhisselamin (hyt. 161/779) bir Hiristiyan rahibi 
kendisine arkadas edinmesi ve ondan zuhdun inceliklerini ogrenmesi sufTlerin diger din 
mensuplanna ve Ozellikle de Ehl-i Kitab'a bakislan konusunda kayda deger bir ornektir. 

Yukanda en son zikrettigimiz siirin ilk beyitleri Hallac-i Mansur'a da (idami 309/921) nisbet 
edilir. " Hallac'in buna benzer baska ifadeleri de vardir." Hallac, bir YahudTye "kopek" aWye hitap 
etmesinden dolayi kizdigi kisinin kendisinden ozur dilemesi ve gonlunu almaya cahsmasi 
uzerine o sahsa soyle nasihat eder: 

"Yavrucugum! Dinlerin tumu Allah Tedld'nmdir, Her din He bir kitleyi me§gul ediyor. Her kitle 
kendisi icin secilmi§ olan dini izliyor; kendi iradeleriyle segtikleri dini degil. Bir insanm bir 
ba§kasmi, izledigi din yuzunden itham edebilmesi icin, o dinin o ki§i tarafmdan ozgur iradeyle 
secilmi} olmasi gerekir. $unu bil ki, Yahudilik, Hiristiyanlik, Muslumanlik ve oteki dinler degi§ik 
unvanlar, degi$ik adlardir; ama hepsinin ortak amaci birdir, degi§mez." 273 

"Kiifiir ve tman isim yonunden farkhdirlar, ama haktkat yonunden aralarmda fark yoktur. " 

274 

ilahT aski zirvelerde yasayan sufTlerden Mevlana (hyt. 672/1273) da diger insanlara sonsuz 
bir rahmet gozuyle bakmistir, insanlar arasinda muhabbete dayah bir birlikteligin olabilecegini 
defalarca vurgulamistir. O butun dinleri ve mezhepleri insanT olgunluga erismede bir vasita 
olarak gorur. Ona gore yaraticiyi arayan her dusunce, ayni yere cikan, ayni hakTkate ulastiran 
gizli birer merdivendir: 

"Cihanda gizli merdivenler var; basamak basamak, ta goklere dek. Her bolugun bir ba§ka 
merdiveni var; her yuruyu§un ba§ka bir gogu... 

Her biri oburunun hdlinden habersiz. 

Bir mulk ki, geni§ mi geni§; ne ba§i var, ne sonu 275 

"Her nebinin bir yolu, her velinin bir me§rebi vardir. Degil mi ki, hepsi de halki Hakk'a 
ula§tinyor; dyleyse hepsi de birdir. 

Dinler arasinda ki ihtildf, gidis tarzmda ve gorunustedir; yolun hakikatinde ise ayrilik yoktur." 



el-Ku§eyn, AbdulkerTm, er-Risaletu'l-Kuseyriyye, tah. AbdiilhalTm Mahmud-Mahmud b. e§-§enf, 
Kahire 1966, ss. 154, 227. 

273 Ozturk, Y. Nuri, Hallac-i Mansur ve Eseri, istanbul 1996, s. 401 (Massignon-Paul Kraus, Ahbaru'l- 
Hallac, ? 1936, s. 69'dan naklen). 

age., s. 399 (Ahbaru'l-Hallac, s. 53'ten naklen). Hallac'in goriijleri icin aynca bk. Uludag, 
Suleyman, "Hallac-i Mansur" DlA, istanbul 1997, c. XV, s. 379. 
275 Mevlana, CelaleddTn-i RumT. Mesnevi, Ankara 1993, tipki basim,c. V, s. 244, b.; 2557-2559. 



Internet Yazilan 163 



276 

Ne var ki, dinlerin hakikatlerinin birligini, insanlann inanclannin hakikatini anlayabilmek icin 
belli bir fikir ve gonul tekamulune ulasmis olmak gerekir; 

"Sir gozu ile gonul gozu ile mu'mine de, kdfire de bir bak; 

Higbirinde, Ya Rab! Sesinden. Ya Hay! Sedasindan ba§ka bir §ey yok." 277 

Bu bakis tarzi ask yoludur. "Birdir nazar-i Hak'ta mecus ile miiselman" diyen Ziya Pasa'nin 
tabiriyle Hakk'in nazanyla bakabilmektir. Bu bakis acisindan bakildiginda ise kufur, Tman gibi 
seyler gorunmez. ZTra ask mezhebinde kufur ve Tman yoktur; tipki asikta tenin, akhn, canin ve 
gonlun olmadigi gibi. Mevlana'ya gore, bu hakikati kavrayamayanlar, herkesin cesitli dillerde 
Hakk'a yalvardigini goremeyenler gercek Muslumanliga ulasamamislar demektir, 278 Mevlana 
bu fikrini bir baska §iirinde de §u §ekilde ifade eder: 

"Bazan gizlenen, bazan a§ikar olan biziz, 

Bazan mu'min, bazan MusevT, bazan da Hiristiyaniz. 

Bu gonlumuz ornegi olmak idn her gonlun 
Gorunur bir ba§ka surette her gun..." 279 

A§k kavraminin Mevlana dujuncesinde mustesna bir yeri vardir. "Dint anlamda a§k mevcut 
yetmi§ iki firkadan daha gududur. Dahasi, putperestlikten de, dinden de ustundur; juphenin 
de, gergegin de otesindedir. aynhgi azaltan bir dindir. insanlar arasinda birlik olu§turur. 
f^unku butun dinlerin kaynagi ilahT sevgidir, ilahT a§ktir, ya da sevgiden kaynaklanan korkudur. 
EflakT, bu konuyla ilgili joyle bir rivayet nakleder; 

"Bir gun bir Rum usta Hudavendigar'in evinde ocak yapiyordu. Dostlar §aka yoluyla ona; 
"Nidn Musluman olmuyorsun? Dinlerin en iyisi islam'dir" dediler. O: "Elli seneye yakindir ki, isa 
dinindeyim. Dinimi terk etmek hususunda ondan korkar ve utaninm" dedi. Birdenbire Mevlana 
hazretleri igeri girdi ve §6yle dedi: 

"imanm sirn korkudur. Her kim Tann'dan korkarsa, o Hiristiyan da olsa din sahibidir, 
dinsizdegildir." 280 

Mevlana'nin diger dinlere baki§i ile ilgili ornekleri gogaltmak mumkundur. Ancak bu bahsi §u 
degerlendirme ile bitirmek istiyoruz: Ona gore ba§kalanna hakir bir gozle bakmak, ba§kalarma 
kafir deyip, kendisini kafir olarak yaratmadigi idn Allah Teala'ya hamd etmek, sapikhktan ve 
halki saptirmaktan ba§ka bir §ey degildir. Boylesi bir davrani§in nebilerin ve evliyalann 
terazisinde yeri yoktur. 281 

Mevlana'nin gejitli dinler ve inandar ile ilgili goru§lerini dort ana bajhk altinda toplamak 
mumkundur: 

1. Ona gore, dinlerin yollan, yontemleri ayn ise de, gayeleri birdir ve yola degil, maksada 
bakmak gerekir. 



Aym eser, c. I, s. 14 (504. beyitin konu bashgi). (Yorumu idn bk. Can, Sefik, "Mevlana'yi Gore; Bin, 
Tman ve Kufur" 5. Mill! Mevlana Kongresi Tebligleri, Konya 1992, & 19-27.) 

Can, Sefik, Mevlana, Hayati, $ahsiyeti, Fikirleri, istanbul 1995, s. 147 Mevlana, Divan-i Kebfr, c. V, 
nr. 2578'den naklen). 

Can, Mevlana, Hayati, $ahsiyeti, Fikirleri, s. 149. 

Mevlana, Celaleddtn-i RumT, Hz. Mevlana'nin Rubaileri, trc. Sefik Can, Ankara 2001, rubaT nr. 1527. 
280 EflakT, Ahmed, Ariflerin Menkibeleri, trc. Tahsin Yazici, istanbul 1989, c. 11, s 517. 

Can, Mevlana, Hayati, $ahsiyeti, Fikirleri, s. 145. 



164 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



2. Cesitli inanglann farkh goriinmesinin ve algilanmasinin asil sebebini, goruniisteki 
farkhliklarin ozdeki benzerligi golgeleyecek derecede asil gorulmesinde ve abartilmasinda 
aramakgerekir. 

3- Yollann aynhginin bir baska nedeni, yetmis iki milletin birbirini tanimamasi, aralannda 
diyalog olmamasi ve birinin otekinden §uphe igerisinde olmasidir. 

4- Farkh inang sahipleri arasindaki kavgalann bir diger sebebi de, otekinin dilini 
anlayamamak, onun dusiince ve duygu Dunyasi hakkinda bilgisiz olmaktir. 282 

insanlan sevmeyi ilahT askin ve gergek asik olabilmenin sartlanndan sayan Yunus Emre (hyt. 
721/1321), bu konuyu siirlerinde en guzel isleyen suftlerdendir. 

"Yetmis iki millete bir gozle bakmayan, halka muderris olsa da hakikatte kafirdir" diyen 
bu unlii sair suffmiz, boylesi kimseleri "§er'in evliyasi, haktkatin kafiri" seklinde tanimlar. 283 
Cunkii Yunus'un din anlayi§ina gore, Allah Teala'yi gergekten sevenler onun en mukemmel 
eseri ve halTfesi olan "insan"i da sevmek zorundadir. 284 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Muslumanlar birbirlerini sevmede, birbirilerine merhamet etme ve §efkat gostermede bir 
viicut gibidir. Vucuttan bir organ §ikayet ederse, viicudun diger organlan uykusuzluk ve 
humma He ona katilirlar." 285 

"Merhamet etmeyene merhamet edilmez" 286 

"Karde§irtin ba§ma gelen musibete sevinme. Olabilir ki, Allah ona merhamet eder de seni 
hastahga dugar eder." 287 



"Hakk'i gergek sevenlere cumle alem karde§ gelir. 



*** 



Ma§uk neyi severse lazimdir sevmek onu; 
Dostumuzun dostuna yad endtse ne layik?! 
Sen gergek asik isen dost'un dostuna dost ol; 

Ger boyle olmaz isen, dostum demegil bayik. 

* * * 

Yetmis iki millete kurban ol asik isen, 
Ta asiklar safmda imam olasm sadik.. 



Fazla bilgi igin bk. Yaran, Sadik, "ibn Arab?, Mevlana ve Yunus Emre'ye Gore "6teki"nin Durumu", 
islam ve oteki igerisinde, editor; C. Sadik Yaran, istanbul 2001, ss. 326-332. 

Yunus Emre, Yunus Emre DJvani, hzl. Faruk Kadri Timurta§, istanbul trs., s. 55. 
284 (Dil) 

BuharT, Edeb, 27; Muslim, Birr, 66; Ahmed, Musned, IV, 270; TaberanT, el-Mu'cemu's-sagtr, Beyrut, 
1983,1, 137; a. mlf. er-Ravdu'd-dan? ile'l- Mu'cemis'-sagTr li't-Taberant, I, 230 (382); BeyhakT, 
Su'abu'l?man,VI, 481 (8985), a. mlf, es-Sunenu'l-kubra, III, 353 (6223); Kuda'T, Musnedu's-sihab, II, 283 
(1366, 1367). Mesel igin bkz. HakTm et-Tirmizt, Kitabu'l-Emsal, s. 52; RamhurmuzT, Kitabu emsali'l-hadTs, 
s. 81, 82 (40); Ebu's-Seyh, Kitabu'l-emsal, s. 237 (350). (UYSAL, 23 Bahar 2007 ) 

286 BuharT, Edeb, 18, 27; Muslim, Fedail, 65, 66; Ebu Davud, Edeb, 145; TirmizT, Birr, 12. (UYSAL, 23 Bahar 
2007) 

TirmizT, Kiyame, 54; ibn Hibban, el-Mecruhm, thk. Mahmud ibrahim Zayed, Daru'l-va'y, Haleb, ty. I, 
355 (465); TaberanT, el-Mu'cemu'l-KebTr, XXII, 53 (127), a. mlf, Musnedu's-SamiyyTn, I, 214 (384), IV, 305 
(3379); Ebu's-Seyh, el-Emsal fi'l-hadTs, s.121 (202); Kuda'T, Musnedu's-sihab, 11,77 (592, 917), 78 (919) 
(UYSAL, 23 Bahar 2007) 



Internet Yazilan 165 



Yetmis iki millete sugum budur "Hakk" dedim, 
Korku hiyanetedir, ya ben nigin kizaram!?.. 
Hdss u dm, mutt, as? dost kuludur cumlesi." 

Burada bahsedilenlerden dinlerin diyalog veya baska bir sekilde karmasik bir sekilde 
birlestirilmesi anlamina gelmemelidir. £unku son ve hak dininin islamiyet oldugu da hatirdan 
cikanlmayip diger insanlannda dint yonlerinden dolayi icbar veya tehdit altmda birakmamaktir. 
Ancak islamiyetin ozune bir sikinti gelecekse tercih edilecek olan Allah Teala'nm istegi olan 
tarafi tercih etmelidir. £unku Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile yeni bir dinin gonderilme 
espirisini nasil anlayacagiz. 

Muhyiddin ibn'ul Arab! kaddese'llahu sirrahu'l-aziz FutGhdt'ta hiristiyanhgm buytik bir 
tehdidi altmda bulunan islam aleminin siyaseten daha muteyakkiz olmasmi, bu Ttibarla da 
hiristiyanlara karsi tavizkar gordugu Selcuklu Sultani izzeddin Keykavus'tan, 288 mevcut kritik 
durum, buhran, kriz geregi daha dikkatli davranmasini saglamak istemistir. ibn'ul Arab!, 
Hiristiyanlann yerli ahali arasindaki dindaslannin da destegiyle islam alemine daha fazla zarar 
vermeleri yonundeki endisesini dile getirmekte ve buna karsi Sultani uyarmaktadir. Diger 
taraftan onun bu yaklasimi, olaylara batmen ne kadar yuksek bir bakis acisiyla baksa da zahiren 
seriatin gereklerine derinden bagh oldugunu ve manevT siyasetin yam sira, dunyevT siyasetin 
gereklerini ihmal etmedigini de gostermektedir. iste bu vukufiyeti sayesinde o, hiristiyanlann 
hukumranligi altmda oldugu surece Kudus'e gitme, ya da oralarda oturmanm muslumanlara 
haram oldugunu soyleyerek islam cografyasmi tehdit eden unsurlara karsi ortak bir suur 
olusturmaya gayret etmistir. ibn'ul Arab! bu tavsiyelerinde Keykavus'tan, muslumanlar ile ehl-i 
kitap arasindaki iliskilerin geleneksel kurallara, yani seriate gore duzenlenmesini ister, Halife 
Omer radiyallahu anh tarafmdan konulmus olan geleneksel zimmT hukukunu ona hatirlatir: 

"...sehirde ya da havalisinde yeni bir kilise ya da manastir insa edilmemesi, harap olanlarmm 
onanlmamasi..., hiristiyanlann higbir casusa yataklik yapmamasi ve muslumanlara karsi 
dusmanlanyla isbirligine yeltenmemesi..." 289 



Tarihgiler Sultan I. izzettin Keykavus'un annesinin aslen Konya'li bir Hiristiyan kizi oldugunu ve yine 
Hiristiyan olan dayilannm da bir hayli siyast faaliyetlerde bulunduklarmi rivayet ederler. (Turan, Orhan, 
Selguklular Zamanmda Turkiye, istanbul 1993, s. 458) 

289 I'bnu'l-Arabi, Futuhat (byr.), c. VIM, s. 380; CAKMAKUOGLU, M. M. (2005). Muhyiddin ibnu'l-Arabi'ye 
Gore Dil-Hakikat iliskisi Marifetin ifadesi Sorunu. Ankara: Ankara Universitesi Sosyal Bilimler Enstitusu 
Temel islam Bilimleri (Tasavvuf) Anabilim Dah. , s. 31 



MUSLUMANLARIN BiTiRILMESi GEREKEN CILESI 

Her zaman duydugum ve i§ittigim, yeri geldigi zaman benim dahi dayanamadigim bir hususu 
paylasmak istiyorum. Bir arkadasim geldi ve dedi ki; 

"Ben imansiz birimiyim? Her camiye girdigimde bir an once cikmak icin can atiyorum?" 
Ben, 

"Hayir, camiye miisliiman gider, ba§ka bir sorunun vardir," dedim. 

"Evet." 

"Bizim mahallenin hocasi kursuye ciktigmda surekli camideki cemaati tenkit ediyor. Sanki 
camiye gelenler ne ise... 

Her vaazin sonunda muhakkak sezon geregi ya hacca veya umreye gitmenin reklamim 
yapiyor. 

Bir seminer veya toplanti varsa buna muhakkak istirak edeceksiniz, bu sizin imaninizm 
isaretidir, diye baski yapiyor. 

Birde o da yetmez gibi vaazi uzatiyor, arkasmdan 'vaktinizi aldim helal edin' diyor. 

Daha bunun gibi cok seyler var..." Ben de 

"Hayir, bunlara kar§i tepki gostermen senin imam konuda eksikligini gostermez. Yalmz o 
gorevli kisinin sosyal iliskilerde yapilmasi gerekenleri yeterli olarak tarn bilmedigi ve insan 
psikolojisini etkileyen nedenlere vakif olamadigim" soyledim. 

Bu anlatilan hadise bana gencligimde camide imamhk yaparken sayfa sayfa Kur'an-i Kerim'i 
namazda okurken cemaate neler cektirdigimi hatirlatinca, icim yandi. Onun icin bu sikayetleri 
duyunca, Allah Teala'ya beni affetmesi icin dualar ettim. Fakat biliyorum ki, bu yalmz sevap 
olsun diye yaptigim gunahlardan sadece birisidir. Allah Teala beni affetsin. 

iman etmek bir husussa onu korumak ve kollamak binlerce hususu icinde banndirmaktadir. 
Oyleyse bir baskasinin inancini sarsacak derecede bir hata yapmak, telafisi mumkun olmayan 
hastahktir. 

Zamanimizda dini tenkit edenlere bakinca islam'i degil, onu yasamaya cahsanlann yaptiklan 
hareketleri hakkinda oldugunu goreceksiniz. Yanima gelip dert yanan arkadasim da ayni seyi 
yapti. Dini tenkit etmiyor, yapilan hareketlerin kendi acisindan verdigi sikintidan bahsediyordu. 
O zaman, biz bu tenkitten nasil kurtulacagiz? 

Kurtulus recetesini bildiren ve uygulayan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem olduguna 
gore, asagida zikredecegimiz hadisler bazinda kendimizce birer yorum yaparak, dini 
yasantimiza bir yeni bakis acisi getirmenin uygun oldugunu soyleyebiliriz. 

• Bir sahsin, Muaz b. Cebel'in kiraati uzun tutmasi sebebiyle namaza gitmek istemedigini 
soylemesi uzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, daha once hie gorulmemis sekilde 
ofkelenmis ve Muaz'a 

"Sen fitneci misin?" diye sitemde bulunmus, bunu tic defa tekrarlamis ve ardindan soyle 
buyurmustur: 

"Ey insanlar! Sizler (insanlan dinden) nefret ettiriyorsunuz. Kim namaz kildinrsa, namazi 
hafif tutsun; ciinkii cemaat arasinda hasta, giicsiiz ve is-gijf sahibi olanlar vardir." 290 

• Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Osman b. Ebi'lAs'a, zamm-i sure konusunda 



290 BuharT, Ezan 60-65; Edeb 75, ilim 29; Muslim, Salat 182-185; ibn Mace, ikamet 48; Ebu Davud, Salat 
124; NesaT, imamet 35; 



Internet Yazilan 167 



cemaatin en zayif olanlanna gore bir ayarlamada bulunmasini tavsiye etmistir. 291 

• Nitekim Rasulullah bizzat kendisinin, namazi uzun tutmak istedigini, fakat aglayan bir 
cocuk sesi duymasi uzerine annesini sikintiya sokmamak icin kisa kestigini beyan etmistir. 292 

• Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"§iiphesiz bu din kolayhktir. Dini asmak isteyen kimse, mutlaka ona yenik duser. O halde, 
orta yolu tutunuz, en iyiyi yapmaya cahsiniz, sevincli ve umitli olunuz; gunun baslangicindan, 
sonundan ve bir miktar da geceden faydalanmiz." 293 

• Amr b. el-As anlatiyor: 

"Zatu's-Selasil 294 gazvesinde, soguk bir gecede ihtilam oldum. Yikandigimda olmekten 
korktum ve teyemmum ahp arkadaslanma sabah namazini kildirdim. Arkadaslanm bu hali 
Rasulullah 'a anlattilar. Bunun uzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bana 

"Ciiniip oldugun halde arkadaslarma namaz mi kildirdm?" diye sordu. Ben de, yikanmak 
suretiyle boy abdesti almayisimin gerekcesini anlattim ve 

"...Kendinizi oldurmeyin. $uphe yok ki Allah sizi 50k esirgeyicidir" 295 ayetini hatirladigimi 
soyledim. Bunun uzerine Rasulullah guldu ve bir sey demedi." 296 

• Bu hususu teyit eden diger bir hadiseyi Cabir b. Abdillah soyle anlatiyor: 

"Bir sefere cikmistik, icimizden bir arkadasimizin basina tas isabet etti ve basi yanldi. Sonra 
da bu kisi ihtilam oldu. Beraberindekilere teyemmum etme hususunda kendisi icin ruhsat olup 
olmadigini sordu, onlar da bunu uygun bulmadiklanni soylediler. Bunun uzerine soz konusu 
sahis gusul abdesti aldi ve bunun neticesinde oldu. Rasulullah 'in huzuruna vardigimizda durum 
kendisine haber verilince soyle buyurdu: 

"O adami oldurdijler, Allah da onlan oldursun. Dikkat ediniz ve bilmediginiz seyi de 
sorunuz. Zira bilgisizligin sifasi sormaktir. O sahsm yarasmi bir bezle sanp uzerini mesh 
etmesi, vucudunun kalan kismini da yikamasi yeterli olurdu." 297 

• ibn Abbas'in nakline gore Veda Haccinda Rasulullah Mina'da, devesinin uzerinde birgok 
soruya muhatap olmus ve bunlan cevaplandirmistir. Bu cumleden olarak birisi; 

"kurbani kesmeden tira§ oldum, ne yapayim?" diye sormus, 

"§imdi kes, zarari yok" cevabini vermisler, bir ikincisi gelerek 

"§eytan taslamadan once Kabe'yi tavaf ettim, ne yapayim?" diye sormus, 

"zarari yok, jimdi seytani ta§la" buyurmuslar; bir ucuncusij gelerek 

"seytan taslamadan once kurban kestim" demis, 



291 Muslim, Salat 186. 

292 Buhart, Ezan 65; ibn Mace, ikamet 49; Ebu Davud, Salat 123. 

293 BuharT, Tman 29, Rikak 18; Muslim, Birr 52; ibn Mace, Zuhd 20; NesaT, Tman 28. 

Zatu's-Selasil, hicretin sekizinci yilmda Cuzam kabilesiyle yapilan kucuk gazvenin ismidir. Bu gazve 
Amr b. el-As komutasmda, $am topraklarmdaki Selsel ya da Sulsul denilen mevktde cereyan etmi5tir. Bk. 
ibn Hi§am, es-SJretu'n-Nebeviyye, IV, 370. 
295 en-Nisa 4/29. 

BuharT, Teyemmum 6; Ebu Davud, Taharet 124. 
297 ibn Mace, Taharet 93; Ebu Davud, Taharet 125. 



168 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



"zarari yok, simdi yap" buyurmuslar, hasih bilgisizlik veya unutma yuzunden insanlann once 
ya da sonra yaptiklan her is icin "zarari yok" cevabini vermislerdir. 298 

• Ebu Hureyre'den soyle nakledilmistir: Bizler Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
yaninda otururken ona bir kimse geldi de: 

- Ya Rasulullah helakoldum! dedi. Rasulullah ona : 

- Sana ne oldu ki? diye sordu. O kimse: 

- Oruclu oldugum halde esimle cinsi munasebette bulundum, dedi. Rasulullah : 

- Hiirriyete kavusturacagm bir kole bulabilir misin? diye sordu. O zat: 

- Hayir bulamam, dedi. Rasulullah : 

- Oyle ise iki ay pespese oruc tutmaya guciin yeter mi? diye sordu. O kimse: 

- Hayir, buna giiciim yetmez, dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: 

- Altmis yoksulu doyurabilir misin? buyurdu. Adam: 

- Hayir doyuramam, dedi. Rasulullah bir sure bekledi. Bizler de bu bekleyis icindeyken 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme, icinde hurma dolu olan bir sepet getirildi. Rasulullah : 

- O mesele soran kimse nerededir? buyurdu. O zat ayaga kalkti ve 
"Buradayim" dedi. Rasulullah: 

- Bu hurmayi al da fakirlere sadaka olarak dagit, buyurdu. Adam: 

- Benden daha fakir olana mi verecegim ya Rasulullah? Allah'a yemin ederim ki, 
Medine'nin iki kara tashgi arasinda benim ev halkimdan daha fakir hie kimse yoktur, dedi. Bu 
sozu uzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, yandaki disleri goriJnunceye kadar guldu. 
Sonra da soyle buyurdu: 

- Haydi bu hurmayi al da ailenle birlikte ye! 299 (Ne guzelsin, merhametin bugun bile bizi 
aglatiyor. Sefaatine kiyamet gunu kavusacagimiza o kadar icten inaniyoruz ki, tarif edilemez) 

• Ensardan vucut yapisi noksan ve hasta bir adam, ensardan baska birinin cariyesiyle zina 
etti. Kavminden bazi adamlar ziyaret icin yanina girdiklerinde olup biteni onlara anlatti ve 

"Benim icin Rasulullah 'a bunun hukmiinu sorun" dedi. Sahabiler bunu RasQIullah'a haber 
verdiler. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onlara, 

"Ona yiiz sopa atiniz" buyurdu. Sahabiler, 

"Ey Allah'm Resulu, adam bu cezaya dayanamayacak derecede zayiftir, ona yuz sopa 
atarsak olijr" dediler. Bunun uzerine, Rasulullah; 



298 DarimT, Menasik 65; BuharT, ilim 24, 47; Hac 126, 131, 132, Eyman ve'n-nuzur 15; Muslim Hac 327- 
333; ibn Mace, Menasik 74; Ebu Davud, Menasik 78, 87; TirmizT, Hac 54, 76; NesaT, Menasik 224. 

299 Abdurrezzak, Musannef, IV, 194; ibn EbTSeybe, Musannef, II, 348; III, 110; Ahmed b. Hanbel, 
Musned, VII, 118, 475; DarimT, Savm 19; BuharT; Savm 30, 31, Hibe 18, Nafakat 12, Edeb 68, 95, 
Keffaratu'l-eyman 1, 2, MuharibTn 11; Muslim, Siyam 81; ibn Mace, Siyam 14; Ebu Davud, Siyam 37; 
TirmizT, Savm 28; ibn Hibban, Sahih, VIII, 293-295, 298-299; TaberanT, el-Mu'cemu'l-evsat, III, 128; 
DarekutnT, Sunen, II, 209-210; BeyhakT, Sunen, IV, 221-222, 224. Bu hadis, Hz. Aise (ibn EbT Seybe, 
Musannef, II, 348; III, 111; DarimT, Savm 19; BuharT, Savm 29, MuharibTn 11; Muslim, Siyam 85, 87; Ebu 
Davud, Siyam 37; ibn Hibban, Sahih, VIM, 297; BeyhakT, Sunen, IV, 223, 224) ve SaTd b. Museyyeb'den 
(Ebu Yusuf, Kitabu'l-asar, s. 175; Abdurrezzak, Musannef, IV, 195-196; ibn EbTSeybe, Musannef, III, 110; 
BeyhakT, Sunen, IV, 225, 227, VII, 393) de rivayet edilmistir. 



Internet Yazilan 169 



"O halde yuz salkimh bir hurma dalmi aim ve ona o dal ile bir defa vurun" buyurdu. 300 

Anlatilan olaylarda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin tavnndan su sonug gikiyor. 

Din yasanilmah fakat insanlar yasarken nefret ettirilmemelidir. 

Eger biz bunu basaramazsak istanbul Fethinde Hiristiyanlann kiliseden ettikleri sikayeti gibi 
bir gun bu muslumanlarda aynisini yapacaktir. O gun Bizans hagh dunyasindan yardim 
istiyordu. Papa ise yapacagi yardim karsisinda Katolik ve Ortodoks kiliselerinin birlestirilmesini 
istiyordu. Ancak Katoliklerden nefret eden Ortodoks Rumlar, Roma kilisesine baglanmak 
istemiyor, "istanbul'da Kardinal Kiilahi gormektense, Turk sarigi gormeye raziyiz" 
diyorlardi. Bu sebeple Muslumanlar dini, yasamak isterken kendince buldugu ve kabul gordugu 
dogrulan tartmahdir. Yoksa zayi edilen insanlann vebali nasil odenebilir, bilemiyorum. 

Sonug olarak, bizim igin ornek Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemdir. Onun olaylar 
karsisinda takindigi tavirlan yeniden analiz ederek kendimize gekiduzen vermeliyiz. 

• Umare b. Huzeyme ashabtan olan amcasindan naklen anlatiyor: 

Rasulullah bir bedevTden bir at satin aldi. BedevT sattigi atin parasini almak igin Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin pesinden gidiyordu. Rasulullah ilerlemis, o ise geride kalmisti. Bazi 
kimseler ata musteri oldular. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin aldigini bilmiyorlardi. 
Hatta bazisi daha fazla para verdi. Bunun uzerine bedevT Rasulullah'a seslenerek 

"Ati alacaksan al, yoksa onu satiyorum" dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem adamin 
bu sozunu duyunca 

"Onu senden almadim mi?" diye sordu. Bedevi 

"Hayir vallahi onu sana satmadim" dedi. Rasulullah da; 

"Onu senden satin aldim" dedi. Bu munakasanin uzerine halk toplandi. BedevT 

"Ati sana sattigima dair §ahidin var mi?" deyince, orada hazir bulunan Huzeyme b. Sabit 

"Ona sattigma ben sahitlik ederim" dedi. Rasulullah Huzeyme'ye donerek 

"Nasil sahitlik edersin, bana sattigmi gormedin" dedi. Huzeyme de 

"Senin dogru soyledigine sahitlik ederim ya Rasulullah " cevabini verdi. Rasulullah onun 
sahitligini iki kisinin sehadetyerine kabul etti. 301 

Ya Rasulullah! Sen her seyi ne guzel yasadin. Allah Teala yasadigm dini anlamayi ve 
yasatmayi bize nasip kilsin. 302 



Bu hadis, Muhammed b. Abdurrahman (Abdurrezzak, Musannef, VIII, 520), Satd b. Sa'd b. Ubade 
(Ahmed b. Hanbel, Musned, XVI, 141; TaberanT, el-Mu'cemu'l-keb?r, VI, 63-64; Beyhakt, Sunen, VIM, 230), 
Ebu Umame b. Sehl b. Huneyf (DarekutnT, Sunen, III, 100; NesaT, es-SiJnenu'l-kubra, IV, 311-313; 
TaberanT, el-Mu'cemu'l-keblr, VI, 77, 84; BeyhakT, Sunen, VIII, 230, X, 64) ve Sehl b.Sa'd (NesaT, es- 
Sunenu'l-kubra, IV, 311; TaberanT, el-Mu'cemu'l-keb?r, VI, 152; BeyhakT, Sunen, VIII, 230) tarafmdan 
nakledilmistir. 

301 ibn Sa'd, et-Tabakatu'l-kubra, IV, 379; Abdurrezzak, Musannef, VIM, 367; Ahmed b. Hanbel, Musned, 
XVI, 123-124; BuharT, et-Tarthu'l-kebir, III, 205-206; Ebu Davud, Akdiye 20; NesaT, Buyu' 81; NesaT, es- 
Sunenu'l-kubra, IV, 48; Hakim, Mustedrek, II, 17-18; TaberanT, el-Mu'cemu'l-keblr, XXII, 379; BeyhakT, 
Sunen, X, 146; TahavT, Serhu meani'l-asar, IV, 146; HattabT, Mealimu's-sunen, IV, 160. Bu hadis, muhtasar 
olarak Amir (ibn Sa'd, et-Tabakatu'l-kubra, IV, 380; ibn EbT Seybe, Musannef, IV, 538) ve Dahhak'tan (ibn 
Sa'd, et-Tabakatu'l-kubra, IV, 380), mursel olarak ibn Ciireyc (Abdurrezzak, Musannef, VIM, 366) ve 
Katade'den (ibn Sa'd, et-Tabakatu'l-kubra, IV, 380) de nakledilmistir. 

Bu konuda yapilmis olan bu tezi okumanizi tavsiye ederim. 
(YILMAZ Fatma Peygamberimiz'in Sahislara Ozel Uygulamalan [Kitap]. - istanbul : Marmara Universitesi 
Sosyal Bilimler Enstitusu ilahiyat Anabilim Dali Hadis Bilim Dah, Yuksek Lisans Tezi 209961, 2006.) 



GUNUMUZ INSANINDAKI NARSIZM'DEN KULLUGA 

"Narsizm" karakter bozuklugu olanlarda aranilan dokuz ozellik sunlardir: 

1-Kibirlilik, 

2-Muhte§emlik, 

3-Tek birinin essizligine inanma, 

4-Guc ve basariya odakh olma, 

5-Asm derecede begenilme ihtiyaci, 

6-Yetki verme yetenegi, 

7-Empati yoksunlugu, 

8-Kiskanghga egilimlilik, 

9-Baskalarim sdmiirebilme yetenegi 

Kliniksel teshislere gore hasta sayilabilmek icin bunlardan besinin bir birey uzerinde tespit 
edilmis olmasi gereklidir. 

Siyasetcilerden tutunda tasavvufculara, buyukten kucijge kadar her kesimde fazlasiyla bu 
ozelliklerin bircogunu bulmada sikinti cekmedigimiz ortadadir. insanlann bu vahim duruma, 
itilip itilmemesi yonunden baktigimizda onumuzde cevaplanmasi gereken sonsuz bir cevap 
yumagini da beraberinde cozmemiz gerekecektir. 

insanin kisilik olusumu esnasinda, yukselis arzusu ve hirsi yuzunden katlanmak zorunda 
oldugu imtihan ve sorulara yenilmemek istememesi, sonucta bu ugurda kurban olacaklanni 
bilmelerine ragmen, bircogunun da cokta basanh olamadigi maalesef hep gorulmustur. Surekli 
yenilgiyle sonuclanan hayatinda, birde ba§ansizhk ve umit yoksunluguna du§unce, pejinden 
gelen psikolojik travmalar ister istemez onu peri§an ve bitkin hale donu§turecektir. Birgok insan 
hayatindaki pek gok §eyde neye elini atmi§sa hep kaybetmek durumunda kalmi§tir. Bu 
yenilgiler karjisinda bir §ekilde toparlanmayi ba§arsa da, ashnda her yenilgi onun 
mutsuzlugunu da bir o kadar artirmi§tir. Du§unun biri size dese ki "dunya nimetleri ile insan 
elbette ki doyuma ulasir " asla inanmayin! En guzel dunya nimeti yok olmaktir. ^unku dunya 
nimetinin en onemli ozelligi faniliktir. Yolu Allah Teala'ya bir sekilde kavusmus olan biri igin bile 
bir zaman sonra gelecektir ki O'na olan guvenini yasadiklan yuzunden bir seklide 
kaybedecektir. Bu ise onu yalnizhga dusurur. Yalnizhgin verdigi aciyla da onu isyana surukler. 
isyan etmek istemesinin ardinda yatan gergek, Allah Teala'ya gok guven duymasi olmustur. 
Hakikatte Allah Teala'ya guven duymak mecburiyeti vardir. Fakat insanin Allah Teala'yi 
tanimasinda, ig dunyasinda tam bir kesinlik bulamaz. Bu bulamayis onun ig kargasasina 
dusmesine neden olacaktir. Kararan ig hayatinda yasadiklan yuzunden duygusuzlasip, inancini 
kaybetmek vb. olumler yasar. iginden gikilamaz bir kaosun son neticesinde ise sorulan olur. Bu 
sorulanna mantikh cevap almak ister. Ancak ne var ki inancin cok yerinde mantik yok olmustur. 

Mesela der ki; "inananlar galip olacaktir." Gorur ki inananlar hep maglup olmaktadir. Dua 
eder, duam kabul olacaktir. Bekler ki duasi hemen de kabul olmamis veya gecikmistir. 

iste sorgulayan insan kimligi; bu arzulan ve hedefi olan insan icindir. Pespaye yasayan insan 
icin bir sorgulamasi yoktur. Hedefleri ve idealleri olan insanlar icin ise sonucu olmayan isler 
basini sarmissa nasil cevap bulacaktir. 

Bu sorulann cevaplan elbette ki pek zordur. 

Bir sey vardir ki; bir yanda Allah Teala, diger yanda kuldur. 

Kul ne yapabilir ki; 

kul bu ya; her seyi noksan. 



Internet Yazilan 171 



Bizce cevabini verecegimizin sorunun cevabi ancak §u oldu. 
"Allah Teala Rabb'dir. insan'da kuldur. 

Kul sevmedigi §eyleri, uzuldugu §eyleri kendine nispet edip, sabretmekten ba§ka faresi de 
yoktur." 



BUYUK SOVYET ANSiKLOPEDiSi'NIN 1926 BASKISINDA ERMENI 
MESELESI MADDESI 

Ermeni Meselesi: 

Dogu meselesinin bir parcasi olarak Ermeni meselesine iki acidan bakilabilir. Dis acidan 
bakildigmda, buyuk devletlerin Turkiye'de merkezkac kuvvetleri destekleyerek Turkiye'nin 
zayiflatilmasi ve daha kolay somurgelestirilmesi gorulur. Bu meselenin ic dogasi ise, Ermeni 
ulusunun kendi kaderini, Ermeni burjuvazisinin onderliginde ve buna bagh olarak Ermeni 
burjuvazisinin gelismesi yonunde tayin etmesidir. 

Ermeni meselesi, Ermeni ulusunun basina, istanbul'un mali aristokrasisinin gecmesinden 
sonra, 18. yuzyilda ortaya gikti. 

Butun Anadolu'ya yayilmis olan Ermeni halki, kendi ticaret burjuvazisini cok erken 
yaratmisti. Bu ticaret burjuvazisinin, Turkiye'nin ekonomik hayatinda rolu buyuktu. Ornegin 
hukumete, valilere vb. kredi verirdi. 

6te yandan bu burjuvazi, din adamlannin, kilisenin buyuk nufuzundan yararlanarak halki 
yonetiyordu. 1453 yihnda Osmanhlarin istanbul'u fethetmesinden sonra istanbul Patrikligi 
kurulmustu; Ermeni burjuvazisi, bu patrikligin aracihgiyla halki yonetiyordu. Ermeni Patrikligi 
nezdinde mali aristokrasinin ileri gelenlerinden bir meclis olusturulmustu. Halki yoneten, esas 
olarak bu sura idi. 

Turkiye'de Ermeni burjuvazisinin gelismesinde, Avrupa ve Amerika'da yasayan Ermeni 
burjuvazisinin iliskileri cok buyuk rol oynuyordu. Sunu da kaydedelim ki, Turkiye'nin el 
sanatlannda Ermeni esnafi Rumlarla birlikte buyuk rol oynuyorlardi. Ne var ki, Dogu 
Anadolu'da yasayan Ermeni koylulerin siyasal ve ekonomik durumlan cok kotuydu. Bu acidan, 
Bati kapitalizminin Ortadogu'da taarruza gegtigi anda, Bati ulkeleri kendi guvenlikleri igin 
Turkiye'de kopru ozelligi tasiyan Ermeni burjuvazisini kullanma yoluna gittiler, ancak bunda 
basanh olamadilar. ^unku Ermeni burjuvazisi Turkiye'nin iktidanna cok siki ekonomik iliskilerle 
baghydi. Bati sermayesi kendisine dayanak olarak kiliseyi gordu. Ancak kiliseden de umulan 
destek ahnamadi. Bundan sonra Bati sermayesi, ekonomik iliskilerinde arac olarak Ermenilerin 
orta ticaret burjuvazisini yegledi. Bu burjuvazi Bati'nin destegiyle guclendi ve Ermeni ulusal 
hareketinin gelismesine buyuk katkida bulundu. 

Bu ulusal hareket, ozellikle Moskova ve Tiflis'te yasayan Ermeni aydinlanndan destek aldi. 
Bu kentler, 1870 yillannda, Rus liberal hareketinin etkisi altinda, Ermeni liberalizminin merkezi 
olmuslardi. Ulusal biling yazih ve sozlu olarak gelisiyordu. Ulusal bilinc ve militan milliyetcilik 
uyaniyordu. Hem Rusya'da, hem de Turkiye'de yasayan Ermeniler arasinda militan milliyetcilik 
ortaya cikiyordu. 

Ermeni orta burjuvazisi ilk adim olarak, kilisenin etkisini azaltmaya yonelmisti. Bu savasta 
Ermeni orta burjuvazisi, kent esnafina dayaniyordu. Bu hareket, kilisenin laiklestirilmesine 
yonelmeye baslamisti. Esas olarak istanbul Patrikligi'ni hedef ahyordu ve bu savastan galip cikti. 
Orta burjuvazi, Meclis-i Ayan'da yer aldi. Meclis-i Ayan, maliye, adalet ve egitim gibi genis 
yetkilerle donatildi. 

KoyliJler onceleri, bu milli hareketin disinda kalmisti. Agirlasan vergi sistemi ve Kurtlerle 
bozulan iliskileri nedeniyle Turkiye'de Ermeni koylulerinin durumu iyice kotiilesmisti. 
Ermeniler be; Dogu vilayetinde (Van, Erzurum, Bitlis, Harput, Sivas) azinhk durumundaydilar 
(yijzde 20'den 40'a kadar). Burada niifusun cogunu Kurtler olusturuyordu. O donemde 



Internet Yazilan 173 



Kurtler asiret halinde yasiyor ve gocebe hayvancihk hayati siiruyorlardi. 19. yuzyilm ikinci 
ceyreginde hizh nufus arti§i nedeniyle Kurtler, yerlesik hayata geciyorlar ve topraksiz 
olduklan igin Ermeni koylulerini Dogu Anadolu'nun daghk kisimlarmdan goce zorluyor ve 
topraklarma el koyuyorlardi. Turk hukumeti, Kurt asiretleri ijzerindeki etkisini artirmak igin 
bu siirece goz yumdu ve bu topraklan a§iret reislerinin miilkiyetine verdi. Yani Dogu 
Anadolu'da Kurt feodalitesinin gelismesini sagladi. Bu siirecten sonra, Kurtler ile Ermeniler 
arasmdaki kanh kavgalar, kan davasma, katliamlara donustu. 

Bu celiskinin ikinci nedeni, Muslumanlann, Ermeni kent burjuvazisini vahsi kapitalizmin 
temsilcisi (tefeciler) olarak gormeleriydi. 

Ekonomik nedenlerle keskinlesen Ermeni meselesi, Rusya, ingiltere gibi "buyuk devletlerin" 
mudahalesiyle iyice buyudu. Rus ticaret-sanayi sermayesi, "Hiristiyanlan Musluman Turkiye'nin 
egemenliginden kurtarma" sloganiyla Karadeniz'i ve Bogazlan ele gecirmek istiyordu. Ermeni 
burjuvazisi bu slogani ulusal-siyasal gelisimi icin kullaniyor ve Rusya'ya yonelerek, Turkiye'deki 
Ermeniler arasinda bu sloganla propaganda yapiyordu. Ermeni burjuvazisinin bu tutumu, Turk 
Hukumeti'nin 1877 savasina kadar suren, hatta Ermenileri ust duzey devlet gorevlerine getiren 
olumlu yaklasimini tersine cevirdi. Bu iliskiler, Rusya Ermenilerinin Kafkasya Buyuk Valisi Mihail 
Nikolayevic'e ve Patrik Nerses basta olmak uzere Turkiye Ermenilerinin Rusya'ya resmi destek 
basvurulanndan sonra keskinlesti. Rusya, bu basvurulan kullanarak, Ayastefanos Anlasmasi'na 
16. maddeyi koydurdu. Bu maddeye gore, Turkiye'nin Ermeni vilayetlerinde reformlara 
baslanmahydi. Rusya'nin isgal ettigi Turk topraklan, bu reformlar bitinceye kadar Rusya 
ordusunun isgalinde kalacakti. 

Fakat Rusya'nin bu girisimine, Ortadogu'daki esas rakibi olan ingiltere karsi cikiyordu. 
ingiltere, Berlin Konferansi'nda Ayastefanos Antlasmasi'nin 16. maddesinin yerine 61. maddeyi 
koydurdu. Bu maddeye gore, Turk hukumeti Ermeni vilayetlerinde istenen reformlan 
yapacakti. Ancak bu reformlan, yalniz Rusya degil, Berlin Konferansi'na katilan alti buyuk devlet 
de denetleyecekti. 

Bu karar, Ermeni burjuvazisinin yiiksek tabakalarmda iyi karsilanmisti. Zira, Ermeni 
devletinin yaratilmasmda sadece Rusya degil, diger buyuk devletler de yardimci olacakti. 
ingiliz diplomasisi, Ermenilere denizden denize (Karadeniz'den Akdeniz'e) "Biiyiik 
Ermenistan" hayalini pompahyordu. Ancak, yonelisinin degismesi, Ermenileri dunya 
kamuoyundan tecrit etti. Ermeniler, Rusya ile iliskilerini zayiflatmisti. ingilizler ise, Rusya'nin 
Ermenileri Ortadogu siyasetinde kullanmasmi istemiyorlardi. ingilizlere, Turkiye'de kendi 
siyasetlerini uygulamak icin, Ermeniler o kadar gerekli degildi. Asil neden, Turkiye ile 
ingiltere arasinda imzalanan gizli anlasmalardi. Bu anlasmalara gore, Turkiye'yi Rusya'dan 
korumak icin ingiltere, Turkiye'den Kibris'i almisti. Bu nedenlerle ingiltere, Qarhk Rusyasi'nm 
Ermenilere verdigi destegi ortadan kaldirdiktan sonra Ermenileri desteklemekten vazgecti ve 
onlan buyuk devletlerin oyunlarmdaki rolunu anlayan Turk hukumetinin "himayesine" verdi. 
Ve Turkiye Ermenileri icin en zor giinler boyle basladi. Kurtler surekli olarak Dogu Anadolu'da 
Ermenileri katletmeye basladilar. Ozellikle bu kinm, 1890'h yillarda genis capta oldu. 

"Buyuk Ermenistan"in temelini olusturan koylulerin kinmindan sonra, Ermeni burjuvazisi 
sansini busbutun kaybetti ve silahh teror eylemlerine basladi. Bu sirada Rusya'nin 
Transkafkasya bolgesinde Hincak ve Tasnaksutyun milliyetci partileri kuruldu. Bu partiler, 
Turkiye'ye propagandacilar ve ajitatorler (kiskirticilar) gonderiyorlardi. Gerilla gruplan 
olusturuyorlardi. Bunlann esas amaci, Berlin Konferansi'nda kabul edilmis olan 61. maddeye 
baslattiklan hareketle buyuk devletlerin dikkatini cekmekti. Fakat bu maddeyi hem buyuk 



174 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



devletler, hem de Turkiye unutmustu. Bu partilerin Bati Avrupa'daki yurtdisi komiteleri de ayni 
yonde cahsiyorlardi. 1890'h yillann sonunda Hincak Partisi sahneden cekiliyor ve Ermenilerin 
tek partisi Tasnaksutyun oluyordu. (...) 

ingiltere'nin Ermenilere "bir dakikahk yakmhgi" da hemen gecmisti, bunun yam sira 
ingiltere, "herhangi bir devletin tek basina hareket etmesine tahammul edemeyecegini" ilan 
eden Rusya'ya bagh durumdaydi. Rusya'ya gelince, o, bu devirde Transkafkasya'yi 
Ruslastirma politikasim uygulamaktaydi ve acikca "Asya'da Ermenilere imtiyazlar saglayan 
bolgeler olusturma" amacina karsiydi. Qarhk Rusyasi yardimiyla bagimsizhgma kavusan, 
ancak ona bagimh kalmak istemeyen Bulgaristan orneginde oldugu gibi, ^arhk diplomasisi 
Prens Lobanov-Rostovski 303 aracihgiyla "yeni bir Bulgaristan" kurulmasina izin vermeyecegini 
acikladi. Bagdat demiryolu ihalelerini kazanmakla mesgul olan Almanya ise Ermenilere 
yapilan zulmu protesto etmemekle yetinmedi, imparartor 2. Vilhelm'in deyimiyle "isyankar 
vatandaslara" karsi Abdulhamit'in politikasim acikca destekledi. 

1890 yihndan sonra Ermeni soven burjuvazisi kendisini mahvolma noktasina getirdi ve onun 
siyasal kanadi olan Tasnaksutyun Partisi, politikasim degistirmek zorunda kaldi. Tasnaksutyun 
Partisi, Osmanhlara muhalif olan partilerle isbirligi yapmaya, Osmanh'nin icindeki devrimci 
hareketlere katilmaya basladi. 1907'de Tasnaklann girisimiyle Osmanh imparatorlugu'nda 
yasayan butun muhalif partiler, Paris'te kongre yaptilar ve bu kongrede devleti devirme plani 
kabul edildi. 

1908'de devrim oldu, fakat Tasnaklann beklentileri gergeklesmedi, Ermenilerin durumu hig 
degismedi. Ermeni siyasal gevreleri yeniden yon degistirerek, tekrar ilk yoneldikleri Rusya'ya 
donduler. Bu defa garhk hukumeti, onlara sicak bakiyordu; gunku dunya savasi kagmilmaz hale 
gelirken, Milyukov'un 304 dedigi gibi, "Rusya ve Turkiye arasinda yasayan" Ermeniler buyuk 
siyasi onem kazanmaktaydi. 1913'te Rus diplomatlan, orgutlu Ermeni burjuvazisiyle anlasma 
yaparak, Turkiye'den Dogu vilayetlerinde reform yapmalanni talep ettiler. 1914'un 26 
Ocak'inda Almanya'nm destekledigi Turkiye, uzun tartismalardan sonra reform anlasmalanni 
imzalamak zorunda kaldi. Bu reformlara gore Ermeniler genis bir ozgurluge kavusuyor, ozellikle 
yonetimde, dilde, askere ahnmada ve diger alanlardaki reformlann, buyuk devletlerin, ozellikle 
Rusya'nin kontrolu altinda yapilmasi ongoruluyordu. 

Rusya'nin meseleye kansmasi, Birinci Dunya Savasi'nin baslamasi nedeniyle Ermenilerin 
durumunu daha da zorlastirdi. Oysa Ermeniler, "Buyuk Ermenistan" sloganini unutmamislardi. 
Ve Turk ordusundan kagan askerlerden gonullu geteler kurmaya baslamislardi. Turk hukumeti 
buna cevaben sert onlemlerle karsihk verdi. Bu eylem guvenini yitirmis olan Ermeni halkini 
Mezopotamya'daki savasin yasandigi bolgelere gog ettirme seklinde gergeklestirildi. 

Bu savas nedeniyle Ermeni ulusu, Dogu Anadolu'yu terk etmek zorunda kaldi. Bu savasta 
300 bin kisi olduruldu. 300 bin kisi Mezopotamya yollannda oldu, 200 bin kisi Rusya'ya kagti, 
400 bin kisi ise islami kabul etti. Boylece Turkiye Ermenistani Ermenisiz kaldi. Rusya'da 1917 
§ubat Devrimi, Ermeni meselesinde yeni bir sayfa agti. Yil boyunca Transkafkasya, Rusya ile 
iliski kuruyor ve Petrograd'tan yonetiliyordu. Oysa bununla birlikte Transkafkasya'da milli 
burjuva partileri iyice gelisiyordu (Gurcu Mensevikler, Musavatgilar ve Tasnaklar). 

1917'nin yazinda Tiflis'te yapilan Koylu Kurultayi'nda Ermenilere karsi Gurcu- Musluman 
blogu kurulmustu. 1917'nin Ekimi'nde Tasnaklann yonetimi altinda Ermeni Milli Kongresi 
yapilmisti. Bu kongrede Ermenistan ile Rusya arasindaki iliskiler ele ahnmis, Birinci Dunya 



19. yiizyilin sonunda i? ve disjsleri bakanligi da yapmi§ olan Rus devlet adami. 
Rus disjsjeri bakani. 



Internet Yazilan 175 



Savasi'nda Rusya tarafindan isgal edilmis Dogu Anadolu'daki Turkiye topraklannin Rusya'nin 
elinde kalmasi talep edilmisti. Ayni kongrede Ermeni I\/l i II i Merkezi ve 15 kisiden olusan Milli 
Sura kurulmus ve bu sdranin merkezi Tiflis kentine tasinmisti. 

1917 Ekim Devrimi'nden sonra uc cumhuriyeti birle§tiren Transkafkasya Birligi kuruldu. 
Yeniden Ermeni-Turk catismalan basladi. Bu catismalann sonunda, Transkafkasya Birligi dagihp 
uc cumhuriyetin ortaya cikmasindan sonra, Ermenistan, istanbul Anlasmasi'nin ardindan, 1918 
yihnin Haziran ayinda Turkiye'nin butun taleplerini kabul etmisti. Ermenistan arazisi Erivan ve 
Ecmiadzin'den olusan iki ilceyi kapsiyordu. Bu ilcelerde toplam 400 bin kisi yasiyordu. Birinci 
Dunya Savasi'nin sonuclan Ermeni burjuvazisi icin yeni ve genis olanaklar yaratti. Ermeniler, o 
sirada galip devletlere "lazimdi": Birincisi; 147 Kilikya'da Turkiye'ye karsi, ikincisi; 
Transkafkasya'da Sovyet Rusya'ya karsi. Ermeni meselesi, boylece yeni ve daha buyuk onem 
tasimaya basladi. Bundan dolayi "galip devletler" kendi "Ermeni uslerini" en tehlikeli saydiklan 
Sovyetler'e karsi donattilar. 

Tasnaklann Ermeni Cumhuriyeti, Turkiye ve Rusya'dan, Kars ilini ve 18. yuzyilda Erivan 
kazasindan gasp olunmus topraklan ve diger yerleri Ermenistan'a katti. Ermenistan'in nufusu 1 
milyon 590 bine yukseldi (795 bini Ermeni, 575 bini Musluman, 140 bini digerleri). Fakat 
Ermeniler bu topraklan yeterli gormediler ve Gurcistan'dan Ahikelek ve Borgah'yi, 
Azerbaycan'dan Karabag, Nahcivan ve Gence ilgesinin guney bolgesini talep ettiler. Ermeniler, 
ingilizler'in Transkafkasya'yi isgali sirasinda bu topraklan zorla almak istedi. Bu olay, 
Gurcistan'la (5 Arahk 1918) ve ozellikle Azerbaycan'la uzun ve kanh savaslara yol acti. Sonucta 
bu bolgenin nufusu yuzde 10-30 arasi azaldi. Bazi yerlesim yerleri savas nedeniyle ortadan 
kalkti. (...) 

Bununla birlikte Ermenistan Cumhuriyeti, Turkiye sininnda (Oltu- Sankamis bolgesinde) 
Kurtlerin saldinlanna da ugruyordu. ingiliz isgalciler, Ermenilere pekfazla destek vermiyorlardi. 
O zaman ingilizler butun gucunu Sovyet Rusya'ya karsi kullaniyor ve Beyaz Rus ordusunu 
destekliyorlardi. 6te yandan, Tasnaklar da Sovyet Rusya'ya karsi Denikin'in Beyaz ordusunu 
destekliyorlardi. Bir Ermeni politikacisi, Ermenistan Cumhuriyeti'nin Denikin'in Beyaz 
ordusunun 7. Piyade Kolordusu oldugunu soylemistir. 

1919'da ingiltere ile iran'm anlasmasmdan ve istanbul'un isgalinden sonra (16 Mart 
1920), Ortadogu'da ingilizlerin durumu daha da saglamlasti. ingilizler Ermenilere karsi daha 
soguk ve mesafeli oldular. 1920 yih Nisan Mayis aylarmdaki San Remo Konferansi'nda, 
Ermeni meselesi Bati Avrupa emperyalistlerinden, ABD emperyalistlerine verildi. Cemiyeti 
Akvam'm Yuksek Konseyi "Ermenistan yardimsiz ayakta duramaz" karan aldi. Baskan Wilson, 
Cemiyeti Akvam'da ahnan karara gore, yeni Ermenistan'in smirlarini belirledi. Wilson'un 
kararma gore, Erzurum ve Trabzon'un biiyiik bir bolumu, Bitlis ve Van'm tamami 
Ermenistan'a verilmisti. Ermenistan'in toplam alam 30 bin mil kare, deniz kiyismm uzunlugu 
150 mil idi. Fakat Amerikan politikacilan baskanlarma gore daha uyamk (iktilar; Ermeni 
mandasmin kaga mal olacagmin aritmetik hesabim yaparak, ve aslen Avrupa menseli olan 
"Ermeni meselesine" Amerikan sermayesi igin gereksiz bularak senatoda oy fogunluguyla bu 
mandayi geri fevirdiler. Boylece Tasnaklann Ermenistan Cumhuriyeti sahipsiz kalmis oldu. 
Batih emperyalistler bitkin ve tahrip edilmis Ermenistan'i bir kez daha kendi kaderine terk 
ettiler. 

Aynisini 1919'da Kilikya'yi isgal eden Fransizlar Ermenilere yaptilar. Bu verimli bolge, 11.-14. 
yuzyillar arasinda kucuk Ermeni kralhgi oldugu igin ahalisinin yuzde 33'u Ermenilerden ibaretti 
ve 1915 yih baskilanndan sonra buraya cok sayida multeci gelmisti. Turk milliyetgileri 



176 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Fransizlara karsi askeri harekat baslattiklan zaman Fransizlar, Ermenileri himayelerine ahp 
bagimsiz devlet kuracaklanni vaat ederek ayaklanan Musluman ahaliye kar§i verilen cezalan 
uygulamakla gorevlendirilmislerdi. 1920'de Ankara hukumeti Kilikya'ya muntazam askeri 
kuvvet yolladilar. Bunlar Fransizlan deniz kenannda sikistirdilar, bazi Ermeni koylerine 
saldirdilar. 16 bine yakin insan oldu. f^aresiz kalan Ermeni halki Fransa himayesinde bagimsiz bir 
cumhuriyet ilan etti. Hukumet organlanni ve 10 bin kisilik "Ermeni milis gikunu" kurdular. 

Bazen basanh, bazen de basansiz olan mucadeleden sonra Fransizlar yine, bu defa kesin, 
deniz kenanna gekildiler ve Turkiye'yle bans imzalamak istediklerini bildirdiler. Kadere birakilan 
Ermeniler kaleleri Hacin ve Zeytin'de Turklerce kusatildilar ve guclu direnisten sonra imha 
edildiler. Olu sayisi yaklasik 20 bindir. 1921'de Fransa Turkiye'yle bans anlasmasi imzalayip 
Kilikya'dan vazgecti. (...) 

Boylece iki "Ermeni ussu"nden biri yok edilmis oldu. Ermeni meselesi, Transkafkasya'da 
odaklandi ki, burada butun "yuce Ermeni" umutlannin bosa gitmesine ragmen, Tasnaklarca 
saldirgan milliyetcilik politikasi yurutuluyordu. Onlann durumu, Ermenistan'in kuzeyde Sovyet 
Rusya'yla komsu olmasindan dolayi tehlikeli olmaya baslamisti. Tasnaklann terorist rejiminden, 
kiyim ve savaslardan yorulan, kronik aghk ve yoksulluk icinde olan halk kitleleri kendiliginden 
Sovyet iktidanna egilim gosteriyorlardi. Baku'de Sovyetlerin iktidara gelmesinden uc gun sonra 
Ermenistan'in birkac yerinde (Aleksandrapol'de (GumriJ) birkac saatligine Sovyet iktidan 
hukum surmustur.) patlak verdi; bunlar Tasnaklarca acimasiz sekilde bastinldi. 6te yandan 
1920'den beri Ankara hukumeti ile Sovyet Rusya arasindaki dostane iliskiler Tasnaklarca 
bozulmaya cahsildi; Tasnaklar iki devlet arasindaki stratejik noktalarda ikisine de dusman olarak 
duruyordu. Tasnaklar, Ankara hukumetinin batidaki Yunan-ingiliz cephesindeki 
mesguliyetinden yararlanip Turkiye sininni guvenli hale getirmek istediler. £unku Sovyet Rusya 
hie de saldirgan bir politika izlemiyordu. Sovyet Federasyonu'na girme egiliminde olan Karabag 
ve Nahcivan gibi bolgelerin bu karanna Tasnaklar itiraz etmedi; ancak bu bolgelerde gerilla 
harekati baslatilmasi konusunda Tasnak komutanlar gizli karar aldilar. Bu harekatlar, Eylul 
1920'de basladi. ingilizlerden silah alan Tasnaklar, butun Kars ve Erivan'da Musluman ahaliye 
toplu kiyim yaptilar. Suragel, Sarur-Daralagoz, Kagizman, Surmanh, Karakurt, Sankamis 
bolgelerinin kulunu goge savurdular. Boylece "cephe gerisinde guvenligi saglamis" oldular. 
Maki serdanndan destek sozu ahp Oltu ve Kagizman'a taarruz baslattilar. 

Turkler dogu ordusunun (komutanlan Karabekir ve Kamil Pasalar) karsi hucumuyla cevap 
verdiler. Erivan hukumetinin askeri kuvvetleri bozguna ugratilmisti; Turkler, Aleksandropol'u 
ele gecirdiler; Ermeni hukumetine inanilmaz derecedeki agir sartlan kabul ettirerek bans 
antlasmasi imzalattilar. Ermenistan Turklerin elindeki topraklann hepsini kaybettiler. Ustelik 8 
top, 8 makineli tufekli 1500 kisilik ordudan daha buyuk orduya sahip olma hakkindan mahrum 
oldular. Ermenistan halki bu bans antlasmasina Tasnak iktidanni yikarak ve yerine Sovyet 
iktidanni getirerek cevap verdi (Arahkl920). 1921 Rus-Turk Antlasmasi, GumriJ Bans 
Antlasmasi'ni iptal etti ve Ermenistan'in Turkiye'yle olan simdiki sinirlanni belirledi. 

Bu andan itibaren, yani Ermeni halkinin yeni bir devlet yasamina baslamasiyla Ermeni 
meselesi bertaraf edildi denebilir. Bati Avrupa emperyalizmi, Ermenistan sovyetlestikten 
sonra da; Lozan Konferansi sirasmda Ermeni meselesini kasimaya basladi: "Ermeni yurdu" 
kurma tasansi ileri suruldu, istanbul'da Milletler Cemiyeti'nin himayesinde olacak "milli 
azinhklari koruma komitesi" olusturulmasi istendi. Ancak butun bunlar Turk heyetini Musul 
sorununda taviz vermeye zorlamak icin yapildigmdan; soz konusu tasari kendiliginden 
coziildii. Qunkij gereken odun verilmisti. (...) 



Internet Yazilan 177 



(Bol§aya Sovyetskaya Entsiklopediya, c.3, Moskva, Aktsionernoe Obsestvo "Sovyetskaya 
Entsiklopediya", 1926, s.434 vd.) 150 

EK 2 BUYUK SOVYET ANSJKLOPEDJSJ'NiN 1926 BASKISINDA TASNAKSUTYUN MADDESi 

Tasnaksutyun: 19. Yuzyihn 90'h yillanndan baslayarak Transkafkasya'da faaliyet gosteren 
milliyetci Ermeni partisi. Resmi adi "Devrimci Ermeni Partisi Tasnaksutyun (ARPD)"dur. 
Tasnaksutyun, Ermeni milletinin tumunu temsil ediyor gibi gozukup, esas olarak, Ermeni ticaret 
burjuvazisinin ekonomik arzulanni yansitti, bagimsizhk kazanmak icin savasti. Tasnaksutyun'un 
Ermenistan'in milli bagimsizhk mucadelesi temelinde ortaya cikmasi, Ermeni kuciJk 
burjuvazisinin sozculugunij ustlenme imkanini da verdi. 1903'e kadar parti hemen hemen 
sadece Turkiye'de faaliyet gosteriyordu. 

Temel gorevi, Ermeni milletini Turk boyundurugundan kurtarmak ve Ermenilerin nufusun 
hemen hemen yansini olusturdugu Turkiye'nin dogu bolgelerinde ilk etapta ozerklik ahp daha 
sonra devlet kurmakti. Sonuc olarak da Turkiye Ermenistani'na Transkafkasya Ermenistani'ni 
katmayi ve boylece birlesik Ermeni devletini kurmayi tasarhyorlardi. Tasnaksutyun'un 1894'te 
kabul edilen ilk programi, bayagi bir Marksizmin, liberalizmin, halkcihgin ve kuciJk burjuva 
milliyetciliginin bir kansimi olarak kendini gosterir. Programin merkezinde Turkiye 
Ermenistani'nin "kurtulusu" fikri bulunmaktadir; Tasnaksutyun, bunu gerceklestirmek icin, 
onlara gore Ermeni meselesinin cozumune etki edebilecek butun guclere dayanmaya 
cahsmistir. Tasnaklar, mucadelelerinde su guclerden destek almaya cabalamistir: 1. Avrupa 
diplomasisi; oncelikle ingiliz ve Rus diplomasisi, 2. Avrupa devrimci ve sosyalist hareketi, 3. Rus 
devrimci hareketi, 4. Turk muhalif ve devrimci hareketi. Bir taraftan ingiltere, Rusya, Fransa, 
Turkiye vb. hukumetlerinin ajanlan ile yapilan gizli gorusmeleri, baglantilan ve anlasmalan, 
diger taraftan Avrupa ve Rusya'daki devrimci ve sosyalist partilerle iliskileri, Rusya, Turkiye ve 
iran'daki devrimci hareketlere ve hatta 1907'de II. Enternasyonal'e katilmalan, 
Tasnaksutyun'un celiskili politikalandir. 

Tasnaksutyun, Ermeni meselesinin cozumunde, kapitalist Avrupa "kamuoyunu" 
kazanmanin, Ermenilerin kendi hareketlerini "yaratmalanndan" daha cabuk sonuc verecegi 
hesabiyla yola cikti. Tasnaksutyun, 1894-96 yillannda diger milliyetci parti Hincak ile birlikte 
Turk hukumetine karsi gerilla savasina basladi. 1896'da istanbul'daki Osmanh Bankasi'ni 
protesto amaciyla isgal ettiler. Turk polisi teroristleri tutukladi, ancak Rus Konsoloslugu'nun 
basini cektigi diplomatik cevrelerin meseleye mudahale etmesiyle, Tasnaklar sinir disi edildi. 
Gerilla savasi, Avrupa "kamuoyunun" ilgisini etkili bir sekilde Tasnaklarm ustune cekti. 

Diplomatlar, Turkiye hukumetine bircok kez baski yaptilar, ancak Ermeni meselesinin oldugu 
bolgelerde reform yapilacagi sozu verilirken, ayni zamanda Turkiye Ermenistani'ndaki on 
binlerce bansci koylu yok edildi. Sultan iktidan icin Tasnaklarm maceraci politikasi, kolay 
bahanelerle Ermeni milletini yok etme savasinin uygun bahanesiydi, ancak bu savas tabii ki 
Turk despotizminin ozunu anlatmaktadir. Ermenilerin surulmesi, Tasnak gerilla hareketi 
olmadan da olabilirdi. Kuskusuz, Avrupa diplomasisi, Turkiye hukumetine bir santaj ve baski 
yontemi olarak Ermeni meselesinden yararlanmaya hazirdi, ancak Ermeni meselesinin 
cozumuyle ve bir Ermeni devletinin kurulmasiyla hie de ciddi bir bicimde ilgilenmiyorlardi. 
Ozellikle Rusya, bu fikirden uzakti. Ermeni hareketi Carhk agisindan, Turkiye'yi zayif birakmak, 
istanbul'u, Bogazlan ve Ermenistan'in kendisini ondan koparmak baglaminda onemli olabilirdi. 
Tasnaksutyun politikalan Carhk tarafindan bu sekilde kabul edilebilirdi, ancak "buyuk bagimsiz" 
Ermenistan plani hicbir zaman kabul edilemeyecek bir konuydu. Carhk, onlan "Ermeni 
aynmcihgi" olarak telakki etti ve buna karsi da kararh bir sekilde savasti. Hatta 80'li yillann 



178 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



ortalannda ^arhk hukumeti, Transkafkasya Ermenistani'nda, Ermeni okullanna, hayirsever 
aydinlanmaci orgutlere karsi eylemlere basladi. 90'h yillarda yuzlerce Ermeni okulu, yuksek 
kultur kurumlan kapatildi, Ermeni kiliselerinin menkul ve gayrimenkul malvarhklanna el 
koyuldu. Hukumet, 1903 Hazirani'nda aynca bir uygun kanun bile hazirladi. Bu kanun, Ermeni 
"kurtulus" hareketinin temel maddi bazda bile bir araya gelmesini engelliyordu. 

O zaman Tasnaksutyun, (Jar hukumetine muhalif konuma geldi ve zaman zaman hareketinin 
merkezini Turkiye'den Transkafkasya'ya kaydirdi. Rusya'da o siralarda Ermeni milli politikasina 
genis bir perspektif acmis olan guclu bir kurtulus hareketi basladi. Bunun uzerine 
Tasnaksutyun, "sola" cark etti ve demokratik devrim bayragi altinda toplanmaya cahsti. ARPD, 
1904 program taslaginda soyle diyordu: "fjogunlukta olan emekcilerin haklan savunulacak, 
onlar sosyalist ideallerin ruhuyla yetistirilecek ve buytik politik ve sosyal mucadeleye hazir 
duruma getirilecek. Kirsalda ..., toprak sahipleri ve tefecilere karsi; topraksiz, az toprakh 
koylulerin bayraklan altinda toplanilacak, kitlelere kamu ekonomisi fikri yerlestirilecek, kamusal 
uretim ve tuketim asilanarak gelecegin sosyalist sisteminin ilk adimlan atilacak." Tasnaksutyun, 
kendisine dayanak olarak "az toprakh koylu ve koylu, basta toprak sahibi, kuciJk zanaatkar, 
fabrika iscisi, toprak sahibi cesitli ekonomik siniflan" aldigini dusunuyordu. Tasnaksutyun'un bu 
parti program taslagi, temel bolumlerde Eserlerin 305 programinin kopyasiydi. 

1902'de Tasnaksutyun'dan bir grup cikmis, "Ermeni Sosyal Demokratlar Birligi"ni kurmuslar, 
sonra ise RSDiP'e 306 katilmislardi. 1905 devrimi arifesinde Tasnaksutyun'dan oldukca onemli bir 
grup, "Eski Tasnaksutyun" adiyla kopmuslardi. Bu grup, Tasnaksutyun'un "sosyalist" 
programina karsiydi ve Parti'nin gorevinin kesin olarak Turkiye Ermenistani'nin "kurtulusu"yla 
sinirlandinlmasini savunuyordu. 

1905-1907 Devrimi'nde Tasnaksutyun, £ar'a karsi ve Ermeni olmayan milletlere, oncelikle 
de Muslumanlara karsi savastilar. Son zamanlarda, kitlenin dikkatini toprak koleligi ve otokrasi 
artiklanni ortadan kaldirmak olan ortak sinif gorevinden, devrim gorevinden, milletlerarasi 
kavgaya gevirmekle canla basla ugrasan f^arhgin eline dustuler. Tasnaklar garizme karsi 
mucadelede kitlelere onderlik eden bir parti niteliginde degil, terorist-komplocu bir grup 
niteligindeydi. Tasnaklar, Rus Eserlerini taklit ettiler ve oldukga genis olgulerde, f^ar 
hukumetinin kuguk ajanlanna karsi bireysel teror pratigi igindeydiler. Tasnaklar, bu hedef igin 
savas birlikleri ("zinvorov") kurmak gerektigini anladilar. 1907 yilmda Stuttgart Sosyalist 
Kongresi'ne sunduklan raporda Tasnaklar, terorist eylemleri liste halinde sundular. Ancak 
terorizm, Tasnaklan rahatsiz etmiyordu. Butun bu olaylar dizisi suna yol agti: Tasnaklar, gizli 
anlasmalara giriyorlar, hukumet ajanlanyla Turklere karsi savaslannda isbirligi yapiyorlardi. 
Ayni sekilde diger taraftan da Turk toprak agalan, Turklerin gogunlukta oldugu bolgelerde 
Ermenilere karsi mucadelelerinde f^ar hukumetinin ajanlannin destegine dayaniyordu. Baku ve 
Tiflis'teki Ermeni isgi kesimi, kuguk burjuva milliyetciligi hala iktidardayken, diger milletlerin 
proletaryasi ile Ermeni proletaryasini karsi karsiya getiren ve onlann gikarlanni Ermeni 
burjuvazisinin gikarlanyla birlestiren Tasnaksutyun tarafina ge?ti. Tasnaksutyun'un siyasal 
mucadele ve sendikal mucadele gizgileri ise milli ayncahk izleyen bir gizgiydi. Tasnaksutyun, 
milli sendika ve kooperatifleri kurdu ve ortak isgi cephesini dagitti. isgiler, Rus ve Turk 
burjuvazisine karsi iktisadi mucadele verdiklerinde Tasnaksutyun, seve seve buna katildi, ancak 
proletarya, Ermeni kapitalistlerine karsi mucadele yuruttugunde, Tasnaksutyun dogrudan grev 
kinci rolunu ustlendi. II. Enternasyonal'in bu partiyi saflanna almasi, Tasnaklann 



Rusya'da Sosyalist Devrimciler olarak adlandinlan siyasi akim. 
Rusya Sosyal Demokrat isgi Partisi. 



Internet Yazilan 179 



"sosyalistliginin" degil, Enternasyonal'de sosyalizmin dogru kavranmadiginin bir kanitidir. 

Tasnaklar, Enternasyonal'e 1905-1907 devrimci hareketinin etkisi altinda katildilar. 
Tasnaklann 1907'deki kongresinde halkci karakteri oncesine gore daha keskin olan "sosyalist" 
program resmen kabul edildi. Programda, "toprak reformu, sanayinin gelismesinden daha 
baska bir karakter tasiyor. Burada topragin yogunlasmasi hedeflenmiyor. Ancak kapitalizmin 
olumsuz etkisi, koyde emekcilerin kaderinde goruluyor" deniyordu. Sosyalizm mucadelesini, 
programa gore, simdi "yeni uclu birlik, emekci koylu, sanayi iscisi, devrimci aydinlar" 
yonetiyordu. Tasnaksutyun kendi taleplerini, programinda birbirinden bagimsiz Turkiye 
Ermenistani ve Transkafkasya Ermenistani olarak formule etti. Programda Turkiye Ermenistani 
icin su talep vardi: "Politik ve ekonomik ozgurluk, bolgesel ozerklik ve Turkiye'yle federal 
temelde iliski". Transkafkasya icinse temel istek soyleydi: "Transkafkasya'da federatif Rusya 
cumhuriyetinin bir parcasi olarak demokratik bir cumhuriyet". 

ilk devlet Dumasi'ni Tasnaklar boykot ettiler. ikinci Duma'ya Eser fraksiyonuyla birlikte 
girdiler. 

Toprak agalannin gericiligi ustun gelince, Tasnaksutyun "sol" programina ragmen, 
Turkiye'de Ermeni meselesinin cozumu acisindan eski, devrim oncesi yola, Rusya-Avrupa 
diplomasisinin yardimina basvurma yoluna, dondu. Tasnaksutyun, 1912'de Turkiye 
Ermenistani'nda yasayan Ermeni halkini uzun kollan altina alma cagnsiyla ^arhk hukumetine 
basvurdular. Oyle ki, Tasnaklann bazi yardimlanyla iktidara gelen Jon Turkler, Ermeni 
meselesinde sultanin yagma ve gerici politikasini surdurdu. Tasnaksutyun'un temsilcileri, 
istanbul'daki ^ai"lik buyukelcisi Girs ile dogrudan gorusmelere basladilar ve Avrupa'da buyuk 
bir kampanya yuruttuler. Bu kampanyanin Carhk politikasinin cikarlanyla ortustugu 
gozukmektedir. 

Ancak emperyalist savas, bu planlann gerceklesmesini aksatti. Turk- Alman blogunun savasi 
kazanmasi durumunda hicbir sekilde ozerklik alamayacaklanndan korkarak, Tasnaklar, kesin 
olarak itilaf Devletleri'nin yanmda yer aldilar. Turkiye savasa girdiginde, Tasnaklar tarafindan 
yonetilen Ermeni milli burosu, 2. Nikolay'a usakhk bildirisiyle basvurdu. Bildiride sunlar 
yazihydi: "Yeni sanh Rus silahi olmak ve Rusya'nin Dogu'daki tarihsel gorevini yerine getirmek 
vatan borcumuz olmaktadir. Kalbimiz bu istekle yanmaktadir. Rus bayragi, istanbul ve 
Canakkale bogazlannda ozgurce dalgalanacaktir. Sizin iradeniz, yuce devletiniz Turkiye 
boyundurugu altindaki halklara ozgurluk verecektir." Tasnaklann olusturdugu gonullij birlikler, 
Turkiye cephesinde Rus ordusuna oncu oldu. 

Subat Devrimi, Tasnaklann, Ruslann yardimiyla hedeflerine ulasma umutlanni guclendirdi. 
Tasnaklar, hesaplarmi Rusya'nin Turkiye'nin icislerine kansmasina gore yaptilar, Rus buyuk 
devletciliginin azih taraftan ve "anarsi" karsiti oldular, sadece Bolsevizme karsi degil, ayni 
zamanda ezilen milletlerin kurtulus hareketlerine karsi da mucadele ettiler. Ekim Devrimi'nden 
sonra Tasnaklann durumu radikal bir bicimde degisti. Onlar, birlesik burjuva Rusyasi taraftan, 
sosyalist Rusya karsiti oldular. Onun icin devletin birligini savunanlar bir anda ayrihkcihgi azih 
bir sekilde savunur oldular. Uclu blok partiler, Gurcu Mensevikler, Ermeni Tasnaklar, Turk 
Musavatcilar Bolsevik Rusya'ya karsi Transkafkasya birligini olusturdular. Ancak Transkafkasya, 
egemenligini ilan etmemis bir devletti. Sovyet iktidannin kisa sureli olmadigi acikhga 
kavustuktan sonra Mensevik, Tasnak, Musavatci blogu, Transkafkasya'nin Rusya'dan aynldigini 
bildiren bir bildirge yayinladi. Rusya'nin "demokratik" desteginden yoksun kahnca 
Transkafkasya'nin kaderini tayin edecek yeni destekler aramaya koyuldular. Gurcu 
Mensevikler, Alman ordusunu yardima cagirdilar. Musavatcilar, kurtulusu Turkiye'de aradilar. 



180 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Tasnaklar, onceden Ermeni meselesinin gozumunu isteyen itilaf Devletleri'nin zaferine bel 
bagladi. 1918 Temmuzunda Tasnaklar, Baku sovyetinde, Sovyet iktidannin ortadan kaldinlmasi 
ve iran'dan ingiliz birliklerinin komutani General Dinstervil'in gagnlmasi karanni aldi. Tasnak, 
Eser ve Mensevik blogu sovyetlerde gogunlugu ele gegirdiler. Transkafkasya'da Sovyet iktidan 
tasfiye edildi. Baku proletaryasinin onderleri Saumyan, Caparidze vd. Hazar steplerinde haince 
oldurulduler. Alman-Turk blogunun gokmesinden sonra ingilizler, butun Transkafkasya'yi isgal 
ettiler. Menseviklerin, Tasnaklann ve Musavatgilann "bagimsiz" hukumetleri, ingiliz 
emperyalizminin diktatorlugune itaat ettiler. Tasnaklar, "buyuk Ermenistan" sloganini 
savunmaya devam ettiler ve bu "bagimsiz" devleti manda altina girmek icin Amerika'ya 
sundular. Baskan Wilson, bu teklifi kabul etti, ancak Amerika senatosu, Tasnaklan oldukga 
uzerek mandayi reddetti. Bununla birlikte Tasnaksutyun "Birlesik Rusya" umutlanndan da 
vazgegmedi; Denikin ile 1919 yihnda gizli askeri birlik anlasmasi imzaladilar. Kemalist hareket, 
Tasnak planlanna buyuk tehdit olusturuyordu. Kemalistler, Ermeni meselesinde ozde sultanin 
ve Jon Turklerin politikasini devam ettiriyordu. Tasnak hukumeti ise somut olarak itilaf 
destegiyle Kemalistlere karsi politika yurutuyordu. 1920 sonbahannda Tasnaklar, Ermeni-Turk 
savasi gikardilar. Tasnaklar, savasin sonunda tamamen bozguna ugradilar. Bu andan itibaren 
154 Tasnakizm tamamen bitmis sayilabilirdi. Ermenistan'da halk kitleleri uzun yillar Tasnaklann 
yanindaydi, 1919'da Tasnaklara parlamento segimlerinde yuzde 90 oy verdiler. 1920'ye 
gelindiginde, Tasnaklann politik etkisinden kurtulmaya baslamislardi. 1920 Mayisinda, isgilerve 
askerler, Aleksandropol'de Tasnaklara karsi ayaklandilar. Tasnaklar, yuce emegin karsisinda 
boguldular. 

1 Arahk 1920'de Ermenistan'da Sovyet iktidan kuruldu. 1921 Subatmda Tasnaklar, iktidan 
ele gegirebilmek igin son bir girisimde bulunarak ayaklandilar. Bu girisim gokusle sonuglandi. 
Tasnaklar, bundan sonraki gahsmalanna yurtdisinda devam ettiler. Emperyalizmin ajani oldular 
ve onlann yardimiyla Bolsevizmi yikmaya ve "bagimsiz" Ermenistan'i yeniden kurmaya 
gahstilar. Son zamanlarda Tasnaklar, Bolsevizme ve Panturkizm'e karsi maceraci bir dusunce 
sifatinda, Kurtlerin ve hatta Gurculerin de iginde bulundugu iran'in hegemonyasi altinda 
Paniran birligini savunuyorlar. 

Tasnaksutyun, kendi iginde surekli olarak bolunup, pargalandi. 1905'ten sonra partide guglu 
bir sol kanat olustu. Bu kanat, kuguk burjuva "sosyalizmi"ne ve asm milliyetgi politikalara karsi 
muhalefet yapti. Partideki "sol" muhalefet, emperyalist savas doneminde var oldu. Bu gruplar, 
Subat Devrimi'nden sonra, "Sol Tasnaklar" adh orgutte birlesti. 

1922-23'te Tasnak multeciler arasinda, Kagaznuni ve digerlerinin onderliginde bir tasfiye 
akimi meydana geldi. Bu hareket, Ermeni gevrelerinde Bolsevizme donusumun bir 
gostergesiydi. Ermenistan'da sosyalizmin kurulusunda kapitalizmin koku kazmdi veTasnakizme 
olumcul darbe vuruldu. (Bolsaya Sovyetskaya Entsiklopediya, c.20, Moskva, Aktsionernoe 
Obsestvo "Sovyetskaya Entsiklopediya", 1926, s.526 vd.) 

TEZJ JNDJR 

Kaynak^a 

PERJN^EK Mehmet Bora Sovyet Arsiv Belgeleri Isiginda Turk-Ermeni iliskileri (1915-1923) 
[Kitap]. - istanbul : istanbul Universitesi Ataturk ilkeleri Ve inkilap Tarihi Enstitusu Ataturk 
ilkeleri Ve inkilap Tarihi Anabilim Dah 206531 Yuksek Lisans Tezi , 2007 . 



SEMBOLLERIN AZIZLIGI 

Sembol (Simge) kelimesi, insanhk tarihi kadar eski bir kelimedir. Bunun nedeni, ilk 
insanlardan itibaren, her tur dusunce ve hareket, sembollestirilerek, boylece icinde bulundugu 
devirden gelecege tasinmistir. Ashnda, insanhgin maddT veya fikrT her faaliyeti isimlendirilmis, 
boylece soz konusu birer kavram ile somut hale getirilirken, bir yandan da soyut olarak 
gelecege terk edilmistir. 

insanin kendinde her zaman "Her seyin derinlerdeki amaci nedir?" "Gayesi nedir?" "Varhgin 
varhk amaci nedir?" sorulanyla iliskili hayatin iki temel sorusu olan "nereden" ve "nereye" 
sorulanni dile getirmektedir. Ashnda, "nereye" sorusu aynlmaz bir sekilde "nereden" sorusu- 
nun icinde yerlesiktir. Sorular yumagi icinde olan insan bu sekilde kendini, alemi ve tannsini 
cozmek icin ugrasi icine girmistir. Hakikatte Allah Teala insani yaratihsta esyanin butun bilgisine 
haiz kilmasiyla ona sembollestirme yetenegini vermistir. Kur'an-i Kerim'de "Adem'e butun 
isimleri ogretti" (Bakara, 31) ayeti bu gercegin agik bir ifadesidir. 307 

insanoglunun, semboller yaratmasinin temelinde yatan ve bizim gerekce olarak 
adlandirabilecegimiz bu husus, cok acik bir sekilde, insanoglunun tabiat karsisinda ve daha da 
muhimi, sabit olarak kabul edilen her tur deger, yaklasim, tavir ve irade karsisinda, onu 
yeniden yorumlamasi ile ortaya cikardigi kudretinin ve egemenliginin adlandinlmasindan baska 
bir sey degildir. Cunku her sembol, onu cikaramn, ona kattigi anlama gore yorumlanmistir. 
Halbuki semboldeki gerceklik, ancak, hiss! duzeydedir. Eger bir kisi bir sembolu algilamayi 
reddederse, o, onun icin var degildir, diyebiliriz. O halde insanin gercek olarak kabul ettigi 
sembol, benimseyelim ya da benimsemeyelim, o var olan bir sey ve temsilidir. 

Sembollerin en cok kullanim alani inane alanindadir. Bu ise o inancin gelecek nesillere 
aktanmda korunakh terk edilmesinde etkili olmasi icindir. Manasiz gibi gelen bir sembol nesiller 
sonra gerekli olurken, bir nesil once degerli olan sembol sonraki donemde kuvvetini 
yitirecektir. Ancak bu yitirme kaybolmadan cok bir kullenme seklinde olacaktir. Bir sembol 
digerleri tarafindan unutulurken birileri tarafindan tekrar canlandinlacaktir. Bu nedenle her 
sembol cikis olarak muhakkak bir gereksinim ile uretildigi icin yok olmasi dusunulemez. 

Sembolik anlatim, guclunun cikanmi oldugu gibi, zayifin kendini gucluye karsi korumasidir. 
Eger kuvvetlenme seklinde bir cikisi var ise bu somut verilerin etkisidir. Bir zaman kullanimi 
acikca olan sembol icerik ile zayiflaymca onun korunmasi icin uretenlerin inane gayreti faaliyete 
gecer. Bu faaliyet genellikle asikar gorunse de ok zaman bir perde altmda kalmaktan kendini 
kurtaramaz. 

Semboller, bazen o kadar ileri acihm gosterir ki, kendisi icin olen veya kurtulanlar olur. Son 
donemlerde gizemlerin surekli gundeme gelmesinde bu etkiyi gorebilmekteyiz. Mesela bir 
renk, bir hareket bir dusuncenin sembolu olunca aciktan ve gizli olarak taraftanni uyanci 
eyleme geciriyorsa, bu sembolun icerigindeki muhtevanin durumu ile iliskilidir. Kuvvetler bazen 
sembollerin algilanmasina engel olmak yerine daha fazla musamaha alani icinde birakmalan o 
sembolun yok/var olmak tabiatini harekete gecirmek icindir. Ancak bir sembol icerik olarak 
gorundugunden baska bir mana olarak algilanmasi hayatiyete gecirilerek, serbest birakilmasi 
sonuclan kestirilmeyecek durumlar olusturur. Bu sekilde o sembolun hakikatinin yok olmasi 



307 Bkz: E. M. Hamdi Yazir, Hak Dini Kuran Dili, Azim Yay.. Istanbul. C. 1. s. 265-266 



182 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



demektir. Eger bir sembol icerik ile ayni degeri tasiyorsa, agik ve gizli manasi olmasi o sembolu 
yok etmedigi gibi kontrollu bir seyir icerisinde insanhgin hizmetine devam ettigi gorulmektedir. 
Cunku insan tabiati bir sembolu kabul etmede, hiss! ve fitrati itibariyle onu olmasi gereken 
konuma koyacaktir. 

Tarihte gizli tarikatlar, orgutler, inanclar vb. igerigi farkh sembollerle disa acihm yaparken, 
bir yandan muntesiplerini kontrol altinda tutmuslardir. Ancak farkhhk bir yerden sonra 
kaybolmaya yuz tutma nedenidir. Kaybolmadiklan dusunulse de aciga rahatca cikamamalan 
onlan gizemi icerisinde yorgun ve elemli birakmaktadir. O zaman sembol mutluk yerine uzuntu 
getiriyor demektir. 

Allah Teala rasullerini din ile gonderirken sectigi sembollerde gizlilik ve kapahhk faktorunu 
kullanmamis ve en cahil insanin kapasitesine uygun olmasini dilemistir. Fakat ne olduysa 
insanlar agik olan bu sembollere anlasilmaz manalar yukleyerek, icerigindeki safhgi karmasik 
hale getirmislerdir. Belki bir yonden gerekli gorulen bir husus ashnda daha fazla zevksizlige ve 
umutsuzluga dusmeye o sembolleri terke varan bir halin olusmasina sebep vermistir. 

Konunun anlasilmasi icin ornekler verecek olursak, sapka bir dbnemin sembolu iken 
bugunku durumu; Asya'daki 6n-Turklerde kullanilan "OZ" diye okunan gamah hag nerede, ne 
zaman ortaya ciktigi tarn olarak bilinmese de gogunlukla "svastika" olara isimlendirilmistir. 
Svastika, Hintge bir kelime olup, "Si" yada "su" (iyi) ve "as" (olmak) eklerinden olusmaktadir. Bu 
sekliyle kelime, "mutluluk" ve "hayal" anlamina gelir Bu damga 6n-Turk gogleriyle Hindistan'a 
gitmis, Nazilerin Hint/Cerman irki teorilerinin amblemi olarak ortaya gikmistir. 6n-Turklerde 
"OZ" lasarak Tannya erismeyi temsil eden bu damga, Nazilerde insanhk sugu timsali olarak 
kullanilmistir. Bugun basortu sembol olarak algilanirken Ataturk doneminde sembol olarak 
algilanmamistir. 

Tarsus-Gozlukule kazilanni yapan, Hetty Goldman, 1950 yihnda yayinladigi kazi raporunda, 
kendinden once baslayan kazi seruvenini soyle anlatmaktadir; 

"1845'te, resmi olarak Tarsus'ta yillardir yasamakta olan William Burckhardt Barker admda 
bir ingiliz, Gozlu Kule'den cikanlmis figurinlerden olusan buyuk bir koleksiyon olusturmustu. Bu 
heykelciklerden "Antik Kilkiahlarin, Hiristiyanhgi kabul ettikten sonra kinp attiklan Ev 
Tannlan (evlerde bulunan kucuk tapinma yerlerinde kullandiklan tann heykelcikleri) ve 
Putperest tapinaklanndaki temel heykel konulanni olusturan ornekler" olarak bahseder. 
Binden fazla pisirilmis toprak heykelcikten bahsetmektedir ama sadece bir kac tanesi British 
Museum tarafmdan almmistir." 308 

Sonucta diyebiliriz ki bugunun sembolunun yanniyla ilgisi ve durumu incelendiginde tek 
kurtulus bakisin derinliklerinden kurtulup yuzeysel olmaya yonelip ihtimallerin ifrat ve 
tefritinden sakinip safhgi kesin olan ummi bilgiye kavusmaktir. Bugun kabul ettigini yann inkar 
etmek veya tersi durum insan tabiatinin gercegidir. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Ahir zamanda, kocakan gibi itikat (kulluk) edin!" (Deylemi) onun igin sembollerin icerigine 
fazla takilmaktan kacinmak onemli bir durum arz etmekte oldugunu hatirlatmak isteriz. Cok 
aldatan ve aldanan oldugu gunumuzde saglam kalmanin tek sarti temiz dinimizin emirlerine 
baglanip yasamaktir. Yoksa her bir sembolun kirkambar hikayesi vardir. 



(Selma TAHBERER Adana Arkeoloji Miizesi'ndeki Helenistik Ve Roma Donemleri, Terracotta 
Figurinlerin Yapim Tekniklerinin Arajtinlmasi Ve Uygulanmasi, Yiiksek Lisans Tezi, Adana, 2006) 



KiMLiKARAYI£I 

Turkiye'de kimlik arayisinda ki, kendi igtimai realitesini gormeme saplantisi, Bati eksenli 
kulturel yapiya ustun koru bakmasindan ve ornek almasindan kaynaklanmakta ve bu arayislar 
da ideolojik sorunlar yumagi neden olmaktadir. Bu nedenle gunumuzde yasanan kimlik 
tartismalan isin su tespitleri sizlere sunmak istiyorum. 

Fransiz tarihgi M. A. Ubicini su §ekilde anlatmaktadir: 

"Avrupa'nin higbir yerinde Turk imparatorlugu kadar ayn cinslerden, baska baska irklardan 
olusmus bir imparatorluk mevcut degildir. Bu bir millet degil, bir milletler karmasidir, 
bilesimidir. Yekun olarak otuz bes milyona varan halk uzerinde hakim olan irk (Turkler) bunun 
asagi yukan ugte birine zor ulasir. Geri kalani ise kendi fizyonomilerini ve kendi 6z kisiliklerini 
kaybetmemis olan Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Rumenler, Slavlar, Arnavutlar, Araplar, vs. 
den meydana gelir. Butun irklar, butun dinler, eski kitanin butun dil ve lehgeleri sultanin genis 
ve sakin topraklan uzerinde yan yana varhklanni hala hig kusursuz devam ettirmektedirler. ister 
Anadolu yaylasmdan gegsin, ister Avrupa Turkiye'sinin iglerine dogru uzansin yahut da daglan 
ve Suriye gollerini dolassin, bir yolcuyu gittigi her yerde en gok sasirtan sey, Osmanh 
imparatorlugunun halklan arasindaki bu din, dil, adet, giyim ve fizyonomi degisikligi ve bu 
daimi zithk ve baskahklardir. Dogrusu garip bir manzara bu ve bunun sebeplerini arastirmakta 
bir o kadar merak konusu elbette.Genellikle uzun veya kisa bir mucadeleden sonra, fethedilen 
milletler, fetheden milletler icinde eriyip gider ve kaybolur. Gallo-Romainler, Franklann iginde, 
Saksonlar da Normandlar'in arasinda kaynayip gitmislerdir. ispanyada ki Araplar gibi, yalniz 
Turkler, bilmem hor gormekten, bilmem tedbirsizlikten, Bizans imparatorlugunun yenik dusen 
irklanni asimile etmeyi (iglerinde eritmeyi) ihmal etmislerdir. 

iste bu yuzdendir ki fetihten dort yuz sene sonra, fetih esnasinda gokmek uzere olan bu ayni 
irklar simdi boyunduruk altma girmezden evvel ki hallerine daha canh, daha kuvvetli ve daha 
enerjik bir sekilde kendilerine gelmekte ve bas kaldirmaktalar. Bu hadiseyi neye baglamak 
lazim? 

Oyle saniyorum ki Asya milletlerine has bir kafa yapisina oldugu kadar bizzat fethin 
kendisine ve ozellikle de Musluman irklann din anlayisina baglamak gerekir. Eskiden Vezuv 
yanardaginin kulleri ile ustleri ortulmus bu sehirlerin altlarma inildigi, iglerine nufuz edildig 
zaman, uzerlerinden onsekiz asir gegtigi halde daha dun insa edilmisler gibi bu bir yigin tarih 
esya karsismda insan kendini hayrete dusmekten alamaz. Turk hakimiyetinin tesiri ve netices 
iste boyle olmustur. Turk hakimiyeti topragi bir lav gibi orttu ama muhafaza etmek igin 



orttu." 309 



Bu goruntuyu Cemil Merig su cumlelerle ifadelendirmektedir. 

"Karanhkta kavga olmaz. 

ideolojiler, ugurumlan aydmlatan hirsiz fenerleri. istemesek de onlara muhtaciz. 

Kaosu kosmos yapan insan zekasi, tecrubelerini ideolojilerde sergilemis. 

ideolojiye dusmanhk, tek izm'e teslimiyettir. ideolojiler siyaset dunyasinin haritalan. 
Haritasiz denize agihnir mi? Ama harita tehlikeli bir yolculukta tek kilavuz olamaz. Pusulaya da 
ihtiyag var. 



M. A. Ubicini, Osmanh'da Modernlesme Sancisi, trc: Cemal Aydm, Timas Yay., ist., 1998, s. 27-28 



184 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Pusula: §uur. 

Tarih §uuru, milliyet §uuru, ki§ilik §uuru. ideolojilerin pe§ine takilanlar pusulasizlardir. Gemi 
ya kayalara garpti, ya bataga saplandi." 310 



310 Cemil Merig, Bu Ulke, ileti§im Yay., ist., 2004, s., 93 



DIMiTRI KANTEMIR'iN TARIH KITABINDAN GOZE CARPANLAR 

Bir zamanlar sudan sebepler ile yasaklanmis bu tarih kitabma hie olmazsa goz atin. 
Gorursunuz ki Turk Tarih'i hakkmda cok fikirlerinizi degistirecektir. Bazi dost bildigimiz 

devletlerin ezeli rakibimiz oldugunu goreceksiniz. Az bir kismi sizinle paylasiyorum. 

* * * 

"Eskiden askerlige gonullu giden Turkler, simdi kati gorunuyor, hatta sultanin dahi 
emirlerine karsi geliyor ve ne ricayla, ne de tehditle yola geliyorlardi. Sultan giysi degistirerek, 
halkin arasina girdigi zaman vatandaslardan ve askerlerden su sozleri isitirdi: 

"Osmanlilann Almanlan maglup etmesi gucumiizun ustunde bir istir. Allah gavurlan 
tutmaktadir. Bunun boyle olduguna iliskin yeterli orneklerimiz var. Bundan dolayi Allah'm 
iradesine karsi oldugu kadar insanlara karsi da savasmamiz gerektigi sure iginde oluk dolusu 

kan akitmak bosunadir." (s. 822) 

* * * 

"Susma isareti: "TURKLER, SULTANLARININ iLK TAHT'A CIKISLARINDA NE DEDiKLERJNi, NE 
SORDUKLARINI YAHUT NE EMRETTiKLERiNi VE iLK YONETiMLERJNE HANGi EYLEMLE 
BASLADIKLARINA COK DiKKAT EDERLER VE BU HAREKETLERJNDEN GELECEKTEKi EGiLJMLERi, 
EYLEMLERi VE YONETJMLERi HAKKINDA SONU? CIKARMAK iSTERLER. COGU ZAMAN BUNLARIN 
TAHMiNLERiNiN iSABETLi OLDUGU ANLASILMISTIR. 

SULTAN SULEYMAN'A GEUNCE, PARMAGINI AGZINA GOTUrUP, KENDiLERiNi SUSTURMASI 
iSARETiNDEN, ANIMSAMAYA DEGER BJR SEY YAPMAYACAGINA DAiR BJR KEHANETTE 

BULUNURLAR. GERCEKTEN DE OYLE OLMUSTUR." (s.933) 

* * * 

"insanlann animsadiklanndan beri higbir zaman Turklerin, bu(....) savasta dovustukleri kadar 
sebatla ve umitsizce savasmadiklanni ve higbirinin dusmana canh olarak teslim olmadiklan goz 
onune ahnirsa, bunlann muzaffer ordusunun yigitligi hakkmda bir fikir edinilebilinir. Eger 
yenigeriler, savastan biraz once yaklasik turn kumandanlanni oldurmemis olsalardi, dusmanin 
zaferi belirsiz olurdu. Bu degerli Turk komutanlan, taburlannin basinda bulunsalardi sayica 
daha az olan Almanlar yenilmis olurlar yahut hie olmazsa geri cekilmek zorunda kahrlardi. 
Turklerin her yandan kusatilmis olup, kurtulus umitleri kalmadigi zaman, her zamankinden 
daha siddetli savastiklan deneyimlerle kanitlanmistir. Cunku Turkler boyle durumlarda 
zaferden 50k, yasamlarini kurtarmak ifin savasirlar. 

Hatta umitsizlik anlarinda bunlar, ozellikle yetenekli ve cesur kumandanlar tarafmdan 
sevk ve yonetildikleri takdirde, insan giiciinii asan seyler yaparlar. Meshur Busbecque'in ve 
oteki yazarlann, Turklere karsi nasil savasilacagi hakkindaki yazmis olduklan turn yapitlan 
bilmeme karsin, bizzat katildigim seferden edindigim deneyimlerimden bazi yansimalar 
eklersem daha yararh olur kanisindayim. 

Her seyden once bir Hiristiyan kumandani, kendi kuvvetlerinin Turklerinkine esit olup 
olmadigini incelemesi lazimdir. Burada esit dedimse, dogal olarak sayi esitligi degil, fakat 
cesaret bakimindan esitligi kastettim. Zira Hiristiyan ordulan sayi bakimindan Turklerinkine 
ender olarak erisebilmektedir. 

Bundan baska gerekli olan savas arac gerecle, erzakla donatilmis olmalan lazimdir. Eger bu 
iki unsura sahip degilse, o zaman Turklerle karsi karsiya gelmekten cekinmesi gereklidir. Cunku 



186 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



bunlar, dusmanlannin korktugunu yahut geri gekilmeye ba§ladiklanni gordukleri zaman, daha 
buytik bir cesaretle savasmaya baslarlar. 

Hatta Turkler kagmaya basladiklan zaman, kendilerini izleyecek cesaret gosterilmedigi 
takdirde, geri donerler ve yeniden savasmaya baslarlar. Fakat bu kez eskisinden daha siddetli 
savasirlar. 

Eger bir komutan, askerlerine guvenmesini biliyor ve turn gereksinmeleri tamamsa, o zaman 
hig korkmadan bunlara karsi koyabilir. 

Bununla beraber birinci gun higbir bigimde savasa girismemelidir. Aksine iki yahut ug gun hig 
kimildamadan ayni yerde beklemelidir. Zira asagi yukan turn Turk askerleri, dusmani gorur 
gormez onunla savasmak igin can atar. O kadar ki, gavuslan bunlan zapt edemez ve higbir 
duzen gozetmeden aslanlar gibi dusmanin uzerine atihverirler. Fakat iki yahut tig gun sonra 
savasma istekleri azahr ve bu durumda ne kadar ahkonulurlarsa cesaretleri de o oranda azahr 
ve sonunda bunlan savasa sevk etmek igin zor kullanmak gerekmektedir. Bunlardan baska, 
bunlara ilk saldinda bulunmaktansa, Turklerin saldinya gegmelerini beklemek daha dogru olur. 
£unku bunlara saldinldigi takdirde, o zaman daha duzenli savasiyor ve kendilerini daha buytik 
bir ihtiyatla savunuyorlar. 

Daima ilk saflarda bulundurduklan toplan vasitasiyla ilk saldinda bulunanin uzerinde gok 
buytik kayiplar verdirirler. Aksine ilk once kendilerinin saldinya gegmeleri beklenildigi takdirde, 
hucumlan ne kadar kuvvetli ve bagirismalan ne kadar korkung olursa olsun, o atesli halleri 
derhal gevsiyor ve duzenleri bozuluyor. 

iste o zaman artik bunlan durdurmak soyle dursun aksine salt silah kuvvetiyle 
puskurtulmeleri mumkundur. Bana kahrsa Turklerin hiddetlerini kirmanin ve onlan yenmenin 
tek yolu budur. Zira bunlann korkung olduklanni inkar edemeyiz. 

Ornegin, gogus goguse savastiklan zaman, birgok Hiristiyani delik desik etmektedirler. 
Cunku bunlann palalan Turklerin kihcina yetisememektedir. Buna ragmen Turklerin cesareti 
kinldigi zaman, Hiristiyanlann durmamalan gerekmektedir. Zira bunu korkakhga yorarlar. 
Aksine uygun adimlarla uzerlerine gitmeleri lazimdir. Bunu goren yenigeriler, derhal 
baginsmaya baslarlar ve "gavur geldi" diyerek turn karargahi inletirler. Bu suretle turn ordu 
cesaretini yitirmeye baslar ve zafer igin ilk adim atilmis olur. 

Buna karsin yenigeriler igin henuz her sey bitmis degildir. Zira bunlar subaylan tarafindan 
cesaretlendirilirlerse yeniden savasmaya baslarlar. Bu durum karsisinda Hiristiyanlar, bunlan 
arahksiz atese bagimh tutarlarsa, yaklasmalanna imkan vermemeleri gerekir. Eger bunda 
basanh olurlarsa, Turklerin uguncu kez savasa girmeleri gok gug olur. 

Diyelim ki uguncu kez harekete gegtiler ve puskurtulduler, o zaman siz harekete 
gegmelisiniz ve turn kaygilara ragmen, dogru karargahlannin uzerine gitmelisiniz. Bundan sonra 
bunlan savasa suruklemek olanaksizdir. Zira yenigeriler bu feryadi duyduklan andan bas- 
layarak, saflanni, toplanni ve her seylerini ilk terk edenler oluyor ve kagarak kurtulabilmeleri 
igin ilk gorduklerinin atini yahut katinni almaktan baska bir sey dusunmuyorlar. Yenigerilerin bu 
yontemini bilen sipahiler, sanki iki dusman arasinda kalmis gibi kagmaya baslarlar ve gogu 
zaman oldugu gibi yenigeriler tarafindan kusatihp, atlanni ahrlar korkusuyla ellerinden 
geldigince bunlardan uzaklasirlar. Turklerin durumu bu dereceye vardigi zaman Hiristiyan 
komutanin, firsatlan kagirmamasi gerekmektedir. Zira ufak bir gekingenlik yahut buytik bir 
ihtiyat yahut bir pusuya dusme korkusu yuzunden, kagmaya baslayan Turkleri izlemeyi ihmal 
ettigi takdirde o zaman yenigeriler cesarete gelirler ve ugramis olduklan bozgunu artik 
dusunmezler ve kendilerini galip sanirlar ve ordugahi inletircesine "gavur korkak" feryadini 



Internet Yazilan 187 



basarlar. Bunun uzerine Turkler, yeniden saldinya gegerler ve bu sefer, ba§takinden daha 
buytik bir hiddet ve §iddetle sava§irlar ve gogu zaman Hiristiyanlann tarafinda gozuken zaferi 
kendi lehlerine donu§tururler. (s.968) 

Kaynakca: 

Dimitri KANTEMJR trc.Dr. Ozdemir QOBANOGLU Osmanh imparatorlugu'nun Yukseli§ ve 
C6ku§ Tarihi [Kitap]. - istanbul : £ag Yayinlan-Cumhuriyet Kitap Kulubu, 4.Baski - 2001. 



RUYA YORUMLARI 

Rasulullah sa llallahu aleyhi ve sellem, ruyaya verdigi onemi, her gun sabah namazindan 
sonra ashabma ruya goren kimse olup olmadigini sormasiyla gostermistir. Efendimiz buyurdu 
ki; 

"Mu'minin ruyasi uykusunda kendisine Rabbinin soyledigi birsozdur" 

"Sizden biriniz sevdigi ruyayi gorurse bilsin ki, bu, Allah tarafindan bir telkindir. Riiya 
sahibi bu ruyasi uzerine Allah'a hamd etsin ve baskasma da soylesin. Hoslanmadigi bir 
riiyadan ise Allah'a siginsin ve ruyasini kimseye soylemesin. Bu suretle, o ruya sahibine zarar 
vermez" 

Bu nedenle islam! dusuncede ruya esash bir konum teskil etmistir. 

Ancak bunlann yaninda Freud ve arkadaslan, ruyalann olmasinin mumkun olmadigini 
soylemektedirler. Freud, bilim oncesi devirlerde insanlann anlayamadiklanndan dolayi, 
ruyalara bir takim ozel anlamlar yuklediklerini, ancak bilimle birlikte turn bunlann birer mitoloji 
oldugunun anlasildigi, artik ruyalann insani bir etkinlikten baska bir sekilde yorumlamanin 
gereksiz ve sacma seyler oldugunu soyler. Her ne kadar Freud ruyalan yalnizca bir biyolojik ve 
insani faaliyet olarak yorumlasa da, ruyalar, cok eski zamandan beri hayatin icinde belirleyici 
bir yer edinmistir. Bugun hala devam eden bu durum ruyanin mahiyetinin hala tarn olarak 
anlasilamamasindan da kaynaklanmaktadir. Bunun yaninda bircok insan hala bu tur ruyalar 
gormekte ve buna gore inancini, hayatini sekillendirmektedir. 

Biz burada sizlere tabir edemediginiz ruyalanniza yorum katkisinda bulunabiliriz. ^unku 

ruya gormek, gunluk hayatin aynadaki gdriintiisii oldugu gibi, gelecegin bir kismim tabir 
eden tarafindan etkilemektir. 

Gorulenin ruyanin tabiri ciktigi gibi, gorulmeyen ruyanin da tabiri cikar. Ancak kaden 
gelecegi bozdugu icin yalanla soylenen ruya "kiifiir" ile es anlamh oldugu rivayetleri 
bulunmaktadir. Kufur kelimesinin bir manasi da, "bir seyin uzerini kapamaktir". Bu nedenle 
gorulmeyen ruyada kaderi kapamaktir. Kaderinizi kapamadan ruyalannizi temiz bildiginiz ve 
ilim ehli kisilere yaptirmanizda fayda vardir. Bizim burada size yapacagimiz yorumlann isabetli 
olmasi icin ruyanizin yaninda cinsiyetiniz, yasiniz, evlilik durumu, cocuklar sayisi, meslek, 
ogrenim, hastahk varsa adi bilgisini yazarsaniz, (bu kisimlar tarafimizdan silinecektir) ruyanin 
icerigini daha iyi yorumlayabiliriz. Ruya tabiri ve gelecegi gormek icin gecmisi bilmek gereklidir. 
£unku Allah Teala dunya hayatinda teselsul zincirini kirmamaktadir. Olaylan birbirine bagh 
yaratir. 

Sonuc olarak "niyet hayir akibet hayirdir." 



OSMAN BOLUKBASI ANISINA 

1913 yihnda Kirsehir'de dunyaya geldi, Fransa'da Nancy Universitesinin matematik ve 
astronomi bolumunu bitirdi. 

I946'da cok partili hayatm baslamasiyla Demokrat Partiye katildi. Bir yil sonra Demokrat 
Parti'den aynlarak Millet Partisi'nin kurulusunda yer aldi. 

1950 yihnda Kir§ehir Milletvekili secilen Bolukbasi, Millet Partisi'nin kapatilmasiyla 
Cumhuriyetci Millet Partisi'nin kuruculan arasinda yer aldi. 

1954'te Demokrat Parti ile olan catismasindan dolayi Kirsehir ilce yapildi. 

1955 yihnda Cumhuriyetci Millet Partisi Genel Baskan'i oldu. 

Bolukbasi, 1946'da basladigi siyasTyasami icerisinde 1950, 1954, 1957 secimlerinde Kirsehir 
Milletvekili 1961, 1965, 1969 secimlerinde de Ankara milletvekili secilmistir. 

Sert konusmalari ve farkh siyasT uslubu ile Turk siyasetinin onemli isimlerinden biri olarak 
yerini almistir. 

1961 yihnda inonu Baskanhgindaki koalisyona girmek istemeyen Bolukbasi ile bir grup 
milletvekili Cumhuriyetci Koylu Millet Partisi'nden istifa ederek ikinci defa Millet Partisi'ni 
kurdu. 

1972 yihnda Genel Baskanhk gorevinden, 1973 yihnda da; milletvekilliginden ve partisinden 
aynlarak siyaseti birakan Bolukbasi, 6 Subat 2002'de Ankara'da Hakk'a yurudu. 

SiYASi KiMLiGi 

Babasi Haci Ahmet Aga oglunun politikaya atilmasini istemiyordu. Ona tavsiyesi su idi: "bu 
devirde aksam nikahlari iizerine yemin edip sabah sozlerinden donebilecek insan coktur" 
Fakat O siyaset adami olacakti. 

Osman Bolukbasi'nin kisiliginin olusmasinda iki donemin etkili olmustur. 

Kir§ehir'de gecen birinci donem; Bolukbasi'nin siyasi uslup ve konusma kabiliyeti gibi 
yonlerden kisilik temellerinin olusmasini saglamistir. Orta Anadolu'nun yuzyillardir suren 
"a§ikhk" geleneginin tezahurleri; Bolukbasi'nin hazircevaphhgi ve konusmalanndaki ozdeyisler 
ve kissalarla tespit edilebilir. 

Bolukbasi'nin kisiliginin olusmasinda etkili olan ikinci donem ise Fransa'daki egitim 
donemidir. Bolukbasi'daki hurriyet, demokrasi, adalet duskunlugu bu ilkelerin dunyaya yayildigi 
yer olarak kabul edilen Fransa'da yerlestigi soylenebilir. 

Osman Bolukbasi'nin asil ustunlugu, ahlak anlayisindadir. Butun siyasi yasaminda, siyasi 
ikbal ugruna ilkelerinden taviz vermemistir. Osman Bolukbasi ceyrek yuzyil suren siyasi 
mucadelesinde Turkiye'de demokrasi bilincinin asilanmasi ve yerlesmesinde ve demokratik 
devlet nizami fikrinin gelismesinde etkili olmustur. Bu ozelligi ile Bolukbasi Turkiye'de cok 
partili hayata gecis suresince muhalefet olgusunun yerlesmesinde onemli bir gorev ustlenmis, 
siyasetin siyah-beyaz goruntusunde farkh bir renk olarak yerini almistir. 

Osman Bolukbasi'nin siyaset anlayismm en onemli ozelligi kendini merkeze alan, kisisel 
bir siyaset olmasidir. iktidarlan, belirli bir siyasi dusunce ya da program etrafmda degil, 
gundelik siyasi gelismeler karsisinda kendi kisisel tepkisi ile dile getirmistir. 

Osman Bolukbasi, Turkiye'de "siyasetin popiilerlesmesine" katkida bulunmustur. Ozellikle 
okuma yazma oraninin son derece dusuk oldugu 1950'lerin Turkiye'sinde Bolukbasi, baskentte 
olup bitenleri Anadolu'ya meydanlara tasimistir. 



190 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Kursude saatlerce Meclis tutanagi, beige, evrak, gazete kupuru okuyan, siyasi olaylan ve 
iktidar politikalanni fikralarla ve populer benzetmelerle halka anlatan Bolukbasi, hem 
Turkiye'de siyasetin populerlesmesine hem de populist siyasetin olusumuna katkida 
bulunmustur. 

Osman Bolukbasi'nin halki yuceltme, gercek halki temsil etme, kahramanhk, cesaret, 
meydan okuma v.b.gibi populist motiflerle yuklu bir siyasi dili vardir. 

Siyasi iktidarlan, halktan uzaklastigi, siyasileri hirs, ikbal, menfaat pesinde kostugu gerekcesi 
ile elestiren Bolukbasi, iktidan ve genel olarak siyaseti, bir "ser kaynagi" olarak gostermistir. 

Osman Bolukbasi Turk siyasi yasaminda iktidarlara guvenmeyen, her siyasi iktidardan 
sikayetci olan inatci ve miizmin bir muhalefet anlayisimn simgesi olmustur. 

Bir muhalefet parti lideri olarak Osman Bolukbasi'nin Turk siyasetine en buyuk katkisi, 
surekli muhalefet konumunu kullanarak, Turkiye'de siyasetin ve demokrasinin niteligine dair 
rakiplerinin dile getiremedigi bazi cesur tespitlerde bulunmasi olmustur. Ancak bu tespitler 
tutarh bir siyasi program ve dusunce etrafinda temellendirilmedigi ve higbir zaman iktidan 
hedeflemedigi igin, cok partili yasama gecisten sonraki ceyrek yuzyilhk donemde ucuncij bir 
parti ve muhalefet cizgisinin kurumsallasamamasi ve kahci olamamasi ile sonuclanmistir. 
Ancak o vatanini milletini hayati boyunca en ileri seviyede tutmustur. Universiteden iyi derece 
ile mezun olan Bolukbasi'na okul yonetiminin mezuniyet toreninde ne istedigini sordugu, 
Bolukbasi'nin da "bir hafta boyunca Turk Bayragimn okulda asih kalmasmi" istedigi ve bunun 
uzerine okula Turk Bayragi asildigi anlatilmaktadir. O donemde okulu basanyla bitiren 
Bolukbasi'nin takdirnamesi ismet Pasa'ya kadar gitmistir. 

Osman Bolukbasi Turk sanat muzigini, halk muzigini, bozlak ve Anadolu turkulerini cok 
severdi. 

"Telgrafin tellerine kuslar mi konar" ve "Meseler guvermis varsin guversin" sik sik 
minldanarak soyledigi turkulerdendi.Turk muzigini cok seven Bolukbasi, siyasete atildigi ilk 
yillardan baslayarak zaman zaman parti gezilerinde arabasina aldigi Semsi Yastiman ve 
Muharrem Ertas'in caldigi saz esliginde bozlak ve ttirku dinleyerek ve soyleyerek Anadolu'yu 
dolasmistir. Bolukbasi'nin ozel meraklan arasinda avcihk onemli bir yer tutmaktaydi. £ifte ile 
sigircik ve yaban hayvani avlamanin kafasini bosalttigini ve kendisini dinlendirdigini soylerdi. 
Avlanmak icin Golbasi, Bala ve Haymana civarlanna gidilirdi.Secim gezileri sirasinda da av tufegi 
surekli arabada bulunur, zaman zaman yol kenannda da avlanirdi. 



BOLUKBASI'NIN KLi§ELE§MI§ ME^HUR SOZLERI 

"Zengini hayirsiz evlat, memuru suslu avrat, siyasetciyi kuru inat batinr". 

"insanin saglami, curugu ciplak baldirla sari altin karsisinda belli olur". 

"Evlilik insan hayatinin en buyuk kumandir. Bu kumarda kazandigini soyleyen bazi 
yalancilara rastlanir. ilk gunlerde doperle (dopink veren) kazanirsin, sonunda flos ruayelle 
(kumar) kaybedersin. Bu yuzugun esareti, celladin kemendinden daha acimasizdir. Hayattaki en 
pahah hovardahk evliliktir". 

"Yerin mevkii oturandan gelir. Adam olan oturdugu sandalyeden seref almaz, ona seref 
verir. Adam vardir kink sandalyede bir Fatih, bir Kanuni gibi oturur. Adam vardir en parlak 
sandalyede biryigin saman gibi oturur". 

"Para da insanlar gibidir. Kimden iltifat gorurse onda toplanir. Ben hie yuz vermedigim icin 
gelen gitti, gelen gitti.Tipki politikadaki vefasiz talebelerim gibi". 



Internet Yazilan 191 



Bolukbasi Kizilay'da dolmus duraginda beklerken kendini taniyan bir vatandasin 

"siz de mi dolmus kuyrugunda sira bekliyorsunuz?" sorusuna karsihk sunu soylemistir "ne 
yapahm yavrum zamaninda cebimizi doldurmadik simdi dolmusu dolduruyoruz". 

"TRT'nin partizanhgina kar§i ciktim, adimizi Tirt Osman'a cikardilar. Hirt'i cok olan 
memlekette varsin bir de tirt olsun". 

"Konusma devri kapandi, bakisma zamani basladi. DP bunu da yasaklamadan once bari 
birbirimizi iyice suzelim" 311 

"Bir siyasi parti, muhalefetteyken nisanh bir kiza benzer. Dili tath olur. Uyandirdigi umitler 
insani hayali bir saadet aleminde bir besik gibi sallar". 

"Koltugunun altinda hac tasiyan, fakat haci gorunmeye caiman, gavur diye oldurup, §ehit 
diye namaz kildiran siyasetcilerden sakinilmahdir". 

"Demokrasi mucadelesinde ahlak ve fazilet imtihanin da cok dusuk not alanlar gunun 
birinde muanzlanna kar§i edep ve nezahet mudafiligi yapmaya kalkistiklan takdirde "guveyi 
evine gebe olarak gelmis olmasina ragmen, kayinvalidesinden kupe takmak uzere kulagini 
deldirmesine musaade isteyen hain gelin" gibi tiksintiyle karsilanir". 

"Secimlerde vatandasin oyu, hesabi tarih ve Allah Teala huzurunda verilecek bir millet 
emanetidir". 

"Bizler TBMM kapanacagina, dort gunluk hayat defterimiz kapansin diyenlerdeniz". 

"Kimse Turk milletine tepeden bakmasin, memleketi bir vakif kendisini de mutevelli 
sanmasin". 

"Ben Anadolu'nun boz topraginin ujagiyim. Sarayim call dibidir. Siyasette davam, hayattan 
nasibini almami§, benzi sari ve boynu bukuklerin davasidir". 

"Siyasi hayatta vefa ve sadakat, karaborsada bile bulunmayan bir metaya dondu". 

"Hasmin gullesi tesir etmez, ama dostun bir fiskesi yikar beni". 

"Gordugum vefasizhk, nankorluk ve ihanetler gonlumde sizisi bir ttirlu dinmeyen yaralar 
acmistir. Bagnm Karacaahmet Mezarhgina donmustur". 

"Bunlann en temizi genelevden emeklidir. Kirk orospu bir araya gelse boyle bir pic 
doguramaz"(siyasette karsilastigi bazi sahislar icin). 

"Dugunu biz yapiyoruz, gerdege baskasi ile giriyorlar. (Bolukbasi'nin partisinde secilip, 
sonradan baska partilere gecenler icin) 

Miting meydanlannda Bolukbasi'yi coskuyla dinleyen buyuk kalabahklann, secim sandigmda 
partisine oy vermemeleri konusunda Bolukbasi sunlan soylemistir: 

"Bizim tanesi cikmayan harmammiz boldur. Sapi uzun, tanesi kit Turk milleti; 
meydanlarda veriminiz bol, benden alkislarmizi esirgemezsiniz, ama sandik basma gidince 
baskasma oy verirsiniz." 

"Bizim kumeste tavuk cok... ama hep baskalannin folluguna yumurtluyorlar". 

"Bu millet Bolukbasi'yi alkisladi; inonu'yu karsiladi; oylanni Menderes'e verdi". 

"Meydanlarda rahman diye alkislarsiniz, sandik basma gidince seytana sanhrsiniz". 

"(Dogru soyluyorsun diyen kalabahklara):Ben dogruyum ama ne care, ah birde sizi dogru 
yola getirebilseydim, harmani bol tanesi az milletim". 

Siyaseti boyleleri ele gecirir" diyordu. 



"Zalimler bir gun dedirtir Kudreti Mevla, 



(DP'nin muhalefet toplantilanni cesjtli baskilarla engellemesi uzerine ^orlu'da yaptigi sohbetten) 



192 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



Tallahu lekad asarekallahu aleyna. 



» 312 



1954 segimlerinden sonra Kirsehir'in Mge haline getirilmesine, Bolukbasi'mn DP kar§isinda 
muhalefetini sertle5tirmesine neden olmustur. Bolukba§i mecliste yaptigi konu5mada Kir§ehir'in ve 
ilgelerinin cografi ve iktisadi durumlarimn tahlil ve munaka5asini yapmaya liizum olmadigini, bu tasarmin 
normal usul ve mantiki bir esasin mahsulu olmadigini soyledi. Tasanni kabul edilecegini bildigini, 
sereften ba§ka her kaybin telafi edilebilecegi bir gunun gelecegini soyleyerek bu beyti okumu§tur. 
(Kardejleri Yusuf aleyhisselama) "dediler ki: Allah Teala'ya andolsun, hakikaten Allah seni bize iistiin 
kilmi;. Gergekten biz hataya dujmujuz." (Yusuf, 91) 

Genis Bilgi igin bkz: AYHAN Evren Osman Bolukbasi'mn Siyasi Faaliyetleri (1913-2002) [Kitap]. - istanbul : 
Marmara Universitesi Turkiyat Arastirmalan EnstitCisu Turk Tarihi Anabilim Dah - 209696-Yuksek Lisans 
Tezi , 2006 . 



"MUMINLER ANCAK KARDE^TIR." 

"Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir disiden yarattik ve tanisip kaynasasimz diye sizi 
milletler ve kabilelere ayirdik. $uphesiz Allah katinda en ustiiniiniiz, takva yonunden en 
ileride olanimzdir. Allah her seyi bilen ve her seyden haberdar olandir." 313 

Allah Teala insanlan bir ana ve babadan yaratsa da ancak iman edince kardeslik duygulanna 
sahip olabildiklerini haber vererek "Miiminler ancak kardestir." 314 buyurmustur. Buradan iman 
konusunu daha genis dusunursek idealize olmus duygu, hedef, inane, ideoloji, vb. hakkinda 
insanlann birlestigi hususta ittifak etmeleriyle kardes oluyorlar demektir. Oyle ise kardeslik 
iman ile kazanilan bir husustur. Bu nedenle paylastiklan ortak seye inanmayanlar ne olursa 
olsun muhakkak birbirlerini incitirler ve savasirlar. Bazen bu incitmeyi kabul ettigi inancina 
istinaden yapar ki, bu da onu hicbir sekilde rahatsiz etmez. Tarih bu yonde bircok olaya sahit 
olmustur. Burada bizim uzerinde duracagimiz bir kisim mevzu milleti olusturan kriterlerin 
basinda gelen ve kardeslige zarar veren asabiyet (kendi kavmini ustun gorme zihniyeti) 
probleminin zararlanni hatirlatmak olacaktir. Allah Teala buyurdu ki; 

"Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir disiden yarattik ve sizi tanisip kaynasasimz diye 
milletlere ve kabilelere ayirdik. Allah katinda en ustun olanimz, en cok takva sahibi 
olanimzdir. §ijphesiz Allah her seyi bilen ve her seyden haberdar olandir." 315 

"Onlara de ki; eger babalanmz, ogullanniz, kardesleriniz, kadinlarimz, akrabalarimz, 
kabileniz, elde ettiginiz mallar, kesada ugramasmdan korktugunuz ticaret, hoslandiginiz evler 
ve meskenler, size Allah ve Resulunden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artik 
Allah'm emri gelinceye kadar bekleyin. Allah boyle fasiklar topluluguna hidayet nasip 
etmez." 316 

islam'la sereflenmis insanlann bu ayetleri bilmemeleri imkansizdir. Ancak birbirlerine bugz 
eden kan dokenlerin imam konudaki "mumin" sifatinin kamil olarak tecelli etmedigi veya bu 
sifatin ihtiva ettigi alanlann hangi seyleri kapsadigini bilmediklerini anlamaktayiz. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kardes olan muminleri su sekilde aciklamistir. 

"Sizin bu nesepleriniz size baskalarma hakaret etme hakki vermez. Hepiniz Adem'in 
cocuklansimz. Bir olcek icindeki bugday taneleri gibi birbirinize esitsiniz. Hie kimsenin 
baskasma dindarhk ve salih amel disinda bir ustunlugij soz konusu olamaz. Bir kimsenin kdtu 
olmasi icin fena huylu ve sozlu, cimri ve korkak olmasi yeter." 317 

Bu hadise gore imanin mumin vasfma ciktigi derecede asabiyet duygusu ile kansik olmamasi 
gerekir. "Zalim de olsa mazlum da olsa soydasm ve kandasm olan kisinin yardimma kos!" 
cahiliye zihniyeti ile hareket eden hakkinda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Asabiyet davasma kalkisan bizden degildir. Asabiyet ugruna savasan ve bu ugurda olen 



313 Hucurat, 13 

314 Hucurat, 10 

315 TirmizT, TefsTru'l-Kur'an 49 (V,389) 

316 Tevbe, 24 

317 Ahmed b.Hanbel, IV,158 



194 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



de bizden degildir." 318 Bu sebeple i§areti mumin vasfinda bu halin olmamasini iktiza eder. 
Allah Teala'ya sigininz. 

Asagida anlatacagimiz olay ise bu durumun agik ornegidir. 

"Katade'den (v. 117/744) rivayet edildigine gore Sa'd b. EbT Vakkas radiyallahu anh ile 
Selman-i FarisT radiyallahu anh arasinda bir kirginhk olmus. Hz. Sa'd Hz. Selman'a (onu kuciJk 
dusurmek maksadiyla) 

"Nesebini soylesene" demis. Hz. Selman 

"Bildigim kadanyla islam'da bir nesep sahibi degilim. Ama ben islam oglu Selman'im" der. 
Bu durum Hz. Omer'in kulagina gidince Hz. Sa'd'in bu hareketine cam sikihr ve ona cikisarak 
soyle der: 

"Biitiin Kureys bilir ki babam Hattab cahiliye doneminde onlarm en sereflisiydi. Durum 
boyle iken ben yine de islam oglu Selman'm kardesi islam oglu Omer'im. Kendini cahiliye 
donemindeki dokuz atasma nispet eden kisinin onlarm onuncusu olarak cehennemlik 
oldugunu duymadin mi?" 319 

Hz. Omer radiyallahu anh son cumlesiyle Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin su hadisine 
isaret etmektedir. 

"Kim kendini kafir olan atalarmdan dokuzuna nispet ederek izzet ve seref sahibi olmayi 
isterse (bilsin ki) onlarm onuncusu olarak cehenneme girecektir." 32 ° 

Sonuc olarak diyebiliriz ki, kardes olanlar mumindir ve cennete girecektir. Oyle ise mumin 
olanin asabiyet diye bir davasi yoktur. Allah Teala'nin bizleri razi olmadigi asabiyet davasmdan 
muhafaza etmesini, devletimize beka ve izzet vermesi icin dua ve niyaz ederiz. 

Aynca Allah Teala'nin asagida gelen ayeti kerimeler de haber verdigi su sirlan da dusununce 
farkh baska boyutlann oldugunu gorulmektedir. Bu konuda biraz da dusunelim. 

"Onlardan sonra gelenler: "Rabbimiz! Bizi ve bizden once inanmis olan kardeslerimizi 
bagisla; kalbimizde muminlere karsi kin birakma; Rabbimiz! Suphesiz Sen sefkatlisin, 
merhametlisin" derler." 321 

"(Cennette) onlarm altlarmdan irmaklar akarken, kalplerinde kinden ne varsa hepsini 
cikanp atanz. Ve onlar derler ki: "Hidayetiyle bizi (bu nimete) kavusturan Allah'a hamdolsun! 
Allah bizi dogru yola iletmeseydi kendiligimizden dogru yolu bulacak degildik. Hakikaten 
Rabbimizin elcileri gercegi getirmisler." Onlara: iste size cennet; yapmis oldugunuz iyi 
amellere karsihk ona varis kilmdimz diye seslenilir." 322 



318 Muslim, imare 13 (II, 1476); ibn Mace, fiten 7 (II, 1302); Ebu Davud, Edeb 111 (V,342); NesaT, 
TahrTmu'd-dem 28 (VII, 123) 

Zehebi, Siyeru A'lami'n-Nubela, III, 336 

320 Ahmed b. Hanbel, IV, 134. 

321 Hasr, 10 

322 A'raf, 43 



FAKIRLIK DU$UNCESi 

Dunyanm, gunah islenmesindeki hissesi oldukca agik ve belirgindir. 

Guzelliklerdeki ki hazzi ise, gizli ve belirsizdir. 

Gizli olan diinya hazzmin tedavisi, elbette ki daha zordur. 

Onun icin "insanoglu aldanma" diye surekli uyarilmistir. "Aldanma" ' dan maksat 
gonlunden cikar demektir. Cunku gonle almak hem iyilige hem de kotuluge sebep olan 
islerdendir. Gonul ashna hicret etmelidir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Muhacir Allah'm nehyettigi seylerden uzaklasan kimsedir" 323 Eger bir kisi dunyadan 
kendini koruyamaz ise, onun aldaticihgi karsisinda, Allah Teala'dan da bir sekilde uzaklasmasina 
sebep olur. 

Dunyanm hilesinin coklugu, onun bunyesinde barmdirdigi kuvvetten ileri gelmektedir. Bu 
kuvvet ise gizlenmis perdeler arkasinda duran, cok kiymetli hazineler gibidir. Ancak buna bircok 
kimsenin aldanmasi kacmilmaz oldugundan, bu aldaticihktan hep kaginihp terk edilmesi tavsiye 
edilmistir. Bizim ise burada bilmemiz gereken bir hususu, Mevlana kaddese'llahu sirrahu'l azTz 
su sekilde aciklamaktadir: 

Bir gun Sultan Veled, kardesi Celebi Emir Alim ve arkadaslardan bir toplulukla Mevlana 
kaddese'llahu sirrahu'l-azizin huzurunda oturmustu. Tarn o sirada islam sultani bir kese altin 
gonderdi ve onunla Mevlana hazretlerinden kendisine inayet ve duada bulunmasini rica etti. O 
zamanda Celebi Emir Alim sultanin sevilen bir dostu ve hazinedan idi. Mevlana: 

"Ey dostlar! En buyuk isim (ism-i azam) hangisidir?" diye sordu. Hepsi bas koyup: 

"Bunun cevabini Hudavendigar buyursun" dediler. Bunun uzerine Mevlana kaddese'llahu 
sirrahu'l-aziz: 

"En buyuk isim (ism-i azam) bu altm ve gumustiir. O insani hem Hakk'a ulastinr, hem de 
batili siisler; giinkii bu olmadan ne diinya baymdir, ne de ahiret ehli sad olur" buyurdu. 
Nitekim Sultan Veled hazretleri buyurmustur. 

Siir: 

"insanlarm sevinci dunyanm butun hosluklan altm ve gumuslerdir. 

"Ey Veled, eger altm ve gumusten merdivenin varsa emel binasmm damma gabuk gikarsm." 



Sunu unutmayahm ki, dunyanm altini, gumusu yada parasi sayesinde kavusulan nimetleri 
gormezlikten gelemeyiz. Bu sebeple, hayatimizin maneviyatini dusunurken, maddiyatini arka 
plana atanlar, sonunda fakirligin fitnesine duserler. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
buyurdugu "fakirlik neredeyse kiifiir olayazdi" hadisi zayif olsa da bu gergegi dile getiriyor. 

Fakirlik edebiyati yada fakirlik kulturu tasavvufun temel konulanndandir. Fakat, bugun bu 
edebiyati yapanlann, bunu somuru araci igin kullandiklanni rahathkla soyleyebiliriz. Zamaninda, 
cennetten tugla siparisi verip, kisilerin duygulanni istismar edenler, kendi kasanelerde bir 
tarafta otururlarken, o temiz insanlarm duygulanni istismar edenlerin, bir gun hesap verecegi 
muhakkaktir. Ancak, erteye kalmis hesapta hicbir zaman bir kar yoktur. Fakirlik edebiyati 



323 BuharT. iman. 4-5: Ebu Davud. Cihad. 2. Nesai. iman. 8. 9. 11 

324 YAZICI Ahmet Eflaki-trc.Tahsin Ariflerin Menkibeleri [Kitap]. - istanbul : M.E.B, 1995. 



c. 2, s. 378, (5) 



196 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



yapanlann bolca bulunduklan zamanimizda, onlann ya§ayi§lanna bir bakin, gok buytik bir 
ihtimalle insanlan aldattiklanni muhakkakgoreceksiniz. 

Sonug olarak soyleyebiliriz ki, zamanimizda fakirlik ile ula§ilacak higbir mefhum ve ideal 
kalmami§ gibidir. Bunun igine, dini hayatta dahildir. Onun igin hepimiz biraz ayik olahm. 



ALDATMAK GER£EKTEN KARLI MIDIR? 

insanlar, iglerindeki bencil arzulan tatmin edildiginde mutlu olurlarken, ayni zamanda da 
uslu cocuklar haline donusurler. Bu sebeple, butun dunyayi saran, tuketen insan modeli 
meydana gelmistir. Biliyoruz ki, duygu ve isteklerimizi bir sekilde bastinp kontrol edemezsek, 
cok tehlikeli sonuclar doguracaktir. Psikanaliz "bilincdisi" dedigimiz zihnin gizli kalmis 
bolumunu kesfetmek icin, bircok yontem bulmaya cahsirken, beynimizin bilincli bolumunden 
dahi bir sekilde haberimizin olamamasi, insanin bilmece olmasina sebep olmaktadir. 

insanlar, iclerindeki ilkel guglerini aciga cikarmakta sorun yasamazken, bu gucleri nasil 
durduracagini bilmekte, bir o kadar zor oldugu gorulmektedir. insanlann icinde gizli kalmis 
irrasyonel gucler, fikrT bircok unsuru etkilemektedir. Onun icin surekli birileri, insanlan kontrol 
altinda tutmak, somurmek icin bilincalti dedigimiz, irrasyonel duygulan, bilincli duygulanmizi 
etkilemekteki teknikleri, acimazsizca kullanmaktadirlar. istedikleri seye ulasabilmek icin, her 
yolu kullanmak ve benimsemek, onlar icin bir hosgoru olmaktan da geri kalmaz. £unku sonucta 
ondan bir kazanclan vardir. Mesela televizyonda bir program seyrediyorsunuz... Konusmanin 
tarn ortasinda bir konuya tarn kendinizi vermisken bir "Reklam" pathyor veya ekranda yanip 
sonuyor. GozumuziJn muhtesem algisiyla fotografi gekiliyor, sesi kulaklardan beyine ve kalbe 
ulasip, benligimize dogru hareketle, kisa surede iginde bilingdisina gidiyor. Burada 
hatirlamamiz gereken bu islerin ne kadannin etik oldugudur. 

iste "Gizli ikna Ediciler" de diyecegimiz bu unsurlann hedefi insanlar olup, onlan birer 
kuklalara gevirmeleridir. insan hayatini, maddT ve manevi boyutu ile beraber dusunecek 
olursak, "gizli ve afik ikna ediciler" ' i sorun olmaktan cikarmak, yine insanlann kendi ellerinde 
olacaktir. Allah Teala, cok comert oldugu igin, murat edilen her seyi yaratmakta asla cimrilik 
gostermez, boyle bir ihtimal dahi yoktur. Muhakkak serrin cezasini dunyada yada ahirette 
verecektir. Fakat murat edilen fiillerin meydana gelmesinde zati asla acizlik gostermez. Bu 
nedenle insanlann cogu aldanirlar. "Her yaptigimiz oluyor, Allah Teala bir sey demiyor, Allah 
Teala bunun neresinde?" gibi aldanacagi durumlar karsisinda dahi maalesef bir tepki 
gosterememektedirler. 

insanlann maddT boyutundaki olan bu durumun manevTalanda da olacagini unutmamahyiz. 
Bu ahsverisin manevi boyutu ise daha acikhdir. ^unku ruhun etkilenmesinin, geri donusumu 
cok daha zor olmaktadir. Bu nedenle, manevi boyuttaki duygulan harekete gecirenlerin, hedef 
olarak kabul ettigi mesut ve dindar bir hayatin olusmasinda, rastgele atislar yapan kor avci gibi 
olmamalan ve her isi onceden iyice hesap etmeleri gerektigini, bastan kabul etmemizin daha iyi 
olacagini ifade edebiliriz. 

"Bir kisi insanlann dindar olmasini istiyor", diye dusunelim, 

Temiz kalpli adayini ilk etapta, dini kimlige uydurmaya cahsirken, cogu zaman engelleri 
asabilmek icin, insanlara onerdiginiz dint unsurun tayininde, zamanlama ve olgunlasma 
faktorunu unutursak, sonucta onu kaybedecegimizi bilmemiz gerekir. Bu ise kazanayim derken, 
degisik bir tuketilen olma durumunu aciga cikanr. Bu sebepledir ki bircok kisi, dini hayata 
yonelmis iken, tepkileri olusturan nedenlerden oturu, bir daha donmemecesine tuketilmis 
olarak eritilir ve kaybedilir. 

Bilincin etkilerden kurtulmasini dusunmek yanhstir. Fakat bilincin, yonlendirici ve ikna 
edicilerden korunmasini saglamak amaciyla tedbir almanin ise cok zor oldugu gorulmektedir. 



198 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Gergeklerin ortustugu paylasimlan korumak, yine insanlan ve insanhgi sevmekten gegtigini 
higbirzaman unutmamamiz gerekir. 

Her sey, tuketicilik kavrami altina girince, bir fakirlesme olacagi akhmiza hig gelmemelidir. 
Maddiyatini bitiren zengin, yoksulla§inca ve dine guvenini insanlar kaybedince, ortaya 
gikabilecek tek sonug, nevrozlu bir kisilige burunmek oldugu gorulecektir. Surekli harcama ve 
kazang ilkesi ile dusunenler, bastan bireylerini kaybederek, milletlerin sonunu kiyamete 
hazirlamakta olduklanni rahathkla soyleyebiliriz. Bu sonugla ise, dengesiz ve ulasilmaz 
idealistligin etkisini bugunden gormek mumkundur. 

Hulasa, insani bir marketgi zihniyeti ile somurmek yerine, onun omrunun mutlu kismini 
uzatmaya gah§mak, devlet ve millet uzerine borgtur. Tuketen insanlardan olujan toplumlann, 
goku§u mutlaka bir yerden bajlayacaktir. insanlann istemedigi veya ihtiyaci olmadigi bir §eyi 
aldirmak, gok kolay §ekilde cennete girme yollanni vaad edip, basit i§lerle buyuk sonuglara 
gidilebilecegini umarak, Allah Teala'nin nzasina kavu§ma hayallerinin bedellerini, bir kisim 
insanlar oderlerken, suglunun kim oldugunu bulmak ise gok gugtur. 

Aynca Allah Teala'nin dahi kullanni rabligi ile tuketmedigi yani ibadetler ve istekler 
yumagina gevirmedigi, yeri geldigi zaman tovbesini kabul ettigi insana, saygi duymayanlann 
akibetlerini insanhgin gegmisine bakinca gok daha iyi anlasihr. Tuketilen insanlar aldatildiklan 
igin zalimlere karsi kendi elleri ile teslim olduklan igin savunacak bir mazeretleri dahi yoktur. 
Onun igin mazlum denilince akla gelenlerin igine tuketilen insanlan basa koymak belki en dogru 
sonugtur. 

Allah Teala'm insanlan aldatanlardan mazlumlann haklanni almani niyaz ediyoruz. 



HAREKET INSANI OLMAK 

Gundemi surekli degisen bir ulkede yasiyor olmak bizim igin buytik bir lutuf oldugunu 
bilmemiz gerekir. Surekli yeni bir seylerin olmasi icin gayret gosterilmesinin kacinilmaz sonucu 
surekli akan su gibi icini temizler. Sonucta ise istenilen bir seye dogru gidildigi gorulur. Cunku 
hedefe varmak icin gayret etmek gerekir. Hedefe varanlarda gayret edenler icinden cikmistir. 

"Hareket once sahibi olan insandan baslar, sonsuz imkanlarla yuklu kainata cevrilir. 
Hareketin safhalarim meydana getirir. Hedefi sonsuzluktur. Meyvesini sonsuzlukta verir." 325 

Buna gore 

"insanin cevheri olan hareket sonsuzluga bir cagri ve yankisidir. Oradan yani Allah 
Teala'dan gelir, yine ona gider." 32S 

Durmak kotijluktur. 327 

"Her hareket sonra yeniden dogmaktir; bir yolun sonunda yeni bir yola girmektir." 328 

"Hareketin bulunmadigi yerde Allah Teala yoktur. O, nerede gorulurse Allah Teala 
oradadir." 329 

[Maurice Blondel'in hareket felsefesini ulkemizde temsil eden Nurettin Topcu'ya gore, alem 
uc seyin butunudur: 

Varhk, dusunce ve hareket. 

Varhk, hareket noktasi; 

Diisiince, kilavuz ve is; 

Hareket ise, hayatin amacidir. 

Hareketsiz yasanamaz. Dusunce bile varhgin disina gikmayarak bizzat kendi uzerine katlanan 
igsel bir hareketten baska bir sey degildir. Bu hedef icerisinde hareket, kendi kendini ortaya 
koyar ve kendi halini kendinde bulur. Bu surecte hareket, "kendi halini, kendisini yasayan 
insana uzattigi isikla, onda dogurdugu sonuc ve istirap egzersizleriyle ve yine insan iradesine 
sundugu zaruretlerle ortaya koymaktadir." 

Nurettin Topcu Beyefendinin dilinden dusurmedigi 

[Kant'm "iki buyiik evren beni kendine hayran birakiyor: UstiJmdeki yildizh evren ve 
icimdeki vicdan" anlayisi icerisinde hareketin icinde bulunmak gerekir. Yine onun Mevlana 
dolayisiyla soyledigi bir soz vardir: 

"Biiyiik mezarlar ustiinde buyuk vatanlar vardir. Buyuk oluleri olmayan milletler, ebedi 
olamazlar." 

Bu sozu isiginda baktigimizda gercekten bu millet Yunus'lan, Mevlana'lan, Akifleri, 
Topcu'lan sayesinde var olmaktadir, diyebiliriz.] 330 



325 (TOPgU Nurettin, 1999), s.19. 

326 A. O. Gundogan, "Topgu ve Hareket Felsefesi", Hece, Sayi: 109 (Ozel Sayi: 11), Ocak 2006, s.20. 

327 (TOPCU, 1995), s.26. 

328 (TOPCU, 1995), s.62. 

329 M. Blondel, "Hareket Felsefesi", (Ozet Ceviri: Nurettin Topgu), Hareket, Sayi: 1, Subat 1939, s.28. 

330 Huseyin AYDOGDU, Ahlak Filozofu Ve "Hareket" Adami Olarak Nurettin Topgu, Ataturk Universitesi 
ilahiyat Fakultesi, Turk-islam Dusunce Tarihinde Erzurum Sempozyumu, s. 637-655 

KAYNAKCA 



200 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



Devletini milletini seven kimselerin ozelligi olan "hareket dusuncesi" uzuntuleriyle beraber 
kahci eserler biraktigi muhakkaktir. 



TOP^U Nurettin Hazirlayanlar: Ezel Erverdi-lsmail Kara Yarmki Turkiye [Kitap]. - Istanbul : Dergah 
Yaymlan, 1999. 

TOP^U Nurettin: trc: Mustafa Kok-Musa Dogan isyan Ahlaki — Conformisme et Revolte [Kitap]. - 
istanbul : Dergah Yaymlan, 1995. 



TEROR BELASI 

Teror ve terorizm konulannda farkh yaklasimlar sergilenmekte ve birgok §ekilde 
tanimlanmaktadir.. 

"Teror; baski, cebir ve siddet, korkutma, yildirma, sindirme veya tehdit yontemlerinden 
biriyle, devletin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, ekonomik duzenini degistirmek, devletin 
ulkesi ve milleti He bolunmez butunlugunu bozmak, varhgini tehlikeye dusurmek, devlet 
otoritesini zaafa ugratmak veya yikmak veya ele gegirmek, temel hak ve hurriyetleri yok 
etmek, devletin if ve dis guvenligini, kamu duzenini veya genel saghgi bozmak amaciyla bir 
orgute mensup kisi veya kisiler tarafmdan girisilecek her turlu eylemlerdir" 

Teror, tarih boyunca var olan bir gegektir. Terorizmin gunumuz sartlannda sicak savaslann 
yerini aldigi bir gergektir. Muhtemelen gelecek yuzyillarda da varhgini hissettirir bir sekilde 
surdurecektir. Bu nedenle terore goz yummayi ve teroru beslemeyi degil, terore karsi daha siki 
tedbirler almayi gerektirir. Dunya'nin soguk savas sonrasi tek kutuplu bir hale burunmesi, 
Amerikan emperyalizminin ve somurgeci Avrupa zihniyetinin 3. Dunya ulkeleri uzerinde 
yarattigi baski ve bunahm teror faaliyetlerini koruklemi§tir. 

Teknolojinin son yuzyildaki inanilmaz gelisimi ile adini ve amadanni duyurmak isteyen teror 
orgutleri, kitle iletisim araglannin da sagladigi yuksek imkanlar sayesinde dunyanin herhangi bir 
yerinde kanh faaliyetlerini gergeklestirebilmektedirler. Ancak terorizmin dis kaynaklardan 
beslenmeden varhgini surduremeyecegi de apagik ortadadir. Bu durumda devletlerin teror 
orgutlerini siyasi amadan idn kullanmaktan vazgegip kararhhkla mucadele etmesi 
gerekmektedir. Bu, bir veya iki devletin verebilecegi bir savas degildir. Uluslar arasi anlasmalar, 
isbirlikleri sadece yazi ustunde degil fiiliyatta da kendini gostermelidir. Aksi takdirde teror 
orgutlerinin yontem ve hedeflerine bakildiginda, tesiri <pok daha yuksek saldinlann ve onune 
gedlemez bir kiyimin kaginilmaz oldugu gorulmektedir. 

Bu nedenle kotuluk gagnsimi yapan seylerin husran ve azap tehdidi insanoglu idn faydayi 
gerekli kilan bir ozelligi de yoktur. Yani teror ile muvaffak olacagini sananlann kazandan ilk 
anda bir getiri sunsa da sona dogru maglubiyetten baska bir gikanmi olmamaktadir. 

[Terorizm kavrami, teror yontemlerinin siyasi bir amada orgutlu, sistemli ve surekli bir 
sekilde kullanilmasini benimseyen bir strateji olarak teror kavrammdan aynlmaktadir. Teror 
terimi, dehset ve korkuyu belirtirken terorizm, bu kavrama sureklilik ve siyasal igerik 
katmaktadir. Buradan hareketle terorizm, 

"Sava§ ve diplomasi ile kazamlmayan sonuglan elde etmek, korkutmak ve itaat ettirmek 
igin bir teoriye, felsefeye ve ideolojiye dayamlarak siyasi maksatlarla, iradi olarak teror ve 
siddetin sistemli ve hesapli bir sekilde kullamlmasidir" 

Terorizmin temel amaci, bir davaya veya siyasal anlasmazhga dikkat gekilmesidir. Bu "dikkat 
gekme" siddet eylemleri neticesinde toplumda olusturulan korku ve dehset havasi ile 
saglanmaktadir. Kitle iletisim aradannin sagladigi imkanlardan da yararlanan terorizm, yarattigi 
korku ve dehset ile bir bakima topluma; "Benden yana mism, degil misin?", "benden degilsen 
dusmanimsm", "dusmammsan hedefimsin", "senin yasama hakkm yoktur." seklinde 
belirtilebilecek "taraf olma" gagnsmda bulunmaktadir. 

Terorizm, bu dramatik gagnlar ile insanlara tarafsiz olma hakkmi yasaklamakta, onlann 
zihinsel ve duygusal masumiyetini yok etmekte, siddet ortamina gekmekte ve toplumun siddet 



202 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



yoluyla siyasallasmasina, kutuplasmasina yol acmaktadir. Toplumdaki kutuplasmalar da zihinsel 
ve duygusal yonden bolunmus "catisan taraflan" ortaya cikarmaktadir. Catisan taraflann ise 
toplumun birlik ve butunlugunij bozacagi, dolayisiyla terorun amacina hizmet edecegi aciktir. 
Terorizmin benimsedigi bir diger amac, kargasa yaratarak toplumun direnme gucunu kirmak, 
yerlesik sosyal ve siyasal duzenin arkasindaki halk destegini §iddet yoluyla zayiflatmaktir. 

Terorizmin bazi gucler tarafindan birtakim siyasi ve ekonomik cikarlar saglamanin da araci 
olarak kullanildigi dikkate ahndiginda amac oldukca farkhlasmaktadir. Bu gibi durumlarda 
terorizmin amaci, bir kazanim elde etmek maksadiyla hedef ahnan ulke ve toplumda belirli 
ortamlann olusmasina aracihk etmektir. 

Stratejik oneme sahip ulkelerin teror ortaminda tutulmasinda, hedef olarak secmis devletler 
ve birtakim guclerin cikarlan acisindan zaruret bulundugu, terorun amacinin da sadece bu 
ortamin devamini saglamak oldugu degerlendirilmektedir. Bu nedenle terorizm, bir siyasi 
mucadele araci olmaktan cikip, bir ulkenin bir basket ulkeyi zayiflatmak ve 
istikrarsizlastirmak icin kullandiai bir arac haline gelmektedir. 6te yandan terorizm kitlelere 
yonelik hedef gozetmeyen §iddet eylemleriyle, toplumun guven duygusunu ortadan kaldirarak, 
halkin can derdine du§mesini ve olaylara tepkisiz kalmasini amaclar. Boylece kitleler terorizme 
kar§i duyarhhklarini yitirir, terore ah§ir ve devletle toplum arasinda guven acisindan buyuk bir 
ucurum olujur. 

Terorizmin bir ba§ka amaci da; ba§ egdirmek, itaat ettirmektir. 

Terorizmin bu turu, terorist orgutlerce kendi uyelerine ve etkilemek istedikleri halk 
kesitlerine uygulanabilmektedir. Terorist gruplarca amaclanan; yandaslar kadar "seyircilerin" 
de itirazsiz bas egmeleri, "hedef kitlenin" emredileni yapmasidir. Etkilenmesi amaclanan 
bireylere ikinci defa dusunecek zaman ve aksine davranabilecekleri alan birakilmaz. Amac, 
"het/e/Wt/ey;"yildirmak, yonlendirmek ve yonetmektir. 

Bu nedenle vurgulanmasi gereken, terorizm ile mucadelenin, bu tehditlerle karsi karsiya 
kalan ulkelerin tek basina gerceklestirecegi cabalarla tarn ve surekli bir basanya 
ulasamayacagidir. Bu sorunlarla etkin bir mucadele yurutmek icin demokratik ulkeler arasinda 
genis kapsamh bir isbirligi ve dayanismaya ihtiyac bulunmaktadir.] 331 

Aciklamasini yaptigimiz terimlerden cikan gelecekte icinde olmasi en dehsetli korkunc ve 
ilkel olani da teror ve savaslar icinde gececek yillardir. Bu anlatilmasi ve yasanmasi en sikintih 
olan donem olacaktir. Onun icin gecmiste tedbir almak ve egitim ile onune gecilmesi 
ongorulmektedir. Ancak siyasi, jeopolitik ve stratejik farkhhgi olan ulkeler icin kacinilmaz 
gelecek olmaktan ayn kalmadigi bilinmelidir. Ortadogu tarih boyunca ve gelecekte bu savas, 
sue, kotuluk ve terorle beraber olacagidir. Allah Teala'nin Kur'an-i Kerim'de bildirdigi 
rasullerinin cogunlugunu buraya gondermesi de bu gelecek sendromun acik isaretidir. Her ne 
sekilde olursa olsun insani dehsete dusuren bu zulum subelerinden sakinmak gerekir. Ornek 
verecek olursak teknolojik yonden ileri bir seviyede olan Hz. Suleyman aleyhisselamin Sebe 
Ulkesi ile olan iliskisinin aktanldigi ayetlerde, savastan ziyade diplomatik yollara basvurdugu 
gorulmektedir. Zaferlerini, askeri guc kullanmadan, anlasma ve bans yollanyla, masa basinda 
elde etmektedir. Elciler ve mektuplar gondererek uzlasi yollan aramaktadir. 

Sebe Melikesi'nin, aldigi bu onemli mektup hakkinda hemen yanindaki yoneticilere 
fikirlerini sormasi, onun yasadigi sistemin diktatorluk degil, bir meclise sahip demokratik vasifta 



ESENTUR Ugur Devlet Aleyhine Sug isjeyen Teroristlerin Sosyoekonomik Ozellikleri - [Kitap]. - Ankara 
: Ankara Universitesi Saghk Bilimleri Enstitusii -Disiplinler Arasi Adli Tip Ana Bilim Dah Yuksek Lisans Tezi- 
193835, 2007. s.9-20 



Internet Yazilan 203 



bir yonetim oldugunu gostermektedir. Melike, onde gelenlerden fikir sormakta, onlarin 
tecrubelerinden faydalanmaktadir. 

"Dediler ki: "Biz kuvvet sahibiyiz ve zorlu savascilanz. is konusunda karar senindir, artik 
sen bak, neyi emredersen (biz uygulanz)" 332 

Bu ayette Sebe Melikesi'nin Hz. Suleyman aleyhisselamdan gelen mektup konusunda ne 
yapilmasi gerektigini ileri gelenlerden ve askerlerden olusan bir meclis ile istisare ettigi 
anlasilmaktadir. Askerlerin verdigi cevapta ise soz konusu meclisin Sebe Melikesi'nin tam yetki 
ve emri altinda hareket ettigi anlasilmaktadir. 

"Dedi ki: "Gercekten hukumdarlar bir ulkeye girdikleri zaman, orasim bozguna ugratirlar 
ve halkmdan onursahibi olanlan hor ve asagilik kilarlar; iste onlar, boyle yaparlar." 333 

Burada Sebe Melikesi'nin Hz. Suleyman aleyhisselamin karsi konulamaz gucunu 50k iyi 
tanidigi tekrar anlasilmaktadir. Suleyman aleyhisselamdan gelen gagri karsisinda teslim 
olmaktan baska garesi olmadigini anlamakta ve bunu ifade etmektedir. 

Hulasa, zorlugun ve acimasizhgin neticesi husrandir. Zulum ile zayif ile abad olunmadigi 
gibi, kuvvetliyi de yok eder. Mulkun Allah Teala'ya ait oldugu dunyada yasayanlann birbirlerini 
sevmeden baska garesi yoktur. Her sey gecicidir. Baki olan Allah Teala'ya kulluk edip, 
yarattiklanna merhamet etmek ve merhameti bulmak amacimiz olmahdir. Gayesi mutluluk 
olan insanin mutsuz ederek ve edilerek mutlu olma sonucu kimseye verilmemis bir haktir. 
Sonugta Adem aleyhisselamin ogullanni ornek vererek Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
buyurdu ki; 

"Kiyametten hemen once karanlik gecenin parcalan gibi fitneler var. Kisi o fitnelerde 
mumin olarak sabaha erer, aksama kafir olur; mii'min olarak aksama erer, sabaha kafir 
cikar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayirlidir. Yuriiyen kosandan hayirlidir. Oyleyse 
yaylannizi kmn, kirisierinizi parcalaym, kiliclannizi da tasa vurun. Sizden birinin evine 
girerlerse Hz. Adem'in iki oglundan hayirlisi olsun (olen olsun, olduren degil)" 334 

Devletini, milletini sevenleri Allah Teala'da sever. Dogruluktan ve guzellikten aynlmamak ve 
dinimizin gereklerinden olan yaratilmislara sefkat etmek uzerimize yazilmis bir gorevdir. 



332 Neml, 33 

333 Neml, 34 

334 Ebu Davud, Fiten 2, (4259, 4262); TirmizT, Fiten 33, (2205) 



GUNUMUZ INSANLARI UZERINE OYUNLAR 

insanlann temel istekleri "Kimsenin kimseyi oldurmedigi, somurmedigi aksine 
yardimlastigi bir dunya" dir. Ancak gunumuz insanlann iliskilerinde gikarlar on plandadir. Bu 
nedenle tarih boyunca bu gikarlar ugrunda gatismalar yasanmistir ve de yasanmaya devam 
edecektir. Gegmise oranla dolayh yontemlerin daha agir bastigi gunumuzde, mucadele 
tekniklerinden birisi de "Psikolojik mudahele" dir. Bu ise belirli yollarla insanlar etki altina 
ahnarak, istismar etmek ve gikarlar dogrultusunda hareket etmek ve psikolojik etkinlikler bu 
imkani olusturmaktir.] 335 

[Tarihin derinliklerinden gunumuze kadar, akilh liderlerin ustunluk elde etmek igin 
basvurdugu psikolojik mudahaleler, kimi zaman her hamlesi dusunulmus, kimi zamanda plansiz 
ve programsiz kullamlmis, etkili ve yerinde kullanildiginda ise beklentiler otesi sonuglar 
kazandirmistir. 

Gunumuzde psikolojik faaliyetlerin ug yontemi olan propaganda, psikolojik savas ve 
dezinformasyon 336 gok etkin olarak kullanilmaktadir. 

Propaganda, bir taraftan kitleleri inandinrken, diger taraftan da onlan yonetmek igindir. 

"Her tiirlii propaganda, dusunce duzeyi ne kadar asagi olursa olsun duzeyini seslendigi 
kisilerin en kalm kafalismm anlama yetenegine gore ayarlanmistir. Bunu saglanmasiyla 
inandiracagi insan kitlesi o kadar gen is olur." 337 

Bilinen dunyada, en kanh savaslann yasandigi 20. yuzyilda ve sonrasinda, milletler politik 
hedeflere ve ekonomik gikarlara ulasmada tek ve en gegerli yol olarak bilinen sicak savas, yerini 
insanlann bilingalti ve duygulanni hedef alan psikolojik savasa birakmistir. 

Dezinformasyon ise, kamuoyunun kandirmak gayesinden hareketle gergekmis gibi 
gosterilip, yalana dayanan kiskirtici bir haberlerdir. 

Dezinformasyon birgok senelere yayilmis ve uzamis bir faaliyettir. Dezinformasyon 
faaliyetleri igerigine gore siyasi, ilmi vb. olabilir. Dezinformasyonun esasi gercek gibi 
dogrulanmak istenen bir yalandan ibarettir. Dezinformasyon diger psikolojik faaliyetlerden 
farkh olarak her ulkede veya her kitleye karsi uygulanamaz. Uluslararasi platformda turn 
gelismis ulkeler, amagladiklan hedeflere ulasmak igin dunya siyasetini yonetmeyi isterler.] 33 * 

Anlattigimiz faaliyetler yuzunden yuzyilimiz itibanyla gorulen insanhk kimligi temiz ozunden 
uzaklasmaya baslamistir. Unutulmamahdir ki; son donemde ortaya gikan kisilik kimliklerinde 
"tesadufler nazariyesi"n\n islemedigi bilinen birgergektir. (En basiti d.. gribi) 

Hangi dinde olursa olsun, muhakkak kendi igindeki dogmalan "kesin fikirleri" insanin 
dayanilmaz hirsini didiklediginden kurtulmak istegini iginden atamayanlar igin sikinti 
dogurmaktadir. Bunu engellemek ise zor olunca sinirlanni asmak zorunda kalanlar insanhgin 
basina bela olurlar. Cunku kimligini kaybetmis kimlikler vardir. Bu kimlikler seytam duzeninin 
emellerine hizmet etmek gorevini kendine siar ve gorev edinmistir. Bu kisiler seytanin 
yeryuziindeki temsilcisi olmaktan kendini kurtaramadiklanni gormekteyiz. Bu kisiler o kadar 



CifEK, J. 0. (2006 ). Gunumuzde Devletler Tarafindan Uygulanan Psikolojik Operasyonlar Teorisi . 
Ankara: Kara Harp Okulu Savunma Bilimleri Enstitusii Guvenlik Bilimleri Ana Bilim Dali Yiiksek Lisans Tezi- 
220011; s. II 

Disinformation: i. kasten yanlij haber verme, yanlij bilgi verme 

337 DOMENACH, Jean-Marie. Politika ve Propaganda (trc. Tahsin YUCEL), istanbul, Varlik Yaymlan, 2003. 
s.60 

338 (CiCEK, 2006 ), s. 1-4 



Internet Yazilan 205 



a§agihk durumdadirlar ki; yalan soylemek ve aldatmak onlar igin sadece bir i§tir. Cunku onlann 
§eytan ile kopmaz gobek baglari vardir. Onlar igin her §ey sahne gosterisidir. 

Hulasa; emperyalist gucplerinin sonsuz hirslan ile elde ettikleri servetlerini korumak igin 
te§kilatlanmalan §eytanT ve dayanilmaz emelleri yikilmaz orgutlerini kurmalanna sebep 
olmu§tur. Bunlar insanhgin ba§ina bela olup huzursuzlugun temsilcisi olmu§lardir. Sonugta 
kalplerde Allah Teala korkusu da kalmayinca her §ey birbirine kan§mi§ guven sarsilmi§tir. Oyleki 
zamanimizda artik maddiyat ve maneviyat birbirlerinin muhalifi olmaktan uzakla§mi§, birbirini 
kovalayan vagonlara d6nmu§tur. 

Son sbzumuz aldanmamak igin uyanik olma zamanini kagirmamaktir. Yoksa, hicpbir §eyin 
anlami kalmayacaktir. 



DOGRU KARAR VE SIYASET NEDIR? 

"Bir mucit flag bulmu§tur. ilag: maliyet acismdan ucuzdur fakat piyasa fiyati pahahdir. Bir 
kisi dusunun hastasim kurtarmak icin ihtiyaci olan ilaci alamayinca hirsizhk yapmistir. Ashnda 
hastayi kurtarmak icin yapilan hirsizhk mantikh gibi gelirken sonucta zarar veren bir olaydir." 

Bu olay icin bircok dogrular vardir. Kararlann olumlu ve olumsuz taraflanni cozerken ilaci 
alamayan kisi ve eczaciyi korumak icin "hirs" , "fedakarhk" faktorlerini dusunerek hareket 
edilmelidir. Yani iki zararin bir zarara dusmesini saglamahdir. iki zarar eczaci ve hasta sahibi 
ikileminde olusandir. Tek zarar ise eczacinin hasta sahibine odeme kolayhginin carelerini teklif 
ederek uzun vadede cozum uretmesidir. Hastasi olecek birine sabir et demek, onunla alay 
etmektir. Qunku o ilacin kurtaracagi ispatlanmistir. Bu nedenle toplum ahlakinin yikima 
ugramamasi icin igtimai yardim kuruluslannin asgari duzeyde paylasimcihktan ileri seviyeye 
dogru suurlandirmak icin alt yapi olusturulmahdir. 

Asalak insan tipinin ilk cikisi acizliktir. Ancak insan fitratinin aceleci oldugunu Allah Teala 
buyurduguna gore; 

"insan iyiligin gelmesine dua ettigi gibi, kotulugun gelmesine de dua eder. Esasen 
insanoglu acelecidir." 339 

"Aceieciiik" asalak olmakla bir yerde bulusamaz. Ancak aciz oldugu fikrine ahstinlan insan 
kendince yikima ugrayinca "bekienti" yi artinr. O zaman eczaci ilaci vermek 
mecburiyetindeymis sorunu cikar. Ticari dusunen eczaciyi ahlaki erezyona ugramis durumun 
dusurmekten cok cozum uretmede, karsihkh anlasabilme yollannin temel unsurlanni bulmaktir. 

Bu anlattigimiz durumdan cikarak, dogru karar olarak ahnabilecek davranisin ne oldugunu 
gorebilmektir. Yoksa "Iki yiiz esek kafasmdan bir insan fikri gikmaz." Veya "Demokrasi 
insanlann tartilacaklanna (insanlann fikirlerine deger verilecek bir sistem) sayildiklan bir 
idare seklidir." 340 sekline getirip insanlarla alay edenler elinde oyuncak olmaktan kurtulmak 
gerekir. Neyin nerede ne kadar dogru ve yanhsin neden yanhs oldugu illetini bilmeden "siiru 
insani" olmak bir deger ifade etmemektir. "L/sftbe/7//g;"bulmadan ulasilacak her sonucun kendi 
icerisindeki paradoksundan[3] kurtulmanin carelerini aramah ve dogrunun ne oldugunu 
bulmak icin gayret gostermelidir. Mesela siyasetin isleyisindeki karar mekanizmasinin isleyisine 
goz atahm 

[Siyaset alanmda siyasi temsil gorevine talip olanlarm halktan oy almak icin verdikleri 
sozleri tutmamalan, kisisel menfaatleri dogrultusunda hareket etmeleri, kamu imkanlanni 
haksiz ve hukuksuz yollarla bir tarafa aktarmaya cahsmalan, hatta bu tur amaclan 
gerceklestirmek icin gayr-i mesru cevrelerle is tutmalan "ahlak" ve "etik" tartismalanni 
gundeme getirmistir. Bu nedenle siyasetin insani erdemli bir varhk duzeyine yukseltmek amaci 
guden ahlak anlayisiyla yildizinin pek bansik oldugunu soylemek zor olmaktadir. 

Birey duzeyinde onaylanmayan pek cok eylem ve davranisin siyaset alanmda "miimkun" 
olarak gorulmesi ve hatta siyasetin geregi olarak kabul edilip onaylanmasi imkan dahilindedir. 
Cunku siyasetin dogasi "vazife" kavrami uzerine degil "menfaat" kavrami uzerinde 
oturtulmaktadir. Ancak bu siyasetin ahlak disi bir alan oldugu anlamina gelmemelidir. £unku 
insan davranislan, hangi alana yonelik olursa olsun, temelde ahlak ve deger bagimh 
davranislardir. Ahlak cogu defa bagimh degil bagimsiz bir degiskendir. Ne var ki siyaset alanmda 



339 1'sra, 11 

IKBAL, Muhammed, Cavidname, trc. Annemarie Schimmel, Kirkambar Yay v Istanbul, 1999, s. 46. 



Internet Yazilan 207 



bu bagimlihgin derecesi gevsemekte ve toplum tarafindan da bu durum makul ve kabul 
edilebilir olarak gorulmektedir. Kisinin kendisi icin yaptigi bir davranista ahlakT ilkelerden 
sapmasi kabul gormezken bunun "kamu yaran" ve "menfaati" soz konusu durumunda 
elestirinin dozu azalmaktadir. 

Ashnda insan davranislarinin belli davranis kahplanna, kurallara ve eylem bicimlerine gore 
olusmakta oldugu belirtilmelidir. Davranis ve eylemleri yonlendiren ana temel siyasetin 
merkezindeki "menfaat" mi, yoksa ahlakin merkezinde yer alan "vazife" midir? 

Oysaki insan davranislarinin "durustluk" temelinde gerceklesmesi ahlakin eylem sahiplerine 
"vazife" olarak yukledigi bir ilkedir. Ancak bu "vazife" cercevesi siyasette "basari" nin 
saglanmasinda yeterli olamamaktadir. Buna karsihk siyasetin merkezinde yer alan "menfaat"\n 
gerceklesmesi icin "verdikieri sozii hice saymis ve insanlarm beyinlerini kurnazca uyutmasmi 
bilmis" olanlar basanh olmuslardir. "Verdigi sozii hige saymak ve insanlarm beyinlerini 
kurnazca uyutmak" ahlak ilkelerine ve durustluge gore asla tasvip edilebilecek davranislar 
degildir. Davranis sahiplerinden boyle davranmalan ne talep edilmekte ne de beklenmektedir. 
Ancak siyasette "menfaat"\n ve basannin elde edilmesini saglayan hesaba, menfaate, disipline 
ve akla dayanan onemli bir davranistir. AhlakT davranis ise menfaate karsi olup hesaba, 
disipline ve akla dayah olmakla bir ilgisi yoktur.] 341 

Sonucta siyasetin dogasi "vazife" kavrami uzerine degil "menfaat" kavrami uzerine 
oturmakta oldugu dusunulse de, siyasetin ahlakiligi eyleminin sonucu icinde gizlidir. 

Bir tumun pacalan gibi gercek ve yalan beraber olan siyaset ikiyuzlu madalyon gibidir. Onun 
hangi yuzu gorulmesi istenirse o tarafinin isigi daha parlaktir. Tarih boyunca siyaset daha cok 
aldatilmanin ve aldatmanin temsilcisi olmaktan kurtulamamis ve carklan arasinda bircok temiz 
insani eritmistir. Ancak bu sekilde dahi olsa bu siyaset sayesinde buyuk isler zuhur etmistir. Bu 
nedenle siyaset vazgecilmez oldugu kadar temiz siyaset arzulanan olmustur. 

[" Ayash $akir Efendi dedi ki; 

"SiYASET VELAYETTEN YUKSEKTJR." 

Bunun manasi: Velayet; Allah Teala'nin cemal tecellisi oldugu icin; hep iyi seyler dusunur, iyi 
seyler yapar. Siyaset ise, Allah Teala'nin hem cemal, hem celal tecellisi oldugundan, Allah 
Teala'nin zuhur ve taayyun itiban ile birbirine zit sifatlanna ne kadar yaklasirsa o kadar 
muvaffak olur. 

Hz Omer radiyallahu anh buyurur ki; 

"ALLAH TEALA'YA YEMJN EDERJM Ki, ALLAH TEALA'NIN HUKUMET KUVVETJYLE MEN 
ETTiGi §EY, KUR'AN-I KERJM'iN AYETJYLE MEN ETTiGJNDEN ZJYADEDJR." ] 342 

Gunumuzde siyaset cirkinlesmis, somuru ve yayilmaci politikalar yuzunden canavarlasmis 
igrenc duruma donusmus gorunse de, oyle olmadigini dusunmemiz gerekmektedir. Siyasetin 
hakikatinde olaylar rastgele olmaz. Hep bir planin aheste aheste uygulanmasidir. MaddT 
hedefleri olan insanlarm temiz insanlar uzerinde uyguladiklan sinsi planlan genellikle bozulmaz 
gibi olurken, Allah Teala bir sekilde olaylann yonunu surekli degistirmektedir. Bunu anlayan arif 
kisilerin biz siyasete kansmayiz dedikleri mana da budur. 343 ^unku alem ve insanlar sahipsiz 
degildir. 



341 DURSUN, Davut, Siyaset Ve Ahlak: Ger?eklikle idealin Bagdasmazhgi Sorunu, s. 17-24 

342 ERGiN, O. Nuri; Bahkesirli Abdiilaztz Mecdi Tolun Hayati ve Sahsiyeti, istanbul. 1942,s. 154 
Gavs-iil Azam ihramcizade ismail Hakki Toprak SivasT buyurdu ki; 

"Siyaseti olmayan bir cemiyet, gokmeye mahkumdur. Herkesin bir siyaseti vardir. Bizim siyasetimiz, 
siyasete kansmamaktir Bu da ayn bir siyasettir" 



208 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



"Onlar (kendi akillarmca) guy a Allah'i ve muminleri aldatirlar. Halbuki onlar ancak 
kendilerini aldatirlar ve bunun farkmda degillerdir." 344 

"Hilekarhk yaptilar, Allah Tea la da hilelerine kar§ilikta bulundu ve Allah Tea I a hile 
yapanlarm en hayirhsidir." 345 



Bakara, 9 
345 AI-i imran, 54 



CARESiZLIKTEN KURTULU$TA MANEVIYAT ILi^KISi 

Mukemmellik, mukemmel, kusursuz, dort dortluk cok sik duydugumuz, kullandigimiz ama 
cogu zaman da gercek anlami uzerinde pek dusunmedigimiz kelimelerdir. Hep daha iyisini 
yapmak, surekli kendimizi gelistirmek icin cabalamaktir. 

Turn bu dusunce hatalan ve kati kurallar sonucunda da birtakim olumsuz durumlarla kar§i 
karsiya kalmaktayiz. Buna da caresizlik denir. Mukemmel olmak isterken caresizlik icinde 
kalmakla yikima ugrayan insan gelecegin de kayiplara karisir gider. Dunyaya gelmis mi, 
gelmemis mi bir onemi kalmamis ve caresizligi tatmaya baslamistir. 

[Qaresizlik, insan yasamini etkileyen onemli degiskenlerden birisidir. Eger bu ogrenilmis 
garesizlik olursa, bir davranis ile bu gecmisinin sonucu arasinda bir gelecek olmadigini 
ogrenmesi sonucunda, bireyin benzer durumlarda gereken davranisi gosterememesidir. 

Ogrenilmis caresizlikte, gecmiste davranista bulunurken yaptigi davranisin sonucunu kontrol 
edemedigini ogrendigi zaman, baska bir durumda olayin sonucunu kontrol edebilecegi halde 
bir basansizhk beklentisine ve davranislanyla gelecegi kontrol edebilecegi durumlarda bile 
basarmak igin gereken davranislan gostermemesine neden olabilmektedir. 

Gecmislerin yasantilan sonucunda ogrendigi bu basansizhk veya kendi davranisinin 
sonucunu kontrol edememe beklentisi, toplumun yasaminin bircok alaninda basansizhklara yol 
acabilir. Gelecegi kontrol edilebilecek durumlarda bile ortaya cikan basansizhk beklentisi 
kavranilmis bir hata olarak degerlendirilmektedir. Bu nedenle ogrenilmis caresizlik degiskeni 
ozellikle toplumlann basanlanyla yakindan iliskili gibi gorunmektedir. Genel olarak, iNSANLAR 
BA§ARILARINDAN KENDiLERJNE PAY CIKARMA, AMA BA§ARISIZLIKLARI igiN DiGER iNSANLARI 
VE DURUM FAKTORLERiNi SUCLAMA EGiUMiNDEDiRLER. ] 346 

Caresizlik belirtileri geciren ve bunun sonucunda caresiz davranis ornegini olusturan gecmis 
en belirgin ozelligi olarak, gelecek icin belli bir isi basarmak igin gereken caba gosterme 
davranismda belirgin bir azalmaya yonelmek zorunda kahr. Bu durumda caresizlik yasantisinin 
sonucunda gelistirilen "basansizhk beklentisi"n\n bireyin davranislanna yansimasi olarak ele 
almabilir. Bahsedilen bu durum tabiatin surekli hareket halinde olmasini gerektirmistir. Bu 
nedenle Allah Teala kullanni surekli kabz - bast (sikinti- ferah) halinde tutarak caresizlik 
sendromuna dusmesine engel olmaktadir. Bunu aciklayacak bir misal verecek olursak, caresiz 
bir hastahga dusmus bir hastanin gorecegi bir ruya onun butun duygulanni degistirip olume 
hazirlamasidir. Caresizliginin farkina varmis olmasina ragmen onu etkileyen sanal bilgi birden 
onu kuvvetli yaparak bir ust seviyeye cikisina sebep olur. Cok sey birden degismis olur. 

Caresizligin mukemmellige cikisinda en buyuk etken inancm kuvvetlenmesidir. Bu etkide 
ancak disandan gelmektedir. Bunu hicbir sekilde insan icinde uretemez. Eger insan bu 
yeterlilige sahip olabilseydi Allah Teala uyanci sahsiyetleri gondermezdi. insan yaratihs olarak 
cok kuvvetli olmasina ragmen ic dunyasinda bir dayanaga hep ihtiyac duydugu kesindir. Bu 
bilgiyi bazen vahiy, bazen ruya, bazen telkin olarak gormekteyiz. En bariz misallerden birini 
verecek olursak Mustafa Kemal Ataturk'un Kurtulus Savasi oncesi yasadigi bir hadisedir. 

["Kurtulus Savasi yillannda gosterdigi ustun hizmetleri ile Ankara'nin dikkatini ceken Seyh 
Serafeddin 347 ile Gazi Mustafa Kemal arasindaki iliski, Ataturk'un Yalova'daki yaz cahsmalan 



346 (AYDIN, 2006 ),s. 1-6 

347 ZEYNEL ABiDiN $ERAFEDDlN DAGISTANf kaddese'llahu sirrah'ul aziz 

HicrT 1292 - MiladT 1875 * HicrT 1355 - MiladT 1936 



210 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



doneminde yaptigi davet ve istisarelerle karsilikli saygi ve seviyeli sohbetler cercevesinde 
halinde Seyh Serafeddin'in vefatina kadar devam etmistir. Bu iliskinin ilk belgeli verileri, yine AN 
Usta'nin tanikligi ile tarihe gecmistir. O gunlerde surekli Seyh Serafeddin'in yaninda olan AN 
Usta, mursidi ile Kuvvay-i Milliye'nin "Gazi Pasa" sinin isti§areleri hakkinda 50k onemli bilgiler 
vermektedir: 

" -Yunan isgalcilerin, Bursa'yi zapt ettigi gunlerde Mustafa Kemal Pasa tarafindan Hasan Bey 
isminde kalpakli bir adam geldi ve bana: 

"-Beni Mustafa Kemal gonderdi; Seyh Efendi'ye ilet..." dedi. Ben bu arzuyu Seyh 
Serafeddin'e naklettim. Seyh Efendi bana: 

"-AU Usta! Sen de ona soyle. istanbul'dan dusmani def'edinceye kadar elimizden gelen 
gayreti gosterecegiz ve dusmani temizleyecegiz. Biz de O'na yardim edecegiz..." buyurdular. 
Ben de Seyh Serafeddin'in bu sozlerini Hasan Bey'e naklettim. 

" Mustafa Kemal'in kuryesi Hasan Bey'in bu mujdeyi Ankara'daki Mustafa Kemal'e iletmis 
olmah ki Seyh Serafeddin DagistanT, istisare icin Ankara'ya davet edilir. AN Usta o gunleri soyle 
dile getirmektedir: 

"Buyuk Taarruz daha baslamamisti. O vakit Seyh Efendi'yi Ankara'dan cagirdilar. §eyh Efendi 
iki-ucgun sonra Ankara'dan dondugunde O'na: 

"- Hazret ne igin gagirdilar, haberler nasil?" diye sordum. §eyh Efendi bana: 

"- AH Usta, Mustafa Kemal bana "Nasil muvaffak olacak miyiz?" diye sordu. Ben de, 

"Evet, muvaffak olunacaktir. Az bir kan dokulup Istanbul 'u da alacagiz" dedim." diye 
cevab verdi. 

Yalova'daki Ataturk koskunde ve Termal'deki ozel mekaninda ozellikle yaz doneminde 
galismalanni surduren Mustafa Kemal'in zaman zaman §eyh §erafeddin'i davet ederek 
goruslerini ve tesbitlerini dinledigi bilinmektedir. Guneykoy'de Ataturk'un ozel makam araci ile 
ozel kalem gorevlilerini gondererek §eyh §erafeddin'i aldirdigini ve sohbetten sonra yine 
makam araci ile tekrar koye biraktirdigini anlatan yasli insanlar hala yasamaktadir. (Bunlardan 
birisi olan Guneykoylu Sibgatullah Gayret Efendi ile 90 yaslannda iken bizzat gorusuldu.)" 

Ataturk ile §eyh §erafeddin iliskisine ve sohbetlerine iliskin anlatilan rivayetlerden birisine 
gore 1936 yilindaki bir gorusmelerinde §eyh §erafeddin DagistanT, kendisinin o yil iginde vefat 
edecegini, Ataturk'un ise kendisinden 2 yil sonra vefat edecegini bildirmis ve omrunun son iki 
yilinda nelere dikkat etmesi gerektigi konusunda tavsiyelerde bulunmustur. ] 348 

Ey Allah Teala'm garesiz kaldigimizda yardimlannin vasitalanni artir ki, hayatin karanlik 
dehlizlerinde bogulup kalmayalim. 

"Elbette guglukle beraber suphesiz bir kolaylik vardir. 

Gergekten, guglukle beraber bir kolaylik vardir. 

Oyleyse, bir isi bitirince digerine giris; 



5erafeddin Zeynel Abidin DagistanT, HicrT 1292 - MiladT 1875 yili, Zilkade aymin ugiincti Pazartesi 
gecesi Dagistan'm Temirhan-Sura vilayeti, Gunip kazasinm Kikuni koyunde, dunyaya geldi. Babasi 
Abdurrasid Efendi, annesi Emine Sara Hatundur. Anne ve babasmin her ikisinin de kabirleri, Yalova 
GCineykoy'deki kabristandadir. Yalova ilinin Resadiye ( bugunkCi Giineykdy ) koyunde HicrT 1355 - MiladT 
1936 yili Cemaziyel evvel aymin yirmiyedinci pazar gunu, koyunde (hicri takvime gore) altmi§ ug yasmda 
iken vefat etmi§tir. Son yuzyilin en seckin tasavvuf biiyuklerinden olan Serafeddin Zeynel Abidin 
DagistanT, "Ebu'l-Fukara" lakabi ile de anilir. 
http://www.tasavvuf.info/serafeddin.htm 
http://tasavvuf.sufiler.googlepages.com/serafeddinl 



Internet Yazilan 211 



Ve Limit edecegini yalniz Rabbinden iste. 



it 349 



ln§iran, 5-8 
AYDIN Bedi; Ogrenilmi§ ^aresizligin Yordanmasi Ve Ya§am Ba§ansi ile ili§kisi [Kitap]. - [s.l.] : Mersin 
Universitesi Sosyal Bilimler Enstitusu Egitim Bilimleri Anabilim Dali Yiiksek Lisans Tezi-188820 , 2006 . 



YOZLA$MA 

Yozla§ma kavramini ifade etmede genel bir tarif yapilamadigi icin kabul edilmesi gereken, 
yozlasmanin zamana bagh olarak degismekte olan ve farkh toplumlarda, farkh §ekillerde 
karsimiza cikan bir gerceklik oldugudur. Yozlasma tarifini ele almak istedigimizde sorunlara ve 
icinde bulundugumuz zaman ve sartlara gore degismekte oldugunu gorecegiz. 

[Yozla$ma, mesru olmayan cikarlar ugruna ekonomik ve ictimai imkanlann veya kamu 
otoritesinin kotuye kullanilmasini; ekonomik, burokratik ve siyasT yapinin yetersizliklerini; 
igtimai degerlerdeki asinma ve bozulmalan, hukuki, ekonomik, etik ve kulturel normlann 
toplumun temel ihtiyaclanna cevap vermemesidir. Daha kisa bir ifadeyle, yozla$ma, dint, 
ekonomik, siyast ve sosyal sistemin i$lerligini kismen ya da tamamen yitirmesine neden 
olacak yasadi$i ve/veya etik olmayan eylemler butunudur. Sadece gunumuz toplumlanna 
ozgu bir hadise olmayip, neredeyse insanhk tarihi kadar eskilere dayanan yozlasma kavrami 
zamana ve ulkeye bagh olarak azahp artmakla birlikte her donem varhgini surdurmektedir. ] 350 

Maddiyat ve maneviyat arasmdaki guclu ili§ki ve cikarlarda menfaat on plana giktiginda 
"yozla§ma" akibetini beraberinde getirmektedir. Ahlak bozuldukca, kuvvet mekanizmalannda 
ozel cikarlann agirhk kazanmasindan dolayi igtimai degerlerin kaybolmasi, insanlann birbirine 
olan guvenin yitirilmesi, bu nedenle sosyal hayatin gereksiz yere sekteye ugramasi soz konusu 
olmaktadir. 

Maneviyattaki yozlasma da seytan, nefsin ve fertleri kendi dusunce planlannda bulduklan 
veya kolay gelen seyleri uygulamaya gikarmalan ile olusan menfaat beklentisi uzerine dinin ve 
ahlakin ilkelerini tahrif edilisidir. ifrat ve tefrit arasinda gelip giderken insanin menfaati 
insanhgin menfaatinden on plana gikar. Artik soylemler, kendiliginden hakikatten uzaklasir. 
Bazen oyle olur ki, seneler once kabul edilen ilke zamanla yamulmus ve kabul edilmesi gereken 
baska bir alt yapiya kavusturulmustur. Bu yozlasma neticesinde bukalemun karakter on plana 
cikmistir. 

Yozlasmanin temelinde asil yatan unsur ileri goruslu olmamaktir. Fanatik duygular ile 
hareket edenler ileri sonuclan gorunce geri donusu saglamakta zorlanmaktadir. Donusu 
olmayan yolun caresi icin daha sacma bir seyle konuyu daha karmasik duruma gitmektedir. Bu 
ise daha onceden olmasi gereken isin uygulamaya gecisidir. Ancak bu yozlasma penceresine 
dusmustur. Yukandaki aciklamalardaki yozlasma ile bahsedilen aciklamayi birbirine baglarsak, 
insanlar menfaatperest olma ozelligi ile egolanni tatmin etmek ve kavusmak istedigi seylerin 
onlerine birileri sahsT acidan engel koyarsa, sonucta birlik catlamasi olusacagi kesindir. 
Duygulann birligini kaybeden insan kimlikleri cikar amach dusuncelerle etrafindan koparken 
veya iliskiye girerken narsis duygulanni da harekete gecirecektir. Mesela; 

Tarihte MusevTIer seriat dini olan Yahudiligi yasamakta zorlaninca, surekli dinin bir tarafina 
centik atarak, sacmalamaya basladilar. Kendi inanclannin hakikatin hangi tarafinda oldugunu 
kaybettiler. Sonradan gelen Hiristiyanhk ise dini seriattan koparmis, ahlakT degerlerle yogurarak 
insanlann rahatlamasma sahk vermistir. Bu seferde iki din sahipleri arasinda kuvvet sahibi 
olanlar (Yahudiler ve bu zihniyetli kisiler) insanlann rahatlama duygulanna karsi engeller 
koyarken yozlasma komplosunu harekete de gecirdiler ve Hiristiyanlara yozlasmis gozuyle 
baktilar ve dunya duzenini alt ust etmislerdi. 

islam gelince butun acmazlan, seriat ve ahlak duzeyinde dengeye getirip cozdu. Ancak ne 



350 (TARI, 2006 ), s. 106-108 



Internet Yazilan 213 



gariptir ki, bu guzel din insanlann elleri ve dilleriyle sagmahga suruklenip yozlasma egilimine 
suruklenmeye gah§ilmaktadir. Bunu da su sekillerde gormekteyiz. 

Kimileri eskiden yasanmis hayat tarzini, kimileri ise yepyeni hayat sekillerine dinin 
benzemesi gayreti iginde iki kolundan gekilen insan gibi pargalama yoluna gitmektedirler. Ne 
var ki; bu gekisme artarsa sonugta vucudun kollan pargalanacak ve din ise yaramaz golak 
olacaktir. 

Yozlasma menfaatin tarafgir uygulamasi ile oluyorsa, siyasT, igtimai ve ahlakT agidan 
paylasimcihgi harekete gegirerek hayatin sahibi Allah Teala karsisinda kullanna sevgi kucagini 
agmaktan baska gare olmadigini gormekteyiz. 

Sonug olarak yozlasma, zulmun oldugu yerdedir. insanlan harici zihniyetle hakikate 
gagirmada zulum ve gikarlar varsa, burada yozlasmanin en ust seviyesi vardir deriz. Zulmun 
oldugu yerde yapilan her dogru hareket dahi zulumdur. Hz. Huseyin aleyhisselami Kerbela'da 
sehid eden devlet, siyasT agidan hakhhgini one surebilir. Fakat islenilen cinayetin bedelini 
binlerce Muslumanlar surekli boyunlannda hissetmektedir. Bu tarihi lekenin kanlanni bugun 
dahi dindirecek bir vicdan bulunmamaktadir. Bu nedenle vaktini gegirmi§ her dogru hareket 
uygulama planina gikanrken, zulum ba§ gosterecekse geri adim atmak daha guzeldir. 

Hz. AN kerremallahu veche buyurdu ki: 

"Qocuklarmizi kendi zamanmiza gore degil, gelecek zamana gore yeti§tirin. £unku onlar sizin 
zamaniniz igin degil, gelecek zaman icin yaratilmi§lardir." 

Hikaye 

Adamin biri, iftiradan idama mahkum olur. infaz saatini beklerken, arada bir hukumdara 
agzina gelen sozleri sarf eder, sovup sayar. Bu aci bagirmalar, bir sure devam eder. Hukumdar, 
bu feryatlan duyar. Fakat bu aci bagnslann bosa olmayacagini dusunur. 

Hukumdar iki vezirini yanina gaginr. Adamin neler soyledigini sorar. Birinci vezir, 

"Hukumdarim bu gene, "ALLAH, AFFEDENLERi AZJZ EDER" diyor. Sizden af talebinde 
bulunuyor" der. 

Bu soz, hukumdarm hosuna gider. 

"Bu genci affettim, serbest birakm" der. ikinci vezir, hemen atihp der ki: 

"Hukumdarimiz, bu veziriniz, , utanmadan yalan soyluyor. Geng, af istemiyor, size sovup 
sayiyor." 

Hukumdar dedi ki; 

"Unutma ki, "FJTNEYi KAPATAN YALAN, FJTNEYE SEBEP OLAN DOGRUDAN DAHA iYiDJR". 

Hukumdar, vakitsiz dogru soyleyen veziri azleder, yerinde yalan soyleyerek bir mazlumu 
kurtaran veziri de kendisine sadrazam yapar. 

ihramcizade ismail Hakki 

Kaynakga: 

TARI Meltem Yozlasmanin Ekonomik Etkileri: Turkiye Uzerine Degerlendirmeler [Kitap]. - 
Kocaeli : Kocaeli Universitesi -Sosyal Bilimler Enstitusu, Yuksek Lisans Tezi-204311, 2006 . 



KOLELE§ME- HURRIYET- MUNAFIK 

Hurriyet askin ifadesidir. insanlann yaratili§inda hurriyeti sevmek vardir. Kolelesme ise her 
turlu sekliyle insanhk icin bir zulumdur. Ozgurce yasamak ve dusunceyi bloke ederek insanlann 
gelisimini engellemektedir. 

Hayatimizda kar ve zarar oranlan ile iliskiye giren kuvvetlerin her firsatta karsisindakini 
etkilemek, hukmetmek ve kolelestirmek icin gayretten kendilerini alamazlar. Bu olmasi 
gereken durumdur. Ancak Allah Teala hurriyetin baska hurriyetlerle iliskisinde tecavuz hakkini 
kimseye vermemistir. Hurriyetler birbirlerine sahverilmis iki deniz gibidir. Ancak aralannda 
birbirlerine kansmasina engel vardir. 351 Vucutta cikmis olan cibamn hurriyet hakki, vucudun 
yasama hakki karsi karsiya geldiginde, her ne kadar beraber gorunseler de ayn sahverilmis 
deniz gibidirler. Burada doktor mudahalesi gerekecektir. Onemli olan iki denizin arasina berzahi 
koyan doktorun tespitinde hata yapmamaktir. Butun dunyevi iliskilerde bir ustun kudret ile 
karsi karsiya olunca kolelesme iptilasindan kurtulmak zordur. Ancak aza indirmek icin ahnacak 
tedbir ve tek care Allah Teala'ya guvenmek oldugunu gormekteyiz. Zamanimizda butun iliskiler 
bozuk plaklar gibi bir yerde takihp durmaktadir. Bir erkin 352 tabiiyetine hakim olmak 
sevdasindan vazgecmesini dusunmek imkansizdir. Bunun igin mucadele gerekir. Kudrete 
zafiyeti buldurmak icin tabi olanlann yaptiklan eylemin sonucu ise kurtulus ya da kolelesmektir. 
Bu kader kanunudur. Allah Teala buyurdu ki; 

"$ayet siz yam aldi iseniz, kar$mizdaki diigman toplulugu da benzeri bir yarn aldi. i§te Biz, 
Allah'm gergek muminleri meydana gikarmasi, sizden §ehitler edinmesi, muminleri tertemiz 
yapip kafirleri imha etmesi igin, zafer gunlerini insanlar arasmda nobetle§e dondurur 
dururuz. Allah zalimleri sevmez." 353 

Allah Teala'nin kendine inanan kullannin maglubiyetini isteyebilecegini dusunebilir miyiz? 
Hayir. "Allah Teala muminlerin velisidir." 354 Fakat gormekteyiz ki bazi zamanlar kolelestirilmis 
inanch kimseler olmaktadir. Bu neden oluyor, denildiginde; kolelesen ve kolelestiren insanin 
sonsuz hirslan ile hadlerini asip tecavuz etmeleridir. f^unku kolelesmek insanin fitratinda 
yoktur. Sadece inancini kaybetmis, hirslanna yenilmis insan vardir. inancini kaybedenler icin 
ise, her hayat sekli kolelesmektir. iste tasavvufun hurriyete kavusmak icin onerdigi olumden 
once olun yani "kutsal intihan" yapip yeteneksizlige, ihtiyacsizhga kavusmayi tavsiye etmesi bu 
sebepledir. 

Unutulmamahdir ki ebedi olmadigini bilen insanlar icin kolelesmek olmadigi gibi 
kolelestirme istegi de yoktur. Allah Teala'yi buyuk bilen sonsuz hurriyete kavusmustur. O insan 
artik hakki yasar ve yasatmaya cahsir. Bir cilgin gibi bendini asar, devrimini yapar. Bilir ki Allah 
Teala hayir olarak ne verdiyse, karsihgini tarn olarak alacagini ve asla haksizhga ugramayacagini 
bilmektedir. 355 

Aciklamalardan da anlasildigina gore [insanin kiymetini bilhassa alcaltan bir sebep, koleliktir. 
Baskasinin onunde bas egen ve onun emirlerine kor gibi itaat eden insan, kopekten bile 
alcaktir. 

"Ben, bir kopegin diger kopegin onunde boynunu egdigini gormedim." Halbuki bu kolelik, 



351 Rahman, 19-20 

Erk: Bir isj yapabilme gucu, kudret, iktidar. 



353 AI'i imran, 140 
354 Bakara, 257 
355 Bakara, 272 



Internet Yazilan 215 



yalniz fertler arasindaki hizmet munasebetlerinde mevzubahis degildir; ayni zamanda bazi 
siyasT ve iktisadT sistemlerde gorunen istismar prensibi de bu kulluk mefhumuna dahildir.] 356 

Hayatlarmdan memnun olan nice topluluklar, hurriyeti bulmak icin care uretemedikleri gibi 
§eytanin u§aklanna kole olmu§lardir. Onlann kole olduklanni hatirlamak dahi akillanndan 
gecmedigi gibi eylemleri bitmi§ heykeller gibi hayata bakip dururlar. 

"Onlara baktigm zaman cusseleri ho§una gider; konugurlarsa sozlerini dinlersin; tipki, 
siralanmi$ kof kutiik gibidirler; her gigligi kendi aleyhlerine sayarlar; onlar dii§mandir, 
onlardan gekin; Allah canlarmi a Ism, nasi I da aldatihp donduruluyorlar." 357 



ikbal, Muhammed, Cavidname, trc. Annemarie Schimmel, Kirkambar Yay., istanbul, 1999, s. 41. 
357 Munafikun, 4 



KISALMA-KOPMALARLA KIYAMETI ONE ALMAK 

Teknolojinin, ulasimin, ileti§imin, ticaretin vb. yayginlasmasi ve hizlanmasi kisalma ve 
kopmayi dogurmustur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadislerinde buna 
"tekarubuzzaman" denilmektedir. Zamanin hizlanmasi ve yogunlasmasi anlamindadir. "Zaman 
kisalacak ve vasitalarla mesafeler kisalacak." 358 

Yasadigimiz yuzyihn sesten hizh ucaklan, trenleri ve diger gelismis ulasim araclanyla, eski 
donemlerde aylar suren yolculuklar simdi birkac saat icinde, ustelik 50k daha guvenli, rahat ve 
konforlu bir bicimde yapilabilmektedir. Hadisin isareti de bu sekilde gerceklesmektedir. 
Gunumuzun ileri teknoloji urunu ulasim araclanna Allah Teala Kur'an-i Kerim'de su sekilde 
isaret etmistir: 

"Onlara binmeniz ve siis igin atlan, katirlan ve merkepleri (yaratti). Ve daha sizlerin 
bilmediginiz neleri yaratmaktadir." 359 

Zaman tekarub ederek (yaklasarak) gece ile gunduz birbirine yaklasir... "Zaman kisalip sene 
ay, ay hafta, hafta gun, giin saat, saat de ates tutusturacak kadar az bir zaman olmadikga 
kiyamet kopmaz." 360 

"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: 

"Zaman yakmlasmadikga Kiyamet kopmaz. Bu yakmlasma dyle olur ki, bir yil bir ay gibi, 
ay bir hafta gibi, haftada bir gun gibi, gun saat gibi, saat de bir gira tutusmasi gibi (kisa) 
olur." 361 

Zamani kullanma bicimimiz ve onu algilama bicimimizin degisimi "zaman kavrami" nin 
degisimine, ayni sekilde bu degisim de tekrar zamani kullanma ve algilama bicpiminin degisimine 
sebep olmaktadir. 

["Gergek"in anlamini yitirdigini, gergeklik (simulakr) 362 kavraminin onun artik egemen 



358 Buhari, Fiten: 25; Ahmed bin Hanbel, Miisned, 2/313 

359 Nahl, 8 

Tirmizi, ibn-i Mace, Ahmed bin Hanbel; 
361 Tirmizi, ZCihd: 24,2333 

Simulakr: ikonlara tapanlar, Tanrfyi ovmek adma onu betimlediklerini ileri siiren usta insanlardi, ama 
gercekte Tann'yi simgeleriyle bir simiilakra d6niJ5tururken ayni zamanda onun varhgi sorusunu ortadan 
kaldinyorlardi. Her imge, Tann'nin varhgi sorusunu sormayi engellemek icin bir bahaneydi. Gergekte 
Tann, her imgenin ardmda gorunurlugunii yitiriyordu. Olmemi§ti, goriinurlugunu yitirmisti yani artik 
boyle bir soru sorulmuyordu. Tann'nin varligmi ya da yokluguna dair sorulan soru simiilasyon aracihgiyla 
cozulmiistu. (Baudrillard'dan) 

Simulakr orijinali, gergegi, ilk ornegi olmayan; kendisi zaten kopya olan bir §eyin kopyasmi anlatan bir 
terim. Simule edilen veya edilebilen her sey orijinalligini kaybeder. Her goriintu bir 
simiilasyondur, ergo simulasyonun simulasyonu simulakrdir. O yuzdendir resim yikicihgi gelismijtir. 

Nasil ki islam resme karsi gesitli nedenlerle bir tavir gelistirdiyse, yasaklamaya cahstiysa, Hiristiyanlik 
ta ayni §ekilde ilk zamanlannda resme kar§i bir tutum almi§ti. (istanbul'daki resim yok etme olaylan) 
Baudrillard'm simulakr ile bahsettigi dunya ashnda Matrix filminde de anlatilan bir simtilasyon mu gercek 
mi dunyasi. Baudrillard'm gercekten ilginc tezleri vardir. Hepsi de anlasjhr degil. Post modern dile 
yatkmlikla da ilgisi var bu du5uncenin. Ama bazen bazi seyleri gercekten anladigmizi hissedersiniz. Bu bir 
andir, gecicidir genellikle, o kisacik anda her §ey ashnda cok mantiklidir, cdzulmu§tur. bu bir bilinclenme 
(consciousnes) anidir. Bilinc dedigimiz "jey"in de aynen bu anlarda ortaya ciktigmi, surdiiriilebilir oldugu 
sekilde insanlarda yerle§ebilecegi gibi bir fikir ileri siirulebilir. ( http:// ovlevevabovle.blogspot.com 



Internet Yazilan 217 



olamadigi alani buytik bir kabiliyetle doldurdugunu bircok disiplinde yapacagimiz tarama 
i§lemiyle anlamamiz zor olmayacaktir. Baglamlanndan kopartilarak icerikleri surekli bosaltihp 
doldurulan kavramlar silsilesinin bu surekli baskalasiminin sebep ve sonucu, yasadigimiz her 
aynntiyi resmeden zaman kavraminin ugradigi "degisim"d\r. 

17. yuzyilda Aydinlanma Cagi ile baslayan felsefe, bilim, sanat, edebiyat gibi bircok disiplinin 
ugradigi surekli degisim bugune kadar uzanan bir altyapiya sahiptir. Sanayi Devriminin 
altyapisini hazirlayan Aydinlama Hareketleri sosyo-ekonomik acidan topluluklann koklu 
degisimine sebep olmustur. Sanayi Devriminin birinci bolumunu olusturan "makinelesme gagi" 
uretim teknolojilerinin ugradigi evrimin yerini saglamlastinrken yepyeni bir hayat bigimini, 
estetik anlayisi ve gundelik hayati da orgutluyordu. Bu donemi takiben olusan fabrikalasma, 
sehirlerin konumlanma bigimlerini kokten degistirdi. Cahsma kavraminin zamanla olan iliskisini 
kesfeden, seri-uretiminin gucune hayran kahp etkisi altinda zevkten kendini kaybeden yeni 
hayat bicimleri "hiz"\ da kesfetmistir. Uretimde zamanin rolunun oneminin kavrandigi bu 
donemi takip eden donemde, uretimin lokomotifi olan "tuketim"\n yaptinm gucij 
kesfedilmistir. Uretim ve tuketim birbirini oteleyerek oyle bir konuma getirmistir ki bugunun 
insani kendisi icin uretilip paketlenmis zaman programlan (bir tatil, eglence turu, ugak, gemi, 
tren yolculuklan, egitim programlan, emeklilik poligeleri vb.) satin almaya baslamistir. Sanayi 
Devriminin son bolumu olarak da adlandinlan "bilgi gagi" ise sonraki adimi takip etmektedir. 
Bilgisayann kesfinin ve ileri teknolojik gelismelerin sanayi devriminin uguncu asamasini 
olusturdugu varsayilmaktadir. Gergeklerin yerini suretlerinin aldigi, "kati olan her §eyin 
buharla$tigi", agirhklarini yitiren kavramlar sebebiyle ug kutuplann birbirine hizla yaklastigi 
donemdir. 

Mekana kati bir sadakatle bagh bireyin bu yeni donemde bedenT ve zihnT olarak hareket 
kabiliyeti artmis, mekanla baglari zayiflamis ve kopma noktasina gelmistir. Buyuk uretim 
teknolojilerinin yarattigi is kapasitesine bagh olarak artan sehir nufuslan yuzunden, geperlerine 
baski yapan sehirler yeni aglar sistemi kurmustur. Kirsah surekli yutan sehir, gegmisteki insanin 
domestik 363 yapisini terorize etmistir. G65 nitelikli olan bu "hareket" 364 sehirlerin 
merkezlerinin suretlerini uretip sehir iginde sehirler olusturmaya baslamistir. Bu da 
metropollesen sehrin tanimini olusturmaktadir. Surekli genlesen, sinirlanna baski yapan 
sehirlerde ozerk hayat sehirden kagarcasina kurulmaya baslanmistir. Ve bu uretmek ve 
tuketmek igin sehrin kaynaklanna ihtiyaci olmasina ragmen kendi hayat arahgini olusturmak 
igin sehir'den kagan yeni hayatlar uretmeye baslamistir. 

Sadece teknolojileri degil dusunme bigimi de degisen yeni insan dunyayi farkh bir bigimde 
gormeye baslamistir. Ulasim teknolojilerinin artisi ve "mobilite" kavrami insani yere bagimh bir 
varhk olmaktan gikarip bir zamanlar hayal bile edemeyecegi mesafelere hakim olmasini 
saglamistir. Bu da bedenin hakimiyet alanini genisletmistir. Ancak bu degisimlerle gelisen 
insanin asin hareketliligi sadece bedensel degil ayni zamanda zihinsel alanda da kendini 
gostermistir. 

"Surekli hareket" halinde olan insanin olusturdugu hayat biciminin "surekli iletisim- 
kavusma" yi da talep ettigi ve bunun da insanin bir gun icerisinde yapabildiklerinin her gecen 
gun artmasina sebep oldugudur. Hareketli beden iletisim-kavusma agini genisletmek 
zorundadir. Bu genisleme de daha cok hareketi dogurmaktadir. ANCAK BU CJFT TARAFLI 



/2006/01/simlakr.html ) (Eri5im:27 Temmuz 2009) 



363 



Domestik: 1. Evcil. 2. Isim ig, ulke igi. 3. Yerel, yerli. 



Burada bahsedilen hareket yayilmaci, doyumsuzluk olarak du§unulmelidir. 



218 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



TEPKiME BELiRLi BJR DURUMDAN SONRA HAREKETJNi ZJHNJN igJNE SIGDIRMI§ HAREKETSiZ 
BEDENLERiN DOGMASINA SEBEP OLMAKTADIR. Cunku artik bircok eylemi teknolojiler 
sayesinde hareket etmeden yapmak mumkundur. Teknolojilerin ilerleme yonunde onunu boyle 
comertce acan bu durum, bircok disiplinde yeni deneyimlerin olusmasina sebep olmaktadir. Ve 
hatta biraz daha gelecege dogru bir onerme yapacak olursak, bu hareketsiz ama ozgur bireyin 
bedeni oyle bir beden halini almaktadir ki turn bu yetenekleri bunyesinde banndiran bir 
seviyeye ulasmis bir post-human ozne olmaktadir.] 365 

["Tuketim devir suresinin" de hizlanmasi; yine bu organizasyon degisimi nedeniyle iletisim 
ve enformasyon sistemleri, dagitim teknikleri gibi kavramlann gelismesi, bunun da sonucu 
olarak mesafelerin giderek daha cok ve korkusuzca kat(l)edilmesi "mekanin zaman tarafindan 
siki§tirilmasma, yok edilmesine" neden olur. Hizla art an dunya nufusu bir gun yeryuzune 
sigamayacaamdan $uphelendiren kalabahklari yaratir. Ve insanhk bir organizma gibi 
yayilmaya devam eder. Ancak bu durum sadece yeni topografyalann isgaline degil ayni 
zamanda var olan sehirlerin de sikismasina neden olur. Bu arada birey oteki uzerinden kendi 
benligini kesfeder, kalabahgin icinde cok olmanin degil tek olmanin dogasini kavrayinca, kendi 
disinda gelismis olan ve ust olcekte hayata damgasini vuran kapitalist sistemin, ongordugu 
"tuketmek igin iiret" mantiginda uretilen nesneleri, tuketmek igin simulakrlarla gevrelenmis 
kisisel hayatinin olmadigini yan suurlulukla gorur. Tarn olarak gormez gunku bu durum onu 
oyle uyusturmustur ki daha once nasil oldugunu sorgulama yetisini kaybetmistir. A. Toffler'in 
de dedigi gibi "kullan at" toplumunun bir parcasi olmustur. Ustelik bu toplum sadece uretilen 
nesneleri degil, fikirleri, ideolojileri, mesafeleri de kullanip atmaktadir. Oznenin 'mekan' la 
kurdugu baglann giderek zayiflamasi, onu "kbk salamaz" hale getirir. 

Kapitalist sistemin olusturdugu, birbirini arahksiz bicimde birbirinin icine alan mekanin, 
bedenin de hareketlenmesiyle, zaman tarafindan sikistinlmasi, bedenin hayatla iliskinin 
zayiflamasina neden olmustur. 

Belki bu anlatilanlar sosyo-kulturel kavramlann yasadigi bu degisim bir felaket gostergesinin 
habercisidir. Sosyo-ekonomik faktorlerin degismesiyle postmodernist insanin, ulasilamayan 
dinamik dunyanin dinamik bireyleri haline gelmesi kacinilmaz olmustur. 

Zihnin, bedenin hakim olamayacagi kadar genis bir alanda hakimiyet gostermesi nedeniyle, 
diger yandan da onu daha yogunlasan dinamik bir hayat bicimine zorlar. Bu ikili durum sarkacm 
yaptigi sahnim hareketi gibi birbirini oteleyerek devam etmektedir. Bedenin hareket yasasi 
korundu ama ozgurlesen zihin bu baglamda bedenin etki alaninin onemini sinadi. Zihin her seyi 
beden uzerinden tanimlayan, bedeni deneyimin birincil oldugu donemin aksine bedenin 
yapacagi eylemleri hiper-gerceklik ortamlannda yerine getirme imkanini bulmustur. 

Baslangictan bu yana zamanla kurdugumuz cok onemli iliski sayesinde bedeni ve zihni var 
olus bicimlerimizde yasadigimiz degisim gozler onundedir. Buyuk bir ivmeyle gelisen 
teknolojilerinin ve kapitalist sistemin etkisiyle olusan asin-hareketli insan, teknolojilerinin 
artisiyla zihni olarak hareket sinirlanni yikarak bedeni deneyime ait mekanlardan, sanal 
mekanlara transfer oldugundaki iliskide, kendi yerini bulamayan bedenin, bu teknolojiler 
karsisinda kendi eksikligini ve kisith yeteneklerini kesfetmektedir. Bu nedenle bedenin 
eksikliginin zihin aracihgiyla farkina vanlmasi kacinilmaz tekamul surecinin zeminini 
hazirlamakta ve oznenin hayat oyununda yer almasi igin bu kopmadan korunmasi zorunlu 
birakmaktadir..] 366 



355 Bkz: (OZBEY, Haziran 2007 ),$. 1-3 

356 Bkz:(OZBEY, Haziran 2007 ), s. 44-47 



Internet Yazilan 219 



Sonug olarak gagimizda zaman-mekan-zihin iliskisindeki durum insan dunyasinda sanal bir 
algiya donusmustur. Bu alginin tabii olaylarla bagintisindaki izafiyeti gok kisahnca insanin yeni 
bir seyler bulma ve gudusu olan "ihtiyag" kavrami kaybolma noktasina gelince kopmalar 
olusmus, hayat dayanilmaz hale gelmistir. £unku duygularm seyri bedenin seyrinden hizhdir. 
Kavram karmasasina dusen gelecegin kaosu ise "mutsuzluk" ve sonugta "inangsizlik" ve ileri 
asamada "intihar eden topluluklar" meydana gikarmaktadir. Bu ise kiyameti one almakgibi bir 
seydir. Her istedigine kavusup, doyuma kavusturacak bir sey kalmayinca insanoglu Allah 
Teala'nin uluhiyetine tecavuz etmek istegini iginde bulacak (bilim-kurgu) haddini asacaktir. 
Sagma sapan dusuncelere ayna olan kurgulamanin sapitmada ve hayal dunyasinda derecelerini 
bulmakta zorlanmaktayiz. Ancak kiyamet buyuk hasmetiyle acele tecelli etmesini saglayan hirsi 
insana acizligini hatirlatip yok olmasina sebep olacagini gorebilmekteyiz. 



Kaynakga 

OZBEY Mim. Damla Onur Zaman-Mekan Sikismasiyla Olu5an Asinhareketli insanin, Beden-Mekan 
iliskisinin Donusumu. - istanbul Teknik Universitesi-Fen Bilimleri Enstittisti-Yuksek Lisans Tezi, 223066 , 
Haziran 2007 . 



HZ. HATICE RADIYALLAHU ANHA NEYI BILIYORDU? 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin nubuvvet isigi parlamadan ondaki cevheri bir 
kadm nasil bilebilirdi? 

Evet, bir kadm bildi. Engin duygularla son nebiyi bulacak ve destek olacak onu alemlere 
hazirlayacakti. Bu giizide kadm Mekke'nin astl ve zengin dulu Hz. Hatice radiyallahu anha idi. 

§uphesiz, bu devirde Mekke'de, bir ruh hali hiikiim suruyordu. Mekkeliler, Hazreti 
ismail'in evladindan bir nebi gelmesini bekliyorlardi. 

Hz. Hatice ise gonliinde bu nebiye es olmak emelini tasiyor ve Hazreti Muhammed 
sallallahu aleyhi ve sellemi gonderilecek olan rasul olarak goriiyordu. Bu hissini apacik ona 
ifadede etmisti. Ancak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kendisinin nasil olabilirligini 
itiraf ederdi. 

Ne var ki, bu evlilik oldu. Sonra onlarin hayati birdenbire degisti. Cemiyetten ve muhitten 
bir uzaklasma oldu. Hira Dagi'ndaki vahiy inmesi ile neticelenecek olan inzivalarla karisik 
hayat basladi. On bes sene bu inzivaya manevt ve zihnt bir olusuma alt yapiyi olusturacakti. 

O devrin putperest orf ve adeti, Kabe'de putlarm ictima salonu veya asil ailelerin politika 
sahnesiydi. Dint hayat ise kabileler arasi bir putlar miicadelesinden baska bir sey degildi. 
Fakat asil Mekke ailelerinden bazilan, bu karmakansik putperestlikten fazla olarak, hatirasmi 
gururla muhafaza ettikleri uzak atalari Hz. ismail aleyhisselamdan yansimis bulunan belirsiz 
bir tevhid inancim haniflik icinde devam ediyorlardi. Bu devirde, Hz. ibrahim aleyhisselamm 
dini, Hanif denilen bazi kimselerin indinde daha saf bir sekilde yasiyordu. Bu "Hanifler" o 
arastinci adamlardi ki, putlardan siiphe ederler ve bir olan Allah'a taparlardi. Fakat bu 
zahitlerin mistik hayatmda, husust dint merasim ve usul yok denecek kadar azalmisti. 

Hanifler, sadece bazi mahallerde, zamanlanyla munasebetlerini butun butiine kesmemek 
sartiyla, inzivaya cekilmekteydiler. Onlar mistik kaide olarak ziihdii ve namazi tatbik 
ederlerdi. 

Haniflerin mistik ibadetleri ne Hiristiyanhga ne de Musevilige yoneliyordu. Sadece, ferdt 
basit bir disiplinleri vardi. 

Bizim burada soracagimiz soru; 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin on bes senelik inzivalarla suslu hayati hakkmda 
bildiklerimiz nelerdir? 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ailevT hayatina ait bazi biyografik teferruat 
mustesna, bu devrede O'nun manevTyapisinin tesekkulune ait bilgiler yokgibidir. 

Kur'an-i Kerim, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin o zamanki manevt sartlanni soylece 
ciziyor: 

"Sana bu kitabin vahiy olunacagini beklemiyor, ummuyordun. Bu ancak Rabbinden bir 
rahmettir." 36? 

Modern tarihcilerin hayretini mucip olan bir husus olarak nubuwetten onceki bu donemin 
gelecekle olacak psikolojik bagi bulunan inzivasi hakkmda nicin az bilgi vardir. Cunku Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem bu on bes sene zarfinda Hira Dagi'nda cekildigi inzivalannda, 
insanlannm dikkatinden ve ictimai hayattan uzaklasmisti. 

Ancak gelecegini goren Hz. Hatice radiyallahu anha hangi bilgi ile Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve selleme yonelmis ve ona sonsuz destegi saglamisti. Ona destek verecek kadm bu bilgiyi 



357 Kasas, 86 



Internet Yazilan 221 



nereden biliyordu. 

Cevaphazirdir. 

KADINLARBiLiR. 

Hanif olan Hz. Hatice radiyallahu anha sezgileri ile Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemdeki 
guzelligi ve farkhhgini cozmustu. 

Evlilik hayata gecirilmis ve saadetli yuva artik insanhga en buyuk hizmete hazirlamyordu. 
Hazreti Hatice radiyallahu anha, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi ara sira kendisinden 
uzaklastiran bu inzivalara cam sikilmiyordu. Diger merakh ve ukala kadmlar gibi basina dikilip 
konusmalariyla ve hareketleriyle dusuncelerinden ayirip, huzurunu kacirmiyordu. Bilakis 
evde bulundugu sirada elinden geldigi kadar muhtac oldugu siikunet ve riayeti saghyordu. 

Hira'ya gidince de onu uzaktan takip ediyor, onu hicbir surette rahatsiz etmeden her 
ihtimale karsi kendisini korumak maksadiyla adamlarmdan birini gonderiyordu. Sonucta 
"Hira" magarasmda ilahi vahiy geldi. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, fecrin alaca karanhgmda evine kostu. 

Rengi degismis, butiin vucudu korkudan titremekte idi. 

Zevcesinin hucresine girince kendini emniyette hissetti. §ahit oldugu hadiseyi titrek bir 
sesle Hz. Hatice'ye anlatti. 

Acaba riiyada mi sayikhyor? 

Yahut cildirdi mi? 

Hz. Muhammed'in bu manzarasi, Hz. Hatice'nin kalbindeki en derin annelik duygularmi 
uyandirdi. Kocasmi bagrina basarak itimad ve iman dolu bir sesle dedi ki: 

"Ey, Ebulkasim, Allah Tedld bizi gdzetir. Bu mujdeye sevin ve sebat et. Amcaoglu, Hatice'nin 
canmi elinde tutanm hakki icin ben senin ummetin nebisi oldugunu Limit ediyorum. Allah seni 
asla utandirmayacaktir. Sen ailene baglism, dogru sozlusun, misafiri tutar ve agirlarsm, 
feldketlere kar§i yardimcism". 

Hazret-i Muhammed'in korkusu yok olmus, yiizu parlamisti. 

Hz. Hatice radiyallahu anha, bir annenin yegane evladma yaptigi gibi ninni soyler gibi tath 
sesiyle yatagmin etrafma giizel pembe ruyalar serpiyor, sakin ve rahat bir uykuya dahnca 
gozlerini bir an uzerinde tutuyor, sevgi ve tazim dolu kalbi carparak, yavasca hucreden 
cikiyor, kapiya varmca tenha sokaga firlayarak amcasmin oglu Varaka Bin Nevfel'in yanina 
kostu. 

ihtiyar Varaka, Hatice'nin sozlerini duyunca titredi. Bitkin, dermansiz vucudunu bir canhhk 
kapladi. Silkinerek coskunlukla konusmaga basladi: 

"Varakanm canmi elinde tutanm hakki icin, eger bana hakikati soyledinse, Ey Hatice, 
Muhammed'e gelen daha evvel Musa ve Isa'ya gelmi§ olan vahyi ildhidir. Muhakkak ki, o bu 
ummetin rasuludur, ona soyle, sebat etsin." 

Hz. Hatice, ihtiyarm daha fazla konusmasim beklemeden ve sozlerinin bir kelimesini 
tekrar ettirmeden miijdeyi hemen kocasma ulastirmak icin evine kostu. Fakat Hz. 
Muhammed'i biraktigi gibi uykuda buldu. Uyandirip uykusunu bozmaktansa, basmin ucunda 
oturup beklemeyi tercih etti. 

Aradan cok zaman gecmeden Hazret-i Muhammed yataginda cirpinmaga, nefesi 
agirlasmaga, alnindan su gibi ter akmaga basladi. Bu hali epeyce surdu. GoriJnmeyen bir 
muhatabi dinliyor gibi hali vardi. 

Hz. Hatice, onu kollari arasina alarak Varaka Bin Nevfel'den isittiklerini nakletti. Hz. 
Muhammed, minnet ve siikran ifade eden nazarlarla Hatice'ye uzunca baktiktan sonra donup 



222 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



yatagma bir goz atti ve teessur iginde: 

"Ey Hatice dedi. Uyku ve istirahat devri artik gegti. Cebrail Aleyhisseldm bana insanlan hak 
dinine, Allah 'a ibadete davet emrini getirdi, ama kimi davet edecegim ? Kim icabet edecek?" 

Hz. Hatice, heyecan ve imanla haykirdi: 

"Ben icabet edecegim, Ey Muhammed! 

Herkesten, her insandan evvel beni davet et. iste ben, sana inanarak Musluman oldum. 
Allah Tedla'nm rasulu oldugunu tasdik ediyor, inandigm Allah Tedld'ya inaniyorum." 

Biiyiik bir huzur ve rahathk icinde onu tebrik etti. Sonra istegi iizerine Varaka'nm yamna 
gitti. Varaka, Hz. Rasuliillah sallallahu aleyhi ve sellemi goriir gormez haykirdi: 

"Bana can veren Allah Tedld'ya yemin ederim ki sen bu 
milletin nebisisin. Kavmin tarafmdan yalanlanacak, eziyet gdrecek, memleketinden 
cikanlacaksm, onlara karsi savasacaksm. O gune yetissem Allah Tedld bilir onun ugrunda nasil 
savasacagim I" 

Sonra basmi ona yaklastirdi. Hazret-i Muhammed de onu boynundan optii. 

Rasuliillah sallallahu aleyhi ve sellem sordu: 

"Beni yurdumdan cikaracaklar mi?" 

Varaka cevap verdi: 

"Evet, senin gibi, butun risdlet sahipleri dusmanlik gormustur. Keske o gunde gene olsam... 
Keske o gun sag olsam..." 

Kocasma bagh ve getirdigi hak dinine ilk inanan Hz. Hatice radiyallahu anha bu cetin 
miicadelede onun yamnda yer almis, elinden geldigi kadar yardimma kosmustu. 

Resulij Ekrem'in Kureys'ten gordugu eza ve cefadan mustarip olarak eve donusunde 
vefakar esi onu teselli ediyor, maneviyatim yiikseltiyordu. 

Bu hal senelerce devam etmisti. 

Kureys musrikleri, aldiklan bir kararla Hasim ve Abdulmuttalib ogullarim Mekke haricinde 
bulunan Ebu talip semtine siirulmiis, orada adeta siirgun hayati gecirmek zorunda 
birakilmisti. Bu karari ihtiva eden sahife Kabe'ye musrikleri Hazret-i Muhammed'in 
taraftarlarma ve yakmlarma karsi iktisadt abluka tatbik etmisler, onlarla her turlu 
munasebeti kesmislerdi. 

Resulu Ekrem, Mekke'den ayrihp Ebu Talib semtine gidince Hz. Hatice radiyallahu anha 
hie tereddiit etmeden onunla beraber gitmis, gencliginin bircok tath hatiralarmi sinesinde 
toplayan cok sevdigi aile evini terk etmisti. 

Yasi bir hayli ilerleyen Hazret-i Hatice, kaybettigi evlatlarimn acisi iizerine baslarma gelen 
bu yeni felaket onu bir hayli yipratmisti. 

Ebutalib'in semtinde Mekke'den uzakta iic sene kalmisti. Bu izdirap yillari icinde kocasi 
Hz. Rasuliillah sallallahu aleyhi ve sellem ve arkadaslanyla beraber bircok sikinti ve 
ahsamadigi mahrumiyetlere katlanmisti. 

Yasi altmisi gectigi halde, silah, para ve sayi itiban ile kendisinden ustun bir dusmanla 
miicadele eden: kocasmin yamnda bulunmak icin sagligmdan fedakarhk yaparak ustun bir 
gayret sarf ediyordu. 

Kuvvetli bir imamn ve sarsilmayan bir azmin karsismda Kureys'in muhasara, abluka ve 
boykotlan bir basansizhkla neticelenmis, Hz. Muhammed'in Mekke'deki evine donme 
zamam gelmisti. 

Hazret-i Hatice giicliikle ve ustun bir kuvvet sarf ederek rahat dosegine avdet eder etmez 
hastalanmisti. 



Internet Yazilan 223 



Yorgunluk, suruldukleri yerde maruz kaldiklara baski, zulum ve mahrumiyet altmis be; 
yasmdayken en son guciinu tiiketmisti. 

Yataga diisen Hz. Hatice radiyallahii anha son gunlerini yasiyordu artik. Nihayet gece 
giindiiz basucundan ayrilmayan sevgili esi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kollari 
arasmda ruhunu teslim etti... 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem etrafma bakinca ona ilk inanan, davasmda destek 
olan miibarek zevcesinin vefatmdan sonra evin bombos ve kasvetli oldugunu, Mekke'nin 
onun gocmesinden sonra oturulacak bir yer olmaktan ciktigim gordii: 

Hz. Hatice'nin vefat ettigi ve "Huzun Yih" adi verilen o senede Hz. Muhammed'in 
karsilastigi muskiiller ve ijzuntuler son haddini bulmustu. 

Seneler gecti ve islam muzaffer oldu. 

Ve Muhammed'in evi de bir gun su hadiseye sahit olacakti., 

Hz. Aise radiyallahii anha genclik ve guzelligine, kocasi Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin sevgisine guveniyor. Fakat kendinden once Hz. Muhammed'in kalbine girerek 
hayatimn son amna kadar o kalbi kendine hasreden ve orada isgal ettigi yeri oliimiinden 
sonra da muhafaza eyleyen Hatice'yi kiskamyordu. Guniin birinde Hale — Hz. Hatice'nin 
kizkardesi— ziyaret kastiyle Medine'ye geliyor. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin evinin 
icinde Hale'nin — gocen sevgilisinin sesine benzeyen— sesini isiterek kalbi carpiyor ve: 

"Ey Allahim, bu Hale'dir." 

Diye haykirdi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin halinden sinirlenen Hz. Aise kendine 
hakim olamayarak: 

"UZUN YILLARIN YIPRATTIGI KUREY$U BIR KOCAKARIYI ANIYORSUN, HALBUKi ALLAH TEALA 
ONUN YERiNE DAHA /V/S/'/V/ VERMi$TIR." 

Diye, sitem edince miibarek cehresi degisen Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden su 
cevabi ahyor: 

"VALLAHl, CENABI HAK, BANA ONUN YERINE DAHA /V/S/'/V/' VERMEDI. 

INSANLAR KAFIRKEN BANA INANDI, INSANLAR BENI YALANLARKEN O TASDIK ETTI. 

INSANLAR BENI' HER S£ YDEN MAHRUM EDERKEN, SERVETIYLE YARDIM ETTI. 

VE CENABI HAK, KADINLAR ARASINDA YALNIZ ONDAN BANA EVLAD iHSAN ETTI." 

Ve bu sozler karsisinda Hz. Aise radiyallahii anha iradesini zapt ederken kendi kendine 
hitap ediyor: 

"Vallahi bir daha ondan bahsetmeyecegim!" 

Halbuki daha once ondan sik sik bahsetmekten kendini alamiyordu. Bir gun de hep onun 
lafini ettigini gdriince: 

"Sanki dunyada Hatice'den ba§ka kadm yokmu§!" 

Dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemde buna karsihk: 

"E VET, O VARDI, VARDI VE ONDAN EVLADIM DA OLMU$TU". 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem her koyun kesisinden sonra yamndakilere: 

"Hatice'nin arkada§larma da verin". 

Buyurdugunu duyan Hazret-i Aise, bunun icin dorihr gibi olmus. Bunun uzerine Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellem de: 

"ONUN SEVDIKLERiNi BEN DE SEVlYORUM" karsihgim vermisti. 

Mekke'nin fethedildigi gun oradan vol gecmesine ragmen Hazreti Hatice'yi unutmamis, bu 
ilk zevcesinin defnedildigi yakin bir yerde cadir kurup, oradan Mekke'nin fethini idare 
etmisti. 



224 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



Hz. Hatice'den sonra islam dinine milyonlarca kadm girecektir. Fakat o, Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin hayatmda Allah Teala tarafmdan en miihim role secilen ve ilk 
Musluman kadm olarak kalacak ve — Miisliiman olsun olmasin— tarihciler Hz. Hatice'nin o 
rolunii anacaktir. Nitekim Batih tarihgi Badey soyle diyor: 

"Hatice'nin sevdigi icin evlendigi erkege olan itimadi, bugun yeryuzunde yasayan 
insanlardan her yedi kisiden bir kisinin din olarak inandigi akidenin ilk merhalelerine bir itimad 
havasi katiyordu". 

Margol Youth ise, Hz. Muhammed'in niibiiwet hayatim, Hz. Hatice radiyallahu anha ile 
karsilastigi ve Hatice'nin kendisine elini takdir ederek uzattigi gunle tarihini baslatiyordu. 

Nasil ki aym batih tarihci, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Medine'ye hicretinin 
tarihini Hazret-i Hatice'nin topraga verildigini ve Mekke'nin Hatice'siz kaldigi gunle tesbit 
ediyordu. 368 

Tek sahidi bizzat Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kendisi olan nubuwet, rasulun 
"Ben"inden mustakil objektif bir olay olarak ortaya cikisinda onun biricik destegi guzel annemiz 
Hz. Fatima'nin annesi Hatice radiyallahu anhadir. 

Ey Allah Teala'm kadini mukemmel yarattin. Ona verdigin sezgi ve anlayisi erkege vermedin. 

Ey gtizeller gtizeli annemiz, bizim igin kiyametgunu sefaatci olmani diliyoruz. 



358 Bkz: (Bl'NNEBi, 2003) s. 61-66; bkz: (Aise ABDURRAHMAN), s. 19-27 

Kaynakca: 

Aise ABDURRAHMAN trc: Selami Miinir YURDATAP Hz. Muhammed'in Mubarek Zevceleri [Kitap]. 

istanbul : [s.n.]. 

BJNNEBi Malik Kur'an-i Kerim Mucizesi [Kitap]. - istanbul : Bogazigi, 2003. 



INSAN HURRIYETi A£ISINDAN ALLAH TEALA'NIN ON BILGISi VE 
KULDAKI MECBURIYET 

[insanin ozgur olup olmadigi en eski zamanlardan beri gizemini koruyan bir sorundur. Ozgur 
iradeye sahip bir failin yaptigi eylemlerden nereye kadar sorumlu olacagi, hangi eylemleri 
sonucunda mukafat veya cezaya maruz kalacagi konusunda bircok soru cevaplanmayi 
beklemektedir. Her hangi bir fiil tabiat kanunlan veya gecmisin gelecegi belirlemesinden dolayi 
zorunluluktan yapihyorsa, o zaman ortaya cikan sonucu ozgur bir fiil olarak telakki etmemiz 
mumkun olmayacaktir. Bunun aksine eger fail yaptigi eylemi kendisinden once zorunlu bir 
neden olmaksizin en nihayetinde kendi yapiyorsa, failin fiillerinden sorumlu olacagi yargisma 
vanlacaktir. 

Dini inanclan olan bir kimsenin ozgurluk sorununa bakis acisi da farkh bir boyut 
kazanacaktir. Bir yandan inanmis oldugu Allah Teala'nin kendisinin yaptigi her seyi onceden 
bildigini varsaymasi gerekecek, diger yandan da, fiillerinin nihayetinde Allah Teala tarafmdan 
cezaya ve mukafata carptinlacagini kabul ederek, Allah Teala'nin onceden bilmesine karsin 
insanin ozgur bir varhk oldugunu varsaymak zorunda olacaktir. 

Bilindigi gibi klasik teistik anlayis Allah Teala'nin bilgisinde her hangi bir eksiklik gormez. 
Mukemmel Varhk Teolojisi Allah Teala'yi bilgisi, kudreti, iradesi ve iyiligi bakimindan 
mukemmel kabul eder. Diger yandan da yaratilmis olan insanin iyi ve kotuyu secmede sorumlu 
oldugunu, bunun sonucunda insanin eylemlerine gore ceza ve mukafat elde edecegini ileri 
surer. Dolayisiyla bir yandan Allah Teala'nin insan eylemleri konusundaki bilgisinde her hangi 
bir eksikliginin olmamasi gerektigi varsayilmak zorunda iken, diger yandan da insan 
eylemlerinin ozgur kabul edilmesi gerekmektedir. £unku Allah Teala'nin yaraticisi oldugu 
insanin eylemlerini onceden bilmesinden daha makul bir iddia olamayacagi, hem rasyonel 
dusuncenin bir geregi, hem de teizmin en temel varsayimidir. Dolayisiyla Klasik teizm bir 
yandan, Allah Teala'nin gelecekte olacak olan insan fiilleri hakkinda, o fiiller meydana 
gelmeden once bir bilgiye sahip oldugunu iddia ederken, diger yandan insanin yapip 
ettiklerinde ozgur oldugunu ve yaptiklannin sonunda mukafat veya cezaya maruz kalacagini 
varsaymaktadir. 

Fakat mesele hem Allah Teala'nin onbilgisi hem de ozgur irade gibi iki unsurun bir arada 
olmasi gerektigi seklinde konulmasina karsin, bir takim problemler hemen kendini 
gostermektedir. Mesela; on bilgi insan icin soz konusu edildiginde, insanin dahi gelecek 
hakkindaki bazi olaylan bilebilecegi ifade edilebilir. Dolayisiyla bir anne, ornegin, oglunun 
meyve suyunu sevdigini bildiginden dolayi, ertesi gun kahvaltisinda ogluna sormadan portakal 
suyunu koyabilir ve oglu da buna itiraz etmeyebilir. Diger bir ifadeyle anne ongorusunde hakh 
cikabilir. Fakat cocugun meyve suyu icmesi annenin ongorusunden kaynaklanan bir nedenden 
dolayi degildir. Dolayisiyla burada annenin ongorusu ile cocugun meyve suyu icmesi arasmda 
nedensel bir iliski yoktur. 

Durum insan bilgisi acisindan boyle olmasina karsin, Allah Teala soz konusu olunca mesele 
farkh bir boyut kazanmaktadir. Allah Teala'nin bilgisi sadece pasif bir bilgi degildir. Allah 
Teala'nin ezeli ve zorunlu olmasi, ayni zamanda kendisinin disindaki varhklann nedeni olmasi, 
bilgisinin de nedensel bir karaktere sahip oldugu anlamina gelir. Bu varsayimin teolojik ifadesi, 
Allah Teala'nin yaratmis oldugu alem hakkinda mutlak anlamda ilahi inayete ve hukumranhga 
sahip olmasi anlamina gelir. Dolayisiyla Allah Teala'nin bilgisi, insan bilgisinin aksine, objesi 
hakkinda nedensel bir karaktere sahip olup onu var kilan bir bilgidir. 



226 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Klasik teizme vurgu yapilma nedeni, modern teoloji olarak adlandinlan surec ve acikhk 
teolojisi, mukemmellik kavramini farkh bir sekilde yorumladigi icin, Allah Teala'nin kudretinin 
ve bilgisinin sinirh olmasi nedeniyle insan eylemlerini zorunlu kilmadigi konusunda agik bir 
inanca sahip olmasindandir. 

Dogal olarak klasik anlayis, Allah Teala'nin mukemmelligi ile insanin ozgur iradesinin bir 
arada var olacagini iddia etmektedir. Dolayisiyla temel meseleyi yeniden Allah Teala'nin 
zorunlu bilgisi ile insan iradesinin bir arada savunulup savunulamayacagi olarak formule etmek 
daha uygun olacaktir. Genel anlamda problemi su sekilde formullestirmek mumkundur: 

1. Zorunlu olarak, eger Allah Tea la x'i on cede n biliyorsa, o takdirde x olacaktir. 

2. Allah Tea la x'i onceden biliyor. 

3. Oyleyse, x olacaktir. 

Bu semalandirmayi sembolik bir sekilde yapacak olursak, 

l.p->q 

2.p 

3.q 

Burada temel problem zorunluluk kavraminin ne sekilde degerlendirilecegiyle ilgilidir. Allah 
Teala'nin bilgisinin zorunlu olmasi, bildigi seylerin de zorunlu olmasini gerektirmeyecegi temel 
cozum olarak ortaya konmus olmakla birlikte, bircok baska sorun hemen kendini 
gostermektedir. Zorunluluk kavraminin gecisken olup olmadigi bu meselinin cozumunde en 
temel sorunlann basinda gelir. 

'Eger Allah Teala yarm istanbul'a gidecegimi biliyorsa, zorunlu olarak yarm istanbul'a 
gidecegim' gibi, p ->q, p, q seklinde ifade edilebilecek olan zorunlulugun gegisken olmasi 
gerektigi, teolojik fatalizmin 369 zorunlu olarak giktigmi varsaydigi sonugtur. 

Dolayisiyla Allah Teala'nin bilgisinin zorunlu olmasi nedeniyle, bildigi seyin de zorunlu 
olmasinin gerektigi, teolojik fatalizmin temel iddiasi olarak zikredilebilir. Fakat bu gikarsamaya 
70 klasik anlayisin cevabi hazirdir; sarth bir onermenin zorunlu olmasi sonucun zorunlulugunu 
gerektirmez. Diger bir ifadeyle zorunlu varhgin zorunlu bilgisinin igerigi kontenjan olabilir. De 
dicto 371 zorunluluk de re zorunlulugu gerektirmediginden, "zorunlu olarak yarm istanbul'a 
gidecegim" gibi bir gikarsama yanhstir. "yarm istanbul'a gidecegim" cumlesinin basina 
getirilen zorunlu model kavrami bu cumleyi mutlak anlamda zorunlu kilacagindan dolayi, 
"yarm istanbul'a gidecegim" cumlesinin butun mumkun dunyalarda dogru olmasini 
gerektirmektedir. Fakat bu cumlenin butun mumkun dunyalarda dogru oldugunu soylemeyiz. 
Dolayisiyla mutlak anlamda zorunluluktan kastedilen bir seyin butun mumkun dunyalarda 
dogru olmasi ise, o takdirde "yarm istanbul'a gidecegim" gibi bir cumle yanndan sonra dogru 



369 .. , ...... 

Kaderciligin 

Sonug gikarma, anlam, sonuc 

De dicto "onerme ile ilgili" anlaminda olup de re "seyle ilgili" anlamindadir. De dicto zorunluluk 
onermeye atfedilen bir zorunluluk iken de re zorunluluk jeye atfedilen bir zorunluluktur. Buna ornek 
olarak Stephen Hawking'in 2 sayisim dujundugunii varsayahm. 2 sayisi ozsel olarak veya zorunlu olarak 
cift sayidir. Boylece ju de re onerme dogru olmu§ olacaktir; "Stephen Hawking'in hakkinda du§unmu§ 
oldugu §ey zorunlu olarak cift sayidir". Fakat bunun aksine "Zorunlu olarak, Stephen Hawking'in 
dti$unmu§ oldugu §ey cift sayidir" yanh§ olmu§ olacaktir. f^unku Stephen Hawking'in 2'nin cift sayi 
oldugunu diisiinmesi zorunlu degildir, ba§ka sey de du§unebilirdi. bkz. Michael J. Loux, Metaphysics, 
Routledge, London,1998, s. 173-174 



Internet Yazilan 227 



olmayacagi gibi, dun de dogru olmadigini soylemek yanhs bir akil yurutme olmayacaktir. 372 

Diger yandan ezelilik konusundaki farkh anlayislar, ilahi on bilgi ve insan hurriyeti 
konusunda merkezi bir unsur teskil eder. Genel olarak iki turlu ezelilik anlayismm oldugu 
varsayilmaktadir. 

Bunlardan ilki, Allah Teala'nm tamamen zamanm disinda oldugu, zamansal olaylarla 
higbir sekilde ortak bir paydaya sahip olmadigi, mutlak anlamda ilahi zamansizhk anlayisidir. 
Bu anlayisa gore, Allah Teala'nm alem hakkinda on bilgisinden bahsetmekyerine, butun zamani 
kusatan ezeli bilgisi soz konusu edilebilir. Mutlak anlamda zaman disi ezeliligin savunulmasinin 
temel nedeni olarak, Allah Teala'nm zamanla herhangi bir iliskisinin olmadigi varsayilmak 
suretiyle, mutlak anlamda Allah Teala'nm basitliginin ve degismezliginin korunmak 
istenmesinden kaynaklandigmi soyleyebilir. Bu baki§ acisma yoneltilen en temel itiraz olarak, 
tamamen zamanm disinda telakki edilen bir varhgm, zamanm igindeki olgulan zamansal 
olarak bilemeyeceginden, her seyi bilen olma temel niteligini muhafaza edemeyecegi 
konusundadir. Dolayisiyla, Allah Teala hakkinda ifade edilmis olan butun sifatlar nihayetinde 
Allah Teala'nm zatma irca edilerek, varhgiyla ozdes kabul edilir. Allah Teala'nm sifatlarmdan 
bahsetmek, bu sifatlarm Allah Teala'nm varhgmdan ayn niteliklere sahip oldugu anlamma 
gelmez. Bunlar sadece dilsel ifadeler olup, metaforik 373 anlama sahiptirler. 

Diger bir ezelilik yaklasimi olarak da Allah Teala'nm insanla aym zamansal gergevede var 
oldugunu soyleyebiliriz. Buna gore Allah Teala'nm ezeli olmasi butun zamanlarda var olmasi 
anlamma gelir. Bu anlayisa gore Allah Teala zamanli olarak ezelidir (everlastingly), o daima var 
olmustur su anda vardir ve var olacaktir. Bu anlayis Allah Teala'nm basitligini ve degismezligini 
genelde farkh bir sekilde yorumlamaktadir. Allah Teala'nm basit olmasi demek, Onda her hangi 
bilesik bir unsurun bulunmamasma karsm, Allah Teala'nm sifatlarmin zatma irca edilmesi de 
mumkun gorunmemektedir. Allah Teala'nm sifatlan sadece dilsel ifadeler olmayip, Allah 
Teala'nm zatmdan ayn bir anlam ve islevleri vardir. Bununla birlikte Allah Teala'nm zatmdan 
ayn olarak telakki edilen bu sifatlarm zamanla olan iliskisi Allah Teala'nm zatmda her hangi bir 
degisiklige neden olmamaktadir. Sadece ozsel olmayan bir degisiklige neden olmaktadir ki, bu 
sayede Allah Teala'nm ozsel olarak basitligi, degismezligi ve mukemmelligi korunmus 
olmaktadir. ] 374 

Sonuc olarak [insanm ozgur olup olmadigi tarihin ilk caglanndan beri cevaplandinlmaya 
cahsilan bir sorudur. 

"iNSAN DETERMiNiST BJR DUNYADA Ml YASAMAKTADIR YOKSA, FMLLERJIMi OZGUR BIR 
§EKiLDE Mi YAPMAKTADIR?" 



Konuyla ilgili olarak tic turlu zorunluluktan bahsedebiliriz; 

Mutlak anlamda/metafiziksel zorunluluk: butun mumkun dunyalarda zorunlu olan, bir mumkun 
diinyadan oburiine gore degijmeyen zorunluluktur. 

Arizi/gegici/zamansal zorunluluk: Mutlak anlamda zorunlulugun aksine anzi zorunluluk, gecici 
zorunluluk da diyebiliriz, bir §ekilde zamanla kayitli bir zorunluluktur. Belli bir zamanda dogru olmasma 
kar§in ondan once dogru olmadigi icin mutlak anlamda zorunlu olamaz, diger bir ifadeyle butun mumkun 
dunyalarda zorunlu degildir. 

Nedensel zorunluluk: Bir sonucun meydana gelmesi icin nedenin §art olmasini gerektirir. Sonuc, 
neden on §arti olmaksizm meydana gelmez. Bu yuzden nedenle sonuc arasinda zorunlu bir iliskinin var 
oldugundan soz edilebilir. 

Mecazi 
374 (YAVUZ, 2006),s.l-9 



228 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



Bu soruya cevap vermek, meseleye teizmin temel varsayimlan girince daha da zor bir hal 
almaktadir. 

Mukemmel varlik teolojisi Allah Teala'nin kudretinde ve bilgisinde her hangi bir eksiklik 
gormez. Dolayisiyla Allah Teala kendisinin disindaki varhklann yaraticisi oldugundan dolayi, 
onlar hakkinda tarn ve eksiksiz bir bilgiye sahiptir. Allah Teala'nin insanin fiillerini o fiiller 
meydana gelmeden once bilmesi teizmin en temel varsayimidir. Bu yuzden buradaki en temel 
soru, 

"ALLAH TEALA'NIN BJLGiSJNJN NEDENSEL KARAKTERi VASITASIYLA ONCEDEN BJLDJGi 
iNSAN EYLEMLERiNi ZORUNLU KILIP KILMADIGIDIR." 

Mutlak anlamda mukemmel bir Allah Teala'nin bilgisinde herhangi bir eksiklik kabul 
edilemeyeceginden dolayi, zamanda meydana gelen olaylann Allah Teala tarafindan nasil 
bilindigi, bu anlayisin temel sorunlanndan birisidir. Zamansal olgulann zamansiz bir sekilde 
ifade edilmesi Allah Teala'nin mutlak anlamda degismez bir varlik olmasi dusuncesiyle tutarh 
olmakla birlikte, Allah Teala'nin mutlak anlamda her seyi bilen olmasinin savunulmasi, bazi 
sikintilar dogurmaktadir. 

Ozgur iradeli yaratilmis insan acisindan temel sorun, Allah Teala'nin hem ozgur irade sahibi 
olarak yaratip hem de onun daima dogru yapmasini saglamasi mumkun olup olmadigi 
sorusunda dugumlenmis gorunmektedir. 

Bu nedenle, ilahi on bilgi ve insan hurriyeti problemine farkh bakis acilan bulunmaktadir. Bu 
farkh bakis acilannin her birisinin digerine gore daha rasyonel ve tutarh oldugu noktalar 
mevcuttur. 

insan, Allah Teala'nin mutlak anlamda inayetini ve insanin ozgur iradesini bir arada on goren 
bakis acisiyla, teizmin temel varsayimlan ile yalniz Allah Teala'ya birakan bakis arasinda surekli 



gidip gelmektedir. ] 375 



375 (YAVUZ, 2006), s. 175-182 



KAYNAKCA 

YAVUZ Zikri insan Hurriyeti Acisindan Tann'nm On Bilgisi [Kitap]. - Ankara : Ankara Universitesi Sosyal 

Bilimler Enstitusu Felsefe Ve Din Bilimleri (Din Felsefesi) Ana Bilim Dali Doktora Tezi-191407 , 2006. 



ALLAH TEALA'NIN KU£ATMASI 

Sonsuz gug ve kudret sahibi, mutlak hakimi, mutlak efendisi, mutlak kudret sahibi olan 
Allah Teala, her seyi yoktan var etti. Allah Teala'nin kendisinin tabi olacagi higbir sart, kayit 
veya belirleme de yoktur. Tersine butun sart, kayit ve belirlemeler, O'nun ozgur iradesinin 
sonuglan olarak ta ortaya gikti. O kainati istedigi igin, istedigi anda ve istedigi gibi yaratti. 
Baslangigta degil, istedigi her an tabiata mudahale etmektedir. 

[Sozlukte, kusatmak ve hakim olmak manasindan hareketle, bir seyi her bakimdan taniyip 
bilmeye ihata denmistir. Gelecegi ihata etmek, henuz yasanmamis zamanlan ilmen kusatip 
bilmek demektir. Daha gelmemis zamanlar, ileride var olacak gergeklikleri yonuyle bilinir. 

Peki, boyle bir bilgi insan zihni igin mumkun mudur? insanlar, gelecegin nasil ya§anacagim 
kesin bilgiler $eklinde ongorebilir mi? 

Bilinen su ki, normal sartlarda en gogu gelecege yonelik guglu tahminlerde bulunmak ve 
gergekgi hayaller kurmak disinda bu konuda insanin elinde bir sey yoktur.] 376 

§u anda bulunan varhgimizla dusuncede gegmisten gelecege ulasma cabamiz, kesinlik 
bildirmeyen hukumler uretmekten oteye gecemez. Bir dakika ilerisinden bir yuzyil sonrasina 
kadar butun gelecek zamanlar, varhk realitemiz acisindan henuz yasanmamistir. Hicbir tahmin 
ve hayal mantikta bilgi ifade etmediginden oturu, normal zihin yetenegimizle gelecek zamanlan 
bilmemiz mumkun olamaz. 

Gelecek zamanlar bizim icin heniiz var olmadigi igin, simdiden musahede edilmesi 
imkansizdir. Gercekte mevcut olmayan seyler, duyularla algilanamaz Daha once yasanmis bir 
olay gibi daha sonra yasanacak bir olaya da simdiden sahit olmak yaratihsimiz geregi mevcut 
olan engeller kalkmadan soz konusu degildir. Bu bakimdan, gelecegin bilgisi ancak dusuncede 
katiyet bildiren hukumler seklinde olur. Varhgin sonrasi simdiden dusunulebilir oldugundan, 
varhk hakkinda onceden hukmedilebilir. Ne var ki, zamanla yasanacak seyleri onceden 
dusunmek ve katT hukmetmek igin zamana hakim olmak gerekir. irade ve gucle hakim 
olunamayan seyler hakkinda dusuncede hukum vermek, ancak tahmin degeri tasir. Eger 
zamana gergekten hukmumuz gegseydi, gelecek zamani hukmen bilmek de imkan dahilinde 
olabilirdi. Ancak insanin varhga hakimiyeti gok az oldugundan, zamana hukmu de pek zayiftir. 
Bu hakimiyet yetersizligi sebebiyle tahmin ve hayalimiz daima muhtemel kalmaya mahkumdur. 

Gelecegin bilgisinin zaman hakimiyetine bagh olmasi uyannca, gelecege yonelik ongorulerin 
kesinlik derecesi, hakimiyetin derecesine baglanabilir. Yuksek bir hakimiyet durumunda 
yuruttugumuz ongoru, digerinden daha kesin gorunur. Ornegin masamizin uzerinde, algiladigi 
bir seker tanecigine dogru sabit hizla yuruyen bir kanncanin bir dakika sonra nerede 
bulunacagmi ongormek, havada serbest ugan bir sergenin bir gun sonra nerede olacagini 
tahmin etmekten daha kuvvetli bir hukum niteligi belirtir. Cunku sergenin hemen butunuyle 
hukmumuzden gikmasi yaninda, onumuzdeki kanncaya bir olgude hakim oldugumuz 
varsayilabilir. Kanncanin bir dakika sonra seker tanecigiyle mesgul olacagina hukmedebilir, bu 
dusunceyi hayalimizde canlandirabiliriz. Fakat verilen bu hukum bilgi degildir; gunku 
hakimiyetimizi engelleyecek ihtimallerin varhgi daima suphe uyandinr. irademizi asan bir 
sebeple kanncanin yon degistirmesi veya yuruyemez hale gelmesi mumkun oldugundan, bu 
kadar kuguk bir varhk alaninda ve bu denli kisa bir zaman diliminde bile ongorumuzun 
yanhslanma ihtimali vardir. Demek ki gelecek zamanlar, bildirilmedigi surece insana 



376 BAYMUR, Feriha, Genel Psikoloji, istanbul 1973. s. 193. 



230 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



mechuldur. Gelecegi bilmek, ancak ihtimalleri yok eden mutlak bir hakimiyetle olabilir. 

Bu aciklama uzerinden ihatayi (kusatmayi) mukaddes manada tanimlayacak olursak, ilahT 
ihata, Allah Teala'nin gelecek zamanlan mutlak ilmiyle kusatmasi, henuz yasanmamis 
gercekleri onceden bilmesidir. Butun gelecek, kesin bilgiler suretinde Allah Teala'nin sonsuz 
ilminde yer ahr; sonsuzlukta yasanacak realiteler Allah Teala'ya daima malumdur. Yaratan'in 
gelecek zamanlan bilmesi, mutlak ilmine ait bir se'ndir 377 . ihata ise, Allah Teala'nin varhk ve 
zamana mutlak hakim oldugunu belirtir. Mukaddes ihatanin, gelecege tamamen hukmeden 
mutlak rubdbiyetin ilmi oldugu da soylenebilir. Alemlerin Rabbi'nin hukmunu engelleyecek bir 
sebep bulunmadigina gore, Cenab-i Hak degismez hukumler seklinde belirledigi zamanlan 
katiyetle bilir. Yuksek ihata tecellTsi, kesin hukumler manasinda gelecegi belirleyip tayin 
etmektir. Meydana cikan sonsuz hukumler, zamanin gorunumunu onceden vermis olur. 378 

Yaratan'in hukmu engellenemez, kayit altina ahnamaz. 379 Tabiatin sinirsiz yaratihsinda 
goruldugu uzere, muteal 380 irade yerel sartlardan bagimsiz kaldigi gibi, nuranT kudretin 
yaratilmis mahiyetlerce kisitlanmasi da imkansizdir. Muhalefet tanimayan bu serbestlik, Allah 
Teala'nin her ne dilerse yapmasi, ne hukum verirse olmasi anlamina gelir. 381 

Yaratan'in her seye hukmeden emri disinda alemde bir sey meydana gelemez. Varhk 
tamamen O'nun elinde, olaylarO'nun hukmundedir. 382 

Muteal iradenin besen iradeyi kayit altinda tutmasi, kulun tercihine vesayet ve vekalet 
etmesi anlamindadir. "Allah istemedigi siirece siz isteyemezsiniz." 383 beyani bunu ifade eder. 
Bu manada, mukaddes irade mahluk iradenin vekili ve son merciidir. 384 Kul kendi kisiligi 
dogrultusunda bir seye meyil gosterse, bu meyil mukayyet bir irade hukmu olusturur; Allah 
Teala kulun bu yonelisine ya izin verir, teyit eder veya engel olur, degistirir. Bu, yerel iradenin 
nihaTduzeyde muteal iradeye baglanmasi demektir. 

Yaratan, insanlann kisiliklerini ilmen kusatarak, herkesin karakterine bagh meyil ve 
yonelisleri bilir; hukmunun merciiyeti cihetiyle onceden tayin eder. Burada aciklanmayan, 
kulda karakterin nasil ortaya ciktigidir ki, yaratihs hikmetinin gizli tuttugu bu bilinmez mesele 
"kaderin sirn" anlaminda sirru'l-kader seklinde adlandinlmistir. 

Allah'in varhk alemi uzerinde cesitli manalarda tecelli eden mutlak hakimiyeti, butun 
varhklann gelecegini Allah Teala'nin hukmune, dolayisiyla muhTt ilmine baglamaktadir. irade ve 
kudretin hukmunden haric olmayan bir sey, ilmin ihatasindan da haric degildir. Hakimiyetin 
mutlakhgi, gelecegin muteal hukumlerini ihtimal manasindan uzak, kesin bilgiler mahiyetinde 
gostermektedir. Bizde tahminden oteye gecmeyen hukumler, muteal hukme nispetle birer 
tayindir. 

Kur'an-i Kerim'in gelecege dair hakimiyet ifadeleri, ayni zamanda ilmin ihatasi manasina 
gelir. Tipki gelecekten yapilan gaybT ihbarlann, ayni zamanda irade ve kudretin kesin hukmunu 
gosterdigi gibi. Cenab-i Hakk hukmuyle her seyi kusattigi anda ilmiyle de kusatmis olur. Vahyin 
gelecek zamanlara iliskin bildirdigi muteal hukumleri, mukaddes ilmin ihatasi manasinda 



§e'n: Bir 5eyin hususiyetinin fiilTtezahurati, neticesi ve eseri; i§, gerek, tavir, hal. 
GazzalT, Me aricu l-kuds fi medarici ma 'rifeti 'n-nefs, 1988, s. 165. 
379 En'am,57; Yusuf,40; Sebe, 22; el-Furkan, 13. 
380 Muteal: AIT, buyuk 

381 Bakara,165; Ra'd, 41; Ahzab, 38; Talak, 3 

382 Al-i imran,154; Maide,l; Hud,56; Ra'd,31; YasTn, 83. 
insan, 30; Tekvtr,29 

384 En'am, 102; Hud, 12; Zumer, 62 



Internet Yazilan 231 



okumak mumkundiir. 

Kur'an-i Kerim'in beyanina gore, gelecek zamanlar insan icin bilinmez bir gayb alemidir. 385 
Gelecegin gizli hukumleri Allah Teala'nin elinde, istikbalin butun bilgisi O'nun yanindadir. 386 
ileride neler yasanacagini Allah Teala'dan baska kimse bilemez; kimsenin, yann basina neler 
gelecegini ve sonunda nerede olecegini bilmedigi gibi. 387 Allah Teala muhTt ilmiyle, insanlann 
haberdar oldugu veya olmadigi her §eyi bilir. 388 insanlann dunyada tek tek nasil bir hayat 
sureceginden, omurlerini ne sekilde tamamlayacagindan ayniyla haberdardir. 389 Kiyametin nasil 
meydana gelecegi, mahser gununde neler olacagi, hesaba cekilen kisilerin Allah Teala'ya nasil 
cevap verecegi, gunahkar kisilerin birbirlerine neler soyleyecegi, nihayet kimin cennete girecegi 
ve kimlerin azaba maruz kalacagi dahi Yaratan'in malumudur. 390 Hatta cehennemde azap 
cekenlerin arasinda yasanacak munakasalar, dile getirecekleri pismanhklar, cennet ehlinin 
kavusacagi saadetler, yasayacaklan yerler, birbirlerine hitabin nezih cumleleri ve ebedT 
nimetler, hepsi ilahT ilmin ihatasina nazaran aynntisiyla bildirilmektedir. 391 

Vahyin bu gibi gayb haberlerinden baska, nuzul zamaninda bildirilip sonradan ayniyla 
gerceklesmis tarihT ihbarlan da vardir. Kur'an-i Kerim'in indigi donem acisindan yakin bir 
gelecegi aydinlatan bu gayb! ihbarlar, bildirildigi uzere tahakkuk etmis olmakla, ilahT ihatanin 
aynen yasanmis malumatina ornektir. Bu ornekler, bir zaman Nuh aleyhisselama artik 
kavminden kimsenin iman etmeyecegi vahyedildikten sonra, gergekten buyuk tufana kadar 
kimsenin imana girmemesiyle muteal ihbann aynen vuku bulmasina benzer. 392 Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve selleme vahyedilen yakin gayb haberleri, kendi hayatmda aynen yasanarak 
tarihe gecmis olaylar durumundadir. Ornegin Mekke musriklerinden Ebu Leheb'in iman 
etmeyip kufur uzere ahirete gocecegi, vahyin ilk yillannda onceden bildirilmisti. 393 Bu kisi, 
hicretin ikinci yihnda kendi evinde inancsiz ve perisan bir halde oldu. 

Varhk alemi uzerinde boyle sinirsiz bir hukumle tecellT eden ilahT ihatanin, muteal hukmun 
itlakinca sonsuz oldugu anlasihr. Mukaddes ihata mutlak bir se'ndir. Gelecek zamanlar, muteal 
hukmun sinirsiz tayini cihetiyle daima malum ve mukadder olur ki, vahyin mutlak gelecege 
yonelik kesin beyanlan bu itibarladir. ihatanin sonsuzlugunu, mutlak ilmin, sonsuz hukumler 
esliginde gelecegin sinirsiz realitelerini kusatmasi seklinde dusunmeliyiz. ihatanin sinirsizhgi, 
hukmun sinirsizhgina esdeger; ihatanin tecellT sahasi da muteal hukmun kusattigi varhk 
sahasina denktir. 

Hukmun kusattigi varhk sahasi, muteal iradenin yonelisine baghdir. irade hangi keyfiyette 
hukmediyorsa, ilmin ihatasi da o keyfiyette tecellT edecektir. ihata tecellTsinin, iradeye ait 
hukum tecellTsi nisbetinde gerceklestigi dusunulur. 

Kur'an-i Kerim, Yaratan'in nezdindeki yuce kader dTvanina imam-i Mubtn adini vermistir. 394 
Bu yuce kitabin, hikmet dTvani olan Ummul-kitab'a istinad ettigi ve ona dahil oldugu 



385 Meryem,78; Jur,41; Necm,35; Kalem, 47. 

386 En'am,58; Yunus, 20; Hud, 123; Nahl,77. 

387 Al-i imran,179; En'am, 59; Neml,65; Lokman, 34. 

388 Bakara,255; En'am,73; Taha,110; Enbiya, 28. 

389 Muhammed, 19 

390 l'brahim,44; Nahl, 86; Meryem, 70; Taha, 104; Lokman, 43; Sebe, 32; Nebe, 40; Mesed, 3 
391 Bakara, 167; Ibrahim, 21; insan, 5-22; Nebe,31 -36. 
392 Hud,36; Nuh, 25. 
393 Mesed, 1-3 
394 Yas!n, 12. 



232 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



soylenmisti. Buna gore kader hukumleri hikmet hukumlerine, imam-i MubTn de Ummul-kitab'a 
baghdir. 395 Evveliyette hikmetin tesbit edilmesini kaderin tesbiti izledigi kadanyla, iki mukaddes 
dTvanin mutlak bir munasebet uzere birbiri ardinca yazildigi du§unulebilir. Allah Resulu'nun 
bildirdigine gore, yuce hikmet ve kader kitaplan, yaratihstan caglar once Kalem ismindeki bir 
melege yazdinlmistir. Kur'an-i Kerim, Allah'in alemdeki her seyi onceden tek tek belirleyip 
kaydettigini anlatmaktadir. EvvelT ihatayi ifade eden bu ilk kader kaydinda, her seyin mutlak bir 
tafsil uzere degil, nispeten mucmel yazilmis oldugu soylenebilir. £unku Kur'an-i Kerim, yaratihs 
zamanlan boyunca mufassal yazilan diger bir kader dTvanindan bahseder. Bu itibarla imam-i 
MiJbTn, muteal kaderin icmal mertebesini belirtmektedir. 

Yaratihs zamanlannin sonsuz aynntih ihata tecellTlerini temsil eden mufassal kader dTvani, 
vahyin beyaninda Kitab-i MiibTn ismiyle anihr. 396 Evveli kader kitabi imam-i MiibTn nasil yuce 
hikmet dTvani Umm'ul-kitab'a bagh ve onun bir devami ise, Kitab-i MiibTn de onlara bagh ve 
dahil bir kitabet sayihr. Kiyamet gunune kadar daimT surette gerceklesecek olan bu ikinci 
yazim, kaderin tafsil mertebesini belirtmektedir. Buna gore, evveli dTvanda nisbeten mucmel 
kaydedilen her sey, yaratihs boyunca sonsuz aynntilarda yeniden yazilmakta, mutlak bir ihata 
uzere istinsah edilmektedir. Kur'an-i Kerim, gorevli meleklerin gerceklestirdigi bu daimT 
istinsahin, Kadir gecesiyle ozel bir munasebeti olduguna isaret eder. 397 Rasulullah sallalla hu 
aleyhi ve sellemin miracta duydugunu soyledigi kudsT kalem seslerinin de ayni muteal kitabete 
ait olmasi muhtemeldir. 398 Kur'an-i Kerim, varhk aleminde yasanan her seyin, henuz var 
edilmeden once mubTn bir kitapta yer aldigini bildirmektedir. 399 

EvvelT ve daimT ihatanin boyle birbirine bagh mukaddes yazimlarla temsil edilmesine 
mukabil, kiyamet otesini kusatan ihata tecellTlerinin kitabete gecmemesi, kader dTvanlannin 
agirhkh olarak ahiret oncesine iliskin manalar ifade ettigini gosterir. Bu manalann en genisi, 
mutlak rububiyetin temsil edilmesi olsa gerektir. Kader hakikatte bir rububiyet tecellTsi 
oldugundan, kader dTvanlan da rububiyetin yuksek bir keyfiyette temsili icin duzenlenmistir. Bu 
yuzden Kur'an-i Kerim, kaderin yazilmasinin hikmetini, insanlara mutlak rububiyet altinda 
yasadiklanni gostermek ve boylece Yaratan'a teslim olmalanni anlatmak seklinde aciklar. Ayni 
dogrultuda, her insanin hususT kaderinin manen boynuna asildigi bildirilmektedir. 400 Aim yazisi 
da denen bu ozel kitabet tecellTsi, her ferdin hayatma hakim olan rububiyeti temsil eder. Allah 
Resulu, bu hususT yazimin, insana anne karninda ruhun uflenisine bagh olarak gerceklestigini 

belirtmektedir. 401 ] 402 

Allah Teala'nin onbilgisinin zaman icerisindeki ihatasi ile anlamakta dusuncemizde O'nun 
tarafina meyledip noksanhk makaminda kendimizi gormek uygun olacaktir. Yaratihsmda 
kendisine danisilmayan bir varhgin sebebi olan yaraticmm iradesini sorgulamakta acmazlann 
olacagini dusunmesi gerekmektedir. Allah Teala'nin sonsuz kudreti karsisinda insana verilmis 
kismT ozgurluk kapismi kirmadan dusuncelerimizde bir sorgulayici degil, sorgulanan mahkumun 



395 Zuhruf,4 

396 En'am, 59; Yunus, 61; Hud, 6. 

397 Duhan, 4 

398 Muslim, "Tman", 263 

399 En'am, 59; Yunus, 61; Neml,75; Sebe, 3 

400 : » . ^ 

lsra,13 

401 BuharT, "Kader", 1; Muslim, "Kader", 1,2 

402 (KURT, 2002 ), s. 127-138 



Internet Yazilan 233 



gilesi ile hareket etmek uygundur. 403 £unku Allah Teala'da bulunan sonsuz bilginin 404 ve 
tecellinin kisacik akilla olgulmesi bir yerde abesle istigaldir. Hakikatte bizim ugrasimiz O'nun 
rahmet penceresinden yaratihs hikmetlerini dusunmektir. Dusunme emri de Allah Teala'nin 
ayn bir emridir. 



(Adem ile e$i) "Rabbimiz! Kendimize yazik ettik; bizi bagiflamaz ve bize merhamet etmezsen biz 
kaybedenlerden oluruz" dediler. (A'raf, 23) 

"De ki: "Rabbimin sozlerini yazmak igin denizler miirekkep olsa ve bir o kadarmi da katsak, 
Rabbimin sozleri tukenmeden denizler tiikenirdi." (Kehf, 109) 

KAYNAKCA 

KURT Erkan Kur'an-i Kerim'e Gore Allah'm ilmi [Kitap]. - Istanbul : Marmara Universitesi Sosyal Bilimler 

Enstitusii ilahiyat Anabilim Dali Kelam Bilim Dali Yuksek Lisans Tezi, 111101 , 2002 . 



SIYASETIN DiNiLE£MESi 

islam'da devlet ve siyaset anlayisi, adaletin tesisi, zulmun kaldinhp, yetkisini halktan alan 
hukuki bir duzenlemedir. Ancak, yillardir muslumanlar siyaseti hukuki olmaktan ziyade itikadi 
manada degerlendirmis, hukuka dayah bir devlet ve siyaset anlayisini tarn olarak 
gelistirememis, dinT-siyasi bir doktrine donusturmustur. 

Muslumanlar siyasetlerinde, dint naslarda yonetim uygulamalan olmadigi halde, onlarca 
delil uretince de tikanip kalmislardir. Dint bir kurum haline donusturulen kurumsal siyaset, 
yeniden eski huviyetine kavusturulmak istenmisse de, basan saglanamadigi da gorulmektedir. 

islam, siyasi hakimiyetin kaynagini, teoride, halka dayandirmasina ragmen, uygulamada 
bunu gerceklestirememis olmasi dogu milletleri yapisinin kultur urunu olabilir. Ashnda islam 
bati dinidir. Yine kisilerin sahsiyeti ve uygulamalanndaki aykinhklar, islam'in kisa zaman 
icerisinde buyuk toprak hakimiyeti, ticar! merkezlerin yer degismesi, halkin ve yoneticilerin dint 
olgunlasma donemini tamamlayamamalan ile sorun ustune sorunlar getirmistir. 

ilk siyasi catlama Rasulullah sallallah u aleyhi ve sellemin dunyayi terk ettiginde insanlann 
onun koymus oldugu ilkeleri birden unutkanlasip tekrar cahiliye donemini hatirlatan adetleri 
hayata gecirmeleridir. Bu bir yonden dinin igtimai plandaki yonetim serbestiyetin varhgini 
gosterebilir. Ancak ilk halife seciminde meydana gelen boslugun bugune kadar biraktigi izleri 
bulunmaktadir. Bu sekilde baslayan yonetim sekli ile sarsintiya ugrayan yonetimler istikrar 
gosterememistir. Rasid Halifelerden sonra islam! devlet uygulamasi Emeviler ile tamamen 
halkdan kopmus, saltanata donusmus yillar yih bu yonetim sekli degismemistir. 

Burada su soru akla gelirse islam hala yeryuzunde hakimiyetini nasil devam ettiriyor? Bunun 
cevabi dinin koruyucusu Allah Teala oldugu icindir. Kur'an-i Kerim'de gecen 

"$uphe yok o zikri biz indirdik biz, her halde biz onu muhafaza da edecegiz." 405 ayeti ile 
din Allah Teala'nin korumasi altindadir. Din mukemmelligi ile dimdik durmaktadir. Ancak Allah 
Teala islam! hayat nizami olarak uygulamayi insanlara birakmistir. 

"Gergekten muminler kurtulu$a ermi$tir." 406 ayetinde gecen iman edenlerden maksat 
inancina sadik olanlardir, Muslumanlar degildir. Yoksa bugunku muslumanlann bu zilleti 
olmazdi. 

islam siyasetinin basansiz oldugunu dusunmek luzumsuz olabilir. Ancak ideal islam devleti 
anlayisinda mukemmel sekilde oturtulamamasinin sebebi olarak kisilerin karizmalan ile 
inanislann hep bir kefeye konulmasi, devlet yonetiminin din! ve sosyal yonu uyusmamis 
olmasidir. islam tarihine baktigimizda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin dunyayi terk 
etmesiyle baslayan olaylarda Ehl-i Beyt'in basina gelen sikintilarda Hz. AN kerremallahu 
vechenin yapici roller ustlenmesi karizmatik sahis fonksiyonunu bir tarafa birakip devlet-millet 
olmanin gereklerini gostermesidir. Hz. Hasan aleyhisselamin halifeligi terk etmesi ve Hz. 
Huseyin aleyhimesselamin devlete karsi gelmeleri riyaset icin olmayip, devletin ictimai 
uygulamada halktan kopanhp saltanata donusturulmesine itirazdir. C un k u h er saltanat bir 
zulmun uygulayicisi olmaktan kendini kurtaramamistir. 

Neticede, §EYTAN VE YANDA§LARI, HiLELERJNi iNSANLARIN ZAAFLARI UZERiNE DUZER. 
SAGLAYICILAR OLARAK TESPiT ETTJGi UNSURLARI DA BAZEN DJNi YONDEN, BAZEN DE DUNYEVT 
YONUNDEN HAREKETE GECiRiR. BU DUZENLERiN igiNDEN KURTULMAK COK ZOR 



Hicr, 9 
406 Mu'minun, 1 



Internet Yazilan 235 



OLDUGUNDAN KARGA§A ORTAMI HiCBiRZAMAN EKSiKOLMAZ. 

"Ey inananlar! Cuma gunu namaz igin ezan okundugu zaman Allah' i anmaya ko$un; ahm 
satimi birakm; bilseniz, bu sizin igin da ha iyidir." 407 

Bu ayetin batinT manasi Ey insanlar, bir i§aret zuhur ettiginde kendinizi dunyevT §artlardan 
uzakla§tirarak hak olan Allah Teala'nin emirlerine uyun, acele ederek batihn prangalanni 
boyuna gegirerek kolele§meyin, demektir. 

Sonu? olarak diyebiliriz ki DUNYA BEKAR BJR KOCAKARIDIR. HERKESLE Ni§ANLANIR FAKAT 
GERDEGE GiRDJGi KJMSESi H ig OLMAMI§TIR. 

"Yaptiklarmizdan mutlaka sorumlu tutulacaksmiz." 408 



407 _ , ,-, 

Cum a, 9 

408 .. ,. _-. 

Nahl, 93 



BU INSAN NEYI ISTIYOR? 

Derman arardim derdime derdim bana derman imis, 
Burhan sorardim ashma ashm bana biirhan imis. 
Sag u solum gozler idim dost yuzunu gorsem deyii, 
Ben tasrada arar idim ol can icinde can imis. 
Oyle samrdim ayriyem dost gayndir ben gayriyem, 
Benden gorup isiteni bildim ki ol canan imis. 
Savm u salat u hac He sanma biter zahid isin, 
insan-i Kamil olmaya lazim olan irfan imis 
Kande gelir yolun senin ya kande vanr menzilin, 
Nerden gelip gittigini anlamayan hayvan imis. 
Mursid gerektir bildire Hakk'i sana Hakk'al-yaktn, 
Mursidi olmayanlarm bildikleri guman imis. 
Her murside dil verme kim yolun sarpa ugratir, 
Mursidi Kamil olanm gayet yolu asan imis 
Anla hemen bir sbz durur yokus degildir diiz durur, 
Alem kamu bir yiiz durur goren am hayran imis. 
isit Niyazt'nin sozun bir nesne ortmez Hakk yiiziin, 
Hakk'dan ayan bir nesne yok gozsuzlere pinhan imis 

Niyaz?-i Misrt kaddese'llahu sirrahu'l aziz 

Hayatta birgok dileklerimiz mevcut olmakla birlikte yine butun gayretimiz bunlann 
gergekle§mesi igindir. isteklerimizin sevkiyle ba§layan bu arayi§i, <pok az kimse 
neticelendirebilmektedir. ig dunyamiz sonsuz bo§luklarla delik de§ik olurken, karamsarhk butun 
benligimizi sarmaktadir. 

Cemil Merig'in "Her aydmhgi yangm samp sondurmege kosan zavalli insanlarim: 
Karanhga oyle ahsmissmiz ki yildizlar bile rahatsiz ediyor sizil" ozlu sozunde oldugu gibi; 
du§uncelerimizden ve hareketlerimizden hayallerimiz bir 151k gibi sizarken, toplumda var 
olabilmenin zorluguyla yipranan ve bunalanlanmiz vardir. 

Bu durum bazen Allah Teala'ya dahi uzanabilen bir siiregle, topyekun bir kuskunluk 
olu§turarak inanglan sarsmakta ve kuvvetli olan turn duygulanmizi pargalayarak bizleri kendi 
gergekligimizden uzakla§tirmaktadir. 

Hedefe vararak durulmanin tek garesi hayatimizin galkantih gegmesi midir? Fakat ashnda 
turn bunlar bizim yazih olan kaderimizden ba§ka bir §ey de degildir. 

ilim sahibi olmanin bir had safhasmin bulunmayi§i gibi ki§inin mal varhginm goklugu da yine 
dunyayi tumuyle kucaklamasini saglayamaz. 

Sahip olmanin bir sinin olmadigina gore bu sonsuz isteklerin garesi nedir? 

Gelgitler iginde sapitmak bir garemidir? 

Eger gare ise daha gok istemenin dizginlenemeyen vahsi atlan neden meraya sahniyor? 

Acaba insanin asil amaci sonsuzu bilmek midir? 

insanlar ogrenmek, bulmak ya da kavusmak isteseler de ne garip tecellidir ki ulasilan higbir 
sey, turn eylemlerinin tetikleyicisi olan bosluklan dolduramaz. Birgok sanat dahnda bu 
durumun farkh sekillerde ifadelerini gormek mumkundur. Asagidaki sarki sozu yine en basit 
sekliyle bu durumu ifade etmektedir: 



Internet Yazilan 237 



Hig ag susuz yasamadim ki 

Hig parasiz pulsuz kalmadim ki 

Hig asksiz sevgisiz olmadim ki 

Neden neye kime bu ozlem 

Peki, o zaman insanin aradigi nedir? 

Turn bu sorular Dostoyevski'nin bir kahramaninin sorusunu getiriyor akla; "Dunyaya 
gonderilis sebebim varligimm bir higten ibaret oldugunu anlamam igin midir?" Yine ayni 
kahraman; "insan hedefe varmayi degil, hedefe giden yollan sever" demektedir. 

iste bu noktada insanin, kendisini asil olan gergeklige yukseltecek uyancilara ihtiyaci bas 
gostermektedir. Bedenindeki duygular buyuk firtinalann dalgalan ile garpisirken insanin bunu 
gorebilmesi ya da fark edebilmesi gok zordur. Bu nedenle insan bilmek ve bilinmek igin, eserler 
uretmeye baslar. Sarsilmis benligi onu yiyip bitirirken kendine yon veremez ve yerinde duramaz 
hale gelmistir. Duygu ve dusunceleri ruhunun derinliklerinden akhn ekranina sizarken artik o 
bir kurtanci aramaktadir. Bu noktada yine kendine ve kendinde var olan isiga yonelecektir. Bu 
isik onun dusunceleri, fiilleri ve eserleri olacak, kaybolmus benligini bulmak igin gektigi acilar bir 
nebze de olsa son bulacaktir. Artik eserleri onun aynasi olmustur. 409 Bir sairin asagidaki siirinde 
belirttigi gibi: 



BOZGUN 
Bir kez daha denedim yalnizhgimi, 
igimin kopmayan ipinde sallandim, 
Urkuttum bulut kuslarmi gokyuzunun, 
Sonsuzun gizgisiyle smirlandim; 
Bir gun garesizlik iginde kalmisken 
Higlik ordularimi gogalttim kendimden, 
Gegtim olum batakligmi hmcimla kurutarak, 
Kopruler kurdum umutsuzlugumun putrellerinden. 
Ben zamani muthis gucumle durdurarak 
Kurdum sessizligin duran saatlerini, 
Bir gun her yammdan kusatilmisken 
Bir kez daha denedim kendime tutunmayi; 



[Sigmund Freud'un psikanaliz teorisi sanatcimn ki§iligini ve sanat eseri arasmda ili§ki kurarken 
bilingaltiyla ilgili olarak eserindeki ki§ilerin psikolojisini, bilingalti dunyasina yakinla§tirmaktadir. Freud, 
sanatcimn kisiligine bakarak eseri hakkmda bazi cikanmlara vanr. Moran onun kuramim soyle 
ozetlemektedir. 

" insanlann bir takim istekleri ve etkileri vardir fakat toplum iginde yasadiklanndan dis gergeklige 
uymak zorunlulugu duyar ve bu isteklerini serbestge tatmin etmez, aksine bunlan bastirmaya, ortmeye 
bakarlar. Fakat ister cinsel alanda ister baska bir alanda olsun bu isteklerden vazgegmek gok zordur. 
Bundan otiiru insan gergek hayatta kavusamadigi bu zevkleri hayal kurma yoluyla elde etmeye gahsir. 
Boylece gergeklik ilkesinin sozunii gegiremedigi bir hayal diinyasinda insan en gizli arzulanni tatmin 
eder. (ogunlukla cinsel ya da kendini basanh, kuvvetli ve yuksek gormekle ilgili isteklerdir. Bu hayal 
kurma egilimi asm kagar, normal smirlarim asarsa ruh hastahgi igin ortam hazirlanmis demektir. 
Freud'un sanat kuraminda bu hayal kurma eylemi ile sanatginin yakm iliskisi vardir. Sanatgida bir ruh 
hastasina yakm sayihr. Oda gergek dunyada tatmin edemedigi isteklerle doludur"] AKTUCCAR Oylum, 
T.C. Yeditepe Universitesi Sosyal Bilimler Enstitusii "isa Portrelerinin incelenmesi" Sosyal Bilimler 
Enstitusu Plastik Sanatlar Yuksek Lisans Tezi, istanbul, 2007, s.6 



238 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



Oyle geniflettim ki denizlerimi 
Ben koydum yerli yerine adalanmi 
Ve ogrendim kiyi§iz, limansiz ya§amayi. 
Sedat Umran 

Sonuc olarak diyebiliriz ki; insanin, daglann tasimaktan kagmdigi emaneti yuklenmek icin 
istekli olmasi, "nefahtii" 41 ° remzinden aldigi gucle ilahT mertebelerin sonuna kavusmak istiyaki 
aciklanamazdi. Cunku dunyanin insani doyuracak kapasitesi olmadigi gibi aradigini 
bulamayanin cekecegi iztirap gercekten gok zordur. isteklerimiz ig dunyamizi pargalayan birer 
mihrak oldugu gibi hepsine kavujmakta mumkun degildir. Bir yerden sonra durulamayan 
insanin olmesi iyilik gibidir. Binlercemiz bu yanilsamalar girdabmda bogulmaktayiz. insan her 
kavusmadan sonra sikintiya duser ve her bitis onun yeniden bir arayisa duseceginin 
habercisidir. insanin dogasi geregi bu hep boyle surup gidecektir. Bu nedenle Allah Teala 
insanin duragan olamayacagini su sekilde izah etmektedir. 

"Onlar inanmi$lar, kalpleri Allah 'i anmakla huzura kavu§mu§tur. Dikkat edin, kalpler 
ancak Allah '; anmakla huzura kavu§ur." 4n 

Asil olan, ig dunyamizdaki bu karmasanin nasil gozulebilecegi meselesidir. Gorunen o ki, 
Allah Teala'nin yardimindan baska bu noktada bir gozum de mumkun degildir. 

"Seni §a§irmi§ bulup, dogru yola eri§tirmedi mi?" 412 



Allah Teala, "nefesu'r-Rahman" olarak bilinen ve kainatin varligim surekli muhafaza eden "ilahT nefes 
alma" vasitasiyla mahlukati yaratir. Aleme hakikati cihetinden, rahmanm nefesi olmasi cihetinden 
bakildiginda o, ancak Allah Teala'dir denilir, diger taraftan aleme bu ilahT nefeste §ekillenmi§ suretler 
olmasi cihetinden bakildiginda ise o, mahlukattir denilir. 
411 Rad, 28 
412 Duha,4 



TOPLUMLARIN KIYAMETI 

Miikemmel bir Hukiimet adamim sevindirmek isterseniz tenkit ediniz 
Basit bir Hukiimet adamim memnun etmek isterseniz methediniz 

ingiliz Basbakam Benjamin Disraeli 413 

insanlann en buytik dusuncesi rahat bir hayat yasayip nefsinin isteklerine kavusmada zirveyi 
bulmak olmadigi bilinmelidir. Bu durum bazen o kadar ileri gider ki, insani insanhktan cikarak 
ilahT bir statuye kavusmasi icin gayret gostermeye baslar. Ashnda bu durum yikihsin temellerini 
getirecek koleligin tekrar kazanilmasina yardimci olmaktir. 

Teknolojinin ve kazanimlann hizi karsisinda insanin yetisme hizini hala bulamadigi bir 
gercektir. Vaktiyle gelmeyen ilerlemeler psikolojik, sosyolojik ve ahlakT yikimlar olusturmustur. 
Bu nedenle insanlan mutsuz olarak gormekteyiz. Bu yok olusun habercisidir. 

Gelecegin hizi karsisinda yetisemeyen insanin buhrani sonunda kolelestirmek isteyen 
kuvvetleri azdinrken, ezilenleri isyana tahrik eder. Bu hareket yikihsin habercisidir. Cunku 
kaybedecekleri kalmayanlann hedefi kaybedecegi olanlar icin siddet unsuru olur ve sevgi 
kaybolur. 

Sevginin kaybolmasi askin kinlmasi veya bulanmasidir. 

Askin kinlmasi kiyametin kopmasidir. 

Kinlmada arzular ve hedefler "butuncul=kullt Wade" yi asmak veya kontrol etmek seviyesine 
gelince "kiyamet"\ kopartmis olurlar. 

Askin bulanmasi ise kinlmadan daha tehlikelidir. Dusunun bir kere geceyi gunduzden 
ayirmak mumkun mudur? 

Aynlmaz denir. Fakat bugunlerde bu aynlma olmamissa da bulanmis gitmistir. 

Suyu akitmadan bekletirsen zamanla kokar. Tenkit etmeden cocuk yetistirirsen, ham kahr. 
Ancak bu isleri kinlmadan, bulanmadan ve ayirmadan yapmak gerekir. 

Toplumlann cokusunu hazirlayan kinlmalar ve bulanmalarla ic, dis, maddT ve manevi 
sebeplerden biri olusur. Tetikleme etkisiyle uzun ve kisa vadede kiyamet kopar. Bu gerceklesen 
kiyamette suclu ve sucsuz aranmasina da gerek duyulmaz. £unku toplumun kiyameti 
kopmustur. 

Tarihte millet ve devlet kiyametleri coktur. Gunumuzde ise kimliginin degisimi ile 
gorulmektedir. Kiyamet sonucu erime ve asimile olarak yeni bir olusum icine dusus gerceklesir. 
Artik cikista kaybolmustur. Mecrasini kaybeden irmaklar ancak erezyona tabi kahr. Barikatlan 
seviyeli kilmadan atilan adimlar sonucta kiyameti koparacaktir. 

Vaktini kaybeden istekler sonucta kiyamete sebep olmaktadir. Kucuk beyinleri sevgiden 



413 Benjamin Disraeli, (d. 21 Arahk 1804 - 6. 19 Nisan 1881 ) ingiliz politikaci ve 19. yuzyil 'da birgok 
kez ingiltere basbakam olmus devlet adami. Yahudi asilhdir. 

19. yuzyil 'm ikinci yansinda ingiliz sivasetinin, Liberal Partili William Gladstone ile birlikte en onemli 
ismiydi. Muhafazakar Parti 'nin onde gelen liderlerinden biriydi. 1870 ve !880 yillan arasmdaki 
basbakanligi doneminde ingiliz aristokratlanni da arkasma alarak ingiltere siyasetini kontrolii altma 
almistir. Kralice Victoria 'nin en gok deger verdigi siyasetgiydi. Secimlerde ezeli rakibi Gladstone 
tarafmdan yenilgiye ugradiktan sonra siyaset sahnesinden silindi. Smif sava§i ve i$ci smifi hakkindaki 
dusunceleri, 1950'li yillann ingiltere'sindeki pragmatik ve merkezci ekonomi politikalan uzerinde etkili 
olmustur. 



240 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



yoksun birakanlar yerlerini onlara birakmak istemediklerini agikca ifade etmektedir. Geli§me 
gagindaki beyne 50k uygularsan onu yok etmek istiyorsun demektir. Allah Teala rasulunu dahi 
kirk ya§ina gelince teblige vazifeli kilarken bazi genglerin vakitsiz oten horozlara donu§mesi bir 
yok olu§un hikayesini yazmak gibidir. 

Son soz olarak, tarihte benzeri olmayani tekrar istemek aptalhk ve ahmakhktir. Olmayan, bir 
daha olmayacaktir. 



ILM-i ATI ILE ILMI LEDUN ILI^KiSi 

ilm-i AtT tarih ilminin bir simetrisidir. Biri gecmise, digeri gelecege bakar. Tarih, gecmise 
yolculuk etmemizi saglarken ilm-i AtT de ise gelecegin bir bolumunu kesf etmemizin imkanlanni 
zorlamamizi saglar. Lakin ilm-i AtT ile kehanet arasinda daglar kadar fark vardir. Falcihk icabmda 
ilm-i AtT'nin bir subesi sayilabilirse de ilm-i AtT ise kesinlikle falcihk degildir. 

Gecmisi analiz etmek, somut olaylardan dolayi daha kolaydir. Lakin bugunun verileriyle 
gelecegi okumak da mumkundur. Zira Allah Teala'nin koydugu isleyis kanunlan vardir. Yanilma 
payi olmakla birlikte, bu kanunlar cercevesinde gelecegi okuyabiliriz. Bunu pekala herkes biraz 
gayret gostererek yapabilir. 

Gelecegi okumanin kahinlikle bir irtibati oldugu gibi, kahinligin otesinde muspet ve pozitif 
ilimlerle de bir alakasi vardir. ibni Haldun, tarihci ve medeniyet ilmi uzmani oldugundan 
dolayi, tarihten cokus ve yukselis kanunlarim cikarmistir. Dolayisiyla gelecegi okumak 
anlaminda futuroloji (ilm-i AtT) nin cok buyuk bir fezasi ve gok kubbesi vardir. Bu nedenle 
kimileri ilm-i atiye falcihk ve astrolojiyi de katarken, kimileri de tarih gibi ilimler uzerinden 
ilerlerler. 

ilm-i AtT, gelecegi dusunme yontemi belirsiz bir gelecege hazirhk yapmak, yannin ne 
olacagini Allah Teala kader kanunlan ile anlamaya cahsmaktir. Bu ise hem zor hem kolaydir. 
Cunku Allah Teala dilerse bu ilmin hakikate cikmasini saglar. Fakat bu ilim gaybT tarafa 
dusmesinden dolayi ancak zuhur edince fark edilir. Bu ise bilmemek ile esdeger duruma doner. 
Yani bilmek, sanki bilmemek olur. Bazen oyle bir duruma doner ki alay edilen bir gercek 
durumuna donusur. Rasullerin hakikat olmasina ragmen uzun vadelerdeki bilgileri, mesela 
olum sonrasi bilgileri hep alay konusu olmustur. 

ilm-i atT mensuplannin gelecek ile ilgili ongoruleri dim, sosyal ve pozitif bilimlerin 
kullanilmasi ile olsa da, bu her zaman hakh cikacaklanni anlamina gelmez. Aksine tarih, bu ilim 
sahiplerinin yaptigi, bir cok hatah tahminlerle doludur. 

Gelecek ilmi olan ilm-i atT, bir cesit ongoru oldugu icin, icinde daima kucuk veya buyuk 
yanilgilan da banndinr. Neticede ise cogunlukla bilimsellikten uzaklasma gorebilir. ilm-i AtT'de 
dinimizin iki onemli esasi olarak Kur'an-i Kerim ve Rasulullah sallallah u aleyhi ve sellemi 
beraber ele ahnz. Bunun disindaki seylerin "On yargi" olmasinin onune gecilmedigi zaman, 
yanilgiya dusmeden kurtulamama kacinilmazdir. Cunku ilm-i atT gelecege donuk yonuyle 
kehanete benzer bir durumu cagnstinr. Calismaya baslarken, tahmin edilmeye cahsilan konu ile 
ilgili 'beklenilen' sonucu bastan dogru kabul etmek hatanin gerceklesmesi ihtimalini 
artiracaktir. Bahsettigimiz iki esasin disindaki sebepler icin bilincaltinda veya bilincli olarak yanh 
bakma durumu, istenilen sonucun gercegin yerine gecmesine yol acacaktir. Ashnda, yapilmak 
istenen gelecegi anlamaktir, planlamak degildir. Bu ilim mutlak analiz olmayip, degisik ilmT 
usullerle ulasilmaya cahsilan 'sebep-sonuc' analizidir. Yani 50 yil sonra nasil olacagiz sorulannin 
cevabi kehanetle degil ancak ilm-i atT ile cevap verilebilir. Bu ilimde yanilabiliriz, fakat en 
azindan 'bir §eyler' yapmis oluruz. Ancak gelecege her baki§ta bilinen §ey onu hep 
degi§tirmemize de sebep olur. Qunkii her bakigta gordugumuz, ashnda bir degisimin 
olusmasmi isteyisimizdir. 

ilm-i AtT'nin gelecek hakkinda yorumlar getirmesi ile ilm-i ledun sinifina dahil oldugunu 
soyleyebiliriz. Cunku sonucta verilerin neticeleri birbirleri ile cozulmez dugumler halinde 
oldugu gorulecektir. Kaderin cizgilerinin olmasi gerekene dogru hareket ettigi, gecmis ve 
gelegin birbiri icinde karmasik bir sisteme donustugu "gelecek bugunu mij etkiliyor? Yoksa 



242 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



gecmi§ mi gelecegi?" sorusunun hala cevap bulamadigi, ancak gecmisin gelecegi etkiledigi 
dusuncesi hakim dusunce oldugu on plana cikacaktir. Anthony Giddens'in da belirttigi gibi, 
"gelecege bakis her zaman gecmise bakis uzerinden temellendirilmelidir". 414 

[insanlann bircogu hayatlannda ruya, ilham ve onsezi ile bir sekilde kar§ila§irlar. Etkisinde 
kaldiklan bir ruyanin dahi dogruluguna inanmasalar bile yorumunu ogrenmeye cahsirlar. Bu 
nedenle insanlar, kritik kararlannda haricT verilerin disinda icsel bilgilerine de deger verirler. Bu 
kisisel bilgiler, sahibi icin kimi zaman buyuk onem arz edebilir. icsel (DahilT) bilgiyi butunuyle 
reddetmek ya da onu yegane bilgi olarak gormek, dogru bir tutum degildir. Cunku insan, hem 
maddT hem de manevT boyutu olan bir varhktir. Bu boyutlardan biri ihmal edildigi zaman insan 
taniminda ciddi bir eksiklik soz konusu olur. MaddT boyutun one cikanldigi gunumuzde insanin 
manevT boyutunun onemli unsurlanndan olan ilm-i ledunnT bir giz olarak kalmaya devam 
etmektedir. 

BeserT bilginin her zaman dogru bir sonuc ortaya cikardigi soylenemez. Hakikate ulasmada 
insan akh yetersizdir. Kendi cevresini bile tarn olarak ihata edemeyen insan akhnin, gaybT 
hakikatlere nufuz etmesi imkansizdir. insan akh, yanilgi, gaflet ve unutmaya agiktir. insan, 
hakikat arayisinda vahyin yol gostericiligine muhtactir ve onsuz hakikate ulasmasi mumkun 
degildir. Bundan dolayi Allah Teala, gerek rasuller gerekse de bu bilgiye mazhar olmus kisiler 
aracihgiyla insanlann bu ihtiyacini gidermektedir. Tarihin gesitli donemlerinde Allah Teala'nin 
gonderdigi rasullerin gorevleri, insanlan hidayete ulastirmada yol gosterme ile yararh ve zararh 
seyleri onlara ogretmek olmustur. Bu gerek vahiy, gerekse ilham gibi bazi yollarla olmaktadir. 
Boylece insanlar aklen yetersiz kaldigi zamanlarda bu desteklerle ayakta kalabilmislerdir. Bu 
durum kiyamete kadar devam edecektir. f^unku insanlar vahyi destege her zaman muhtagtirlar. 
Ancak "filozoflar, ilm-i ledunntnin (dolayisiyla gelecek tahmini) bilgi kaynagi olamayacagi 
hususunda gorus birligi igindedirler." Bu ilme daha cok deger veren ve onu bir bilgi kaynagi 
olarak kabul edenler mistiklerdir. Mistiklerden bir kismi bu ilme sahip olmanin buyuk bir erdem 
oldugunu ve bu ilmin, sahibi acisindan baglayici oldugunu belirtmistir. 

Kur'an-i Kerim'de bu ilimle ilgili olarak Hz. Musa aleyhisselam ile Hizir aleyhisselam arasmda 
gecen olaylardan anlasilan sey Hizir aleyhisselamin sahip oldugu ilmin, bizim ilmimizden farkh 
oldugu olgusudur. Oncelikle mahiyet ve kaynagi bakimindan farkh bir ilim oldugu gercegidir. Bu 
bilgi, sebepten sonuca giden deail, sonuctan sebebe akan bir bilgidir. Zaten bu ilme sahip olan 
Hizir aleyhisselam, kissada gecen fiilleri kendi ilmiyle yapmadigmi ifade etmistir. lira bu 
olayla Allah Teala, Hz. Musa aleyhisselama beser ilminin ne kadar yetersiz oldugunu 
gostermeyi amaglamistir. Kissada gecen Hizir aleyhisselam, sadece kendisine verilen rolu 
yerine getirmek zorunda olan semboldur. Bu kissa, gayba iliskin meselelerin Allah Teala'ya ozgu 
kilma noktasinda birlestigidir. Kuskusuz Yuce Allah Teala, olaylan sonsuz bilgisi uyannca bir 
hikmete gore planlar. insanlar ise bu plani kavrayamazlar. Burada gaybi bilemeyecegimizin 
teyidi vardir. insanlar gayba ait sirlan ancak O'nun ogrettigi oranlarda ogrenebilirler. O halde 
bu ilim Allah Teala'nin ilmidir.] 415 

Buradan anlasilan gecmis ile gelecek arasmda bir berzah oldugudur. Berzah ise, sozlukte 
iki sey arasmda bulunan engel, anlamma gelmektedir. Berzah Kur'an-i Kerim'de 

"Nihayet onlardan birine olum geldigi zaman; Rabbim beni geri dondiir ki terk ettigim 
diinyada yararh bir is yapayim der. Hayir, bu onun soyledigi, (olmayacak) bir laftir. Onlerinde 



Anthonny Giddens, Beyond Left and Right-The Future of Radical Politics, (Cambridge and Oxford: 
Polity Press and Blackwell Publishers, 1996), 26. 
415 (BARDAK, 2006), s.112-114 



Internet Yazilan 243 



ta dirilecekleri giine kadar bir berzah (engel) vardir" 4J6 seklinde kullanilmaktadir. Bu ayetin 
isareti ile berzah, gaib olanla varhk sahasi arasinda bir engel olarak anlatilmaktadir. Yani 
berzah; insanin gegmis ve gelecek bilgisinde varhk sahasindan gaib sahasina girmesine engel 
vardir. Bu engeli asmak igin ilm-i ledun sahibi olan ki§ilere mahsustur. Bu ilim sahiplerinin ilm-i 
AtT'ye vukufu da mukemmeldir. Bu ilimde ise surekli ustunlukler bulunur. Unutulmamasi 
gereken ise "kiilli iradenin" bilgiyi fiiliyata gegirip gegirmeyecegidir. 



416 Muminun, 99-100. 
Kaynakfa 

BARDAK Ahmet Kur'an'da ilm-i Ledunni [Kitap]. - Van: Yuziincu Yil Universitesi, Sosyal Bilimler Enstitiisu 
Yuksek Lisans Tezi 187223 , 2006. 



GELECEK ISLAM'IN 

[Din insanhgin bir parcasi gibi her zaman var olan bir olgudur. Bu yuzden fertler ve 
toplumlar icin din, en buytik bir ihtiyactir. Nasil ki hava bizim icin vazgecilmez bir ihtiyac ise din 
de ic dunyamizi saran oyle vazgecilmez bir ihtiyactir. Bu acidan bakildigmda dinin hem bireysel 
hem de toplumsal yapilanmada buytik etkinligi vardir. Fakat din bu yapilanma icerisinde sihirli 
bir formul gibi insanhgin turn sorunlarini cozen bir olgu olarak dusunulmemelidir. Din insanlara 
genel ilkeler koyarak yardimci olur. Bu genel ilkeler de kisiler icin birer yuk olarak 
dusunulmemelidir. Bilakis bu ilkeler insanin dunya hayatinda ve ahiret dusuncesinde cikmaza 
dusmesini engeller, altindan kalkamayacagi is ve davranistan kisiyi ah kor, yukunu hafifleten 
duzenlemeler getirir. Bu durumda her insanda dini inane ve tutumlann etkisini gormek 
mumkundur denilebilir. Fakat her insanin dini emir ve yasaklar karsisindaki tutumunun farkh 
olacagi unutulmamahdir. Kimileri dindardir ve ibadetlerini tarn tamina yapar, kimileri inanchdir 
ama emir ve yasaklar konusunda cok hassas degildir. Kimilerinin ise bu konular ile ilgili 
tereddutleri olabilir. Ancak her insan yasadigi sikintih anlarda bundan kurtulmak icin cesitli 
cozumler arar. Bazen bunu birileri ile paylasir, bazen icine atar, bazen bastinr. isyan edebilir, 
baskalanni suglayabilir. Bu kisiden kisiye, zamandan zamana ve yasanilan durumdan duruma 
degisebilir. Bu acidan bakildigmda kisiler sikintilanni dini faktorlere havale ederek 
rahatlamaktadirlar. Dunyada yasanilan uzuntuler, adaletsizlikler karsisinda dini inanci insanlar 
uzerinde etkili olmaktadir. Yaraticiya kavusma, onu gorme, ilahi adaletin gergeklesecegi 
dusuncesi insanlara mutluluk vermektedir. Ayni zamanda olumden korkmamalanna neden 
olan en onemli sey de asil huzur ve mutlulugun ahirette olacagi inancidir. Fakat bu 
dusuncelerin yam sira ilahi adalet, cehennem, Allah Teala'ya karsi gorevlerini tarn yapamama 
dusuncesi bir yandan da kaygi olusturmaktadir. Oyleyse ahirete inanmak bir acidan mutluluk 
sebebi iken baska bir acidan ise kaygi nedenidir.] 417 

[Din faktoru donem donem degisse de her zaman etkili olmasina ragmen, zamanimizda 
gerekli ilgiyi gormeyerek ihmal edilmektedir. Bu zamanimizdaki olgulann Bati merkezli olmasi 
temel belirleyici etken olmustur. 

Ozellikle Soguk Savas sonrasi dunya sisteminde ve uluslararasi politikada meydana gelen 
ciddi degisimler sonrasinda din genel anlamda canlanma yasadi. Artik Bati-merkezli bakis acisi 
sorunlann cozumlemeleri icin yeterli olmamaktadir. 

Sekuler degerler ijzerine kurulan komiinist devlet sisteminin ve Orta Dogu'da Arap 
milliyetciliginin basansiz olmalarim iistu ortulmus olan dinin genis bir cografyada tekrar 
canlanmasma ve ciddi bir alternatif olarak ortaya cikmasina sebep olmustur. 

Bugun din, yerel ve kuresel duzeyde cok etkili ve ana belirleyici unsurlardan biri haline 
gelmistir. Bundan dolayi dinin rasyonel bir sekilde butun iliskilere eklendigi gorulmektedir. Bu 
durum din etkisinin anlasilmasinda ve yapici rol oynamasini saglayacaktir. Boyle bir yaklasimin 
dogmasi dunyanin dindar olmasi, din kurallannin yayginlasmasi anlamina gelmemektedir. 
Boyle bir yaklasim, dinin etkisinin ve yerinin saghkh bir sekilde anlasilmasini saglayacaktir.] 418 



417 (ACABOGA, Ocak-2007), s. 56-57 

418 (SAHI'N, 2007), s. 175-178 



ACABOGA Asiye i Din-Mutluluk iliskisi [Kitap]. - Kahramanmara5 : Sutgu imam Universitesi Sosyal 
Bilimler Enstitusii Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim dah Yuksek Lisans Tezi-204569, Ocak-2007. 



Internet Yazilan 245 



Dine dayah hayat Allah Teala'nin istedigi gelecektir. Bu dinin gercek manada en guzel 
§ekilde anla§ilacagi donem demektir. Allah Teala'nin kullan hakkinda takdir ettigi tevhid inanci 
mukemmel §ekilde butun insanlar hakkinda gercekle§mesidir. Tam manada bu gelecek dini 
hayat Mehdi aleyhisselamin geldigi donemin olmasi ongorulmektedir. Hz. isa aleyhisselamin 
nuzulu ile Hiristiyanlann islam'a gegmeleri Yahudilerin azginhklannin kontrol altina ahndigi 
donemdir. Bu gelecek tipinde ideolojik sistemler ve ulus devlet modelleri yok olup din 
devletinin olu§masidir. Bu devletin ismi "islam Devleti" olarak anilacak irklar ve kulturler bu 
devletin icinde silik durumda bulunacak ve yok olacaktir. Bazilannca "Altin $ag" olacagi kabul 
edilen bu devlet "islam Devleti" dir. 



SAHJN Mehmet Din-Di§ Politika ili5kisi: Abd Ornegi [Kitap]. - Ankara : Gazi Universitesi Sosyal Bilimler 
Enstitusu Uluslararasi ili§kiler Ana Bilim Dah Doktora Tezi-207534 , 2007. 



KURESEL EKONOMIK SISTEM GERCEGI 

Gelecekte olmasi dusunulenlerden biride §irket vatandashgi, ozellestirme, kuresel pazarlar, 
karhhk, .... cok uluslu §irketlerin egemenligidir. Yani ekonomik sistemin emperyalist duzen 
sahiplerinin emellerine hizmet edecek sistemlerin hayata gecirilmeye gah§ilmasidir. Gorunuste 
butun insanhgi bir havuzda toplayip bir koy haline gelmesidir. 

Kuresellesme islam! acidan uygun gorulmemektedir. Cunku Allah Teala kullann birbirleri 
anlasmalan icin ayn kabileler, fikirler, mezhepler vb. olmasini uygun gormektedir. 

"Ey insanlar! Dogrusu Biz sizleri bir erkekle bir di§iden yarattik. Sizi milletler ve kabileler 
haline koyduk ki birbirinizi kolayca tamyasmiz. $uphesiz, Allah katmda en degerliniz, O'na 
kar§i gelmekten en gok sakmamzdir. Allah bilendir, haberdardir." 419 

islam'in genis perspektifi 420 diger hayat, fikirler ve ideolojilere "Dinde zorlama yoktur; 
Artik hak He batil iyice aynlmi§tir." ni ilkesi ile onlara hayat hakki tanir. islam ise, emperyalist 
sistemin goruntusu olan kuresellesmeyi kolelestirme ile ayni gormektedir. Kuresellesme 
somurmenin bir baska adidir. Ozgurluklerin kayboldugu bir gelecege karsi tek engelde ancak 
islam'in oldugu artik anlasilmistir. 

[Mesela, kul hakki dedigimiz bir temel dustur var. 

Kul nedir, oyleyse? 

Gorunurler (phenomene) dunyasinda varolmayan bir yetki merciine baglanma, bunun 
sonucunda dunyevT bir makamin, gug odaginin sorusuz sorgusuz kolesi olmama durumudur. 
Demek ki kul, bir toplumsal adalet ilkesi olup islam'in kaginilmaz kurahdir. Markscihk bu ilkeyi 
islam'dan asinp igini maneviyattan bosaltmistir. Nasil Luthercilik, dince Muslumanhktan 
esinlenmisse, benzer bicimde, Markscihk dahi bizlere islam! etkiler ile unsurlan yansitmaktadir. 
Bunlann basinda emek ile aim terine dayanmayan gelir ile kazancin haram sayilmasi ve kul 
hakkmm dokunulmazhgi gelmektedir. Bahsettigimiz iki ilke, insanin insani kul kilmasi ile 
somuruyij yasaklayip sonucta toplumsal adaleti gundeme sokup yasatmaktadir. Toplumsal 
adalet, islam'in temelidir. Namaz, oruc gibi bilcumle ibadetlerse, dunyanin en zor isi olan kul 
hakkini yememek icin tesis olunmus talimlerdir. Her ibadet insani kul hakkini yememe disiplini 
ile tutarhhgina goturme maksadina matuftur.] 422 

[islam, liberalizma ve kapitalizma, fa§izma ve nazizma, sosyalizma ve komunizma gibi, 
bugune kadar tatbik mevzuu olmus ictimai ve iktisadi mezheplerin her birini, hicbirine ustunluk 
vermeden masaya oturtur ve onlara soyle mukabele eder: 

'Her birinizin, butunu kucaklayamadan, ayn ayn ve parga parga bazi haklarmiz ve 
hakikatleriniz vardir ve her birinizin ayn ayn ve parga parga arayip da bulamadigmiz hakikat, 
hirer butiin halinde islamiyet'tedir. 

islamiyet'in bunlardan hie birine tabi olmasi ve hie birine kendi ismini ilave etmesi mumkun 
degil; ancak bunlardan her birinin oburunde kaybetmek istemedigi hak ve hakikatle beraber 
hepsinin birden hesabini tekefful edici kulli mizanin tahkik ve tefahhusu 423 , ancak islamiyet 
icinde kabildir.] 424 



419 Hucurat, 13 

Perspective: i. perspektif, derinlik, derinlemesine inceleme yetenegi, goriiniim, geni§ baki§ acisi 
Bakara, 256 

§aban Teoman DURALI, Sorun Qaginin Anotomisi, §ule Yayin. istanbul, 2009, s.89 
Tefahhus: Bir 5eyin, bir mes'elenin ic yuzunii dikkatle arastirma 
Necip Fazil Kisakurek, ideolocya Orgiisii, Buyuk Dogu Yaymlan, istanbul, 1976, s. 187-188 



Internet Yazilan 247 



Gelecekte hakiki manada yuksek hayat ilkesinin insanhgin hizmetinde oldugu dusunulecekse 
aranmasi gereken hususlar igin dinimizin degerlerine sistemleri oturtmak gerekecektir. Cunku 
islam iktisadi degil, ahlaki endiselere ve degerlere dayanir. Ekonomik hayati tanzim edenler, 
maddeci olmaktan cok, ruhani, otoriter ve sorumluluklan tamamen yuklenmis bir davranisa 
sahip olmahdir. 

Genel olarak, insanin kaplayici faaliyetinden ziyade, Allah Teala'nin iradesine bagh fedakarhk 
oldugu seklinde dusunulmelidir. Mesela faiz sisteminin yasaklanmasi ve herkesin zekat 
vermekle yukumlu olmasi hassasiyeti ile insanlann bilinclenmesi gibi. Bu nedenle Hz. Ebubekir 
radiyallahii anhm zekat icin savas ilan etmesi unutulmamahdir. 

islam'in ozel mulkiyete karsi cikmadigi herkesin de bazi bakimlardan, yuce bir hakki 
oldugunu kabul eder. Normal sartlar ile nizamini devam ettiren milletin hayat seyrinde 
somuruye goturecek komplo duzenlerini de bertaraf etmektedir. 

[Kuresellesmede ise ic gucle, milli imkanlarla saglanan kalkinmayi digerlerinden ayirma 
yonundeki guclu iddialanni buyuk olgude yitiren milli ekonomiler arasindaki iliskilerin yapisinda 
hizh ve yeni bir degisme oldugu, yerel ekonomik yonetim stratejilerinin, yerel disinda yetersiz 
kaldigindan bahseder. Buna gore enternasyonalizm, icerisinde teknolojinin ve karsi konulmaz 
piyasa guclerinin kuresel sistemi donusturdugu milli sinirlan, bir gel-git gibi silip supurur. 
Yurtdifi firketler ve Dunya Bankasi ve IMF gibi kuresel hukumranlik orgutleri, cografi 
konumlanna ve tercihlerine aldins dahi etmeden butun ulkeleri birbirine benzemeye zorlar. 
Boyle bir yaklasimin tabii sonucu, radikal alternatiflerin soz konusu olmadigi, Margaret 
Thatcher'in, unutulmaz ozdeyisindeki gibi, "ba§ka forem/z yo/c"dayatmasini ileri surer. 

Bilinmesi gereken kapitalizm hep degisen bir sistem olusudur. Acimasiz kuresel sermaye 
egemenliginin bozguncu olusunu unutmamahyiz. Ashnda kuresel ekonomiyle butunlesmek, 
sozde mucize ekonomiler igin dahi, zorunlu bir son degildir. Fakat fikir dayatmalan ile bunun 
olmasi icin ugrasanlar art niyetliliktir. 

Kapitalizm, daima bir kuresel sistem olmustur. Ekonomi tarihgileri, bugune de bu 
perspektifle bakmamizi ister. Dunya ekonomi politigi, yuz ya da yuz elli yil oncesinden daha 
kuresel degildir. Kapitalist mantigin, sosyal yasamin her alanma yonelik bugunku saldinsi, 
devletin, kapitalist sistemin birikim modellerine karsi yurttas sadakatini gelistiren 
mesrulastirma islevlerinin birgogunu da sakatlamistir. 

21'nci yuzyilda kureselle$me hayaletinin elimizi kolumuzu baglamasma izin vermemesi 
igin giiglii olmak gerekir. 

Kuresellesmeye karsi dengeye ihtiyacimiz vardir; ekonominin, emekgilerin rekabetgilik, 
serbest piyasa igin fedakarhklara ihtiyacimiz vardir. ] 425 

giN i^KENCEsi 

Cinliler ilk gunden itibaren sistemli bir sekilde esir kamplanndaki mahkumlara beyin yikama 
operasyonlanna baslarlar. Bu operasyon tic asamahdir. 

Birinci asamada esirlerin dengelerini bozma, liderinden koparma, sert davranislarla 
bunaltma, tecrit etme, soguk havalarda disanda birakma, sicak havalarda tek kisilik kafeslerde 



425 Bkz: William K. TABB, trc: Ali TARTANOGLU, (Mulkiye Dergisi, Cilt: XXV, Sayi: 226, s. 351-360 
William K. Tabb, Queens College ve City University'de Ekonomi ve Sosyoloji profesoru. The Postwar 
Japanese System'nin (Savas Sonrasi Japon Sistemi, New York, Oxford University Press, 1995) yazan. Bu 
yazi ise, 1997 Sosyalist Bilim Adamlan Konferansma bildiri olarak sunulmustur. 



248 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



gunes altinda bekletme, gok az yemek verme, hasta ve yarahlan tedaviden mahrum birakma 
gibi yildinci metotlar uygularlar. Butun bunlann sebebinin lidere baghhktan kaynaklandigi 
belirtilerek liderinden sogutulur. Esirler gucpsuz, dengesiz ve dayaniksiz hale getirilir. Artik her 
turlu psikolojik etkiye hazirdir. 

ikinci asamada esir, liderden koptugu igin odullendirilir. iyi davranihp, yemekleri gogaltihp, 
sicakta ve sogukta birakmalar kaldinhr. Esirle dostluk kurulur. Sinemaya temsillere goturulijp 
istekleri yapihr. Esir yavas yavas Cinlilere isinir. Onlann dusunuldugij gibi kotu insanlar 
olmadigina inanmaya baslar. Hatta sempati duyar. 

UgunciJ asamaya gegme vakti gelmistir. Son asamada ise £inh propagandasina baslar. (Jesitli 
dersler, konferanslar verilip seminerler duzenlenir. Sempati duyanlar odullendirilir. Hele 
arkadaslanni ikna ederek kendi saflanna gekenler iyice rahatlatihr. Onlara esir degil konuk gibi 
davranihr. 

Cinlilerin bu beyin yikama metodu en 50k Amerikah esirlerde etkili oldu. Her tig Amerikah 
esirden biri dusmanla isbirligi yapti. 21 Amerikah esir ulkesine donmeyi reddederek £in'de 
kaldi. Ulkesine donenlerden ise 75 Amerikah esirin dusmana casusluk yapmak uzere 
orgutlendigi tespit edildi. 

980 ingiliz esirden dordu komunizmi benimsedi, biri harig hepsi ulkelerine donduler. ingiliz 
esirlerin ugte ikisi dusmanla isbirligi yapmayi reddetti. Cinliler ingiliz subay ve astsubaylan 
uzerinde etkili olamadilar. 

Turklerde ise higbir basan elde edemediler. Esir edilen 234 Turk'un hepsi yurda geri dondu. 
Turklerin esaret hayatindaki bu disiplinli yasamlan inceleme konusu oldu. Amerikah yazar 
Marshall bu hususu irdelerken su hususlara deginiyordu : 

"Amerikah esirlerin yarisi olmus, ingiliz esirleri ise hukumetin dikkatini gekecek derecede 
kayba ugramis, Guney Koreli olen esirlerden ise gok bulunmaktaydi. Turkler' de ise olen hig 
yoktu. Amerikah esirleri olduren kultur ve luks olmustu. Disiplinli davranis ve teskilatlanma 
noksani birgok Amerikaliyi olume goturmustu. Bu maddi ve manevi soktan kurtulabilmek igin 
buyuk bir guce sahip olmak, kendine guvendigi kadar arkadaslarma da guvenebilmek ve bir 
lider etrafmda kenetlenmek gerekli idi. Kaya gibi dimdik duran ingiliz gavuslan gok iyi 
mukavemet ettiler. Buna karsilik birlik, beraberlik duygulan zayif genellikle fabrika 
sehirlerinden toplanmis diger askerler daha az dayandilar. Fakat en iyi direng gosteren 
Turklerdi. Turkler, ayni gene! kulture ayni bilgilere sahip tarn anlamiyla bagdasik bir gruptu. 
Emir komuta zinciri higbir zaman bozulmadi. Dusmana karsi daima ayni safta kaldilar. Bu 
nedenle kurtulmayi basardilar. Turk Askeri hala fazlasi He hem adet ve orfune duskun hem de 
geleneklerine bagli bir insandi. Hayati boyunca babasmm, hukumetinin ve ordusunun 
geleneksel disiplin anlayisma itaat etmisti. Ayrica kendine ve vatandaslarma buyuk guveni 
vardi. Sikmti gekmenin ne demek oldugunu iyi biliyordu. Qinlilerin kopeklerini bile Allah 
Tedld'nm bir nimeti gordugunden sikdyet etmeden yiyordu. Eline gegen her yesilligi agzma 
atiyordu. Daha yuksek tahsilli Amerikalilar, Turklerin ot yiyislerini hayretle seyrettiler ve 
neticede onlar da ot yemeye basladilar. Turkler savas kabiliyetleri ve kabadayiliklan He iftihar 
ediyorlardi. Atalarmm gok eski tarihlerden beri Yakmdogu'daki ordularm gekirdegini teskil 
ettiginden ve onlann pala sallamalarmdaki hunerlerinin ornegi bulunmadigmdan 
haberdardilar. Birbirlerine karsi yabanci gibi davranan Amerikalilan anlayamiyorlardi. 

5 numarali kampta Qinli muhafizlarla arasi iyi olan bir onbasiyi kendilerine kidemli segen 
Amerikalilar gibi bir segim yapmamislardi. Turkler arasmda kideme hurmet devam etmekteydi. 
Her sabah kidemli olan isbolumunu yapiyordu. Suyu kimin getirecegi, odunu kimin kiracagi, 



Internet Yazilan 249 



hastalara kimin bakacagi higbir zaman sorun olmuyordu. Hdlbuki Amerikali doktorlar, 
astsubaylar ve papazlar, hastalan yedireceklere, kendine hakim olamayanlan yikayacaklara 
veya gall girpi getireceklere gok defa yalvanyorlar, 

"Cehenneme gidin, senin benden ne farkm var. Kendin yapsana" cevabini ahyorlardi. Qinli 
muhafizlar Turklerin en kidemlisini verilen emirleri yapmadigi igin cezalandirmakla bir sey 
kazanamiyorlardi. Zira kidemde ikinci, uguncu, besinci olan idareyi ele aliyor fakat uygulamada 
bir degisiklik olmuyordu." 

Amerikan Mc. Coll Dergisi'nin bir arastirmaci yazannin yaptigi tespitler ise daha ilgingti. 
Yazar; 

"Anadolu Bozkirmm ortasinda dogan, binbir mahrumiyet igerisinde yetisen Turk gocuklan 
bizim her turlu konforu vererek yetistirdigimiz gocuklanmizla ayni sartlar altinda ayni sinavdan 
gegtiler. Onlar basarili oldular. Tarn gittiler ve tarn olarak geri donmeyi basardilar. Bizimkiler 
birbirlerine yardim elini uzatmadilar. Birbirlerini korumasmi bilmediler. Yalniz kendileri igin, 
bencillikle yasamanm orneklerini verdiler. Bu yuzdende kayiplar verdiler. Kizillardan, daha 
sonraki donemlerde iyi muamele gorunce gevsediler, gozulduler. Onlarm rejimlerini begendiler. 
Ailelerini, vatanlarmi unutup oralarda kaldilar" yorumunda bulunurken su sorulan sormaktan 
da kendini alamiyordu. 

"Nedir bu Turklerin gozulemeyen kuvveti, gucunun sebebi? Nedir bu bizim toplumumuzun 
zayifligi, guruklijgunun sebebi?" ] 426 

Cin i§kencesinden nigin bahsettik... 

Kore'de kahramanhgini gosteren milletimiz nigin kendi iginde bu kuvveti kaybetmekte, her 
gun olur olmaz §eylerle me§gul olup yipranmaktadir. 

Bunun tek sebebi vardir. 

Toplum kendine ve inancina olan guvenini yitirmekte, bir cinnet iginde birbirini yiyen 
bakteriler gibi dusmanca saldirmakta ve olumunun gare olacagini zannetmektedir. Allah 
Teala'nin bizlere ihsan kildigi bu vatana hepimiz gozumuz gibi bakmah parga parga olup yenilip 
yutulmaktan kurtulmahyiz. Surekli akla hayale gelmez cihetlerden akan kirli sulan, kudret ve 
inang imbigimizden gegirip saf ve duru bir hale getirmeliyiz.. 

Burada hatirlanacak en onemli husus, hepimizin kurtanci rolunu birakarak birbirimize 
dayanip guvenmeyi tekrar hatirlayip uygulamahyiz. Yalniz basannin bize mahsus olmasi gerekir 
kaygisindan kendimizi kurtarma sendromundan gikmahyiz. (Cemaatlerin, tarikatlerin, 
guruplann bencilligini burada hatirlamak yerinde olacaktir.) Bunun aci bir yikimin habercisi 
oldugu bilinmelidir. Vucudun kolu bas ile birlikte mana ifade ederken onu koparmak, sadece 
basi koparmayip kolu da koparacagindan, basi kuvvetten mahrum birakarak onun perisanhgma 
dusmesine neden olacaktir. 

Birlik beraberlik kuvvettir. 

Bir olmak zaman istemeyen her zaman gerekli olan husustur. Her gun Cin iskencesi 
icerisinde gerilen milletimiz igin dostluk ve beraberlik farz olmustur. Bu nedenle emperyalist 
oyunlanna gelmemek igin dikkatli olmanin ne kadar gerekli oldugu gunumuzde daha 
belirgindir. Bu nedenle; 

[Hiristiyan alemini bilecek bir islam idealizmine her zamandan daha fazla muhtaciz. Bin yilhk 
ruh ve ahlak yapimizi koruyabilmek igin, her seyden once disandan gelecek her seyi 



UZMEZ Adnan "ikinci Diinya Sava§i'ndan Sonra Geli§en Olaylann l§iginda Kore Sava5i Ve Turkiye" 
[Kitap]. - Istanbul : istanbul Universitesi Ataturk ilkeleri Ve inkilap Tarihi Enstitusu Atatiirk ilkeleri Ve 
inkilap Tarihi Ana Bilim Dah Yuksek Lisans Tezi 454-186510, 2006. s. 124-126 



250 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



reddetmekten ba§ka yol yoktur. Korunmak ancak di§aridan gelecek butun zehirlere kar§i 
koyucu iktidan §uurlandirmak ile mumkun olacaktir. Di§annin varhgindan uzaklarda, kendi tarih 
ve mukaddesatimizin mihveri uzerinde ele alarak tedaviye gah§mazsak ruhumuzun istiklaline 
yakin bir istikbalde veda etmemiz lazim gelecektir.] 427 



427 Nurettin TOPCU: Ahlak Nizami (istanbul, 1999), 223. 



DEVLETLERIN BOGULDUGU ULKE AFGANISTAN 

Asagida verilen ahnti ile Afganistan'nin tarihi gecmisinde meydana gelen olaylann i§iginda 
bilgilerimizi tazelemenin gerekli oldugu inancmdayiz... 

[Afganistan, Asya kitasinin dogu-bati, kuzey-guney gecis yollannin kesistigi bir kavsak 
noktasidir. Bu nedenle tarih boyunca doguya ve batiya ilerleyen gucler burayi asmak zorunda 
kalmistir. M.6 500'h yillarda ilk defa iran hukumdarlanndan Daru ve ardindan Makedonya krah 
Buyiik iskender tarafindan isgal edilen Afganistan o tarihten beri surekli ayni nedenlerle isgal 
edilmektedir. Asya'nin devleri £in, Hindistan, iran ve Rusya'yla ortak bir sinira sahip bulunan 
Afganistan, ya bu ulkelerden birini kontrol altina almak isteyen harici bir guc tarafindan veya bu 
ulkelerden disanya acilmak isteyen dahili bir guc tarafindan kontrol altina ahnmak zorundadir. 
Bu stratejik konumundan dolayi 2500 yildir Afganistan surekli dis mijdahalelere maruz 
kalmaktadir. 

Bu mudahalelerin neticesinde Afganistan, ancak 1748 yihnda milli bir devlet kurabilmistir. 
Ahmet Sah Durrani tarafindan, Afganistan'in iran'in kontrolu altinda bulundugu bir sirada 
iran'daki bir ic kansikhktan istifade edilerek kurulan Afganistan, bu mudahalelerden dolayi 
birlik halinde yasayan ve ulkesinde cogunluk olan bir toplum maalesef olusmamistir. Bu yuzden 
ortak bir kimlik de yoktur. islam dini tek ortak noktadir. 

Ornegin; bugun Afganistan'da sen kimsin sorusuna cevap olarak ben 'Afgan'im' diyen 
kimse yoktur. Herkes kendini kavmi veya asiretiyle tanitmaktadir. Afganistan'da bolunmus bir 
toplum vardir. Bunlar ancak bir dis mudahale karsisinda bir araya gelmektedir. Fakat cok 
ilginctir; 1750'li yillardan sonra ise milli birlik ve butunlugunij saglamis bir Afganistan'in iran ve 
Hindistan'i kontrol altina aldigi ve Afgan imparatorlugunu kurdugu gorulmustur. Ancak 
19.y.y'dan itibaren siddetlenen somurgecilik savasinda Afganistan zayiflayarak, Rusya ile 
ingiltere arasmda 'Buyiik Oyun'un oynandigi paylasilamayan bir ulke haline gelmistir. ingiltere 
icin Afganistan, Hindistan'in korunmasi ve Rusya'nin Asya kitasina hapsedilmesinde tampon bir 
bolge olmustur. Rusya icinse sicak sulara inmenin en kisa yoludur. 

ingiltere Turkistan'i Rusya nufuz alani olarak belirlemesine ragmen Afganistan'i Rusya'ya 
karsi silahla savunmus hatta arahklarla bizzat uc defa isgal etmistir. Afganistan'a buyuk zararlar 
veren bu isgaller ingiliz imparatorlugunun zayiflamasmda onemli rol oynamistir. 

19. y.y'daki Diinya dengeleri 20.y.y.'da degismesine ragmen Afganistan'in onemi 
degi$memi$tir. 

20.y.y'da tarih sahnesine Sovyetler Birligi olarak cikan Rus imparatorlugunun sicak denizlere 
ulasma hedefine bu kez ingiltere'nin yerini alan Amerika Birlesik Devletleri karsi cikmistir. Bu iki 
guc arasmda yaklasik yanm yuzyil suren soguk savasta Sovyetler Birligi tarafindan 1979 yihnda 
isgal edilen Afganistan, ABD tarafindan islam ulkelerinin organize edilerek uygulanan 'Ye§il 
Kusak' projesiyle, yine silahla savunulmustur. " Yaklasik dokuz yil suren Sovyet iggali 
sonucunda, Afganistan'in tipki ingiliz imparatorlugu gibi bu kez Sovyet imparatorlugunun 
yikilmasinda rol oynadigini gormekteyiz." 

1988 yihnda beklenmedik bir sekilde sona eren Sovyetlerin Afganistan isgalinden geriye 
tamamen harap olmus bir devlet ve fikri oldugu kadar fiziki olarak da darmadagin bir toplum 
kalmistir. 1979 yihnda 22 milyon civannda bir nufusa sahip olan Afganistan'a isgalin faturasi 
olarak, 4-5 milyon (cogu Pakistan'daki kamplarda olmak uzere) multeci, 2 milyon olu, 4 milyon 
yarah ve Sovyetlerin serptigi milyonlarca mayinh toprak kalmistir. 

Sovyetlerin cekilmesinden sonra basta ABD olmak iizere Uluslararasi sistem tarafindan 



252 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



kendi haline terk edilen Afganistan'da, Sovyet i§galine kar§i mucadele eden belli bash 7 
mucahit grubun savas sonunda birbirleriyle iktidar mucadelesine girismeleri sonucu 1988-1994 
yillan arasinda on binlerce insan olmustur. Ruslann bile bombalamadigi Kabil'i bombalayan bu 
gruplardan bikan Afgan halki, Ruslan arar bir hale gelmistir. 

S.S.C.B' nin dagilmasiyla biten soguk savasm ardindan kurulmaya cahsilan Yeni Dunya 
Duzeninde ve Bagimsizhgmi yeni kazanan Orta Asya Cumhuriyetlerinin Ruslara karsi bagimsiz 
kalma arzusu, yeni kesfedilen enerji kaynaklannin ihrag yollan sikintisiyla birlesince yeniden "II. 
Buyuk Oyun" gundeme gelmistir. Orta Asya ulkelerinden petrol ve dogal gazin Bati ulkelerine 
guvenli bir sekilde aktanlmasi icin tasarlanan Orta Asya Petrol Boru Hatlan Projesi (OAPBHP) 
guzergahi icin en kisa yol Afganistan'dir. Bunun icin Afganistan tekrar catismalara 
suruklenmistir. Goruldugu gibi oyun'un aktorleri ve oyun'un konusu degismesine ragmen 
Afganistan'm onemi degismemektedir. 

Bati ulkelerinin artan enerji ihtiyaclarmi karsilamak icin ucuz ve guvenli bir kaynak yeri olan 
Orta Asya ulkeleri ile Batih petrol sirketleri arasinda anlasmalar yapildiktan sonra Uluslararasi 
Sistem tarafindan bir sure once kaderine terk edilip ic catismaya suruklenen Afganistan, bu kez 
bunlar arasinda catisma alanina donmustur. Dis mudahalenin bu hattin (OAPBHP) guvenligi icin 
Afganistan'i guvenlikli bir ortama kavusturmak gerektiginden, oncelikle catisan gruplar 
arasinda bans saglanmaya cahsildiysa da basan saglanamayinca Pakistan ulkesindeki 
multecileri degerlendirerek bunlan (Taliban) Afganistan'da iktidara oturtmustur. 1994-2001 
yillan arasinda suren ve cok kisa bir sure icerisinde Afganistan'm %90'nini kontrol altin alan 
Taliban ABD'den de himaye ve destek gormustur. 

Basta Pakistan ve Suudi Arabistan tarafindan taninan ve desteklenen Taliban'i ABD Petrol 
sirketi Unocal, Arjantin petrol sirketi Bridas da desteklemistir. ABD'nin cikarlan dogrultusunda 
hareket ettigi takdirde mahiyetine bakilmaksizin suren destek 11 EyliJl 2001 yihndan itibaren 
birdenbire tersine donmustur. Taliban Uyusturucu ekimini yasaklamasi ve ABD cikarlanna 
ters hareket etmesi nedeniyle ABD tarafindan yikilmistir. 

Unocal Petrol sirketi yerine, Arjantin Bridas petrol sirketini, cikarlanna uygun goren Taliban 
hem kendini hem de kurucusu Pakistan'i ABD tehdidine maruz birakmistir. 11 Eylul 
saldinlannin sorumlusu olarak gosterilen El Kaide teror orgutu ve Usame Bin Ladin 
bahanesiyle Afganistan ABD tarafindan Ekim 2001 yihndan itibaren isgal edilmistir. 

isin en ilginc yam Taliban'la Unocal adma pazarhk ve danismanhk yapan kisilerin bugun ABD 
ve Afganistan'da basinda bulunmalandir. Karzai, Halilzad, Rice, Cheney... 

11 Eylul saldinlan ABD'de yapilan bir darbedir. Bu saldinlar basta petrol ve silah olmak uzere 
cesitli sirketlerin destegiyle yapilmistir. Amac sirketlerin hakimiyetindeki ABD'nin kontrolu 
altinda 'Yeni Bir Dunya Duzeni' kurmaktir. Bunun icin dugum yine Afganistan'da cozulmektedir. 
11 Eylul darbesini yapanlar bu yuzden Afganistan'dan baslayarak Irak'i kontrol altina aldilar. 
ABD imparatorlugunun ikinci ayagi da 'Buyuk Ortadogu Projesi' ini uygulamaya gecirilmesidir. 

Goruldugu gibi Biiyiik iskender'den II. George W. Bush'a kadar 2500 yil gecmesine ragmen 
Afganistan hala dunya hakimiyetinin en onemli kavsak noktasi olarak karsimizda durmaktadir. 
ingilizler ve Sovyetler arasinda Afganistan'm kontrolu icin Uluslararasi iliskiler literaturunde 
'Biiyiik Oyun' olarak adlandinlan catismalar yasanmistir. Simdi ise buna devletlerin yam sira 
sirketler de aktor olarak katilmaktadir. Ve oyun daha da siddetlenmektedir. 

ABD bugun bir DiJnya imparatorlugunu kurmaya cahsmaktadir. Bunun icin NATO'yu 
Rusya'nm aleyhine genislettigi gibi Guneye ve doguya dogru islam ulkelerine karsi 
kaydirmaktadir. NATO'yu Afganistan ve Irak'ta aktif olarak kullanmaya cahsmaktadir. Su anda 



Internet Yazilan 253 



Guney Asya bolgesinde ingiltere, Ortadogu 'da ise israil'le birlikte ve global olarak ikisiyle 
birlikte hareket eden ABD Afganistan uzerinden bolgeye kar§i ciddi tehdit olusturmaktadir. ^in, 
Hindistan, iran ve Rusya'nin da kontrol edilebilecegi bir noktada bulunan Afganistan'in ABD'nin 
isgaline girmesi bu ulkeleri ittifaklara yoneltmektedir. §anghay bu amagla ABD'ye Orta Asya'yi 
kapatmayi amaghyorsa da hala tehdit gok ciddi olarak ortada durmaktadir. 

islam ulkelerinin Stratejik cografya destegi, Japonya, ^in ve Hindistan'in insan ve teknoloji 
destegi, Ruslann silah destegi birlesirse ABD'nin kontrolunde Yeni Bir Dunya Duzeni de 
kurulamaz. 

Bunun ilk uygulama alani, ABD Kuresel imparatorlugunun da ilk uygulama alani olan 
Afganistan olacaktir. Afganistan'da yenilecegi kesin olan ABD'nin de diger imparatorluklann 
akibetine ugrayacagi guclu bir ihtimaldir. Cunku Afganistan tarihi bunun ornekleriyle canh 
olarak karsimizda durmaktadir.] 428 

Tarih, tekerrurden ibaret olup bizi hig yaniltmadi. Tekrar tekrar insanlara ve devletlere kendi 
batagina cekerek hep ayni seyleri uyguladi. Fakat olan hadiselerin bircogu insanlar tarafindan 
hep yeni bir olaymis gibi algilandi. Ashnda yeni bir sey vuku bulmamisti. Yalnizca hirslan 
yuzunden kurban olanlann ve isyan edenlerin helak oluslannin masum olanlara nasil zarar 
verdikleri akillarda hie kalmadigi goruldu! Bu ise fitnenin nasil iyi ve kotu aynmi yapmadigi 
gergeginin ta kendisidir. iyi olmanin hig mi bir degeri yoktur? TabiT ki iyilik bir elzemdir. Ancak 
"hamakat (aptalhk) edenler karsisinda susmak gerekir" derler. Bu susma fiili ise yok olusun 
sebeplerindendir. Hakh oldugu davada Allah Teala'ya dayanana mutlaka yardim gelir. 

Ne hikmettir ki, aptal rolunu oynayanlar igin uyanci olmamak ve susmak, yok olmanin 
haberlerini gagnstirmiyor mu? 

Hayir, bu sekilde olmamahdir. £unku Allah Teala'nin bir vaadi vardir. iyiler ve adil olanlar 
mahzun olmayacaklardir. 

Gergek acidir. 

Tarihi tekerrur ettirmek ise aptalhk degil midir? 

Dibi gorunmeyen denizlere girerek bogulmayacagini sananlar kendilerini aldatmiyorlar mi? 
Bu nedenle fitnede bereket yoktur. 

Allah Teala buyurdu ki; 

"Aranizdan yalniz zalimlere erismekle kalmayacak fitneden sakinm, Allah'm azabmin 



siddetli oldugunu bilin." 429 



428 SEYHANLIOGLU Hiiseyin 11 Eylul Sonrasi Degisen Dunya Dengelerinde Afganistan [Kitap]. - [s.l.] : 
Sakarya Universitesi Sosyal Bilimler Enstitusu Uluslararasi 1 1 i§ki le r Yiiksek Lisans Tezi 148415, Haziran 
2004. s. 98-102 

429 Enfal, 25 



AHMED AMI$ KADDESE'LLAHU SIRRAH'UL AZIZ EFENDININ 
KIYMETLI SOZLERINDEN BIR DEMET 

"Dagi dag, tasi tas gordukge seyhe muhtagsm. Bu boyle olsun, su soyle olsundan 
kurtuluncaya kadar, seyhe muhtagsm." 

"Ben, namazdan ziyade namaz kilani severim." 

"Marifet ehli, esya ne uzere ise, hakikatiyle bilmi§ ve gormusjerdir." 

"insan surette muhtar, hakikatte mecburdur." 

"Butun mevcudat Hakkm zuhurudur. ilahtsuunat zatTiradedir." 

"Allah, haddi zatmda 'ekber'dir." 

"Kalb safasi, beden hafifligi iste." 

"Allah Teala olmak kolaydir, ama Muhammed sallallah u aleyhi ve sellem olmak gugtur." 

"Agzimdan fikan sozleri zamanla unuturum. Fakat ne soylersem hadisat-i alem oyle zuhur 
eder." 

"Mutecelli vahid, mecla muteaddittir." (Tecelli eden birdir, Ayna ve gorunme yeri goktur.) 

"Ezelde hilkat yok, zuhur vardir." 

"Zahiren KaderiyyCmdan, batmen Cebriyyundan ol." 

"Bizi sevenleri sevenler imanlarim kurtanr." 

"Bizim lafimiz oldugu zaman sikihp kaganlardan korkanz." 

"Birisi senin yamnda benim aleyhimde bulunursa beni miidafaa etme." 

"Ahmed (Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem adlanndan biri) in Mim'i kalkarsa o vakit 
Ahad olur. Mim kalkar mi? Kalkarsa o vakit sen kalmazsin." 

"G6fmij§e rabita olmaz." (Tasarruftan dusmus evliya igin) 

"Tevacud, vecd, vucud.. Bundan otesi soylenmez ki?" 

"§enati tut, hakTkati yut." 

"Vahdet gesnisi simdi Kadinlerle HalvetTlerde kalmistir. Otekilerde bir sey yoktur." 

Huzuruna gelen bir gence: "Had'i git, meyhanelerde, kerhanelerde gezmeye devam etl" 
dedi ve gevredekiler sordular: "Ama nasil olur, Efendim?" Cevap verdi: "Bunun, ezel? takdirde 
isi o. Bari bunu emirle yapmis olsun." 

Huzuruna gelen bir doktor, sohbet sirasinda : 

"Tuz, iki madenden murekkeptir. Bu iki maden tek baslarma almdiklarmda oldurucij hirer 
zehir olurlar. Halbuki ikisi bir almmca lezzet veren bir madde oluyorlar." Bunu dinleyen Ahmet 
Amis kaddese'llahu sirrah'ul azTz Efendi der ki; 

"Allah Teala He Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem de aynen oyledir." 

Bir miknatisi bir demire tutarak: "Bakm nasil gekiyor! Ben de istedigimi iste boyle gekerim. 
Siz oteden beriden adam getirecegim diye ne ugrasirsmiz?" der. 

Daha iyi hallere yukselmek isteyen bir muridine sozu: "Kanstirdigi helvaya sekerin ne 
zaman konulacagmi, helvaa bilir." 

Rizk ile ilgili olarak soru soran birine de; "En aid rizik, manevt rizktir. Dunyada esini 
bulamaz, isini bilemezsen rahat edemezsin." Demistir. 
" Vucuduna sozu gegmeyenin baskasma sozu gegmez." 



Internet Yazilan 255 



"Allah tecellisini tekrar etmez." 

"Esma-i ilahiye, Zat-i ildhiye'nin libdsidir. Her an bir libds He zuhur eder. Onun hukmu bitince 
diger bir isimle telebbus eder." 

"Allah bu diinyada esma He tecelli buyurur. Hangi esma He zuhur ederse, digerleri ona 
ta'biolur." 

" Biz bir binayi tamir ederken, kiremitlerini bile sallamayiz." 



KOTULUK 

Kotuluk, canh varhklara aci ve izdirap veren §eyleri ifade eden bir kavramdir. Hirsizhk, yalan 
soyleme, oldurme, tecavuzler, teror, gibi canhlann aci cekmesine sebep olan ve kotuluk olarak 
degerlendirilen bircokolgu vardir. 

insanlann diledikleri seylerin gerceklesemeyecegini anlamalan, geleceklerinden huzursuzluk 
ve kaygi duymalannin neticesinde bas gosteren olgulara kendilerince nedenler aramaya 
koyulurlar. Bazen sorularin cevabini bulmakta aciz kahnca, suclu olarak Allah Teala'yi dahi 
gorurler. 

"Allah Teala bizim aci cekmemizden ho$lamyor mu?" 

Ya§adigimiz diinya, her §eyi bilen, her §eye kadir ve mutlak iyi bir varhk tarafmdan 
yaratilmi§sa, var olan kotuluk nereden gelmektedir? 

Allah Teala, mutlak kudreti He var olan kotulugu ortadan kaldirabilir mi? 

Allah Teala, mutlak iyilik niteligine sahipse, nicin kotulugun varhgma musaade 
etmektedir. Kotuluk ve her §eye kadir, her §eyi bilen ve mutlak iyi bir Allah Teala 'nm varhgi 
arasmdaki ili§ki dikkate almdigi zaman ortaya cikan sorunlar nasil cbzulebilir? 

Sorulanni sormaktan kendini alamaz. Bircok dusunurun zihnini mesgul eden bu sorular bize 
kotuluk kavraminin ne olduguna iliskin fikirler vermektedir. Kotuluk sorununa dair cozumlere 
baktigimiz zaman, bu gozumlerin var olan kotulugu, insanoglunun ozgur iradesine 
dayandirdiklanni gorebiliriz. Ahlaki kotulugu insanoglunun sahip oldugu ozgur irade ile 
agklamaya gahsmak oldukga makul bir dusuncedir. ^unku insanoglu sahip oldugu ozgurlugu, 
bazen yanhs yonde kullanabilmektedir. Ozgur iradenin yanhs yonde kullanilmasi, ahlaki 
kotulugun ortaya gikmasina neden olmaktadir. 

Ozgur irade sonucu ortaya cikan kotulukten dolayi Allah Teala sorumlu tutulamaz. Allah 
Teala, sahip oldugu lutuf geregi insanogluna "ozgur irade"y\ bahsetmistir. Boyle bir lutuf 
insanoglu tarafmdan yanhs yonde kullanilabilir. Ozgur irade sonucu ortaya cikan "kotuluk" 
olgusu her seye kadir, her seyi bilen ve mutlak galip Allah Teala 'nin varhgi aleyhinde delil 
olarak kullanilamaz. f^unku insanoglunun sahip oldugu bu irade her zaman kotu olan seylerin 
ortaya cikmasina sebep olmamaktadir. Nitekim insanlar sahip olduklan bu irade ile iyi olan 
seyleri de yapmaktadir. Genel olarak baktigimiz zaman ozgur iradelerini iyi yonde kullanan 
insanlann kotu yonde kullanan insanlardan daha fazla oldugunu gorebiliriz. Bu nedenle 
"kotuluk" olgusunu temele alarak Allah Teala 'nin sahip oldugu bazi niteliklerin mukemmel 
olmadigi ya da her seye kadir, her seyi bilen ve mutlak iyi bir Allah Teala 'nin var olmadigi 
sonucuna varamayiz. Allah Teala kullanna zulmetmedigini beyan eder. Onun icin kotuluk 
besere nispet edilmistir. Dunyamizdaki kotuluklerin onune gecme imkani olmadigina gore bir 
sekilde bunu aza indirmenin yollanni aramak insanlar uzerine vazife oldugu unutulmamahdir. 430 



Bkz: AKDAG Ozcan Kotuluk Problemi Ve Ozgur irade Savunmasi [Kitap]. - Ankara : Ankara Universitesi 
Sosyal Bilimler Enstitusu Felsefe ve Din Bilimleri Bolumii (Din Felsefesi)-205974-Yuksek Lisans Tezi , 2006 



SEVMEK BU $EKILDE OLUR! 

Menkabe 

istanbul'da Koca Mustafa Pasa civannda bir berber var imis. Bu zat, musluman ve muvahhit, 
bes vakit namazmdadir. Lakin oyle dervisligi olmayip ancak PTran-i izam kaddesallahu 
esrarahum Hazretlerinin ism-i serifleri zikr ve soylenince, elinde her ne var ise, derhal yere 
birakip bas kesip 

"Kaddesallahu sirrahu'1-aziz" der imis. Bunun bu hali insanlar arasinda meshur olmus. 
Mesela bir adami tiras eder iken, diger adam tarafindan 

"Ya Hazret-i Mevlana!" denir imis. O berber derhal elindeki usturayi yere birakip bas kesip 
"Kaddesallahu sirrahu'1-azTz" der imis. Tekrar usturayi ahp mesgul olurmus. Bu sefer de diger 
adam tarafindan 

"Ya Hazret-i Abdulkadir GeylanT!" denir imis. Yine derhal elinden usturayi birakip anlatildigi 
sekilde takdis eder imis. Yine tirasa mesgul olup bu sefer de diger adam tarafindan 

"Ya Hazret-i Ahmed er-RufaT!" denir imis. Yine berber elinden usturayi birakip 

"Kaddesallahu sirrahu'1-azTz" der imis. O tiras olan adam da basi agik oylece bekler imis ve 
ara sira bunlara rica eder imis ki, 

"Canim biraderler, etmeyin, birakin su adamin yakasini tiras olayim" der imis. iste bu 
berberin hali boyle imis. Bir zaman sonra berberin eceli gelip Hakk'a yurumus. Bu zati goturup 
defnetmisler. O gece ahbablanndan bir zat bu berberi ruyasinda gormus. Sual etmis ki, 

"Birader nasil ettin, munker ve nekir meleklerinin sualine cevap verebildin mi?" O berber, 
bu adama demis ki, 

"Vallahi birader, bir acep hal oldu, munker ve nekir melekleri ile beraber on iki kimse hazir 
oldular, lakin bunlar bildiklerim zatlar degildir. Yuzleri sems gibi parlar; hicbir adam erenlerin 
yuzlerine nazar edemez, gozleri kamasir. Bunlar birbirleriyle mucadele ederler ki, munker ve 
nekir meleklerinin sualine cevap ben verecegim diye. Digeri der ki, yok ben verecegim, oburusu 
der ki, yok ben verecegim. iste bu mucadele ile hepsi sorulara cevap verdiler. Sonra bunlardan 
sual ettim ki, 

"Siz kimsiniz?" Onlar buyurdular ki, 

"Biz on iki tankin pirleriyiz. Sen dunyada iken, bizim ismimiz zikr ve anildikca, bize tazim edip 
takdis eder idin, iste ona mukabil biz de bu gunde sana imdat ettik" buyurup gittiler" diye 
berber olan zat o ahbabina soylemis oldugunu ertesi gunu o zat, berberin ahbaplanna boylece 
soyleyip mujde vermistir. rahmetullahi aleyhi. 431 

Menkabe 

Hazret-i Mevlana kaddesallahu sirrahu'1-azTz Efendimizin hayatinda MevlevT fukarasmdan 
bir zat, bir sefer esnasmda gider iken haramiler gelip bu dervisi soymuslar, kamilen elbiselerini 
ve akcesini almislar. O haramilerden birisi de basinda olan sikke-i serifi ahp kendi basina koyup 
alay yolu ile; 

"Ne tuhaf kulah!" demis. Bir muddet sonra cikanp dervise vermis. Bir gun Hazret-i Mevlana 
Efendimiz mundanma ders okutur iken murakabeye varmislar. Bir muddet murakabede durup, 
sonra basini kaldinp yine ders ile mesgul olmuslar. Dersten sonra, bazi yakin muridler bu 
esrardan sual etmisler. Buyurmuslar ki, 



431 Asci ibrahim Dede, A§g Dede'nin Hatiralan, hzl. Mustafa KOg-Eyub TANRIVERDi, istanbul, 2006, c. II, 
s.741-742 



258 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



"Bir tarihte bizim fukaramizdan bir dervisi haramtler soymus idiler. Onlardan birisi alay 
olsun diye bizim alamet-i serifimizi alip basma koyup bir muddet basmda kalmis ve sikkemiz 
altma girmi$ idi. $imdi o adam ruhunu teslim ediyor idi. $eytan gelip onun imanmi galmaya 
gali§ip gayret ediyordu. Onun imanmi koruyarak §eytam uzakla§tmp ve kovdum ve imanla 
ruhunu teslim etti. lira ki, bizim alamet-i serifimizi az bir muddet basma koyup durdu, bize 
layik olan budur ki, o zamanda ona imdat edelim" buyurmu§lardir. 432 



432 A.ibrahim Dede, a.g.e. c. II, s.742 



FELSEFE PROFESORU RESSAM DIL EGITIMCISI, AHCI, DENIZ 
ADAMI PROF. DR. MUAFFAK TANJU ERGIL 

R6portaj:AY§EYETMEN 
ayseyetmen@superonline.com 

Tanju Bey'le evi olarak kullandigi teknesinde gorusecegimizi saniyordum ama "Froggy" o 
gunlerde bakima ahndigi icin soylesimizi dershanesinde yapmak durumunda kaldik. 

Yaratici algi, yaratici ask, sevgiyi ogrenmek, altmis saatte nasil ingilizce konusulabilir ve 
hayata dair daha neler neler... 

Tanju Bey'le yaptigimiz doyulmaz sohbetin konulan iste bunlardi. ilginc uslubu ve farkh 
yaklasimiyla her karsilastigimda beni saskina ceviren Tanju Ergil'le kahkahalar arasinda gecen 
soylesimizi sizlerle paylasmak istedim. Konusmamiza genel prensipler ve felsefeden 
bahsederek baslayahm mi, ne dersiniz? 

Felsefe, insani mutlu etmek icin var edilmis bir bilim dahdir. Gercekleri arastinr; 
tanimlamalar yapar. Bu boyledir ya da degildir der. ister begenelim, ister begenmeyelim. 
insanin mutlulugunu amaclayan felsefe, insanin nasil bir varhk oldugunu tanimlayarak ise 
baslar. 

Felsefeye gore insan, her seyden once, bu dunyada neden ve nasil var oldugunu hicbir 
zaman anlamaya muktedir olamayacak bir varhktir. ikinci olarak, insan beyninin bir neden 
olmadan cahsmiyor olmasidir. insan beyni cognitive system'le cahsir Yani beyin nedensiz bir sey 
dusunemez. Her seyin bir nedeni olmak zorundadir. insan beyni bunu asamaz. insan belli bir 
sure icinde yasar. §u anki halimle yasiyorum. Biraz onceki halim ise artik yasamiyor; oldu. Biraz 
sonraki halim ise, farkh olacak. Buna, anda yasamak veya am yasamak da diyebiliriz. Bunun 
bilincinde olmak bazi seyleri yapmayi gerektirir. Fakinda olmayip, yasiyoruz iste demek, 
yasamda bize cok seyi kaybettirir. 

i6. 4.yuzyilda yasamis olan mitolojik tann Dyonisos bu konuyla ilgili olarak, "Babam Tanri 
Zeus size kendini armagan etmis; yapmamz gereken, sadece kendinizi 
mukemmellestirmektir. Bunun aksini yaparsaniz, sizi gercegin dismda yasatir, yani 
delirirsiniz." demistir. Dyonisos'a 

"peki bunu nasil yapagiz " diye sorduklannda, Tann, 

"Bunu siz bulacaksmiz." der. Butun dinler insana nasil yasanacagini tarif eder; camiye, 
hacca ya da kiliseye, havraya gideceksin gibi. Halbuki Dyonisos 

"siz bulacaksmiz" demis. £unku her birimiz ayn bir armaganiz. Bu mukemmel bir soylem ve 
sorumluluktur, insan, parmak izi gibi tek ve benzersizdir. Bunu anlamak gerekir. Herkes, 
siyasetciler dahil soyle derler: 

"Ormanlanmizi cocuklanmiza birakahm". ^ocuk buyur o da cocuklanna birakmak ister. 
Sonuc olarak hie kimse ormanin tadma varamaz. Felsefeye gore, sen de, cocugun da ormanin 
keyfini cikarmahsiniz. Butun yasamlar gelecekle ya da gecmisle ilgilidir. Freud gecmisi 
hatirlatmayi yontem haline getirmistir. insanin davranislannin kokenini cocuklugunda 
yasadiklanna dayandirarak bugunu cozumlemeye cahsir. Gecmiste olanlar olmustur. §imdiye 
bakmak lazim. insan hareketlerinin nedenini inceledigimizde, her hareketimizin bir dusunce 
sonucunda gerceklestigini goruruz, insan beyni algilamalan ahr, ona bir sembol koyar ve 
bunlarla hayatmi olusturur, Hayatimizi yapilandinrken, farkinda olsak da olmasak da var olan 
dunya duzenine gore hareket ederiz. Ogrenimsiz biri, bu ayiptir dedigi vakit, onun dunyasinda 
bu ayip olarak tanimlanir. Yani, onun bir dunya modeli vardir ve ona gore davranir. Egitimin 
onemi, bu dunya modelini mumkun oldugunca gercek neyse ona uydurmaktir. Ancak boyle 



260 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



mutlu yasanabilir. 

Mutlu olmaktan neyi kastediyoruz, 

Bu konuyla ilgili olarak 1950 ile 1960 yillan arasinda yapilan bes bin arastirma var. Mutluluk, 
insan beyninin algilama fonksiyonunun kendi dogrultusunda, yani baskalannin etkisi altinda 
katmadan gelismesidir. Mutluluga neler engel olur: Her seyden once icinde yasadigimiz kultur, 
sonra, sirasiyla, bilgisizlik, tembellik ve cevrenin bize yukledigi gelenek gorenek. Turn bunlan 
ortadan kaldirmak elbette ki her zaman mumkun olamaz. Algilama duygusuna gelince, hepimiz 
bu duyguya sahibiz. Algilama duygusu beyinin bir yaninda kendine ozgu bir mantik sistemi 
kuruyor. Ancak, bu mantik sisteminden §uurun haberi yoktur. Bunun ornegini soyle verebiliriz: 

Bir basketbolcu, basket topunu potaya ata ata dusunmeden atmayi ogreniyor. Burada 
basketbol oyuncusu dogrudan dusunmuyor, artik dusunen onun algilama sistemidir. icimizde 
dusunce sistemiyle alakasi olmayan otistik bir kisilik oldugunu varsayahm. Ama bunun bir beyni 
ve deneyimi var. O da bir insan gibi bizim bir parcamizdir. Hatta en onemli parcamizdir. Burada 
insani ikiye bolemeyiz. Buna genellikle ahskanhk deniliyor ama, ahskanhk degildir. Bunun 
resmen bir ofistik gibi kendine ozgu mantigi vardir. 

Hayvanlann davranis bicimi de boyledir. Kedim, disanya cikmak icin kapiya gelir, cikmasi icin 
kapiyi acanim, cikmaz. Git derim gitmez. Tekrar cik. Derim, ama o durur ve kapiya bakmaya 
devam eder. Peki, disan cikmak isteyen kedi neden cikmiyor da duruyor? 

Cunku disanda gorduklerinin eski gordukleriyle ayni olup, almadigini anlamaya cahsiyor. 
Uygun bulmadigi bir sey varsa cikmayacak. Dusunmuyor. Algilanyla hareket ediyor. Bir 

hareket yaparken, disa acilan penceremiz alti algilamadir. Bunun altinci hisle bir ilgisi yok. Bes 
duyu olarak tanimlanan; gorme, duyma, dokunma, koklama, tatma duygulanmiz yaninda bir de 
adale kasma duygusu vardir. Ornegin, bir elimizde bes kg., digerinde ise iki kg.hk bir agirhk 
olsun, hangisinin daha agir oldugunu bu duygumuzla onlan?. Kasma hissi, cok onemli bir 
duygudur. Sevdiginize, bir oylesine sanhn, bir de simsiki sanhn, aradaki farki hissedemiyorsaniz 
o zaman kimseyi sevmeyin. Cocugu kucaginiza aldiginizda "bana simsiki sanl"der. Cunku 
sevildiginden emin almak ister. Algilamamiz ne kadar kisithysa hayattan alabileceklerimiz de o 
denli kisithdir, 

Ornegin: Resim sanatmdan hie anlamadigmiz halde Paris'te bir muzeye gider, resimlere 
bakip bir yorumda bulunabilirsiniz; guzel dersiniz, cirkin dersiniz o kadar. Ama o muzeye bes an 
defa daha giderseniz ve de bakmasini ogrenirseniz, artik bir seyler gormeye baslarsiniz. Simdi, 
algilamanin sevgide ne kadar onemli olabilecegini tahmin edebilirsiniz. Sevdigimiz insanin 
ancak bir kismini algihyoruz ve bu algiladigimiz yaniyla yetinip, algilayamadigimiz yonunu heba 
ediyoruz. insan iliskilerindeki yaraticihgin onemi uzerine neler diyeceksiniz?. Yaraticihgi soyle 
ozetlemek mumkun: 

Yaraticihgi bir resim olarak eJe ahrsak, ressama (A), sonuca (C), araclar: boyalar ve fircalara 
(B) ve modelimize de (B2) diyelim. Zamani (TO) ve gecirdigimiz sureyi de (Tl ] olarak kabul 
edelim. Bu zaman suresince resmi yapan kisi (A), sonuca (C) geldiginde eger bir yaraticihk 
yasamissa, gelismesi gerekir. Resmi yapan kisi (A), sonuca (C) gelinceye kadar gelismemisse 
yaraticihk yasamamistir. Sadece resim yapmistir. Bu cikarsamaya gore, Picasso'nun yaptigi en 
son resim, en degerlisidir. On bes sevgilisi olan bir insanin son sevgilisi en kiymetlisidir, cunku 
ona diger iliskilerden edindigi turn tecrubesini vermistir. insan surekli gelisir ve degisir. 
Kendimizi onyargi ile kisitlamazsak, her yaptigimiz hareketle algilamamiz gelisir. Surekli olarak 
kendinizi gelistirerek yasadiginizi farz edelim. Sevdiginiz insan gelismese bile siz, her 
degismenizde karsinizda yeni bir insan gorebilirsiniz. Tuhaf tuhaf soylemler vardir. 



Internet Yazilan 261 



ilk ask unutulmaz gibi. Palavra. 

ilk ask higbir ise yaramaz. 

Son ask muhimdir, cunku ona gelinceye kadar gecen surede gelismissinizdir. Gelisme ve 
degismeye tek engel, onyargi ve kulturel etkilerdir. §unu kabul etmemiz gerekir ki yaptigimiz 
her hareketle algilamamiz degisir ve gelisir. Basit bir ornekle ifade etmek gerekirse, sarabi ilk 
ictigimizde fena degil deriz. Alti ay sonra, bu iyi. Bu fena degil, bu buruk gibi yorumlar 
yapilabilir, cunku gecen sure icinde 20-30 sise sarap icmis ve algilamalanmiz, ilk igtigimiz saraba 
gore degismistir. Algilamanin gelismesi cok onemlidir. Ne kadar gelisirsek o kadar hayatin icine 
girebiliriz. Elimizde bu imkanimiz var. Gelismezsek kisith kahnz. ibiza Bahkcilan "bahk 
tutacaksan popunu islatacaksin" derler. Yani mutlu olmak, sevmek ve de hayati dogru duzgun 
yasamak istiyorsan, popon islanacak. Hepimiz sevgiyi, aski bildigimizi saninz. 

Siz aski, sevdayi nasil tanimlarsiniz? 

Bu tanimlamayi yapmadan once, Turkiye'deki bir yanhs anlamaya deginmeden 
gecemeyecegim. Burada surekli bir ask var midir, yok mudur? Tartismasi yapihyor. Baska 
dillerde ask kelimesi yoktur. Her dilde sevgi kelimesi vardir. Turk Dil Kurumu'nun sozlugunde 
ask, asm sevgi olarak tanimlanir, A§k: A§in sevgidir der. Sevgi buyukse ask oluyor. Ya cok 
sevebilirsin ya da cok sevemezsin. Tenisi ya cok iyi oynayabilirsin ya da cok iyi oynayamazsin. 
Bu boyle tanimlanir. Tenisi, cok iyi oynayabilmeye baska bir ad vermenin bir anlami yoktur. 
Sevginin tanimina gecmeden sevmenin bazi minimal kosullanndan bahsedecegim. Ornegin: 
sinemaya girerken bilet almak lazim, spor yapmaya baslamadan once bazi isinma hareketlerini 
yapmak zorunludur. Sevmenin iic esas §arti vardir. 

Birincisi: Sevdiginiz insani sonuna kadar ozgur birakip, kendi icindeki kisitlamalanni 
asmasina dahi yardimci olacaksiniz. Sevdiginiz kimse bunun sonucunda sizden aynlabilir. Helal 
olsun. Onemli degil, bunu goze almaniz gerekir. 

ikincisi: Sorumluluk. Bir kucuk hanima seni seviyorum dedigim zaman, onu dunyadaki butun 
erkeklerden mahrum ediyorum demektir. Ben dunyanm en iyi insani degilim. Benden cok daha 
iyi ve tath insanlar var. Ben bu kizi sevdim diye baska bir insanla cikamayacak, dans 
edemeyecek, tenis oynayamayacak. Sevdigim insani turn bunlardan mahrum edecegim. Yani 
onun duygulanni ipotek altma alacagim. Bu ciddi bir sorumluluk ister, 

Uciincii §art ise, iz birakmamak. Bir Kurt sozu varmis, ben bunu Amerika'da ogrendim 
"sevmeden once kar iizerinde iz birakmadan yurijmesini ogren". ilk bakista bu deyim, 
sevmekten vazgec der gibi geliyor insana, ama demek istedigi bu degil. Oyle sev ki, sen 
sevdikten sonra sevdigin insan cok degerli ve guzel olsun. Onun uzerine golgeni dusurme. 
Gerektiginde baskasi onu daha fazla sevebilsin. iz birakmadan turn bunlan yapabiliyorsaniz, 
yapabilecekseniz, yaptiysaniz, sevgi hareketine geliyorsunuz demektir. Yani sevmenin ilk sarti 
ve sorumlulugu budur. Sevgiyi soyle belirleyecegiz: 

Bir insanin, bu insan kadin ise, erkekle, erkek ise, kadinla ciktiklan sevgi yolculugunda 
birbirleri sayesinde gelismeleri gerekmektedir. Gelisme olmazsa yaraticihk, dolayisiyla da sevgi 
olmaz. Birini seviyorum ama icimden, disanda bir hareket yok. Seni seviyorum demekle is 
bitmiyor. Bunu belirtmek icin harekete gecmek gerekir. Bir sevgi iliskisi igindeki kadin sari, 
erkek ise mavi olsun, bu iliskideki sevginin miktan yesildir. Birlikte yapilan hareketlerden yesil 
elde edile biliyorsa burada bir yaratici sevgiden soz edilebilir. Romanin Altin Cagi'nin 
imparatoru Marcus Aurelius. Bir yazisinda sevgiyi soyle tanimhyor: 

sevgi, karsmdaki ister insan olsun, ister herhangi bir sey, onun istekleri dogrultusunda 
onu en iyi sekle sokmak icin ona kendini adamaktir. 



262 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Aurelius bunu iki bin yil once soylemis. Ben ona katihyor ve buna sevginin diger bir sartini 
daha ekliyorum. Karsindaki gelisirken sen de gelismelisin. Yani onu mukemmellestirmek 
yetmez senin de mukemmellesmen gerekecek. Algilamaniz sig ve gelismemisseniz, 
sevdiklerinizin degerini ve onlardaki potansiyeli goremezsiniz. Sevgi, seni seviyorum demek 
degil, sevismek hie degil, sevgi bir insani da sevmek degildir. Sevgi bir eylemdir: gelistiren, 
yaratan, yucelten, birlikte yeni bir sey yapilan yani kisacasi sevgi bir harekettir. Birlikte hep 
ileriye gidilen. Bir de sevgide esitlik esastir. Esitlikten kastim: A=8, B=4 seviyorsa, bu sevginin 
derecesi dorttur. Diger dort sevgi bosunadir, yani bu durumda sevginin degeri en alt 
seviyededir. Sevdiginiz kimseye vereceginiz en degerli armagan sizsiniz. Onun icin kendinizi 
gelistirmeniz gerekir. insanlar ve olaylar degisir. Hicbir seyin degismedigini dusunmek, 
kolaycihktir. Ne var ki, bu insani mutsuz eder. Her yeni durumu, kendi icinde degerlendirmek 
gerekir, cunku biz de degisiyoruz. Sevdigi kisinin derinine inemeyen insan, onu aldatmaya 
kalkisir. Ayn ayn kisilerle ayni seyi yaparak farkh bir sey yaptigini sanir. Arayis iginde olmamak 
gerekir. Onemli olan sevdiginiz her neyse, bu ister insan olsun, isterse cansiz bir sey ondaki 
degeri ve potansiyeli gorebilmek, yasayabilmek ve ortaya cikarabilmektir. A ve B birbirini 
seviyor. Tek kural birbirlerini artirmaktir. Bu iliskiye disandan herhangi bir etkinin yapilmasina 
musaade etmemiz gerekir. iliskimize deger kaybettirmeden, mumkun oldugunca deger 
kazandirmak lazimdir. Algilamalan yeterince agik iki insan, omur boyu sorunsuzca yasayabilir. 

Ofisinizde 60 saat gibi kisa bir siirede ingilizceyi konusturabildiginizi biliyorum. 
Yonteminizden kisaca soz edebilir misiniz? 

Turkiye'de dil ogretmeye gramerden baslaniyor. Bu, insan dogasma aykin bir yontemdir. 
^ocuk, dili konusarak ogrenir, Gramerinden baslamaz. Ben insanlardan, kendi sozcukleriyle 
gunluk yasantilanni ingilizce olarak anlatmalanni istiyorum, Turkiye'deki egitim sisteminde 
konu ogrencilere yukleniyor. Diger sistemlerde konu once veriliyor, sonra ogretiliyor. Burada 
kimse ogrenmek icin yola cikmiyor. Herkes bu dersten kac ahnm, smavi kazanir miyim? diye 
ders cahsiyor. Sonucta da bir sey ogrenilmiyor. Elbette 60 saatte ingilizce konusabilmek 
mumkun. Burada alman derslerin yaninda, gunde, en az alh ya da sekiz saatini bu yontemle 
ogrenmeye ayirabilirseniz, ki bu haftada toplam 90 saat cahsmaya tekabul eder... iki kere iki 
her zaman dort etmez, onlan toplamak ya da carpmak gerekir. Buna, benim felsefi 
cahsmalanmda delta increment diyorum. Hayat bakkal dukkani degildir. Orada her aradigini 
bulamazsin. Arastirmak lazim. 

http://www.portreler.net/vl/page.aspx?section=13 05 



PUTUM BENI TERK ETTI 

Bir kazi sonucu harabeden gikan bir yazida sunlar yaziyordu; 

"Benim bir putum vardi. 

£ok severdim. 

Sinekler iizerine konunca onlara kizar ve pisliklerini silerdim. 

Simdi ise putumu biri kirmak igin geldi ve kiracagim diyor. 

Ben ise ona baskaldirmak istiyordum. 

Giicum yetmedi. 

Sordum kendime. 

Ben putumu korumak ile memur muyum? 

Ben putumu beni korur diye sahipleniyordum. 

Ah ne yazik ki, putum kendini koruyamazmis." 

Bu yazi eski zamanlarda puta tapan birisinin kendisiyle yuzlesmesidir. TabiT ki aci bir 
yuzlesmesi... 

"Nuh aleyhisselam kavminde mevcut olan putlar, sonradan Araplara da intikal etmistir. 

§6yle ki: 

Vedd adindaki put Devmetu'l-Cendel'de idi ve Kelb kabilesine aitti. 

Suva 1 adindaki put Huzeyl'in idi. 

Yegus adindaki put Murad kabilesine aitti. Sonra Benu Gutayf in oldu, Sebe'ye yakin Curf 
nam mevkideydi. 

Yeuk, Hamedan'a aitti. 

Nesr, Himyer'in, Al-i Zi'l-Kela'in idi. 

Ashnda bu put isimleri, Nuh kavmindeki salih olarak bilinen kimselere aitti. §eytan bu Salih 
kimseler olunce kavimlerine su telkini yapti: 

"Salih kisilerinizin oturmus olduklan yerlere onlarin hatirasma dikitler dikin ve bunlara 
onlarm isimlerini verin". Halk bu telkine uyup, soyleneni yapti. Bidayette tapinma yoktu. 
Ancak ne zaman ki bunlar helak olup gittiler ve haklarmdaki bilgi de unutuldu, bu putlara 
tapmmaya basladilar." 43B 

Puta tapmanin gunumuzde de oldugunu rahathkla soyleyebiliriz. Burada iki kavram one 
gikmaktadir. Biri puta tapan insan digeri ise put olmus varhk. Bazen bu bahsedilen kavramlar 
benliginden gikarak toplumuna dogru yayihr. Nasil olurda insan toplumun putgulugundan 
gikamaz? Cikamaz gunku fikirlerinde artik ozgur degildir. Ozgur olabilmek igin o topluluktan 
aynlmasi gerekir, o ise imkansizdir. Cunku menfaatleri ve dusunceleri toplulugu tarafmdan 
sinirlanmis, engelsiz ve ezici bir kuvvet seklini almistir. 

Dusunun bir defa liderini dahi sorgulamanin mumkun olmadigi bir dusunce sisteminde 
dogru ne zaman ele gegebilir ki? GoruldugiJ uzere bir putun olacaksa bunun sininni sen belirle 
de sonugta ilahin olmasin. 

Eger birini veya unsuru kendine lider segtiysen diger kisiler igin bazi agik kapilar birak ki, 
yann yukanda gegen olay gibi bir gun muhakkak biri putunu kirmak igin gelecektir. Hig olmazsa 
bundan dolayi uzulmezsin. 



433 Buhan, Tefsir, Nuh 1. 



264 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Yukandaki antikyazinin devami ise soyle idi; 
Ey putum, seni gercekten 50k sevmistim. 
Guvendigim bir sey eger kinlabiliyorsa 
Benim otekimde kalmadi, demektir. 
$imdi ben bir daha put nereden bulacagim. 
Putu kinlan igin ancak olum vardir. 
Ben oliirsem sende oleceksin. 
"Benim putum yok" diye taslara kaziyacagim. 
Hie olmazsa beni putsuz diye anarlar. 

insan dinsiz olamaz dedikleri esasen dogrudur. Ancak bir putu olup da inancini kaybedenler 
icin uzulmek bir erdem olsa gerekir. Zannediyorum ki, 21. Yuzyil, putlann ve inanclann 
yikilacagi bir devir olacaktir. Neden mi, diye soracak olursaniz, her gun aynanin altindaki sir bir 
sekilde silinip, kara yuz daha rahat gorunmektedir. Bazi seylerin kara yuzunu is isten gecmeden 
once gormektense, simdiden kendimiz gormeye gayret gosterelim de, hie olmazsa 
dayandigimiz direkler yikihp, dusunce dunyamizla beraber hayatimiz da basimiza yikilmasin. 

Ey Allah Teala'm kor zannettigimiz kisiler ne kadar sansh, biz ise gordugumuz halde kor 
bakish olmaktan bir turlu kurtulamiyoruz. 

Bizi bizden koruyan Allah Teala'm sana sukurler olsun. 

Allah Teala buyurdu ki; 

"§iiphe yok ki, o Kur'an'i Biz indirdik Biz. Ve muhakkak ki, onun icin muhafiz olanlar da 
Bizleriz." 434 



434... „ 

Hicr, 9 



HUKUK MU, EGiTIM MI? 

Zamanimizda hukuk savaslan artinca birde ahnti yaptigimiz bu parcayi bir okuyun. 
Fikirlerinizde yeni eylemler olusacagini dusunuyoruz. 

[Devlet bir eylemi 'kanunlastiramaz' yalnizca kanunla yasaklayabilir ya da kendi halinde 

birakir. 

* * * 

Geleneksel adalet, dogru ve yanhs kavramlarma dayanir; modern adaletse akil saghgi ve 
akil hastahgi kavramlarma. 

Hz. Suleyman aleyhisselam, ayni cocugun annesi oldugunu iddia eden iki kadinla konustu, 
onlan dinledi ve elde ettigi verilerle gercek anne oldugunu hukmettigi kadini odullendirdi. 

Zamanimizda ise bir Amerikah hakim ayni konuyla ilgili olarak pek farkh bir surec izledi. 
Boylesi iki kadinin davasina bakan hakim, iclerinden birinin hezeyanh oldugu sonucunu cikanr 
ve her iki kadinin da psikiyatristlerce muayene edilmesine karar verdi. Tabii psikiyatristler de, 
cocugun yansini filan degil de tumunu canh olarak isteyen ve aksi takdirde hakkindan feragat 
etmeye razi olan kadinin bagnaz; uzlasma yanhsi olan ve cocugun yansini kabul eden kadinin 
daha mantikh bulup 'hak sahibi 1 oldugu sonucuna vardilar. Boylece de psikiyatristler gercek 
annenin sizofreniden mustarip olduguna karar verip, cocugun sahtekar kadina verilmesini 
tavsiye ettiler. Tip uzmanlannin bulgulanna saygih olarak hakimin dusunmeden onaylayacagi 

bir tavsiye... 

* * * 

Eski bir atasozu gelecegin kanun koyuculanni, uygulayamayacaklan yasaklan gikarmama 
konusunda uyanr. 435 Gunumuzun Amerikah kanun koyuculanysa, uygulayamayacaklan 

yasaklan cikarma konusunda azami olgude gayretkestir. 

* * * 

Kanunu cigneyen sahis cezalandirilmazsa kanuna itaat eden aldatilmis olur. Kanunlan 
cigneyenlerin cezalandinlmasi gerekir. Nedeni ise; kanuna uygun davranislan faydah diye tesvik 
etmek ve erdemli diye de tasdik etmek icin. 

Ceza hukukunun amaci islah olamaz ve olmamahdir da; soz konusu amac yalnizca kanunlar 

duzenin korunmasi olabilir ve olmahdir da. 

* * * 

Cezalandirma simdilerde revac disi. Neden? 

insanlar arasinda demokratik akhn igrenc buldugu aynmlar meydana getirdiginden. 

Anlamsiz bir ortak suclulugu anlamh bir bireysel sorumluluga tercih ediyoruz. 

* * * 

Cezalandirma islah adiyla perdelendigi muddetce beseri bir cezabilim (penoloji) olamaz. 
Hicbir sahis ya da toplulugun bir baska yetiskini islah etme hakki yoktur. Yalnizca Allah Teala is- 



Hz. Omer radiyallahu anhin vali segiminde, halka kolaylik agisindan ilging kabul edilebilecek bir 
prensibi vardi. Halife Ziyad b. Ebu Sufyan'i Irak valiliginden azledince, vali: 

— Ya Emire'l-muminin, beni nigin gorevden uzakla5tirdm? Aciz oldugum icin mi, yoksa hain oldugum icin 
mi? diye sormu$, Hz. Omer de: 

-- Azil sebebi bunlarm hie biri degil, lakin aklinm fazla olan kismim ve dehani halka yuklemeni 
istemiyorum, diye cevap vermisti. (ibn Haldun, Mukaddime,C. I, s. 419) 



266 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



lah eder. Fakat sahislann ve topluluklann cezalandirma yoluyla kendilerini koruma haklan 
vardir. Bu cezalandirmalar kinama ya da kuciJk para cezasi odemek kadar hafif, hayat boyu 

mahkumiyet ya da olum cezasi kadar da sert olabilir. 

* * * 

Biyolojik psikiyatristler akil hastahklarinin, gizli bedensel hastahklann sonucu ya da tezahuru 
oldugunu iddia ederler. Tabi onlara gore bu gizli hastahklar henuz kesfedilmemistir ama tip 
bilimindeki ilerlemeler sayesinde kesfedilmeyi beklemektedir. §ayet bu yarginin butun ya da 
bazi akil hastahklan icin dogru oldugu kanitlanirsa, hastalann tedaviyi reddedebilecegi organik 
hastahklann mevcut listesine yalnizca birkac madde daha eklenmis olur. Dolayisiyla, sozde akil 
hastahginin organik kokenli oldugunu gosteren deliller zorlamaci psikiyatrinin ikilemlerini 
dagitmaktan cok, ifsa etmeye yarayacaktir. 



Clarence Darrow'un,4 36 cinayet karsiti oldugundan, bosanma yanhsi oldugunu soyledigi 
dusunulur. Gercekten de kan kocanin birbirine karsi cinayet islemektense bosanmasi daha 
dogrudur. Ayni sekilde, psikiyatrist ve akil hastasinin birbirine karsi cinayet islemektense 
bosanmasi daha dogru olmaz miydi? 

Diger bir deyimle, hastaya yukumluliJk yukleme yoluyla hastayi incitebilen psikiyatrist ve 
yanhs teshisten dolayi dava acma yoluyla psikiyatristi incitebilen hasta orneklerine yol 
acmaktansa, ayn ayn her biri digeriyle iliskisini kesebilmelidir. Boyle bir duzenleme; 
psikiyatristin, 'tedavi' diye adlandirdigi ama hastanin saldin olarak tecrube ettigi seyin, yanisira 
da hastanin "nefsi mudafaa" diye adlandirdigi seyin onune gececektir. 



Psikiyatral mahpuslugun daima ve zorunlu olarak insan haklan ihlali oldugunu iddia 
ediyorum. Neden? 

Psikiyatral gardiyanin, cezabilimsel (penolojik) gardiyanin aksine, hastayi kendinden (ya da 
akil hastahgindan), toplumu da hastadan koruyan, gift islevli bir gorevli oldugunu iddia 
etmesinden ve buna ictenlikle inanmasindan. Psikiyatristin, hastanin cikarlanna hizmet ettigi 
kabul edildigi muddetce hasta, psikiyatristin tedavisine yonelik hosnutsuzlugunu mesrulastir- 
maktan mahrum kahr; toplumun cikarlanna hizmet ettigi kabul edildigi muddetce de 

psikiyatrist, hastayi ozgurlugunden mahrum etmesine yonelik mesru elestiriden korunur. 

*** 

Bir mahkeme ancak su ise yarayabilir.... Zorlamayi mesrulastirmaya. 

Mahkeme, etkin katihm yanhsi hakimlerin ve onlari destekleyenlerin olmasmi istedigi sey, 
yani ictimai yardim ya da adalet araci olamiyor. Bundan oturu, ictimai hastahklara yonelik 
istem disi hastaneye yatinlmis akil hastalanni tedaviye zorlamak gibi mahkeme emri kaynakh 

careler, sozum ona islah etmeyi hedefledigi sorunlan cozemez, yalnizca kizistinr. 

* * * 

'Akil hastalarmin medeni haklarim korumaktan soz etme isi ashnda onlarin medeni 
haklarmi yaralar.' 



436 Clarence Darrow (1857-1938): Amerikah hukukcu, medeni haklar (civil rights) savunucusu ve John 
T. Scopes (1900-1970) adli bir lise ogretmeninin 1925 yihnda evrim kuramini ogretmekten Otiirii 
yargilandigi (ve sonunda suclu bulunup bilahare beraat ettigi) "Scopes-Monkey" davasinin savunma 
avukati 



Internet Yazilan 267 



Kolelerin medeni haklanndan soz etmenin, kolelerle ozgur insanlar arasindaki aynmi dolayh 
olarak mesrulastirmasi ve boylece koleleri ozgur insanlann keyfini cikardigi ozgurluk ve 
itibardan mahrum birakmasi gibi, akil hastalannin medeni haklanndan soz etmek akil 
hastalanyla akilh vatandaslar arasindaki aynmi dolayh olarak mesrulastinr. Boylece de akil 
hastalanni ozgur insanlann keyfini cikardigi ozgurluk ve itibardan mahrum birakir. 

Ozgur bir topluluk medeni haklann, psikiyatral olcutlerden de bagimsiz olmasini kabul 
edinceye ve bunlan talep edinceye ve kanun koyucularla hukukcular, hekimleri ozellikle de 
psikiyatristleri yan tibbT yaptinmlarla toplumsal denetim uygulama gucunden mahrum 
edinceye kadarakil hastahgiyla itham edilen bireylerin medeni haklan koruyor olmayacaktir. 



Amerikan saghk otoriteleri hem AIDS hem de istenmeyen hamilelikten korunmak amaciyla 
'guvenli cinsellik' uygulamasi olarak prezervatif kullanimini yillardir tesvik eder. 437 Ne var ki, 
Birlesik Devletler'deki bircok yerel kanun (ornegin Syracuse ve New York'taki kanunlar), satis 
otomatlanndan ve yetkili hekim ya da eczaci haric herhangi bir kimseden prezervatif satin 
almayi yasaklar. Kanuna uymayanlar 150 $ ceza odeyecek ve azami 150 gune kadar hapiste 
kalabilecektir. Bu kanunlar uygulanamiyor tabii.] 438 

Sonuc olarak Kanun koymakla, yargilamakla ve cezalandirmakla bir yere vanlmadigi, sadece 
insani iyi bir sekilde yetistirmek ile bir sonuca vanlabilecegi artik gorulmektedir. 

Kur'an-i Kerim'de on kusuru gecmeyen cezanin bulundugu, buyuk kisminin ahlak ve insanhk 
haklan hakkinda olmasi, yaptinm gucu olan yargiya verilen kuvveti sinirlayisi gorulmektedir. 
Onemli olan insan yetistirmek ve yetismesi icin cahsmaktir. Egitimi her tic senede bir allak 
bullak olan ulkemizde, egitimli, olgun ve karakterli insanin yetismeyisini gormezlikten gelmek, 
egitim kalitesini surekli asagilara cekerek, bunu para kazanilacak bir sektor haline donusturup 
baska yerlerde akla hayale gelmez seyler ile ugrasmak, abesle istigalden baska bir sey degildir. 
Bugun terorden cekiyorsak hep egitimin zayifhgindandir. Dusunun bir kere, bir insan yaptigi isin 
sonucunu evvelden gorebilirse hangi hatah davranisi yapmak ister ki. Tabii ki biz 
ogretebildiysek... 

Ogretmeden, ogrenmeden bir yerlere gelebilen ulkeyi, ben duymadim, bilmiyorum. 
Kitaplan cok pahah satilan, egitime az para aktanlan, promosyon olarak ajanda dagitilan bir 
ulkede ancak kaos cicekleri yetisir. Kutuphanelerindeki kitaplanna ancak para vererek veya bin 
bir rica ile ulasilan ulkede cehaletin onune TV dizilerindeki aldatma ve zina hikayelerinin sonucu 
beklemekle gecilecegini saniyorsak, aldaniyoruz demektir. Halkimizin buyuk zamanmi alan TV 
dizileri ile yetisen ulkemiz ileride bir Arjantin ve Brezilya olacagi kacinilmaz olacaktir. Arjantin 
kisa zaman once bunahma girip ekonomik sikinti gecirdigi donemde, milletimizin bu isi kolay 
atlatabilmesi gecmisten gelen bir deneyiminin sonucu sayesinde olmustur. Simdi ise bakiyoruz 
ki, artik o kahntida yok oluyor. Ne zaman bu ise dur denilir, bilemiyorum. Fakat su kesin ki, 
otekilerini kaybetme yolunda hizla ilerleyen ulkemizin gelecekte hangi konumda olacagi 



Bazi tarikatlerde oral yolla cinselligi savunarak dini yaptinmlardaki hadlerden (cezalardan) kurtulmayi 
hedefleyerek, muridlerinin nefislerini tatmin ederek aldatip, guglerine guc katarlar. Bu ise onlann zaran 
aza indirme icin dusiinulmus hile-i seriyyeleridir. Bu sekilde Allah Teala'yi aldatmaya gahjirlar. 
Bilmezler mi ki Allah Teala aldatanlarm aldatmasmdan ve tuzaklarmdan emindir. 
438 Thomas SZASZ trc: Mehmet ATALAY Vahsi Dil [Kitap]. - istanbul : Kaknus, 2006, s.91-95 



268 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



hakkinda hangi varsayim gecerlidir, bunu kestirebilmenin oldukca zor oldugudur.... 

Bunu bilecek birini anyorum, buldum diyorum, bakiyorum o da beni aldatip dipsiz bir 
kuyuya salhyor.Son sozumuz genclere...! , Sizin icin her turlu fedakarhktan kacinmayan ve sizleri 
<pok seven anne ve babalannizi uzmeyin. Ailenizle birlikte her sekilde mutlu olmaya gayret 
gosterip huzuru bulma adina, iyi ve faydah bireyler olarak yetisebilme adina ebeveynlerinize 
yardimci olun. Once Allah'a sonra sizlere guvenmekten baska garemiz kalmadi. 



HERMETIZM NEDIR? 

Hermetizm ilk dusunce, inane ve sirlann ke§fi, her turlu gizemin icinde yer aldigi gnostik 
ogretidir. Gnostik terimi "sezgi veya tefekkiir yoluyla edinilebilen bilgi" anlammdaki gnosis 
kaynak goster sozcugunden turetilmistir; isim olarak kullanildigmda gnostisizm mensuplanna 
verilen ad olup, "gnostisizmi benimsemis kimse" anlamina gelir; sifat olarak kullanildigmda ise, 
gnostisizm sozcijgunun sifati olup "gnostisizm ile ilgili" anlamina gelir. 

Hermetizm ile Ezoterizm cogu zaman birbiri yerine ve ic ice kullamlmistir. Hermetizm dha 
genis alan buldugu icin burada kullanmak daha uygun olmustur. 

BUGUNKU HERMETiK OLUSUMLAR: ORDU VE UNiVERSiTE 

UNiVERSiTE 

Qagimizda toplumlarm en uygar ve drgiitlii yapilarim olusturmakta olan silahh 
kuvvetlerde ve akademik kurumlarda hermetik ozellikler butun canhhgiyla yasamaktadir. 
Akademik kurumlann giderek meslek okullan haline donustukleri durumlarda bu ozellikler 
silinmekte, fakat akademik yapi, yani ozgur bilim ve arastirma ortami canlanir canlanmaz, 
yeniden canlanmaktadir. Universiteler kuruluslannda son derecede kapah zanaat loncalan gibi 
kurulmuslardir. Burjuvazinin kilise egemenliginden silkinerek kendi ydntemlerini kendi 
dogasma gore dijzenlemeye basladigi ddnemin, XII. ve XIII. yuzyilm eseri olan iiniversite 
kurulusu, cagmda dbiir meslek loncalarmin modellerini yakindan izlemek zorunda kalmistir. 
Bilginin istegi ve yetenegi olana verilmesi, fakat ehil olmayandan da saklanmasi zorunlulugu 
daha o zaman da fark edilen bir durumdu. Bunun irin en ehil olanlarm en gudii olanlarla bir 
araya getirilerek bilginin iletilmesi ve gelistirilmesi gabasmm bidmlenmis kurumu olarak 
iiniversite butun hermetik yontemleri benimsemis ve kullanmistir. 

XIV. yuzyil baslannda, en eski tip okullarmdan olan Montpelier Tip Okulu'nun egitim 
siireci, bu konuda bir fikir verebilir. Montpelier'de tip egitimi 3 yildi. Bunun sonunda 
Bakalorya sinavi vardi. Dort saat siiren bu smav sonunda adayin Apollo'nun defne 
gelenginden bir uzum koparmis oldugu Man edilirdi. Bakalorya sozciigii, "Bacca laurea - 
Defne uztimu" soztinden gelir. Bunun ardindan aday kamuya agik u$ konferansta, u$ tibbi 
metni okuyup yorumlar. Bundan sonra "Per intentionem adapiscendi licentiam" adh smav 
gelir. 

Bu adayin ikiser gun arayla dort kez en az birer saat bir tezi savunmasidir. Bunun 
ardindan "Rigorosum" gelir. Saat 12'den 16'ya kadar suren bu smavda aday kurayla ?ektigi 
iki konuyu anlatmak zorundadir. Bunun ardindan "ticentium" toreni gelir. Kamuya agik olan 
bu torende iiniversite rektoru, iki profesorun huzurunda adaya rutbesini tevdh eder. Artik 
Licentiat adim alan aday bundan sonra iki yil daha egitim goriir ve ardindan "Triduanes" adh 
buyuk smav gelir. U5 gun siiren bu smavda aday her gun ogleden once ve sonra birer saat 
sinanir. Bu basanldigmda "Actus triumphalis" adi verilen buyuk torene sira gelir. Toren bir 
onceki gun canlar calmarak ilan edilir. Toren adayin evinin dniinde baslar. Buyuk bir alayla 
iiniversitenin butiin ogrencilerinin refakatmda universiteye gelinir. Latince konusmalarm 
ardindan adaya Doktor bashgi, altm bir yuziik, altm bir kemer ve Hipokratm bir kitabi verilir. 
Aday juri dniinde yemin eder. Sonra ayaga kaldirilarak juri uyelerinin arasma oturtulur. Bu 
onun doktorlar arasma katildigmin gdstergesidir. 

Bugun benzeri torenler ana hatlanyla ayni semada, Batinin butun buyuk universitelerinde 
surdurulmektedir. Daha 50-60 yil oncesine kadar universite ogrencileri kihc bile tasir ve kamuya 



270 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



kapah gizli toplantilarda belirli gizemleri de paylasirlardi. 

Bugun bu geleneksel yaklasim, universitelerin yeryuzuniin her yerinde kalite erozyonuna 
ugrayisi ve basit meslek yiiksek okullan duzeyine indirgenmi§ olmasi sonucunda onemini 
yitirmi; goriiliiyor. Ancak bununla birlikte tiniversiteler arasinda onem farkhlasmasi da 
gozleniyor. Kimi universitelerin gerek yonetim gerekse bilim alanlannda deger tasidiklan, 
kimilerininse daha ayak islerine gore insan yetistirdikleri goruluyor. Yeryuzuniin onemli karar 
yonetim organlarim ellerinde tutan kesimlerin ve akademik agir toplarm ise gene de ancak 
belli universitelerin diplomasmi tasimalan, en azmdan o universitelerin actigi cesitli yan 
egitim imkanlarmdan faydalanmis olmalan gerekiyor. Yale, Harward, Oxford ve Cambridge 
Universiteleri, Johns Hopkins, Massachusets Institute of Technology gibi kurumlar alanlannda 
tekel gucunu ellerinde bulunduruyorlar. Dikkat edildiginde bunlarm yuzyillar otesinden 
kalmis geleneklerini ya da daha yakm zamanlarda olusturulmus da olsa saglamca 
kurumlasmis toreleri buyiik bir kiskanchkla koruduklan dikkati cekiyor. 

Ornekse ne denli modernlesmis bir goruntu kazamrlarsa kazansmlar hemen hicbir 
ijniversite akademik kisveden vazgecemiyor. Batimn biitiin universiteleri "Godeamus 
igutur" 439 sozleriyle baslayan ve ashnda capkinca bir bohem yasama ovgii niteliginde olan 
ilahi benzeri sarkiyi bir ulusal mar; gibi ayakta soyluyor. 

Gene drnek olarak Stockholm Universitesinde "Doktor" rutbesi almisinin torensel seyri 
verilebilir. Aday bir dizi on smavlarda basarismi ispat etikten sonra son smava sira gelir. Bu 
sinava aday, biri heniiz doktora ogrencisi, oburii halen doktor olan iki "adjutant" -refakatci- 
ile birlikte gelir. Smav tiniversitenin buyuk auditorium (konferans salonu) unda yapihr. 
Universitenin biitun ogretim kadrosu ve ayrica olabildigince doktorlar, ijniversite kisveleriyle 
hazir bulunurlar. Soru bir tektir. Ve aday bu soruyu adjutantlarma (yaver) danisarak 
hazirladiktan sonra yamtlar. Yamt yeterli oldugunda ijniversite rektorii, salon kapismdaki 
tesrifatciya isaret eder. Bunun iizerine tesrifatfi elindeki tokmagi yere vurarak "hora est" - 
vakit geldi- diye bagmr. Bunun iizerine biitiin salon ayaga kalkar. Aday, rektoriin oniine 
giderek diz coker ve elini ona uzatir. Rektor, onun elini ellerinin arasina alarak Latince yemin 
metnini okuyama baslar. Aday bunu tekrarlar. Bu sirada, ijniversite Stockholm Belediyesinin 
bir orgam oldugu ve isvec krah da Stockholm Belediyesinin konugu olarak o kentte oturdugu 
icin, kraliyet saraymdan top atisi baslar ve kentin kiliseleri canlanyla bunu kutlarlar. 

Boylesine hermetik yapilanmis olan universitelerde- olusan bilim de ezoterik (gizemli) 
ozellikler kazanmistir. Ve pozitif bilimlerin olsun, hukuk ve sosyal bilimlerin olsun. Bati 
iilkelerinde olusturulmus temellerine ulasabilmek icin bu ezoterik sistemin de edinilmis 
olmasi sarttir, yoksa ogrenilebilenler ancak onlarm son uriinlerinden ibaret kahr. 

ORDU 

Silahh kuvvetler de bir meslek olarak olusmaya basladiktan sonra, yani XVIII. yiizyildan bu 
yana hermetik ozellikleri edinegelmislerdir. Bugiin hemen biitiin ordularm sikisikiya 
muhafaza ettikleri uniforma ozellikleri, ayrmtih ve baletize torensellikler, belirli konusma ve 
davranis kahplan, disanya anlamsiz ve giiliinc bile goriinse, vatan icin carpismaya ve kamm 



http://www.newfoundations.com/Gaucleamus.html 
Gaudeamus igitur 

Juvenes dum sumus Juvenes dum sumus 
Post jucundum juventutem Post jucundum juventutem 
Post molestam senectutem Post molestam senectutem 
Nos habebit humus. Nos humus habebit. 



Internet Yazilan 271 



akitmaya hazir olmasi gereken bu insanlarm motivasyonlan icin son derecede onemlidir. Bu 
torensellikler bazen 50k anlamsiz, hatta barbar ozellikler gosterebilirler. 

Ornegin Alman ordusundaki "zapfenstreifen" toreni kokeninde meyhanelerde icmekte 
olan askerlerin kislaya donme saatini belli eden boru otusiinden ibaretti. Bugunse bu toren 
emekli olan subaylarm onuruna, zaman zaman mechul asker igin de yapilan bir toren halini 
almistir. Gece karanhgmda ellerinde mesalelerle esas durusa gecen biiyiik uniformah kita, 
komutla migferlerini cikanr ve diz coker. Ondan sonra da uzun bir trompet slosu baslar. 
Butun askerler diz cokmus olarak, ellerinde mesaleler ve baslari agik olarak soloyu dinlerler. 

Amerika'nm West Point Askeri Akademisi'nin torenleri, ingiliz donanmasmm gunbatimi 
torenleri, bizim ordumuzun sancak devir teslim torenleri ve Harp Okulunun, Mustafa 
Kemal'in numarasi okudugunda "icimizde" diye cevapladiklan toren, bu tur torenlerin bir sa- 
nat gosterisi duzeyine ulastigi en guzel ornekler olarak sayilabilir. Tabiidir ki gosterinin 
baletize guzelligi disinda gercek anlamini kavrayabilmek ve yasayabilmek icin o ordunun 
ezoterik denilebilecek yasamina katilmis olmak gerekmektedir. Bunlar hermetizmin insan 
ruhunun en derinlerine islemis koklerinin ne denli guclu oldugunu bize gostermektedir. 

Tipki akademik kuruluslar gibi silahh kuvvetler de hermetik cizgileri izlemekte ve bunun 
kacimlmaz sonucu olarak kendi iginde ezoterik bir tutum da gelistirmektedir. O kadar ki 
birbirleriyle dusman olan ordulann askerleri birbirlerini kendi ulkelerinin devlet adamlan ya da 
politikacilarmdan daha iyi anlayabilir hale gelirler. Ordulann bu hermetik modellere yatkinhgi, 
akademik kurumlarm nedenlerinden farkh olarak daha biyolojik nedenlere baghdir. Qunkij 
bir ordu, her seyden once kendi bireyleri arasmda en iyi iletisim sistemini bulmak ve bu yolla 
hareket etmek zorundadir. En iyi iletisimi saglayabilmek de insamn dogasi geregi 
olusturabilecegi bir iletisim sistemiyle mumkundur. Aym kurallann obur sonucu da iste 
hermetik kuruluslardir. Bunu aciklamaya cahstigimizda hermetizmin neden ozellikle de belli 
bir uygarhk turunde ve bir asamadan sonra boylesine cekici bir nitelik kazandigini da 
aciklamaya yaklasmis oluruz. 

HERMETJZMJN NEDENLERJ VE BUNDAN SONRASI 

Qesitli canh turlerinin dogada kendi yapisal ozellik ve yeteneklerine bagh olarak aralannda 
belli bir iletisim ve etkilesim duzeni kurmaya cabaladiklan kolayhkla gozlenebilmektedir. 
Koyunlarm bir araya gelislerinde belli bir geometrik diizen, sigir ve mandalannsa bir baska 
geometrik diizen izledikleri kolayhkla gorulebilir. Telgrafm tellerine konan kuslarm konus 
bicimleri, tel uzerinde dizilisleri de turlerine ozgu olarak farkh farkhdir. Sigirciklarm durusu 
baska, kirlangiclanna baskadir. iste bu, her tiirden olan canhnin birinci kaygisi olan turu ve 
tur yoldaslarim korumak ve onlann arasmda da korunmak kaygisimn sonucudur. Her birey 
kendi fizik yetilerine uygun olarak obur bireyleri en iyi gorebilecegi konumda durmak ister ve 
onlann belli davranislanm kendi davramslanni belirleyici sinyaller olarak ahr. Ancak obur 
butun canhlarda kolayhkla izlenebilen ve birkac yuzyildan beri de bilimsel olarak 
arastinlabilen bu ozellikler, sozkonusu insan olunca zorlasmaktadir. Qijnkij insan konusunda 
dinlerin, inanclann, felsefelerin ve ideolojilerin ongorus ve yargilan bulunmaktadir ve bilim 
adamlan da bu yargilan atlayarak incelemelere kolay kolay baslayamazlar. Bu yiizden insam 
tur olarak incelemeyi gorev edinmis olan bilim, antropoloji (insan bilimi) en gene bilimlerden 
biridir. Ve insan toplumlanmn incelenmesine yonelik sosyoloji, pedagoji sosyal psikoloji gibi 
bilimler ise daha disiplinlerini son zamanlarda, kurmaya baslamislardir. 

Antropolojinin daha en baslarda sagladigi gozlem malzemesi insanlarm da tipki tellerdeki 



272 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



kirlangiglar gibi, ya da cayira yayilmis mandalar gibi kendi turlerini en iyi koruyabilecekleri bir 
toplumsal orgiitlenme modelini izlediklerini ortaya cikarmistir. Buyuk kentler, metropol 
yerlesim birimleri, buyuk ulkeler ve devletler ve hatta kuresellesme uzerinde yapilan butun 
spekulasyonlara karsin insanin en iyi iletisim kurabildigi ve kendisini guvende ve saghkh 
hissettigi toplulugun 200-800 arasi bireyden olusan bir grup oldugu anlasilmaktadir. Bu sayidan 
az olan grup yeterli guveni saglamamakta, daha buyuk olan bir grupta da iletisim kopmakta ve 
bireysel farkhlasmalar artarak ic guveni ortadan kaldirmaktadir. 

iste uygarhgm belli bir agamasinda, belli bolgelerdeki hizh degisim, kentsel yerlesme 
birimlerinin dogusu. kentsel verlesimler arasinda ve kentsel yerlesim bolgeleri arasinda 
ticaret ve zanaatlann surekli insan gidip gelmelerine vol acmasi, kitlesel goclerin ve istilalann 
olugu, ozellikle de en hareketli yerlesim ve bolgelerden baslayarak toplumun biitunii icinde 
cok etkin ve aktif kalmakla birlikte ondan gene de daha ozel ve ozgiin olmak, gene de 
yapayalniz kalmadigmin giivencesini elde tutabilmenin hemen tek cozumu olarak alt-grup 
olusumunu ortaya cikarmistir. Ozellikle alti cizilerek belirtilmesi gereken, bu alt gruplarda 
cok guclii toplumsal duygularm da mutlaka bulunmasi ve ozenle saklanmasi gerektigi 
gercegidir. Bu alt gruplarda cok siki ic disiplinde en hafif gevseme derhal "Anti-sosyal" 
dedigimiz toplumsallasmaya karsi bireylerin buralara dolmasma ve bu bireylerin 
ozelliklerinden oturu de grup baglarmin hizla zayiflamasma ve coziilmelere vol acar. iste bu 
yijzden, ilk gikis gijnlerinde daha baska toplumsal ve ekonomik zorlamalar da bulunmakla 
birlikte hermetik kuruluslarm bu modeli bu ekonomik alt nedenler ortadan kalktiktan sonra 
da surdiirmeleri ve butun hermetik kuruluslarm temel ortak ozelligi olan kapah ezoterik 
sistemlere siki sikiya baglanmalarmin altmda yatan gergek neden bizce budur. 

Bu yiizden ticaret ve sehirlesmenin ilk olustugu bolgeler once ekonomik ve sosyal bazi 
zorlamalara da bagh olarak bu modeli gelistirmisler ve giderek buyuk anakaralar arasi 
imparatorluklar gelistik^e altyapi nedenlerinin ortadan kalkmasma karsi bu modele daha da 
siki sarilmislar ve ondan sonra toplumlarm butun kargasa ve karmasa donemlerinde ve onu 
izleyen konsolidasyon (uzun vadeli anlasma) donemlerinde hemen aym yapilar bir 
gereksinim ve toplumsal yapilasma modeli olarak ortaya cikmislardir. Tarihin bize gosterdigi 
bu resme bakildiginda globallesme ya da kuresellesme denilen gelismenin butun insanlar ara- 
sinda sinirsiz bir birlik ve kardeslik doguracagi, iletisim devrimi sonucunda butun insanhgin 
buyuk bir koye donusecegi gibi beklentiler bize hie de gercekci gorunmuyor. Bize kahrsa 
insanhk yakm ve uzak gelecekte cok daha buyuk bir hizla alt gruplara boliinecek ve kendi 
biyolojik yapisi geregi dogrudan dogruya hissedebilecegi giivenligi onlarda arayacaktir. 

Onemli olan bu gruplasmalarm olabildigince akil yolunda orgutlenen birlikler 
olabilmesidir. Akhn, dusuncenin ve bilginin ustiinliik ve egemenligini amac edinecek alt 
gruplar kuskusuz ki gelecegin uygarhgmi daha umutlu ve aydmhk uruklara dogru 
goturebilirler. Boyle temel ideallerden yoksun gruplasmalar ise sovenizme, fanatizme ve 
tumuyle akildisi bagnazhga da agilabilirler. f^evremize biraz daha elestirel bir bakisla 
iilkemizdeki akildisi tarikatlardan, Amerika'da toplu intiharlara kalkisan akildisi tarikatlara 
kadar cesitli belirtileri bulmakta zorluk cekmeyiz. Bunlarm arasinda akil yolu gruplarinm 
ilerideki aydinlanmamn tohumlarim tasiyacaklan da kolayhkla anlasilabilir. 440 

Ahnti yaptigimiz yazi giinumiizdeki olaylarm yorumunun hermetik ozellik gosteren 
kuruluslan kontrol edilebilme asamasmda ele ahnmasi \g\n yapildigmi gostermektedir. 



440 BABAOGLU Ali Hermetizm [Kitap]. - istanbul : BDS, 1997,5. 135-140 



Internet Yazilan 273 



Goriilen o ki, kendi bunyesinde ezoterik sitemleri olu§mu§ kurulu§lar kolay kolay bertaraf 
olmadiklan gibi, yenilenme iferisinde daha kuvvetlenerek (iktiklan tarih iferisinde 
goriilmektedir. 

Gdriilmeyene baski yapmak gizlenmeyi artir. 

Sonufta ezoterik grup ezilme ve etkilenme durumunda uzun vadede sessizligini korurken 
daha sonra tehlikeli bifimde veya biinyesindeki gizini artirarak hayatina devam eder. Giz 
higbir $ekilde kaybolmaz. Qunku gizem insan irkimn zevk aldigi tadina doyamadigi bir 
duygudur. 



"DIN" SIYASETIN £IKMAZ SOKAGI OLUNCA 

insanhk tarihi boyunca topluluklann idare edilmesinde yonetenler ve yonetilenler kavrami 
suregelmistir. Yonetenler; "Hakimiyet" unsuru olarak her olguyu, amaclan ugruna 
kullanmislardir. Asirlardir bu degerli ve kutsal olan olgularin en basinda da "din" gelmistir. Din, 
kendi icinde cihet banndirmazken, insan faktoru karsisinda, alt yapisiyla saga ve sola gore 
sekillenmek zorunda kalmistir. Sag ve soldaki dusunce kavrami, varhk sebeplerini olusturduklan 
tepkiye borcludur. Her iki dusuncenin iki ayn gruba aynlmis olmasinin temeli, etki ve tepkiden 
kaynaklanirken, bu zaaflanni igindekilerin aksine disandan bakinca gormek daha mumkundur. 
Bu guruplarda olusturulan her dusunce ne olursa olsun bir siyaset haline getirilip "otekiler" e 
karsi olusumunu tamamlar ve tarzi siyasetin gidisatinda etkili olur. 

insanlar arasinda yonetmeye kendilerini layik gorenler, "yonetimi nasil ele geciririz?" istegi 
ile bazi degerleri neticede eritir veya dondururlar. Bu eriyis veya dondurma arasindaki gecis 
surecinde fikirlerde siyaseti etkiler. Birde buna intikam, hirs ve art niyetli baska sebeplerde 
Have olunca catismalar cikar. iste bu siyasetin devamh kaynayan kazani yonetim 
mekanizmasinda olabilmenin alt yapisini teskil eder. Fakat kaynayan kazan icindeki kepce olan 
dusuncelerin ve ideallerin sahibinin kontrol edeni olmak, ozellik ve marifet isteyen bir 
durumdur. 

Siyaset sahnesinde hep zarar gorenin "din" olmasi sebebiyle sozu buraya getirmek 
istiyorum. Siyasetteki hedef, halkin mutlu ve refah seviyesini artirmak ve dolayisiyla devleti 
kuvvetli kilmaktir. Fakat ne olur da ki, siyasetin fayda ve menfaat cizgisinde devlet ve millet hep 
sona kalan unsurlar olur? Tarih bu konuda yani surekli devlet ve insan iliskilerinde devlete 
ikincil olma statusu vermistir. Din ise bu meyanda, daha cok gerilerdedir. f^unku dinin ilk hedefi 
insandir. Devlet ise, cesitli iliskiler yumaginda olan, kendini olusturan bireyleri birlikte dunya 
uzerinde diger insan topluluklan ile iliskileri bulunan bir yapilanmadir. Onun icin devletin bir 
dini olurken, her dinin bir devleti yoktur. Din, hayat alanimizda nizami duzenlerken, devlet 
icersinde baska dinlerinde olabilecegi bir yapida baski uygulamaksizin bir kac dinin cok rahat 
birlikte yasadigini gunumuzde de gormekteyiz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hiristiyan 
ve Yahudilerle olan iliskilerde, gerek kendi hayatinda gerek sonraki donemlerde olsun devlet, 
din devleti olsaydi Yahudi'ye ya da Hiristiyan'a verilecek cezalarda da islam! hukumlere gore 
vermesi gerekecekti, fakat vermedi. Mesela Yahudilerin devlet anlayisi, din devleti uzerine 
kurguludur. Bu nedenle hem kendileri, hem de diger insanlann basina bela olmalan bu 
anlayislan yuzundendir. Burada bizim anlatmak istedigimiz devletin sanal kisiligini olusturdugu 
bireylerin kimligi ile tesebbus edecek olmasidir. Dun baska bugun baska elbise giyebilir. 

islam toplumlan da zaman zaman medent olmuslardir. Fakat ne devr-i saadet ne dort 
halife devri ne de Osmanh Devleti'nin ilk iki yiiz yih medent zamanlar degildir. Osmanh 
Medeniyeti miladin 15. yuzyihnda en parlak zamanlarmi yasamistir ki bu donem, Devlet'in 
islam umdelerinden uzaklasmaya basladigi donemdir. Yine EmevT ve AbbasT medent devirleri, 
toplumda refahm getirdigi islam disi egilimlerin gudendigi devirlerdir. Debdebeli saray insa 
eden ve emrinde Hiristiyan asker kullanmakta bir beis gormeyen Selcuk saltanati, hie 
siiphesiz medent diye vasiflandinlabilir. ( ismet OZEL, Uc Mesele - istanbul, Sule Yayincihk, 
2006, s.107) 

Din ile siyasetin getirisi olan devlet anlayisi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem doneminde 



Internet Yazilan 275 



hie karsi karsiya gelmemis ve hep birbirini tamamlayici unsurlar olmustur. Tabii olarak bunun 
bashca sebebi; bu iki gorevin de Rasulullah sallallah u aleyhi ve sellemin sahsinda toplanmis 
olmasiydi. Daha acik bir ifade ile O'nun birinci gorevi; Allah Teala'dan gelen ilahi emirleri 
insanlara teblig etmek, ikincisi ise, bu vahiy hukumlerine gore, baskani bulundugu toplumu 
(devleti) yonetmekti. O'nun Hakk'a yurumesiyle (M.632) birinci gorevi sona erdi ise de, ikinci 
gorevi Muslumanlar arasmda devam etti. iste bu ikinci gorevin devaminda zaman zaman 
ihtilaflar cikti; kan dokuldu ve Allah Teala'nin kutsal kitabi, kisacasi din politikaya alet edilerek, 
sonucta din ve devlet kordugum seklinde birbirine baglanarak sorunlar yumagi oldu. 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden hemen sonra, Muslumanlar arasmda ortaya cikan 
"yonetme" sorunu, dinTogeleri toplumsal ve siyasal hayata tasimistir. Bu tasimanin bedelini de 
Muslumanlar bir zaman sonra (Hz. Osman radiyallahu anh Hilafeti ve sonrasi) agir odemeye 
baslamistir. Ancak ilk Muslumanlarla baslayan bu anlayis, 1400 yilhk islam tarihinde, islam 
bilginleri tarafindan hep "iistii ortijlerek" ele ahnmistir. Bunun da ilk nedeni, sahabe de olsa ilk 
Muslumanlara bir "kutsiyet" atfetme anlayisidir. Musluman alimlerin, en buyuk cikmazi, dini 
karizmalan sebebiyle, ilk musluman siyasilerin (ozellikle bunlar sahabeden ise) bulastiklan 
hadiseleri, siyasi hirslannin sebep oldugu neticeleri, gerektigi bicimde degerlendirmekten 
kacmmalan olmustur. Ozellikle "Ashabim, gokteki yildizlar gibidir; hangisinin pesinden 
giderseniz, gidiniz. Dalalete diismezsiniz" veya "Ashabim hakkinda kotu soz soylemeyin!" 
gibi, sahabeyi yucelten ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme atfedilen sozler, islam 
alimlerini tarihi ve siyasi hadiseleri degerlendirmede cekingen birakmistir. Her seyden once, din 
adina birilerinin hakki korunurken, birilerinin hakkina da tecavuz edilmistir. "Hakh haksizi Allah 
bilir; biz kansmayahm" mantiginin bilimsel acidan hie bir gecerliligi yoktur. Gunumuz acisindan 
bu karizmatik dusununce "hata yapmaz" anlayisiyla yaramiz kabuk baglayacagma surekli 
kanayip durmaktadir. 

Ornek verecek olursak; 

Hz. Osman radiyallahu anhin evinin yaklasik 40 kijsur gun siiren muhasarasi esnasmda, 
Umeyyeogullan halifeyi adeta isyancilarla karsi karsiya birakmislardi. Medine yakmmda 
mevzilendirilen Hz. Muaviye kuvvetleri isteselerdi kuru kalabahk olan bu asiler guruhunu 
dagitabilirdi. Ancak, gorijnen o ki, zaten yash olan halifenin sunun surasmda ne kadar omru 
kalmisti? Bir iki yil daha yasarsa ne olacakti ki?.. Hz. Osman'dan sonra hilafet 
Umeyyeogullarinin elinden ebediyen gidecekti . Cunku bu ailede "dini karizmasi' olan ikinci 
bir sahis yoktu. Bu ailenin tumii Mekke'nin fethine kadar Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin en buyuk dusmanlanydilar. Mekke'nin fethinden sonra adeta (mecburen) 
alternatifsizlik sonucu Musluman olmuslardi 

Ancak, katledilen bir halifenin kanim dava etmek; bu yolla asabiyeti korukleyerek iktidar 
mucadelesi yapmak, tek akilci ve cikar yoldu. Hz. Muaviye de bu dusuncedeydi ve Hz.Osman 
radiyallahu anhin kanmm dokulmesini herkesten cok o istiyordu veya en iyimser ve yumu$ak 
ifadeyle, bu i$ en cok Ona yarayacakti. Hz. Osman radiyallahu anhin katlinden sonra, Medine 
adeta bir oliim sessizligine gomulmustu. Halifenin cenazesi tic gun yerde kaldi. Rivayetlere 
gore koca halifenin cenaze namazini dort veya yedi ki$i kildi ve cenaze korkudan kabristanm 
digma ( bir rivayette Yahudilerin defnedildigi yere ) gomijlebildi. Hz. Ali kerreme'llahii vechenin 
halife secilmesi, Umeyyeogullan arasmda telasa ve gelecek endisesine neden oldu. Bu 
Umeyyeogullarinin turn devlet kademelerinden temizlenmeleri ve edindikleri gayr-i mesru 
mijlklerin ellerinden almmalari anlamina geliyordu. Oyle ki, Hz. Osman'm katlinde turn 



276 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Medine halki seyirci kalmisken, Umeyyeogullari bilerek hedefi kucultmus ve tek suclu adeta 
Hz. Ali kerreme'llahii veche olmustu 

Yine Cemel'de 10.000, Siffin'de 70.000 muslumanin kaninin musebbibleri islam 
kaynaklannda ortaya konamamistir. Bircok islam aliminin "husn-ij niyet ve ictihad farkhhgi" 
tezleri havada kalmaktadir. Hele hele Hz.Muaviye ve Amr b. As'm sahabe oluslan noktai 
nazarmdan hareket edilerek, bu ictihad farkhhgi kriteriyle degerlendirilmeleri, ciddiye dahi 
ahnamaz. isyankar bir valinin saltanati ele gecirmek icin, bir halifenin kanini ve Allah Teala'nin 
kitabini siyasi emellerine alet etmekten baska sekilde degerlendirilemez. 

Sonuc olarak devlet, yonetim, siyaset elini din ve dint soylemlerden uzaklasmasi mecburidir. 
Dint soylemler denilince ideolojik dinlerdende bahsediyoruz. Dint konularda sagci ve solcu 
gecinen siyasTlerin samimiyet gercegi dinden ellerini cekmelerindedir. Gecim sartlannin 
agirlastigi ve her turlu tazyikin arttigi bir donemde din uzerinden yapilan siyaset yipranma 
sebebidir. Onemli olan bu konularin insanlan kendi haline birakacak sekilde zamanin akisina 
uygun serbest birakilmah daha onemli olan devlet ve milletin bekasi mevzulanna el atilmahdir. 
Bu sekilde milletin asil dertleri asikar olur. 

insanlar, dunyaya da huzurlu yasamayi hep arzu ederler. Fakat dusunceleri ve eylemleri ile 
hayatlanni zehir ederler. Kendi yuzunden zehir olan hayati sonucunda, huzur bulacagi bir yer 
arama telasina dusmesi, hep onun yaratihs tabiati geregidir. Allah Teala'nin bize lutfettigi bu 
guzel vatanimizda altimizi oymaya hie kimsenin hakki yoktur. Altimizi oyacak her sey ileriki 
hayatimizda gulung ve perisan duruma dusme sebeplerimizden biri olur. Devletimiz ve 
milletimiz bir bireyi olarak gegmisten gelen baglanmizi koparmadan, birbirimize saygi 
duymamiz gerekmektedir.. 

Yeri gelmisken hatirlatahm ki; gunumuzdeki sag sayilan siyasTgorusun lider ozellikleri igin bir 
tespit su sekildedir. 

"Turk sagimn liderleri §ia'nm masum imama kavramim hatirlatir: Varhklan ve 
mesruiyetleri hakkinda tartismak ve siiphe izhar etmek bir nevi itikatsizhk ihanetle esdeger 
tutulur. Liderler afismdan taban, kendilerine karsi sadece sadakat boyutunda hareket 
edebilme hurriyetine sahiptir. Bu yuzden sag entelektueller parlamentoda hep temsilcisiz 
kalmis ve kendilerini yalniz hissetmekten kurtulamamislardir. Davranislarmi temel tezine 
gore bifimlendirmek yerine, endiselerinin emrine tahsis eden sag siyasetfinin gorevi, sefim 
haricinde halki ikna etmek, yatistirmak ve mevcut nizamin devami igin yabancilastirmaktan 



ibaret kalmi§tir." 442 



Dog.Dr. Mehmet QELIK, islam Tarihinde Dinin Politikaya Alet Edilmesinin ilk Ornekleri, Firat 
Universitesi Sosyal Bilimler Dergisi "Firat Universty Journal of Social Science" Cilt: 10 Sayi: 1, Sayfa: 29- 
49, ELAZIG-2000 
442 ALKAN Ahmet Turan Yol Turkuleri [Kitap]. - istanbul : Otugen, 2000, s.344-345 



NASIL ATEIST OLUNUR VE NASIL £IKILIR? 

Bir ki§i nasil ateist olur diye sorunuz varsa, konu hakkmda bazi bilgileri burada sunacagiz. 

Bati dillerinin cogunda Tann hakkmda kullanilan terimler genellikle ya Yunanca "theos" 
kelimesinden, ya Latince "deus" kelimesinden turetilmistir. 

"Theos" kelimesinden Tann'ya inanmak anlamindaki "theism" (teizm) kelimesi ortaya 
cikmis, bu kelimenin basina "a" ontakisi eklenerek de "atheism" (ateizm) terimi 
olusturulmustur. Turkce sozluklerde genellikle "tanritanimazhk" seklinde cevrilen ateizmin net 
bir sekilde tanimlanmasi pek kolay degildir. Teizm icin de ayni seyi soylemek mumkundur. 
Cunku ortada pek 50k tann kavraminin ve din anlayisinin bulunmasi, bununla birlikte 
birbirinden farkh ateizm anlayisinin olmasi net bir teizm ve ateizm bigimi ortaya koymayi 
zorlastirmaktadir. 443 

Ateizm, genellikle biri genis digeri dar olmak uzere iki anlamda kullanilmaktadir. 

Genis anlamda ateizm, sadece teist olmamak yani hayatinda Tanriya yer vermemektir. Bu 
anlamiyla ateizmdeki 'a' olumsuzluk takisi, aynen "asosyal" ya da "apolitik" kelimelerindeki gibi, 
daha notr bir durumu anlatir. 

ikincisine yani dar anlamh ateizme gore, dusiinup tartisarak Tann'mn var oldugunu 
reddetmek ateizmdir. Bunlardan birincisine "negatif ateist", ikincisine "pozitif ateist" 
denmektedir ki, felsefeyi ilgilendiren turun ikincisi oldugu soylenebilir. 444 

Ateizm, temelde, semavi dinlerin Tann anlayismi kendisine hedef secmektedir. Bu dinlere 
gore Tann, ozunde ezeli ve ebedi, irade sahibi, varhgi icin hicbir sebebe gereksinim duymayan, 
her seyi yoktan var eden, evrenin duzen ve isleyisinde faal olan askin bir varhktir. Butun bu 
ozelliklerde bir Tann'ya inanan kimselere mumin, inanmayip reddedenlere ise ateist 
denmektedir. 

ATEiZMiNi DAYANDIGI i KJ ON EMU NEDEN 

1- Sonsuz iyilige sahip, her seye gucu yeten bir varhk olan Tann'mn yoklugunu kesin olarak 
ispatladigini dusundugu; "kotuluk problemi". 

kotuluk problemine iliskin celiskisini su sekilde dile getirilmektedir. 

- "Tann kotulugu onlemek istiyor da gucu mu yetmiyor; o halde O gucsuzdur. 

- Yoksa gucu yetiyor da onlemek mi istemiyor; o halde O kotu niyetlidir. 

- Eger Tann hem gudu hem de kotulugu ortadan kaldirmak niyetinde ise, bunca kotuluk 
nasil oldu da var oldu?" 

2- Tann'yi kotu olmasi gerceginden kurtarmayan "ozgiir irade savunmasi" yani, "tann 
neden insanlan her zaman ozgurce iyiyi sececek surette yaratmadi? Sonucta tann her seye 
kadirdir" 

ATEiZMiN DOGU§UNU VE GELi§iMJNi ETKiLEYEN FAKTORLER 

1- Maddecilik: Evrendeki guderin madde ve fiziki guderden meydana geldigini ve yasamin 
cesitli formlannin, maddenin cesitli elementlerinin bilesimi sonucu var oldugunu savunan bir 
gorustur. 



Aydm Topaloglu, Tann Tammazligin Felsefi Boyutlan, Teizm ya da Atezim, Kaknus Yaymlan, istanbul, 
2001, s. 2-3. 
444 Mehmet S. Aydm, Din Felsefesi, Selcuk Yaymlan, Ankara,1997, s. 203 



278 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



2- Duyumculuk: Turn dusuncelerimiz duyumlanmiz sonucunda olusmustur ve bundan dolayi 
duyumsal herhangi bir karsihgi olmayan bir Tann fikrine higbir zaman sahip olunamayacagi 
iddiasindaki gorustur. 

3- Evrimcilik: Dogada bir duzen vardir ve her duzen bir duzen vericinin varhgini gerektirir 
§eklindeki agiklamasiyla, Tann'nin varhgini kanitlayan duzen kanitina karsi gkarak, dogadaki 
duzenin Tann'nin eseri degil de, dogadaki evrimin bir sonucu oldugunu savunan gorustur. 5 

ATEiZMiNGRUPLARI 

1. Mutlak Ateizm: Zihinde Tann fikrine sahip olmamak demektir. Bu anlayisa gore insan 
dogustan Tann kavramina sahip olmadigi igin reddedecek bir seyi de yoktur. 

2. Teorik Ateizm: Dusunerek, tartisarak, zihni bir gabayla Tann'nin varhgini reddetmek ve 
ilgili iddialan gurutmeye gahsmaktir. Teorik ateizm de denen bu anlayis dogrultusunda 
dindarlann iddialan ve Tann'nin varhgi lehinde getirdikleri kanitlar elestiri konusu olmus, bu 
suregte Tann'nin varhgini gurutmeye yonelik tezler ileri surulmustur. 

3. Pratik Ateizm: Sanki Tann yokmus gibi yasamak, Tann'yi gunluk yasama sokmamak 
bigiminde tanimlanmistir. Bu tiir bir ateizmde kisi daha ziyade gunluk yasamindaki tavir ve 
davranislanyla, hayat tarzi, ilke ve aliskanhklariyla, Tann'siz bir dunya ve Tann'siz bir yasam 
kurmayi istemektedir. 

4. ilgisizlerin Ateizmi: Bir kisim dusunurler Tann'nin varhgini veya yoklugunu tartisma 
konusu yapmadan bu konulara uzak durmayi tercih etmislerdir. Bu tur ateistlere gore insan 
sadece var olanla yetinmeli gorunen alemin otesine ilgi duymamahdir. 

5. ideolojik Ateizm: Ozunde felsefi bir problem olan ateizm bazen da ideolojik bir ilke olarak 
savunulmus ve politik bir kabul haline gelmistir. Ozellikle Karl Marx, F. Engels (1820-1895) ve 
Lenin'in goruslerinden hareketle kurulan sosyalist yonetimlerde ateizm komunist partilerin 
propaganda araci olarak kullanilmistir. 446 

ATEiSTOLMAYA HAZIRLAYAN ETKENLER 

1. Zihni fonksiyonlann gelismesiyle birlikte dini gorus ve duygularda bir takim 
hareketlenmeler baslar. Ergenlikle birlikte baslayan bu hareketlenme, kisiyi, gocukluk 
donemindeki pasif halinden siyinp, kendisini ilgilendiren konulan bagimsiz olarak dusunmeye 
iter, ^evre iliskileri genisleyip dini degerler hakkinda edindigi fikir ve gorusler gocukluk gagmda 
oldugundan daha farkh bir boyutta incelenip mevcut degerler gozden gegirilir. Boylece zihinsel 
gelismelerle birlikte supheler olusmaya baslar. Kisi kendi dusuncelerinin dogrulugunu kabul 
eder ve sonunda inanmayi sagma bir sey olarak gorur. 

2. Kisinin cinsellige karsi egilimi iman duygusunu zayiflatmakta, dine karsi olumsuz tutum 
sergilemesine neden olabilmektedir. insan tabiatinin temel boyutlanndan biri olan cinselligin, 
iman hareketi igerisinde gogu zaman bir gatismaya yol agtigi bilinmektedir. Ergenlikle ortaya 
gikan entelektuel mahiyetteki dini supheler, cinsi kesiflerle ittifak kurarak, imani sorun haline 
getirebilmektedir. Cinselligin baslattigi dini kriz iginde ahlaki problem en gok goze garpanlardan 
biridir. Dini ahlakin cinsel ozgurlukleri sinirlayan bir etken olmasi, dini degerlerin inkanna 
sebebiyet verebilmektedir. 448 

3. Kisinin din duygulannin olusmasinda ve gelismesinde aile onemli bir faktordur. Aile 



445 Ahmet Cevizci, Felsefe Sozliigii, Paradigma Yayinlan, Istanbul, 2002, s. 101. 

446 Aydm Topaloglu, Ateizm ve Ele§tirisi, DiP, Ankara, 2004, s. 6-15. 

447 Mustafa Ocal, Din Egitimi ve Ogretiminde Metotlar, TDV Yayinlan, Ankara 1990, s. 141. 

448 Hayati Hokelekli, Din Psikolojisi, TDV, Ankara, 2005, s. 173-174. 



Internet Yazilan 279 



icerisinde verilen din egitimi ve ornek davramslar bireyin dindarhgini insa eder. 449 

4. Kisinin dine kar§i tutumunu olumsuz yonde etkileyen faktorlerden birisi de dindarlann 
yanli§ tutum ve davranislandir. Dindarlann birtakim maddi menfaatler pesinde kosmasi, kendi 
dediklerine kendilerin uymamasi, kisacasi soz ve davranislanndaki tutarsizhk, bireyin dindar 
kisilere karsi guvenin azalmasina neden olur. 450 

5. Kainattaki var olan kotuluklerdir. 

— Eger Tann olsaydi bunca kan ve gozyasinin aktigi bir dunya yaratilmazdi, gibi dusunceler 
bireyi supheye goturur. inkarci bir kimse, iyiliksever bir Tann, insanin mutlulugu ve basansi icin 
her seyi yerli yerine koymak zorundadir dusuncesine kapihr. 451 

6. Bazen de kisi Tann'yi bir ofkeden, inattan oturu kar§it tepkide bulunmak icin reddeder. 

ATEiST OLMAKTAN CIKI§TAKi DU§UNCE YAPISI 

Bir kisinin ateist olmaktan cikmasini saglayacak faktorler sayacagimiz gercekleri akil ve 
mantik cercevesinde cevapladigi zaman olacagi gorulmektedir. 

1-Modern verilere inanmak: 

Bu inanci kainat tablosunda evrenin ba§langi<psiz olarak ezelden beri var olageldigi §eklindeki 
inanglara yer olmadigi gibi, ayni zamanda kainatin bir sonunun olduguyla ilgili de ge§itli veriler 
bulunmasiyla kaginilmaz kilmaktadir. 

2- Kainattaki kanunlann mukemmel bir §ekilde i$leyi$ini gormek: 

Bu durumda kanunlann bir yaraticisi olmasi gerektigini du§undurmektedir. 

3 Kainatta gozlemlenen hassas ayarlann ve kainatin tesadufen olu$masmi imkansiz 
kilacak derecede bir uyum iginde i§leyi§i uzerinde dij$unce jimnastigi yapmak. 

Bu kanunlar o denli ince bir ayar ile duzenlenmi§lerdi ki, ya§anilacak en ufak bir sapma ya da 
ortaya gikacak uyumsuzluk turn sistemin bir anda gokmesine neden olabilecegini 
gostermektedir. Normalde detaylara inildikge gejitli kusurlann ortaya gikmasi dogal kabul 
edilirken kainat hakkinda bilgilerimiz arttikga ve kainatin detaylanna inildikge, onun daha da 
kusursuz bir yapi arz ettigi gostermektedir. 

4- Hayatm kaynagi ve nasil basladigi problemine ilmtve mantikh cevap verebilmek: 

Daha onceleri yeryuzundeki yasamin evrimsel bir suregle tesadufen ortaya gikarak zaman 
iginde olustuguna inanihrken, ozellikle DNA ve hucre uzerine yapilan modern gahsmalar sonucu 
ortaya gikan inanilmasi gug mukemmellikler karsismda yasamin tesadufe yer verdirmedigini 
gostermektedir. 

5- Ozgiir irade savunmasi: 

Tann hem ozgur bir sekilde eylemde bulunan hem de daima iyi olani yapan insanlar 
yaratabilir fikri, hem igerik olarak hem de bigimsel olarak dogru degildir. ^unku bir insanin bir 
yandan daima iyi olani yapan seklinde yaratilmasini soylemek diger yandan da daima iyi olan 
eylemi ozgurce yaptigini soylemek tutarsizdir. Tann sadece ozgur yaratiklar yaratmistir, fakat 
onlann sadece dogru olani yapmalanna neden olamayip ve bunu zorunlu kilamamistir. ^unku 
eger zorunlu kilarsa, onlar onemli derecede ozgur olmadiklan gibi; onlar dogru olani ozgurce 
yapmazlar demektir. 

Tann insanlan "kotuluk yapmada" serbest birakip hem de kotuluk yapmaktan ahkoyamaz. 
Tann onemli derecede ozgur olan yaratiklar yaratmistir. Fakat onlardan bazilan ozgurluklerini 



Hayati Hokelekli, Din psikolojisi, s. 254-259. 

Htiseyin Peker, Din Psikolojisi, Camlica Yayinlan, istanbul 2003, s. 145. 

Hayati Hokelekli, Din Psikolojisi, s. 176. 



280 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



kullanmada yoldan gikmislardir. iste ahlaki kotulugun kaynagi budur. Ancak bu yaratiklann 
bazen yoldan gikmasi ne Tann'nin kudretine, ne de O'nun iyiligine kar§i bir delil olusturabilir. 
Kainatta olan kotulukler ise insana sorumlulugu yuklenmemistir. 452 

Sonug olarak ateizm, mutlulugu esas alarak kotuluk sebeplerini teistlerin kabul ettigi yuce 
tann'ya yukleyerek gercpekte tannnin yok oldugu fikrine dogru yol ahrken unutmak istedikleri 
sey insanT sorumluluklanni kaldirarak veya kendince olusturduklan humanist duygularla kendi 
ilahhklanni on plana gikarmalandir. Cunku ilah olma arzusu yaratilmislann iginde yalnizca 
insanda bulunmaktadir. ilah olan bir insanin kendine dahi sorumlulugu yoktur ki, diger canhlara 
da bu sorumlulugunu yuklesin. Birde oldukten sonra bir hayatinda olmadigini dusunur ve kabul 
ederse bu insan ile karsilasacak gug yok denecek gibidir. Gerekirse teistlerin tannsi bile 
gorunuste ona maglup olur. Cunku akhn varsayimlan ile Allah Teala'nin kainattaki duzenini 
degistirme gayretine girer. Ashnda basansizdir. Tesaduftyaratihsin asirlar boyu rastgeleligini de 
bir turlu ispatta edemez. 

Bir ateist kendi \g dunyasinda nefsinin verdigi bencil tavnndan kurtulmasinin gok zor 
oldugunu higbir zaman unutmamahyiz. Ateistin kaybettigi inanma duygusunu tekrar yerine 
koyacak maddT varhgindaki gucu yetmedigi gelismelerinden baska bir sey degildir. Bu ise 
zamanla olusacagini fark edecegi akIT duzelmeler ise Allah Teala'nin yardimmdan baska bir 
seyle olmayacagi kesindir. 

Sozu Hz. ibrahim aleyhisselam ile Nemrut'un konusmasi ile bitirelim. 

"ibrahim: 'Rabbim, dirilten ve oldurendir' demisti. 

'Ben de diriltir ve oldiiruriim' dedi; ibrahim, 

'^uphesiz Allah gunesi dogudan getiriyor, sen de batidan getirsene' dedi. inkar eden 
sasinp kaldi. Allah zulmeden kimseleri dogru yola eristirmez." 453 

Ateiste soylenecek sey her seyin rastgele oldugu ve sahipsiz oldugu bir dunyada sen 
(kisiliginle) canhlann disindaki varhklarda bir degisimin oncusu olabilsin. 

Ne yazik ki 



Plantinga'nm ozgur irade savunmasina bakmiz. 
453 Bakara, 258 



"HASTALIK iYiLE£MEYE GIDEN YOLDUR" Kitabindan Sizin Ifin 
Seftiklerim 

Hastahklann Yorumlan ve Anlamlan 

[Turn hastahk belirtilerinin, ya5antimiz icin, gorundugunden cok daha defin bir anlami 
vardir: Onlar bize ruhsal dunyamizdan cok degerli mesajlar iletirler. Psikolog Thorwald 
Dethlefsen ve tip doktoru Ruedige Dahike hastahgin anlamini kavramamiza yardimci oluyorlar. 
Enfeksiyonun, bas agnlannin, kazalann, kalp ve mide rahatsizhklannin, aynca kanser ve aids 
gibi hala tabu olarak gorulen buyuk acilann bizlere ne anlatmak istedigini gosteriyorlar. 

Kendi hastaliklanni anlayabilen bir insan, "kendi"ne giden yeni ve daha iyi bir yol bulmus 
demektir.] 



["Turn kainat senin icindedir ve sende olan her sey kainatta da vardir. Senle, cok yakminda 
olan bir nesne arasinda hicbir sinir yoktur; tipki, senle, cok uzagindaki nesneler arasinda hicbir 
mesafe olmadigi gibi. Her sey, en kucugunden en buyugune, en alttakinden en usttekine kadar 
senle ayni degerde senin icinde vardir. Tek bir atom bile, yeryuzundeki turn elementleri icerir. 
Akhn tek bir hareketi, yasamin turn kanunlanni icerir. insan tek bir su damlasinda sonsuz 
okyanusun sirnni bulur. Senin tek bir goruntun, yasamin turn goruntulerini icinde tasir."] (Halil 
Cibran)sh.45 

[Eski Ahit'te yer alan ilk Gunah tasviri, bu problemi anlamak acisindan oldukca uygundur. 
ikinci Yaratihs hikayesinde, ilk -androjen- (gift cinsiyetli, hem erkek hem disi c.n.) insan olan 
Adem'in cennet bahcesine nasil indirildigim hatirlayahm. Adem bu bahgede, zengin bir doganin 
yam sira, iki tane ozel agag bulur; "ya§am agaci" ve "iyi ile kotiiyii ayristirma agaci". Bundan 
sonrasi igin, Adem'in bir erkek degil, androjen oldugunun bilinmesi onemlidir, Adem, butun bir 
insandir, henuz kutuplasmaya bagimh degildir ve zit kutuplara bolunmemistir. Hala, her seyle 
"bir"dir - bu kozmik biling durumu, cennet goruntusu ile tasvir edilir. Ancak, Adem bilincin "bir" 
liginde yasarken bile, kutuplasma konusu, iki agac olgusuyla ortaya konmustur. 

Bolunme, Yaratihs hikayesinin en basindan itibaren yer ahr. Yaratihsin zaten kendisi bir 
bolunme ve ikiye aynlma ile gerceklesir. ilk Yaratihs hikayesinde de, hep kutuplasmadan soz 
edilir: 

Isik-karanhk, su-kara, gunes-ay vs. Sadece insan "hem erkek hem kadin" olarak butun 
yaratilmistir. Tabii hikayenin devaminda kutuplasma daha da yogunlasir. Sonunda Adem bir 
dilekte bulunur, varhginin bir bolumunu disan cikarmak ve bicimsel olarak bagimsiz olmasini 
saglamaktir dilegi. Boyle bir adim mecburen bir bilinclilik kaybi anlamma gelir. Bu durum 
Adem'in uykuya dalmasi ile anlatihr. Tann, butun ve iyi insan olan Adem'in bir tarafini ahr ve 
bunu bagimsiz kilar. 

Luther'in Adem'in "kaburga"si olarak tercume ettigi kelime, orjinal ibranice metinde tselah 
= yan, taraf olarak gecer ve bu kelime, tsel = golge kelimesi ile akrabadir. "Butun ve iyi insan" 
parcalanir, erkek ve kadin olarak adlandinlan, bicimde farkh iki ayn goruntuye bolunur. Ancak, 
bu iki insan birbirlerinin farklanni tanimadiklan icin, bolunme henuz tamamen insan bilincine 
ulasmamis olur. Bunlar cennetin butunlugunde yasamaya devam ederler. Bicimsel bolunme 
ayni zamanda yilanin harekete gecmesinin de on kosuludur. On kosul gerceklesince, yilan, 



282 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



insanin hassas yansi olan disiye, "ayn§tirma agacindan" tattigi takdirde, iyi ile kotuyu 
aynstirma yetenegi kazanacagina dair soz vererek onu kandinr. 

Yilan sozunu tutar. insanlar kutuplasmayi gormeye baslar ve iyi ile kotuyu, erkek ile disiyi 
ayirt ederler. Boylece birligi (kozmik bilinci) kaybederler ve kutuplasmayi (aynstirma ye- 
tenegini) kazanirlar. Mecburen cenneti, "birligin bahcesi"ni terk etmek zorunda kahrlar ve 
maddesel varhklann kutupsal dunyasina duserler. ilk gunahin hikayesi bu §ekildedir. Bu 
"du§u§"te insan birlikten kutuplasmaya iner. Turn halklann ve zamanlann mitolojileri insan 
varolusunun bu temel konusunu bilirler ve benzer resimlere oturturlar. insanin gunahi birlikten 
aynlmasindan ibarettir. Gunah ve aynlma kelimeleri dil bakimindan akrabadir. Yunanca'da 
gunah kelimesinin gercek anlami daha agik gorulur: Hamartama "gunah" demektir ve bunun 
karsihgi olan fiil hamartanein , "noktayi kacirmak", "hedefi vuramamak", "gunah isjemek" 
anlamindadir. Yani gunah, "nokta"yi bulmaktaki yeteneksizliktir. "Nokta" ise, insan icin 
ulasilamaz ve hayal edilemez gibi gozuken "bir"ligin semboludur, cunku noktanin alani ve 
hacmi yoktur. Kutupsal bir bilinc, noktayi yani "bir"ligi bulamaz; iste gunah budur. Gunahkar, 
kutuplasmis demektir.]sh. 54-56 

[iNSAN ZATEN HASTADIR 

"Bir kesis, magarada meditasyon yapiyordu. O sirada igeri bir fare girdi ve sandaletini 
kemirmeye basladi. Kesis kizginhkla gozlerini agti: 
"Neden dua ederken beni rahatsiz ediyorsun?" 
"A^im" dedi fare. 

"Git buradan, ahmakfare", diye uyardi kesis, 

"Ben Tann'yla Birligi anyorum, beni nasil rahatsiz edersin?" Fare o zaman sordu: 
"Daha benimle "bir" olamazsan, Tann'yla nasil "bir" olmayi istersin?"] sh. 65 

[Hasta, ayni bedenin igindeki suglu ve kurbandir, hep kendi bilingsizliginin sikintisini geker. 
Bu saptama bir yargilama degildir, cunku sadece "aydmlanan" kisinin artik golgesi yoktur. 
Ancak hasta, kendini herhangi bir dis etkenin kurbani olarak gorme yanilgisindan kurtulmahdir, 
kurtulamazsa, kendini degisme olanagmdan mahrum etmis olur. Ne bakteriler, ne de isinlar 
hastahga neden olmazlar, sadece insan onlan, hastahgini gerceklestirmede arac olarak kullanir. 
Turn bu soylenenlerden sonra, hastahgi olusturan etkenlerin yorumlanmasindaki ilk onemli 
kurah uygulayabiliriz: 

1. Kural: Hastahk belirtilerini yorumlarken, islevsel acidan gorunurdeki nedenlerle baglanti 
kurmaktan vazgecin. Bu tur baglantilar her zaman bulunabilir ve varhklan inkar edilemez. Ama 
her belirtiyi, kendi nitelik ve ozellikleri icerisinde yorumlamak gerekir. Belirtinin yorumu 
bakimindan, bu belirtinin gerceklesmesi icin hangi fizyolojik, bicimsel, kimyasal, sinirsel veya 
diger nedensel zincirlerin kullanildigi onemli degildir. icerikleri taniyabilmek icin, sadece bir 
seyin oldugu ve nasil oldugu onemlidir, neden oldugu degil. 

Belirtilerin Zaman Niteligi 

Sorulanmiz bakimindan, zamansal gecmis ne kadar ilgisizse, bir hastahk belirtisinin ortaya 
ciktigi andaki sartlar da o derece ilginc ve anlamhdir. Belirtinin tarn olarak ortaya ciktigi an, 
kendini belirtide ifade eden problemler hakkinda onemli bilgiler verebilir. Belirti ile eszamanh 
olarak gelisen olaylar, belirtiler ogretisinin gergevesini olusturur ve onunla birlikte deger- 
lendirilmelidir. 



Internet Yazilan 283 



Sadece dis olaylan incelemek yeterli degildir, her seyden once ic olusumlann anlasilmasi 
gerekir. Belirti goruldugunde, kisi hangi dusunce, konu ve hayallerle ic iceydi? 

Nasil bir ruh hali vardi? 

Yasammda herhangi bir yeni haber veya degisiklik var miydi? Sik sik anlamsiz ve onemsiz 
gibi gorunen olaylan gercekte cok Onemli oldugu ortaya cikmistir. Belirtide, bastinlan bir alan 
kendini ifade ettigi icin, belirti yorumlanirken hasta, bu alanla baglantih turn olaylan yok 
etmeye cahsir, bu nedenle olanlan oldugundan daha degersizmis gibi yorumlar. 

Genelde, bunlar, yasamdaki buyuk olaylar degildir, cunku kisi bilinciyle kendini bu tur 
olaylardan uzak tutar. Bastinlan problemli konulan harekete geciren cogunlukla gunluk hayat- 
taki kucuk zararsiz olaylardir. 

Usutme, mide bulantisi, ishal, mide yanmasi, bas agnsi, yaralanmalar ve benzeri ani ve sid- 
detli belirtiler zamanlama olarak cok dogru bilgiler verir. Burada su soruyu sormaya gercekten 
deger: 

Kisi tarn hastalandigi anda ne yapiyordu, ne diisuniiyordu veya ne hayal ediyordu? Kisi 
kendine, baglantilarla ilgili sora sordugunda, ilk anda kendiliginden akhna gelen dusunceyi iyice 
incelemek ve cabucak onemsiz gorup yok saymamak cok onemlidir. Turn bunlar, belli bir 
ahstirma ve yuksek oranda kendine durustluk veya - daha dogrusu - kendine karsi suphe ve 
guvensizlik gerektirir. Eger kisi kendim cok iyi tanidigi noktasindan hareket eder ve bu yuzden, 
neyin dogru neyin yanhs oldugunu ilk hamlede gorebildigini iddia ederse, kendini tanima yo- 
lunda hicbir zaman basan kaydedemez. Dogru yolda olan kisi ise, sokaktaki bir hayvanin bile 
onu, kendisinden daha iyi tahmin edebilecegi noktasindan hareket eder. 

2. Kural: Bir hastahk belirtisinin ortaya ciktigi zamani iyi analiz edin. Belirtinin zaman 
dilimine giren yasam sartlanni, dusunceleri, hayalleri, ruyalari, olaylan ve haberleri 
sorusturun.] sh:84-86 

[Konusmanin psikosomatik gift tabanhhgini dinlemeyi ogrenirsek, hastanin, bedenindeki 
hastahk belirtileri hakkinda konusurken, genellikle hep ruhsal problemini de bununla birlikte 
anlattigmi hayretle fark ederiz: Kiminin gozleri o kadar kotu goruyordur ki, etrafindakileri net 
olarak ayirt edemez. Bir digeri usutmustur ve burnu tikahdir. Kimi, kaskati kesilir ve egilip, 
bukulemez. Kimi hicbir sey yuta-maz. Baska biri artik hicbir sey hatirlayamaz olur. Bazisinin ku- 
laklan duymaz ve bazisi da kasintidan derisinin icinden yani kabugundan cikmak ister. Burada 
yorumlanacak cok fazla bir sey yoktur. Hasta, ruhsal problemlerini zaten ayni kelimelerle bede- 
nine yansitmaktadir. Bu soylenenleri dinleyen biri, kafasini sallayip, su sonuca varabilir: 
"Hastahk kisiyi dijrust hale getirir."] 

(Bu arada tip, Latince hastahk isimlerini kullanarak, konusmanin icindeki iceriklerin 
anlasilmaz hale gelmesi icin itinayla ugrasmaktadir!)] sh: 88 

[Teorinin Ozeti 

1. insan bilinci kutupsaldir. Bu, bir taraftan farkindahgi arttinrken, diger taraftan bizi 
saghksiz ve eksik hale getirir. 

2. insan zaten hastadir. Hastahk onun eksikliklerinin ifadesidir ve bir kutuplasma icinde 
oldugumuz surece hastahktan kacmak mumkun degildir. 

3. insamn hasta olmasi kendini hastahk belirtilerinde disa vurur. Belirtiler bilincimizin 
maddesel boyuta giren golgeleridir. 

4. insan, kiiciik evren olarak, bilincinde buyuk evrenin turn prensiplerini kapah olarak 



284 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



ta§ir; ancak karar verme yetenegine sahip olmasi nedeniyle kendini hep evrensel prensiplerin 
sadece bir yansiyla ozdeslestirir; boylece diger yan golgede kahr ve insanin bilincdisma itilir. 

5. Bilincte yasanmayan bir prensip, bedensel hastahk belirtileri yoluyla kendi varolii? ve 
yasama hakkini zorla elde eder. Hastahk belirtisinde kisi, daima, ashnda yasamak isteme- 
diklerini yasar ve gerceklestirir. Boylece hastahk belirtileri turn tekyonluluklerimizi zit 
kutuplanyla dengeler. 

6. Hastahk belirtisi insam durustlestirir! 

insanin bilincinde eksik olan seyler ona hastahk belirtisi olarak gelir! 

7.iyile$me, sadece insanin hastahk belirtisinde sakh olan golgesini bilincine yukseltip, 
onunla butunlesmesiyle mumkun olur. insan kendisinde eksik olani buldugu zaman belirti 
zaten gereksiz hale gelir. 

8.iyile§menin hedefi bijtunle§mek ve "bir" olmaktir. insan eger "gercek kendi"ni bulmussa 
ve "olan" her seyle bir olmussa, iyilesmis demektir. 

10. Hastahk, insam birlige giden yolu terk etmemeye zorlar. Bu nedenle; HASTALIK 
BUTUNLUGE GIDEN BIR YOLDUR. ] sh:102-103 

[Dedin ki: 

"Ey Dervis, yolu nasil bulurum? isareti nedir?" 

"Beni dinle, dinlerken de diisiin! Senin icin isaret sudur: Hep ileri dogru gitmene ragmen 
mahrumiyetinin arttigim gorursijn. " Ferideddin Attar] sh: 104 

[Eskiden anne babalar, cocuklann atlattiklan her hastahktan sonra bir olgunlasma ve 
gelisme evresi gecirdiklerini bilirlerdi (turn cocuk hastahklan enfeksiyon rahatsizhklandir). 

Sadece cocuklar degil, yetiskinler de her hastahktan daha olgunlasmis olarak cikarlar. Butun 
buyuk kulturler de buyuk mucadeleler sonucu olusmuslardir. Darwin de turlerin gelisimini cev- 
re sartlanyla mucadeleyi kazanma yetenegine baglamistir. 

Heraklit'in "Sava§ her §eyin babasidir" sozu, bu ifadenin en temel bilgeliklerden biridir. 
Savas, gatisma ve zit kutuplann gerilimi, yasam enerjisi saglarken, ilerleme ile gelisimin ga- 
rantisini olustururlar. Maalesef kurtlann kuzu postuna burundugu ve bu kostumleriyle 
bastinlmis saldirganhklanni bans sevgisi gibi sunmaya cahstiklan bir zamanda, bu tur yorumlar 
tehlikeli ve yanhs anlasilmaya musait olabilmektedir.] sh: 111-112 

[Astimh temiz hava arayisi icindedir ve daglann tepesinde yasamayi ister (bu dilegi iklim 
degisikligi terapisi ile yerine getirilir). Yuksek daglarda ustunluk iddiasi bakimindan da kendini 
iyi hisseder: Yukanda durmakta ve asagidaki derin vadinin karanhk olaylanna guvenli bir 
yukseklikten bakmaktadir. Bulundugu noktada "hava hala temizdir", yasantisi derinligin 
durtuleri ve dogurganhgindan cok yukseklerdedir ve dunyevi olandan uzak olmanin berrakhgini 
korumaktadir. Astimhlara onerilen diger bir secenek ise tuzlu deniz havasidir. Burada da ayni 
semboller yer ahr: Tuz, inzivanin ve yasamdan uzak olmanin semboludur. Astimhnin istedigi de 
budur, cunku yasama ait olandan korkmaktadir. 

Astimh, sevgi ozlemi ceken bir insandir; sevgi istedigi icin bu Okadarfazla havayi icine ceker. 
Ama sevgi veremez - nefes vermekte zorlanir. 

Ona ne yardimci olabilir? Turn hastahk belirtilerinde oldugu gibi, tek bir recete vardir: 
Bilinclenme ve kendine karsi insafsiz bir durustluk! Eger insan korkulanni bir kez kabul ederse, 
korku yaratan alanlardan artik kacmaz; tersine, bunlan sevene ve bunlarla butunlesinceye 
kadar bu alanlarla yuz yuze yasamaya baslar. Bu gerekli surec, tipta pek bilinmeyen ancak dogal 



Internet Yazilan 285 



tedavi biliminde astim ve alerjiye karsi en iyi tedbir olarak taninan bir tedavide cok guzel bir 
bicimde temsil edilir: 

idrar tedavisi. Bu tedavide hastaya, kendi idran, kaslannin arasindan enjekte edilir. Bunu 
sembolik bir bakis agisiyla incelersek, bu tedavinin hastayi, terk ettigi bir seye zorladigmi go- 
ruriiz: Kendi pislik ve kirini tekrar almaya, onunla yeniden uzlasmaya ve butunlesmeye. Bu 
da onu iyilestirir!] sh: 131 

[Astimi olan bir kisi kendine su sorulan sormahdir: 
l.Hangi alanlarda vermeden almak istiyorum? 

2. Saldirganhklanmi bilincli olarak kendime itiraf edebiliyor muyum ve bunlan disan vurmak 
icin hangi olanaklara sahibim? 

3. "Buyukluk/kucukliJk" catismasi bakimindan ne durumdayim? 

4. Hangi yasamsal konulara deger veriyorum ve savunuyorum? Degerlendirme sistemimin 
arkasinda gizlenen korkuyu hissedebiliyor muyum? 

Hangi yasamsal konulardan kacmaya cahsiyorum, hangilerinin kirli, adi ve kaba oldugunu 
dusunuyorum? 

Unutmayahm: Ne zaman daralma hissedilirse, korku var demektir! Korkuya karsi tek care, 
acilmaktir. Acilmak, sakindiklanmizi igeri almakla gerceklesir!] sh: 132 



SOGUKALGINUGIVEGRiP 

[Solunumu bitirmeden once, en cok solunum organlan uzerinde etkili olan soguk alginhgi 
belirtilerini kisaca incelemek istiyoruz. Hem soguk alginhgi hem de grip, gecici iltihabi surec- 
lerdir ve bir catismanin disavurumu olduklanni onceki konulardan biliyoruz. Geriye sadece bu 
iltihaplanmalann olustuklan yerlere ve alanlara yakindan bakmak kahyor. Soguk alginhgi her 
zaman, kisinin "burnuna kadar gelen" kriz durumlannda ortaya cikar. Bu krizler agir yasam 
bunahmlan degildir. Bunlar, daha gok gunluk hayatta sik sik rastlanan, heyecan uyandinci 
olmayan ama yine de ruhsal olarak onem tasiyan birtakim olaylardir. Bu olaylar bizde asm 
yuklenme yaratir ve kendimizi biraz geri cekebilmek icin yasal bir zemin aramaya baslanz, 
gunku icinde bulundugumuz durum bizden cok fazla sey talep etmektedir. Kucuk gunluk 
olaylann bu taleplerini ve bunlardan kacma arzumuzu bilincimizle kabul etmeye hazir 
olmadigimiz igin, bedensel rahatsizhk ortaya gikar; dolu bir burnun ve nezlenin tadim cikartinz, 
cunku hastalanarak, bilincsiz bir yolla da olsa istedigimizi elde ederiz. Hatta bilincli bir catisma 
cozumlemesinde yasayamayacagimiz bir kazancimiz bile vardir: Herkesin durumumuza buyuk 
bir anlayis gostermesi. Soguk alginhgi, asin yuklenme hissettigimiz durumlardan biraz geri 
cekilmeye ve tekrar kendimize donmeye olanak saglar. Simdi duyarhhgimizi bedensel boyutta 
doya doya yasayabiliriz. 

Basimiz agnr (bu sartlarda kimse bizden bilincli bir butunlesme bekleyemez), gozlerimiz 
yasanr, her sey agn verici ve sinir bozucudur. Kimse bize yaklasmamahdir, kimse bize dokun- 
mamahdir. Burun nezle olmustur ve turn iletisim (temas olarak nefes) kesilmistir. 
"Usutmusum, bana yaklasma!" tehdidiyle herkesi kendimizden uzak tutmayi basannz.] sh: 135 

BASAGRISI(MiGREN) 

[Gerilimle ilgili bas agnsi icin anlattiklanmiz, migren hastasi icin de gecerlidir, sadece bir 
noktada degisiklik gozlenir. ilk gruptaki hastalar, basi bedenden ayirarak yasamaya cahsirken, 
migren hastalan, bedene ait olan cinsellik konusunu basa kaydirarak, bu konuyu basin icinde 



286 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



yasamaya cahsirlar. Migren, basa dogru itilen cinselliktir. Bu konuda bas, bedenin alt 
bolumunun i§levini gorur. Bu yer degistirme hie de anormal karsilanmamahdir, cunku cinsel 
bolge ile bas arasinda ortak bir ozellik vardir: insan bedeninde, disanya agilimlann tamami bu 
iki bolumde bulunur. 

Bedenin di§anya acihm noktalan, cinsellikte cok onemli bir role sahiptir, (sevgi = iceri almak 
- bu eylemi, insan bedeninde sadece bedenin kendim disanya actigi yerlerde gerceklestire- 
biliriz!) 

Halk dilinde, eskiden beri, kadinin agzi, kadmhk uzvu ile, erkegin burnu da, erkek cinsel 
organi ile iliskilendirilir. Bedenin alt kismi ve bas, zit kutuplardir ve zithklannin arkasinda 
"bir"likleri yatar - asagidaki, yukandaki gibidir. Basin, nasil alt bedenin yerine kullanildigini, yuz 
kizarmasindan rahathkla anlayabiliriz. Cinsel nedenlerden kaynaklanan sikintih durumlarda, kan 
beynimize cikar ve hemen yuzumuz kizanr. Yukanda olanlar, ashnda asagida olmasi gereken 
seylerdir, cunku cinsel heyecan duydugumuzda, normalde kan, cinsel bolgeye hucum eder, 
cinsel organlar siser ve kizanr. Ayni benzesmeyi, iktidarsizhk durumunda da gorebiliriz. Bir 
erkek, cinsel iliski sirasinda, kafasinda bir seyler dusunuyor ve kuruyorsa, alt bedende gikunde 
eksilme olur, bu da vahim sonuclar dogurur. Ayni sekilde, cinsel acidan tatmin olmayan insan- 
lar, bunun yerine surekli yemek verier. Cogu insan, sevgi acligini agizlan ile yatistirmaya 
cahsirlar ve hie doymazlar. Migren hastasinin da cinsellikle ilgili problemleri vardir. 

Daha onceki konularla baglantih olarak bircok kez belirttigimiz gibi, bir problemle 
ugrasmanin iki yolu vardir: Ya problemli alanlan kendimizden uzaklastinr ve bastinnz veya mey- 
dan okuyarak problemi telafi etmeye cahsinz. Ornegin korku icinde olan biri, korkudan oldugu 
yerde titreyebilir ya da vahsice tepinip dovunebilir - her ikisi de zayifhk gostergesidir. 

Migren hastalan icinde de iki tur insan vardir: Yasantilarmdan cinselligi tamamen 
uzaklastirmis olanlar ("boyle bir seyle asla ilgim olamaz") ve "cinsellikte ne kadar capkm 
oldugunu" sergilemeye cahsanlar. ikisin in de ortak noktasi cinsellikleriyle ilgili bir problemleri 
olmasidir. 

Bu problemin olusma nedeni, birinci tip hastada cinselligini tamamen bastirmis olmasidir. 

ikinci tip hasta ise, cinselligini bastirmamis ya da bu konuda hicbir problemi yokmus gibi 
gorunmekle birlikte, bilinciyle fark edemedigi bir cinsellik sorunu vardir ve bunun bedeninde 
ortaya cikmasina izin vermedigi icin, sorununu basa yonlendirir. Bu durumda problemin ruhsal 
boyutta incelenmesi gerekir. 

Ruhsal boyutta ele ahrsak, migren nobeti, basta yasanan bir orgazmdir. Asamalar aynidir, 
sadece yeri degisiktir. Migrende de, tipki cinsel uyanlmada oldugu gibi, kan beyne gider, bir 
basinc hissedilir, gerilim artar ve gerilim en yuksek noktaya ulastiginda gevseme gerceklesir 
(damarlann genislemesi). Her cesit uyan migren nobeti baslatabilir; 151k, gurultu, firtina, 
heyecan vs. Migrenin tipik bir ozelligi de, hastanin nobetten sonra, bariz bir rahatlama duygusu 
yasamasidir. Hasta, nobetin en siddetli aninda, en cok, karanhk bir odada ve yatakta olmayi 
ister - ama tek basina. 

Goruldugu gibi, migrende hasta, bedeninin alt kismini kapatir (migrenli hastalarda, sindirim 
bozukluklan ve peklik sorunu da oldugunu hatirlayahm). Bu kisi, bilincdisi birtakim konulan 
gormek istemez ve kendini bedenin alt bolumunden ust bolumune, yani bilincli dusuncelerine 
geri ceker. Hatta, esler, migreni, cinsel iliskiden kaginmak icin bahane olarak kullanirlar. 

Ozetlersek, migrende, durtuler ile dusunceler, asagisi ile yukansi, alt beden ile bas arasinda 
bir catisma soz konusudur. Bu catisma, hastanin, ashnda baska bir boyutta (alt beden, seks, sal- 
dirganhk) ifade edip cozmek durumunda oldugu problemleri, basinda cozmeye ve 



Internet Yazilan 287 



rahatlatmaya gahsmasindan kaynaklanir. "DusiJnmek", bu insanlara, "yapmak"tan daha 
tehlikesiz ve daha az baglayici gorunur. Oysa, dusunce, eylemin yerine gegmemelidir. Beden 
enerjisi, ancak, eylemin gergeklestirilmesiyle akmaya devam eder. Anlama ve kavrama 
yeteneginin kokleri, bedenin kullanilmasinda yatar. Bu baglanti koparsa, bedensel enerji 
gittikge daha fazla tikanir ve farkh hastahk belirtileriyle kendini ifade eder. Bu tikanikhgi soyle 
Ozetleyebiliriz: 

Engellenen enerjinin artis kademeleri: 

1. Etkinligi (seks ve saldirganhgi), dusuncede engellemek, bas agrisma yol agar. 

2. Etkinligi, ozerk sinir sistemi, yani bedensel refleksler asamasinda engellemek, yuksek 
tansiyona ve sinir sisteminde dengesizlige yol agar. 

3. Etkinligi, merkezi sinir sisteminde engellemek, multiple skleroz 454 gibi hastahklara yol 
agar. 

4. Etkinligi, kaslarda engellemek, hareket sisteminde romatizma gibi hastahklara yol agar. 
Bu kademeler, insanin bir etkinligi gergeklestirmek igin gegtigi asamalara ugun olarak devam 

eder. ister bir yumruk darbesi, ister bir cinsel iliski olsun, her etkinlik, once dusunce evresiyle 
baslar. Kisi, etkinligi zihinsel olarak hazirlar (1.). Bu dusunce, bedensel reflekslerde bir tepkiye 
yol agar. Etkinlik igin gerekli organlara kan akisi hizlanir, nabiz yukselir vs. (2.). Sonugta, 
etkinlikle ilgili yaratilan dusunce, merkezi sinir sistemi aracihgiyla (3.) kaslara iletilerek eyleme 
donusur (4.). Eger bir dusunce eyleme donusturulemezse, enerji, zorunlu olarak, bu dort 
kademeden birinde tikanir ve zamanla tikandigi noktaya iliskin hastahklara neden olur. 

Migren hastasi, bu kademelerin baslangicinda yer ahr - o, cinselligini, dusunce asamasinda 
engellemektedir. Oysa bu kisi, problemini gergekten ait oldugu yerde teshis etmeyi ogrenmeli 
ve basina dogru yonlendirdigi seyi, ait oldugu yere, yani asagiya geri dondurebilmelidir. 
Gelisme daima asagidan baslar. Yukan gikan bu yolda durustlukle ilerledigimiz zaman, yolun ne 
kadar uzun ve yorucu oldugunu goruruz. 



BA§AGRISI 

Bas agnsi veya migreni olan bir kisi, kendine su sorulan sormahdir: 

1. Zihnimi kurcalayan nedir? 

2. Asagisi (beden) ile yukansi (bas), bende etkilesim halindeler mi? 

3. Yukanya gikmak igin gok mu fazla gabahyorum (hirs) ? 

4. Dik kafah miyim? Her zaman basimin dikine mi gidiyorum? 

5. Dusunceyi eylemin yerine gegirmeye gahsiyor muyum? 

6. Cinsel problemlerime durustlukle yaklasiyor muyum? 

7. Neden orgazmi cinsellik bolgesi yerine basta yasamaya gahsiyorum?] sh:170-173 

Sivilceler 

[Kisi, gatismanin ortasinda kahr. Yeninin yarattigi korku ile getirdigi uyanlma hissi, kisiyi esit 
guglerle kendine dogru geker. Her gatisma temel modele uygun olarak gelisir, degisen sadece 
konulardir. Ergenlikte konumuz, cinsellik, sevgi, beraberliktir. Zit kutbumuz olan "sen" e karsi 
duyulan ozlem uyanir. insan, kendinde eksik olanla temas etmek ister, ama kendine 
guvenemez. Cinsel fantaziler su yuzune gikar ve insan bunlardan utang duyar. Deri, "ben"in 



Multiple Skleroz (MS), merkezi sinir sistemi hastahklanndandir. Kol ve bacakta uyu§ukluk, gorus 
bozukluklan, yiiruyuste dengesizlik gibi belirtileri vardir. 



288 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



sinindir, bu sinin asmadan "sen"e kavusamaz. Ayni zamanda, deri, bir baskasina dokunup, 
oksayarak temas kurdugumuz organimizdir. Turn bu sicak konular bir araya gelince, ergenlik 
cagindaki insanin derisi iltihaplanir. Bu bize, hem bir seylerin bugune kadarki sinirlanndan disan 
cikmak istedigini, hem de yeni uyanan durtuden duyulan korkuyu gosterir. Sivilceler, her 
gorusmeyi zorlastirarak, cinsellige engel olusturdugu icin, bizi korumus olurlar. Boylece bir kisir 
dongu baslar. Yasanmayan cinsellik, deride sivilce olarak kendini gosterirken, ayni sivilce sekse 
engel olur. Seks ile sivilcelerin ne kadar yakindan baglantih olduklan, sivilcelerin ciknklan 
noktalardan anlasihr. Sivilce, sadece yuzde ve gene kizlarda buna ilaveten boyunda, bazen de 
sirt bolgesinde cikar. Vucudun diger bolgeleri amaca uygun olmayacagindan, buralarda sivilce 
cikmaz. Cunku sivilce, insanin kendi cinselliginden duydugu utanci disan vurur. Kisinin 
cinsellikten duydugu utanc, sivilceden duydugu utanca donusur. Eger sivilce vucudun 
gorulmeyen yerlerinde cikiyor olsaydi, kimse onlan gormeyecegi icin bu utanci ifade etme 
olanagi da kalmazdi. 

Sivilceler, gunes ve deniz ortaminda azahr, beden ortulijp gizlendikce de artar. Giysiler, 
ikinci derimizdir, sinirlan ve dokunulmazhgi vurgularlar. Bu nedenle soyunmak, kendini acma- 
nin ilk adimidir. Gunes, tehlikesiz bir bicimde, baska bir bedenin ozlenen ve ayni zamanda 
korkulan sicakhginin yerini ahr. Sivilceye karsi en iyi ilacin, cinselligi yasamak oldugu ise herkes 
tarafindan bilinmektedir. 

Ergenlik sivilcesi icin soylediklerimiz, hemen hemen butun deri egzamalan icin buyuk 
olcude gecerlidir. Egzama, o zamana kadar icimizde kalan, bastinlan bir seylerin, gorulebilir 
(=bilincli) hale gelmek amaciyla, sinirdan disan cikmak istedigini gosterir. Kizamik, kizil, 
kizamikcik gibi cocuk hastahklannin bircogunun neden kendini deride disa vurdugunu buradan 
anlayabiliriz. Her cocuk hastahgmda, cocugun yasaminda bir yenilik ortaya cikar, bu nedenle 
her hastahk, guclu bir gelisimi de beraberinde getirir. Derideki leke, sivilce veya cicek gibi 
goruntuler ne kadar fazlaysa, hastahgin akisi da o kadar hizh olur - sinirlar asilmistir. Bebeklerde 
gorulen konak da, duygusal temas bekleyen bebegin, kendisine az dokunan anneye verdigi 
cevaptir. Bazi anneler de, cocuklanna karsi koymak istedikleri mesafeyi hakh gostermek icin, sik 
sik egzama gelistirerek, bunu cocuktan uzak durmanin bir bahanesi olarak kullanirlar. 

En sik rastlanan cilt hastahklanndan biri de, sedef hastahgidir (psoriasis). Bu hastahkta 
deride, gumus beyazi pullarla kaph, hatlan belirgin lekeler olusur. Ustderide asin miktarda 
keratin proteini uretilir. Bu, ciltte kuvvetli bir zirh olusturmaya benzer. Kisi, her yonde, 
sinirlanni guclendirir, hicbir seyin iceri girmesini ya da disan cikmasini arzulamaz. Reich, ruhsal 
korunma ve kabuguna cekilme sonucunda ortaya cikan durumu "karakter zirhi" olarak 
adlandirmistir.] sh:178-179 

[Tirnak Yeme 

Tirnak yemek, ashnda hareketsel bir bozukluk olmamakla birlikte, disandan bu gruba olan 
benzerligi acisindan burada ele almak istiyoruz. Tirnak yemek de, kisinin kendi ellerinin gucunu 
bastirma amaciyla uyguladigi bir kontroldur. Bu belirti, daha cok cocuklar ve genclerde ortaya 
cikmakla birlikte, bazi yetiskinler de on yillar boyunca tedavisi gercekten zor olan bu belirti ile 
ugrasmak zorunda kahrlar. Tirnak yemenin arkasinda yatan ruhsal nedenler gayet aciktir ve bu 
baglantiyi bilmek, cocuklannda bu belirtiye rastlayan anne babalara oldukca faydah olabilir. 
Cunku bu durumda, yasaklamak, tehdit etmek veya cezalandirmak gocuga karsi verilecek en 
yanhs tepkilerdir. 

insanlardaki "tirnak" hayvanlardaki "pence"nin karsihgidir. Penceler, oncelikli savunma ve 
saldm aletleridir, saldirganhgin silahlandir. "Pencelerini gostermek", "dijlerini gostermek" ile 



Internet Yazilan 289 



ayni anlamda kullanihr. Bircok yirtici hayvan hem pencesini, hem dislerini silah olarak kullanir. 
Tirnak yemenin anlami ise, kendi saldirganhgini igdis etmektir! Tirnaklanni yiyen kisi kendi 
saldirganhgindan korkar ve bu nedenle sembolik anlamda silahlanm zararsiz hale getirir. Kisi, 
tirnagim yiyerek, saldirganhgini bir olgude tuketmis olsa da, onemli olan, saldirganhgim sadece 
kendisine yoneltmis olmasidir: Kisi kendi saldirganhgim yemektedir! 

Tirnak yeme hastahgi olan kadinlar, bu yuzden cok uzulur ve sikinti duyarlar, cunku diger 
kadinlann uzun ve kirmizi ojeli tirnaklanna buyuk bir hayranhkla bakarlar. Oysa uzun ve kirmizi 
ojeli tirnaklar, saldirganhgm 50k agik bir gostergesi ve semboludur. Bu tirnaklara sahip bir 
kadin, saldirganhgini acikca gostermekten cekinmemektedir. Ancak, bu tirnaklan kiskanmak ya 
da boyle tirnaklara sahip olmayi istemek de, bu kadar agik bir bicimde saldirgan olabilmeye 
duyulan arzuyu ifade eder. 

Bir cocuk tirnaklanni yiyorsa, icindeki saldirganhgi disanya vurmak konusunda kendine 
guvensizlik duydugu bir donem geciriyor demektir. Bu noktada, anne babalann, yetistirme bi- 
cimlerinde ve kendi davranislannda saldirganhgi ne kadar bastirdiklanni dusunmeleri gerekir. 
Gozum olarak, aile, cocuga, saldirganhk hislerini sucluluk duymaksizin donusturme cesareti 
vermeli ve bu olanagi bulabilecegi bir yasam alani saglamahdir. Ashnda gocuk tirnagim yiyorsa, 
gocugun ailesinin de saldirganhkla ilgili problemi var demektir. Bu nedenle, yukanda anlatilan 
tedbirler, bu tur ailelerde korku uyandinr.] sh:230-231 



KANSER 

[Kanserin yenilmesi gerekmiyor - kendimizi anlamayi ogrenmek igin kanseri anlamamiz 
yeterli. insanlar, kanser oluyorlar, gunku insan kanserin kendisidir. 

Kanser, hatalanmizi kesfetmek igin en buyuk sansimizdir. Bu nedenle kanserle ortak olarak 
kullandigimiz kavramlann zayif yonlerini kesfetmek zorundayiz. Kanser "ben veya topluluk" 
kutuplasmasmda basansiz kalmistir. Onda daha buyuk ve kapsamh birligin bilinci yoktur, birligi 
sadece kendi sinirlan icinde algilar. Birlik konusundaki bu yanhs anlama insanda da aynidir.- 
Oysa, "birlik" ancak "ben"in kurban edilmesiyle elde edilir. 

Bir "ben" oldugu surece, bir de "sen" olmak zorundadir ve kutuplasma devam eder. "Ruhta 
yeniden dogmak" her zaman bir olumu gerektirir ve bu da "ben"in olumudur. islami mistik 
Mevlana Celaleddin Rumi kaddese'llahu sirrahu'l azTz, bu konuyu su kisa hikayede cok guzel 
Ozetler: 

"Bir adam, sevgilisinin kapisina gelir ve kapiyi calar. Bir ses sorar: 

"Kim var orada?" 

-"Benim" der adam. icerideki ses devam eder: 

"Burada benim ve senin icin yeterince yer yok. " Ve kapi kapah kahr. Bir senelik bir yalnizhk 
ve hasretten sonra, adam tekrar gelir ve kapiyi calar. iceriden bir ses sorar: 

"Kim var orada?" 

- "sen", der adam. Ve bu kez kapi acihr. " 

Kanserli hucrenin, vucut hucresinden farki, egosuna asm deger vermesidir. Hucre cekirdegi, 
hucrenin beynidir. Kanserli hucrede, cekirdek surekli onem kazanir, bu nedenle buyur (kanser, 
hucre cekirdegindeki sekilsel degisiklikten de teshis edilir). ^ekirdekteki bu degisim, ben- 
merkezci zihinsel dusunceyi temsil eder. Yasadigimiz zamana sekil veren de bu dusuncedir. 
Oysa burada icerik ve sekil birbirine karistinlmaktadir; seklin cogalmasiyla aranilan icerigin de 



290 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



elde edilecegi sanilmaktadir. Eskiden beri butun aydinlanma okullan, yukandaki dusuncenin 
tersi olan yolu ogretirler: 

"icerigi elde etmek igin, sekilsel goruntuyu kurban etmelisin" veya baska bir deyi§le: 
"Kendinde" yeniden dogabilmen icin, "Ben"i oldurmek zorundasin. Buradaki "kendi", kendimiz 
degildir, her yerde olan orta noktadir. "Kendi" icin baskalari yoktur, onda her sey birdir. Tabu 
boyle bir hedef, "ben" icin oldukca tehlikelidir. Oysa kendimizi butunun bir parcasi olarak 
yasamak ve butun adina sorumluluk almak icin, adim adim "ben"in katihgini asmah, sinirlanni 
sorgulamah ve kendimizi acmahyiz. O zaman, butunun iyiligi ile bizim iyiligimizin ayni sey 
oldugunu anlayabiliriz. Her hucre, organizmanin butun genetik bilgisini zaten icinde 
tasimaktadir - tek yapmasi gereken, kendisinin gercekten "bijtun"un parcasi oldugunu 
kavramasidir! 

Hermetik felsefe "Mikrokozmos (kuguk evren) = Makrokoz-mos (buyiik evren)" oldugunu 
ogretir. Gercekte, "ben" ile "sen"in, "parca" ile "butijn"un kaderi birbirinden aynlamaz. 

Kanser hijcresinin organizmada yol actigi olum, ayni zamanda kanser hucresinin kendi 
olumiidur. Tipki insan eliyle Olduriilen cevreyle birlikte, insamn da olmesi gibi. Kanser 
hucresi, kendisinden ayn bir "di§ansi" olabilecegine inanir, tipki insanlar gibi. iste bu inang 
oldurucudur. ilaci ise sevgidir. Sevgi, sinirlan agarak "di§andakini" iger ahr ve onunla "bir" olur, 
bu nedenle iyilestirir. Seven insan, kendi "ben"ini ilk siraya yerlestirmez, gok daha buyuk bir 
"bir"ligi yasar. Seven insan, sevdigi insani kendisiymis gibi algilar. Bu sadece insanlar igin gegerli 
degildir. Bir hayvani seven bir insan, onu ekonomik bir bakisla yiyecek maddesi olarak goremez. 
£unku turn "Olanlann" butunlugunu hisseder. Kanser, yasanan sevgi degil, yolundan saptinlan 
sevgidir: 

Sevgi, butun sinirlan ve engelleri asar. 

Sevgide butun zithklar birlesir ve kaynasir. 

Sevgi, her seyle "bir" olmaktir, sevgi her seye yayihr ve higbir seyin oniinde durmaz. 

Sevgi, olumden korkmaz, gunku sevgi yasamdir. 

Bu sevgiyi bilinglerinde yasayamayan insanlarda, sevgi bedensel boyuta iner ve burada 
kendi kanunlarmi kanser bigiminde gergeklestirmeye galisir: 

Kanser hucresi de sinir ve engel tanimaz. Kanser de organlarm butun kisiselligini ortadan 
kaldinr. 

Kanser de her seye yayihr ve hicbir seyin oniinde durmaz. 

Kanser hucresi de olumden korkmaz. 

Kanser, yanhs. alanda yasanan sevgidir. Mukemmellik ve birlesme, maddede degil ancak 
bilinclerde gerceklesebilir. Madde ise bilincin golgesidir. insan, sekillerin gecici dunyasmda, 
gecici olmayan bir seyi yerine getiremez. Dunyayi iyilestirmeye cahsanlann butun cabalanna 
ragmen, catismasiz ve problemsiz, kavgasiz ve surtusmesiz, "iyi"lesmis bir dunya asla ol- 
mayacaktir. Hastahksiz ve olumsuz saghkh bir insan asla olmayacaktir. Her seyi kapsayan bir 
sevgi asla olmayacaktir. £unku §ekiller dunyasi sinirlarla yasar. 

Eger sekilleri anlayarak onlan asabilirsek, bilincimizde ozgur oluruz ve iste o zaman, butun 
hederleri gerceklestiririz. Kutuplasmis bir dunyada, sevgi hapsolur - Butunlesmis bir dunyada 
ise sevgi, caglaya caglaya akar. 

KANSER, YANLIS ANLASILMIS SEVGiNiN BELiRTISl'DiR. KANSER, SADECE GERCEK SEVGJYE 
SAYGI DUYAR. GERCEK SEVGiNiN SEMBOLU KALPTJR. 

VE KALP, KANSERE YAKALANMASI MUMKUN OLMAYAN TEK ORGANDIR!] sh: 258-261 



Internet Yazilan 291 



Kaynakca 

Thorwald Dethlefsen- Ruediger Dahlke Trc: Berrin Bilgin Haznedar Hastahk iyile§meye 
Giden Yoldur [Kitap]. - istanbul : Kanaat Basimevi- Mozaik, 2002. 



KIYAMET ALAMETLERI HADISLERLERININ KITABI 

MUKADDESLE KAR$ILA§TIRILMASI 

Kiyamet alametleri ve gelecege yonelik haberlerle ilgili olarak Kitab-i Mukaddes ile 
hadisler arasmda gerek muhteva gerekse uslup bakimmdan benzerlikler soz konusudur. Bu 

durum Hz. Rasulullah sallallah u aleyhi ve selleme dayandinlan fiten rivayetlerinin sihhati 
sorununu ortaya cikarmaktadir. 

Bu sozleri Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem soylemis midir? 

Yoksa bu sozler ona atfedilen sozler midir? 

Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem soylemis ise bu benzerlikler nasil aciklanacaktir? 

Bu sozleri Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem soylememisse kimler, ne zaman ve ne 
amacla soylemislerdir? 

Ele aldigimiz konu cercevesinde bu ve benzeri sorulara bir anda cevap vermek kolay 
olmamaktadir. Ancak cahsmalarda bazi verilerin goz onunde bulundurulmasi gerekmektedir. 
Oncelikle Yahudi ve Hiristiyan dini kulturunun zaman acisindan Musluman kulturunden once 
oldugu gercekligini goz onunde bulundurmamiz gerekmektedir. Bu zamansal oncelik ehli kitap 
kulturunun kendi urunlerini Musluman dini kulturunun kullanimina bir sekilde sunmustur. 
Dogal olarak eski ve baskin kultur etkisini bir sekilde yaratabilecek bazi yollan kendisine 
acmistir. Apokaliptik edebiyat ilk gunlerden itibaren kendisinden sonra ortaya cikan fiten 
edebiyatini etkilemistir. £unku Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden cok once olusan 
bu edebiyat Sami dillerine ve Sami olmayan Slavca ve Ermenice gibi dillere de cevrilerek 
geni§ bir cografyaya yayilma imkani elde etmi§tir. Arabistan yanmadasma da Yemen'den gecis 
saglanmistir. Daha sonra Yemen ve Habesistan Bolgesini ele geciren Musluman Araplar bu 
kulturel birikimlere mirasci olmuslardir. Zamanla ortaya cikan ic savaslar ve yasanan buyuk 
acilar Apokaliptik edebiyatin icerisinde bulunan unsurlan tekrar harekete gecirmis, soylemler 
guncellenerek ve gelistirilerek tekrar kullanima sunulmustur. 

Fiten hadislerin Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme atfedilmesi zamani ile ilgili olarak 
fitne donemi (ic savas) oldugu gorusu ifade edilmektedir. Bu donemde farkh gruplar kendi 
konumlanni ve iddialanni desteklemek icin cesitli soylemlere ihtiyac duymuslar ve bunun 
icinde Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin otoritesini kullanmislardir. Hadislerde ve 
Kitab-i Mukaddeste belirtilen kiyamet alametleri ve gelecek haberlerinde hem fiziki ve 
toplumsal alanda hem de kisisel dini tutum ve yasayisa kadar genis bir alanda yikim ve 
yozlasma gorulecegi ifade edilmektedir. insanhgin bu zaman diliminde maruz kalacagi 
degisimler ve olaylara karsi kendi inananlanni dikkatli ve uyanik olmaya cagirmaktadirlar. 

Kitab-i Mukaddeste ki kiyamet alametleri ve gelecekle ilgili haberler sadece belirtilmistir. 
Eski Ahit icersinde, Daniel ve sonraki kitaplarda belirtiler ve haberler agirhkh olarak 
islenmektedir. Yeni Ahit icersinde de Matta bolum 24 ve Markos b6luml3'te isa Mesih'in 
tekrar gelisinden once olacaklar haber verilmekte, insanlann hazirhkh ve dikkatli olmalan 
istenmektedir. Diger kitaplann icersinde ve ozelliklede esinlenme (vahiy) kitabi icersinde 
alametler ve gelecek haberleri konusu mensuplanna haber verilmektedir. 

Gunumuzde gerek Kitabi Mukaddes arastincilan gerekse de isa Okulu arastincilan bu 
kaynaklar uzerinde ciddi cahsmalar yapmaktadirlar. Kiyamet alametleri ve gelecekle ilgili 
haberler konusunda da bu arastincilann degerlendirmeleri gerek metin tenkidi acisindan 
gerekse de yaptiklan yorum acisindan cok iyi takip edilmesi gerekmektedir. 

Hadisler islam'in ikinci kaynagidir. Bircok konu da Muslumanlar aciklayici bilgiyi hadislerden 



Internet Yazilan 293 



almaktadirlar. Kiyamet alametleri ve gelecek haberleri konusunda en temel bilgi kaynagi da 
hadislerdir. ^iinku Kur'an da kiyametin varhgi kesin olarak haber verilmekle beraber zamani 
ve alametleri hakkinda bilgi verilmemektedir. 

Fiten ve Melahim hadislerin de Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin vefatindan 
kiyametin kopacagi ana kadar fert ve toplum bazinda meydana gelecek bazi olaylar 
zikredilmektedir. 

islam alimleri zamani, mekani, tarihi kesin hatlarla belirlenen gelecek olaylanndan 
bahseden rivayetleri ihtiyatla karsilamislardir. Hatta bir kisim islam alimleri bu haberleri o 
donem de cereyan eden ictimat, siyastve dinthareketlerin biryansimasi olarak gormuslerdir. 
Bu tur haberlerin sahihligi konusun da mumkun mertebe ihtiyath ifadeler kullanmasi ve ihtilafi 
giderilmeyen bir hadisin bir baskasi tarafindan da makul ve ilmT olculer cercevesin de 
degerlendirilebilecegi unutulmamahdir. Fiten ve melahimle ilgili rivayetler hadis acisindan 
problemli bir sahadir. Diger bilim dallannin verilerine ihtiyac duyulan bir alandir. Konu ile ilgili 
yapilan cahsmalar da bu husus dile getirilmektedir. Hadis ilmi icin rivayet edilen metin kadar 
rivayetin bize kadar ulasmasini saglayan ravilerinde guvenilirligi cok onemlidir. 

inceledigimiz rivayetlerin ravileri ve metinleri ile ilgili degerlendirmeleri ilgili bolumlerde 
yapilmistir. Hadislerde zikredilen kiyamet alametleri ve gelecek haberleri ile Kitab-i 
Mukaddeste ki belirtiler arasinda ortak olanlar vardir. Ancak benzer olanlanndan yola cikarak 
hadislerin kaynaginin israiliyat oldugunu iddia etmek Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin hassasiyetlerine ve tarihi gercekliklere aykindir. Cunku Hz. Peygamber; Yahudilerin, 
Hiristiyanlann ve diger dinlerin uygulama ve geleneklerinden farkh davranmaya ozen 
gostermistir. 

Ornegin Muslumanlara namaz zamanini duyurmak icin sunulan seceneklere farkh dinleri 
cagnstirdigi icin karsi cikmistir. Hz. Omer'in kendisi icin Tevrat'tan bolumler yazdirmasi ve 
okumasindan razi olmadiginin gostergesi olarak yuzunun kizarmasi, Selman-i Farisi'nin 
Tevrat'ta yemekten sonra ellerin yikanmasi gerektiginin yazdigini haber verdiginde 
Muslumanlann yemekten oncede sonrada ellerini yikadiklanni belirtmesi bunun gostergesidir. 
Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kiyamet alametleri ve gelecekle ilgili aciklamalan 
kendisine bildirildigi kadan ile olmustur. Onun gayb bilgisinin nerede baslayip nerede bittigini 
soylemek oldukca zordur. Kaldi ki Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin gorevi Allah Teala 
tarafindan kendisine bildirilenleri teblig etmektir. Gayb aleminin sirlarmi aciklamak degildir. 
Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kiyamet alametleri ve gelecekle ilgili soyledigi genel 
hukumler ifade eden bazi sozlerini vahiy alamadan kendi degerlendirmesi ile yapmistir. Bu 
degerlendirmeye basTreti, firaseti, tecrubesi ve saglam muhakeme yetenegi sonucunda 
ulasmistir. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kiyamet alametleri ve gelecekle ilgili 
verdigi haberler gerek vahiy yoluyla bildirilmis olsun gerekse de kendi ustun basireti ve saglam 
muhakeme yetenegi ile bildirdikleri olsun; bu haberlerin saglam olanlann evrensel boyutta 
degerlendirilmesi gerekmektedir. Kendisinden sonra kiyamete kadar gecen surede gelecek olan 
insanlan ve toplumlan iman, ibadet, ahlak ve muamelatla ilgili uyarmakta ve dikkatli olmaya 
davet etmektedir. Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kiyamet alametleri ve gelecek 
haberleri konusunda ki uyanlannda bir durum tespiti soz konusudur: 

Bunlar, insanin yaratihsinda bulunan ve insan psikolojisini tahlil eden, insandaki kotu 
meziyetleri iyiye cevirmeye amaclayan tespitlerdir. insandaki bu iyi meziyetler ortaya cikanldigi 
surece de toplumda olabilecek her turlu olumsuzlugun onune gegilebileceginin ifadesidir. 
insanda ki bu fitri ozelliklerin kiyamete kadar devam edeceginin ifadesidir. Bundan dolayi 



294 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



kiyamete kadar olan sure icinde ortaya cikabilecek fitnelerin yayginlasip insanhga daha cok 
zarar vermemesi ve fitne atesinin etkisiz bir halde sonmesi icin insanlann dikkatleri 
cekilmektedir. 

Kur'an'da ve Hadisler de gecen Ye'cuc ve Me'ciJc'un cinsiyetleri, mekanlan ve zamanlan 
tayin edilmemekte, sadece bir vasif olarak yeryuzunu ifsat edenler manasinadir. Kotulugu 
onlemek icin her turlu engellemelere, carelere bas vurulmasi gerekmektedir. Bazi muelliflerin 
Ye'cuc ve Me'cuc'u bazi toplumlara hasretmesi dogru bir yaklasim degildir. Bu yaklasim ilmT bir 
hakikat degildir. islam'da ki deccal dusuncesi ile Ehl-i Kitab'ta anlatilanlar ortaktir. Ancak 
islam'daki dusuncenin tamamen Yahudi ve Hiristiyanlardan aktanldigi dusuncesi dogru degildir. 
Deccal konusunda her iki kaynakta sembolik anlatim soz konusudur. Sembolik anlatim yolu 
ile de duygulara hitap edilerek insanlara daha kolay tesir edilebilmektedir. Bu nedenle 
sembolik anlatim, dinleyenlerin zihnin de hayallerle canlanarak daha net bir sekilde belirmekte 
ve akilda daha kahci olmaktadir. Bu insanin genel psikolojik durumu ile ilgilidir. Deccal konusun 
da Yahudi ve Hiristiyan kulturlerinden bir etkilesimin olmasi mumkundur. Ancak deccal 
anlayislannin arka planlannin iyice arastinlmasi, yabanci unsurlann etkileri dogru tespit 
edilmelidir. Bunun icin bu konu da islam Tarihi, Tefsir ve Dinler Tarihi ile ilgili cahsmalara da 
ihtiyac vardir. Mehdtile ilgili rivayetlerin cogunlugunun zayif olmasi sebebi ile bu rivayetleri o 
donemde gerceklesen sosyal, siyast ve dint hareketlerin bir sebebi olarak gormek 
gerekmektedir. MehdT ile ilgili rivayetler de gerek sened gerekse metin uzerinde bilimsel bir 
cahsma yapmadan yapilan degerlendirmeler yanhs sonuclara goturebilir. Bunun sonucunda da 
toplumda MehdT ile ilgili olarak yanhs degerlendirmelere ve beklentilere sebep olunmaktadir. 

Gunesin kiyamet kopmadan once batidan dogacagiyla ilgili verilmek istenen mesaj evren 
icin mutlak sonun oldugunu vurgulamaktir. Bu ifade ile tovbelerin kabul edilecegi son sinara 
isaret edilmektedir. Bu durum insanin kendi yasaminda da goz onunde bulundurmasi gereken 
gercekliktir. Kiyamet alametleri konusu genis kapsamh ve derinligi olan bir konudur. 
incelememiz de sinirh sayida hadisleri ele aldik. Bu konu ile ilgili degerlendirme yaparken 
ihtiyath yaklasilmasi gerekmektedir. israiliyat turu bilgilerden etkilesimin olacagi ihtimali 
unutulmayarak sosyal, dint, ekonomik ve kulturel etkilesimler goz onunde bulundurulmahdir. 
Tutarh bir degerlendirme icin islam Tarihi, Dinler Tarihi ve Tefsir alanlannda yapilacak 
cahsmalara da gereksinim vardir. 

Sonuc olarak, Kiyamet alametleri ile ilgili rivayetlerde zayif ve uydurma olanlar Mesihiyat ve 
israiliyat etkisi ile sahih hadislerin ifade ettigi manalan geride birakmislardir. Bu durum gerek 
islam'in gerekse de hadislerin yanhs anlasilmasina ve yorumlanmasina sebep olmustur. Bunun 
icin bu alanla ilgili toplumumuzda dogru bilgi ve anlayisin olusturulabilmesi icin on yargi ve 
kabulden uzak bilimsel cahsmalara ihtiyac vardir. Kaynaklann incelenmesin de mumkun 
mertebe ihtiyath ifade kullanmak, aynntilan ve en kucuk ihtimalleri bile goz ardi etmeme 
dikkat ve titizliginin, bilimselligin bir sonucu oldugu unutulmamahdir. 

v'allahu a'lem. 
Bulent MALKO? 



DIL DUNYAMIZ 

DM, bir toplumun temel tasidir. insanlann varhgini surdurmesi dil Me olur, uygarhklann 
kurulmasi dil vasitasiyla olur. insanin hayat mucadelesini kazanmasi yine dil Me kurulur. Dil, 
bireyin kendini ifade etmesidir. Dil, insanin meramini, istegini, sevincini, uzuntusunij, askini, 
aynhgini, olumunu dile getirmesidir. 

Bir milletin var olabilmesi ancak dil sayesinde olur. Dil olmazsa toplum olmaz, toplum 
olmazsa dil olmaz. Toplum icinde bir birlik saglamanin onde gelen kurallanndan birincisi, o 
toplumu olusturan bireylerin mutlaka ayni dil ile konusmalan gerekir. £unku toplumca 
benimsenmis ortak degerlerin olusmasinda, bunlann paylasilmasinda, dunden bugune 
insandan insana aktarMmasinda insanlann toplumsal varhgini devam ettirmesinde hie suphesiz 
dilin bircok onemli gorevi vardir. 

Toplumlann butun ozellikleri diline yansir. Dil ile toplum arasindaki bag cok kuvvetlidir. 
Toplumlann dunya gorusu yani esyayi anlamdirma dillerinde gizlidir. Dil, bozuldugu zaman 
insanin toplum icindeki degerleri de bozulur. 

Dili, toplum gelistirir. O toplumun sairleri, yazarlan, dusunurleri, bilim adamlan, gazatecileri 
vb. dilin gelismesine katkida bulunurlar. Guclu sairlere, yazarlara ve dusunce adamlanna sahip 
olan toplumlar, her zaman varhgini devam ettirir. Toplumun duzeni genellikle dil vasitasiyla 
olur. Bu soz, ilk bakista cok iddiah gozukse de Konficyus'un o meshur tespiti dogrulugunu 
ispatlamaya yeter: 

"Bir ulkenin yoneticisi olsaniz ilk yapacagmiz is ne olurdu? Diye soruldugunda, 'Hie 
suphesiz dili gozden gegirmekle baslardim.' der ve soyle devam eder: Dil diizensiz olursa 
sozler dusunceyi iyi anlatmaz. Dusunce iyi anlatilamazsa, adetler ve kultur bozulur. Adetler 
ve kultur bozulursa adalet yanlis yola sapar. Adalet yoldan cikarsa, saskmlik icine dusen halk, 
ne yapacagini, isin nereye varacagmi bilemez. iste bunun icin her sey dil kadar onemli 
degildir." 

Her milletin kendine ozgu kurallan olan bir dili vardir. Bir milletin ruhu ve yasama bicimi 
dilinde sekillenir. Bir milletin dilini inceleyerek yasam tarzi hakkmda fikir sahibi olabiliriz. £unku 
dil uzun zaman icinde tarih, cografya, kultur, medeniyet ve ce$itli sosyal etkilerin altmda 
butiin toplumlann ortak diisiincesinden meydana gelmistir. Dili toplumdan ve kultur 
unsurlanndan ayn dusunmek mumkun degildir. Toplumun en kucuk zerresi bile dil ile iliskilidir. 
Toplumlann edebiyati, felsefesi, guzel sanatlan, gelenekleri, gorenekleri, kisacasi kulturu dil ile 
bir baghhk icerisindedir. Bu degerlerin kusaktan kusaga aktanlmasi tamamen dil denilen 
iletisim araci ile olur. Bir milletin kulturu, tarih boyunca ortaya koydugu eserlerden olusur. 
Kultur bir toplumun adeta kimligidir. Sozlu yazih her turlu kavram kultur icine girer. 

Turk milleti, kulturun her alaninda kahci eserler birakmistir. Avusturyah unlu arastirmaci ve 
yazar Hammer, Turkler hakkmda sunu soyler: 

"Herodot'un Tarjinaus, Tevrat'm Toganma diye andigi Turk, o miiverrihten ve o mukaddes 
kitaptan daha cok eski asirlann tamdigi bir millettir. Tahakkum kabul etmeyen bir secaat, 
alabildigine genis futuhat aski, sonsuz bir tesebbus kabiliyeti, muhitlere uymaktan ziyade 
muhitleri kendine uydurmak zevki ve iptilasi bu milletin asirlar dolduran tarihinde apacik 
goriiliir, okunur. Turkler, devlet yikmakta ve devlet kurmakta birinci simf ustadlardir. Ulkeleri 
degil, kitalan altust etmisler ve bu korkunc savletler arasmda sarsilmasi hie de kolay olmayan 
hakimiyetler yaratmislardir. Tarih, Turklerden cok sey ogrendi, onlann elinden cikma oyle 



296 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



eserler var ki medeniyet igin birer siis te§kil etmektedir." 455 

Turkler ana dilleri yaninda kullandigi gizli dilleri de vardir. Kendi milletinin tarih ve kulturunu 
ogrenmek isteyen her Turk, Turkgenin olumsuz eserlerini incelemesi gerekir. Gizli diller de 
nadide zenginliklerden birisidir. 

Turkiye'deki gizli dilleri konusan bazi Turk topluluklan da gizli dili bir bannak olarak 
gormuslerdir. Turkiye'deki gizli dilleri ogrenmek ve arastirmak gerekir. ' 

'Kelimeler ister eski, ister yeni, ister yerli, ister yabanci olsunlar, ogrenilmesinde daima 
fayda vardir." 

Yeryuzunde uzun omurlu olmak isteyen milletler, daima kusaklar arasindaki baglann 
kuvvetli ve devamh olmasina dikkat etmelidir. Bir milleti uzun omurlu kilan onun kulturudur, 
gelenegidir, gorenegidir ve en onemlisi dilidir. 

Gunluk hayatta 400 kelime ile ihtiyacini gideren milletimizin dil zenginligi hergegen gun 
azaltilmaktadir. Sonug olarak dilimize sahip gikmahyiz. Sahip gikamadigimiz guzel Turkgemizin 
zenginligini gozler onune seren bir gahsmayi okumanizi tavsiye ediyorum. 

(MOR Gokmen Turkiye'deki Gizli Dillerin Ses, §ekil Ve Kavram Alani Bakimindan incelenmesi 
[Kitap]. - Kars : Kafkas Universitesi Sosyal Bilimler Enstitusu Turk Dili Ve Edebiyati Ana Bilim Dah 
Yeni Turk Dili Bilim Dah 253583-Yuksek Lisans Tezi , 2009) 



M. Turhan Tan, Tarihte Turkler if in Soylenen Biiyiik Sozler, Bogazigi Yay., istanbul 1994, s. 64. 



HAYALLERIMIZE NE OLDU? 

insan, bazen hizla akip gegen dunyada, ige kapanmayi, hayal kurmayi kendine tutunmayi 
seger. Bazen de §ahsT ele§tirisini kendi gergekligini ortaya koyarak var kilmaya gahsir. Benligini, 
kendisinden geri kalan her seyden, dunyadan ayiran ve bir pargasi olan hayalleri, ya§adigi 
dunyasi karsismda elbette cihz, sakat ve yetersiz oldugunu gorur. 

Hakikatte insanin hayati, dunyanin ve onun igindekilerin bizzat kendisiydi. 

Gergegi ise, dunyaya ait olmak, yenilmek ve sonunda olmekti. 

insanin hayali bir manada dunyaya muhalif olan isyani miydi? £unku dunyanin bir pargasi 
olmak kaderi, benligin degil bedenin olumudur. Bu nedenle insan muhalefet etmek 
istiyakindan birturlu hayal kurmaktan vazgegemeyecekti. 

Hayal kurmak dunyanin bir pargasi olmaktan kagnmaktir. Kurulu duzene bir sekilde aykin 
olmaktir. Bu fark edenin varhgini butunleyecek, tamamlayacak duslerine dalma zamani 
demektir. Bu baglamda insan, aski, basta olmak uzere varhgi tamamladigina inanilan her turlu 
iliskisinde hayallerin kapsama alanina girmekten kendini nasil kurtarabilir. Bazen de bunu 
paylasmaya gahsir. Eger hayalini paylasabilirse gesitli duygularla ruhT olarak yeni bigimlemelere 
dogru yol agihr. Fakat yasanilmayan ve sozlerle ifade edilemeyen kimi hayaller ise, <pok zaman 
ortaya gikamadan bastinhr, duzeninde ezilir, gider. 

Zamanimizda bazi hayallerini '§ey' leserek gikaran, insanin anlayis kaymalanna dustugunde 
Allah Teala'ya ve dolayisiyla ilk'e olan ozlemi dunyasini sannca, umutsuzlugun, garesizligin 
idnde agilan bir penceresi kinhr gider. Belki hayalimiz ilk'e karsi olan ozlem degil, belki 
aynhktan kalan izlerin golgesinde, bastinlmis duygulardan, zaaflardan, bir arayisin isareti 
miydi? diye dusunulebilir. 

insan iliskilerinde bir kavrami, sahsT olarak veya kendiliginden maddT imgelere 
donustururken, duygulann suretinde etkisinde kalmasi, disandan bakilmca ifade edilebilir, 
yorumlanabilir. Ancak zamanimizda hayal kurabilme yetenegi zayiflamis veya zayiflatilmis 
olunca bu durum gok zor olmaktadir. Dislanan, bugunun dunyasinda adi kotuye gikan birgok 
kisi yalnizhga dusurulmustur. Maddiyatm zafer kazandigi bir donemde hayal kurmak artik 
gereksizlik, gelecege yonelik bir engel, yoldan sapmis olarak gorulmektedir. idne dustugumuz 
tuketim toplumunda yabancilasmis insan, iliskilerini tuketilebilen bir esya olarak 
gormektedir. 

Gunumuzde insanlann, fazla bilginin, fazla goruntunun, kucagmda iliskilerini taklitle ve 
ozentiyle yasamasi tuketimi tetiklemistir. Televizyon yayinlannda, reklamlarda yaratilan iliski 
tiplemelerinin yozlasmasi, hayalsiz hayata donusumun sebeplerindendir. Bu sekilde hayal 
kapilan ya kinhyor, ya da kapatihp muhurlenip. Sadece gergeklerin dunyasinda bunalmis 
insanlar toplumu olusmaya baslamis ve dinsizligin idne dogru gekilmektedir. 

Allah Teala Kur'an-i Kerim'de buyurdu ki; 

"Andolsun ki biz dn ve insanlardan birgogunu cehennem idn yaratmisizdir. 

Onlarm kalpleri vardir, bunlarla idrak etmezler; 

Gozleri vardir, bunlarla gormezler; 

Kulaklan vardir, bunlarla isitmezler. 

Onlar dort ayakh hayvanlar gibidir. 

Hatta daha sapiktirlar. 

Onlar gaflete dusenlerin ta kendileridir." (A'raf, 179) 

Bu ayet hayal kurmayan insanlar idnde gelmistir. Hayati maddiyat idnde bogulup hayal bile 



298 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



kurmayan insan nasil inangh olabilir. Allah Teala'yi nasil idrak edebilir. Zamanimizda hayallerini 
teknolojik kurguya baglayan filmlere dikkatli baktigimizda goruyoruz ki, genel temelinde 
duygusuzluk ve inangsizhk bulunmaktadir. Bunlar hayal degil, safsatadir. Hayal, insana zevk 
verirken ruhunu ok§ayan unsurlar ile doludur ve sonu da gelmemektedir. Bir hayvanin hayal 
kurdugunu du§undugumuzde sadece yemek olmasini hayal ederdi. Bu hayvanT durumdur. Buna 
gore bizim bahsettigimiz hayal ilk'e olan yani Allah Teala'ya olandir. Digerleri ise §ehvet ve hirs 
yalaklannda sulanan hayvanlara aittir. Bu hayali insanlardan tenzih ederiz. 

Son soz igin 

"Ah, hayallerimiz mi oldu, inancimiz mi kalmadi?" 



OSMANLI IMPARATORLUGUNU YIKAN BIR VELININ AHI 

NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz hakkinda bir yabanci tarihgi olan Dimitri 
KANTEMiR'in 456 kitabma derc ettigi bu hususu bizim yerli tarihgilerimizin goz ardi etmeleri cok 
aci oldugu gibi, birde bu tarih kitabinin 1980 de Diyanet islerinin Din i§leri Yuksek kurulu 
tarafindan yasaklanma tavsiyesinin bulunmasi gariplikler yurdu olan memleketimizin yalniz dis 
gucler tarafindan yipratilmadigi kendi kendimize cok yaptigimizm hatalan gormek acisindan 
onemli oldugunu belirtmek isteriz. Kitaptan aldigimiz bolumde NiyazT-i MisrT kaddese'llahu 
sirrahu'l azTzin Rodosa surgun gidisini bir yabanci gozuyle okumaniz icin burada ahntiladim. 

37-MISRi EFENDi'NiN TAKDJR EDJLMEYE DEGER TUTUMU: 457 

Sadrazamin savas hazirhklanyla ugrastigi ve hatta kentin disinda karargah kurdugu bir 
sirada, Bursa §eyhi NiyazT-i Misri Efendi 458 , kendisinin ilahi yardimina inanan dervis adi altinda 



456 Dimitri KANTEMJR trc.Dr. Ozdemir COBANOGLU Osmanh imparatorlugu'nun Yukselis ve ^oku? Tarihi 
[Kitap]. - istanbul : £ag Yaymlan-Cumhuriyet Kitap KulCibu, 4.Baski - 2001. 

457 (Dimitri KANTEMiR, 4.Baski - 2001),c.ll, 771-774; Agiklamalar: 968-970 

458 MisrT Efendi: Birgogu bunun Hiristiyan dinini en gok sevenlerden biri oldugunu sanmalanna kar§m, 
TLirkler arasmda dindarligi yiizunden cok tanmmis birisidir. Bu kaniyi, kendisinin yayimlayip da camilerde 
okunmasini emrettigi birgok dinsel siir dogrulamaktadir. Birgogunun kanisma gore bedenlesme gizine 
ili§kin olan bazilarmi, Tiirkgeden sozciik sozcuk gevirdim ve buraya aktarmaya layik olduklarmi 
sanmaktayim: 

(Orijinal ilahi bu sekilde) 

01 menem kim vakif-i esrar-i ilm-i Ademim, 
Kasif-i genc-i hakikat hem hayat-i alemim. 

Bende mahfioldu gaybul-gaybin esrari hemin, 

Bendedir sir-i emanet ana kenz-i mubhemim. 
Ben cemal-i Hakk'i ciimle $eyde zahir gormu$em, 
Bu merayaya anin igin baktigimca hurremim. 

Her soziim miftah-i kufl-i "kuntii kenz" olmu$ durur, 

Hem dem-i Isa He herbir nefiste mahremim. 
Ciimle mevcudati verdim ben vucud-ii vahide, 
Zat u esma ve sifatin He hala yek demim. 

Yerde gokte her ne kim var bagludur ba$i bona, 

A$ikare vii nihane ben tilsim-i a'zamim. 
Ben o Misri'yem viicudum Misnna §ah olmu§am, 
Hadisim gergi veli ma'mde sirr-i akdemim. 
(Terciime bu §ekilde yapilmi§) 

"insansal anlayi$in gizlerini bilen benim 

Adaletin hazinelerini ben olgerim ve dunyanin ya$ami benim 

Turn gizli $eyler ve turn gizli §eylerin esrari bende saklidir 

Bana sir verildi ve ben onu igimde saklanm 

Ben, ilahi guzelligi herkesten daha aydir gordum 

Bundan otiirii bu goruntiiyu gordukge sevingten cosanm 

Gokteki ve yerdeki her sey bana bagimlidir 

Turn gorulen ve gorulmeyen seyler aynaya yansir gibi igime yansir 



300 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



Ben, turn yaratiklara oz ve biricik varhgimi adadim 

Ben sonsuza dek isa 'dayim ve sonuna dek onunla birlikteyim 

Ben, vucudumdan Misir'da kral olan Misri'yim 

Kehanetim gok derindir ve onun gizli yorumunda ebedi bir sir igermektedir " 

A§agidaki tasjamada ayni §eyleri ima ettigi samlmaktadir: 

(Orijinal ilahi bu sekilde) 

Esma-i ilahiyyede bT-had hiinerim var, 
Her demde semavat-i hurufa seferim var. 

Gonlum gogunun yildizidir hig adedi yok, 

Her burgta benim bin gunes bin kamerim var. 
Alimler ebced hacesi olmak olur ar, 
Algak gorunen ebced 'e alfnazarim var. 

Ars u semavati ulumun budur el-hak, 

Hem dahi zemininde tukenmez guherim var. 
Bununla bir oldu dem-i ha He Misri, 
Gonliime dahi ne gelirim ne giderim var. 

(Terctime bu §ekilde yapilmi§) 

"Allah askina, benim bilgim sonsuzdur 

Yasamim suresince kutsal bilimler igin calisinm 

Yuregimin semasinda sayisiz yildizlar var 

Her burgta ben, biner gunes ve ay sayanm 

Bunlara bakarak, gok kubbenin ve oteki gezegenlerin bilgisi kugumsenmeli 

lira benim yeryuzunde de surekli varliklarim vardir 

Dunya alfabesinin ustasi olmaktan utamyorum 

Fakat dunyada gok az sayilan bu alfabenin kiymetini bilirim 

lira bununla Misriile isa arasmdaki bag kurulmaktadir 

Bundan oturu higbir arzum yoktur ve higbir seyim eksik degildir. " 

Bu dizelerin igerdigi agik itiraflar, MisrT Efendi'nin isa aleyhisselama duydugu igten duygular hakkmda bir 
fikir edinmek igin yeterli olur fikrindeyim. Buna kar§in MisrT Efendi hakkmda bizzat istanbul Patrigi 
Kallinikos'un agzindan isjttigim aniyi belirtmeye deger oldugunu saninm. Bu yiiksek rutbeli papaz, 
Bursa'da ruhani reis oldugu bir sirada, kentin mollasi olan MisrT Efendi, bununla dost olmus, ve sik sik 
bunun evine gidermi§. Bir seferinde metropolite gittiginde, masanm ustiinde Yunanca bir kitap gortir ve 
bunun ne oldugunu sorar. Ruhani reis de bunun incil oldugunu soyler. Bunun uzerine MisrT Efendi, 

"Ey pek aziz metropolitim, Allah Teala'nm sana liituf olarak verdigini yasadik?a korumalism; zira isa 
He incil, Allah Teala'nm kelamidirlar" der. 

MisrT'nin bu duyarhligmdan dolayi Turkler, kendisinin yurekten Hiristiyan oldugunu sanmalanna 
kar§m, yine de ununii kugultmemijlerdir. Ornegin, yukanda naklettigim bu dizeler, Hiristiyan Ortodoks 
mezhebine gore mi, yoksa Kuran ogretisine kar§it olarak mi duzenlenmi§ olup olmadiklanni 
kararlastirmak icin muftuye gosterildikleri zaman, muftu resmen bildirmekte kararsizlik gosterir ve su 
fetvayla iki anlamli bir cevap verir: 

"Bu dizelerin anlamini ancak Allah Teala ile MisrT bilir. Bu karar, bir kafir tarafindan verilmesine 
karsin, bunun dogru olduguna inaniyor ve bu insanin derin bilgisi hakkmda yorumda bulunmanin cok 
zor oldugunu anliyorum." 



Internet Yazilan 301 



ug binden gok gonulluyu bayragin altina toplar. Bu dervisler, kendisinden ne maas, ne de baska 
gegim gereksinmesi istemeyerek, nereye goturmek isterse oraya gitmeye hazir olduklanni 
soyluyorlardi. §eyh bu dervislerle deniz yoluyla Rodos'a gider; buradan da kara yoluyla 
Edirne'ye gelir ve kente vanr varmaz yandaslanyla birlikte dogru Selimiye Camii'ne gider. Bu- 
rada ogle namazi igin gelen halka rastlar. Misri Efendi de buyuk bir gayret ve dindarhkla 
ibadette bulunur ve asagi yukan su mealde halka hitap eder: 

"Almanlara karsi yeni bir ordunun kuruldugunu ogrendim. Bugiinkii durum karsisinda 
Muslumanlarm iyiligi ve cikan icin Kuran-i Kerim'in kurallarma gore ne yapabilecegimi uzun 
boylu dusiindum durdum. §u anda Osmanh ordusunun bugune dek Hiristiyanlar tarafindan 
ugradigi buyuk kayiplarm sebebinin ne olabilecegini arastirdim. Bu dusiincelerim arasinda 
bizzat Allah Teala gokten, arahksiz suren bu buyuk bozgunlarm nedeninin, ne Almanlarm 
cesareti, ne de Turk halkmin giinahi oldugunu; aksine gavurlarm ruhu, imam ve ananelerinin 
etkisi altmda kalarak, kafirlere karsi buyuk sayidaki ordu degil, fakat Allah Teala'ya imanh, 
temiz yurekli ve uyruga karsi dogru durust olmak lazim geldigini bilmeyen imparatorlugun on 
yedi vali ve ileri gelenlerinin uygunsuz davram§lan sebep olmu§tur. 

imparatorlugumuzu yok olmaya surukleyen bu ki§ileri bilmek istemez misiniz? Pekala, 
turban ve Miisluman giysileri ifinde fahmla aramizda dola$maktan utanmayan bu gavurlarm 
adlarim ilahi hikmet bana afikladi. Bunlar §unlardir: 

Vezir, yeniceri agasi, kaymakam 459 , defterdar 460 , reis efendi ve isimlerivle 
adlandirabilecegim oteki buyuk devlet memurlan. 

Butun bunlar dliimle cezalandinlmadikfa, gavurlan yenme umidini ta§iyamayiz. Hatta 
imparatorlugun top yekun yok olmasi beklenebilir. Bu amafla, Allah Teala'nm emriyle sayilan 
az olmasma ve henijz silahlan olmamasma kar§in, ilahi kudretten hiz alarak din bilgisiyle 
donatilmi;, gunahsiz ve lekesiz bir yigm Miisluman toplamis bulunuyorum. Bunlar sayesinde 
sayisiz kafir ordusuna salt karsi koymak degil, fakat Osmanh imparatorlugu'nun sinirlarmdan 
tumijyle piiskiirtebilecegimi samyorum." 



Bu arada, muftunun bu beyanatmdan sonra MisrT Efendi'nin bu dizeleri, halka yayilmij ve turn 
Turkler, Bunlann gergek Ortodoks olduklanni kabul etmi§lerdir. Buna ragmen bu dizelerin ihtiyatla 
okunmasina izin verilir ve yayimlanan ntishalann bajinda ajagidaki uyan vardir: 

"Bu dizelerin ve ozlu sozlerin yazan anilmaya deger MisrT Efendi'dir. Bunlann iginde islam dinine 
uygun dii§meyen ve Hiristiyanlann kulaklanni tirmalayan bazi karar ve anlatimlar vardir. Bununla 
beraber bunu salt yazann coskusuna vermelidir. Bu asm heyecani sayesinde bazi Muslumanlarm gergek 
inanglanni bozmustur. Bab-i Ali bunlardan haberi oldugu zaman, miiftuye Misri'nin §arkilanni ve siirlerini 
bir cilt halinde toplatilmasim ve incelemeye gonderilmesini emreder. Muftu, bunlan okuduktan sonra 
yakmistir ve asagidaki fetvayi vermistir. 

"MisrT Efendi gibi konusan ve diisunenler bu ateste yansmlar; ancak MisrT Efendi yanmasm, zira 
coskunun egemen oldugu kimselerin iizerine fetva (ikanlamaz. Bu MisrT Efendi'nin hakaretin ociinii 
almak i?in bundan once soziinii ettigim karisikhklan cikardigi anlasilmaktadir." 

Kaymakam: Yani Osman Pasa olup, koken bakimmdan Girit'te dogmus bir Rum'du. Kandiye'nin 
kusatilmasi dolayisiyla Kopriilu Ahmed Pasa'nm eline tutsak olarak dtiser ve bunun tesvikiyle 
Muslumanhgi kabul 

eder. Bundan sonra giderek sadrazamliga kadar yukselir. £ok akilliydi ve duruma gore hareket etmesini 
bilirdi. 

Defterdar: Bu siralarda defterdarhk gorevini Turklerin devlet islerindeki buyuk becerisinden ve dene- 
yiminden dolayi, bugune dek yiicelttikleri Kirli ismail Efendi goruyordu. 



302 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



Bu haber her tarafa o kadar cabuk yayihr ki, olaylara merakh bulunan salt halk degil, fakat 
buytik sayida yeniceri, sipahi ve oteki askeri memurlar camiye kosarlar. Cami cok genis 
olmasina karsin, bu kadar kalabahk dinleyiciyi icine alamayip turn dis salonlar dahi dolar. Bunca 
kalabahgin toplandigini goren sozcu, o kadar cok cosar ki dint nasihatleri tam dort saat surer. 
Bir ayaklanma olur korkusuyla sadrazama haber verilir. Vezir de herhangi bir olasihgi 
zamaninda onlemek amaciyla kaymakami, §eyh Misri Efendi'ye gonderir ve bir seyler teblig 
edilmek uzere kendisine kadar gelmesini rica eder. Kaymakam, en derin saygi ile iltifatlarla 
gorevini yerine getirdikten sonra Misri Efendi kendisine, 

"Ben, Allah Teala'nm bana gokten acikladigi seyleri kullarma soylemek icin gonderilmis bir 
kuluyum. Ve vezirin ne gavuru olabilecegini bilemem ve gorevimi birakip da onu dinlemeye 
sebep gormuyorum" yanitini verir. Kaymakam, kendisini dikkatle dinleyen bu kadar kalabahk 
bir halk yiginmin cevresini sarmis oldugunu gorunce, toplantiyi dagitmak icin kuvvet 
kullanmaktan baska care olmadigmi anlayarak, sadrazama geri gider ve kendisine gorduklerini 
ve duyduklanni soyler ve ayni zamanda kotulugu onlemek ve bu halk toplulugunu dagitmak icin 
derhal gerekli onlemleri onerir. Zira seyhin bastan sonuna kadar vaizi salt devletin ileri 
gelenlerine karsi degil fakat bizzat sultana karsi halki ayaklandirmaktan baska amag 
gutmuyordu. Bunlardan sonra sadrazam, yenigeri agasini ve seyhin kafirlikle sugladigi turn 
otekileri gagirtir ve hepsini bekleyen ortak tehlikeyi belirterek, kendilerini tehdit eden olayi 
onlemek igin ne gibi tedbirler ahnmasi gerektigini sorar. Ortaya atilan turn kanilar goz onune 
ahndiktan sonra, onceden sultanin onayi ahnmadan higbir seyin yapilmamasi gerektigi 
sonucuna oybirligiyle vanhr. Bununla beraber bu arada seyhi kentten uzaklastirmak igin turn 
onlemlerin ahnmasi lazimdir. Bu amagla derhal sultana bir telhis gonderirler ve bununla dervis 
giysisi iginde buyuk bir asker getesiyle birlikte bir seyhin kente geldigini ve Selimiye Camii'ne 
giderek halka hitap ettigini ve kararsiz cemaati ayaklanmaya kiskirttigini ve devletin ileri 
gelenlerine leke surmekten ve hatta sultana dahi igreng isimler takmaktan geri kalmadigini; 
kendilerini kafir diye adlandirarak ve agikga Osmanh Almanlannin, imparatorluk Almanlanna 
karsi savas ettiklerini ve bundan dolayi Allah Teala'nm, Osmanh sarayi uzerinde lutfu 
beklenemeyecegini diyerek, sadrazam ve oteki subaylardan ocunu aldigini bildiriyordu. Bu ve 
bunun gibi baska yapmacik isaretler yuzunden sultan o kadar gok hiddetlenir ki, derhal asinin 
yakalanmasini emreder ve kullandigi yesil turbanina olan saygisindan oturu kendisini olume 
mahkum edemediginden turn getesiyle birlikte Bursa'ya gonderilmesini emreder. Boylece 
sadrazam, istedigini sultan adina yerine getirmek yetkisini elde etmis olduguna sevinerek 
kaymakami bir defa daha camiye, fakat bu sefer yeniceri agasi ve buyuk sayida askerin 
esliginde gonderir. Kaymakamla yeniceri agasi, yenicerileri disanda, sokakta birakarak hala 
vaazda bulunan seyhin yanina giderler ve sultan adina selamlayarak, sultanin kendisinin 
kutsalhgi ve unu hakkinda cok guzel seyler isittigini ve bunlan kendisine duyurmak istedigini, 
bundan dolayi oyalanmadan saraya gelmesini rica ettigini haber verirler. Misri Efendi ise, ya 
bunlann amacinin farkina vanrya da saman altindaki yilan gibi 

"Buraya gelmenizin sebebi dediginiz gibi sultanin degil, fakat seytanin 461 gonderdigini sa- 
niyorum" der. 



Sultan degil, fakat jeytan (sultandan, §eytandan): Misri Efendi'nin bu deyisi, bundan sonra iki tiirlu 
yorumlanmistir. ilk once motamo (kelime kelime) anlammda, yani sultanin kendi kusurlarmi ayiplayan bir 
insanm yasamina son vermek icin, §eytani bir ruh tarafindan ki§kirtildigi; sonra iki anlamh olarak yani 
Misri Efendi'nin, kendisini uyarmak icin gelenlerin sanki sultan tarafindan degil de, kendisini bu sucu 
islemeye iten seytan tarafindan gonderilmistir. 



Internet Yazilan 303 



"Mamafih Allah Teala ugrunda savastigim icin insanlarm ne ovgiileri, ne de saldinlan beni 
rahatsiz etmez. Bu itibarla bu islam cemaatine herhangi bir hakarette bulunmamak ve 
sultanm emirlerine boyun egmek istemiyor sanilmasm diye istediginiz yere gitmeye hazinm. 
Bununla beraber biitiin bunlari ne kendi istegimle ve de fena amacla degil, fakat ilahi vahiyle 
konustuguma kanaat getirmeniz icin, iste benim buradan ayrilmamdan birkac saat sonra 
tanik olacagmiza daha simdiden bildiririm" cevabini verir. Bunlari soyledikten sonra camiden 
cikar ve kapida kendisini bekleyen sultanm faytonuna biner ve muhafizlann esliginde her 
yandan kosarak gelen buyuk sayidaki halkin saygi gosterileri arasinda gider. Fakat halk kendisini 
izleyemeyecek kadar uzaklastiktan sonra kapah bir arabanin igine koyarlar ve ilkin Rodos'a, 
sonra da Bursa'ya gotururler. 

38 - MISRI EFENDi'NiN UZAKLASMASINDAN SONRA JZLENEN MUGZE: 

Seyhin batil kehaneti hakikaten gerceklesir, zira onun aynlmasindan iki gun sonra ogleye 
dogru yenicerilerin ve subaylann turn gadirlanni devirecek kadar siddetli bir kasirga cikar. 
Rastlanti olarak bu siralarda ogle yemegini pisirmek icin bircok cadirda ates yaniyordu. Fir- 
tinadan devrilen cadirlar ates ahr ve cabucak otekilere de yayilarak, bir saatten az bir sure 
icinde yuksek rutbeli subaylann pavyonlanyla birlikte binden fazla cadir kul olur gider. Halk bu 
goruntu karsisinda seyirci kahyor ve sadece: iste bu gercegin kanitidir ve kulunun haksiz yere 
surgun edilmesinden dolayi Allah 6c ahyor diye haykinyor ve atesin sondurulmesi konusunda 
hicbir yardimda bulunmuyordu. Sonun da askerler buyuk guglukle ordugahin bir kismini atesin 
alevlerinden kurtarmayi basanrlar. Bizzat sultan bile buyuk bir korkuya kapihr ve seyhe saygi 
dolu bir mektup yazarak, hain vezirleri tarafindan aldatildigini itiraf eder, kendisini affetmesini 
rica eder ve tekrar Edirne 'ye gelmesini ve orduyu kutsamasini istedigini bildirir. Buna karsihk 
Misri Efendi ise, kendisinin surgun isinde sultanm degil, fakat saray arabozuculannin kabahati 
oldugunu ta bastan bildigini; buna karsin bu haksizhgi unutarak herkesi bagisladigini, fakat 
Edirne'ye donemeyecegini, gunku ilk kez Edirne'ye gitmesiyle simdiki arasinda <pok farkh bir 
durum oldugunu soyler.] (Dimitri KANTEMiR) 

Konu ijzerinde bir yabancmm bu kadar hasas davrandigi olayi yerli kaynaklara uygun 
anlatisma bakihnca durumun vahameti a^ik^a gorunmektedir. Asagida anlatilacak mevzu ile 
devletimizin NiyazT-i Misn kaddese'llahu sirrahu'l aztzin kabri hakkmda gahsmalara 
baslamasmin elzem oldugu gorijlmektedir. Ayrica bu hususun Yunan Hiikiimeti tarafindan 
kendileri agismdan yine belirtecegimiz bilgiler yuzunden NiyazT-i MisrT kabri hakkmda 
uyguladigi hakareti bir an once telafi etmeleri gerektigini gormekteyiz. ^unku Koca Osmanhyi 
darmadagm eden "Ah" in onlara da dokunacagini dijsunmekten kendimizi alamiyoruz. 

[17 MART 1694'TEN 18 MART 1915'E VEYA MONDROS'TA ATILAN iMZA 

Bu bashgi soyle de atabiliriz: 17 Mart 1694'ten 18 Mart 1915'e veya ayagi bukagih bir erenin 
30 Ekim 1918de Mondros'ta attirdigi imza. 

XVII. asnn sonlanndayiz. 

Devir ikinci Ahmed devridir. Hazret-i Niyazi'nin is basinda bulunan hainleri Padisaha tek tek 
bildirecegi sayiasi, devlet adamlan arasinda, ozellikle de Kadizadelilerden VanT-i Cant lakaph 
Mehmed Efendide telas uyandinr. Sadrazam Bozoklu Mustafa Pasa, MisrT Efendinin duasini 
almak isteyen ve sonra sefere cikilmasini munasip goren Sultan II. Ahmed'i, bu zat geldigi 
takdirde buyuk bir fitne zuhur edecegi yolundaki telkinleriyle fikrinden vazgecirir. 



304 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Hazret-i PTr, 30 Haziran 1693 Sail gunu Edirne'ye gelip va'z etmek uzere Selimiye Camiine 
indigi zaman, halk caminin etrafini doldurmus kalabahktan iceriye girilemez olmustur. Bu 
durumu goren Sadrazam, NiyazT-i MisrT'nin eger derhal tutuklanip surgun edilmezse buytik bir 
kansikhk cikacagini padisaha telkin eder; MisrT'nin Limni'ye surgunu hususunda birferman ahr. 
Bunun uzerine Hazret-i MisrT tekrar Limni'ye surulur (1693). Hazret-i PTr bu sefer incinmistir ve 
giderken: 

"OSMANU'NIN iNKIRAZI (0KUSU) I'g'lM DORDUNCU KAT SEMAYA BJR KAZIK QAKTIM. BU 
KAZIGI BENDEN BASKA KiMSE gKARAMAZ." der ve ayagindaki bukagi ile bir kocu arabaya 
bindirilip palas pandiras yola cikanhr. Ve bir muddet sonra adada (17 Mart 1694) vefat eder. 

Yil 18 Mart 1915 ingiliz Agamemnon zirhhsi f^anakkale Bogazina girer ve Mecidiye tabyasina 
olum kusar; ancak Canakkale'yi gecemez. isabet ahp geri cekilir. Birinci Dunya Savasi sonunda 
ateskes isteyen Osmanh Devleti ile itilaf Devletleri arasinda 30 Ekim 1918 yihnda Limni 
Adasmda NiyazT-i MisrT'nin gomuldugu yere bakan Mondros Limanmda Agamemnon 
zirhhsmda yapilan antlasma ile Osmanh'nin inkirazi (cokusu) tescil edilir. 

imdi, sadede gelelim ve rical-i devlete donup sorahm: 

Biz simdi Hazret-i MisrT'den oziir dileyip Mondros'ta ayagimiza gefirilen bukagidan 
kurtulahm mi, kurtulmayahm mi? 

Bu zat, zamaninin buytik velTlerinden olup kerametleri zahir ve bahirdir, ne buyurmussa 
hepsi ayniyle vuku bulmustur.] (TATQI Mustafa NiyazT-i MisrT [Kitap]. - istanbul : H Yayinlan, 
2010, s.92) 



NIYAZI-i MISRI KUDDISE SIRRUHU'L-AZiZIN TURBESININ SON DURUMU 



Degerli dostlar. 

Size turbe diye gosterilen yerin eski bir Osmanh hamami oldugunu tahmin ediyorum. 
Akhniza hamamlarda pencere olur mu? Diye bir soru gelebilir. Ayni hamami Midilli Adasmda 
eski limani (kuzey liman yolu uzerindeki Ermou caddesinin yakininda da gorebilirsiniz. Turbe 
bugun Turk yahsi semtinde mevcut olan (kapisi tas islemeli) market olarak hizmet veren 
binanin igindedir. Bu konuda elimde bazi eski mubadele oncesi resimler mevcuttur.1930 lu 
yillarda mezan bursa belediyesinin Bursa'ya tasima girisimi olmus fakat yunan yetkililer adada 
ikamet eden halkin sesine kulak vererek mezann Turkiye ye nakline karsi gikmislardir. Zira 
Misriye hristiyan halk ta sempati duymaktaydi. Myrina halkindan ogrendigim kadan ile ozellikle 
yashlardan anlattiklan konu gok farkhdir. 

Soyle ki: turbe ....09.1939 tarihinde belediyece yiktmlmis. Ayni gun myrinada bir 
sinemada buyuk bir yangm fikmis olup 250 civannda insamn olumunu Limni halki turbenin 
yikilmasina baglamistir. 

Konuyu bilgilerinize arz eder. Saygilar sunanm. 462 

* * ** 

NiyazT-i MisrT'nin kabrinin Limni adasmda oldugu 1990 yihnda devrin Basbakani Merhum 
Turgut Ozal tarafindan Kultur Bakani Namik Kemal Zeybek'e talimat verilerek onanlmasi 
istenmistir. Ancak, Kultur Bakanhgi kabrin bulundugu yeri ancak tespit edebilmis ve muteakip 



452 Ruhi iYiGUN, http://www.malatyaguncel.com/ 26 Ekim 2008 Pazar 21:32 



Internet Yazilan 305 



hukumetler yurtdisindaki kulturel varhklanmiza ilgisiz kahnca NiyazT-i MisrT'nin de mezan 
onanlamaz olmustur. Ta ki 20 Subat 2008'de TBMM'de kabul edilen ve 27 Subat 2008'de 
yururluge giren 5737 Sayih Vakiflar Kanunu cikana kadar. Vakiflar Genel Mudurlugu 
Yurtdi§mdaki Turk Kultur Eserlerinin onanlmasini bir butun olarak kabul etmis, bunun icin bir 
daire kurmus ve Vakiflar Butgesini de yakla§ik 37 milyondan 600 milyon YTL ye cikararak 
ecdadin kulturel mirasini korumayi hedeflemistir. Haberi okuyunca sanki NiyazT-i MisrT'nin 
turbesi yeni kesfedilmis gibi haber yapilmasi bu tarihi bilgileri yazmama beni adeta zorlamistir. 
Umanm Vakiflar Genel Mudurlugu Yurtdisi Daire Baskanhgi diger eserlerle birlikte planina almis 
oldugu NiyazT-i Misri Turbesini de onarmayi basanr. Bence NiyazT-i MisrT'nin Misirh degil 
Malatyah oldugunu Yunanhlara erkenden soylenmekle onanmin gecikmesine sebep 
olunmustur. Zira Yunanistan bizden aynlmis bir ulke olmasi hasebiyle bize ait butun eserleri 
korumasiz ve bakimsiz birakmayi temel politika haline getirmistir. Tarihi eserlerin restorasyonu 
ile Yunan hukumeti ilgilenmemektedir. Onun yerine bagimsiz hareket eden Anitlar ve Tarihi 
Eserler Kurulu ilgilenmektedir. Bu kurum da dedigim gibi bizim eserlere cok lakayt 
davranmaktadir. Bu is Limni Belediyesinin isi degildir. Oyle ki Merhum Ozal 1990 da 
Patrikhaneye onarim izni verdiginde Yunanhlar Rodosta, aralannda bir Malatyah Pasanm da 
mezan bulunan tarihi eserlerin onarimmi zamana yayarak karsihklihk ilkesi cenpevesinde 
onanma izin vermemi§lerdir. Hatta iKO islam Mirasini Koruma Merkezi veya Aga Han Vakfi 
tarafindan Rodos'taki camilerin onanmi igin gonderilen paralan dahi bankalarda bekleterek 
yerinde ve zamaninda kullanmamislardir. Bu bilgiler Ozal zamani igindir. Simdi Rodostaki 
Suleymaniye Camii kismen onarim gormustur. Bunu da simdiki Cumhurbaskanimiz Abdullah 
Gul'un Basbakanhgi ve bilahare Disisleri Bakanhginda kulturel varhklanmiza sahip gikmasma 
borduyuz. Son zamanlarda yurtdisindaki ozellikle Osmanh Eserleri onanlmaktadir. Bu isi 
Vakiflar Genel Mudurulugu Yurtdisi Daire Baskanhgi yapmaktadir. Bu is Belediyelere birakihrsa 
Yunanistan'in Tarihi Anitlar Kuruluna toslar ve 2 senede yapilacak bir onarim 10 sene sonra 
yapihr. Bu bilgileri okuyucularla paylasmamin sebebi NiyazT-i MisrT Turbesinin Ozal zamaninda 
baslayan hikayesini anlatmak ve Rodos'ta bulunan kaptani Derya Murat Reis Pasa haziresinde 
bulunan ve guzel mermerlerle yapilmis Malatyah Pasanm da mezannin onarim bekledigini 
anlatmaktir. Ben bu bilgileri ayni zamanda TBMM Disisleri Komisyonu Uyesi olan Malatya 
Vekilimiz Mehmet Sahin'den duydugumda bir Malatyah olarak sizlerle paylasmayi uygun 
gordum. 463 

Sonug olarak ahnti yaptigim iki guncel not turbenin vahim durumunu bize haber vermekte 
ve bu sekilde desifre olmasi bizi uzmektedir. Komsumuz Yunanistan'nin ve devletimizin artik bu 
konuda tedbir alacagini dusunuyoruz. Cunku NiyazT-i MisrT kaddese'llahu sirrahu'l azTz 
Efendimizin Osmanhya karsi memnuniyetsizligi ile ilgili sikintilann neticesi anlasilmistir. Eger bu 
konuda Yunanistan ve devletimiz gergek bir ozveride bulunulursa umanm ki Allah Teala 
dostuna yapilan hizmetin karsihgini gok kisa zamanda gosterecektir. Yoksa 



Ali Zeybek, http://www.malatyaguncel.com/ 11 Eyliil 2008 Per§embe 15:35 



2012:KADERYILI 

Cin'de yeni bir lider kadrosuna gegis sureci goktan basladi. Bunun yerel ve uluslararasi 
duzeyde doguracagi talepler de, her zamankinden daha buyuk olacak. Ancak, yeni yeni ortaya 
gikan geng kusagin mizaci, bu suregle basa gikma yetenegini ciddi anlamda kisitlayacaktir. 21. 
yuzyil dunyasinda, ABD ile ^in Halk Cumhuriyeti arasindaki iliskinin, en onemli munferit ikili 
iliski oldugu yonundeki iddialara sikhkla rastlanir. 2012 Yih guz doneminde, her iki ulkenin (ve 
Rusya'nin), kendilerini gelecek yillarda yonetecek siyasi lider kadrosunu segmek gibi kritik bir 
surece girdigi ise, pek bilinmez. Sikhkla sozu edilen bir diger konu ise, ABD'nin igislerindeki 
gelismelerin, Amerika igin oldugu kadar dunyanin geri kalani igin de onem arz etmesidir. (Jin'in 
kuresel yukselisinin anlami, 2012 yihna dek, ayni durumun Pekin igin de gegerli olacagi 
gergeginde yatar. 

Her iki ulkede de liderlik kadrosunun segilme bigimi, siyasi farkhhklari gozlemlemek 
agismdan ders ahnacak bir derstir. Surecin farkhhklari, Amerikan baskanhgi igin adayhgini 
koyanlann boyun egmek zorunda oldugu kamusal konumlandirmada ve yeniden segilmek igin 
en uygun iklimi yaratma gabalannda, gun yuzune gikmistir. Barack Obama ile Cumhuriyetgi 
rakibi arasindaki rekabet, pembe dizi ogelerini de banndiran, yuksek oranlarda bagislarla 
ayakta duran ve medyanin 7-24 destek oldugu, oylann da surekli olarak takip edildigi bir surece 
benzetilebilir. 

^in'de ise, durum farkhdir: Devlet baskaninin secim yontemi, daha gok bir satranc oyununa 
benzetilebilir. Milyonlarca goz ardi edilen ve gozden kagan taktik kararlar verilir. Ancak, her 
sey, kamudan gizli mecralarda ilerletilir. Buyuk olasihkla 2012 yih Ekim ayinda £in Komunist 
Partisi'nin yeni yonetici kadrosu (ki bunlann iginde, Hu Jintao'nun ve Wen Jiabao'nun takipgileri 
de yer alacaktir), Halk Meclisi'nin perdeleri ardindan ortaya giktiginda, satrang oyununun 
entrikalan da bir bir anlasilacak. 

Son Kusak 

Amerika'daki siyasi liderlige dair birgok arastirma bulunuyor. Ancak, bugun Qin'de nasil 
lider olunabilecegi hakkinda neler biliyorsunuz? 

Kim sizi sever ve destekler; kiminle mucadele etmeniz gerekir? Yasaminizi surdururken 
hangi kurallara uymahsiniz? Oncelikle sunun bilinmesi gerekir: ^inli politikacilar, son derece dar 
bir arka plandan gelmektedir. Genellikle ayni deneyimleri paylasirlar; benzer bir ideolojik 
evrenin iginde yasarlar ve birbirleriyle yakin iliskiler iginde yasamayi ve gahsmayi isterler. Batih 
politikacilar surekli "bizden biri" olduklanni gostermek igin umutsuzca bir gaba sarf ederlerken, 
Cin'deki liderler her zaman ve her daim "onlardan biri" olmayi, yani smirh gizgilerle belirlenmis 
birgrubun uyeleri olmayi surdururler. 

CCP'nin on sekizinci ulusal kongresi, Qn agisindan son derece onemli bir ivme olmustur. 
Ulkenin en guglu kisilikleri, mevcut liderlik kurallan geregi geri gekilecektir. Politburo'nun daimi 
komitesinden 9 kisi gorevinden aynlacak ve bunlar arasinda Hu Jintao, Wen Jiabao ve Wu 
Bangguo bulunacaktir. Xi Jinping'in Hu'nun yerine Devlet Baskani ve parti sekreteri; Li 
Keqiang'in da Basbakanhk koltugunu Wen'den alacagi neredeyse kesinlik kazanmistir. Ancak, 
daimi komitedeki bazi pozisyonlann akibeti, halen spekulasyonlara maruz kalmaktadir ve 
politburonun 25 uyesi degisecektir, 

Bu sureci anlamak igin temel sorun, bu suregte agik ve net gizgilerle belirtilmis bir gergeve 
bulunmamasidir. Demokratik devletlerde, siyasi partiler, hukumet ve muhalefet, sag ve sol 
egilimler ve agik bir medya bulunur. Dunyanin en buyuk ve son tek-parti devletinde, bu 



Internet Yazilan 307 



kurallardan hicbiri uygulanmamaktadir. Son yillarda, Cin hakkmda analizler yapanlar, 
"populistler", "elitistler" ve daha nice ozel aynma dair atiflarda bulunmaya basladilar. "Sangay 
grubu" da bunlardan biri... Ancak, turn bu nitelendirmeler, bugun artik fazla bir inandincihk 
tasimiyorlar. 

Cunku Cin'in mevcut lider kusagi, daha oncekinden cok daha turdes bir gorunum sergiliyor. 
Soz konusu liderler, 1949 yih oncesi ^in deneyimine dair deneyimsizler ve 1966-76 yi Man ara- 
sindaki kulturel devrimin birer urunu olarak goruluyorlar. Ve, hepsi, ^in Komunist Partisi'nin 
kulturuyle yetismisler. Bunun yarattigi sonuc ise, tamamen farksiz ve yeknesak bir lider kadrosu 
oldu. Bu surecteki ayirt edici tek oge, Cin'i halihazirda Bati'ya eklemleyen ogedir: 
Teknokratlann soz hakki sona eriyor ve hukukcular ile siyaset bilimci bilimcilerin yildizi parhyor. 

Cin'in mevcut lider kadrosu, aynca uluslararasi deneyim eksikliklerinden dolayi da, 
oncekilerden farkhhk arz ediyor. Bu durum, Cin'in her turku alanda artan onemi ve gucunun 
onunde ciddi bir sorun teskil ediyor. Ulkenin ulusal liderlik kadrosunun kuresel duzeyde de belli 
bir agirhginin olmasi gerekiyor. 2012 yihndan itibaren ^in'i yonetecek olan baskan, uluslararasi 
siyaset duzleminde cok onemli bir oyuncu olacak. Hatta Hu Jintao'dan bile daha fazla onem arz 
edecek. Bu baglamda, Cin'in yeni yonetici kadrosunun eksik bir yapiya sahip oldugu goruluyor. 

Cin'in komunist liderleri, siyasi sistemlerinin onlardan talep ettigini yansitarak, herhangi bir 
karizma, iletisim yetisi ve halki kendisine baglama kabiliyetinden yoksundur. Her durumda parti 
cizgisini takip ederler; basmakahp soylemlerde bulunurlar ve kisisel iletisimlerde hep bicimsel 
ve mesafeli davranirlar. Bireysel kisiliklerden mahrum kalmis, baskalanndan ayirt edilemeyen 
ve dunyanin geri kalani onunde son derece turdes gorunen bir elit tabaka izlenimini bu sekilde 
guclendirirler. Sunu da belirtmekte yarar var: Turn politburo icinde sadece Li Yuanchao ve Bo 
Xilai, akici bir ingilizce konusurlar ve partinin elit tabakasinin tumu, ^in'de egitim gormuslerdir. 
Altmis iki eyalet baskaninin hicbiri, ^in disinda bir yerde akademik unvan kazanamamistir. 

Bir sonraki asama 

Dolayisiyla, 2012 yih Guz doneminde merkezi guc elde edecek olan ve kulturel devrimin 
kaotik yillan boyunca egitimleri sekteye ugramis olan lider kadrosu, karsilastigi yogun sorunlan 
yonetmedeki kapasitesine dair ciddi endiseler doguracaktir. 

^in'in gelecek on yih, son derece zorlu olacaktir; giderek huzursuz bir hal alan £in halki 
arasinda mesruiyetini saglamak uzere ciddi sorunlarla basa cikmak zorunda kalacak; gerek ic 
gerekse dis duzlemlerde ^i n * i n cekiciligini artirmak icin bir vizyon belirlenmesi geregi 
dogacaktir. Liderlik-gecis surecinin anlami, Cin'in mustakbel yoneticilerinin, perde ardindan 
belirecekleri zaman ne tur planlan olduklanna dair herhangi bir isaret vermemelerinde 
yatmaktadir. Gelecekte Pekin'in elit tabakasi icin daha zor olan sey ise, bu durumu korumanin 
artik bir secenek olarak kalmadigidir. Cin'e dair uluslararasi talepler, giderek daha baskici ve 
cok boyutlu hale gelmektedir; degisen sosyal profille birlikte, halkin talepleri de giderek 
artmakta ve farkhlasmaktadir. Ayni zamanda, Soguk Savas sonrasi gegen yirmi yil boyunca 
varhgini surdurmesiyle, sartlara uyum sagladigini ve dirayetini kanitlayan Komunist Parti de bu 
surecte kendini gelistirmelidir. 

Gelecek on yil icin oncelikli gereksinim, kendi degisen toplumunu anlayabilen ve kendisini 
yeniden canlandiran bir lider kadrosudur ve bunu hem ic hem de dis mecralarda 
gergeklestirmelidir. Bunun icin de, partinin karsisinda oncelikli bir sorun bulunmaktadir: 
Partinin iliklerine dek islemis, kemiklesmis muhafazakarhgini bir kenara birakarak; henuz 30'lu 
ve 40'h yaslannda bulunan kadrolanni, daha ust pozisyonlara terfi ettirmeye baslamak. Bu 
onlenemez sinama, 2012 yilma dek surecek olan buyuk satranc oyununu da golgeleme 



308 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



olasihginin belirmesini saglar. Gelecekteki liderlik kadrosunun, yitik bir ku§ak olmasi soz konusu 
degildir. 2017 veya 2022 yillannda, geng, yeni ve daha uluslararasi olgekte du§unen ki§ilerin 
Cin'de ve dunyanin geri kalaninda, sahneye gikmasi bekleniyor. Ancak, bugunku hizh sosyal 
degi§im standartlan kar§isinda, bunun igin uzun bir bekleyi§i goze almak gerekiyor. 
(Opendemocracy) 

LOH SU-HSING VE KERRY BROWN 464 



(Turquie, Diplomatique, 15 EylCil 2010-Sayi,20) 



LOH SU-HSiNG, Paris Sciences-Po'da arastirma gorevlisidir. Kendisi, §angay'da bulunan Fudan 
Universitesi'nde uluslararasi iliskiler doktorasi yapmaktadir. 

KERRY BROWN, Chatham House'ta Asya Programi'nda arastirmacidir. Yayimladigi kitaplan 
arasinda, Struggling Giant: China in the 21st Century (Anthem Press, 2007) (Devle Miicadele: 
21.yuzyilda Cin) ve Friends and Enemies: The Past, Present and Future of the Communist Party of 
China (Anthem Press, 2009) (Dostlar ve Diismanlar: Cin Komiinist Partisi'nin Diinii, Simdisi ve Gelecegi) 
bulunmaktadir. 



EMIR SULTAN KADDESE'LLAHU SIRRAHU'L AZIZ ve MENAKIBI 

Osmanh Devleti'nin kurulusunda dervi§ mutasavviflann rolu onemlidir. Bu mutasawiflar 
islam fetihlerine katilmislar; Anadolu'nun sekillenmesinde aktif olarak cahsmislardir. Onlann 
Anadolu'nun islamlasmasinda paylan buyuktur. 

Kurulus donemi Osmanh mutasavviflanndan birisi de Emir Sultan'dir. O Osmanh Devleti'nin 
kurulusu doneminde, 770-833/1368-1429 tarihleri arasinda yasamistir. Yasadigi yillarda 
padisahlann basanh olmalan icin manevT bakimdan dua ve niyazda bulunmustur. Mutasavvif 
sahsiyeti yaninda, Yildinm Bayezid'in damadi olmasi acisindan da onemlidir. II. Murat devrinde 
istanbul kusatmasina dervisleriyle birlikte katilarak bizzat aktif rol almistir. 

Emir Sultan'in FizikT Ozellikleri : 

Orta boylu, karayagiz, son derece guzel yuzlu, kollan ve elleri uzun olan Emir Sultan, ince 
parmakh, kara gozlu, iki tarafi esit, uzuna yakin hafif sakalhdir. 

Emir Sultan'in Guzel Ahlaki, Guzel Huylari ve Bazi Sozleri : 

Emir Sultan'in ahlaki, Rasulullah sallalla hu aleyhi ve sellemin ahlaki gibidir. 

Dili Buhara Kavmi dilidir. Az sozle cok sey anlatan bir yapidadir. 

Sozleri manidardir. "Der-Yemen? cG ba-men? pi§-i meni ne ba-men? der-YemenT" 465 beytini 
gok soyler. Ook yerde ayet ve hadis-i serif ile cevap verir. Turklerde her sahsa "babam" der ve 
her zaman "El yah§i ben yaman ve el bugday ben saman" der. Bazi sozleri remizle soylerlerdi. 

Emir Sultan'in Giymis Oldugu Elbiseler : 

Emir Sultan'in gomlekleri ince keten bez, cubbesi nohudT renkli, kaplamahdir. Bunlann 
uzerine giydikleri feraceleri yesil suf, ridasi beyaz, baslanndaki taclan dedesi Sultan-i Enbiya 
sallallahu aleyhi ve sellemin giydigi gibi olup on iki terklidir. 

Emir Sultan'in Soyu : 

Emir Sultan'in soy agaci, 

Seyyid Ali, 

Seyyid Muhammed, 

Seyyid Huseyin, 

Seyyid Ali, 

Seyyid Muhammed, 

imam Muhammed Mehdi, 

imam Hasan Askeri, 

imam Ali Naki, 

Muhammed Taki, 

imam Ali Riza, 

imam Musa el-Kazim, 

imam Cafer Sadik, 



Manasi: Yemen'dedir, yanimda gibidir. Yammdadir, benimle birlikte degil Yemen'dedir. Bu beyitte 
anlatilmak istenen "maddi beraberlik ve fizikt yakinhk degil; duygusal yakinhktir." Daha geni§ bilgi igin 
bkz. Mehmet Demirci, "Yakinhk ve Uzakhk/ Yemen'dedir Yammdadir", Diyanet Avrupa Ayhk Dergi, 
Temmuz 2007, sy. 99, ss. 21-23. 



310 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



imam Muhammed Bakir, 

imam Zeyne'l-Abidin, 

imam Hz. Huseyin, 

Hz. AN, 

Hz. Fatima 

Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve selleme ulasir. 

EMiR SULTAN KADDESE'LLAHU SIRRAHU'L AZtZJN KERAMETLERJ 

Emir Sultan'm Buhara'da Ktictik Cocuk iken Gosterdigi Kerametler : 

Emir Sultan bes yasinda iken bir pir-i nuraninin cok guzel, yemyesil, sulak, meyveleri olan bir 
bahcesi vardir, ailesinin nzkini bu bahceden temin eder. Bir gun afat-i Rabbani sebebiyle bu 
bahce kurur, harap olur. Emir Sultan, kimsenin kendisinden haberi yokken bu bahceye gider ve 
iki rekat namaz kihp Allah Teala'ya dua eder ve o bahce eskisi gibi olur. Emir Sultan Allah 
Teala'ya sukreder. Sehir halki bunu ogrenir ve Emir Sultan'a gelip ondan dua isterler. 

Emir Sultan'm Buhara'dan Ayrilip Mekke'ye Gelmesi : 

Emir Sultan Buhara'da ilm-i zahirde kemale erisip alim olur. ilm-i batiniyyeyi de bizzat 
yasayaraktekmil eder. Ruya aleminde dedesi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi gorur. 

"Kim dini ugruna bir yerden bir yere hicret ederse, Allah'in en biiyiik rizasmi hak eder." 
hadisiyle amel edip Mekke'ye gelir. Mucahede ve riyazetle mesgul olur. Buradan da Hz. 
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem tarafindan bir emir ile MedTne'ye gelir. 

Emir Sultan'm Medtne'ye Gelmesi : 

Emir Sultan ve beraberindekiler MedTne'ye gelince Ravza-i Mutahhara'da hacilann 
izdihamindan dolayi Ravza-i Munevvere'nin civannda bos bir yere gecerler. Bu yer de 
MedTne'de sakin olan sadat-i evlada aittir. Bu kisiler, 

"Nicin buraya geldiniz? Burasi bize aittir. Biz Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
soyundamz. Hangimiz sahih evlattir? 

Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Ravza-i Mutahharasi'na gecip bir bir selam 
verelim." derler. Hep beraber Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ravzasina vanrlar. Once o 
kimseler selam verir; ama hie birine cevap gelmez. Sira Emir Sultan'a gelince o selam verir ve 
Ravza-i Mutahhara'dan 

"Ey evladim selam senin de uzerine olsun." diye cevap gelir. Bunun uzerine o kisiler Emir 
Sultan'dan oziir dilerler. Kiymetini bilemedik, derler. Emir Sultan MedTne'de ikamet etme 
niyetinde iken ruyada Hz. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi gorur. Efendimiz ona Rum'a 
gitmesini emreder. 

"Oradaki iimmetimi dalaletten hidayete erdirmeni istiyorum, der. Boylece rizami almis 
olursun," der. Kendisine delil olarak muallak bir kandil bulunacaktir. O kandil nerede durur ise 
Emir Sultan da orada duracaktir. 

Emir Sultan'm Sam'a Geldiginde Gosterdigi Kerametler : 

Emir Sultan Sam'a geldiginde bir aziz vardir ki velayet ve keramet ile meshur olmus birisidir. 
Bu kisi gelip Emir Sultan'i ziyaret eder. Onun huzurunda tevbe eder ve hicbir sey bilmeyen bir 
kisi durumuna gelir. 



Internet Yazilan 311 



Emir Sultan'in Sam'dan Sonra Yollarda Giderken Gosterdigi Kerametleri : 

Emir Sultan gunlerden bir gun yolda giderken bir melik-zadeye rastgelir. Melik-zade ile yolda 
giderken, bir ejderha denk gelir. Emir Sultan okuyarak ejderhanin uzerine vanr. Ejderha gelip 
Emir Sultan'in ayaklanna yuz surer. Melik-zade arkada kaldigmdan, o gecerken ejderha onu 
beline kadar yutar. Emir Sultan'dan yardim ister. Emir Sultan da ejderhaya bir nazar edince 
ejderha ona higbir zarar vermeden geri birakiverir. O da gelip Emir Sultan'in mubarek 
ellerinden oper. 

Emir Sultan'in $eyh Habib Hazretleri'ne Plan Mubarek Nefesleri : 

Emir Sultan yolculugu sirasinda Karaman Diyan'nda Nigde'ye ugradiklannda, Seyh Habib o 
zaman daha kuciJk bir cocuktur. Edeple Emir Sultan'in ellerini oper ve karsisina oturur. Emir 
Sultan da ona 

"Babam; siz, vaazmizin evvellerinde ve sonlarmda beni anarsamz biiyiik bir seyh, alim ve 
vaiz olacaksmiz." der. Sonralan Seyh Habib, bu nefes ile meshur olur. 

Emir Sultan'in Hamid ili'nde Ortaya Cikan Kerametleri : 

Emir Sultan ve beraberindekiler Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem tarafindan Emir 
Sultan'a keramet olarak verilen muallak kandili takip ederken, o kandil Hamid ili'nde Asi 
Karaagac denilen meshur bir yerdeki dagda durur. Namaz vakti girdiginden suya ihtiyac 
duyarlar; ama etrafta su yoktur. Emir Sultan'a soylerler. Emir Sultan da asasini orada bulunan 
buyuk bir kayaya vurur ve su cikar. O sudan icerler ve abdestlerini ahrlar. su gol gibi olup 
gecmeye imkan vermeyince Emir Sultan asasiyla bir kez de yere vurur ve o su yerin dibine 
gider. Uc minare boyu bir kuyu olur ve o genis sahra o suyla sulanir. O diyann butun halki Emir 
Sultan'a dua eder. 

Emir Sultan'in, Bursa'va Gelirken Kutahya Semtinde Vaki Plan Kerametleri : 

Emir Sultan Kutahya yakmlannda, yaninda Sakarya suyu akan bir bahceye gelip bir miktar 
dinlenirken; birlikte oldugu fukarasindan Abdu'l-Hayy Dede, 

"Sultamm, su bos bahcede bir hurma agaci olsaydi ne guzel olurdu." dediginde hemen 
onunde bir hurma agaci biter. Abdu'l-Hayy Dede ve beraberlerinde olan fukara hurma yerler. 
Nevale ahrlar ve giderken o hurma agaci yok olur. 

Emir Sultan'in inegol'de Vaki Olan Kerametleri : 

Emir Sultan, inegol yakmlannda KadTmT denilen bir koye yakin ormanhk bir yerde, buyuk bir 
karaagaca asasini saplayip cikardiginda, asanin yerinden yag seklinde garib bir su cikar. Nice 
hastalar onu surerler ve sifa bulurlar, o agacin kabugundan almip tutsu yapildiginda turn 
dertlere deva olur. 

Emir Sultan'in Bursa'va Geldiginde Ortaya Cikan Kerametleri : 

Emir Sultan'in Bursa'ya gelmesi, o zikri gecen muallak kandil sayesinde olur. £unku o kandil 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden bir delildir. O kandil, her nerede durursa Emir Sultan 
da o yerde konaklar. O kandil, Gokdere yakmlannda bir savmaada (manastir) durdugunda Emir 
Sultan da orada sakin olur. O gece savmaanm uzerinde nurdan bir sutun peyda olur ve bunu 
gorenler gelip baktiklannda Emir Sultan ve fukarasmm burada olduklanni gorurler ve etrafa 



312 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



haber verirler. insanlar ziyaretine gelip ayaginin tozuna yuzler surmeye baslarlar. 

Emir Sultan'in Bursa'da Hoca Kasim lie Plan Hikayeleri : 

Hoca Kasim sarraftir ve meshur birisidir. Onceleri hayli zengin olan bu zat sonralan fakir 
duser. Her gordugune halini hikaye eder. Sonra, belki haline bir care bulur dusuncesiyle Emir 
Sultan'a gitmek akhna gelir. O gunde kiymetli bir tas mezad olur. Bu zat da acik artirmaya 
girmek ister. Artirma otuz binde karar eyler. Kesesinde bes bin akce vardir. Bir hediye ile Emir 
Sultan'a gidip, ellerini oper. Emir Sultan velilik nuru ile bu ki§inin haline muttali olur. Elini 
cebine sokup ona bir akce verir. Hoca Kasim da bu bir akceyi ahp kesesindeki bes bin akcenin 
yanina katip mekanina doner. O kiymetli tasin sahibi gelip otuz bin akceyi talep ettiginde 
kesesinden bu miktan verir. Halbuki kesesinde bes bin akce vardir. Bunun Emir Sultan'in 
kerameti oldugunu anlar. Halini kimseye soylemez. Onun muhibb-i muhlisi olur. Bir Yahudi 
taciri cikagelir ve o tas icin pazarhk yapar. Yuz otuz bin akcede anlasirlar. Emir Sultan'in 
himmetiyle bu kisinin bes bin akcesi iki gun icinde yuz otuz bin akce olur. Ve bu kisi omrunun 
sonuna kadar maddi acidan sikinti cekmez, kesesinden akce eksik olmaz. Kirk yil o keseden 
harcar asla eksilmez. Hayir ve hasenat eyler. Emir Sultan'in camiini Hoca Kasim yaptinr. 

iki Kisinin Emir Sultan'i imtihana Gelmeleri ve istediklerini Almalan : 

Emir Sultan'in kerametleri meshur olmaya basladiginda, her taraftan gelenler tecrube icin 
gonullerinde bir seyler tutarlar ve geldiklerinde hie konusmazlar. Emir Sultan da kendilerine 
gonullerinde tuttuklan seyleri onlara bir bir soyler. iki kisi de gonullerinde tuttuklan seyler ile 
Emir Sultan'in huzuruna gelirler. Emir Sultan bu kisilerin de gonullerinde tuttuklan seyleri 
kendilerine bildirir. Bu kisiler Emir Sultan'in mubarek ellerinden opup tovbe ederler. Bunlardan 
birinin Dervis Yakub oldugu soylenir. 

Emir Sultan'in Molla FenarT ve Bazi Ulema ile Olan Hikayeleri : 

Molla FenarT, Molla Yegan, AN RumT ve bunlann emsali ulema anlasip Emir Sultan'i imtihan 
etmek ister. 

"Emir Efendi ilm-i batmiyyede adeta giines gibidir ama ilm-i zahiriyyede nasildir?" diye her 
biri bir muskul mesele ve soru hazirlayip huzurlanna vanrlar. Hicbirinin soz soylemeye mecali 
kalmaz. Sus pus olurlar. Her biri biribirine bakisir. Emir Sultan da her birinin muskillerini 
tafsilath bir sekilde halleder. Onlar da Allah razi olsun deyip, ayak tozuna yuzler surup, ozurler 
dileyip, dagihrlar. 

Emir Sultan'in Yildirim Bayezid Han'm Kizi ile Evlenmesi : 

Yildinm Bayezid Han'm Hundi admda bir kizi vardir. ibadet ehlidir. Yildirim Bayezid Han 
Bursa dismda gazadadir. Hundi Hatun bir gece ruyasmda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemii 
gorur. Ellerini opup, ayaklanna kapanir. Efendimiz der ki: 

"Aglama canim, ben seni oglum Muhammedu'l-BuharT'ye verdim. Sabah olmca bu emri 
benden kabul eyle, aksi bir §ey yapma." der. Uyandiginda odasi nurla dolmustur. Bu sirn 
kimseye soylemez, soylemeye utanir. Gece olunca namaz kihp yatar ve yine ayni ruyayi gorur. 
Sabah olunca Allah Teala'ya yalvanr. 

"Ya Rabbi, once bu i§i Muhammedu'l-Buhartacsin", diye dua eder. Hundi Sultan bu ruyayi 
Emir Sultan daha Rum'a gelmeden once gormustur. Ruya tabir edenlere bu ruyayi sorar. Onlar 
da, bu ruyayi goren kisi sahihu'n-neseb ve ehlullahdan bir kimse ile evlenir ve butun emelleri 



Internet Yazilan 313 



hasil olur, derler. Emir Sultan Bursa'ya gelince Hundi Hatun bu kisinin ruyasinda bahsedilen 
server olduguna hukmeder ve yakin bir adamini ona gonderip der ki: 

"Sakm bir soz soyleme. O ne soylerse akhna yaz ve gel". Emir Sultan da o higbir sey 
soylemeden, 

"Biz buraya padisah kizi almaya gelmedik; lakin gokyuzunde melekler nikah kiydilar, biz 
de kabul ettik", der. Bu kisi de durumu gelip Hundi Sultan'a anlatinca, o da emir yapilmak 
icindir, deyip nikah islemlerine baslansin, der. Bu sirada Yildinm Bayezid Han Edirne'de 
oldugundan kimse bu nikahi kiymaya cesaret edemez. Sonunda Emir Sultan'in mevaliden 
muhibbi olan Molla AN RumT nikahi kiyar. Emir Sultan da Hundi Sultan'in sarayina gelir. Bu 
haber Yildinm Han'a ulastinhr. Yanindakiler de bazi kotu kelimeler edince adamlanndan 
baslannda Suleyman Bey oldugu halde kirk kisiyi, Bursa'ya ikisini de oldurmek uzere gonderir. 
Emir Sultan da bunu velilik nuru ile bilir. Rum Erenleri de bu kisileri helak etmek icin gelirler. 
Emir Sultan da onlara; kiymayin, vurmayin, der; ama Edremit'ten San Yusuf ( San Sinan Dede 
denilen bir zat) Suleyman Pasa'yi bostan kazdigi kazmayla oldurur. Olanlan duyan Yildinm Han 
korkuya kapihr ve tovbe eder. Bu hususta bir daha konusmaz. Molla Fenari, bu sirada Bursa'da 
kadidir. O, padisahin gazabini teskin etmek icin bir mektup yazar. Emir Sultan'in sifatlanni, 
niteliklerini ve yuce kerametlerini beyan ve takrir eder. Yildinm Bayezid'e, Emir Sultan'in 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin soyundan oldugunu ve kendisinin de Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve selleme ile dunur oldugunu yazar. Bunun uzerine Yildinm Han pisman olur. 
Kotu niyetleri tamamen yok olur. 

Kadidler Hikavesi : 

Suleyman Pasa, Emir Sultan ve Hundi Sultan'i oldurme niyeti ile sehre girdiginde sehir halki 
bu olayi temasaya cikarlar. Bu gunde, her kim seyre cikmissa her biri bir belaya mubtela olurlar. 
Bir kadincagizin iki oglu da bunlar arasindadir. Kadincik Emir Sultan'a yalvanr. Ogullanni 
affetmesini ister. Onlann birsucu olmadigini soyler. Emir Sultan o kadmcagiza, 

"Allah senin ogullanna bir gazab eylesin ki durduklan yerde kadidler olsunlar ve halk 
onlari temasaya fiksmlar", der. Emir Sultan'in dedigi gibi o iki geng kadid haline gelirler. 

Emir Sultan'in Gazada Yildinm Han'a Gorunmesi : 

Yildinm Han ve ordusu bir seferde bulundugu sirada islam ordusu maglub olmak uzeredir. 
Askerler, hatta Yildinm Han bile savasi birakip gitmek isterler. Yildinm Han'a Emir Sultan 
gorunur ve 

"Ka$ma, don, firsat ve zafer sizindir" der. Oyle de olur. Bursa'ya donduklerinde kazanmis 
oldugu ganimetleri Emir Sultan'a vermek ister ama o kabul etmez. Israrlar uzerine kabul eder 
ve o mal ile, Yildinm Bayezid Han'a 

"Sevabi sizin, nami bizim olsun" der ve Cami-i Kebir (Bursa Ulu Camii) yapihr. 

Emir Sultan'in Ulu Camii Yapihrken Olan Kerametleri : 

Ulu Cami'nin yapilacagi yerde bulunan evler, sahiplerinden degerlerinin uzerinde fiyatlar 
verilerek gonul nzalan ile ahnir. Ancak iglerinde dul bir kadincagizin da evi vardir ve o evini 
satmak istemez. O ev, havz-i serifin yeridir, derler. Her turlu sey yapilmasina, Yildinm Han yakin 
adamlanni gondermesine ragmen ihtiyar kadin 

"Evimi satmam." diye tutturur. Yildinm Bayezid Han, vezirleri ile musavere edip isi Emir 
Sultan'a havale etmeye karar verir. Emir Sultan ne derse ona gore hareket edilecektir. is sizin 



314 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



himmetinize kaldi dediklerinde, Emir Sultan 

"Her i§in bir zamam vardir." hadisiyle cevap verir. O kadincik o gece soyle bir ruya gorur: 

Mahser kurulur ve zebaniler kendisini tutmak ister. Rasulullah sa llallahu aleyhi ve sellemi 
gorur ve O'ndan sefaat ister. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de 

"Sefaatimi istersen, evini oglum Seyyid Muhammed BuharT'ye ver." der. Sabah oldugunda 
kadincik Emir Sultan'a gider. O bir sey soylemeden Emir Sultan ona ruyasini haber verir. O 
kadincagiz da 

"Evimi vermeyi birak, camm yoluna feda olsun, Sultamm." der. 8 

$eyh Sinan KuciJkken, Emir Sultan'in Ona GoriJnmesi : 

Seyh Sinan'in babasi Alasehir'de bir ciftci olup kendi elinin emegi ile gecinen birisidir. Seyh 
Sinan bes yasindadir. Seyh Sinan ve babasi tarlalanna kavun, karpuz dikmeye giderler. Kavun, 
karpuz cekirdegi az getirdiklerinden babasi eve cekirdek almaya gider. O, tarlada yalniz iken 
Emir Sultan cikagelir. Kavun, karpuz cekirdegi ister. Cekirdekleri eline ahp Bismillah deyip sacar 
ve hemen kavun, karpuz biter. Emir Sultan, Seyh Sinan'a 

"Baban geldigi zaman seni ahp Bursa'ya gelsin, bundan sonra sen benim oglum ol." der. 
Seyh Sinan da 

"Ba§ ustijne." der. Emir Sultan geldigi taraftan gider. Sonra babasi cikagelir. Hayrete duser. 
Cunku henuz cekirdek dikme zamanidir. Oysa mahsul cikmistir. Seyh Sinan basindan gelip 
geceni babasina anlatir. Babasi da 

"O nasil isterse oyle olsun." der. Bursa'ya gidip oglunu Emir Sultan'a teslim eder. Emir 
Sultan Seyh Sinan'i elinden tutup iceri ahr. Hundi Sultan'dan un ister. Emir Sultan un ve suyu 
kanstinr. Ocak ve ates olmadan o kansim hemen sut olur. Seyh Sinan 

"Sabah aksam bu yiyecegi yedim ve dmrijmde boyle leziz yiyecek gormedim." der. 
Sonralan Emir Sultan ona Aydin ili'nde halifelik gorevi verir. 

Ece Baba'nm Hamid ili'nden Emir Sultan'a Gelmesi : 

Ece Baba onceleri Hamid ili'nin adil ve meshur bir beyidir. Ece Baba soyle rivayet eder: 
Genclik yillanmda bir ruya gordum. Ruyada Bursa'ya vardim. Gulukhisar icinde bir evliya 

zahir olmus. Her giden muradina eriyordu. Ben de bir grubun pesine takihp gitdim. izdiham 

oldugundan savmaaya girmek zordu. Nihayet sira bana geldi ve girip mubarek dizlerine yuzumu 

surdum. Kulagina 

"Sultamm beni kulluga kabul eyle." dedim. O da mubarek sag eli ile arkami sivazlayip 

"Kabul eyledik babam." dedi. Uyandigimda ruyami anama tabir ettirdim. Validem 

"Ogul in§allah sen o evliyanm himmetini alacaksm." dedi. Tahminen kirk yil sonra Bursa'da 

velayet ve kerametle meshur bir evliyanm zuhur ettigi duyuldu. Ben de vanp gordum ki bu am 

ruyamda gormustum. Karsisina vanp mubarek dizlerini opup 

"Sultamm, beni kulluga kabul eyleyin." dedigimde; Emir Sultan da 

"Kirk yil oldu babam, biz sizi kulluga kabul edeli." der. Emir Sultan onu naib-i makam ve 

kapicisi edinir. 

Bir Azizin Emir Sultan'a Gelip Beyat Eylemesi : 

Bursa'da bir hankahta bir aziz kalmaktadir. Emir Sultan'in velayet ve kerametle meshur biri 
oldugunu duyar. 

"Ben de gidip ona varayim." der. Bu azizin bir asasi vardir. Asayi, Emir Sultan'in mubarek eli 



Internet Yazilan 315 



yerine koyup 

"Once bundan beyat edeyim." der ve 

"Miilakat esnasinda bu sirri bana beyan eder mi?" diye bu sirn kalbinde gizler. Emir 
Sultan'in huzuruna geldiginde Emir Sultan 

"Babam; sen, asani benim elim yerine koyup beyat eden degil misin?" diyerek o azizin 
halini beyan eder. Ve o yapmis oldugu beyati kabul eyler. 

Haci Bayram Veli'nin Emir Sultan'a Gelmesi : 

Haci Bayram Veli Emir Sultan'a geldiginde tenha bir yerde bulusup mubarek ellerini oper ve 
biraz sohbet ettikten sonra Haci Bayram Veli 

"Sultanim ben sizi, gokyuzunde evliyaullahin nasipleri kismet olundugu yerde gormedim. 
Bunun ash nedir?" diye sordugunda, Emir Sultan da 

"Kismetleri dagitam gordun mii?" der. Haci Bayram Veli 

"Yiizii gizli oldugundan goremedim" der. Emir Sultan 

"Ellerini bari gordun mii?" der. O da 

"Gordiim" der. Emir Sultan sag elini cikanp gosterince Haci Bayram Veli de 

"Evet, o el bu eldir" deyip mubarek ellerini oper. 

Emir Sultan'in EdhemT Dervislerine Bir Akce Vermesi : 

EdhemT dervislerinden iki dervis Emir Sultan ile Buhara taraflanndan beraber gelirler. Her 
gunu oruclu gecirmek, her gece de ibadet etmek bu iki dervisin adetleridir. Bunlann bir 
hizmetkar dervisleri vardir. Bu hizmetkar dervis haftada bir gun dilencilige cikar ve bununla 
nafakalarmi saglar. Yine bu dervis bir gun dilencilige giderken Emir Sultan ile karsilasir. Emir 
Sultan o iki azizin halini sorar. iyi olduklanni ogrenince o dervise bir akce verir ve soyle der: 
Bununla yetinsinler, kimseye muhtac olmasinlar. Bu iki aziz kesinlikle dunya mail ellerine 
almadiklanndan o akceyi pencereye koyarlar. Her gun onunla ekmek ve kuru uzum ahrlar. 
Ertesi gun akceyi yine yerinde bulurlar. 

Haci Bayram Veli'nin Emir Sultan'i Ziyarete Geldiginde Gordugu Keramet : 

Haci Bayram Veli, Emir Sultan'i ziyaret icin geldiginde, marangozlar sarayin catisini tamir 
etmektedirler. Bu esnada bir sutun catidan asagi duserken Emir Sultan bulundugu savmaada -ki 
savmaa Hundi Sultan'in sarayinm bahcesinde bulunur-bunu fark eder ve 

"Dur ey odun." der. Odun havada bir miktar durur ve sonra duser. Haci Bayram Veli bunu 
bir keramet sanir. Emir Sultan'in huzuruna geldiginde Emir Sultan ona, 

"Babam, o siitunun durmasmdaki hikmet size keramet gostermek icin degildi. Dusecegi 
yerde cocuklar oynamaktaydi. Onlarm zarar gormemesi icin boyle oldu." dediginde Haci 
Bayram Veli utanir. 

Emir Sultan'in, Zakiri Alaaddin Hoca ile Plan Hikayesi : 

Emir Sultan'a bir kadincagiz basi agndigi icin gelir ve bir nusha yazmasini ister. Emir Sultan 
da zakiri Alaaddin Hoca'ya 

"Yaziverin babam." diye isaret eyler. 

Emir Sultan'in bu isaretleri ile Alaaddin Hoca artik her ne icin nusha yazsalar dertliler sifa 
bulurlar. Bu ozellik kendisinden sonra evlatlanna bile gecer. 



316 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Emir Sultan'm, Bir imam lie Plan Hikayesi : 

Tuzla'da imam olan bir kisi Emir Sultan'a ziyarete geldiginde, Emir Sultan ona 
"Okuyuverin" der. Bundan sonra bu kisi Davut sadasiyla hanendelik eder. Orada hazir 

bulunan topluluk aglayip kendinden gecer. Bundan sonra bu ozellik bu kisinin turn cocuklarma 

gecer ve hie talimsiz hanende olurlar. 

Emir Sultan'm Asasiyla Yerden Su Qkarmasi : 

Emir Sultan'm, Emir Sultan Cami-i Serifi civannda bir bahcecigi vardir. Bu mahalde, ziyade 
derecede suya ihtiyac duyulur. Fukarasmdan biri 

"Sultamm bu makamda bir su olsaydi da gece giindiiz aksaydi ve MusliJmanlar bes vakitte 
abdest ahp ibadetlerini yapsaydilar ne giizel olurdu." der. Emir Sultan da asasiyla 

"Alemlerin Rabbinin izniyle, Rahman ve Rahim olan Allah'm adiyla." diyerek asasmi yere 
vurur. Hemen bir su akmaya baslar. Suyun ozelligi; yaz gunu soguk olmasi, kis gunu sicak 
olmasidir ve icildiginde cumle dertlere sifa olan bir sudur. Buna 

"Asa Suyu" denir. 93 

Timur Oglu Nammda Bir Kimse Kuffarda Esir iken Emir Sultan'm Onu Keramet lie 
Kurtarmasi : 

Timur oglu nammda bir kisi, Emir Sultan'a gelip ehl-i kuffara gazaya gitmek icin icazet ahr. 
Emir Sultan da 

"Bir sefere izin var ama ikincisine izin yoktur." der. Bu kisi gazaya vanp, Emir Sultan'm 
himmeti ile hayli mal elde eder. Daha sonra arkadaslan israrla tekrar gazaya katilmasini isterler. 
ikincisine izin olmamasma ragmen israrlar uzerine gazaya cikar; ama kuffara arkadaslanyla esir 
duserler. ^e§itli eziyetler gorurler. Gunduzleri hendek kazarlar. Allah Teala'ya, kurtulmalan icin 
niyazda bulunurlar. Timur oglu namindaki bu kimse Emir Sultan'dan meded (yardim) ister. Kale 
hukumdannin yakin vezirlerinden biri, ruyasinda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi gorup 
musluman olur; ama muslumanhgini gizlemektedir. Bu vezir, bu Timur oglunu esaretten 
kurtanp, ona bir hucre tahsis eder. Yedi yil bu hucrede kahr. ibadet ve taatte bulunur. 

Nihayet sila hasreti galip gelince Emir Sultan'dan himmet ister, meded ister. 

"Beni bu belalardan kurtar." diye yalvanr. Bu esnada Emir Sultan'm mubarek eli zahir olup, 
Timur ogluna sikica yapisir ve siki bir sekilde onu ceker. Timur oglunun akh basmdan gider. Akh 
basma geldiginde, kendisini Emir Sultan'm saraymm dis kapismda bulur. Emir Sultan'm 
huzuruna vanp mubarek ayaklarma yuzunu surer. Nice yillar Emir Sultan'a hizmette bulunur. 

Edremit'ten Sari Yusuf'un Gelip Emir Sultan'm Meclisinde Yatip Uyumasi : 

San Yusuf Emir Sultan'i ziyarete gelir, onun mubarek ellerini oper. Onun meclisinde 
otururken uykusu gelir. Gozlerini acamaz duruma gelir. Emir Sultan bu durumu fark ederek bos 
bir yer gosterir ve yatmasmi soyler. San Yusuf utanmasma ragmen Emir Sultan'm emrine 
muhalefet etmemek icin yatar. Kuruntulu, korkulu bir ruya gorur ve hemen kalkar. Kalktiginda 
Emir Sultan'm elinde bir kalkan ve iki ok gorur. Yatarken bunlar yoktur. Emir Sultan'a sorar. O 
da 

"Tatar Vilayeti'nde Kmm Sehri'nde bir muhibbimiz var. Senin yattigim gorunce, seyhimin 
huzurunda yatmak nedir? diyerek seni helak etmek istedi. Ben de kudret kalkamyla bu oklari 
savdim. Benim muradim oldugunu anlaymca oziir diledi, biz de ozriinii kabul ettik" der. 



Internet Yazilan 317 



Timur Bursa'ya Geldiginde, Emir Sultan'in Bir Adamma Haber Gondermesi ve Timur 
Ordusunun Gitmesi: 

Ankara'da Timur ile Yildinm Bayezid Han arasinda olan savasta, Yildinm Bayezid yenilince 
Timur onu esir ahp, Bursa'ya sehri yagmalamak icin gelir. 

"Bugun yarin giderim." deyip bir ay miktan sehirde kahr. Timur ordusunun askerleri, 
etraftan gelen yiyeceklere, aziklara el koyar. Bursa halkina, etraftan azik gelmeyince aghktan 
aciz kahrlar. Bu siralarda Emir Sultan Asa Bahcesi'ndedir. Halkin durumunu bilir. RabbanT emri 
beklemektedir. Bazi azizler Emir Sultan'in huzuruna gelirler, halkin ve kendilerinin uzuntulu 
hallerini ona bildirirler. 

"Eger Timur askeri bes on gun daha burada kahrsa hepimiz achktan helak oluruz." derler. 
Emir Sultan, fukarasindan bir sufisini caginp onu Timur ordusuna gonderir. 

"Orada Asik adh, muhibb-i muhlisten olan bir eskici vardir. Onu gor, selamimizi ilet." der. 
Bu kisi gidip, Asik adh eskiciyi bulur ve 

"Daha goc vakti gelmedi mi? Halkin asm derecede aziga ihtiyaclari vardir." der. Eskici 

"Geleli hayli oldu ve goc vaktidir." der. Dellallar goc vaktidir diye, bagirmaya 
basladiklannda ordu yavas yavas toplanip gitmeye baslar. 

Emir Sultan'in Bir Dervisinin Bursa'da Ulu Cami'de Bir Vaazi Dinlemeye Gitmesi ve Camide 
Zelzele Olmasi : 

Seyhu'l-islam, Emir Sultan'in icazetiyle Ulu Cami'de vaaz yapmaktadir. Bir gun yine vaaz 
yaparken, Emir Sultan bir dervisini pazara bir is gormeye gonderir; ama bu dervis camiye girip 
vaazi dinlemek ister. Camiye girip oturdugunda cami sallanmaya baslar. Cami icindekiler 
disanya ciktiklarinda, disanda zelzele olmadigini gorurler. Sadece cami sallanmaktadir. Seyhu'l- 
islam, murakabeye baslar ve Emir Sultan'in bir dervisinin camide oldugunu fark eder ve uygun 
bir dille disan cikmasini ona soyler. 

"Yoksa bizi kirdiracaksm." der. O dervis disan cikinca caminin sallanmasi durur. Dervis, Emir 
Sultan'in huzuruna geldiginde her zaman selamini alan Emir Sultan, bu sefer onun selamini 
almaz ve 

"Babam, dunyevi-uhrevi her ne ihtiyacmiz yerini bulmuyor mu ki baskalarmdan yardim 
istersin. Bu hem ayiptir hem de buyuk bir gunahtir." der. O dervis vanp Emir Sultan'in 
mubarek dizlerine yuz surer ve Emir Sultan onu affeder. 

Ulemadan iki Kimsenin Emir Sultan'i imtihan Etmek icin Gelmesi : 

Aksam namazi vaktinde, iki kimse ilm-i zahirde Emir Sultan'i imtihan icin gelir. Ezan 
okunduktan sonra imam gelmeyince Emir Sultan, bunlardan birine imamhk yapmasini soyler, 
ama imamhga gecen kisinin hicbir sey okumaya gucu yetmez. Emir Sultan, digerine gee, der. 
gecer, ama o da hicbir sey okumaya guc yetiremez. O gun de Emir Sultan'dan beyat almaya 
gelen bir coban da cemaatte hazirdir. Emir Sultan onu imamhga gecirir. O da yuksek sesle, 
husn-i tertil ile okur ve imamet gorevini yapar. Namazdan sonra Emir Sultan o iki kimseye: 

"Babalarim, bir kimsenin muallimi Allah Teala, dershanesi arsullah olursa, bu kimse diler 
bu surete girer, diler pir suretinde olur, dilerse bir zenct arap suretinde gorunur." diyerek, 
onlara makamini arz edince; bu kimseler, soz soylemeye mecalleri kalmayinca, ozurler 
dileyerek, Emir Sultan'in mubarek dizlerini opup, utangla giderler. 

Emir Sultan'in vefat ettikten sonra da kiyamete kadar diledigi alemde diledigi sekilde 
gezdiginden bahsedilmektedir. Digeri de, Emir Sultan'in halifelerinden Lutfullah Efendi'nin 



318 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



(hyt.864/1460), dervislerinden birinin kihgina girip bir kimseyi bir sikintidan kurtarmasidir. 

Emir Sultan'in II. Murad'a Tahta Qkmasina icazet Vermesi Ve II. Murad'm Padisah Olmasi : 

Celebi Mehmed ahirete intikal ettiginde arkasinda Mustafa ve Murad adinda iki sehzade 
birakir. Sultan Murad iznik'te, Sultan Mustafa ise Edirne'dedir. Sultan Mustafa tahta gikar. 
Askeri ve hazineyi toplayip Mihalig'e Sultan Murad'i almak igin gelir. Sultan Murad da iznik'ten 
Bursa'ya Emir Sultan'a gelir, onun elini opmekle muserref olur. 

"Kardesim hazine ve asker ile beni dldijrmeye gelir. Ben senin hizmetinde bulunmaya 
geldim. Her ne emir edersen onu yapacagim." der. Emir Sultan da: 

"Babam, Rum'in saltanatinin verilmesini, dedem Sultan-i Enbiya bize vermistir. Biz kime 
verirsek padisah o kimse olacaktir. Biz de size verdik." der. Sultan Murad da 

"Sultanim yokluk derecesindeyim. Ne hazinem var ne de askerim. Bu yiizden 
korkuyorum." der. Emir Sultan, Sultan Murad'a 

"Soyunun babam." deyip, kendi gomlegini Sultan Murad'a giydirir. Sultan Murad, mevcut 
askerleri ile Mihalig yakinlanna gelip konaklar. Bu arada Allah Teala, Sultan Mustafa'nin kalbine 
korku ilka eyler ve Sultan Mustafa hazine ve askerleri birakip kagar. Sabah olunca vezirler ve 
askerler Sultan Mustafa'yi bulamayinca kagtigini anlarlar ve Sultan Murad'i hazinenin ve 
askerin basina gaginrlar. Boylece Sultan Murad, Emir Sultan'in himmeti ile tig gun iginde 
padisah olur. 

Sultan Murad Han'm Emir Sultan'a Bir Yavuz At Gondermesi : 

Sultan Murad'm bir yavuz ati vardir. Yanina hizmet eden seyisten baska kimse yaklasamaz. 
Yanina varanlan helak eder. £ok gosterisli bir hayvandir. Higbir ayibi yoktur. Bir gun Sultan 
Murad ona binmek ister ama at yine huysuzlasir ve Sultan Murad'i uzerine bindirmez. Sultan 
Murad kizar ve 

"Bu ati aim, enistem Emir Sultan'a hediye edin; ancak o bunun hakkmdan gelir." der. Bes 
on seyis zar zor ati Emir Sultan'a getirirler. Sultan Murad'm hediyesi oldugunu soylerler. Emir 
Sultan ati kabul eder ve ati ahira koyarlar. Emir Sultan 

"Varm o ata benden selam soyleyin, onceki sahibin Allah Teala korkusu bilmezdi, sen ona 
bunun i?in isyan ederdin, simdiki sahibin Allah'm emirlerine itaatkardir, sen de itaatkar olup 
eski huylarmi terk eder misin? deyin, bakahm nasil davranacak?" der. Ece Baba, Emir 
Sultan'in soylediklerini ata soyleyince at hemen itaat eder, basini ug kere yere koyar, aleyke's- 
selam der gibi yapar. Emir Sultan cuma gunleri o ata biner, Cuma Namazi'na gider. Ece Baba da 
her gun o at ile pazara gider. Ati bir yere baglar ve at hie hareket etmez; ama yanmdan bid'at 
ehli birisi gecerse onu tepip isirmak ister. Ehl-i sunnet biri yanmdan gegerse basini yere koyup 
tevazu eder. 

Oglu Ali Celebi'nin Olmesi kin Emir Sultan'in Dua Etmesi : 

Emir Sultan hayatinda sadece Sultan Yildinm Bayezid Han'm kizi Hundi Sultan ile evlenmistir. 
Bundan da iki kizi ve bir oglu olmustur. Kizlannin ikisi de Emir Sultan'in saghginda vefat 
etmislerdir. Emir Sultan velayet hissi ile oglunda bazi seyler musahede eyler. Bir gun Hundi 
Sultan'a 

"Ben dua edeyim de Allah Teala bugiin bu oglamn canim alsin. Sen de amin de." der. 
Hundi Sultan sebebini sorunca, Emir Sultan 

"Bu senede olmesi hepimiz igin hayirhdir. Ben padisah neslindenim diye 50k kavga 



Internet Yazilan 319 



edebilir." der demez AN ^elebi'nin ruhu hemen cesedinden aynhr. 

Emir Sultan ile Bir Rahibin Menakibi : 

Emir Sultan Bursa'ya geldiginde Kesis Dagi'nda riyazette mahir, insanlann hacetini eda eden, 
siyah elbiseli, isa aleyhisselam mezhebi uzere yasayan bir rahip vardir. Dagda bir sene 
gecirdikten sonra Bursa sehrine gelir, bir ay kadar bir yerde kahr ve dertli olanlann dertlerini 
giderir. Gormeyenleri gorur, dilsizleri konusur, ayaksiz olanlan ayakh yapar; yani her turlu 
hastahgi dua okuyup halleder. Emir Sultan kesf ile bu rahibin ahvaline muttali olup, onu 
ziyarete gider. Kapisini calar, kapiyi acan rahip 

"Ho§ geldin, ey Emir Muhammed BuharT." der. Emir Sultan selamdan sonra 

"Sen benim EmirSeyyid oldugumu nereden bildin?" der. Rahip 

"Senin deden, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem senin gelecegini ve ismini 
bana riiyada bildirdi." der. Emir Sultan da "O halde nigin Musluman olmuyorsun?" dediginde, 
rahip 

"Deden dniinde muslumanhgi kabul ettim." der. 

Emir Sultan'm Mirac Gecesi Hakkindaki Aciklamasi : 

Bir alimin "Sonra yaklasti ve sarkti." ( Necm, 8) ayetinin tefsirini anlamakta bir engeli vardir; 
yani mirac cismani mi ruhani mi oldu diye, bir problemi vardir. Emir Sultan'dan bunu ogrenmek 
ister. Emir Sultan basini murakabeden kaldinp der ki 

"Babam, dedem Hz. RasGI, Allah Teala'nm huzuruna bu zahir bedeni ile varmistir. Bu gozle 
gormustur. Bu dille doksan bin kelime soylemistir. Bu kulakla dinlemistir. Bunda sek ve 
siiphe yoktur. Zira babam, bu Zat (sallallahu aleyhi ve sellem) mahlukatm yaratilmasma 
sebep olmu§tur. Hakkmda 'Eger sen olmasaydm alemleri yaratmazdim' denmistir. Bu ijin 
dogru olduguna dair Necm Suresi nazil olmustur. Aman! Babam, bu isin olmadigma dair 
ihtimal bile yersizdir. O ki, Hz. Muhammed'dir, Allah Teala'nm habibidir.Hem Allah Teala 
hem melekler hem de turn mahluk ona salavat getirir." 

Emir Sultan'm isra Suresi'nin 64. Ayetini (Seytan onlara, ancak kuru bir aldatma vaat eder) 
Tefsir Etmesi : 

Bir gun Emir Sultan, meclisinde hazir bulunanlara nasihat etmek icin bu ayetin tefsirini 
yapar. 

"Babam, kesinlikle gaflete yer yoktur. Seytan kuvvetli kimsedir. Avami su yoldan, havassi bu 
yoldan, ulemayi su yoldan, sulahayi bu yoldan saptinr. Nitekim Bel'am-i Baura ve BersTsa'yi 
isitmisinizdir. Bunlar, iman bakimmdan kemal mertebede iken, sonra sapitip imansiz 
gitmislerdir. Seytan gayet ulu dusmandir, babam. Nitekim Allah Teala Musa aleyhisselama, 

"Ey Musa! Kesinlikle diismanim olu gormeyince korkun kesilmesin ve serrinden emin 
olma," diye vahiy yoluyla emir eyler. Babam, bir gun Hasan Basri radiyallahu anh bir yerde 
ibadet eder. Gorur ki, seytanm elinde yularlar var. Hasan Basri seytana 

'Bu yularlar nedir?' diye sorar. Seytan 

'Bu yularlan halkin boynuna geciririm ve istedigim gibi onlan oynatirim' der. Hasan Basri 

'Bu yularlardan bize de hisse var mi?' diye sordugunda, seytan da ona 

'Sana yulara ne gerek var.' der." 

Emir Sultan Kendi Mezar Yeri icin Seyhu'l-islam'a Ok Attirmasi : 



320 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Asa Bahcesi'ne giderken, merhum olan kayinlan Sultan Mehmed Han'in turbesi onune 
vardiklannda Emir Sultan, ok ve yayinin seyhu'l-islam'a verilmesini soyler. Bir dervis de, Emir 
Sultan'in ok ve yayini seyhu'l-islama verir. Emir Sultan seyhu'l-islama 

"Dileriz ki mezarimiz bu taraflarda olsun, sizi ugur tutup niyet ettik, bu oku sark tarafina 
atm; her nerede bulunursa mezarimiz orasi olsun." der. Seyhu'l-islam da Emir Sultan'in bu 
istegini yerine getirir ve oku atar. Oku bulduklannda, okun buraya gelip dusmesinin keramet isi 
oldugu anlasihr; cunku mesafe cok uzundur ve bir atis ile buraya dusmesi imkansizdir. Okun 
dustugu yer ormanhk ve meselik bir yerdir. Emir Sultan buradan turbe miktan bir yer satin ahr 
ve buyuk bir suffe yaptinr. Vefat ettikten sonra turbesini Hundi Sultan yaptinr. Turbe yapihrken 
Emir Sultan, mimara her gece ruyada gorunup 

"Surayi soyle yap, su mahalli boyle yap." der. 

Emir Sultan'in Vefat Etme Zamaninin Geldigini Soylemesi : 

Bir gun Emir Sultan 

"Babam 'Her nefis olumu tadacaktir' (Enbiya, 35). Elbette bu fani alemden o baki aleme 
gitmek iizereyiz. Simdi bilin, zahirimizi alimlere verdik ki halka kansip vaaz ve tezkir ile halki 
dalaletten hidayete irsat etsinler. Batimmizi dervislerimizden iki kimseye verdik. Biri ibrahim 
Edhem mertebesinde digeri Bayezid-i Bistami mertebesindedir." der. Bu isaretlerden sonra 
Emir Sultan'in gun gectikce saghk durumu bozulur. 

Emir Sultan'in, Yerine Hasan Hoca'yi Halife Tayin Edip Vefat Etmesi : 

Emir Sultan olum doseginde iken 

"Sultanim sizden sonra yerinize kim halifeniz olsun?" dediklerinde, Emir Sultan 
"Benden sonra seyhiniz Hasan olsun, bizi isteyen Hasan'da bulsun." der. Bu konuda 
muhkem te'kidlerde bulunduktan sonra o gunlerde Hakk'a yurur. Tarihi 833 (M.1429)'tur. 

Emir Sultan'in Cenazesini Yikayanlar ve Cenazesine Su Dokenler : 

Emir Sultan can cekistigi sirada orada bulunanlar 

"Sultanim sizi kim yikasm ve kimler su koysun?" dediklerinde, 

"Otuz yil boyunca ikindi namazimn sunnetini tastamam kilan benim cenazemi yikasm." 
der ve bundan sonra vefat eder. MuverrihTn, sene 829 derler. Dervisler 

"Acaba Emir Sultan'i yikayacak olan, ikindi namazim otuz yil boyunca tastamam kilan 
kimdir?" diye soylesirler. Haci Bayram Veli de Emir Sultan'in hastahgini isitip Ankara'dan 
Bursa'ya gelir. Bunu isitince 

"iste ben otuz yildan fazladir ikindi namazimn sunnetini kacirmadim." der. Fukara 
dervisler bunu duyunca sevinirler. Boylece Emir Sultan'in cenazesini Haci Bayram Veli yikar ve 
suyu da Emir Sultan'in nice zamandir hizmetinde bulunan Seyyid Ahmed Horasani koyar. 
Cenaze namazi, cok cemaat ile Ulu Camii'nde kill n ir. 

Emir Sultan'in Kiyamet Gunune Kadar Olan Halleri : 

Emir Sultan'dan sunnete muhalif hicbir sey ortaya cikmaz. Butun hareketleri, davranislan 
seriate uygundur. Fukarasindan bile mesru olmayan, akla muhalif hem sozlu hem de fiili hicbir 
amel ortaya cikmaz. Emir Sultan'in kendisi kutbu'l-aktabdir. Dostlanndan cok kimseyi kutbiyet 
makamina erdirir. Yine tankinde butun rical-i gayb vardir. Butun evliya ve ehlullahin reisi ve 
sultanidir. Emir Sultan'in ruhu her an ve her saat bin makam seyreder, diledigi alemde diledigi 



Internet Yazilan 321 



suret ile gezer. Yine meshurdur ki yuce bir divani vardir ve her cuma gecesi butun evliya ve 
ehlullah dTvaninda hazir bulunurlar. TedbTrat aleminde ne olacak ise hepsini dedesi Sultan-i 
Kevneyn'in izni ile bilir. Turbesinin guzel kokulu topragi her derde sifa ve devadir. 

Tabiat varhklarinin ona saygi duymasi: 

Osmanh vezirlerinden biri, Emir Sultan'in halifelerinden Seyh Camiu'l-Kitab Gavs Efendi ile 
ilgili bir olayi rivayet eder. Gavs Efendi bu vezirin evinde namaz kilarken, secdeye vardiginda 
bahcede bulunan dort servi agaci onunla birlikte secdeye vanr. Vezir bu olay icin 

"Allah sahidimdir." der. 

Maddelerin mahiyet ve niteliklerini degistirme: 

Seyh Sinan, kucuk bir cocukken babasi onu Alasehir'den ahp Bursa'ya getirir ve Emir Sultan'a 
emanet eder. Emir Sultan, hanimi Hundi Hatuna 

"Oglum actir, su ve un getir de bir yemek yapahm karnim doyursun." der. Emir Sultan 
unun icine bir miktar su koyar ve bu kansim hemen sut oluverir. Hundi Hatun da onu ates ve 
ocak olmadigi halde kasikla kanstinr, sonunda lezzetli bir yemek olur. 

Halifesinin Yagmur yagdirmasi: 

Emir Sultan'in halifelerinden Haci isa Dede ile Sultan Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) 
arasinda gecen bir olay anlatihr. Sultan Mehmed Haci isa Dede'yi tecrube icin 

"Dede, hayli zamandir sehrimize yagmur yagmadi. Bir dua eylesen de Allah bize yagmur 
verse." der. Haci isa Dede de 

"Ey devletli padisahim, bilirsiniz ki dua pakhkla kabul olur. Once biz gunahlarimiza tevbe 
edelim, sonra dua edelim, umiddir ki kabul olur." der. Tevbe ederler ve duaya baslarlar. Duayi 
bitirince Allah'in emri ve kudretiyle bulut yokken, bulut gelir ve yagmur yagar. 

Kurumu; agaclan yegertme, harab olmug bahceyj yemyegil yapmasi: 

Bu kerameti Emir Sultan Buhara'da daha bes yasinda iken gosterir. Emir Sultan babasiyla 
beraber yolda giderken bir yash adam karsilanna cikar. Yemyesil, icinde akan sulan olan, taze 
fidanlar olan, ruha huzur veren bir bahcesi oldugunu, evladini ve ailesini bu bahcenin 
mahsuluyle gecindirdigini soyler. Ama bir afet sebebiyle bahcesinin agaclannin kurudugunu, 
akan sulannin akmaz oldugunu, harab ve turab oldugunu, ailesinin ac kaldigini soyler. Emir 
Sultan'in ve babasinin ayaklanna dusup yalvanr, bu haline bir care olup olmadigini sorar. Emir 
Sultan'in babasi yash adamin gonlunu ahr, onu teselli eder. Emir Sultan o yash adama acir, 
merhamet eder. Emir Sultan, kimseye bildirmeden gece yansi o yash adamin bahcesine gider. 
Allah'a yalvanr, dua eder, iki rekat namaz kilar. 

"ilaht, eger senin katinda masumlarin bir kadri varsa, dedem Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellemin hijrmetime duami kabul eyle." diye dua eder. Bunun uzerine Allah Teala duasini 
kabul eder. Yine eskisi gibi agaclar yeserir, sular akmaya baslar, agaclar hemen meyve vermeye 
baslar, cicekleri oncekinden daha guzel olur. Emir Sultan duasinin kabul oldugunu gorunce 
hemen sukur secdesi yapar. 

Vah$i ve yabant hayvanlan itaate almasi: 

II. Murat'in bir ati vardir; ancak ata bakan seyisten baskasi yanina yaklasamaz. II. Murat bile 
ata binemez. At o kadar hircindir. Bunun uzerine II. Murat ati Emir Sultan'a hediye gonderir. 



322 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Bes on seyis guc bela ati Emir Sultan'a getirir. Emir Sultan da dervislerinden birine soyle soyler: 
"Gidin o ata benden selam soyleyin, onceki sahibin Allah korkusu bilmezdi, simdiki 
sahibin ise Allah korkusu bilir." deyin. Dervis, ata bunlan soylediginde at, selam ahr gibi basini 
yere koyar ve uysal bir at haline gelir. Bu durum Emir Sultan'in hayvanlara bile tesir ettigini 
gosterir. 

Hayvanlan konusturmasi: 

Emir Sultan'in halifelerinden Hasan Hoca'nin (hyt. 845/1441-42) bir katin vardir. Katir, Emir 
Sultan'in bir diger halifesi olan Ece Sultan'a, halini anlatir ve sahibi olan Hasan Hoca'dan su 
sekilde sikayet eder: "Ustume binip inmesini bilir ama benim achgimla, susuzlugumla ve 
arkami kasimakla ilgilenmez." der. Ece Sultan da Hasan Hoca'ya katinn sirtindaki semeri 
almasini, soyler. Semerin altindaki keceyi de kaldirdiklannda keceyle birlikte bir miktar deri de 
kalkar. Yani katir Ece Sultan'a konusarakderdini anlatir. 

Akildan gecenleri bilmesi. dusunceyi okumasi: 

Emir Sultan'i tecrube icin Bursa halki gonullerinde bir seyler tutarlar ve Emir Sultan'in 
huzuruna geldiklerinde hicbir soz soylemedikleri halde Emir Sultan her birinin gonullerinde 
tuttuklan seyleri birbir kendilerine soyler. Onlar da teselli olup onun mubarek ellerini opup 
donerler. iki kisi de bu durum gercek midir degil midir, diye denemek icin; biri 

"Bana ekmek ile kaymak getirsin." Digeri de 

"Benim son derece hevam vardir, bana dua etsin de tovbeye sebep olsun." diyerek Emir 
Sultan'in huzuruna gelirler. Emir Sultan da bunlann niyeti uzerine birine ekmek ve kaymak 
getirtir; digerine de, hevan goturulsun diye dua eder. 

Emir Sultan'in halifelerinden TuzlavT Seyh Yahya Efendi (hyt.840/1436), Yenisehirli Haci 
Halife, Lutfullah Efendi (6.864/1460) ve II. Bayezid beraber bir camide namaz kildiktan sonra II. 
Bayezid'in akhna su gelir: 

"Sunlardan birine vaaz ettireyim, bakahm bunlarda bir hal var mi? Varsa Meryem 
Suresi'nin evvelinden kaf-ha-ya-ayn-sad'dan tefsir etsinler." II. Bayezid, iclerinden birisinin 
vaaz etmesini soylediginde Lutfullah Efendi, TuzlavT Seyh Yahya Efendi'ye isaret eder. O da 
kursuye cikar ve II. Bayezid'in akhndan gecirdigi yerden, Meryem Suresi'nin evvelinden tefsire 
baslar. 

Kabir ahvaline vakif olma: 



Emir Sultan'in seccadesinde oturan AN £elebi Efendi Hazretleri, Ulu Camii'nde bulunan Emir 
Sultan'in halifelerinden Seyh Camiu'l-Kitab Gavs Efendi Hazretlerini bir gece yansi yalniz olarak 
ziyarete gider. Giderken Argandi Koprusu yanindaki Kurdoglu Mezarhgindaki bir mezardan inek 
sesi gibi bir ses geldigini isitir. Korkarak gecer gider. Durumu Gavs Efendi'ye haber verdiginde, 
Gavs Efendi AN (Jelebi'ye 

"O mezari bana goster." der. AN ^elebi gosterdiginde Gavs Efendi mezann uzerine Mulk 
Suresi'ni okur ve AN (Jelebi'ye 

"Allah sana rahmet etsin, bu fakiri azabdan kurtarmaya sebeb oldun." der. Yani Gavs 
Efendi mezardaki kisinin ahvaline vakif olur. 



Oluyu diriltmesi: 



Internet Yazilan 323 



Emir Sultan'in halifelerinden Ece Sultan'a bir kisi gelir. Bu kisi, bir hocanin kiziyla yuz bin 
akce mihr-i mueccel (odenmesi sonraya birakilan mihr) ile evlendigini, esinin mihri 
bagislamadan oldugunu, borcunun babasina intikal ettigini, babasinin da bagislamaya firsat 
bulamadan vefat ettigini ve mihir borcunun haniminin iki erkek kardesine kaldigini, soyler. 
anda cemaat o kisinin techiz ve tekfin isleri ile ilgilenmektedir. Bu kisi, iki kayninin zorla 
kendisinden mihri almak istediklerini Ece Sultan'a anlatir. Ece Sultan da cenazenin yanina gelir 
ve 

"Ya filan kanndas!" diye tic defa seslenir. Meyyit gozunu acip 

"Ne edersin Sultanim?" dediginde, Ece Sultan 

"Gel, kizinin mihrini damadma bagi§la." der; ama adam bagi§lamaz. Ece Sultan mubarek 
eliyle i§aret eyler o ki§i tekrar yatar, olu olur. Bu kerameti goren ogullan, kiz kardejlerinin 
mihrini bagi§larlar. 

Kaynakca 

Nurettin KAHRAMAN, Menakib-i Emir Sultan (Husameddin BursevT) inceleme ve Metin 
[Kitap].- izmir : Dokuz Eylul Universitesi Sosyal Bilimleri Enstitusu Temel islam Bilimleri 
Anabilim Dah, 249453 Yuksek Lisans Tezi , 2009. 



" TUKETIM TOPLUMU, HEDONIZM ve ARA£ OLARAK YAZILI 
BASIN " 

HEDONiZM: Psikolojide, hazza yonelmenin ve acidan kacinmanin, insan davranisinin temel 
gudulendirici guclerinden birisi oldugu teorisi. 

Felsefede, hazzm en yiice deger oldugu; ya§amin temel amacinin haz oldugu savi. 
Epikurculer, hazzm mutluluk icin merkezi bir onem tasidigini, ancak olcululuk ve kisitlama gibi 
manevi degerleri de icinde ta§idigma inaniyordu. Bu terim simdilerde negatif bir duygusal icerik 
cagnstirmakta ve mutlulugu zengin ve luks biryasam olarak tanimlayanlan kastetmektedir. 



OZET 

Turkiye'de 1960'h 70'li ve 80'li yillarda ya§anan siyasi, ekonomik ve toplumsal problemlerin 
ardindan gelen askeri mudahaleler sonrasmda basin, kendine yeni cikis yollan aramak zorunda 
kalmistir. Bu arayisin temel nedeni de her darbe sonrasi basina getirilen sinirlamalardir. 
Ozellikle, 1980'lerin ikinci yansindan sonra buyuk sermayelerin de basina girmesi, bu arayis 
surecinde onemli bir rol oynamistir. 

Turk basininda aile sirketleri zamanla yerlerini medya kartellerine birakmistir. 

24 Ocak 1980 kararlan Turk toplumunun yakin gecmisinde oldukca onemli bir kinlma 
noktasidir. 

12 Eylul 1980 Askeri darbesi oncesinde hazirlanan, ancak darbe sonrasi kendine uygun bir 
zemin bulabilen bu kararlar, Turgut Ozal tarafindan uygulamaya baslanmistir. Serbest piyasa 
ekonomisine gecisi temsil eden bu kararlar, zaman icinde Turkiye'nin tuketim toplumuna 
donusumunde de basrolu oynayan gelisimlerde anahtar gorevi ustlenmistir. 

Basin; Turkiye'de tuketim toplumunun yaratilmasinda onemli bir rol oynamistir. Haberlerin 
verilis bigimleri ve kullanilan gorseller, yayinlanan reklamlar ve konu bashklan ile halka adeta 
rehberlik etmistir ve halen de bu gorevini yurutmektedir. Gegmiste tasarruf anlayisina sahip 
olan Turk toplumunun tuketim toplumuna donusumunde rol oynayan basin, ayni zamanda 
hedonizm olgusunu da bicimsel ve iceriksel olarak yogun bir bicimde kullanmistir. Bu doktora 
cahsmasinda 24 Ocak 1980 tarihi baslangic noktasi ahnarak, Hurriyet gazetesinin bicim ve igerik 
analizi yapilmistir. 

ONSOZ 

Hifzi Topuz, editorlugunu Prof. Dr. §engul Ozerkan'in yaptigi, "Haber Analizi ve Arsiv 
incelemeleriyle Turkiye'de 9 Gazete" kitabinin onsozunde, basin alaninda 1950'li yillardan beri 
sure gelen, ozellikle de UNESCO destekli bilimsel tarama ve arsiv arastirma yontemlerine dayah 
iletisim cahsmalanndan bahsetmektedir. Topuz, satirlannda, ayni zamanda bu tur 
arastirmalann Turkiye'deki sayilannin da azhgina dikkat cekmektedir. Bu uyan da dikkate 
ahnarak, tezin hazirlanmasmda bilimsel altyapinin sunumuna, arastirma yontemlerine ve arsiv 
taramalanna ozen gosterme gayretlerinden odun vermeden, gunumuz Turkiye'sinde olusan 

"Tuketim Toplumu"nun cok yonlu gelisim dinamiklerine, basin odakh bir bakis acisi ile 
dikkat cekilmeye cahsilmistir. Tuketim Toplumu, Hedonizm ve Arac Olarak Yazih Basin konulu 
doktora tez cahsmasinda, ozellikle neo-liberal politikalar ve 24 Ocak 1980 karalannin 
Turkiye'deki etkileri ile basmda yasanan magazinsellesme surecinde kullanilan cagdas 
hedonistik gostergeler uzerinde durulmustur. Arastirma evreni olarak secilen Hurriyet gazetesi, 



Internet Yazilan 325 



1970'li yillardan gunumuze mercek altina ahnmistir. Oncelikle tez konusunun belirlenmesi ile 
baslayan surecin her asamasinda, degerli gorus ve uyanlan ile her zaman bana yon veren ve 
essiz sabn ile tezin olusumuna katkida bulunan, damsman hocam, Prof. Dr. §engul Ozerkan'a 
sukran duygulanmi belirtmek isterim. Aynca, Prof.Dr. Atilla Girgin, Prof. Dr. Murat Ozgen, Prof 
Dr. Rengin Kugukerdogan, Yard. Dog. Dr. Levent Eldeniz, Dog. Dr. Isil Zeybek, Dog. Dr. Ece inan 
Coklu ve Dog. Dr. Nezih Hekim'e bana kattiklan degerli bilgi ve birikimleri igin; arastirma 
surecinde sunmus olduklan nezih ve donanimh gahsma ortamlan igin de Anadolu Universitesi 
Yunus Emre Kampusu Kutuphanesi'ne ve Marmara Universitesi Sosyal Bilimler Enstitusu 
gahsanlanna tesekkurleri bir borg bilirim. 

Doktora programi boyunca, maddi ve manevi desteklerini daima yanimda buldugum, en zor 
gunlerimde bana once guvenli bir liman ve birlikte giktigimiz bu yolda her zaman yol gosterici 
olan aileme sonsuz tesekkurlerimi sunanm. Esim, oglum, annem ve anneannemden, onlara 
ayiramadigim zaman dilimleri igin anlayislanndan dolayi sevgi ve saygilanmi sunanm. Bu 
gahsmami, bugun hayatta olmayan ama varhklanni her zaman yanimda hissettigim sevgili 
abim, kardesim, babam, kayinpederim ve kayinvalideme armagan ediyorum. 

Volkan EKJN 

Mart 2010 

GiRiS 

Neo-liberalizmin Turkiye'deki zemini, donemin Basbakani Suleyman Demirel Hukumeti'nde 
Mustesar olan Turgut Ozal tarafindan hazirlanan ve 24 Ocak 1980 Kararlan olarak anilan 
kararlar sonrasi atilmistir. 

Turkiye'nin iginde bulundugu kaotik sag-sol gatismalan, Meclis'in verimli gahsamamasi, 
siyasi istikrarsizhk, Cumhurbaskani'nin segilememesi, grevler, yuruyusler, toplu is birakmalar, 
sokak gatismalan, etnik ve dini ayrimciliklann kentlerde silahh gatismalara donusmesi, 
kahvehanelerin, parti binalannin taranmasi, universite olaylan, gazetecilerin, dernek ve 
sendika baskanlannin, ogretim uyelerinin ve siyasetgilerin suikastlere ugramalan, bombah 
saldinlar, ASALA'nin yurtdisindaki Turk Buyukelgi ve Konsoloslan ile THY burolanna yonelik 
saldinlan ve bu saldinlarla beraber, ulkeyi yonetenlere karsi halkin guveninin zedelenmesi gibi 
pek gok faktor, 12 Eylul 1980 Askeri Darbesi igin adeta birer gerekge olmuslardir. 

Bu suregte ulke uzerinde oynanan oyunlar ve dis guglerin oynadiklan iddia edilen roller, 
bugun bile tartisihr durumdadir. Darbe surecinde yasanan pek gok olumsuzluga ragmen 
(Ornegin; turn siyasi partilerin, derneklerin ve sivil toplum orgutlerinin kapatilmasi, binlerce 
kisinin fislenmesi, gozaltilar, hapis cezalan, iskenceler ve idamlar gibi.) 1982 Anayasasi kabul 
edilmis, ardindan gok partili siyasi yasama yeniden gegilmistir. 

Ancak, Turkiye eski Turkiye degildir. 1983 Genel Segimlerinden beklenenin aksine, Askeri 
yonetime yakm olan MDP ( Milliyetgi Demokrasi Partisi ) degil, Anavatan Partisi birinci parti 
olarak gikmis ve 24 Ocak Kararlan'ni hazirlayan Turgut Ozal, Basbakan olarak ulke yonetimine 
gegmistir. Artik, ikameci politikadan, serbest piyasa ekonomisine gegisin de baslangici sbz 
konusudur. Turkiye tasarruf eden degil, tuketen insanlann, tukettikge var olan ve kimlik / statu 
sunma ihtiyaglanni tukettikleri ile bir tutan tuketim toplumu olma yolunda hizla ilerlemeye 
baslamistir. Doviz tasimak, yabanci marka igki-sigara kullanmak artik yasak degildir. 

Bu arada Turk toplumu, ahsik olmadigi bigimde Basbakaninin neo-liberal anlayisa uygun 
dusen birtakim agiklamalanyla da yuz yuze gelmeye baslamistir. 

Ornegin; Turgut Ozal'in - Ben, zengin insanlan severim - soylemi orneginde oldugu gibi... 



326 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



25 Ocak 1980 tarihli gazetelerde ve hatta ardindan gecen birkac haftahk surecte ne oldugu 
pek anlasilmayan 24 Ocak Kararlan, esas etkilerini ilerleyen zaman icinde, Turgut Ozal 
Hukumeti doneminde agik bir bicimde gostermis ve Turk toplumu, tuketim kulturunun 
kapitalist toplumlann kulturu oldugu gercegi cercevesinde, 1980'li yillarda sunulan yasam 
bicimleri ve buna bagh serbest zaman anlayisi ile bicimlendirilmistir. 

Ozellikle, kuresellesmenin de etkileriyle birlikte cokuluslu sirketlerde cahsmaya baslayan ya 
da yuksek maas alan; ancak, siyasetten uzak, zevkine duskun, tuketmekten mutluluk duyan 
yeni bir orta sinifin dogusu soz konusudur. Bu yeni sinifin dogusunda da basma bazi onemli 
gorevler dusmustur. 

Ornegin; kitlelerin yeniliklerden haberdar edilmeleri ya da o gune kadar toplumda kabul 
gormeyen kimi davranis ve tutumlann modernlesme adina mesrulastinlmasinda oldugu gibi... 

1950'li ve 1960'h yillarda ongorusu gerceklesen, ancak pek de ciddiye ahnmayan; daha 
sonra 1980'li yillarda siyasi etkilerini hissettirmeye ve turn dunyada yayginlasmaya baslayan 
neo-liberalizm akimi ekonominin devlet liderliginden aynlmasi ve piyasalann ozel tesebbus 
tarafindan yonetilmesi gerektigi fikrini savunmaktadir. Oyle ki, bu akima gore piyasayi rekabet 
yonetmelidir. Bu baglamda, Devletin kriz aninda radikal mudahale hakkinin bulunmasini, 
bunun dijinda da piyasadan tamamen cekilmesini ongormektedir. Sosyal reformlara kar§i cikan 
bu anlayi§, ayni zamanda ozel mulkiyeti savunurken, gerekce olarak da "ki§isel hurriyetin ve 
acik piyasalann en genis kitleler icin bile fayda saglayacagini" one surmektedir. Neo- 
liberalizmin temel degeri olan rekabetin beraberinde getirdigi bir diger ozellik ise kar yansina 
katihmin ya da pazar paylasiminin temel yasalarma uyum saglayamadigi icin kamu sektorunun 
kesin bicimde kucultulmesidir. Chicago Universitesi Ekonomi Bolumu'nde felsefeci ve 
ekonomist olan Friedrich Hayek tarafindan temelleri atilan bu akima, Milton Friedman ve 
Arnold Harberger gibi ekonomi profesorleri ile Uluslararasi Para Fonu 3 (IMF)'nun destekleri 
olmustur. Sol ile sagin ortasi oldugu gibi gorusler ortaya atilmis olsa da, ashnda kapitalist ve 
sagci bir akimi temsil etmektedir. ingiltere'de Margaret Thatcher'in iktidara gelip, neoliberal 
devrimi baslattigi 1979 yih, neo-liberalizm akimi icin de onemli bir tarihi temsil etmektedir. 
Thatcher'in ozellestirme akimlan ve donemin Amerika Birlesik Devletleri Baskani Ronald 
Reagen yonetimi ile birlikte yurutulen stratejik is birliktelikleri turn dunyada etkilerini 
gostermistir. 

Tasarruf anlayisina sahip Turk toplumunun tuketen topluma donusumu surecinde, Turk 
basininda yasanan degisim ve gelisimler ile tuketimin verdigi hazzin, yasamin anlami olarak 
kabul edilmeye baslanmasi, beraberinde Turkiye'deki yazih basinin donusumunde hem tuketim 
egilimlerinin degisimi hem de hedonizmin birlikte incelenmesi geregini ortaya cikarmistir. Turk 
basinin gelisiminde; basinin ortaya cikis bicimi, Batih devletlerin siyasi ve teknolojik 
yaptinmlan, iktidar-basm iliskileri ile reklamin gelisimi, darbelerin etkileri gibi konular, 
Osmanh'dan gunumuze dogru ele ahnarak, dunden bugune Turk Basini'na dair bir tablo 
olusturulmaya cahsilmistir. Bu tabloda, haber kavrami, haberin magazinsellesmesi, medya - 
siyaset iliskileri ile gazetelerin bicim ve iceriklerinde yasanan degisimler ile yeni yasam bigimi 
olarak tanimlayabilecegimiz life style bashgi altinda, burclara gore yasam, gurme terimi 
(Gurme: Tatbilir, yemeklerin, sarap vekahvegibi iceceklerin farkh cesitlerinin tatlanni 
birbirinden ayirabilen, duyarh damagi olan kisilere verilen addir) ve yemek kulturu, statu 
simgesi olarak 4x4 arac kullanimi, cep telefonu kullanim bicimleri ile residence, plaza ve kredi 
karth yasam gibi kavramlann, serbest piyasa ekonomisi cercevesinde hayatimizda yer bulmasi; 
kuresellesmeyle birlikte gelisime agik sektorlerin reklam cabalan, bankalann soylemlerinde 



Internet Yazilan 327 



yasanan degisimlerle beraber diyet, estetik ve guzellik gibi kavramlann gazeteler aracihgiyla 
topluma sunulmasi, "Tuketim Toplumu, Hedonizm ve Arag Olarak Yazih Basin " konulu 
doktora tezi cahsmasinin arastirma eksenlerini olusturmaktadirlar. 

Aynca, 24 Ocak 1980 ve 12 Eylul 1980 tarihlerinden sonra Turk basininda yasanan 
magazinsellesme surecinde; Sabah, Gunaydin, Gunes, 4 Posta gibi ulusal ve yuksek tirajh 
gunluk gazeteler ile bircok bulvar gazetesinden sonra akla gelen Hurriyet'in yayin politikasi; 
bicim igerik analizi ise tezin bir diger ayagini olusturmaktadir. 

Arastirmaya konu olan tez ise bes bolumden olusmaktadir. Buna gore; giris bolumunden 
sonra yer alan ikinci bolumde; "Tuketim Kulturu ve Tuketim Toplumu Etkilesimi" bashgi altinda 
tuketim kulturu kavramina ve bu kavramin sosyal-kulturel kullanimlanna deginilecektir. 
Tuketim toplumunun ortaya cikisi, kuramsal acihmlarla ele ahnacak ve Modernizm, Fordizm, 
Postfordizm ile tuketim toplumu kuramlan isiginda Turkiye'de tuketim kulturu ve kimlik 
arayislannda basinin rolu uzerinde durulacaktir. "Tuketim Toplumunun Ortaya Cikisi ve 
Akimlar" ana bashgi altinda; "Sanayi Sonrasi Toplum Kuramlan"ndan, "Enformasyon Kurami", 
"Tuketim Toplumu Kurami" ve "Postmodern Toplum Kurami" irdelendikten sonra, "Turkiye'de 
Tuketim Kulturu ve Kimlik Arayisi" ile "Tuketim Toplumunun Olusumunda Yazih Basinin Yeri" 
bashklan altinda, diger bolumlere de temel olusturulacak kuramsal bilgilere yer verilecektir. 

UcunciJ bolumde; magazin gazeteciligi, haberin magazinsellesmesi ve hedonizm 
kavramlanna iliskin bilgiler aktanlarak, Osmanh'dan gunumuze Turk basini, 24 Ocak Kararlan ve 
12 Eylul Askeri Mudahalesi sonrasinda Turgut Ozahn neo-liberal politikalan sorgulanacaktir. Bu 
bolumde aynca, "Turkiye'de Yazih Basin ve Gelisimi (Osmanli'dan 20.Yuzyila)" bashgi altinda 
matbaanin gelisiyle baslayan surecte gazetelerin Turk toplumunun gunluk yasantilanna 
girisleri, iktidarla olan iliskileri, cikis nedenleri ile siyasi duruslan, olaylara verdikleri tepkileri ve 
tanikhklan ile tarihsel pek cok konu uzerinde durulacaktir. Bunlar arasinda; II. Abdulhamit 
Doneminde yasananlar, ittihat ve Terakki Cemiyeti Donemi, Cumhuriyet'in ilk yillan, Tek Parti 
Donemi, Adnan Menderes Donemi, 6-7 Eylul Olaylan ve Askeri Mudahaleler bulunmaktadir. 

Arastirma cahsmasinda "1919-1945", "1945-1960" ve "1960-1980" donemlerinde 
yasananlar ve basindaki gelismeler ayn ayn ele ahnacaktir. 5 Buna gore; "24 Ocak 1980 
Kararlan" ve "Turgut Ozal Donemi Basin" ise ikinci bolumde yer alan diger bashklardir. Yine bu 
bolumde, Turkiye Cumhuriyeti'nin, devlet ikameci politikadan serbest piyasa ekonomisine 
gecisinin mimarlanndan Turgut Ozahn kronolojik yasam oykusune kisaca goz atildiktan sonra, 
Ozal Donemi ve 24 Ocak Kararlan'nin ne oldugu ve neden bu kararlara ihtiyac duyuldugu 
uzerinde donemin sartlan da goz onune ahnarak degerlendirmeler yapilacaktir. 

Dorduncu bolumde; "Yazih Basmda Magazin Igerigi ve Hedonizm iliskisine Yonelik Arastirma 
Uygulamasi" ana bashgi cercevesinde; arastirma amac, yontem ve sinirhliklan goz onune 
ahnarak, Hurriyet gazetesinin bicim ve icerik analizi gerceklestirilecektir. Bu analizde, Yeni 
Yasam Bicimi (life - style) bashginin altinda; "Kredi Karth Ya§am", "Cep Telefonu", "Yemek 
Kulturu ile sikca duymaya basladigimiz "Gurmelik Terimi" irdelenecektir. Kuresellesmeyle 
birlikte hizla degisen dunyada, neo-liberal politikalann tuketime yansimalannin birer parcasi 
olan diger statu sembolleri ve moda kavrami uzerinde de bu bolumde durulacaktir. Buna gore; 
"isadami ve is kadini Kiyafetleri" ile "Statu Simgesi Markalann Kullanimi", bolumun bashklanni 
olusturacaklardir. "Modern Mekanlar ve Tuketim" konusu ise "i$ Merkezleri", "Ah§veri§ 
Merkezleri", "Modern Siteler", "Yeni Ya§am Alanlan: Konutlar (Residence)" ve "Eglence 
Mekanlan" bashklan altinda irdelenecektir. Turn bu konu bashklan ile ilgili yayinlar ve gorseller 
ise bigim ve icerik analizlerinde aynca ele ahnacaktir. Sonuc bolumunde; yukanda belirtilmis 



328 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



olan dort bolum ve bigim igerik analizleri isiginda, Habermas ve Baudrillard'in yapisal donusum 
ya da bir baska deyi§le toplumsal degisim anlayislan ve iletisim kurumlan gergevesinde, yazih 
basin ele ahnarak durum tespiti ozelligi tasiyan yorumlara yer verilecektir. 

SONUC 

Eski Japon kulturune gore, panldayan her seyin degersiz ve bayagi olarak kabul gordugii 
bilinmektedir. Bu inanca gore, parlayan bir nesne yenidir ve yeni oldugundan dolayi henuz, 
kullaniminin ona kazandirdigi soylulukla, deger kazanmamistir. 

Eskimis bir esya, onu kullananlarla birlikte yasamis, sabir ve ozenin aktanldigi bir nesnedir. 
Bu nesne, zamanla kullanan kisinin huyunu, duygulanni yuklenmis ve hizmet ederek karsihk 
vermistir. Bu iliski surecinde, sabir ve sadakat gibi iki onemli duyguya da gereksinim vardir. 
Sabir, yuklendigi rol geregi bir tuglaya; sadakat ise, bir koke benzemektedir. Sabir acelenin, 
sadakat ise tuketimin panzehiri olarak gorulmektedir. 

Gunumuzde ulasilan tuketim anlayisina baktigimizda ise, feodalizmden sonra Sanayi 
Devrimi ile olusan ekonomik yapida, toplumsal uretim ve tuketim bigimlerini degistiren, 
"Kapitalizm" kavrami ile karsilasilmaktadir. Savas sonrasi olusan toplumsal refah, Fordist 
uretim tarzi ve buna uygun ekonomik politikalarla, Amerikan toplumunda baslayan ve kisa 
zamanda diger Batih ulkelerden baslayarak dunyada pek gok ulkeye de yayilan tuketimdeki 
artis, tuketim kulturu ve tuketim toplumu terimlerini ortaya gikarmistir. 

Henry Ford, siradan aileler igin seri uretim yolu ile uretmis oldugu otomobilleriyle, Bati 
kapitalizminde de yeni bir donem agacak degisimin onculugu yapmistir. Ford, gahsanlarma 
yuksek ucret odeyerek ve bu otomobilleri oncelikle onlara satmayi hedefleyerek, XX. yuzyihn ilk 
toplu uretim ve tuketiminin yukselisinin de isaretini vermistir. 

1960'larda, ucret artislanyla desteklenen tuketimin gelisimini, kitle tuketim aliskanliklannin 
olusmasini ve daha sonralan Gramsci 466 tarafindan "Fordizm" olarak nitelenecek gabalann 
kurumsallasmasini gormek mumkun olmaktadir. 1970'li yillarda, tuketici taleplerinde yasanan 
dusus, petrol fiyatlannda yasanan dalgalanmalar, ekonomik ve siyasi sikintilar, kuresel anlamda 
bir krize neden olmustur. Bu krizden gikis yolu olarak, neo-liberal politikalar gelistirilmis ve 
uretimde Fordist anlayistan, Post-fordist anlayisa gegis yasanmistir. 

Bu siiregte, tuketim kulturunijn en onemli gorevi, stirekli farkhlasan uriin ve hizmetler ile 
medya aracihgiyla o uriin ve hizmetlere yuklenen imaj ve degerlerin, bireysel tijketimi tesvik 
etmesini saglamaktir. Boylece, bireylerin urun ve hizmet segimleri yani tuketimleri, kendilerine 
yeni yasam bigimleri olusturmalannda farkhhklar igeren, siradan olmayan, ayricahkh ve segkin 
bir tarza sahip olabilme duygusunu yasatabilecektir. Bu toplumda, her bireyin en oncelikli ise 
gorevi tuketmektir. 

1980 ve 1990'larda yasanan gelismeler, kuresel sermayede yasanan butunlesmeyi de 
beraberinde getirmistir. Ozetle, SSCB'nin dagilmasindan sonra, yeni pazarlann olusmasi, 
paranin serbest dolasiminin saglanmasi, neo-liberal politikalann dunya genelinde kabul 
gormeye baslamasi, kitle iletisim araglannda ve yayincihginda yasanan teknolojik gelismeler ile 
dunyanin kugulmesi ve tuketim kulturunijn belirledigi, yine tuketim yaklasimh "lifestyle" 
(yasam tarzi) olarak adlandinlan, marka ve imajlann esas ahndigi, yeni yasam bigimlerinin 
ortaya gikmasi orneklerinde oldugu gibi. 



Antonio Gramsci, 22 Ocak 1891'de Sardunya'da dogdu, 27 Nisan 1937'de Roma'da oldu. italyan 
dujunur, siyasetci ve Marksist teorisyen. 



Internet Yazilan 329 



Gunumuzde ise sanayi toplumlannda uretimin, sanayi sonrasi toplumlarda ise tuketimin 
"sembol" oldugu gercegi ile karsilasilmaktadir. Bu gercekten hareket eden sosyal bilimciler 
"tuketim toplumu" kavramiyla yasanan degisimleri ve mevcut durumu analiz etmeye 
cahsmaktadirlar. Tuketim toplumu ve tuketim bicimlerine karsi, Frankfurt Okulu olarak bilinen 
ekolden gelen ilk elestiri, Max Horkheimer ve Thedor W. Adorno'nun birlikte kaleme aldiklan, 
Aydinlanmanin Diyalektigi adh eserde temellendirilen, "KiJltiir EndiJstrisi" cozumlemesine 
dayanmaktadir. 

Buna gore, kitle kulturu'nun sundugu butun arac ve kolayhklann, bireysellik uzerindeki 
toplumsal baskilan guclendirmekte oldugu ve bireyin direnme imkani ile modern toplumun 
atomize edici isleyisi icinde kendini koruma imkanini elinden aldigi vurgulanmaktadir. 

Adorno ve Horkheimer'den sonra Herbert Marcuse, tuketim toplumu ve tuketim 
kulturunun, bireyleri tuketime dayah yasam bicimlerini "SATIN ALMAYA" zorlayan "YANLIS VE 
SAHTE iHTiYAQLAR" urettigini ileri surmiJstur. 

Marcuse, tuketim kulturunun yarattigi bireyselligin, somuru ve toplumsal kontrolu 
saglamak amaciyla gelistirilen, yan bireysellik oldugunu savunan ilk dusunurlerdendir. ikinci 
nesil, Frankfurt Okulu temsilcisi olarak tanimlayabilecegimiz Jiirgen Habermas ise modernligin 
tamamlanmamis bir proje olarak devam ettigini, fakat modernligin totallestirici, "aracsal akil" 
yerine "elestirel akil" temelinde yeniden insa edilmesi gerektigini savunmaktadir. 

Habermas'a gore, gunumuzde ailenin tuketici niteliginin on plana cikmasi, bireysellesmeyi, 
serbest zaman kavraminin kullanim bicimlerinin degisimini ve ailenin goreceli, ozerk bir alana 
donusumunij simgelemektedir. Bu donusum, ayni zamanda tuketim ahskanhlarinda yasanan 
degisimleri de icermektedir. 

Habermas, tartisma kulturu ile tuketim kulturu arasindaki kesintinin baslangicini "grosso 
modo"( yaklasik olarak, asagi yukan, tahminen) , XIX. yuzyihn ortalan olarak isaret ederken, 
kulturel urunlerin kahplasarak, meta haline gelmesinin, edebiyatin ticaretlesmesinin, giderek 
gudumlu, tuketime yonelik diyalog, tartisma, oturum ve yayinlara yol actigina dikkat 
cekmektedir.iletisim araclannda, ozellikle de basinda var olan, tuketime devamh katilabilme 
psikolojisinin yaratilmasinin, bash basina amac edinmis bir yayin anlayisina donusumunden 
bahsetmektedir. 

Kisaca, Habermas, tuketim toplumunun olusumunda basinm bir arac olduguna vurgu 
yapmaktadir. 

Tuketim toplumunun olusumu ve bu olusum cercevesinde basinm oncelikli islevini, Bati 
toplumlannda yasanan gelisme ve tartismalar dogrultusunda ele aldigimizda, basinm dogusu 
ve gorevleri alaninda, Turk basinm Bati'daki klasik gelismelerden farkh olarak, devletin resmi 
propaganda araci olarak dogdugunu gormekteyiz. Ancak konu, once liberal, sonralan neo- 
liberal politikalann Turkiye'ye yansimalanndan acildiginda, Demokrat Parti doneminde 
baslayan Amerikan tarzi yasam bicimine ozenisin ve zengin olma hayallerinin getirdigi 
beklentilerin, tuketim tarzlanna yansimalan biciminde, Bati'dan gelen etkiler gorulmektedir. 

Yine de bu yillarda, Turk Basininda fikir gazeteciligine verilen onemden bahsetmek 
mumkundur. Her donemde oldugu gibi bu donemde de basina uygulanan baski ve 
yasaklamalar mevcuttur. Ancak, haberin magazinsellesmesi konusunda, Turk Basinm bugun 
gelinen noktanin cok uzaginda oldugu gorulmektedir. Turkiye'de 1960'h, 70'li ve 80'li yillarda 
yasanan sosyal, siyasal ve ekonomik kansikhklar ile askeri mudahaleler sonrasinda, basinm 
kendine birtakim cikis yollan aradigi gorulmektedir. Bu arayisin temel nedenlerinden biri de, 
suphesiz, her darbe sonrasi basina getirilen yasaklama ve sinirlamalardir. Bununla beraber, 



330 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



1980'lerin ikinci yansindan sonra buytik sermayelerin de basina girmesi, bu arayis surecinde 
onemli bir ml oynamistir. 

Turk basmmda aile sirketlerinin, zamanla yerlerini medya kartellerine biraktiklan 
gorulmustur. Teknolojik gelismelerle birlikte renkli fotograf kullaniminin yayginlasmasi, fikir 
gazeteciligi yerine magazin gazeteciliginin tercihi, haberin de magazinlesmesine yol acmistir. 

Dunya'da hizla yayginlasan neo-liberal politikalann Turkiye'deki etkileri Turgut Ozahn 
Basbakan olmasiyla kendini cok daha net bir bigimde hissettirmeye baslamistir. Bu donem 
itibariyle, 24 Ocak 1980 kararlan Turk toplumunun yakin gecmisinde oldukca onemli bir kinlma 
noktasidir. 12 Eylul 1980 Askeri darbesi oncesinde hazirlanan, ancak darbe sonrasi kendine 
uygun bir zemin bulabilen bu kararlar, Turgut Ozal tarafindan uygulamaya baslanmistir. 

Serbest piyasa ekonomisine gecisi temsil eden bu kararlar, zaman iginde Tiirkiye'nin 
tijketim toplumuna donusumiinde de basrolu oynayan gelisimlerde anahtar gorevi 
ustlenmistir. Aym sekilde basin da, Turkiye'de tuketim toplumunun yaratilmasinda onemli 
bir rol oynamistir. Haberlerin verilis bicimleri ve kullanilan gorseller ile yaymlanan reklamlar 
ve konu bashklan, halka adeta rehberlik etmistir ve bu sijrecin, halen devam ettigini 
soylemek miimkiindur. 

Gunumuz hedonik tuketim gorusune gore, urunler artik nesnel varhklar olarak degil daha 
gok oznel "semboller" olarak tanimlanmaktadirlar. Urunun ne oldugundan gok neyi temsil 
ettigi onemlidir. Gergek olan degil, urunun tasidigi ve yarattigi imaj, odak noktasidir. Bu 
noktada ozellikle basin aracihgiyla, modern reklam ve iletisim endustrileri, boyle bir dussel 
tuketimi yaratmada araci olabilmektedirler. 

Tuketici idn "medyatik hedonizm", yasamin her anini ve her alanini hazzin kendisi olarak 
algilatma gabasi igerisinde gorunmektedir. Sunulan yeni yasam bidmleri de bu suregte ister 
sanal, ister gergek ortamda olsun hazzi ve beraberinde tuketimi yasamin odak noktasina 
tasimaktadir. Gefmiste tasarruf anlayisma sahip olan Turk toplumunun, tuketim toplumuna 
donusiimiinde rol oynayan basin, aym zamanda hedonizm olgusunu da bidmsel ve igeriksel 
olarak yogun bir bidmde kullanmistir. Basinda fotograf kullaniminin, gazete tuketicilerinin, 
yani okurlann ust gelir gruplannin yasam bidmlerine ozenmelerini saglayan, bir baska deyisle 
de onlann statu atlama umutlanni besleyen bir arag oldugu gergegi dogrultusunda; arastirma 
evrenini temsil eden Hurriyet Gazetesi'nde, fotografin kullanis bicimi ele ahndiginda, su 
sonuclara vanlmistir: 

Gazetede bol fotograf kullanimi temel ilkelerden biridir. Kuruldugunda siyah beyaz ve 
sonralan renkli fotograflann yer aldigi gazete, her donemde bolca fotograf kullanmistir. 

24 Ocak 1980 Kararlan sonrasi, Turkiye'nin serbest piyasa ekonomisine gecis yaptigi 
donemde de, dunyada yasanan neo-liberal yaklasimlann, tuketime yonelik magazinsel 
haberlerin ve onlan destekleyen goruntulerin sikca yer almaya basladigi gorulmektedir. 

Gazetede yer alan elektronik esya, otomobil, modern konut, havayolu ve seyahat firmalan 
ilanlannda da gozle gorulur bir artis yasanmaya baslamistir. Ozellikle, 12 Eylul sonrasi, Turgut 
Ozal doneminden sonra, New York - istanbul hatti uguslanna ait reklamlar, restaurant&bar 
haber ve ilanlan ile Batihlasmaya yonelik bir prestij sunumunda basinin arac olarak kullanimi ile 
karsilasilmaktadir. igki ve puro tuketimini, ozellikle de sarabi segkinlik olarak sunan kose 
yazilan, lifestyle'a gecisi pekistirici unsurlar olarak yer almistir. 

Ancak, bu donem itibariyle, uzerinde onemle durulmasi gereken bir diger nokta da mevcut 
ortamdir. 12 Eylul darbesi oncesinde, ulkenin icinde bulundugu durumu yansitan gazete 
mansetlerinde, terorun kol gezdigi, siyasal anlasmazhklann yasandigi, sag-sol catismalannin, 



Internet Yazilan 331 



suikastlerin ve hayat pahahhginin yer aldigi, kisacasi toplumun bunaldigi bir ortam soz 
konusudur. Boyle bir ortamdan sonra, 12 Eylul darbesi sonrasinda basina getirilen sinirlama ve 
yasaklamalann, halki ne derecede rahatsiz ettigi sorusu da onem tasimaktadir. 

Darbe sonrasinda, gazetelerde darbeyi mesrulastiran manset ve kose yazilan yer ahrken, 
goreceli olarak huzura kavusan toplumun, fikir gazetecilerine ve adamlanna uygulanan 
baskilan gormezden gelmesini ve basinda yasanan magazinsellesmeye yonelimin kagnilmaz 
oldugunu gormekteyiz. Magazin fotograflan kullanimmda onceleri, yabanci basin kaynakh 
gdriintiilere agirhk verdigi goriilen gazete, guzellik yansmalanndan, bikini guzellerinden, seks 
fuarlarmdan, liiks otomobillerden, gezinti gemilerinden ve liiks yasama dair gorsel 
unsurlardan sikca yararlanmistir. 

Hurriyet Gazetesi'ne bakildiginda, cinsellik alanmda, o donemde konusulmasi tabu niteligi 
tasiyan bircok konunun, fotografh magazin haberleri olarak yayinlandigi gorulmektedir. Ustelik 
bu haberler ana sayfada ve gazete icinde genis yer almislardir. 

Yine cinsellikle ilgili birgok kavram, yazi dizisi seklinde gazetede yer ahrken, bu haberlerle 
ilgili fotograflann da kullanimi soz konu olmustur. Kadin konusu ele ahndiginda ise kadinin 
ozellikle fotograf alanmda cinsel bir meta olarak sik sik kullanildigi gorulmektedir. Gazetenin 
izledigi yayin politikasi, daha gok erkeklere yonelik bir bakis agsini temsil etmektedir. Magazin 
eklerinde, arka sayfa, 3.sayfa ve kimi zamanda ilk sayfalarda gplak kadin fotograflanna 
rastlanmaktadir. Bunlann gogunu, ozellikle de 1990'h yillara kadar, yabanci kadin fotograflan 
olusturmaktadir. Ustelik kimilerinde herhangi bir sansur de soz konusu degildir. 

Ornegin; 3 Ocak 1992 tarihli "Oziirliilere Seks Manyaklan Balosu ile Yardim..." bashkh 
haberde kullanilan fotograflann, 2000'li yillarda gerceklesen kismi ozdenetimden dolayi bugun 
kullanilamayacagi gDk nettir. Ancak, bu turden fotograf kullanimlannin hedonistik agdan, 
toplumda psikolojik fantezi ve rontgencilik/teshircilik durtulerini adeta tetikledigi de bir diger 
gerg^ktir. 

Hurriyet Ekonomi sayfalanna bakildiginda, 1980 oncesinde birer sutundan ibaret oldugu 
gorulmektedir. Ancak, aradan geg?n zamanda serbest piyasa ekonomisine gecisin etkileri de 
kendini gostermistir. 1983 Genel secimlerinden sonra, Turgut Ozal doneminde, doviz tasimanin 
serbest birakilmasi ve 26 Arahk 1985 tarihinde faaliyete gecen istanbul Menkul Kiymetler 
Borsasi'nin acihsi ile birlikte, sayfalarda ekonomiye aynlan sutun, yanm sayfa halini almis; 
sonralan da ekonomi uzerine yazilara yer verilmeye baslanarak, konu ile ilgili kose yazarlan 
sureklilik kazanmistir. Genel anlamda bakildiginda, Hurriyet gazetesi, liberal ekonomi 
gelenegine sadik bir yayin politikasina sahiptir. Ancak, 1990'h yillarda i§ci, memur ve ortadirek 
terimlerinin cokca gectigi gazetede ve ekonomi sayfalarmda, zamanla buyuk sermaye 
gruplarmin temsilcilerine yonelik haberlere ve ekonominin surekli iyiye dogru gittigi yonunde 
yaymlar yapilmaya baslamistir. Hatta pek cok veriyle geliyorum mesajmi veren ekonomik 
krizler bile gormezden gelinmeye cahsilmistir. Bu donemlerde Turk ekonomisinin iyi yolda 
oldugu, Dunya'nin 17. buyuk ekonomisi oldugu seklinde yayinlara yer verilmistir. Gazetenin 
Ekonomi sayfalarmda asil muhatap olarak, daha cok isverenler ve is cevreleri ahnmistir. Bu 
sayfalara ahnan ya da bir diger agdan verilen reklamlar, tuketimi prestij odakh destekleyen 
markalann urunlerini icermektedir. Agirhkh olarak, otomobil ve takim elbise ilanlanna 
rastlanmaktadir. 

Hurriyet Gazetesi'nin tamammda Gumriik Birligi Anlasmasi adeta bir zafer gibi 
gosterilirken, mansetler "Merhaba Avrupa" slogani oturmustur. Gazetenin yayin anlayisina 
gore Batihlasma yolunda onemli bir engel asilmistir. Ancak tipki 24 Ocak Kararlan orneginde 



332 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



oldugu gibi zaman iginde elestirel yaklasimlar da kendine yer edinmistir. Oktay Eksi'nin "Cikig 
Yolu" olarak gordugu kararlara 1993'te Rauf Tamer itiraz ederek "Neler Oluyor Bize ?" diyecek 
ve tuketim toplumunu olusumuzu elestirecektir. 

Sonuc olarak, Hurriyet Gazetesi 1 Mayis 1948 tarihinden beri kesintisiz olarak yayin hayatini 
surduren ve Turkiye'nin en yuksek tirajh gazetelerinin basinda gelmektedir. Turkiye'nin ya§adigi 
pek cok siyasi, ekonomik ve toplumsal degisime §ahitlik etmis olan gazete, yine ekonomideki 
onemli donusumlerden biri olan, 24 Ocak 1980 sonrasi politikalan da desteklemi§tir. 
Turkiye'deki neo- liberal surecin habercisi olan 24 Ocak 1980 Kararlan, zamanla toplumda 
etkilerini gostermi§ ve tuketim, ya§amimizin degi§mez bir parcasi, varhgimizin, kimligimizin 
sunumu olmujtur. 

Yeni ya§am bicimleri adi ile bijyuk sermayelerin kontrolunde gercekle$en, tuketime 
yonelik sijrecte luks ve onu cagn$tiran kavramlar ile statu nesnelerle elde edilebilir konuma 
gelmistir. Ancak, bu yasam biciminde tuketim cok hizhdir ve basin da bu tuketimi 
hizlandiran, tesvik eden unsurlara arac olmaktadir. 

Hurriyet Gazetesi de, bu surece katkida bulunan yayinlarla birlikte, ekonomik ve siyasi 
alanda her gruptan vazan bunyesinde banndirarak, gorsel agirhkh bir gazete sekliyle, yeni 
yasam bicimlerine uyum saglamakta zorlanmayan ve toplumda bu tarzi seckin gostererek, 
model sunan bir gazete olmustur. 

AYDINLANMAMIZA VESJLE OLAN KARDE§JMiZE TE§EKKURLER EDERJM. 



KURBAN BAYRAMININ UNUTULAN YONU 

Kurban Bayrami hakkmda soylemek istediklerimizi beyan etmeden once asagida bazi 
bilgileri hatirlamak faydah olacaktir. Bu §ekilde gozden kacan hususlan da dile getirmis olacagiz. 

insan hayatinin en zor donemi bence ihtiyarladigi donemdir. Bu donem kadinlardan cok 
erkeklere icin daha zor gecmektedir. £unku sorunlanni paylasmak bir erkegin zaafi olarak kabul 
edildigi ulkemizde, dikkat edilecek en onemli husus erken harekete gecmek olacaktir. Surekli 
olarak bilinclendirilme yagmuru altinda olan insanlanmizi uyarmak ve korumak hepimizin 
uzerine borctur. Birde ne oldugu hala tam kesin cozumlenmemis "Stres" adi altina sigdinlan 
bircok hastahkla ugrasan insanlanmiza dua etmekle beraber, bazi fark ettigimiz konulan 
paylasarak komplikasyonlann onune gecmeyi dusunmekteyiz. Her insanin bir bakis zaviyesi 
vardir. Bu bakisi otekinin gormedigini gormekle sifatlanmistir. Bu sekilde bilgi asil mihverine 
dogru yol alarak zenginlesir. 45-50 ya§ civan, erkeklerin ve kadinlann her turlu yonden 
degisime ugradigi, ihtiyarlamaya ve sorunlann basladigi donemdir. 

insan hayatinda en onemli sey uremedir. Bunun temelinde ise hormonal yapinin saglamhgi 
bulunmaktadir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz "Evlenin, cogahn ben 
ijmmetimin coklugu ile oviinecegim" hadisini bazilan baska yerlere cekse de (Tekasur Suresini 
tevili) bu tavsiyenin ilahT cercevesindeki hikmetler her gecen gun kirli oyunlar ile yipratilmaya 
cahsilmaktadir. Mesela; "aman bitkisel gidalarla beslenin, et yemeyin, protein ihtiyacmizi 
bitkisel yollardan karsilayin, yoksa kollestroliinuz cikar, erken olursunijz" gibi safsatalar biraz 
incelendiginde daha bariz sekilde ortaya giktigini gorebilirsiniz. Bu nedenle anlatmak 
istedigimiz konuyla ilgili bazi bilgileri hatirlayahm. 

KOLESTEROL: Kolesterol, yapisal bilesik olarak hucre zarlannda bulunmakta olup hayat igin 
gerekli olan mum kivaminda yagimsi bir maddedir. Etin dusuk kolesterol icermesi, kas ici dusuk 
yag icerigiyle ilgilidir. Kolesterol beyin, sinirler, kalp, bagirsaklar, kaslar, karaciger basta olmak 
uzere turn vucutta yaygin olarak bulunur. Vucut kolesterolu kullanarak hormon (kortizon, 
cinsellik hormonu....), D v jt***** ve yaglan sindiren safra asitlerini uretir. 

TESTOSTERON: 

Testosteron steroid yapida bir hormondur. insan vucudunun en onemli androjenidir. 
Erkekte %95'i testis hucrelerinden, kalan %5'lik bolumu ise bobrek ustu bezlerinden, beyinden 
ve diger bazi yerel hucrelerden salgilanir. 

LH (luteinizan hormon) kontrolij altinda kolesterolden giinluk 6-7 mg uretilir. 

Testosteronun salgilanmasi biyolojik saat ritmine bagh olarak gun icinde farkhhk gosterdigi 
gibi yil boyunca da mevsimsel olarak degisir. Serumda %98'i proteine (%57'si cinsellik hormon 
baglayici protein ve %40'i albumin (protein)) bagh olarak tasinirken %2'si serbest olarak dolasir. 
Albumine bagh ve serbest olan bolumu testosteronun vucut tarafindan kullanilabilen kismini 
olusturur ve biyolojik olarak kullanilabilir testosteron olarak adlandinhr. 

insan vucudunda testosteron eksikliginin asil etkileri ile ilgili az miktarda bilimsel veri 
bulunmakla beraber, yash erkeklerde osteoporoz (kemik proteini) ile iliskili olabilecegi 
belirtilmistir. Testosteron seviyesinin anormal derecede diisukluguniin hem kadm hem de 
erkekte libido (cinsel durtu) azalmasi ve bazi erkeklerde erektil disfonksiyon (sertlesme) ile 
iliskili oldugu belirtilmektedir. 

Gunumuzde erkeklerde yaslanma ile birlikte gozlenen yumurtahk fonksiyon bozuklugu ve 



334 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



bunu takip eden androjen (erkeklik hormonu) seviyesindeki azalma yerlesik bir bilgidir. Yasla 
birlikte testis kanlanmasi azahr. Leydig hucrelerinin luteinizan hormona cevaplan bozulur. 
Sonugta testosteron seviyelerinde azalma olur. Andropoz (erkeklerin uremeden dusme)hali ve 
yaslanan erkekte erken baslayan hipogonadizm (testis veya yumurtahgin faaliyet noksanhgi. ) 
gibi gesitli isimlerle adlandinlan ve ozellikle 45-50 yaslar arasinda toplam testosteron 
seviyesinde gozlenen dusme egilimi ile sorunlar ve yaslanma belirtileri baslar. 



Kolesterol 

I 

V 

Pregnenolon 

Ana yol ikinci yol 

Progesteron Hidroksipregnenolon 

i ; 

Hidroksiprogesteron Dehidroepiandrosteron 

X / 

Androstenediol 
Testosteron 

!? e k i I 2 : Androj en sentezi 



ANTI-AGING 

Gunumuzde yaslanma ve beraberinde getirdigi saghk sorunlan insanlan bu konuyla ilgili 
gozum arayislanna itmektedir. insanlar yaslanmaya yol agan faktorleri davranissal ya da tibbi 
olarak onlemeye, yasam kalitelerini arttirmaya cpalismakta ve bu yontem de anti-aging olarak 
isimlendirilmektedir. 

Anti-aging kelime anlami olarak yaslanmaya zit olmak, yani gen? kalmak olarak ifade 
edilebilir. Anti-aging tedavinin amaci; genel vucut saghgini en iyi duzeye getirmek ve korumak, 
kisinin zinde ve saghkh hissetmesini saglamak, bagisikhk sistemini guglendirmek, vucudun yag 
kutlesini azaltip kas kutlesini ve kemik gucunu arttirmak, hafiza ve kavrama yetenegini 
guglendirmek, saghkh bir cilt ve vucut hatlari elde etmek seklinde ozetlenebilir. Ostrojen ve 
progesteron ile yapilan hormon tedavileri son 20 yilda batih kadinlar arasinda yaygm olarak 
kullanilmis ve bu da "neden yaslandik^a eksilen diger hormonlan da yerine koymuyoruz ve 
neden erkekler ifin de yerine koyma tedavisi uygulamiyoruz" sorularmi akla getirmistir. 

Anti-aging; periyodik saghk kontrolleri, uygun bir beslenme, kisiye uygun egzersiz 
programlan, hormon eksikligi tedavisinin yam sira serbest radikallerle mucadele amaciyla 
vitamin, mineral, antioksidan kullanimi ve stresle basa gikmayi kapsar. Gunumuzde ostrojen ve 
progesterona ek olarak testosteron, insan buyume hormonu gibi hormonlar yaninda 



Internet Yazilan 335 



melatonin, A, B6, B12, C, E, folik asit gibi vitaminler, demir ve cinko gibi mineraller ve bunlara 
ek olarak cesitli antioksidanlar da anti-aging'de kullanilabilmektedirler. 

ANDRAPOZ 

Ya§lanmaya bagh olarak testosteronun yani erkeklik hormonunun kandaki seviyesinin 
azalmasidir. Halk arasinda bu duruma erkek menopozu da deniyor. Ancak yaslanan erkeklerde 
cinsel fonksiyonlarda meydana gelen azalma, Yaslanmaya bagh olarak testosteronun yani 
erkeklik hormonunun kandaki seviyesinin azalmasidir. Halk arasinda bu duruma erkek 
menopozu da deniyor. Ancak yaslanan erkeklerde cinsel fonksiyonlarda meydana gelen 
azalma, kadinlann menopoz sonrasinda yasadiklan durumla bire bir ayni degildir. Cinsel 
fonksiyonlardaki azalma erkeklerde kademeli, yavas, ilerleyici bicimde olusur. Aynca bu durum 
kisiden kisiye farkhhk gosterir. Kadinlann tersine erkeklerde dolleyebilme yetenegi azalmis olsa 
da devam eder. 

Androjen eksikligi belirtileri: 

* Bitkinlik ve uyku sorunlan 

* Kilo artisi 

* Bel cevresi, kann ve goguslerde yaglanma. 

* Kaslann zayiflamasi ve reflekslerin azalmasi 

* Cinsel istekte azalma 

* Ereksiyon sorunlan 

* Sinirlilik, gerginlik ve ahnganhk 

* Doyumsuzluk 

* Agn ve sizilar 

* Kemiklerde deformasyon 

* Saclann incelmesi ve dokulmesi 

* Cildin kurumasi ve kinsmasi 

* Hafiza bozulmalan 

* Depresyon 

* Motivasyonun azalmasi, mutsuzluk ve ilgisizlik 

Tedavi edilmeden birakilan andropozun, son derece siddetli sonuclan olabilir. Andropoz 
erkeklerin saghgini ve yasamini, menopozun kadinlan etkilediginden daha cok etkileyebilir. 
Butun bu degisimler arastinldiginda, erkeklik hormonlannin dengesinin bozuldugu anlasihr. 
Ozellikle soyledigimiz belirtiler, testosteronun azalmasi ve erkek vucudunda normalde az 
miktarda bulunan ostrojen (kadm hormonu) oraninin artmasi ile ilgilidir. 

Testosteron, sadece cinsel hayatmizi belirleyen bir hormon degildir. Kemik yogunlugu, 
kaslar ve kirmizi kan hucrelerinin uretimi icin de cok onemlidir. Andropozla birlikte 
testosteron azahr, bagisikhk sistemi sarsihr, kalp ve beyin fonksiyonlan bozulmaya baslar. 
Kalp krizleri erkekleri daha cok tehdit eder. Andropozda yasanan depresyon ve kisilik 
degisimleri oldukca agir olabilir. 

MENAPOZ 

Menopoz kelimesi ingilizce; "ay (moon)" ve "sonlanma (pause)" kelimelerinden 
olusturulmustur. Tarn olarak kelime karsihgi adetten kesilme olup, "menopoz ya§i" kadinin en 
son fizyolojik adet kanamasinin oldugu zamani ifade eder. 



336 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Kadinlarda menopoza bagh adetten kesilme, yumurtahklann i§levlerinin sona erdigini ve 
artik buralardan kadinhk hormonlannin salgilanamadigini isaret eder. Menopoz, genel bilinenin 
aksine rahimin degil yumurtahklann islevinin sona ermesidir. Yumurtahklarda yeni yumurta 
olusumu gerceklesememekte ve hormon uretimi yapilamamaktadir. Yeterince estrojen ve 
progesteron hormonlan uretiminin olmamasina bagh olarak adetten kesilme 
gerceklesmektedir. 

Bu aciklamardan sonra sozu et tuketimine getirmek istiyorum. 

ETTUKETiMi 

insan vucudu icin gerekli hormonlann et ile olan baglantisi oldugu icin tuketimi hakkinda 
sunlan bilmemiz gerekir. 

istatistikler Turkiye'nin kirmizi et tuketiminin bircok ulkeye gore cok dusuk oldugunu, ABD 
yilhk kisi basi et tuketiminin 116.7 kilogram, Arjantin'de 99.5 kilogram, Avustralya'da 93.9 
kilogram iken Tiirkive'de yalnizca 5-18.6 kilogram oldugunu vurgulamaktadir. 

Milletimizin neden et tuketiminde alt siralarda olmasi ve bazi sebeplerle kirmizi et ve et 
urunlerine ulasamayip, et urunleri yerine makarna ve pirince yoneldigini ifade eden yetkililer 
sunlan soylemektedirler. 

"Ulkemizde ozellikle kirmizi et tiiketiminden bir kacis oldugu goriilmektedir. 1994 yilmda 
20.7 kilogram olan yilhk kisi basi kirmizi et tuketiminin 2005 yilmda yiizde 51.2 azahsla 10.1 
kilograma geriledigi goriilmektedir. Son 10 yilhk sure zarfmda tiiketimimiz yan yanya 
diismiistiir. 

Buna karsihk yilhk kisi basi kanath urunleri tuketiminin 1994 yilmda 2.7 kilogram iken 
2005 yilmda yiizde 214 artisla 8.5 kilograma yiikseldigi goriiliiyor. Kirmizi et ve et urunlerine 
ulasmada sikmti yasayan halkimizm, tavuk eti urunleri yamnda ciddi oranda makarna ve 
pirince yoneldigi goriilmektedir." 

Tavuk uretimine yapilan destegin et uretimine yapilmamasi garip bir durumunda 
habercisidir. £unku bir siginn ve koyunun karh kesime gelmesi icin bir yil gibi bir zaman ihtiyac 
varken tavugun kesime gelmesi 40-50 gun olmasi ve disilik hormonlan kilo artisi saglanmasi bir 
sorun gostergesidir. Disilik hormonu yuklenmis tavuklann erkekler uzerinde ki etkisi inkar 
edilemez bir gercegin yani uremenin durdurulmasina etkendir. Aynca yapilan arastirmalarda 
kollestrol seviyesi sigirda % 63 iken tavukta %64-90 arasinda seyretmekte olunca, sigir eti 
yemek tavuk eti yemekten daha iyi olmasi da bir tezat durumu ortaya koymaktadir! 

KURBAN BAYRAMI IYI Ki VARSIN 

Bu aciklamalardan sonra Allah Teala'ya bir daha iman noktasi nazannda sukrumuzu 
artirmanin geregini soyleyebiliriz. C un ku kurban bayrami senede bir defa da olsa 
Muslumanlann sofrasina uzanan hain elleri sekteye ugratmaktadir. Allah Teala kullanna bir 
emrini ihsan ederken en ic noktasindan disina kadar faydayi galip kilmis serri defetmistir. Yani 
efradini cami agyanni manidir. Asr-i saadette; 

"Bir adam Rasuliillah sallallahii aleyhi ve selleme gelerek: 

"Ben et yedigim zaman kadmlara karsi zaafim artiyor ve bende sehvet galebe cahyor. Bu 
sebeple et yemeyi nefsime haram ettim" dedi. Bunun iizerine su ayet indi: 

"Ey iman edenler! Allah'm size helal ettigi temiz seyleri haram kilmayin, hududu da 
asmayin. Dogrusu Allah, asm gidenleri sevmez. Allah'm size verdigi nziktan temiz ve helal 
olarak yiyin. inandigimz Allah'tan sakinin" (Maide 87-88). TirmizT, Tefsir, Maide, (3052). 



Internet Yazilan 337 



Hz. AN kerreme'llahu vechenin, "Kirk gun et yemeyenin ahlaki bozulur; kirk gun ust iiste et 
yemeye devam edenin de kalbi katilasir!" (ihya, 3/92) rivayeti ile "ahlaki bozulur" yani 
"yaratihs dengesi" vucudu dengede tutan hormonal sistem bozulur manasini da bahsettigimiz 
bilgiler asamasinda zikredebiliriz. 

insanlara 6z ihtiyaci olan seyleri bir etken ile kaybettiginde saghksiz olu§u, hayatim nasil 
etkiledigi konusunda yorum yapmaya gerek yoktur. Ancak giindem bilinmesi gerekeni 
gereksiz olanla paylasmca bazi bilgiler arada kaynayip gidince bozulmalar kendince ortaya 
cikmaktadir. Mesela Testosteron, sadece cinsel hayatimzi belirleyen bir hormon 
zannettigimiz halde oyle olmadigi ve onu nasil kontrollu sekilde elde edecegimizden hie 
bahsedilmemesi garip durumdur. £unku dogal yonden Testosteron hormonunu arttirmak icin 
muhakkak kirmizi et tuketimini artirmak gerekiyordu. Ancak oyle olmadigini gorebiliyoruz. 
Oyleki eskiden tekkelerde dervisler icin kuzu beslenildigi, etin hasini yiyen ahlaki iyi olur 
denildigi halde bugun tatsiz tuzsuz corbalarla gecistirmeler yapilmasi unutulan cok seyin 
varhgini gostermektedir. §ah Naksibend kaddese'llahu sirrahu'l azTz riyazatla kamil insan 
yetismeyecegi hususunu cok zaman dile getirmistir. Eksik beslenmenin fitrati bozdugu istidraca 
varan durumlara sebep olacagini beyan etmistir. 

KURBAN MANZARALARI 

Her sene Kurban Bayrami gelince fiyat spekulatorleri, hastahk soylentileri, vahsi insanlar, 
gericilik, cagda§ olamamak, kacan hayvanlara yapilan eziyetler vb. akla hayale gelmez seyler 
ile biraz daha soguyan insan sayisinin arttinldigi gozlemlenmektedir. Ashnda sorun Kurban 
Bayrami degil, milletimizin vucut yapisinda tahrifat ve dolayisiyla uremesine engel koymaktan 
baska bir sey olmadigini soyleyebilirim. 

"Bir millet ne kadar et tuketiminden uzaklastinhrsa o kadar saghgi bozulup hastahkh 
olusmasi saglanacaktir" dusuncesinin engeli yillar once Allah Teala'nin Kurban Bayrami ile bir 
daha sekteye ugratilmistir. ^unku kirmizi et tuketimi saghkh nesiller icin gerekli olan faktordur. 

MaddT durumu zayif olan nice kisiler sirf Allah Teala'nin nzasini kazanmak icin kurban 
keserken, hakikatte gelecek nesillerinin garantisi icin bir hizmet verdigini unutmamahdir. Bu 
nedenle: 

Televizyonlann kacan kurban manzaralan (nasil oluyorsa kacan kurbanin yanmda 
cozunurlugu yuksek kamera hazir bulunuyor!) ile kurban kesenleri vahsi gosterme cabalayanlar 
Food, Inc. (2008) Belgeselini seyretmelerini; 

Vakiflann kurban kesimi adi altmda para toplayanlara para verdiklerinde kendi kurbanlanni 
bizzat gorerek kestirmelerini; gormedigi ve bilmedigi yerler hakkinda yapilan yardimlar 
konusunda kurbanlann bizzat ulkemizde kesilip o sekilde yurt disina gonderilme sartini koyarak 
kurban kesimi istemelerini; eger bu sekilde olmazsa o tiir kuruluslardan uzak durmalanni 
tavsiye ederim. 

Kurban, Allah Teala nzasi icin kesilir. Uc paya bolunur. Biri, kendi ailesine, ikincisi ese dosta 
ikram, ucuncij kismi fakirlere taksim edilir. Eger bu sekilde bir kurban kesimi yapihrsa icinde 
saghk, ibadet, sadaka, hediye, nza vb. guzel hasletlere sahip olup sunnet uzere kesmis oluruz. 

Allah Teala buyurdu ki; 

"Yiyiniz ve iciniz, israf da etmeyiniz. ^uphe yok ki O, israf edenleri sevmez." (Araf, 31) 

Allah Teala yemegi terk degil, israfi men etmistir. Nerede bir et tuketmeyin diye sizi 
yonlendirmek isteyen birileri varsa, onlann gerceklerini biraz daha arastinn samimiyetsiz 
olduklanni goreceksiniz. Bir zamanlara yumurta yemeyin dediler, simdi her gun bir yumurta 



338 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



teranesi gikti. Trans yagini yedirmek igin senelerce Tereyagi yemegin dediler. Sonug olarak 
atalanmizin beslenmedeki izledikleri yolu higbir zaman terk etmemeliyiz. Kitalara hukmeden 
milletin gocuklannin gelecege aydin bakmasi igin bu oyunlan biraz daha agiktan gormeleri 
hepimiz igin elzemdir. 

Kurban bayramini hakkiyla eda etmek neslimizin saghkh gogalmasina sebep olacagini tekrar 
hatirlatarak en guvenilir et olan kurban etlerini doya doya yiyin. §ifa olsun. 



ABDURRAHMAN CAMI KADDESE'LLAHU SIRRAHU'L AZIZ 

ALINTILAR 

"Bir kurbaganm denizin kiyisinda yuvasi vardi. Daim herkese denizden soz ederdi. 

Gece gunduz onun hikayesini anlatirdi. Denizden geldiklerini ve ondan konusma, dinleme 
yerine geldiklerini sdyliiyordu. 

Kalb, bilginlik cevherini, ten ise kuvveti ondan buldu. 

Nereye baksam, nereden gecsem sadece o vardir. 

Birkac bahk ondan bu hikayeyi dinlediler. 

Deniz aski kalplerinde filizlendi. 

Sevk atesi canlarmi tutusturdu. 

Bastan ayaga kadar ayak oldular. Onun arzusuyla yola koyuldular. 

Denizi arayarak kosusturmaya basladilar, dere tepe demeden yurudiiler. Bazen sedef gibi 
dibe indiler, bazen de (dp gibi kiyiya yoneldiler. 

Denizin ne adi vardi ne de nisam. Artik umutlarim kaybederek yuruduler. 

Keza, bir balikgimn yollarma kurdugu ag onlerine cikti. Hepsi aga dustiiler, can telasiyla 
cirpmmaya basladilar. 

Bahkci onlan ahp kiyiya birakti. Bir kaci kimildadi ve yuzunu denize cevirdi. Yari olii halde 
denize varinca maksad kadehini ona daldirdilar. 

Bilgileri ve gorii§leri ortaya cikmca, kurbaganm anlattiklarimn ne oldugunu anladilar. 
5uhud denizinde canlamp, huzur buldular. 

Onda gark olup, onda var oldular." 467 

"Allahim, Allahim bizi bo§ i§lerle ugra§maktan kurtar. 

Ejyanin hakTkatini oldugu gibi goster. 

Gaflet ortustinu basTret gozumuzden kaldir ve ejyalan olduklan gibi goster. 

Yoklugu varhk suretinde bildirme. 

Varhgin guzelligine yokluktan perde cekme. 

Bu hayalT suretleri kendi guzelliginin tecellTlerine ayna yap, senden ortulu ve uzak olmak icin 
birer sebeb yapma. 

Bu mevhum nakslar bilgimizin sermayesi olsun, korluk ve cahillige alet etme. 

Senden mahrum ve ayn kalmamiz hep bizdendir. 

Bizi kendimize birakma. 

Bizi bizden kurtarmakla keremlendir ve bizi kendine asina et." 468 

Dolayisiyla sayet bir kimseye hakTkat nuru gozukmuyorsa onun gozu yoktur. 

Musahede mertebesine erismeyen muellif tarafindan 'kor' sayilmaktadir. 

"HakTkatin nuru sana gorunuyorsa gozun var demektir, hakkin suhudunu gormuyorsan akhn 
var demektir. 

Eger ikisi de sende varsa hem gozun hem akhn var demektir." 469 

Bizim pTrimiz zahidlerin butun dediklerini iptal etti, 
Meyhaneye seccade sermeligimizi irsad etti. 470 



457 CamT, Subhatu'l-Ebrar, s. 589 - 590. 

CamT, Levayih, s. 4. 
459 CamT, RubaT, s. 96-97. 

CamT, DTvan, 1. cilt, s. 203. 



340 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



O'nun kemal sirlannin hazinesi biziz 
O'nun cemal nurlannin aynasi biziz 
O'nun celal perdelerini kaldiran biziz 
O'nun ihsan telleriyle gahp soyleyen biziz 471 



Cami, Tuhfetu'l-Ahrar, (geviren: Yusuf 6z), s. 17. 



KARADAGLAR DIZISINDEKI POLITIK SEMBOLIZM 

Show TV de birkag bolumunu izledigimiz Karadaglar Dizisi m Dostoevsky'in Karamazov 
Kardesler uzerinden senaryo edildiginden, hakkmda okunmasi gerekli dusundijgumuz makaleyi 
uyarlayarak ozet mahiyette sunup dizinin seyredenlerde yapacagi etkiyi irdelemis olacagiz. 

Dostoevsky uzerine en fazla degerlendirme yapilan klasik Rus yazan olmanm yam sira kendi 
adiyla da anilan dusunus bigiminin de temsilcisidir. Karamazov Kardesler ise yazarm en buyuk 
saheseri olarak kabul edilmektedir. Bu makalede amaglanan Dostoevsky 'nin eklektik 
(Bagdastirici, kaynastinci, uzlastinci, telif edicij dusunce yapismm; kisisel, tarihsel ve ideolojik 
arka planmm irdelenmesi yoluyla tanimlanmasi ve bu dusuncenin politik izdusumunun 
Dostoevsky' nin yasammin en politik doneminde yazilan Karamazov Kardesler romanmdaki 
yansimalarmm tespit edilmesidir. Burada, romanm politik bir sembolizmle druldugu iddia 
edilmekte ve her bir karakterin donemin bir siyasal durusunu simgelemesinin yam sira, olay 
orgusunijn de Dostoyevski'nin politik algilamalarmi ve ongorulerini yansittigi iddiasi 
agiklanmaya galisilmaktadir. Boylelikle, ortaya konmus olan Dostoyevski dusuncesinin, 
Karamazov Kardesler He Karadaglar Dizisinin politik soylemin gozumlenmesiyle 
berraklastinlmasi amaglanmistir. 

Dostoevsky, sadece dunya edebiyatmda degil, Freud'dan Henry Miller'a kadar etkileriyle 
dusun diinyasmda da mustesna bir yer tutmaktadir. Edebiyatgi olarak basansi ve onun 
yarattigi edebiyat uzerine yapilan sayfalar dolusu degerlendirmelere ragmen, onun dusuncesi 
ve politik durusuna dair yapilan degerlendirmeler gok daha kisitlidir. Bu degerlendirmelerin pek 
gogu da onun hayatmin son donemleri uzerine yogunlasmistir. Politik dusunceleri ve edebiyati 
arasmdaki iliskilere dair eserler ise daha da smirlidir. Bunlarda da yine Dostoevsky' nin hizla 
degisen siyasal goruslerinin yarattigi handikaplarla (engellerle) karsilasilmaktadir. 

Dostoevsky, Karamazov Kardesler He aile mecazmi kullanarak ve turn karakterlerini politik 
aktorlerle ozdeslestirerek o gunun Rusya'smm siyasal bir portresini gizmekte, aktorleri 
tamtmakta ve ongorulerini ve umutlarmi ve hatta umutsuzluklarmi yansitmaktadir. 

Karamazov Kardesler romanindan hareketle Karadaglar Dizisi ileri bolumlerde senaryo belki 
gesitlemeye girecegi dusunulurse de sonug romanin kontrolu altinda olacagi kesindir. 

Karadaglar dizisini Romanin isaretiyle ele alirsak once zamanm toprak reformunun* 73 
guncelligini korudugu yillar 1930-1950 ve sonrasmi, mekdn ise yeni yeni aga, tefeci 



Dr. Ta$ansu Turker; (Ankara Universitesi Siyasal Bilgiler Fakultesi) Karamazov Kardeslerde Politik 
Sembolizm makalesinden faydalanilarak hazirlanmistir. 

1934 senesinde, yurt di§indan gelen Turklere toprak vermek gayesiyle gkanlan iskan Kanununa gore 
4,6 milyon doniim toprak dagitildi. Turkiye'de koklu bir toprak reformu yapilmasi gerektigi pekgok devlet 
yetkilisi ve politikaci, tarafmdan soylendiyse de uygulamaya gidilmedi. 1945'te gikanlan ^iftgiyi 
Topraklandirma Kanunu da biiyuk toprak sahiplerinin siyast baskilan neticesinde ilimli bir toprak 
reformuna donustu. Reformla ilgili uygulamalar ancak Demokrat Parti iktidan doneminde yapilabildi. 
Biiyuk bir kismi hazine arazisi olmak uzere 1,5 milyon donum toprak dagitildi. 1960-1971 seneleri 
arasmda toprak reformuyla ilgili birgok kanun tasansi hazirlandiysa da higbiri kanunla§amadi. Haziran 
1973'te fikanlan 1757 sayih Toprak ve Tanm Reformu Kanunu'nun uygulanmasi igin Sanh Urfa ili pilot 
bolge segildi. Kanunda belirtilen esaslara gore 1613 aileye ait olan 1,61 milyon dekar arazi kamulastinldi. 
Bu arazinin 231.000 dekan 1218 aileye dagitildi. Ancak Ekim 1976'da Adalet Partisinin muracaati uzerine 
Anayasa Mahkemesi Kanunu iptal etti. Kanunla§tinldigi halde dagitilmayan topraklar, diisiik bedellerle 
eski sahiplerine kiraya verildi. Anayasa Mahkemesinin iptal karan yururliige girince de bu topraklar eski 
sahiplerine iade edildi. 



342 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



kontrolunden kurtulmaya galisan halk ve uzerinde devletin varligi hissedilen kuguk Anadolu 
kasabasi oldugu gorulmektedir. 

(EGER ROMANA TAM SADIK KALI N IRS A DJZJNJN SENARYOSU $U SEKJLDE 
DUSUNULMEKTEDJR. ) 



Romanin kahramanlannin dizideki kar§ihgi olan §ahislar 

Fyodor : Baba Halit Karadag 
Dmitry: Gul AN 
ivan: Selahattin 
Alyosa: Kadir 
Smerdyakov: Cemal 
Grigory: U§ak 
Grushenka: Gulhayat 
Katya: Nazh 
Zosima: Kasabanin imami 



Bu dizinin dykusunde esas kahramanlanna bakildigmda ise ilk basta Karadaglar ailesi He 
karsilasilmaktadir. Bir baba, ug ogul ve bir de gayrimesru oguldan olusan bir aile soz 
konusudur. 

Baba Halit Karadag, kosnu du§kunu ve ogullanyla ili§kileri gelgitler uzerine kurulu ve 
genelde sadakat duygusu uyandirmaktan uzak bir babadir. Ogullarm en buyugu ve diger iki 
me§ru oglun annelerifarklidir. 

En buy Ok ogul Gul AH geleneksel serbest hayati olan delidolu biridir. 

Ortanca ogul olan Selahattin avukattir. Aileden uzakta okumu$ Batici ve geleneklere bagli 
olmayan dini yonu zayif bir aydmdir ve alley le ili§kilerinde devamli bir mesafe vardir ya da bunu 
yaratmaya gali§maktadir. 

En kiiguk ogul olan Kadir ise gocuksu bir safligi uzerinde tasiyan dindar bir insandir. 

Gayrimesru ogul Cemal, Baba Halit Karadag 'in hizmetgisi olarak evde galismaktadir ve 
Selahattin'e hayranlik duymakta, onunla sohbetlerde bulunmak istemektedir. Ayrica evin baska 
bir hizmetgisi Usak da, Gul Ali'nin buyumesindeki katkilanyla ve cahil usak karakteriyle ev 
halkmm son uyesidir. 

GUI Hayat, hem Baba Halit Karadag'm hem de Gul Ali'nin dsik oldugu ve bunlarm her ikisiyle 
de ask oyunlan oynayan ve fakat her ikisinin de sahip olamadigi etkileyici kadm karakterdir. 
Gizli gizli, gegmisinde yasadigi ve hala donmesini bekledigi kisi (romanda subay=Kumarci 
Ramiz) duydugu askma sadik kalmaya galismaktadir. 

Nazh, Gul AH He gegmiste bir iliskisi olan ve fakat dykunun ilerleyen bolumlerinde kendisini 
avukat Selahattin'e daha yakin hissedecek olan aristokrat kokenli kaymakamm kizidir. 

Kadir'in yasadigi ilgede cami imami He iliskide olup dini yonden ondan etkilenmektedir. 

Bu esas karakterlerin yanmda pek gok da yan karakter barmdiracak olan dizinin esas dykusu 
yaninda pek gok da yan dykuyle karsilasilacaktir. 

(Bu arada dizi romanin etkisinden kurtulup, giqrmdan gikabilir) 

Bu yan karakterler ve dykuler He esas dykuye bakilacak olursa; bir cinayet ve bu cinayetin 



Internet Yazilan 343 



degerlendirilmesiyle karsilasilacaktir. Bu yonuyle romanm polisiye bir oyku (bu noktada Bati'da 
polisiyenin gelisimi ve rasyonalizm arasmdaki iliski hatirlanmalidir) uzerine insa edildigini 
soylemek yanlis olmayacaktir. 

Romanm baslarmda Baba Halit Karadag ve GUI Ali arasmdaki para hesaplasmasiyla 
karsilasilir. GUI Ali babasmdan aldigi ve savrukga yasammi devam ettirdigi paralardan sonra 
son bir kez kendisinin hakki oldugunu dusundugu bir miktar daha para babasmdan 
istemektedir. Baba Halit Karadag ise bu parayi vermeye yanasmamaktadir. Zira ikisinin 
arasmda yer alan GUI Hayat'a karsi GUI Ali'yi zor durumda birakmak istemektedir. Baska bir 
para iliskisi ise yine GUI Ali He Nazli arasmda bulunmaktadir. Nazli'nm babasmm zor durumda 
kaldigi bir donemde, GUI Ali onun asigi da olarak para yardimmda bulunmustur. Daha 
sonrasmda ise Nazli bir miktar parayi babasma gonderilmesi bahanesiyle ve fakat aslmda GUI 
Ali'nin o parayla GUI Hayat'a gidecegini bilerek yine de GUI Ali'ye vermistir. GUI Ali'nin 
babasmdan istedigi miktar 3000 liradir. iste Nazli'nm kendisine verdigi bu miktardir. Selahattin 
ve Kadir'in bu para iliskisindeki tutumlan silik kalmakla beraber, asil geliski Baba Halit Karadag 
ve GUI Ali arasmda yasanmaktadir. Yine ayni miktar paranm farkli bir sekilde ortaya gikmasi ise, 
Babanm GUI Hayat'a hediye olarak bu miktardaki parayi bir zarfta tutuyor olmasidir. 

Para sorununun gozumu igin turn aile toplanarak Kasabanm imamma ziyarete gitmis, ancak 
burada da bu gatisma gozulememis fakat ilging bir gelisme olmus ve Kasabanm Imami, GUI 
Ali'nin onunde egilerek herkesi sasirtmistir. Zaten daha sonra da Kadir'e inziva hayatmdan 
ayrilmasi ve abisini korumasmi salik verecektir. 

Bu arada Nazli He nisanli olan GUI Ali, GUI Hayat'a dsik olmustur. Sorunu gozmeye galisan 
Nazli, GUI Hayat'i ziyarete gitmis ve aralarmda gegen konusmanm baslarmda Nazli, GUI 
Hayat'tan gok iyi muamele gormus ve fakat sonunda GUI Hayat onu asagilayarak hem 
kendisinden hem de GUI Ali'den nefret etmesine sebep olmustur. Nazli He Selahattin bu arada 
gorusmeye baslamislar ve her iki taraf da aslmda birbiriyle iliskisi olmasi gerekenin kendileri 
oldugunu hissetmislerdir. 

OykuniJn gelisiminde en etkileyici yanlardan biri aile iginde gegen tartismalardir. Babanm 
sigligi ve GUI Ali'nin ise kayitsizligi sebebiyle gok etkin olmadigi bu felsefi tartismalarda taraflar 
Kadir ve onun karsismda yer alan Avukat Selahattin'dir. Cemal ve Selahattin arasmdaki 
sohbetlerde ise, Cemal surekli saygi duydugu Selahattin'den bir seyler ogrenmeye galisan ve 
onun fikirlerinin takipgisi bir gorunijm arz etmektedir. 

Diger bir diyalog da Kadir ve GUI Hayat arasmda gegendir. Kadir'den gok etkilenen ve onu 
gok begenen GUI Hayat'm romanm sonunda verdigi kararlarm asil etkileyicisi bu diyalogla 
aslmda Kadir olmustur. 

Bu arada GUI Ali bir gun babasmm evine gelir ve para ister, istedigini alamaymca da 
babasmi olumle tehdit eder ve gider. Selahattin bu arada butun bu kargasadan uzaklasmak 
uzere Moskova'ya gitmeye karar verir. Bu sirada Cemal He aralarmda gegen konusmada Cemal, 
babasmm oldurulebilecegini ima eder ve Selahattin buna ragmen gitmeyi tercih ederek aslmda 

Cemal'a gore olacaklara goz yumacagmm isaretini verir gizliden gizliye. Cemal bu 
konusmada Selahattin'e ayrica kendisinin muzmin sara hastaligmdan bahseder ve kimsenin 
onun eyleme gegebilecegini beklemedigini ustu kapali bir sekilde anlatir. GUI Ali, GUI Hayat He 
babasmm bulusacagmi Cemal'den ogrendigi gece ise GUI Hayat'm evine gider ve onu orada 
bulamaz. Aklma gelen ilk sey babasma gittigidir. da babasma gider ancak GUI Hayat'm orada 
olmadigmi anlaymca ayrilir, fakat ayrilirken onu duvarda yakalayan Usak'a vurmak zorunda 
kalir. GUI Hayat'm evine gittiginde hizmetgisinden aslmda onun eski sevgilisi subay He bulusmak 



344 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



uzere yakm bir koydeki meyhaneye gittigini ogrenir. Bu arada Nazli'dan aldigi paranm yarismi 
saklamis olan GUI AH, bu paranm bir kismiyla rehinciye biraktigi silahlan alir ve meyhaneye 
dogru yola gikar. 

Bu arada GUI Hayat meyhaneye varmis ve buyuk hayal kinkligma ugramistir. Bes senedir 
gormedigi subayi aslmda gozunde buyutmustur. Bir kartal olarak hatirladigi subayi simdi yasli 
ve hilekdr bir kumarbaz Ramizdir. Bu arada igeri GUI AH girer ve GUI Hayat bu duruma gok 
sevinir. GUI Ali'yi sevdigini anladigmi soyler. Ancak Usak'i oldurdugune inanan GUI AH, gok 
sevinmesine ragmen, artik ikisi igin gok geg oldugunu da belirtir. 

Cok zaman gegmeden buraya gelen savci ve guvenlik gugleri tarafmdan tutuklanan GUI AH, 
Usak'i oldurmemis oldugunun sevinci ve babasmm olumunijn saskmligmi yasamaktadir. 
Mahkeme basladigmda hem Selahattin hem de Kadir, GUI Ali'nin sugsuzlugunu iddia etseler de 
turn kanitlar ona karsidir. 

Bu arada Selahattin sarsici gergekle yuzlesir. Babasmm evine gittiginde babasmm 
koltugunda oturan ve ceketini giyen Cemal He konusmaya baslar. Cemal, onun endise etmesine 
gerek olmadigmi soylediginde, Selahattin israrla ne igin endise etmesi ya da etmemesi 
gerektigini sorgular. Bildigi cevaplan Cemal'dan duyar. Tanri olmadigma gore cinayetin de olasi 
oldugu dusuncesini Cemal'in kafasma Selahattin sokmustur. ButiJm sohbetleri boyunca aslmda 
Selahattin babasmm olmesini istedigini anlatmis ve o gun Moskova'ya giderken de 
olacaklardan sorumlu olmadigmi soyleyerek Cemal'e son izni vermistir. Cemal ise, sahte bir sara 
nobeti He tamamen hareketsiz gorundugij o gece, GUI AH evden ayrilir ayrilmaz Baba Halit 
Karadag'in yanma gitmis ve onu oldurmustijr. GUI Hayat igeride olmadigma gore onu GUI Ali'nin 
oldurdugune inandirabilmek igin de, GUI Hayat igin hazirlanmis zarfm igindeki mektubu yirtarak 
odada birakmis ve parayi da kendisine almistir. 

Bu gergekle yuzlesen Selahattin, Cemal'i mahkemeye gitmeye ikna edememis ve Cemal 
pesinden gittigi bu adamm pismanligmi gordugunde, aslmda soylediklerine inanmadigmi 
Selahattin' in yuzune haykirmistir. Selahattin uzaklasir uzaklasmaz da intihar etmistir. 

Bu olayla sarsilan Selahattin mahkemede kendisinin suglu oldugunu gunku Cemal'i 
kendisinin bu yone ittigini soylese de mahkeme heyetini yeterince etkileyememis ve orada asil 
suglunun herkesin iginde yer alan seytan oldugu ve bu durumda Tann'nm da varoldugu 
yonunde bir soylemle bitirmistir. Bu konusmanm etkileyiciligini ise son anda Nazli'nm elindeki 
GUI Ali'nin kizgm anlarmdan birinde babasmi oldurecegini yazdigi mektubu okumasi ortadan 
kaldirmis ve GUI AH 20 yil hapis He cezalandinlmistir. 

Ancak Avukat Selahattin ve Kadir, GUI Ali'nin GUI Hayat He Amerika'ya kagmasmi 
saglamistir. Geride kalan Avukat Selahattin aklmi kaybetmis, Kadir ise yan dykulerden birinin 
sonucu olarak gocuklarla elele mutlu bir son sahnede gozden kaybolmustur. 

Bu yan dyku ise GUI Ali'nin yolda oglunun onunde dovdugij bir emekli yuzbasi ve onun 
oglunun hastaligi gergevesinde gelismektedir. Cocuk bu olaydan sonra babasmm GUI AH 
tarafmdan davet edildigi duellodan kagmadigini ve onurlu biri oldugunu iddia ederek turn 
arkadaslanyla kavga etmekte ve sonra da hastalanarak yataga dusmektedir. Kadir bu durumda 
aileye yardim etmeye galissa da gururlu baba bunu kabul etmemis ve daha sonra da GUI Ali'nin 
yardim gabalarmi geri gevirmistir. GUI Ali'nin kagmadan once kendi ulkesinde yaptigi son sey 
ise, hasta yatagmdaki gocugu ziyaret temek ve onun yanmda babasmdan ozur dilemek ve 
ozrunun kabulu igin gocuktan izin almak olmustur. Bu gocugun olijmunden sonra ise arkadaslan 
Kadir etrafmda mutlu bir topluluk olusturmus ve romanm kapanis sahnesini bu olusturmustur. 

Eger dizi romana sadik kalirsa bu dyku dismda goze garpan ve unutulmaz etkileyici bolumij 



Internet Yazilan 345 



isleyebilir. Bunlardan en onemlisi suphesiz ki "Buyuk Engizisyoncu" adli bolume karsilik 
"Menderes iktidarmi" islenebilir. Dini hayati kurtanci yeryuzune indigi ve onu dini liderlerin 
karsilanmasi gibi olacaktir. Daha sonra Menderes, dindarlar tarafmdan insanlan mutsuz 
etmekle suglanir, zira Menderes insanlara segme ozgurlugu vererek onlari mutsuz etmis, oysaki 
daha onceki durumlar zorunluluklanyla beraber insanlara mutluluk igindedirler. 

Goze garpan bolumlerden bir digeri ise Selahattin ve Kadir'in felsefe uzerine sohbetleridir. 
Tann'nm varligi ve yoklugu uzerine odaklanan bu tartismalarda Avukat Selahattin'in 
tanntanimazligi savunusu, rakibine gore gok daha tutarli ve saglam olarak goze garpmaktadir. 

Son olarak ise Selahattin ve Cemal'in sohbetlerinden bahsedilmesi gerekir. Bu sohbetlerde 
Selahattin'in nasil da Cemal'in cinayete giden yolunu hazirladigi son derece ustalikli bir bigimde 
islenecektir. 

DiZiNiN SEMBOLiK YORUMU 

Dostoevsky hem de son ve en gok tartisilan romani olan Karamazov Kardesler uzerine pek 
gok yorum ve elestiri kaleme almmistir. Burada Karamazov Karde§ler7/7 uyarlamasi olan 
Karadaglar dizisi He iginde bulundugu iddia edilen politik sembolizmin smirlan neler olacagidir. 

Bu gergevede ilk olarak ailenin adi uzerinde durulmalidir. Bilindigi gibi Dostoevsky gergek 
yasamda bulunan soyadlarmdan gok kendisinin yarattigi soyadlarmi kullanmistir. "Karamazov" 
da bunlardan biridir. Karamazov admin her seyden once gagnstirdigi diger bir ad ise 
"Karamzin"dir. Rus Devletinin Tarihi adli basyapitm yaraticisi ve erken-Slavofil olarak 
adlandinlan Karamzin'in admin ise Tatar kokenli bir ad olmasi ilging bir tesaduftur. Zira Rus 
devlet gelenegindeki yogun Tatar etkisi unutulmamalidir. Karamzin adi ise "Kara-Mirza" 
kokeninden gelen bir adm Rusgalastinlmasi He olusmustur. Hanedan unvani olan ve bazen de 
dogrudan hanedanm kendisini gosteren bir kelime olarak "mirza" bize ilk ipucunu vermektedir. 
Roman in admi da veren ailenin adi, siyasette bolca rastlanan aile mecazf kullanimmm bir ornegi 
olarak ele almmalidir. Dizinin Karadag Ismi ise "Kara" lakabi eski kullanimda kiymetli ve deger 
ifade eden seyler igin kullanir. Birgok vezir pasa bu lakabi iftiharla kullanmistir. Dag ise 
yukseklik gagnsimi birgok manalan tasimaktadir. 

Bu gergevede bakildigmda agiktir ki, Baba Halit Karadag devlet temsil etmektedir. 
Ogullanyla (halk) anlasamayan, devamli koklu sorunlar yasayan, hatta en buyuk ogluyla ayni 
kadma dsik olarak (aslmda Baba igin ask degil sehvet soz konusudur) iktidar mucadelesine 
giren, ahlaki olarak yozlasmis ve hig kimse tarafmdan saygi ya da siyasal anlamda dusunursek 
aslmda mesruiyeti kabul edilmeyen bir babadir. Ayni zamanda dikkati geken baska bir nokta da 
iki esten almacak mana devletin ilk esi Cumhuriyet oncesi donemi, ikincisi ise Cumhuriyet 
sonrasi donemi veya barmdirdigi etnik halklan animsatmaktadir. 

En buyuk ogul olan GUI AH ise romanm pek gok yerinde vurgulandigi uzere Turkleri 
gagnstirmaktadir. Akilla kavranmasi zor olan, irrasyonel davranislanyla on plana gikan, fakat 
ozde iyi ve siradan bir Turkluk olarak agikga Milliyetgi ideolojiyi temsil etmektedir. Zaten 
annesinin de ilk es olmasi onun ayni zamanda Cumhuriyet oncesi, yani yeni Turkiye'yi temsil 
etmesinin baska bir yanidir. Tabi ki aslmda agiktir ki Milliyetgi dusunceler ve bunu takip eden 
donemdeki Turkguluk de aslmda Ataturk reformlarmm sonucu olmasma ragmen, romantik 
koklerine bagli kalarak, Turkluk Milliyetgi dusuncenin orijinali olarak kabul etmis ve Turkiye'nin 
bozulmamis gergeginin ifadesi olarak ortaya konulmaya galisilmistir. 

Ortanca ogul olan Avukat Selahattin, Turkiye'deki Ataturk reformlanyla zemin bulan Batici 
kanadi temsil etmektedir. 



346 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



En kuguk ogul Kadir, masumiyet ve milliyetgiligi dinle ise ozdeslestiren ve Turkluk ulkusunun 
siyasal iktidar kaygilarmdan da uzak ozunu temsil etmektedir. 

Cemal, gayrimesru ogul ve Baba Halit Karadag'm her daim guvendigi hizmetgisi olarak etnik 
halk yigmlarmi isaret etmektedir. 

GUI Hayat'in iktidan ya da ulkeyi temsil ettigi iddia edilebilecekse de, dikkatli bir okuma, 
aslmda milleti temsil ettigini ortaya koyacaktir. Zira GUI Hayat'in dsik oldugu subay sevgilisi 
Ramiz temasi bunun en onemli kaniti olarak dusunulmelidir. 

Bilindigi uzere Turk inanislarma gore turn Kurtler Turklerin bir boyudur. Ancak bundan sonra 
farkli yonlere dagilmislardir. 

Avukat Selahattin'in GUI Hay at He ilgilenmemesi ve Nazli He GUI Hayat arasmdaki iliski de bu 
gergevede degerlendirilmelidir. 

Nazli agiktir ki Turkiye aristokrasisini temsil etmektedir. Milliyetgilik dusuncelere yakm 
gozukmesine ragmen, aslmda Baticilasmis ve Turkluk idealinden uzaklasmis ve ayni zamanda 
da duskunlesmis aristokrasiyi. 

Kasabanm imami ise bariz birsekilde dintcemaat liderini temsil etmektedir. 

Karakterlerin bu temsilinden sonra oyku de ayni gergevede yeniden ele almacak olursa, 
siyasal bir analiz ve bunun uzerine yukselen hig de iyimser olmayan karmasik ongoruler He 
karsilasilmis olacaktir. 

Dizinin hemen agilismda karsilasilan Baba Halit Karadag ve GUI AH arasmdaki para 
meselesini asil olarak iktidar mucadelesi olarak okumak gerekmektedir. Para ve iktidar iliskisine 
ve hatta esdegerligi sonucuna nasil vardigmm anlasilmasi igin onun maddi sikmti igindeki 
hayatmm ve kumarla gok fazla igli dish oldugu donemlerinin (jeopolitik ve stratejik konum 
geregi) hatirlanmasi gerekmektedir. Ancak burada agiktir ki iktidar kavrami, igine girdigi pek 
gok felsefi tartismadan ayri olarak, yonetim aygitmi elinde tutmak gibi son derece yalm bir 
iktidar anlayisidir. Burada Avukat Selahattin'i kismen ve Kadir'i tamamen bu sorunun dismda 
tutmasi da manidardir. Zira Selahattin'in asla bu gucu eline gegirebilecek potansiyeli tasimadigi 
iddiasmi ve ayni zamanda da Kadir'in temsil ettigi Turkluk ulkusunun kavrami gergevesinde 
zaten bu iktidardan uzak durmasmm kendi kimligine igkin oldugu kabulunu yansitmaktadir. 

Ayni gergeveden bakildigmda GUI AH He Nazli arasmdaki para iliskisi de aristokrasi ve 
milliyetgiler arasmdaki gelgitli iliskiyi yansitmaktadir. Turkgulerin destegini arakasina alan 
aristokrasinin daha sonra Turkluk ideallerine sirt gevirmesi ve Batici dusuncelerin destekgisi 
olmaya baslamasi bu iliskide ifade edilmektedir. 

GUI Hayat'in GUI AH ve Baba Halit Karadag arasmdaki durumuna yukanda deginilmisti. Bu 
iliskide paranm Baba'da bulunmasi ve GUI Ali'nin de GUI Hayat'i elde edebilmesi igin paraya 
ihtiyag duymasi, milliyetgiler ve devlet arasmdaki gerilimli iliskiyi de yansitmaktadir. Bu noktada 
hatirlanmasi gereken en temel unsur, devletin Turkluk politikalarla arasmdaki mesafedir. 

GUI AH ve Baba Halit Karadag arasmdaki sorunun gozumu igin Kasabanm imami'na gidilmesi 
ve fakat bu girisimin tamamen sonugsuz kalmasiyla, dinin politik bir sorunun gozumu igin 
yetersiz buldugu anlamma ulasilmasidir. Zaten buradaki tartismalarda Baba'nm her turlu 
gozumu engellemeye yonelik davranislanna da bakilacak olursa, devletin boyle bir gozume izin 
vermeyecegi dngdrusunijn bulundugu soylenebilir. Bu girisimin bitisi ve Kasabanm I ma mi 'n in 
GUI AH onunde egilmesi ise, Turkluk idealinin zor yollardan gegecegi ve din kesiminin bu suregte 
Turkluk ulkusu olarak sembollestirilen Kadir'i GUI Ali'ye yardimla gorevlendirmesi gok onemlidir. 

Nazli ve GUI Hayat arasmdaki iliskiden gikan sonug ise, Turkluk idealinin aristokratik yapiyla 
asla uyum iginde olamayacagi kabuludur. 



Internet Yazilan 347 



Avukat Selahattin ve Nazli'nm yakmlasmasi ise agik bir sekilde aslmda Baticilarm sadece 
aristokrasi He yan yana gelebilecegi ya da baska bir deyisle Turkluk gergekligine uzak olduklan 
iddiasmin bir yansimasidir. Entelektueller ve halk arasmdaki ugurumu temsil eden Baticilik 
zaten, halkm 6z degerlerinden uzaklasmis aristokrasinin gocuklarmm sapkinligmin ifadesidir. 

Bu arada yuruyen Selahattin ve Kadir'in felsefi tartismalan ise aslmda, Batici dusunce ve 
siyasetin basansizliga mahkumiyetini gostermeyi amaglamaktadir. Yukanda da deginildigi gibi 
Selahattin, Batici siyasal hareketi; Kadir ise Turkluk ulkusunu temsil etmektedirler. Aralarmdaki 
tartismada yer alan Tann'nin varligi konusu siyasal duzlemde sadakat sorununu ifade 
etmektedir. Baslangigta yer alan Baticiligm Turkiye'ye uyumu sorununun yerini ileride devlete 
sadakat ve daha sonrasmda sadakatsizlik ve daha sonra da bunun yerine konacak olan ve 
Turkiye'ye yabanci olmayan gergekliklerin tartismasi izlemistir. Bu tartismalarda Selahattin'in 
argumanlarmin gok daha tutarli olmasi ise, sonug bolumuyle dengelenmistir. Argumanlarm 
gucune ragmen, dogru bambaska bir yerde olabilir dusuncesinin yansimasidir. 

Bu tartismalarm en can alia yam ise kuskusuz ki, Cemal'in bu tartismalar igindeki 
tutumudur. Dikkatle bu tartismalan izleyen Cemal, kendisini Selahattin'in ogrencisi olarak kabul 
etmektedir. 

Bu arada gegen Kadir ve GUI Hayat arasmdaki diyalog, bu sayede GUI Hayat'm Kadir'e buyuk 
bir sempati ve daha da otesi saygi duymasi ve bu yuzden de romanm sonundaki kararmi verisi 
ve Gul Ali'ye baglanmasi, Turk birligi igin dine ve Turk ulkusune verecegi onemin gostergesidir. 
Ona gore milletin birligi de Turkiye'nin esenliginin de ancak Turk ulkusunun etkisiyle var 
olabilirliginin ispatidir. 

Romanda cinayet sahnesi ise zamanm kinldigi noktadir. Buraya kadar gelen vaka analizi 
bundan sonra yerini ongorulere birakmaktadir. Bu sahnede ilk dikkate deger nokta; Turk birligi 
iradesinin (Gul Hayat) devletin iktidarma (Baba'daki para) degil, kendi mesru sahibine (subay 
(kumarbaz Ramiz) yonelmis olmasidir. Ancak Turkluk idealine bu arada Osmanlinin 
tukenmisligini ancak ve ancak milliyetgilerden (Gul AH) gostermektedirler. Bunu ise ancak 
devletle mucadeleye giriserek ve fakat yine de son sadakatsizligi yapmayarak becermektedirler. 
Milliyetgiler buyuk idealleriyle ugrasirken ve Batialar (Selahattin) da etkinliklerini yitirmisken 
ise, derin uykuda gorunen halk (Cemal) firsattan istifade ederek devleti devirmektedirler. 
Turkiye'nin ruhu (Kadir) ise butun bunlar olurken, (Kasabanm Imami) aldigi talimatla, sonugta 
basansiz da olsa, milliyetgilerin yardimma kosmaya galismaktadir. 

Selahattin ve Cemal'in yuzlesmesi, herhalde hem Batialan hoyratga elestiriyor olmanm 
verdigi memnuniyeti hem de hig de istemedigi bu durum yuzunden buyuk bir korku yasamis 
olsa gerektir. lira bu bolumun yeniden okunmasmda karsilasilacak olan politik analiz, 
Baticilarm hazirladigi zemin uzerinde gelisen halk kitle hareketlerinin alacagi tehlikeli durumu 
isaret etmektedir. Cumhuriyet Devrimi'nin burada ongdrulmus oldugu da kolaylikla soylenebilir. 
Hatta boyle olasi bir devrimin niteliklerini de kendince tanimlamistir. Soyle ki; Selahattin eve 
girdiginde, Cemal'in uzerinde babasmm ceketi oldugu halde onu babasmm koltugunda 
otururken bulmustur. Bu ceketin cebinde 3000 lira da vardir. Cemal'in Gul Hayat He higbir ilgisi 
yoktur, hatta aldigi para da Baba'yi oldurmenin kendisinden sonraki bir amag olarak ortada 
durmaktadir. Bu cinayeti islerkenki ahlaki sebepleri bambaska olmasma ragmen, asil derdi ise 
Babanin (devletin) yerini almaktir. Bu durum politik duzleme tasmdigmda ortaya gikan sonug, 
isyanci halk kitlelerin aslen ne Turk birligi gibi "yuce" amaglan hatta ne de iktidar amaci vardir. 
Baticilardan ogrendikleri yarim yamalak bilgilerle devleti devirirken aslmda kendilerinin de 
devletinkinden baska bir yonetim kuramayacaklan iddiasi ortaya atilmaktadir. 



348 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



Cemal'in intihan ise agiktir ki Turkiye'de halki mahkum etmesidir. Kendi halkma 
yabancilasmis ve derinlikten yoksun olarak gordugij bu hareketin ileride kendisine de 
yabancilasacagi ve kendisini ortadan kaldiracagi ongorusu olarak da dusunulebilir. 

Selahattin ve Kadir'in el ele verip GUI Ali'yi ve GUI Hayat'i Amerika'ya kagirmalan ise 
suphesiz ki halkm karsismda Batici liberaller ve milliyetgi sagm basansiz ittifakmi temsil 
etmektedir. Ayrica dikkate deger bir unsur da son anda bile Nazli'nm GUI Ali'ye karsi kin dolu 
tutumudur ki, burada da herhalde aristokrasinin son anda bile milliyetgilik He ban§amayacagi 
yonundedir. 

Sonunda Selahattin'in delirmesi ve geriye aileden sadece Kadir'in kalmasi ise agiktir ki, 
Baticiligm kendi ig geliskileriyle ortadan kalkacagi, buna ragmen Turkluk ulkusunun yeni 
Turkiye'nin din? ve derin ruhunun gelecegi temsil eden gocuklarla beraber Turkiye'de ilelebet var 
olacagi ongorusu ya da umudunu yansitmaktadir. 

Bunlarm dismda onem an eden iki yan oyku de bu politik sembolizmi guglendirmektedir. 
Sadece din? kesimi lanetlemek ve methetmekle kalmamakta, ayni zamanda halki da de din He 
beraber ele almakta ve ozgur iradenin onemine vurgu yapmaktadir. 

Sonuc olarak dizideki politik sembolizme kisaca bakilacak olursa, ilk soylenmesi gereken aile 
mecazi gergevesinde donemin Turkiye siyasetinin bir analizini yapilmaya galisilacak ve bir 
cinayet uzerinden de ongorulerini ortaya konulacaktir. 

Roman gunun politik ortammi ve siyasal aktorlerini kuskusuz ki kendi politik gorusleri 
gergevesinde algilanmis oldugundan, dizide ayni istikamete isaret edecegi anlasilmaktadir. Bu 
gergeveyi ele almak igin ise birkag baslik olarak Devlet, milliyetgiler, dinciler, Baticilik ve ihtilal 
kavramlarma bakilmalidir. 

Dizide son soz romandaki gibi ise her ne gergeklesirse gergeklessin, Turkluk ulkusunun 
gelecegi elinde tutacagi ve Turkiye'de ilelebet yasayacagi inancidir. 

— Omriimiiziin sonuna dek! Turn omrumuzce el ele olahm! Ya§asin Karamazov! diye 
bagirdi. 

Biitiin (ocuklar bu bagin§a bir kez daha katildilar. 



MUHAFAZA (KORUNMA) TILSIMI 

Gunumuzde birgok aileden bir gocugumuz §ehit oluyor. Dua ta§ima inanci olan 
karde§lerimiz igin seneler once yazilmi§ tilsimlardan Kur§un Gecirmez adi ile anilan bazi (tilsim) 
jifreleri insanlanmiza sunarak gonullere huzur vermeyi du§unduk. Cunku insanlanmizin 
kulturunde olan cok jeyler birileri tarafindan surekli §upheler ve inane cercevesi igerisinde §irk 
gibi gosterilerek ellerinden ahndi. Bizim buna gonul razihgi vermemiz mumkun degildir. Askere 
giden bir gocuk Allah'in isimlerini uzerinde ta§imakla §irk ko§tugunu soylemek o ki§i uzerinde 
zafiyete du§mesine sebep olmaz mi? 

insan gonlunun yucelerden gorecegi yardimin vesilelerini aramasi bizce uygun ve gereklidir. 
Soyut inancini kaybeden insanlann somut verileri her zaman igin zayiftir. Zaten dini yonden 
zayif birakilan gencplerimizin bu turlu desteklere ihtiyaci olacaktir. Bu tur tilsimlar §er i§lerde 
tesir etmedigi gibi, hayir yollannda ise, kuvvetli tesir veren iksir ve kimya gibidir. 

Hz. AN kerreme'llahu vechenin rivayet ettigi 12 ismin tilsimini ta§iyan her turlu silahtan, 
bigaktan korunma, buyukler ve yoneticiler yaninda itibar kazanmak ve herkes tarafindan kabul 
gormek igin ta§imak faydahdir. 

^fi! an II ,ft i»u w ** 

A&S. jfc — Tilt tt» « ^n tt *■ .« ^ i^ 

<*£i f>*> >* « »» — ^> * ^ i* a 



SMA . st l_ vt & * a « * n ^ g> 

^VjJfr ^ ^ vi_ fr fr*r* a *■* ^ <* a 



Bu tilsimin da silah, bigak, yilan, giyan, akrep, cin, peri, vah§i hayvanlara kar§i tajindiginda 



350 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



faydasi g6rulmu§tur. 



jvi>- \>Jb\ I .\^j\j^X\i I ,ji \i,^>- Into 1 1 







***? ^ 



4 



w 







Y. 1 Y% ^A^\^ ffi* 









TAHRIF ETTIGIMIZ BIR AYET DAHA 

Bahse konu ayet (Nahl, 90) her Cuma minberde hatip tarafindan okunur. Yanhs 
yorumlamalar ve meallerle bir bolumu eritilerek ve igi bosaltilarak kulaklanmiz duyrulmaktadir. 
Yorumunu size birakarak dikkat etmeniz gereken yerlere isaret edecegim. 

C//}C/}} SS^S si } 1 / 1 its 

Ayetin mealleri 

[016.090] [Dl] Allah suphesiz adaleti, iyilik yapmayi, yakinlara bakmayi emreder; hayasizhgi, 
fenahgi ve haddi agmayi yasak eder. Tutasiniz diye size ogut verir. 



[016.090] [DV] Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiligi, akrabaya yardim etmeyi emreder, firkin 
isleri, fenahk ve azginhgi da yasaklar. O, dusunup tutasiniz diye size ogut veriyor. 



[016.090] [E0] Haberiniz olsun ki Allah size adli, ihsani ve yakinhgi olana atayi emrediyor ve 
fuhsiyyattan, munkerden, bagivden nehyediyor, size va'zediyor ki dinleyip anlayip tutasiniz 



[016.090] [El] Haberiniz olsun ki Allah, size adaleti, iyi davranmayi ve yakinlara yardimda 
bulunmayi emrediyor; hayasizhgi, fenahgi ve azginhgi yasakhyor; dinleyip anlayip futasiniz diye 
size ogut veriyor. 

[016.090] [E2] §uphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayi ve yakinlara bakmayi emreder; 
hayasizhktan, fenahktan ve azginhktan nehyeder. Ogut almaniz igin size boyle ogut verir. 

[016.090] [FK] Allah size adaleti, iyiligi, akrabalara yardim etmeyi emreder. firkin 
davranislan ve igrenglikleri yasaklar. Sozunu tutasiniz diye O, size ogut verir. 



[016.090] [IK] Muhakkak ki Allah; adaleti, ihsani, yakinlara vermeyi emreder. Hayasizhgi, 
fenahgi ve tagkinligi ise yasaklar. Tezekkur edesiniz diye size ogut verir. 



[016.090] [ON] Muhakkak ki, Allah Teala adaleti, iyiligi ve karabet sahiplerine (muhtag 
olduklan seyleri) vermeyi emrediyor ve fuhsiyattan, munkerden, hukuka tecaviizden de 
nehyediyor. Dusunup tutasiniz diye size ogut veriyor. 

[016.090] [SY] Allah baskalanna adaleti, hatta adaletten de fazla olarak ihsani, en guzel 
davranisi ve muhtag olduklan seyleri yakinlara vermeyi emreder. Hayasizhgi, girkin isleri, zultirn 
ve tecavuzij yasaklar. Dusunup tutasiniz diye size ogut verir. 



352 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



[016.090] [TK] §uphe yok Allah, adaleti, ihsani, yakmlara vermeyi emreder; girkin 
utanmazhklardan (fahsadan), kotuluklerden ve zorbahklardan sakindinr. Size ogut 
vermektedir, umulur ki ogut alip-diJsunursunuz. 474 



Bagy: Turce kullanimda olan bir kelimedir. Azginhk. Zulum, Isyan. * istemek, talep etmek. * 
Haddini tecavuz etmek. * Yaranin sismesi. * (Yagmur) §iddetle yagmak. 475 

Bagi, Bagy : istemek; istemede ileri gitmek; gabayla arzulamak; sinin asmak; hakkiyla 
yetinmeyerek baskasinin canina, mahna, irzina kasdetmek; saldinya yeltenmek veya saldirmak; 
haksiz yere yukselmek isteyerek tecavuzde bulunmak; kendisine sulhun yollan ve bigimleri 
gosterildigi halde haksizhkla ust olma sevdasi gutmek. Bagy "bega" fiilinin mastan ve isim 
olarak kullanihr. (islam Ansiklopedisi) 476 



Mealier, Hayran2.3 ten ahnmi§tir. 
Babylon Sozluk 
Eski Tiirkge lugat 



BIR "DUGUN GECESI" DENEMESI 

"igki-sigara zarar dedinuz icmeduk; 

kirmizi et, hamurisi, kizartma tez oldurur dedinuz yemeduk; 

harama yaklasma gijnahtir dedinuz, yaklasmaduk. 

iyi de ne oldi? 

-TEMEL'iN MEZARTA§INDAN- 

insanlar boyledir; bilmedikleri seyler hakkinda bile konusmaya bayihrlar. 

Editor, bu sayinin konusunu zihninde evirip cevirirken, "olum hakkinda konusmak icin ilia da 
olmus olmak gerekmez" hukmune guvenmis olmah. Bu sayiya katkida bulunanlar da dahil, 
gunun birinde herkes olecegine gore olum hakkinda konusma hakkina sahip oldugumuz 
du§unulebilir; ne var ki olum, safhalan hakkinda higbir sey bilmemize ve gozlemlememize 
imkan vermeyen, ucu kapah bir tecrube. Akhn "hav§a"sina takilarak odakladigi her obje 
hakkinda soyle veya boyle bir sonuca ula§an bir matkap ucunu andiran bilim, olumu "konu disi" 
kabul etmekte mazurdur. Olum sozkonusu oldugunda "guvenilir" bilgi toplama usulleri ise 
yaramaz hale geliyor ve muphemin alacakaranhgi ile basbasa kahyoruz; teknik acidan 
metafizikcileri, "disipliner zevk" hususunda kendinden gedrtecek kadar muphem bir alan. 

Olgunun fizikT vechesi ile ilgilenenler, "biyolojik 6lum"un tarifi, gostergeleri, hukukT 
sonudan, kesin zamani ve sebepleri konusunda birbirleriyle didisirken meseleye metafizik 
"veri"lerle yaklajanlar olumden soz edildiginde, sanki kavrami ilk defa duyarmi§ gibi bilgigge bir 
tecahul-i arifane yaklajiminda bulunarak, 

"Olum mii; neden bahsediyorsunuz? Olum diye bir§ey yoktur ashnda!" demeye getiren 
yurek ferahlatici §eyler soyledikten sonra konuyu tathya baghyorlar: 

"Oliim bir tebdil-i mekandir, bir boyuttan digerine gegmektir; ten kafesini terk etmektir". 
EzelT ve ebedT a§kin mektebinde okuyanlara gore olum, "uykudan uyanmak gibidir"; uyanmak 
ne kadar fena ve izdirap verici ise, olmek de oyledir; hakikatle yuz-yuze gelmek, bir ba§ka 
nokta-i nazardan a§ikm ma§ukuna kavu§masidir. Celadeddin-i RumT "§eb-i arus"tan bah- 
sediyor; dugun gecesi! 

OL DE GOR! 

Siz pekala, "bu metafizik^iler de i$in latifesinde; biz burada, bir gun olecegimizi bilmenin 
asap bozucu beklentisi iginde soguk terler dokerken adamlar neredeyse damat tra§i olmanm 
faziletinden bahsediyorlar" jeklinde du§unebilirsiniz. Olum anindaki canhlann muzdarip hal- 
leri, olguya seyirci olarak katilanlarda otedenberi olumun dehjetli, izdirap verici, korkunc ve 
me§'um oldugu yolunda onyargilar uyandirmi§tir. Olum aninin ve ondan otesinin mahiyeti 
hakkindaki genel kabullerin kulturel faktorlerin tesiri altinda farkh ozellikler gostermesi, uyanci 
olabilir: Mesela Amerikan ruyasmin §uur altini de§ifre eden Hollywood yapimlannda bu olgu, 
"hortlak" karakteri bigiminde bir kabus faktoru olarak gorunurken islam kulturunde hortlak 
figurune tesaduf edilmemesi dikkat cekicidir. Olum, tecrubeye kapah bir olgudur ve tecrubenin 
imkanizlastigi yerde kultur kahplannin besledigi muhayyilenin devreye girmesi kacinilmazdir. 
Bu paragrafi kisaca soyle yorumlamak da mumkun: "oliince goriirsun birader!" 

I'LGiNQ BiR FiRAR PLANI: OLUMSUZLUK 

Yasayan herkesin olumlu olmasi kadar tartismaya degmeyecek baska hangi varsayim 
gosterilebilir? insanlarm dogustan kazanilmis esit haklara sahip olmasi bir temenniden ibaret 
kahrken, diinya nimetlerini esit olmayan hisselerle paylasan onca insanin oliimde 
esitlenivermesi size de garip ve hatta "hileli" gorunmuyor mu? Olumdeki esitligin ashnda 



354 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



haksizhk oldugu kanaatini besleyenlerin sayisi hie de az degildir: 

OlumsiJzluk arzusu mitolojik devirlerden baslayarak, kendi mitolojisini insa etmek icin 
didinen modern zamanlara kadar bilinen tarihin her devrinde, olumun adaletsizligine 
samimiyetle inanan pek cok insani umitle harekete gecirdi. "iksir" veya "ab-i hayat" arayanlar, 
butun insanhgin olumsuzlugu gibi demokratik bir davanin pesinde degillerdi; herkesten once 
sadece kendilerinin olmemeleri gerektigine inaniyorlardi. Olum kapanina sikisip kalmamak icin 
birseyler yapmaya cahsmak, her faninin omrunde en az bir kere zihninden gecen bir firar plani; 
olumij sonsuza kadar ertelemek isteyenlerin "bu kadar bos vakitte" neler yapmayi 
tasarladiklanni bilemeyiz; galib ihtimalle Olumluler arasinda bir olumsuz olmak ve her yenilgiyi 
fersddelestirecek (eskimis-yipranmis) kadar cok zamana sahip olmanin avantaji, onlan tatmin 
ediyor olmah. 

OlumsiJzluk arayisinda olanlan sanki marjinal (uclarda bulunan) bir grup olarak nitelemekle, 
basta bu satirlann yazan olmak uzere, okuyuculan da gunun birinde fena bulmaga nza 
gostermis kisiler gibi farz ettigimi goruyorum; bu haksizhk. OlumsiJzluk refleksi herkeste var. 
Baska bir soyleyisle teorik olarak elbette olecegiz ama en azindan hemen degil; 

Oyle degil mi? 

OOLMEDi, YA$IYORAMA... 

Hie olmemek, yani, islam terminolojisi ile "hayy" ve "bak?" niteliklerine sahip olmak ashnda 
kaba bir soyleyisle Tann'ya ait olan niteliklerini iktisap etmek anlamina geliyor. Kur'an-i 
Kerim'de "Allah'in sifatlan" olarak isaretlenen ve islam kulturunde "esma-i hijsna" olarak bili- 
nen vasiflar, esasen yaratilmis insanda kismen mevcut bulunan ama mutlak mana ve 
kapsamiyla ancak Allah Teala'da tecelli eden bir ozellik gosteriyor. Mesela, "Hayy" (diri olmak) 
"Sem'i" (her seyi isitmek) "BasTr" (her seyi gormek), "AITm" (her seyi bilmek), "KadTr" (iktidar 
sahibi olmak), "Rezzak" (gegimlik nzkin sahibi ve dagiticisi olmak), "Kayyum", (kaim, ebedi var 
olmak), "Gam" (higbir seye ihtiyaci olmadan vermek), "HakTm" (hukum sahibi olmak), "Adl" 
(mutlak adalet mercii olmak) vb. nitelikler, insanda kismen mevcut bulundugu halde mutlak 
oleekte ancak Allah Teala'ya ait olan kabiliyetlerdir. 

insandaki Tannlasma, Tanri gibi davranma egilimi fitrattandir ancak insan olum kapanina 
girdigi andan itibaren Tanri gibi olmak emelinin en dramatik yenilgisine ugramaya daha 
bastan mahkum olmus bulunuyor. Kaide teskil edecek kadar uzun bir istisnalar listesi haricinde 
kimsenin, olumlu bir "Tann"ya higbir "kul"un pabuc birakmayacagini tahmin edebiliriz. Mutlak 
monarsilerin (hukumdarhk) gozu kara teorisyenleri tann-krallann ashnda olmediklerini, form 
degistirdiklerini, istirahata cekildiklerini, hulul ettiklerini ispatlamak icin akla hayale gelmedik 
izahlar gelistirmemisler miydi? 

Ne var ki olum, olumlulerin -tarn anlayamasalar bile- kolayca hissettikleri bir seydir. 

OLUMLU TANRILAR 

Tanri, insanlan olumlu kilmakla ashnda onlarm Tannlasma icgudijlerine kesin ve nihat bir 
set gekmistir. 

Olumsuzlugu basaramayan insan, Tanri gibi olabilmek ugruna elinden geleni ardina 
koymadiktan sonra bir yerde yelkenleri indiriverecektir. 

Diri kalmak icin hayata butun tirnaklarim gecirdikten sonra, bazen olumlu oldugunu bile 
kabullenecek zaman bulamadan dlur; boyle oliimler dramatiktir. 

insanin drami, olumsuzluk arzusunu besleyecek kadar verimli bir balciktan yaratilmis ol- 
masina ragmen, olmemeyi basaramayacak kadar gucsuz olusundan doguyor; bu hakikatin fark 
edilmemesi ise faciadir; nam-i diger trajedi! 



Internet Yazilan 355 



Mukaddes metinlerden anlasilan odur ki Tann, insanin kendisiyle rekabet etme refleksini bir 
"veri" olarak insana yerlestirmis, onu "niisha-i sugra" sayilabilecek (bir ucu kapah) ilahi 
vasiflarla donatmis ve sonra ona Tann'yla rekabet etmek yerine vakiayi anlayip kabullenerek 
itaat etmesini dilemistir. 

SemavTdinler, kisaca insana nigin Tanrilasmamalan gerektigini ogretir. 

insan bu rekabette gucsiJz ve eksik donanimhdir; fitratindan aldigi kabiliyetlerle Tann'yi 
andinr ama tasidigi ilahi ozellikler, ashna oranla bir "demonstration" (delil-ispat) dan ibarettir; 
"mutlak"a acilan ucu kapahdir. Bilebiliriz ama her seyi degil, gorebiliriz, duyabiliriz ama bazi 
seyleri; muktedirligimiz sinirhdir, hukum verirken yanildigimiz da olur ve neticede tibbT 
gerekcesi ne olursa olsun oluveririz. 

Bir Tann'nin ufiiriik bir sebepten olmesi kadar dramatik ne vardir ki? 

DRAM VE TRAJEDI' 

Drama devam ediyor: Her nesil, asla Tanrilasamayacagim kendi tecriibeleriyle ogrenmek 
"zevk"inden vazgecmiyor. TibbT analistler, biyoloji perspektifi uzerine yogunlastirdiklan ozel 
dikkatle olumun biyolojik ve mekanik sureclerini parcalara ayirarak temel hucre bazinda 
surekliligi hangi faktorun engelledigini tanimaya cahsiyorlar. Yedek organ endiistrisi, gen 
muhendisligi, kozmetik sanayii, saghkh ve uzun bir dmiiriin gerekleri icin aynlan fonlar, 
simdilik silahlanma giderleriyle mukayese edilmeyecek kadar kucuk gorunse bile, bir onceki 
yuzyila oranla dev rakamlara ulasti ve bu arada insan omrunun ortalamasinda kayda deger 
artislar da kaydedildi. Bu, isin dramatik tarafi; dramatik aksiyona bel baglayanlar ise nedense 
hep trajik bir akibetle karsilasiyorlar. 

Hala olup duruyoruz! 

QENGELE ASILAN SORU 

Olumun olumlu yanlanni gormek icin bir nekrofil (olu sevicilik) olmak gerekmiyor; olumun 
kacinilmazhgi bilinci, insanda olume ragmen olumu asmak arzusunu da kamcihyor. Bizden 
sonraya kalmasini arzuladigimiz seyler listesinin cogunlukla "iyi §eyler"den murekkep olmasma 
mim (son isareti) koymahyiz. Keza "gecicilik" bilincinin islerligi de insan tabiatinda genellikle 
yumusatici bir tesir insa etmis ve olum, insanin "transcendental"(soyut-askin) tarafini 
gelistirmistir. 

Olum karsisindaki felseft tutumumuzun "hayat" gorusumuzu belirlemesi izahi hie de kolay 
olmayan bir celiski: 

inkar, aldirmazhk veya iman; hangi tavir benimsenmis olursa olsun dlum fikri hayati idare 
ediyor. Kavrayis derecesi ne olursa olsun olume endeksli bir hayati surukluyoruz. Bu durumda 
Hristiyan veya islam mistiklerinin "Momento mori" veya "6l£im var" ikazlan, mistik cerce- 
vesinden siynlarak butun alanlan kaplayan bir hikmet gecerliligine donusuyor. 

Hemen her devirde, yasayanlan olulerin idare etmesi ise bir baska ilginc boyut. 

Olumu hayatin antitezi gibi gormek, bir nevi zihin bulanikhginin eseri olabilir; hayatin olumle 
anlam kazandigini bizzat fark edemeyebiliriz ama zihnT yolculuklar, tecrubeye imkan vermeyen 
durumlann tasavvurunu mumkun kihyor. Olume dusmanhk manasiz, olumperestlik (nekrofilia) 
da oyle; olum yokmus gibi yasamak, once baskalanni sonra da bizatihi nefsi incitiyor. 

Sehirlerimizin eski dokusu, kabristani bedesten, kulliye, pazar, meydan, gkmaz sokak gibi 
sehir dokusunun tabii uzantisi kabul ederdi. Mezarhklan sehir disina suren "imara" yaklasimi, 
olumu gundelik hayattan surgun etmeyi amacliyor sanki. Cami avlusundaki bir tabutun et- 
rafinda beklesirken kederini, tedirginligini ve saskinhgini gizleyemeyen kara gozluklu simalar, 
ashnda olum fikrini zihninde nereye yerlestirecegini o ana kadar tesbit edememis olmanin 



356 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



gerginligini aksettiriyorlar. §ehirlerimize olum, ashnda bize ait olmayan bir unsur gibi ugruyor 
ve onu bir an once §ehir di§ina cikanncaya kadar rahat edemiyoruz. 

Olum fikrinden bu kadar uzakla§mak, hayata o nisbette yakla§mak anlamina mi geliyor 
yoksa? 

Suali cengele asiyorum; dileyen kendi cevabmi ayni cengele ili§tirsin. 

"OBURTARAF POSTASI NigN iYi i§LEMJYOR? 

Hie §uphesiz "obur taraf'tan haber alabiliyor olsaydik, hayat tarzimiz, e§yaya baki§imiz, 
dunya goru§umuz ba§tan ba§a degi§ir, belki kurdugumuz medeniyetler bile farkh bir cehreye 
burunurdu. Hayatin bir ucunun olum fenomeni (olgusu) ile kapatilmi? olmasi, kimilerinde 
bilgisizligin dogurdugu bir umitsizlik haleti yaratsa bile bu gergegin dunya hayatina daha 
heyecanh bir boyut kattigini inkar edemeyiz. 

Her zaman farkinda olmasak da butun insan ili§kilerini her birimizin olumlu oldugunu bilmek 
yonetiyor diyebiliriz. Olum fikriyle garip bir mutabakat halinde ya§iyoruz; "o an"dan hem 
gekiniyor, hem de olumlu bir suregte ve her cihetten sinirlandinlmi§ olmanin bilinciyle hig 
olmeyecekmi? gibi davranabiliyoruz; olum bizi insanla§tinyor ve bizi tabii boyutlanmiza irca 
ediyor. 

"Oteki taraf" hakkmda, o cok guvendigimiz bilim metoduyla erisebildigimiz hie bir bilgiye 
sahip degiliz. Butun dinlerin varhginda ittifak ettigi o boyut, ilmT dikkatlerin nufuz edemedigi 
derecede mechul ve boyle kaldigi surece falcilar ve medyumlar, sirf oteki taraftan -fasik da 
olsa- haber getirebildikleri ign asla gecim sikintisi cekmeyecekler. 

HEPiNiZE iYi YOLCULUKLAR 

Olum hakkindaki her yazi, fazlaca g'gnenmi§ olmanin tatsizhgi yuzunden "beylik" nitelikler 
tajimaya mahkum gibi gorunuyor bana. Bu du§unme temrinine sonuna kadar katlananlar, 
netice itibariyle kendi temrinlerini (ali§tirmalan) zenginle§tirmeye medar (dayanak) olacak 
§eyler bulabilirlerse sevinirim. Olum fikrine ne §ekilde yaklajmi? olursak olahm, bu satirlann 
yazan da, okuru da sirayla uzun bir yolculuga gkarak, 

"Geni§ kanatlan bo$lukta simsiyah aglan 

Ve arkasinda gune§ dogmayan biiyuk kapidan 

Geg'nce ba$layacak bitmeyen sukunlu gece" 

de bulujacaklar. 

Bu kagnilmaz ve donulmez seyahatte ancak yol arkada§lanmizi ve yol dujuncelerimizi 
belirlemek hakkina sahibiz. 

Hep yalniz oluruz; ben kendi nefsime bu yolculuktaki yol arkadajlanmin "obijr tarafi ciddiye 
alan insanlardan olmasim tercih ederim. 

Hepinize iyi yolculuklar! 477 



477 ALKAN Ahmet Turan Yol Turkuleri [Kitap]. - istanbul : Otugen, 2000, s. 79-84 



TAYYIBETU'L-EZKAR (MEDINE HATIRALARI) DERVI$ AHMED 
PE$KARI 

RASULULLAH SALLALLAHU ALEYHi VE SELLEME BORCUNU ARZ ETME™ 

Bilinmeli ki, kameri aylardan Zilkade'nin on yedinci gecesi, aksam ile yatsi namazi arasi 
cumle §ehir halki Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin saadetli huzuruna borcunu arz edip 

"Ya Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem su miktar borcum var, ihsan eyle!" 

diye salat u selam ederek sebike' 479 den iceriye bugday birakirlar. Oraya biriken bugdayi aga- 
lar ahp ekmek yapar ve bazi kimselere hediye ederler... 

Tecrube edilmistir. 480 O sene hacilar gelip gittikten sonra bir kimsenin dunyada hie bir 
bildigi, tamdigi olmasa bile, borcu kadar bir para veya mal kendisine nasip olur. Hatta bu 
satirlan yazan bicare din kardesiniz o gece soyle dusundum: 

"Borcum yok, bu sereften mahrum olmayayim, benim de Rasulullah sallallahu aleyhi ve 
sellemin defterine ismim kayd olsun..." dedim ve bir miktar bugday ahp 

"Ya Resulallah bu bicare Dervis Ahmed'i ihsan hediyenle sevindir" deyip salat u selam 
ederek biraktim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin yuzu suyu hurmetine o sene bugdaylar 
adedince bu fakire altin nasip oldu. istanbul'dan beklenmeyen yerlerden mektub ile surre (kese 
kese) ile akcalar geldi. Hatta Erzurum'dan kirk kurus geldi. iste, Huzur'a borcunu arz etmek bu 
sekilde denenmistir. Medine'nin esrarh ve hikmetli islerindendir. 

Bilinmeli ki, Medine halki su vak'ayi anlatmislardir: 

Bir kimse ailesiyle soyle bir ahid yapmis: 

"Bu sene seninle kanaat edelim, hie bore yapmayahm. Zira her sene Huzur'a varip Ya 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem su kadar borcum vardir demekten utamyorum..." 

Bu dedigini tutmus ve o sene hie borca girmemis. Ama gecen seneden bugdayciya bir altin 
borcu kalmis, lakin hatinndan cikmis. Ta ki, halkin Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin 
huzuruna borclanni arz ettikleri gece gelmis, herkes toplanmis borcunu bildirmis. 

Ama o zat, borcum yok diye gelmemis. O kimse ruyasinda (mana aleminde) gordu ki, Huc- 
re-i §erif acilmis, bir yuce divan kurulmus, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz 
saadetle bir kursu uzerine oturmuslar, butun ashab o mecliste hazirlar... Velayet §ahi Hz. AN 
kerreme'llahu veche Efendimizin elinde bir defter var, o deftere gore sahabe efendilerimiz ehl-i 
Medine'yi birer birer huzura goturuyorlar. 

"Ya Rasulullah, filan oglu filandir, su kadar borcu var..." 

diye arz ediyorlar, Efendimiz de "verilsin" diye emir buyurduklannda §ah-i velayet Hz. Ali 
kerreme'llahu veche Efendimiz elindeki deftere kayit ediyorlar... Ruyayi goren kimse de huzura 
varip Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem arz olundukta Efendimiz ona soyle hitap etmisler: 



Kocamustafa Pa§a ser-zakiram Dervi§ Ahmed PejkarT Efendi, 13'iincu hicrT asrm ba5lannda Medine-i 
Munevvere'ye gider, orada bir sene kahr, gordiiklerini de bu kitapta anlatir. O devirde Rasulullah 
sallallahu aleyhi ve sellemin sehri Medine'de, Harem-i 5erifinde nasil bir dint hava vardi? Edebler, 
merasimler, adetler nelerdi? "Tayyibetii'l-Ezkar" (Tath Hatiralar) adim verdigi bir risalede bunlar guzel 
bir uslupla yazilmi§tir. Peskart Dervis Ahmed Tayyibetii'l-Ezkar (Medine Hatiralan) [Kitap]. - Istanbul : 
Bedir Yaymlan, 1979, s. 41-48 

Kabr-i saadeti geviren giimus ve altin koruma 

Tarafimizdan da tecrube edilmistir. Medine-i Miinewere'de bu tarihte bulunamayanlar bulunduklan 
yerlerdeki sahabe kabirlerine veya buyiik zatlann ziyaretine giderek bu usulleri uygulayabilirler. 
(ihramcizade ismail Hakki) 



358 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



"Gefen seneden bugdayciya bir altin borcu var verilsin, onun bu sene bize ihtiyaci 
yoktur." 

Adamcagiz ah u ederek ile vucudu tirtir titreyerek §iddetle aglaya aglaya uyaninca yuzu ustu 
surunerek Huzur-i Saadete vanp Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin esigine 

"Aman ya Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) beni affeyle, ben kimim ki sana 
ihtiyacim olmaya... On sekiz bin alem sana muhtaftir ya Rasulullah, El aman, el-aman!..." 

diye aglayip inleyerek tevbe ve istigfar etmis... Ve ondan sonra da omrunun sonuna kadar 
borgsuz kalmamis diye anlatirlar. Bu yuzdendir ki, orada borgsuzluk ovulen bir sey degildir. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine ehlini kimseye muhtag etmez. Onlarm kalp 
zenginligi ve duzgun halleri vardir. Hemen Cenab-i Hakk cumlemize hayirli sonlar nasip eylesin. 
Amin... 

VELADET MERASiMl' 

Bilinmeli ki, bir kimsenin bir gocugu dunyaya gelse. Medine 'nin ddetine gore kirkmci gunu bir 
kat yeni elbise giydirip, tertemiz yikayip, sagmi tarayip gulsuyu ve gul-yagi ile kokulayip akraba 
ve yakmlan da yeni elbiseler giymis olduklan halde aksam namazmdan sonra Hucre-i Saadete 
gotururler. Cumle agalar Hucre-i Saadete ddhil olurlar. gocugu ya hizmetkdr, ya nakib-i Harem 
eline alip 

"Destur destur ya Rasulullah" deyip saldt u seldm ederek turbe ortusunun altma koyup 
ustunu orterler. Cumlesi ayakta saldt-u selama baslarlar. Yirmi dakika miktari gegtikten sonra 
yine 

"Destur ya Rasulullah" diye masum yavruyu yerinden alirlar, anasma teslim ederek evine 
gotururler. 

Medine'de herkes bilir ki, ne kadar cok aglar bir cocuk da olsa, hig sesini gikarmaz. Genellikle 
gocuklar turbe ortusunun alimdan gikartilirken agizlarmi oynatirlar. Rasulullah sallallahu aleyhi 
ve sellem Efendimizin mubarek elleriyle hurma yedirdigini soylerler. Onun igin Medine'de dun- 
yaya gelenin baska beldelerde doganlar uzerine bir ustunlugu vardir. Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem elinden hurma yedigi igin. Medine halkma sevgi beslemek, Efendimize sevgi 
beslemek demektir. £unku onlar, o yuce zatm hemsehrileridir. Cenab-i Hakk her zaman 
kalbimizde muhabbetlerini gogaltsm. 

Amin... 

Medine Ehli comert, ikramci kimselerdir. Hatta Hac mevsiminde bir adamm evinde misafir 
olmasa, yemekler yedirilmese, Medineliler katmda o kimse kusurlu ve ayipli bir kimse olur. Zira 
derler ki: 

"Eger sen adam olsaydm senin hanende birka? haci misafir edilir, yedirilir ifirilirdi." 

Bu sebeptendir ki, bildik bilmedik her kim olursa karsilarlar, rica ederek evlerine davet 
ederler, yemek yedirirler, gamasirlarmi yikarlar, altlarma temiz dosekler sererler; velhasil erkegi 
ve kadmi dyle ikram ederler ki, senin onlara verdigin ikrami (ucreti, bahsisi, hediyeyi) sana 
masraf ederler. Neticede seni mahcup ederler. dyle olunca, bize layik degildir ki, beldemize 
gelen Medinelileri misafir etmekten yuz gevirelim. Cenab-i Hakk muhabbetleriyle kalbimizi 
doldurup daima haklarma riayeti bize muyesser kilsm. 

Amin. 



ALLAH TEALA'NIN BiLMEDiGiMIZ HAS KULLARI 

islam literaturunde varhklar; melek, insan, cin ve diger kullar olarak siniflara aynhrken 
bunlann icindeki siniflamalarda kesinlik arz etmeyen bircok hususT durum vardir. Bizim buradan 
asil ulasmak istedigimiz konu cogunlugun dikkatinden kacan bir mevzudur ki konuyla alakah 
tasavvufta Hizir aleyhisselamin defterine kayith olmayan insanlardan bahsedilmesidir. Bu 
insanlar gercekte hakikaten var midir? Bu insanlar hakkinda yapilmis bir arastirma olup 
olmadigini bugun icin bilemiyorum. Bu konuyu dusunmemize neden olan meleklerin secde 
etme meselesindeki ihtilaftir. Alimler butun meleklerin Adem aleyhisselama secde etme 
meselesinde ihtilafa dusmuslerdir. Soyle ki; 

Meleklerin Hz.Adem'e secde etmelerini konu alan turn ayetlerde melaike (melekler) 
kelimesinin cogul olarak gelmesi ve ozellikle Hicr, 15/30 ve Sad, 38/73 ayetlerinde (fesecede'l- 
melaiketu kulluhum ecmaun) "Derken butun melekler topluca secde ettiler." te'kid ifadesi 
olarak yer alan kulluhum (meleklerin tamami) ve ecmaun (topluca) kelimelerinin kullanilmasi, 
soz konusu secdenin butun melekler tarafindan yapildigini gostermektedir. Alimlerin buyuk 
cogunlugu da bu gorustedir. 88 defa pes pese gelen bu te'kid ifadeleri meleklerin bir kisminin 
secde etmemis olabilecegi ihtimalini ortadan kaldirdigi gibi, meleklerin tamaminin ayni anda, 
bir defada ve topluca secde ettikleri anlamini daha da pekistirmektedir. 

GazzalT (505/1111), RazT (606/1209), Muhyiddin ibnu'l-ArabT (638/1240), MevdudT (6.1979) 
gibi bir grup alim ise Hz. Adem'e secde eden meleklerin yalnizca yeryuzu melekleri oldugunu, 
bir kisim meleklerin veya gokteki meleklerin ise Adem'e secde ile emrolunmadigi gorusunde 
olmalandir. Bu alimlerden GazzalT, Adem'e secde eden meleklerin, insan cinsinin koruyucusu 
olan yer melekleri oldugunu, gokyuzu meleklerinin ise Hz. Adem'e secde etmedigini 
belirtmektedir. RazT ' de konu ile ilgili ayetlerde gecen melaike (melekler) kelimesinin zahirinin 
butun melekleri kapsadigini, ancak "$Qphe yok ki Rabbinin katmdakiler O'rta kulluk etmekten 
asla kibirlenmezler, O'rtu tesbih eder ve Yalniz O'rta secde ederler." mealindeki A'raf, 7/206. 
ayette yer alan "Yalniz O'na secde ederler." kisminin hasr ifade ettigini ve soz konusu ayette 
belirtilen meleklerin yalnizca Allah'a secde ettiklerine delalet ettigini belirtmektedir. Dolayisiyla 
ona gore, soz konusu ayette belirtilen meleklerin Allah'tan baska bir varhga yani Hz. Adem'e 
secde etmeleri soz konusu degildir. Buna gore bir kisim melekler secde ile emrolunmamistir. 
RazT sozunu ettigi A'raf, 7/206. ayetten hareketle gokteki meleklerin secde ile emir olunan 
melekler arasinda yer almadigini soylemektedir. Ancak RazT, tefsirinin bir baska yerinde "Onlar 
(o melekler) yalniz Allah'a secde ederler." A'raf, 7/206 ile "Derken butun melekler topluca 
Adem'e secde ettiler." Hicr,15/30; Sad, 38/73. mealindeki ayetlerin nasil bagdastinlacagini -zira 
bu ayetlerin ilkinde, meleklerin Allah'tan baskasina secde etmedikleri anlatihrken, ikincisinde 
onlann Adem'e secde ettikleri anlatilmaktadir. Konuyu aciklarken yukandaki gorusunden farkh 
olarak sunlan soylemektedir: "Ayetteki 'Onlar (o melekler) yalniz Allah'a secde ederler.' 
ifadesi, meleklerin Allah'tan baskasina secde etmediklerini anlatir. Bu da, umumT bir ifadedir. 
Ama, "Derken butun melekler topluca Adem'e secde ettiler." ayeti, has bir ifadedir. Has ifade, 
nazar-i itibara ahnma bakimindan umumT olan ifadeye gore onceliklidir." Burada RazT'nin yer 
yuzu ve gok yuzu melekleri diye bir ayinma gitmedigi gorulmektedir. RazT her ne kadar yukanda 
bir kisim melaikenin Adem'e secde etmediginden soz etse de, buradaki ifadesinden, meleklerin 
tamaminin secde ettigini farkh bir izahla ortaya koydugunu soyleyebiliriz. Bu arada AlusT 
(1270/1854)'nin, Hz. Adem'e secde eden meleklerin yalnizca yeryuzu melekleri oldugunu 



360 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntas 



savunanlann goruslerini isabetli bulmayarak reddettigini belirtmeliyiz. Resit Riza (1323/1905) 
ise secde eden meleklerle ilgili farkh bir yaklasim ortaya koyarak, 'Hz. Adem ve soyunun emrine 
verilen melekler, Allah'in yasalanni yonetmekte olan arz melekleri oldugu' yorumunda 
bulunmaktadir. Suleyman Ates'in konu ile ilgili degerlendirmesi ise soyledir: 

"Kanaatimize gore Hz. Adem'e secde eden melekler, Allah'in yeryuzune hakim kildigi 
tabiat kuvvetleridir. Tabiat kuvvetleri, insamn hizmetine verilmis, insan, akil gucuyle onlara 
hakim olmu§tur." Ates'in bu gorusunun 

"Hz. Adem'e secde etmeleri emrolunan melekler, bitkisel ve hissT hareketsel hayvanT 
guclerdir. Cunku bu kuwetler, insan bedeninde ruh cevherinin hizmetcileridir. Secde etmeyen 
iblis ise, akil cevherine karsi gelen, vehmT kuwettir" seklinde ifade edilen ve bir kisim Sufiyyeye 
ait olan gorusle paralellik arz ettigi dikkat cekmektedir. 481 

Meleklerin icindeki bu durum muvacehesi ve sahsT tecrubelerimiz isiginda ve tasavvufun ic 
dunyasinda bazi insanlann durumlan ile ilgili cesitli konularda surekli Allah Teala'nin ayricahkh 
kullanndan bahsedilmesi ile bu konuyu irdelemek ihtiyaci hasil olmustur. Bahse konu ettigimiz 
insanlann ozellikleri o derece ileri varmistir ki, onlardaki durumlan bilmek anlatmakta pek 
mumkun olamamistir. 

Bu kisilerin bulundugu zaman ve toplum icinde kimlikleri, Allah Teala'dan baska hie; bir 
etkiye acik olmamalanyla ozellik arz etmeleri, onlar hakkinda cok yorum yapmanin onune 
gecmektedir. Ancak bu kisiler hakkinda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; 

"Ben su adam olmak isterim ki, ben, butiin mukarreb veliler, nebiler ve rasuller o olmak 
isterler. O adam, zevkt ve vicdant bir is (durum) olup, onun yamnda soz bitmis, sahifeler 
durulmus, kalemler kaldinlmistir. Kim ona iman eder ve giyabmda onu tasdik ederse, imam 
kemale erer, iz'ani sadik olur ve emniyette olan kimselerden olur." 482 

Bahsedilen bu kisilerin zamanimizda da bulundugu muhakkaktir. Bunlar ne bir seyhin, nede 
bir iistadin eli altinda, terbiyesinde, kontrolunde surekli durma imkanlan yoktur. 483 Onlar 
surekli hareket eden daglar misali Allah Teala'nin emrine boyun egmis kutsT kullardir. Onlar 
ehadiyyetin ve askin zirvelerindedir. Onlar ancak ve ancak Hakk'in huzurunda kaim kisilerdir. 
Bunlara Has Oda Sakinleri ve Hakk yolu kurbanlan adi verildigi de olmustur. 

Son soz olarak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin iki hadis-i serifi ile konuyu 
noktalayahm. Allah Teala buyurdu ki; 

"Beni talep eden beni bulur; beni bulan beni bilir; beni bilen bana asik olur; bana asik 
olam ben katlederim; benim katlettigim kimsenin diyeti benim uzerimedir; diyeti benim 
iizerime olan kimsenin diyeti ben olurum; diyeti ben oldugum kimse ile de benim aramda 



Hasan KESKiN, Kur'an'da Meleklerin Hz. Adem'e Secdesinin Yorumu, Cumhuriyet Universitesi ilahiyat 
Fakiiltesi Ogretim Uyesi. 

Osman TURER, HarTrT-Zade'nin, Siilukun Mertebelerine Dair Bir Risalesi:Feyzu'l-MugnT min Sirri Hadtsi 
'Men Taleben? Tasavvuf | ilmt ve Akademik Ara§tirma Dergisi (ibnu'l-ArabT Ozel Sayisi-2), [2009], sayi: 
23, ss. 37-51. 

Bu kisilere ornek verecegimiz bir kimse HanrT-zade Muhammed KemaleddTn Efendidir. (1850 /1882) 
Otuz iki ya5inda geng ya§ta dar-i bakaya yiiruyen bu biiyuk zat gerek tarikat, gerek rivayet, gerekse bizzat 
intisab yoluyla iki yiize yakin tarikattan icazet almi§tir. 



Internet Yazilan 361 



hicbirfarkyoktur." 484 

"Saci sakah birbirine kari§mi§, kapilardan kovulan nice ki§i vardir ki, Allah adma yemin 
edecek olsa, Allah onun yeminini gercekle§tirir." 485 



HarTrT-Zade'nin, Sulukun Mertebelerine Dair Bir Risalesi:Feyzu'l-MugnT min Sim HadTsi 'Men TalebenT 
485 el-Elbam, Sahlhu'l-Cami 1 , 3478 



NigiN gOCUK SAHIBI OLMAMIZ GEREKIYOR? 

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem "iimmetimin coklugu ile iftihar edecegim" buyurmasi 
hem kemiyet ve hem de keyfiyet acismdan cok onem arz etmektedir. Cennete girecek olan 
insanlann buyuk cogunlugunun Ummeti Muhammed'ten olacagindan bahsedilmesi de bunu 
teyit eder. Bizim burada ele alacagimiz mevzu isin kaderi yonudur. Yani cocuk sahibi olmak ile 
kazanilan en buyuk hususun, nzik ve omur meselesinde meydana gelen olumlu katkisidir. Eger 
bir insan omrunun uzun ve nzkinin bol olmasini istiyorsa, cocuk sahibi olmasi onun alacagi 
kaderi tedbirlerin en onemlisidir. Son zamanlarda, kazanc ile refah hayati dogru oranti ile 
karsilastirma posivitismin getirisi olarak insanlan dogrudan etkilemistir. Hakikatte ise durum 
farkhdir. 

Allah Teala buyurdu ki; 

"iginizdeki bekarlan, kolelerinizden ve cariyelerinizden iyi olanlan evlendirin. Eger yoksul 
iseler, Allah onlan liitfu ile zenginlestirir. Allah lutfu bol olandir, bilendir." (Nur, 32) 

Zamanimizda ise "aman aman once isini bulsun" diyerek genclerin onu kesilmektedir. Ancak 
hikmet baska seyi isaret etmektedir... 

Hz. Omer radiyallahu anh bir gun birisinin "Ya rabbi beni fitne ve belalardan uzak tut" diye 
dua ettigini gordu. Hz. Omer ise; 

"Sen Allah Teala'dan evlat ve cocuk istemiyor musun?" dedi. 

Fitne kelimesinin genis manasinin icerisinde "imtihan" olgusunu banndirken, Allah Teala 
Kur'an-i Kerim'de; 

"Her halde mallarimz ve evladlarimz bir fitnedir, biiyuk ecir ise Allah'in katmdadir." 
(Tegabun, 15) ayetinin bir manasi dunya nimetlerinin artis sebebi olarak cocuklar gosterilmistir. 
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemde; 

"Her ummet icin bir fitne vardir, benim iimmetimin fitnesi de maldir." (TirmizT, Zuhd 26, 
(2337) Dunya nimetinin artisi, hesabin cogalmasini da beraberinde artinrken, darhk icinde 
olanin nzik genisligine de sebep olmaktadir. Bu sebeple gecimi dar olanlann, muhakkak evlat 
sahibi olmalan halinde bu merhaleden gecebilecegini bilmelidirler. 

Allah Teala bir kimseye girtlak verdi mi, onun nzkini vermeye kendini kefil kilmistir. 

Mevzu ile alakah olarak uzun yasmak isteyen ve uzerine gelecek belalara kefil olmasi icin 
cocuk sahibi olmak insana Allah Teala'nin rahmetidir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 
Allah Teala'nin kullan uzerine belalan gonderecegi zaman ihtiyarlar ve cocuklar sebebiyle azabi 
kaldirdigini beyan etmistir. Cocuklar, kader imtihanlanndaki paydalan, matematiksel olarak 
buyuterek, ihtimal hesaplarmdaki yuzdeyi cogaltir. Yani bir aile nufusunun tic ile yedi arasinda 
degismesi durumunda cok fark olacaktir. Buyuklerimiz derler ki, evlat sayinizi artinn ki birini 
cemiyet, digerini belalar telef ederse, digeri sana kahr, ihtiyarhginda olum getirmeyen 
surunduren hastahklardan "Alzheimer, Parkinson" dan biri olma ihtimalinde bile olsan senin 
yaninda olurlar. 

Allah Teala'nin buyurdugu; 

"Allah insanlan islediklerine karsihk hemen yakalayiverseydi, yeryuzunde bir canh 
birakmamasi gerekirdi. Ama onlan belli bir sureye kadar erteler. Sureleri gelince geregini 
yapar. Dogrusu Allah kullarmi gormektedir." (Fatir, 45) bu ayetteki erteleme sebeplerinin 
icinde, rahmet sifatinin tecelli ettirme sebeplerini beraberinde artirmaktir. Rasulullah sallallahu 
aleyhi ve sellem bu konuda buyurdu ki; 

"Allah Teala'dan gafil olmayin. Husulu gender, ruku eden ihtiyarlar, otlayan hayvanlar, 



Internet Yazilan 363 



emzikteki (ocuklar olmasaych, uzerinize azap ustune azap yagardi. (Beyhaki, Taberani) 

Sonug olarak, korktuklarimizdan emin olmak, rahat ya§amak ve uzun omurlu olmak 

istiyorsaniz <pok gocuk sahibi olmamiz kaginilmaz bir gerekgedir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve 

sellem buyurdu ki; 

"insan oldugii zaman amel i§lemesi kesilir. Ancak u$ §ey bundan mustesnadir. Sadaka-i 

cariye, kendisinden yararlamlan ilim veya kendisine hayir dua eden salih focuk" (Darimi, 

Mukaddime, 46) 



Ahmet £INAR 

AHMET CINAR 1966 yihnda Kahramanmaras'in Goksun ilgesine bagh Kirec Koyunde 
dogdu.1983 yihnda Kahramanmaras Endustri Meslek Lisesi"nden ve 1987 yihnda istanbul 
Universitesi Siyasal Bilgiler Fakultesinden mezun oldu. Sirasiyla: ibradi, Dargecit, Sultandagi, 
Silvan Kaymakamhgi ve Siirt Vali Yardimcihgi gorevlerinde bulundu. istanbul Buyuksehir 
Belediyesi"nde sirasiyla Kontrol ve Kultur ve Turizm Daire Baskanhgi gorevlerinde bulundu. Su 
an Ekonomiden Sorumlu Basbakan Yardimcisi Nazim Ekren'in Ozel Kalem Mudurlugu gorevini 
yurutmektedir. 

DAGLARYUREGiMDiR 

HERSEYiYAZAMADIM 

SURHAY 

ismiyle yayinlanan 3 kitabi bulunmaktadir. 

HER^EYI YAZAMADIM 

Etkin/Kayihan Yayinlan, istanbul, 2007 

Bu kitapta neler anlatihyor? 

Yazanmizin muthis bir anlatim tarziyla, cocukluk yillanndan 1980 ihtilaline, universite 
hayatindan gumruk memurluguna, kaymakam adayhgindan ingiltere maceralanna, ilk 
kaymakamhgindan askerlik seruvenine, Dagistan seyahatinden Seyh Samilin koyune kadar 
ilginc bolumler mevcuttur. Bu bolume kadar kah gulecek, kah eglenecek, kah sinirleneceksiniz. 
Ancak; bundan sonraki bolumlerde, Turkiye gergeklerini bir kaymakamin kaleminden okurken 
gozyaslanniza hakim olamayacaksiniz. Dargegit-Mardin: Yil 1996 kaymakam Mardin'in Dargegit 
ilgesine atanir. 

Yol yok, su yok, elektrik yok. Hemen hemen her gece sehire ve hukumet konagina planh 
saldinlar olur, oldurulen vatandaslann yam sira sehit edilen guvenlik gugleri de vardir. Kisacasi; 
TEROR-SALDIRI-^ATISMA'dan baska bir sey yok. iste boyle bir durumda cesur bir kaymakam 
devreye girer, halk ile vatandasi uzlastinr ve o kabus dolu gunlerde gerek vatandasin gerek 
basinin ovgusunu ahr. Ancak, birak ovguyu nasil becerdin demek nezaketinde bulunmayan 
kisilerde olacaktir. Bundan sonra kisa bir donem AFYON-Sultandagi'na tayin olur. Kaymakam 
burada da sikintilar yasayacaktir. Cunku gorevde oldugu zaman Sultandagi'nda buyuk bir 
deprem olacak ve ayn bir seruven ba§layacaktir...Hele SiiRT vali yardimcisi olduktan sonra 
baska alemin iginde bulur kendini. Orasi bambaska bir alem ve bu alemde bambaska kisiler 
hukum surmektedir. Kaymakam burada da maceralar yasamaktadir... 
Gorev biter ve kaymakam DJYARBAKIR-SiLVAN'a atanir.. ."Dert bir degil elvan elvan" nagmeleri 
sanki Silvan icin yazilmis da "Dert bir degil Silvan Silvan" olmustur...Son bolumlerde ilginc 
tespitlerde bulunarak yorumlar yapar, boylece Turkiye gerceklerine parmak basarak kimler 
kimlerin gorevlerini ustlendiklerini, kimlerinde gorevden kactiklanni, kimler de gorevleri 
olmadigi halde kendine gorev cikardigini ibretle okuyacaksiniz. 

Kitabin en sonundaki yorumu okuyunca VAY BE bu kitap neymis boyle, VAY BE bu kaymakam 
kimmis diyecek, okudugunuz kitabin etkisinden kurtulamayacak, herkese anlatmak zorunda 
hissedeceksiniz. 

KiTAPTAN SiZiN igiN SECTiGiM BOLUMLER 

Kitap okunmasi gereken Harika bolumlerle dolu, ben kucuk bir kismini sizinle paylastim. 
Okumanizi isterim samimiyetle yazilmis. Bu kisiler bulundugu muddetce yurdumuzun ilelebet 



Internet Yazilan 365 



payidar olacagini bilmenizi isterim. Genellikle son bolumu size secmem kitabin ozeti durumunu 
arzettigindendir. 

firkin Cinayet 

Bir koyde gorev yapan Trakyah bir ebe, yalniz kalmakta oldugu saghk ocagi lojmaninda gece 
vakti banyosunu yaparken catidan iceriye giren iki tane irz dusmaninin tecavuzune ugramis ve 
sonra da oldurulmustu. Ebenin fakir anne ve babasi tarlada cahsmaktan camurlu lastik 
ayakkabilanyla kizlannin cenazesini almak icin gelmisler ilceye. Butun ilcenin o anne ve 
babaya acidigini, onlar icin agladigini anlatiyordu herkes. 

Bu koye ceza olsun diye ebe verilmiyordu. Ebenin katillerinin agik cezaevinde kaldiklan ve 
sarth olarak disanda gezdikleri soyleniyordu. Ebeye yedi kat yabanci insanlann bundan dolayi 
vicdanen rahatsiz olduklan goruluyordu. 

Bunun uzerine Hakim Bey bir olay anlatmisti: Tecavuze ugrayan gene bir kizin 
mahkemesinde magdur kiz aglayarak, 

"Hakim amca, onlari cezalandir ne olur!" diye yalvarmis. Kiza aciyan hakim, 

"Sen hie merak etme kizim, ben gerekeni yapacagim." diye cevaplamis onu. Hakim, 
mahkumiyetlerine karar vermis irz dusmanlannin. Aradan bir muddet gectikten sonra magdur 
olan kiz, tecavuzculerin sahverildiklerini ogrenmis. Kosarak hakime gitmis, 

"Hakim amca, hani soz vermistin bana, onlari hapse atacaktm." ^aresiz hakim derin bir ic 
cekerek, 

"Ben sozumu tuttum, hapsettim onlari; ama devlet af cikanp sahverdi." 

"Yaa! Demi; kizcagiz aglamakh; ama, hakim amca, onlar bana tecaviiz ettiler, devlete 
degil. Bana tecaviiz edenleri devlet ne hakla af eder." Sh, 33 

Cuma Gunleri Hasta Olmak Yasak 

ilcede amirler ve memurlar arasinda Antalya'nin ilcelerinden olanlar coktu. ilcede goreve 
basladiktan sonra cuma gunleri hasta sevki almaya gelenlerin sayisinda buyuk artis oldugunu 
fark ettim. Bunlar da cogunlukla o cevrenin ilcelerinden amir ve memurlardi. Olayi anlamak o 
kadar zor degildi; bu kisiler hastaneye sevk yaptirmak suretiyle cuma gunlerini de calarak hafta 
sonu tatillerini tic gune cikanyorlar, gittikleri Alanya, Manavgat hastanelerinde hie tedavi 
olmadan hastaneye giris cikis yaptinp evraklanni muhurletiyorlar ve yaptiklan tatilin yol 
masraflanni da bu sevklerden cikanyorlardi. Ustelik sevklerine refakatli, arach da 
yazdinyorlardi. isin garibi bunu ahskanhk haline getiren birkac daire muduru her firsatta dini, 
kitabi, vatani, milliyetciligi kimseye birakmayan tiplerdi. 

Hemen bir toplanti yaptim. Bu sevklerin sahte! oldugunu acik acik soyledim ve noktayi 
koydum: 

-§imdi sonuc olarak, bir daha hie kimse cuma gunu hasta olmayacak! 

-Gercekten hasta olanlar olursa...? diye sordu Doktor Hanim. 

-Geberseler hasta olmak yasak... dedim. Sonra da, "Doktor Hanim gercekten ihtiyaci olan 
olursa sevk edebilirsiniz. Ama o kisinin kim oldugunu bana soyleyeceksiniz ve ben de onu 
mutlaka gorecegim." 

Bir daha hie kimse cuma gunleri hasta olmadi. Sh; 80 

Seyh Halil 

Seyh Halil, Sumer kasabasinda yasayan 75 yasinda bir islam alimiydi. Turkiye'mizde dini 
istismar eden cok sayida hoca, seyh kihkhlar bulundugu icin bu sahis hakkinda gorup tanisma- 



366 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



dan bir karar vermeyecektim. Bolgede etkili, saygi duyulan bir insan olan Seyh Halil'i ziyarete 
gittim bir gun. Daha ilk goruste ak sakalh, mavi gozlu bu insanin gercek bir alim oldugu anla§ih- 
yordu. Tavirlan ancak bilge bir insanin sergileyebilecegi turden- 

"Hos geldiniz, goreviniz hayirh olsun; ama, beni 50k mahcup ettiniz. Halbuki bizim size 
gelmemiz, 'Hos geldiniz' dememiz gerekirdi." dedi. Halbuki cok yashydi, rahatsizdi, gelemezdi. 
Bazi sorular sordum: 

-Bolgeye PKK belasi neden musallat oldu sizce? 

-Bundan hem siz, hem de biz sorumluyuz. Toplumdaki her turlu gelismelerden amirler ve 
alimler sorumludur. Demek ki ne siz amirler gorevinizi duzgun yaptiniz, ne de biz alimler... 

-Tarikatlarda yaygin bir ibadet sekli olan zikirlerde, cok hareketli, tabiri caizse cilginca 
tepinme ve bagirmalar var. Sizce Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem hie bu tarzda zikir yapti 
mi? 

-Hayir, yapmadi. 

-Peki Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu tarzda zikir cekmedigine gore, tarikatlann bu 
tarz zikir cekmeleri dogru mudur? 

-Hayir, dogru degildir. Bu tarz bir zikir, seriata aykindir. 

"Yoremizde gelenek halinde islenen gunahlar var. Bunlardan en onemlisi sakat yapilan 
evliliklerdir. Bashk, berdel, kizm rizasmi almamak hepsi haramdir. Aynca kizla erkegin 
birbirine her acidan denk olmasi lazim, halbuki yoremizde gencecik kizlar yash erkeklerle 
evlendiriliyorlar. Bu yuzden ben yillardir hie kimsenin nikahmi kiymiyorum... 

Kizlara mirastan pay verilmiyor; bu da buyuk gunahtir. Mucadelemiz yetersiz kaldi saninm. 
Bu yanhs gelenekleri yikamadik bir turlu... 

Cenab-i Allah Hz. Musa'ya sordu: -Benim icin ne yaptin? 

-Ya Rabbi! Senin icin namaz kildim, oruc tuttum, ibadet ettim... 

-Ya Musa! Sen onlann hepsini kendin icin yaptin; cehennemden korunmak, cennete gitmek 
icin yaptin. 

-Ya Rabbi! Senin icin ne yapmahyim? 

-Ya Musa! Benim icin bir sey yapmak istiyorsan iyi insanlan sev, kotu insanlan sevme. 

Cenab-i Allah kendisi icin bir sey yapmak icin, "insani sev" diyor kullanna... sh, 229-230 

Tabela Var Banka Yok 

ilee nufusu yirmi bin civannda olmasina ve yeterli parasal islem potansiyelinin bulunmasina 
ragmen ileede bir tek banka subesi yoktu. Esnaf, memur, halk yani herkes perisandi. En ufak bir 
islem icin Midyat'a gitmek zorundaydi herkes. Kime, nereye basvursak da bir sonuc alamadik. 
Son care olarak on bin imza topladik, ama, o da ancak bir tabelanin asilmasina yaradi. Tabela 
asildi ancak banka subesi acilmadi. 

Veda 

Aynhklar zordur... Dargecit'ten aynlma vakti gelmisti. Karsilastigim herkes, "Gitme 
Kaymakam Bey! Butun ilee imza toplayahm..." diyorlardi. Bu tur sozler bazen yagcihk olsun diye 
de soylenir, ama, Dargecit'te bunu herkes soyluyordu. Bu halkla, ciddi dostlugum vardi. Onlar 
beni seviyorlardi, ben de onlan seviyordum dogrusu. Bazi akh basinda insanlar da, "Gitme Kay- 
makam Bey! Azicik huzur bulmustuk... Azicik nefes alabiliyorduk... Simdi gidersen duzen eskiye 
donerse ne yapanz biz?" diyorlardi. Gecmisin cehennem hayatina donmekten korkuyorlardi. 

Son gunumdu Dargegit'te. Allah'im neler de yasamistim oyle? Nasil bir bogusmaydi o, nasil 



Internet Yazilan 367 



bir yogunluk, ne muthis bir tempo? Tarn iki yil. Gece yok, gunduz yok; firtinalara, kasirgalara, 
sabotajlara ragmen ipince bir ip uzerinde cambazhkti benimkisi. Simdi aynhyordum 
Dargegit'ten. Her seyinden sorumlu oldugum bu sehirden aynhyordum. Sehrin sokaklanndan, 
evimden, kedimden; dusmana pusu olmus, onlan korumus bag duvarlanndan, engebeli 
araziden, kursunlardan, roketlerden aynhyordum. Bir golu andiran hukumet konaginin etrafina 
ektirdigim agaglardan, yol boyu yaprak agmis kuguk akasyalardan; en zoru da dostlanmdan 
aynhyordum. Yani bana ait bir dunyayi, her seyiyle oldugu yerde, bir daha belki de hig 
gormemecesine birakip aynhyordum. Bir seyler kopuyordu yuregimden, aci veriyordu bu bana. 
Duygusalhgim isimi zorlastinyordu. Kendimi tutmaya, siki durmaya gahsiyordum.] sh, 231 



Devlet Geri Gider mi? 

Vali Bey'in korumalan anlattilar. "Vali Bey, benzinlikten gikarken ihtiyaca binaen makam 
aracini birazcik geri geken soforune, 

'Ne yapiyorsun Ian! Devlet geri gider mi, serseri? 1 diye firga atti..." sh, 256 



Bunlarda mi Sehit? 

Cumhuriyet torenlerini izliyorduk. Sirayla okullar gegiyorlardi. ... "Sehit ismail Celik 
ilkogretim Okulu", "Sehit Polis Hayrettin Sisman ilkogretim Okulu" Ancak, bir sey hemen 
dikkatimi gekti. Pes pese giden iki okula ismi verilen kisilerin soy isimleri ayniydi. "Bunlarda mi 
Sehit?" diye kizarak sordum yam arkadasa. Kahkahayla gulerek, "Hayir, eski valimiz ve esinin 
isimleri onlar." diye cevapladi arkadas. "Kaynana ve baldiz eksik kalmis" dedim... 

Milli egitim muduru Kerevan Bey, "Vali, zorla verdirdi bu isimleri. 'Siz ilde gorev yaparken 
isminizin verilmesi dogru olmaz Sayin Valiml' desem de zorla verdirdi. O yetmedi ayni seyi esi 
igin de istedi. Yine itiraz ettim, yine emretti. O da yetmedi, benim de oldugum bir ortamda 
kendisine yonelecek elestirileri defetmek igin vali yardimcilannin yaninda, 'Ben size ismimi ver- 
meyin demedim mi?' diye numaradan firga da atti bana. Ben de ona, 'Durust ol Sayin Valiml' 
diye bagirdim." diye uzulerek olayi anlatti Kerevan Bey. 

Atilla Kog 

Siirt'te adi saygiyla anilan, "Allah razi olsun, hizmet etti." denilen tek vali ismi Atilla Kog idi. 
Eskileri bilemem, ama, son donem valiler icin tek bir guzel soz duymadim halktan. Atilla Kog'un 
halk tarafindan sevilen bir baska ozelligi de dobra dobr olusu ve yerinde kufurler (!) edisiydi. 

Atilla Kog, bayindirhk mudurlugundeki berbere gider. Berber kekemedir, bu yuzden derin bir 
sessizlik hakimdir berber salonunda. Tras biter. Berber zorla, "Cok yakisikh oldunuz Sayin 
Valiml" der. Yagcihktan ve laubalilikten hig hoslanmayan Vali Bey, belki kendisini yakisikh da 
bulmadigi igin kizarak, "Yalancinin anasinil..." diye dumduz kufur eder. Bir anda panikleyen 
berber, "He... Hem... Hem de bin kere!" diye cevaplarVali Bey'i. 



ONDORDUNCU BOLUM 
sh,229-324 



368 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



TURKiYEM! CANIM BENIM 

Vah Turkiye 

Dogal olarak, Turkiye'nin kotu halinden dolayi hep politikacilar suglandi; ama burokratlann 
onemli bir kismi -uniformah ve uniformasiz- gok daha pis giktilar ortaya. Vatandaslar da -bir 
kismi- onlardan daha iyi degiller. Memleketi yagmalayanlara kufur ederlerken; ashnda 
durustluklerinden degil, ama, kiskanghklanndan kufur ediyorlar. Ayni firsat kendilerine 
saglansa, beterini yapacaklar. Her seye ragmen, yanhslan duzeltmek en basta politikacilann 
isidir. HALKIN BUYUK KESJMJ ORTADADIR, HANGi EGiUM GUCLUYSE, ONUN SAFINA GE£ER. 

Yiyin Agalar 

Yiyin agalar, herkesin hakkini yiyin; yetiminkini, mazlumun-kini, korunkini, topahnkini, hatta 
helal olsun BENJMKiNi de yiyin! 

Turkiye yagmalaniyor; ahmakga, ahlaksizca, algakga yagmalaniyor: 

-Kokii dunyanm merkezine kadar derin inmis dev bir ulu (inarm, ag agag kurtlannca kidim 
kidim bitiriiisine benziyor Turkiye'nin hali. 

- Yiizlerce sirtlanin saldirdigi garesiz, yarah bir aslana benziyor Turkiye. 

-Irz dusmanlarmin alayh, kahkahah tacizlerine ugramis, orasi burasi parmaklanan; rencide 
olmus gururuyla kendisine uzanan pis mucadeleden; faresiz, dunya guzeli, iffetli bir kadina 



benziyor Turkiye. . Yagmanin binlerce gesidinden sadece bazilanni, daha gok ilgelerde sahit 
olduklanmi yazacagim: 

Yillardir bir kez bile aramayan bir kaymakam arkadas anyordu. "Aloo! Ahmetgigim nasilsin?" 
Adamin samimiyetinden rahatsiz oldum o an. "Hayirdir insallah!" demekten alamadim kendimi. 
"Ahmetgigim, sen Goksunlusun. Mutlaka Mehmet Saglamla (Milli Egitim Bakani) muhabbetin 
vardir. Beni Goksun kaymakamhgina aldir. Bakana, benim kendi partisine gahsacagimi da 
soyleyebilirsin. §u an yanimda DYP ilge baskanimiz da var, o da yardimci olacak bana..." Adam 
daha meslegin basinda taklalara baslamisti... 

Yine hig aramayan bir ses, "Ahmetgigim, seni ziyaret edecegim, ilgene girmek uzereyim; 
ama sen benzini hangi petrolden ahyorsun? Yol uzerindeyse arabaya benzin alacagim, geri 
donmeyelim tekrar." "Resmi arag mi?" diye sormaya utandim; gunku, bazen resmi gorevle 
seyahat eden kaymakamlar olabiliyor; ancak geldiginde baktim ki arag sivildi, kendi cebimden 
odedim benzini.. 

Adam vali olamamaktan sikayetgiydi. "Bu iilkede bir sey olabilmek igin ya Qerkez, ya Gurcu, 
ya da bir sey olmak lazim kardesim!" diye hayiflaniyordu. 

"Bizim grupta sadece iki tane Qerkez variz.; ben Dargegit'e, arkasmdan da Siirt vali 
yardimcihgina atandim; diger arkadas da Kars vali yardimcihgina atandi. Neden boyle yanhs 
§eyler dusunuyorsun?" dedim. Bu insanin vali olma sansi yuksek... 

Atamalar 

(Bazi) iktidar partisi milletvekilleri ve il-ilge parti teskilatlan, mustahdem atamalarma kadar 
burunlanni sokuyor; higbir liyakat, adalet sarti gozetmeksizin adami olanlan, bazilan da en az " 
X. 000 dolar" parayi bastiranlan ahyorlar ise, ya da terfi ettiriyorlar. Bu da devlet kadrolanna 
yeteneksiz, bilgisiz, daha ise girerken rusvet verdikleri igin durust olmayan insanlann yerles- 



Internet Yazilan 369 



mesine neden oluyor. Layik olmadigi halde amir olan insanlar, kendilerinden <pok daha bilgili ve 
yetenekli astlanni kiskanip ezmeye gahsiyor ya da bu kisiler amirleriyle ters dusuyorlar. Dola- 
yisiyla yetenekli ve bilgili insanlar pasif duruma dusuruluyorlar. Milli egitim, saghk vs. 
teskilatlarda il mudurleri bir gunde memur (doktor-ogretmen), bir ogretmen-doktor da bir 
gunde il muduru olabiliyorlar. Bu da koltugunu bir anda kaybetmek istemeyen (bazi) il 
mudurlerini siyasilere usak yapiyor. 

Adaletsiz yapilan tayinler, gorevlilerin kusmesine neden oluyor ve hig kimse gonulden 
gahsmak istemiyor. Adami olan en kuguk memur bile amirlerini iplemiyor, gahsma disiplinini 
bozuyor, verimi dusuruyor. Butun bunlar bozulan duzen, halkta uyandirdigi adaletsizlik hissi, 
insanlann kusmesi ve tembellesmesi; yetenekli, bilgili, tecrubeli insanlann atil kalmasi gibi ure- 
tim-verim agisindan olusan en buyuk yagmalardan birisidir. 

Atamalarda en durust davranmaya gahsan iktidarlar da yanhs atama yapiyorlar. £ok durust, 
namazh niyazh diye atadiklan adamlann birgogu isinin ehli degil. Birakin kocaman kurumlan 
idare etmeyi adamcagizlann dunyadan haberleri yok. iyilik durustluk iyi bir kriterdir ama, iyiler 
ve durustlerin arasindan ehil olani segmiyoruz gogu zaman. Hem Kur'an-i Kerim'de "i§i ehline 
veriniz" demiyor mu. Bu ehil kisiler karsi dusuncelerden olsalar bile. 

Bir de devlet idarelerinde yetkili kisiler igin, "^ok durusttur, gok iyi adamdir..." laflan gok 
dolasir. Adam durust ama yonetimi altindaki isler kotu gidiyor ve donen dolaplardan haberi yok 
veya engelleme kabiliyeti yok. Ne anladim ki boyle durustlukten. Durustlugun olgusu sorumlu 
ve yetkili oldugu alandaki butun islerin dogru yapilmasi ve yanhslara engel olmak olmahdir. 

Belediyeler 

Turkiye'de 2000 nufusu bulmayan belki binlerce belediye var. En kiigiik belediyenin 
baskani, bir hakim ya da kaymakamdan fazla maas ahr; ancak hizmet vermeleri de miimkiin 
degil. En kuguk kasabanin belediye baskani bile resmi aragla, yilda en az birgok kez Ankara'ya 
gitmektedir. Bahaneleri de is takibidir. Gitmeyenler de, halk tarafindan "Neden yatiyorsun, 
Ankara'da is takip etmiyorsun?" diye zorla gonderiliyorlar. ^ok yazik; sirf siyasi menfaat kastiyla 
ve nufuslan da sug islemek suretiyle abartilarak, kanuni sartlara uymadan kurulan belediyeler 
bunlar. Sosyal ve kulturel agidan da higbir faydasi olmayan bilakis rant kavgasma, belde 
sakinleri arasinda husumetlere neden olan kurumlar. Ayni masraflar koy statusunde kalmak 
kaydiyla yapilsaydi, yuz kat daha iyi ve fazla hizmet gorecekti bu bolgeler. Devletin kesin bir 
kararla bu konuyu halletmesi, yolsuzluklarla mucadelede ve kaynak yaratmada oncelikli 
konulardan olmasi gereklidir. 

Tesvikler 

Turkiye'nin tesvik enkazlanyla dolu oldugu bilinen birgergek. 

Tesviki verenlerin, alanlann ve kontrol edenlerin suiistimali, ulkemizi gok buyuk zarara 
ugratmakta, herkesin hakkinin birkag kisiye peskes gekilmesi sonucunu dogurmaktadir. 
Diyarbakir-Silvan yolunda, sadece yol iizerinde gorijlen alanda bu enkazlardan dokuz tane 
var. 

ihaleler 

Devleti, bankalan vs. dolandiran buyuk ihalelerden hig bahsetmeyecegim. insaat 
sektorunde, muteahhitlere fahis karlar birakan ihaleleri nedense hep ildeki iktidar partisinin 
milletvekili ve il teskilatina yakin olan muteahhitler kazanirlar. Tuvalet ihalesine kadar burnunu 



370 ihramcizade Haci ismail Hakki Altuntaj 



sokan bazi malum siyasiler, her muteahhitten % pay ahrlar. Gida ahmlannda, mefrusat 
ahmlannda, parca ahmlannda akla gelebilecek her turlu ihalelerde durum aynidir. Ahnan 
malzemelerin yapilan i§lerin hig birisi de standart-lara-sartnamelere uygun olmaz. 

Bir muteahhit, Dargecit'in Kilavuz kasabasindaki catisiz bir okul icin cati onanmiyla ilgili bir 
hakedis duzenleyerek imzaya geldi. imzalamadim. Vali, yardimcisina telefon ettirerek, hakedisi 
imzalamami istiyordu. f^atisiz okula cati onanmiyla ilgili dosya tanzim eden gorevlilerle ilgili sue 
duyurusunda bulundum; aynca bundan sonraki ihaleleri yapma yetkisinin kaymakamhklara 
verilmesini sagladim. 

Fazla istihdam 

Ornegin koy hizmetleri teskilatinda, butun illerde ihtiyac duyulandan on kat daha fazla isci 
cahstinhr. Bircok isci kendi ozel isleriyle mesgul olur ve her ay maasini ahr. Maastan daha cok 
sigorta, tedavi giderleri olur. isin garibi en 50k "Allah-Hak" diyen bir partinin genel baskam 
secim propagandasinda bu torpille mevsimlik isci statusu verilip cahsmadan haram para alan 
bu isci kesimini magdur edilen mazlumlar sinifinda tanimlayip onlara kadro verme sozleri 
vermi§ti. 

Nev§ehir'de: ihtiyag - 70, mevcut - 650 (1992) 

Antalya'da: ihtiyag - 200, mevcut - 900 (1995) 

Siirt'te: ihtiyac - 80, mevcut - 790 (1999) 

Bu iller gorev yaptigim iller oldugu icin bizzat il mudurlerinden calami? oldugum 
donemlerde aldigim rakamlardir. Bazi belediyeler secimi kazananlann yedi sulalesine ekmek 
kapisi olur. Belediye butceleri ancak personelin maa§ ve tedavi giderlerine yeter. Hicbir hizmet 
yapilmaz. Araclar §ahislarm hizmetinde cahjirlar. Bir kisim belediye bajkanlan ve personel, 
paralan buyuk §ehirlerin otellerinde yerler ve harcadiklan paralan akaryakit, isinma gideri, arac 
parcasi vs. faturalarla kapatirlar. Bazi iktidar partisi milletvekilleri belediyelere para cikanr, bu 
paradan da yuzdesini ahrlar. 

Saghk 

Bazi hastanelerde belli doktorlar, para karsihginda rapor verirler. Raporlann gun sayisina 
gore rayici vardir. Ozellikle hastaneye yatacak, ameliyat olacak hastalar, once doktorlann mua- 
yenehanesine ugramak zorundadirlar. Her ameliyattan, "Bicak parasi(!)" ahr doktorlar. Halbuki 
doktorlar daha ise baslarken, ayni hizmetleri maas karsihginda yapmak sartini kabul ederler. 
Maaslann az oldugu konusu herkes icin gecerlidir. Dolayisiyla bicak parasiyla rusvet, es 
anlamhdir. 

Hasta sevkleri arach, refakatli, u